NEYİNE GÜVENİR Kİ İNSAN!..

Hızır YILDIRIM

31-07-2026 17:35


Bir avuç topraktan ve bir damla sudan yaratılan insan, buna rağmen haddini aşar; büyüklenir, zulmeder, tuğyan eder. Oysa varacağı yer, sonunda bir metre topraktır.

Kendi bedeninin işleyişine bile hükmedemeyen insan, küçücük bir hastalığa yenik düşer. Uzuvlarından biri eksildiğinde çaresiz kalır. Yediklerinin ve içtiklerinin bedeninde nasıl işlendiğini bilemez. İç dünyasında muhteşem bir fabrika durmaksızın çalışır; faydalıyı alır, zararlıyı dışarı atar. Kalp, durmadan damarlara hayat taşıyan kanı pompalar. Can bedende olduğu sürece bu kusursuz düzen devam eder.

İnsan, yaratılışını düşünmez. Düşünmediği için de çoğu zaman fıtratına aykırı yaşar. Sonra da, “Bu beden benim değil mi? İstediğimi yaparım.” der. Oysa beden ona ait değildir; dünya hayatındaki imtihanı için kendisine emanet edilmiştir.

İnsan anı yaşar, geçmişin hayalleriyle oyalanır, uzun ömür planları kurar ve hiç ölmeyecekmiş gibi davranır. Bir anlık haram bir lezzet uğruna günaha dalar, bazen haksız yere cana kıyar. Tevbe etmezse, birkaç dakikalık bir gaflet ebedî felaketine dönüşebilir.

Bencilleşir, cimrileşir. Mal ve mülk biriktirir; fakat çoğundan faydalanmaya bile ömrü yetmez. Yazlık evleri çoğu zaman boş kalır. Bankadaki serveti kullanamadan bu dünyadan ayrılır. Asıl sermayesi olan ömrünü tüketirken bunun farkına bile varmaz.

Neyine güvenir ki insan?

Bir mikroba yenilir. Hastalığa mağlup olur. Malına güvenir, makamına güvenir, çevresine güvenir, gücüne güvenir, soyuna sopuna güvenir. Oysa ölüm geldiğinde bunların hepsi elinden alınacaktır. Geriye sadece amelleri kalacaktır. Eğer salih ameller işlemiş ve Rabbine şirk koşmamışsa kurtuluşa erecektir. İnfak etmediği nimetlerin ise ağır hesabını verecektir.

Dünyayı kendi mülkü sanır. Güç eline geçtiğinde zulmeder; hak ve hukuku çiğner, gasp eder, yeryüzünde fesat çıkarır, nesilleri bozar.

Bu dünyadan nice Firavunlar, Nemrutlar, krallar ve zorba hükümdarlar geçti. Onların alkışçıları, yardakçıları ve köleleşmiş takipçileri de geçti. Bugün çoğunun mezarda kemikleri bile kalmadı. Şimdi ise çetin hesap gününü bekliyorlar. O gün birbirlerine lanet okuyacak, birbirlerine düşman olacaklar. Güvendikleri dağlara kar yağdı. Son durakları ise, cehennem ateşi olacaktır.

Allah’a güvenenler ise bambaşka bir akıbete kavuşacaktır. Hayatını istikamet üzere yaşayanlar, salih amel biriktirenler, bedenini emanet bilenler, malını infak edenler, kulluk şuuruyla yaşayanlar, şefkatli, merhametli, adaletli, sabırlı ve şükreden samimi müminler… Onlar Rablerine güvendikleri için sonsuz nimetlerle dolu bir hayat onları beklemektedir.

İnsanları küçümseyen, hor gören, zulümde sınır tanımayan insan; bağırsaklarında taşıdığı pislikten bile aciz olduğunu unutmaktadır. Makamla başı dönen, nimetlerle şımaran, kendini büyük gören zavallı insan! Eğer tevbe etmez ve zulmünde ısrar ederse, azabı hak etmiş olur.

Bütün organlarımız Allah’ın dilediği ölçüde çalışmaktadır. İnsan, kendisine imtihan için verilen iradeyi yanlış kullanarak azgınlaşmaktadır. Oysa “benim” dediği bütün uzuvları kıyamet günü kendi aleyhine şahitlik edecektir. Bundan ise çoğu insan gafildir.

İnsanın lehine ve aleyhine şahitlik edecek ne çok şey vardır! Melekler şahit, şeytan şahit, yeryüzü şahit, insanlar şahit, insanın kendi organları şahit olacaktır. Hatta bilmediğimiz nice varlık da Allah’ın izniyle şahitlik edecektir. Bunu hakkıyla düşünebilen bir insan, günaha yaklaşmaya cesaret edemez.

Teknolojik çağın bireyselleştirdiği insan, her şeye sahip olduğunu zanneder. Konfor hastalığına yakalanmıştır. Yapay zekâ ile yapaylaşan bir hayatın içinde yaşamaktadır. Üretmeden tüketmekte, her şeyi hazır bulmaktadır. Sanal dünyaları cennet zannetmekte, robotların hizmetiyle övünmekte, akıllı teknolojilere bağımlı hâle gelmektedir.

Peki, bütün bunlara rağmen insan neyine güvenir ki?

Biz ise, bizi yoktan var eden, öldükten sonra yeniden diriltecek olan Allah’a güveniyoruz.

“Ey âlemlerin Rabbi olan Allah’ım! Sana güveniyoruz. Bizleri Müslüman olarak yaşat, Müslüman olarak canımızı al ve bizleri salih kullarının arasına dâhil eyle. Âmin.”

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN