

DİRENİŞ VE TESLİMİYET TEOLOJİSİ ARASINDA EHL-İ SÜNNET
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
11-06-2026 09:57
“Ehl-i Sünnet” denilince ilk sorulması gereken sorulardan biri “Hangi Ehl-i Sünnet?” sorusu olmalıdır. Tıpkı “Şia” denilince “Hangi Şia?”, “Selefilik” denilince “Hangi Selefilik?” sorusunun sorulması gerektiği gibi.
Evet, hangi “Ehl-i Sünnet”? Örneğin, Emevi ve Abbasi sulta ve sultanlarına direnen imamların “Ehl-i Sünnet”i mi, ilerleyen süreçte Abbasilere ve benzeri sultanlıklara “teolojik” meşruiyet sağlayan “Ehl-i Sünnet” mi?
Hakeza, İslam’ın adalet ve merhametini yeryüzünde hâkim kılma dâvâsının bir dönemdeki temsiliyeti açısından “Ali Şiası” mı, yoksa saltanatların “teolojik” dayanağı haline gelmiş “Safevi Şiası” mı?
Yine bugün “Selefilik” deyince ilk akla gelen soru “Hangi Selefilik? İlmi Selefilik mi, Cihadi Selefilik mi, Suud Selefiliği mi?” sorusu olmuyor mu?
Nitekim tarihsel süreçte de, bugün de ne tek bir Ehl-i Sünnet’ten, ne tek bir Şia’dan ne de tek bir Selefiyye’den söz etmek mümkün değildir.
Biz bu makalede, tarihsel süreçte “dört hak mezhep” tanım ve algısı üzere oluşturulmuş ve bu yaklaşım üzere belli refleks ve yönelimlerde ortaklaşmış klasik Ehl-i Sünnet anlayışını, zulüm düzenleri ve zalim yöneticiler konusundaki tutumu açısından ele almaya çalışacağız.
Risaletten bugüne siyasi otoritelerin mahiyetini şu dört kategoride toplamak mümkündür:
- Allah’ın dinine tâbi devlet. Ki Rasulullah (a.s.)’ın devleti ve bu devletin devamı olan dört halife (r.a.) dönemi işleyiş bu mahiyete sahiptir.
- Devlete tâbi din. Ki Emevi-Abbasi dönemlerinin temel mahiyeti budur.
- Dine tâbi devlet anlayışıyla, devlete tâbi din anlayışının meczedildiği işleyiş. Ki Selçuklu, Osmanlı gibi yönetimlerde bu nitelik gözlenmektedir.
- Modern dönemde, tıpkı Emevi-Abbasi dönemlerinde olduğu gibi “devlete tâbi din” yaklaşımıyla Allah’ın dini üzerinde vesayet kuran anlayış. Ki bir asırdır Türkiye’de ve Osmanlı bakiyesi coğrafyada câri olan işleyiş bu yöndedir.
İşte bu noktada makalenin başında sorduğumuz soru daha da anlamlı hale gelmektedir. Zira Müslümanların tarihinde temel bir kırılma noktası olan, “dine tâbi devletten, devlete tâbi din anlayışına geçiş” kavşağı olan Emevi-Abbasi sultalarına karşı “Ehl-i Sünnet” adına hem direniş çizgisine hem de teslimiyet çizgisine tanıklık etmekteyiz.
Bu anlamda Ehl-i Sünnet adına Kur’an ve ona dayalı Nebevi örneklikten (Sünnetten) neşet eden bir “direniş teolojisi” ortaya konulduğu gibi, “maslahat”a ve “reel politik”e vurgu yapan “teslimiyet teolojisi”nin de üretildiğini ve giderek baskın anlayış haline geldiğini müşahede edebiliyoruz.
Dolayısıyla evet, bu noktada mezkur soru çok anlamlı hale geliyor: Hangi Ehl-i Sünnet?
Zalim ve fâsık otoriteleri meşru görmeyen, onları meşrulaştıracak bir pozisyonda olmayı kabullenmeyen ve bu uğurda can feda edecek kadar sebatkâr davranan, böylece Nebevî fıkıh ve siyasetin temsilcisi olarak yaşayıp zalim ve fâsık Emevi ve Abbasi otoritelerinin zindanlarıyla sınanan ve nihayetinde de zindanda son nefesini veren İmam Ebu Hanife ve benzeri muvahhid imamların çizgisi mi, yoksa Abbasilerle başlayan süreçte fiilen “resmi mezhep” statüsüne yükseltilip “ehlileştirilen” ve saltanat rejimlerinin “teolojik payandası” haline getirilen “Ehl-i Sünnet” mi?
Yukarıdaki soru, “Hangi İsevîlik? İsa (a.s.)’ın tebliğ ettiği, zalim Roma İmparatorluğu’nun takibatına uğrayan tevhid ve adalet dini mi, İsa (a.s.)’ın ardından Pavlus’un pragmatist din kurgusuyla kısa sürede kitleselleşen, fakat Rabbani ilkelerini yitirerek nihayetinde Roma İmparatorluğu’nun resmî dini ve Roma zulmünün payandası haline gelen İsevîlik mi?” sorusu kadar mühim bir sorudur.
Belirleyici Tutum: Otoriteler Karşısındaki Duruş
Evet, fert ve toplulukların Allah’ın dini konusundaki sadakat veya savrulma hali, egemen otoritelere yönelik tutumları ile belirginleşir.
Bir coğrafyada şayet İslam’ın ölçü ve ilkelerine tâbi olmayı esas alan bir otorite varsa, Müslüman fert ve topluluğa düşen sorumluluk, o otoriteye -arizî olarak içine düşebileceği yanlışları dışında- itaat etmektir.
Buna karşılık egemen otorite Allah’a itaati esas almıyorsa, Hududullah’a ittiba yaklaşımı (takva) üzere hareket etmiyorsa, orada Müslüman fert ve topluluğa düşen sorumluluk ise, itaatsizlik tutumudur.
Nitekim vahyin inzal sürecinde Rabbimizin gündeme getirdiği ilk mükellefiyetlerden biri, Allah’a itaat etmeyenlere itaat etmeme tutumudur.[1]
Nebilerin (a.s.) ve hassaten onların sonuncusu Rasulullah (a.s.)’ın mücadelesinin temelinde de zaten, egemen bâtıl otoriteye itaatsizlik bulunmuştur. Daha ilk inzal olan ayet bölümlerinde dahi “nâdiye”den (Darun Nedve’den) söz edilmesi[2] ve onu teşkil eden mükezziplere itaat edilmemesi vurgusu yapılması, İslami duruş ve tutumun mahiyetini anlamak için önemli karinelerdir.
İşte tarihte yaşamış sâlihler, muvahhid öncüler, Rabbani âlimler, her konuda olduğu gibi bu konuda da Rabbimizin bizim için en güzel örnek kıldığı[3] Nebilerin (a.s) izini sürerek, Allah’a itaat üzere işlemeyen siyasi işleyişlere itaat etmeyi reddetmiş, onlara meşruiyet atfetmekten titizlikle imtina etmişlerdir.
“Ehl-i Sünnet”in ana omurgasını oluşturan dört mezhebin kendilerine nisbet edildiği imamlar ve hassaten İmam Ebu Hanife, Emevi ve Abbasi sultalarıyla bu konuda yüzleşme içine girmiş ve tercihlerini Nebevi siyaset çizgisinden yana yapmışlardır. Bu çizginin temeli, “Allah’a itaat etmeyen otoriteye itaat edilmeyeceği” yönündedir.
Hassaten İmam Ebu Hanife (H. 80-150) vurgusunu yapmamızın sebebi, onun bu alandaki tutumunun daha belirgin olması ve onun neticede bu uğurda can vermiş olmasıdır. Emeviler döneminde de Abbasiler döneminde de yaşamış olan Ebu Hanife, Emevilerin Ali (r.a.) ve evlad-ı Rasulullah’a yönelik sövgü ve zulüm politikasına tavır almış, dahası Hüseyin (r.a.)’ın torunu Zeyd b. Ali’nin hicri 739’da Emevi sultanı Hişam b. Abdülmelik’e karşı kıyamını desteklemiştir.
Daha sonrasında da, Emevilerin II. Mervân döneminde Irak genel valiliğine atanan Ebu Halid Yezid b. Ömer b. Hubeyre’nin kendisine tevdi ettiği Kufe kadılığı makamı teklifini, amacın kendisi üzerinden mevcut işleyişe meşruiyet sağlamak olduğunu bildiği için reddetmiştir:
“Son halife II. Mervân, gönüllerini almak ve yönetime karşı muhalefetlerini yumuşatmak için Irak Valisi İbn Hübeyre aracılığıyla birçok âlime memuriyetler teklif etmiştir. Bu arada Ebû Hanîfe’ye de Kûfe kadılığı veya beytülmâl eminliği teklif edilmiş, her türlü baskıya rağmen kabul etmeyince de hapsedilmiş ve dövülmüştür.
130 (747-48) yılında cereyan eden bu olayda Ebû Hanîfe’nin durumunun ağırlaştığı, sağlığının kötüye gittiği görülünce valiye haber verilmiş, vali de arkadaşlarıyla istişare etmesi için Ebû Hanîfe’ye zaman tanıyarak onu hapisten çıkarmıştır. Bunun üzerine Ebû Hanîfe Mekke’ye gitmiş ve hilâfet Abbâsîler’e intikal edinceye kadar orada kalmıştır.”[4]
İmam Ebu Hanife’nin bu konudaki şu sözü meşhurdur: “Vali bana Vâsıt Mescidi’nin kapılarını saymayı teklif etse onu da yapmam.”[5]
Emevilerin yıkılıp Abbasiler devletinin kurulmasından sonra Mekke’den Kufe’ye dönen İmam Ebu Hanife, bir süre Abbasilere olumlu yaklaşmış, fakat onların da Nebevi siyaset yerine sulta siyasetini tercih ettiğini gördüğünde onlara da tavır almaktan imtina etmemiştir.
Abbasi halifelerinden Mansur döneminde muhalefetini daha da keskinleştiren Ebu Hanife, onun kendisini “sistem içine çekmek” amacıyla yaptığı Bağdat kadılığı teklifini reddetmiş, bunun üzerine hapsedilerek işkenceye tâbi tutulmuştur. Hapiste işkence altında vefat ettiği de, hapisten çıktıktan sonra vefat ettiği de rivayet edilmektedir.[6]
İmam Ebu Hanife Çizgisi ve Kırılma Süreci
Evet, İmam Ebu Hanife’nin Emevi ve Abbasi sultalarına bakışı ve onlar karşısındaki duruşu bu minvalde idi. Zira bu iki otoritenin de zalim ve fâsık niteliklerini görüyor ve zulüm ve fıskla Hududullah’ın dışına taşan, Allah’a itaat dairesinden çıkan bu otoritelere itaat etmenin iman akdini zaafa uğratacağını biliyordu.
Ne var ki talebesi Ebu Yusuf (H. 113-182), belli ki meseleye hocası gibi akidevi temelde yaklaşmamıştı ve onun vefatından 15 yıl sonra muhtemelen çeşitli “maslahat” mülahazalarıyla Abbasilerin Bağdat kadılığı ve sonrasında “Kâdı’l-Kudatlık / Baş Kadılık” makamına gelmiştir:
“Ebû Yûsuf, geçim sıkıntısı sebebiyle Abbâsî Halifesi Mehdî-Billâh zamanında (775-785) ailesiyle birlikte Bağdat’a yerleşti. Burada halife ile tanıştı ve bazı kaynaklarda kaydedildiğine göre 166 (782) yılında kadılık görevine getirildi.
Daha sonra Cürcân’a vali tayin edilen veliaht Mûsâ el-Hâdî ile oraya giden Ebû Yûsuf’un yerine oğlu Yûsuf kadı olarak tayin edilmiş, bu süre içinde aralarında birçok kazâî yazışmalar olmuştur. Mehdî’nin vefatı üzerine halife olarak Bağdat’a gelen Hâdî ile birlikte Ebû Yûsuf da Bağdat’a döndü ve kadılık görevine devam etti.
Halife Hârûnürreşîd de onu görevinde bırakmış ve ilk defa onun zamanında (786-809) “kadılkudât”lık kurumu oluşturularak yargılama hukukunda ve uygulamada birliğin sağlanması yönünde önemli bir adım atılmış, Ebû Yûsuf da İslâm yargı tarihinin ilk kadılkudâtı unvanını almıştır. Hatta Abbâsî hilâfetine bağlı bütün bölgelerdeki kadıları tayin ve azletme yetkisine sahip olduğu için “kadî kudâti’d-dünyâ” diye anılmıştır…
Hayatının sonuna kadar bu görevde kalan Ebû Yûsuf, yakın arkadaşı Bişr b. Velîd el-Kindî’nin kaydettiğine göre 5 Rebîülevvel 182 (26 Nisan 798) tarihinde altmış dokuz yaşında Bağdat’ta vefat etti… Cenaze namazını bizzat kıldıran Hârûnürreşîd, namazdan sonra cenazenin önünde yürümüş ve onu kendi aile kabristanına defnettirmiştir.”[7]
İmam Ebu Hanife’nin talebesi Ebu Yusuf’un Abbasilerin “Baş Kadısı” olmasıyla birlikte, “Hanefilik” çizgisi, Abbasilerin ilan edilmiş resmi mezhebi haline gelmiş olmasa da fiilen bu konuma geçmiş oldu. Kadı atamalarında, yargıda, fetvalarda fiilen “Hanefiliğin” öne çıkması söz konusu oldu.
Böylece Abbasiler, kendilerine karşı İslami duruş ve muhalif tutumundan dolayı zulmettikleri, hapsedip kırbaçladıkları İmam Ebu Hanife’nin ilmi mirasını ilan edilmemiş resmi mezhep konumuna getirerek, onun ilmi mirası üzerinden meşruiyet krizini aşmış oluyorlardı.
Bu “uzlaşmanın” Ebu Yusuf açısından meşruiyeti ise belki, Suud-i Arabistan’ın yönetim erkinin oluşmasındaki “Suud ailesi – Şeyh ailesi (Muhammed bin Abdulvahhab ailesi) uzlaşması” benzeri bir “özerkliğe” dayanıyordu. Suud yönetimi, siyasi işlerin Suud ailesine, “dini işler”in ise “Şeyh ailesi”ne bırakıldığı bir özerklik uzlaşmasına dayandığı gibi, muhtemelen Ebu Yusuf da bu şekilde bir özerkliği gözeterek söz konusu görevi üstlenmiş olmalıydı.
Lakin tabi “siyasi işler” ve “dini işler” diye birbirinden bağımsız iki kategori oluşturmak zaten baştan tevhid akidesini parçalamak ve İslam’ı siyasi bir otoritenin güdümüne terk etmek anlamına gelmektedir.
Oysa Rasulullah (a.s.)’ın yönetiminde de, ilk halifelerin (r.a.) yönetiminde de “siyasi işler” İslam’ın ölçülerine tâbi idiler ve dolaysıyla da zaten “siyasi lider” - “dini lider” ayrımı yoktu.
Nitekim TDV İslam Ansiklopedisi’nin “Ebu Yusuf” maddesini yazan Salim Öğüt’ün şu değerlendirmeleri, Abbasi yönetimi – Ebu Yusuf uzlaşmasının niteliğiyle ilgili önemli ipuçları vermektedir:
“Halife nezdinde ve saray çevresinde büyük bir itibara ve buna paralel olarak büyük bir servete sahip olan Ebû Yûsuf zaman zaman, yöneticilerin arzuları doğrultusunda fetvalar vererek bu noktaya yükselmekle itham edilmiştir. Takvâsı, ahlâkı, seciyesi ve karakteriyle ilgili olarak nakledilen bilgilerin yanı sıra Kitâbü’l-Harâc’ın mukaddimesinde Hârûnürreşîd’e hitaben yazdığı şu satırlar onun bu ithamları hak etmediğini göstermeye yeterlidir:
“Bugünün işini yarına bırakma... Allah’ın sana verdiği görevde bir saat bile olsa hakkı yerine getir. Kıyamet gününde yöneticilerin en mutlusu halkı en mutlu olandır. Sen doğru yoldan ayrılma ki halkın da ayrılmasın. Arzularına uymaktan ve öfkelenip intikam almaktan sakın...” (Kitâbü’l-Harâc, s. 3-4).”[8]
Bu değerlendirmeden anlaşılan, Ebu Yusuf’un klasik bir “saray mollası” olma durumuna düşmeyip yöneticiye doğruları söyleme çabası içinde olduğu, lakin neticede bizzat hocasının, zalim ve fâsık nitelikleri sebebiyle meşru görmeyip görev tekliflerini reddettiği ve bu sebeple de zindanlarına atılıp kırbaçlandığı bir otoritenin en üst yargı görevini üstlenerek ona meşruiyet sağlamış olduğu gerçeğidir.
Bu çerçevede de, hiçbir âlimin ismi ile birlikte zikredilmemesi gereken “Halife nezdinde ve saray çevresinde büyük bir itibara ve buna paralel olarak büyük bir servete sahip olan” gibi bir tanımlamayla anılıyor olması da zaten, İmam Ebu Hanife’nin ortaya koyduğu Rabbani âlim tutumu ve temsil ettiği duruşla aradaki farkı çok iyi göstermektedir.
“Teslimiyet Teolojisi”ne Giden Yol
Diyebiliriz ki, İmam Ebu Hanife’nin “Vali bana, Vâsıt Mescidi’nin kapılarını say dese bunu da yapmam” sözünde edebi karşılığını bulan “direniş teolojisi”nden sonraki dönemde onun adına ihdas edilen mezhebin akaid ve fıkıh kitaplarında, bu süreçte üretilen “hadis” rivayetlerine[9] de dayandırılarak ifade edilen “zalim de olsa fâsık da olsa sultana itaat” şeklindeki “teslimiyet teolojisi”ne giden yolda Ebu Yusuf’un bu tercihi belirleyici olmuştur.
Allah’ın dinine bir bütün olarak ittiba tutumu üzerine inşa edilmeyen ve dolayısıyla bu düzlemde hareket etmeyen bir siyasi işleyiş karşısındaki akidevi teberri tutumu terk edilerek onun yerine uzlaşma tercih edildiğinde, başta bu murat edilmese de payandalaşma kaçınılmaz olmaktadır.
Dolayısıyla bugün “Ehl-i Sünnet” deyip de esip gürleyenler bu nitelemeyle, Kur’an’ı ahlak edinmiş olan rahmet ve cihad peygamberi Rasulullah (a.s.)’ın Nebevî örnekliğini izlemiş ve bu yolda bedeller ödemiş olan İmam Ebu Hanife gibi Rabbani âlimlerin çizgisini mi kastetmekteler, yoksa onların ardından saltanat rejimlerine payanda kılınan ve “zalim ve fâsık emire itaati” dinin şartı gören anlayışı mı savunmaktalar, bunu netleştirmek gerekir.
Örneğin, İmam Ebu Hanife’den bir buçuk asır sonra yaşamış olan ünlü “Hanefi” âlimlerinden Ebu Cafer et-Tahavi, “Bu, ümmet fakihlerinden İmam Ebu Hanife, İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’in Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat akidesi, dinin usulü ve Allah’a iman üzerine olan görüşlerinin bir açıklamasıdır”[10] şeklinde takdim ettiği “Akidetü’t-Tahaviyye” adlı eserinde şu görüşlere yer veriyor:
“Müslüman emir sahiplerine ve imamlarımıza karşı, haksızlıkta bulunsalar dahi karşı çıkmayı uygun görmeyiz ve onlar aleyhine dua etmeyiz. Onlara itaatten ayrılmayız. Onlar bize günah işlemeyi emretmedikçe onlara itaati Allah’a itaat dairesinde farz görürüz.”[11]
Yine ünlü “Hanefi” âlimlerinden Ebu Yusr Muhammed Pezdevi’nin “Ehl-i Sünnet Akaidi” adlı eserinde “Zalim ve fâsık imamın durumu” başlığı altında şu ifadeler yer alıyor:
“İmam adaletsizlik yapar ve günah işlerse, İmam Ebu Hanife ashabının hepsine göre azledilmez ve bu, kabul edilen, rıza gösterilen görüştür.”[12]
Yine Pezdevi’nin mezkur eserinde şu ifadelere yer veriliyor:
“Sünnet ve cemaat ehlinin pek çoğunun görüşü ümmetin icmaına dayanır. Zira onlar, fâsıkları, günahkârları imam olarak görmüşler, kabul etmişlerdir. Sahabenin çoğu Ümeyyeoğullarını imam olarak kabul ediyor, hatta cumayı cemaat arkalarında olduğu halde kılıyor ve onların hükümlerinin icra edildiğini görüyorlardı. Sahabe böyle olduğu gibi, tabiiler de böyleydi. Onlardan sonrakiler de pek çoğu fâsık, günahkâr olan Beni Abbas’ın hilafetini kabul etmiştir.”[13]
Pezdevi ayrıca, “zalim ve fâsık da olsalar yöneticilere isyanın caiz olmayıp itaat etmek gerektiği” yönündeki anlayışı desteklemek üzere bir de tarihi bir hadise nakletmektedir. Aşağıda alıntıladığımız bu hadise, İmam Ebu Hanife çizgisinin zalim ve fâsık iktidarların güdümünde ne hale getirildiğini belgelemesi açısından oldukça anlamlıdır.
Pezdevi‘nin “Ehl-i Sünnet Akaidi” isimli eserinden takip edelim:
“Samanoğullarının son zamanlarında Kaderiyye ve Mutezile, Buhara’yı hâkimiyetleri altına almışlardı. Vezir de bunlara eğilim gösteriyordu. Ehl-i Sünnet ve Cemaat mensupları bunların ellerinde mağlup durumdaydı. Söz konusu emirin Sünni bir hocası vardı. Bir gün emire, ‘Kendilerini Kaderiyye’den sayan şunlar senin emir ve sultan olmadığına inanıyorlar. Ehl-i Sünnet ve Cemaat’te olan imamlar ise senin sultan olduğuna (yöneticiliğinin hak ve meşru olduğuna) inanıyorlar’ dedi. Emir ‘Nasıl olur?’ dedi. Sünni Hoca, ‘Yarın inşaallah sana gösterir, öğretirim’ dedi.
Ertesi gün Ehl-i Sünnet ve Cemaat’in imamlarını çağırdı, emiri de bir sütre gerisine gizledi ve onlara şunu sordu; ‘Emir, haram olduğuna itikad ettiği halde, zina yapar, zulüm işler, şarap içer ve oğlanlarla birlikte olursa, azledilmesi gerekmez mi?’ Bu soruya onların cevabı; ‘Hayır, ama bu günahlardan tevbe etmesi gerekir’ şeklinde oldu.
Bunlara çıkmaları için izin verdi ve daha sonra Kaderiyye ve Mutezile imamlarını dâvet etti. Hoca onlara şu soruyu sordu; ‘Emirlerden biri helal saymaksızın (haram olduğuna inandığı halde) zulüm olarak mal alsa, zina etse, içki içse, oğlanlarla birlikte olsa azledilmesi gerekir mi?’ Hepsi birden; ‘Azledilir’ dediler ve bu konuda fikirlerinde ısrar gösterdiler.
Sonra onların çıkması için izin verdi. Hoca, daha sonra Emire; ‘Söylediklerini işittin’, Emir; ‘Evet’ dedi. Sünni Hoca, ‘Seni azledilmiş, emirlikten uzaklaştırılmış görüyorlar, zira sen bu çirkin işlerden bazısını işliyorsun’ diye ilave etti.
Bunun üzerine Emir, Kaderiyye ve Mutezile mensuplarının yakalanmasını ve cezalandırılmasını emretti ve onların kökünü kazıdı. Böylece Buhara’da sadece Hanefi mezhebi kaldı ve o Emir her bir Ehl-i Sünnet ve Cemaat imamına lüks elbise hediye edip giydirdi.”[14]
Pezdevi’nin anlattığı bu olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığını bilemeyiz, ancak Hanefi mezhebine mensup bir kişinin kitabında, zalim ve fâsık yöneticilerin durumları ve bu yöneticilere karşı gösterilecek tutum konusundaki teslimiyetçi anlayışı destekleyici bir olay olarak aktarılması, anlatmak istediklerimizi çok iyi bir şekilde izah ediyor olsa gerektir.
İmam Ebu Hanife’ye nisbet edilen “Fıkh-ı Ekber” adlı eserin “Aliyyül-Kari Şerhi”nde de şu ifadelere yer verilmektedir:
“Mü’minlerden, Allah’a itaat eden ve etmeyen herkesin arkasında namaz kılmak caizdir.”[15]
Günümüzde piyasada bulunan "Ehl-i Sünnet Akaidi" kitaplarına göz atıldığında (ki bunlar da söz konusu ettiğimiz klasik eserler kaynak alınarak yazılmıştır/yazılmaktadır), "zalim ve fâsık emire itaatin" vazgeçilmez bir kaide olarak savunulduğu görülür.
Mevcut Sünni anlayışın temel akaid kitaplarından yaptığımız bu alıntılar, özelde İmam Ebu Hanife çizgisinin, genelde ise “Sünni” anlayışın zalim ve fâsık yöneticilerin güdümünde ne hale getirildiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Nasıl ki “İsevîlik”, zalim Roma İmparatorluğu’nun resmi dini olduktan sonra bu devletin zulümlerini meşrulaştırıcı bir hal almışsa, aynı şekilde “Sünni” anlayışın da Emevi-Abbasi sultanlarının güdümünde zulmü ve fıskı onaylayıcı bir hal aldığı görülmektedir.
Evet, zalim ve fâsık sultanlara karşı muhalefetle başlayan ve bu yolda bedeller ödeyen bir çizgi, süreç içerisinde “zalim ve fâsık idarecilere itaati” dinin şartı gören “iliştirilmiş” bir çizgi haline getirilmiştir.
Bugün Ehl-i Sünnet adına ahkâm kesenlerin, esip gürleyenlerin öncelikle yüzleşmeleri gereken nokta burası olsa gerektir. Ehl-i Sünnet çizgisinin, tarihsel süreçte saltanat rejimleri eliyle maruz bırakıldığı bu “esastan sapma” halinin ıslahı ve İmam Ebu Hanife’de zirvesine ulaşan teberri ve direniş bilincine yeniden kavuşturulması, ihmal edilmemesi gereken bir sorumluluktur.
İmam Ebu Hanife’nin, Emevi ve Abbasilerin tevdi ettiği görevleri “kendisini bu görevlere lâyık görmediği (!) için reddettiği” şeklindeki saray anlatısının ve kırk yıl yatsı abdestiyle sabah namazı kıldığı şeklindeki masalların artık sonlandırılması ve onun Kur’an ve Nebevi örnekliğe dayalı olarak dile getirip temsil ettiği “direniş teolojisi”nin gündemleştirilmesi elzemdir.
Hidâyet ve direniş önderi Rasulullah (a.s.)’ın sünnetine mutabık olan budur. Dolayısıyla Sünnet ehli (Ehl-i Sünnet) olmanın icabı budur.
[1] Bkz: Alak, 96/19; Kalem, 68/8-14 vb
[2] Bkz: Alak, 96/17
[3] Ahzab, 33/21; Mümtehine, 60/4, 6
[4] TDV İslam Ansiklopedisi, “Ebû Hanîfe” maddesi: https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-hanife
[5] A.g.e.: https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-hanife
[6] A.g.e.: https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-hanife
[7] TDV İslam Ansiklopedisi, “Ebû Yûsuf” maddesi: https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-yusuf
[8] A.g.e.: https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-yusuf
[9] Söz konusu rivayetlere, Rabbimizin bizim için hidâyet ve direniş önderi kıldığı Rasulullah (a.s.)’ı bu gibi “teslimiyet teolojisi” sözlerinden tenzih ettiğimizi ifade ederek birkaç misal vermiş olalım:
“Kim başına bir vali tayin edilir de, o kişi tayin edilen valinin Allah’a herhangi bir isyanda bulunduğunu görürse, o valinin yaptığı bu isyanı hoş görmesin. Elini de itaatten tamamen çekmesin.” (Müslim, Kitab el-İmara, 66; Dârimi, Kitab el-Rikak, 78; İbn Hanbel, Müsned 6, 24)
“... dinle ve itaat et. Sırtına vursa, malını elinden alsa bile dinle ve itaat et.” (Müslim, İmaret 2, 1478; Nesai 7, 123; İbn Hanbel 3, 446)
[10] Tahavi Şerhi, Sh. 119, Guraba Yayınları
[11] A.g.e., Sh, 114
[12] Pezdevi, Ehl-i Sünnet Akaidi, Sh. 273, Kayıhan Yayınları
[13] Pezdevi, A.g.e, Sh. 274
[14] Pezdevi, A.g.e., Sh. 274-275
[15] Fıkh-ı Ekber, Aliyyül-Kari Şerhi, Sh. 182, Çağrı Yayınları
(Not: Bu makale, İktibas Dergisi’nin Mayıs 2026 sayısında yayınlanmıştır.)
- 11-06-2026 DİRENİŞ VE TESLİMİYET TEOLOJİSİ ARASINDA EHL-İ SÜNNET
- 11-05-2026 HARİCİ OLMAYALIM, FAKAT MÜRCİE DE OLMAYALIM
- 17-04-2026 DİJİTAL HİCRET, FAKAT NASIL?
- 12-04-2026 BUGÜNÜN İKİ MEZHEBİ: AMERİKAN HASIMLIĞI - AMERİKAN HISIMLIĞI
- 29-03-2026 HEVAMIZI KUR'AN'A ARZ ETMEK
- 14-02-2026 KADİM DÖNEM FİRAVUNLARI MI DAHA AZGIN, ÇAĞDAŞ FİRAVUNLAR MI?
- 08-01-2026 KİRLENMEK KÖTÜDÜR
- 12-12-2025 KADİM CAHİLİYE’DE VE GÜNCEL CAHİLİYE’DE “GARANTÖRLÜK”
- 13-11-2025 DERDİ OLANIN DERGİSİ OLUR, PEKİ YA DERGİ FUARININ MÜŞTERİSİ?
- 15-10-2025 İSLAM BİNASININ KESİLEN KOLONLARI
- 07-10-2025 MODERN MİTLERİ YIKAN, PUTLARI KIRAN, ÜMMETİ UYANDIRAN MÜBAREK CİHAD: AKSA TUFANI
- 11-09-2025 BOYKOTU VE ÖNEMİNİ BİZ DAHİ KAVRAYAMADIK
- 08-08-2025 BUGÜNÜN KUFELİLERİ OLMAK VEYA OLMAMAK
- 12-07-2025 ÜMMETLEŞME Mİ, ULUSLAŞMA VE APARATLAŞMA MI?
- 01-06-2025 PKK MESELESİ TAMAM, DARISI KÜRT MESELESİNE
- 17-05-2025 AKP SÜRECİNE MÂİDE SÛRESİ 105. AYETTEN BAKMAK
- 06-05-2025 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BÜYÜK BİR YANILGI: BEDELSİZ CENNET
- 09-04-2025 GAZZE, ULUSAL SINIRLARIN KURBANIDIR
- 06-03-2025 ÂDETTEN İBADETE: “SADE RAMAZAN” ÇAĞRISI
- 12-02-2025 GÜNCEL SURİYE VE GAZZE DERSLERİ
- 04-01-2025 SURİYE’DE DEVRİM İNKILABA DÖNÜŞECEK Mİ?
- 23-04-2024 ÂHİR ZAMANDA ERDEMLİ OLMAK VE ERDEMLİ KALMAK
- 08-02-2024 5816’YA KARŞI HAK VE HUKUK SAVUNMASI
- 19-01-2024 MÜSLÜMANLAR OLARAK BİR “BAYBURT DÂVÂMIZ” OLMALI
- 06-01-2024 KİTAB’IN ORTASINDAN KONUŞANLARA KULAK VERMEK
- 13-12-2023 ZULME VE ZALİME TUFAN GEREK!
- 26-10-2023 TERÖR NE? TERÖRİST KİM?
- 12-09-2023 SELAMUN ALEYKUM ARAPÇA, GÜNAYDIN TÜRKÇE Mİ?
- 27-08-2023 MEDYANIN GÜCÜ MÜ, GÜCÜN MEDYASI MI?
- 10-08-2023 KADİM BİR PUT OLARAK “GAVS” İNANCI
- 25-07-2023 DEĞİŞİM, ZORUNLU BİR İSTİKAMET MİDİR?
- 26-06-2023 DİYANET NİÇİN KURULDU, MEVCUT DURUMDA İŞLEVİ NEDİR?
- 10-06-2023 ZOR BİR SINAV ALANI: İKTİDAR AHLAKI -III-
- 13-05-2023 ZOR BİR SINAV ALANI: İKTİDAR AHLAKI -II-
- 13-04-2023 İYİ YAZMAK
- 23-03-2023 ZOR BİR SINAV ALANI: İKTİDAR AHLAKI
- 07-03-2023 İZLENİMLER... DEPREM DEĞİL KIYAMET
- 10-01-2023 TESETTÜRÜN EVRENSELLİĞİNDEN, ÇIPLAKLIĞIN EVRENSELLİĞİNE
- 08-12-2022 "TEVHİDİ" TARİKATLAR
- 11-11-2022 SEYYİD KUTUB BAĞLAMINDA DURUM TESBİTİ
- 15-10-2022 MODERN İNSAN, BİZ MÜSLÜMANLAR VE “HAYVAN HAKLARI”
- 09-09-2022 "BÜYÜK İKRAMİYE" HEP DÜZENE!
- 17-08-2022 KOMPLO TEORİLERİ VE SAVRULMALAR ARASINDA 15 TEMMUZ MUHASEBESİ
- 22-07-2022 KERVAN MI, ORDU MU?
- 20-06-2022 POLİTİK VE EKONOMİK BİR ENSTRÜMAN OLARAK “HOLOKOST” KAVRAMI
- 17-05-2022 TRİBÜNLERE OYNAMAK!
- 11-04-2022 MÂBED DİLİ, SİYASAL DİL, DÂVET DİLİ
- 15-03-2022 FARKLI BOYUTLARI VE MERHALELERİYLE “HİCRET” KAVRAMI
- 10-02-2022 YAŞANAN İSTİKAMET KRİZİ SÜRECİ VE “MERHALE FIKHI” SÖYLEMİ ÜZERİNE
- 12-01-2022 MUTAFFİFÎN DÜZENİ OLARAK KAPİTALİZM
- 18-12-2021 İBRAHİM (A.S.)’IN, MUSA (A.S.)’IN, MUHAMMED (A.S.)’IN RABBİNE İMAN ETMEK
- 08-12-2021 DİYARBAKIR İZLENİMLERİ
- 16-11-2021 KADİM VE GÜNCEL BOYUTLARIYLA “CÂHİLİYE”
- 06-11-2021 HATIRALARLA, AHMED KALKAN HOCAYA TANIKLIĞIM
- 11-10-2021 ALLAH’A İMAN ETMEK NE DEMEKTİR?
- 25-09-2021 POST-MODERN BİR İĞVA BİÇİMİ OLARAK “KUR’AN’IN GÖRECELİLİĞİ” İDDİASI
- 15-09-2021 RABBİMİZİ, KUR’AN’DAKİ İSİM VE SIFATLARIYLA TANIMAK, BİZİ KULA KULLUĞUN HER TÜRÜNDEN KORUR
- 06-09-2021 AFGANİSTAN’DA BATI VE DOĞU EMPERYALİZMİ ARASINDA İSTİKRAR ARAYIŞI VE TALİBAN'IN DÖNÜŞÜ
- 22-08-2021 ULÛHİYYET, RUBÛBİYYET VE İSİM-SIFAT TEVHİDİ TASNİFİ NE ANLAMA GELİYOR?
- 20-07-2021 TEVHİDİN İKAMESİNDE TEBERRİ VE HAMD KAVRAMLARININ ÖNEMİ
- 07-07-2021 BAŞÖĞRETMEN
- 11-06-2021 TEVHİD ESMÂSI VE ŞİRK ESMÂSI
- 11-05-2021 AKİDEMİZİ GELENEKSEL, MODERN VE POST-MODERN HURAFELERDEN ESMÂ İLE SELİM KILMAK
- 14-04-2021 TEMEL İMAN İLKELERİNİ, KUR’AN’DAKİ ESMÂ İLE KAVRAMAK -I-
- 11-03-2021 KAPİTALİST-MODERNİST TUĞYANA TEOLOJİK HİZMETTE SON ZIRVA: "BAŞÖRTÜSÜZ TESETTÜR"
- 02-02-2021 ÜMNİYYE/EMANİYYE KAVRAMI
- 09-01-2021 KAPİTALİZME TEOLOJİK HİZMETE MÛTİ, “PROTESTAN PAPAZLIĞI” HEVESLİLERİ -II-
- 11-12-2020 KAPİTALİZME TEOLOJİK HİZMETE MÛTİ, “PROTESTAN PAPAZLIĞI” HEVESLİLERİ
- 14-11-2020 DİRİLERE MENKIBE, ÖLÜLERE KISSA!
- 11-10-2020 LAİK DÜZENDE HUTBE VE KILIÇ!
- 16-09-2020 SİYER Mİ KUR'AN'A TÂBİDİR, KUR'AN MI SİYER'E? -V-
- 08-09-2020 İKTİDARIN EMPERYALİZM KARŞITLIĞI (!) GÖZ DOLDURUYOR
- 15-08-2020 SİYER Mİ KUR'AN'A TÂBİDİR, KUR'AN MI SİYER'E? -IV-
- 26-07-2020 HACCIMIZ, KURBANIMIZ, NAMAZIMIZ BİR SON DEĞİL BAŞLANGIÇTIR
- 10-07-2020 SİYER Mİ KUR'AN'A TÂBİDİR, KUR'AN MI SİYER'E? -III-
- 09-06-2020 SİYER Mİ KUR'AN'A TÂBİDİR, KUR'AN MI SİYER'E? -II-
- 14-05-2020 SİYER Mİ KUR'AN'A TÂBİDİR, KUR'AN MI SİYER'E? -I-
- 01-05-2020 DİYANET BAŞKANI'NIN ÇIKIŞI, TEPKİLER VE HİÇ EKSİK OLMAYAN MASALLAR
- 17-03-2020 İP
- 10-02-2020 LAİK DÜZENİN TOKİ’Sİ, LAİK DÜZENİN BANKASI, LAİK DÜZENİN DİYANET’İ
- 09-01-2020 SANDALYELER KALDIRILINCA CÂMİLER ASLINA DÖNMÜŞ OLDU MU?
- 11-12-2019 AFRİN İZLENİMLERİ
- 19-11-2019 CÂHİL DOSTLARI VE AZGIN DÜŞMANLARI KISKACINDA PANODAKİ AYET
- 04-11-2019 GÜNCELE VE SÂBİTELERE DAİR KISA KISA
- 10-10-2019 MODERNLEŞME POLİTİKALARININ NESNESİ VE DOLAYISIYLA MAĞDURU OLARAK KADIN
- 12-09-2019 “ATALAR DİNİ”NE HAYIR, “ATA DİNİ”NE EVET Mİ?
- 08-08-2019 KURBAN İÇİN, BIÇAĞINDAN ÖNCE BİLİNCİNİ BİLE!
- 10-07-2019 TARAF OLAN BERTARAF OLUR!
- 03-07-2019 İLİM HAKLA BÂTILI AYIRMAK, ÂLİM YAŞADIĞI ÇAĞDA HAKLA BÂTILI AYIRANDIR
- 23-06-2019 SON BİRKAÇ AYIN GÜNCELİNE VE SÂBİTELERE DAİR KISA KISA
- 08-06-2019 ASIRLARDIR “SEMBOLİK KRAL” MUAMELESİ YAPILAN KUR’AN’I, YENİDEN KAYNAK EDİNMELİYİZ
- 11-05-2019 TÜM MESELE, “TEMEL KAYNAĞIN” NE OLDUĞU
- 10-04-2019 SELEFİYYE, HURAFELERE KARŞI SAHİH İSLAM SÖYLEMİNDE NE KADAR TUTARLI?
- 24-03-2019 SON BİRKAÇ AYIN GÜNCELİNE VE SÂBİTELERE DAİR KISA KISA
- 08-02-2019 YAŞAR NURİLEŞME TEMAYÜLÜ
- 01-01-2019 BÜYÜ, NAZAR, RUKYE VE CİNLERLE ETKİLEŞİM KONULARINA GİRİŞ
- 10-12-2018 SON AYLARIN GÜNCELİNE VE SÂBİTELERİMİZE DAİR KISA KISA
- 10-11-2018 KEMALİSTLERİN ANDI, BİZİMSE AKİDEMİZ VAR!
- 09-10-2018 AVM VE STADYUM ARASI “MESCİD”, CAHİLİYE ARASI “İSLAM”
- 09-09-2018 İSLAM COĞRAFYASINDAKİ İKTİDARLARIN ALLAH’I OLSAYDI, ONLARIN DOLARI OLMAZDI
- 28-08-2018 RASULULLAH (A.S.) YERLİ VE MİLLİ MİYDİ?
- 08-08-2018 KUTSAL DEVLET OLUR MU?
- 07-07-2018 MUHAFAZAKÂR CENAHTA YÜKSELEN TREND: LAİKLİKTEN LAİKLİK BEĞENMEK
- 19-06-2018 GÜNCELE VE SÂBİTELERE DAİR
- 07-06-2018 DÜNYEVİLEŞME SADECE “TEK DÜNYALILAR”IN SORUNU MU?
- 22-05-2018 GÜNCELE VE SÂBİTELERE DAİR KISA KISA
- 11-05-2018 İSLAM DÂVÂSININ/DÂVETİNİN İLK AŞAMASI: HAKLA BÂTILIN AYRIŞTIRILMASI
- 27-04-2018 GÜNCELE VE SÂBİTELERE DAİR
- 09-04-2018 MÜ'MİN İLE MÜRİD FARKI
- 30-03-2018 ÇİFTLİK BANK OLAYI, KUR'AN'I KABİRLERDE OKUYUN FERMANI VS
- 13-03-2018 MEYDANI DİN HAKKINDA AHKÂM KESENLERE BIRAKMIYORUZ!
- 06-03-2018 “YENİ TÜRKİYE”DE “ESKİ TÜRKİYE”LEŞME TEMAYÜLLERİ
- 12-02-2018 GÜNCELE VE SÂBİTELERE DAİR TESBİTLERİM
- 27-01-2018 CAHİLİYEYE İSLAM AŞISI BİD’ATI
- 04-01-2018 HAYAT: İKİ “İKRA” EMRİ ARASI
- 22-12-2017 EMANİYYEDEN/KURUNTULARDAN İLME, ÜMMİLİKTEN KİTABİLİĞE
- 16-12-2017 KUDÜS GÜNDEMİNE DAİR
- 27-11-2017 KERKÜK'ÜN DİLİ OLSA
- 15-11-2017 SON KURTARICILAR KEMALİZMLE BÜTÜNLEŞİRKEN…
- 05-11-2017 KADINLARIN, KOCALARININ İSTİKAMETSİZLİĞİ İLE İMTİHANI
- 17-10-2017 DİNDARLAŞMA TRENDİNDEN, DİN(İ)DARLAŞMA TRENDİNE
- 08-10-2017 SUS PAYLARINA RÂZI OLMAK VEYA OLMAMAK
- 19-09-2017 İSLAM YOLUNUN, KRALLARI DEĞİL KURALLARI VARDIR
- 31-08-2017 KURBAN ETİ "DİN"LENDİRİLMELİ
- 13-07-2017 KUR’AN’DA “DAMAL SİLUET ŞENLİKLERİ”
- 02-07-2017 SÂBİTELERE VE GÜNCELE DAİR (HAZİRAN)
- 02-07-2017 SÂBİTELERE VE GÜNCELE DAİR (MAYIS)
- 30-05-2017 TARİHTEN İKİ ÖRNEK OLAY IŞIĞINDA GÜNCEL ŞAHİTLİK YÜKÜMLÜLÜĞÜMÜZ
- 21-05-2017 KADINLARA AÇIK MEKTUP
- 26-04-2017 GÜNCELE VE SÂBİTELERE DAİR KISA KISA
- 13-04-2017 GÜNCELE DAİR KISA KISA
- 13-03-2017 “KUTSAL DEVLET” ANLAYIŞI ZULÜM ÜRETİYOR
- 08-03-2017 LÂ DEMEK VE FAKAT İLLALLAH DİYEMEMEK!
- 30-01-2017 KUR’AN’I NİHAİ BAŞVURU, HÜKÜM VE ÇÖZÜM MERCİİ OLMAKTAN ÇIKARMAK
- 22-12-2016 HALEP, ŞEHİD ŞEHİRLER KERVANINA KATILIRKEN…
- 10-11-2016 ERDOĞAN’IN “MÜSLÜMAN SİYASETİ" SÖZÜNE DAİR
- 03-10-2016 STK'DAN CEMAATE, KİLİSE FORMUNDAN MESCİDE
- 24-09-2016 SÖZ KONUSU OLAN İSLAM İSE, HİÇBİR ŞEY TEFERRUAT DEĞİLDİR
- 17-09-2016 KURBAN VE HACC, BİR SON MUYDU, BAŞLANGIÇ MI?
- 20-07-2016 YALNIZ DARBEYE DEĞİL, DEMOKRASİYE DE TEKBİRLE DİRENMELİ
- 07-07-2016 İSLAMİ ŞAHSİYETİN, ETKİSİZLEŞTİRİLEN YAPITAŞLARI –II-
- 22-06-2016 İSLAMİ ŞAHSİYETİN, ETKİSİZLEŞTİRİLEN YAPITAŞLARI –I-
- 29-05-2016 PARÇALANAN BEDENLERİMİZ VE PARÇALANAN AKİDEMİZ
- 26-04-2016 YENİ TÜRKİYE ve LAİKLİK
- 07-03-2016 MUHAFAZAKÂR KESİMDE PERİNÇEKLEŞME SENDROMU
- 24-02-2016 SELEFİLİĞİN, KUR’ANİ AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ -I-
- 05-02-2016 ŞAPKAYI NASIL GİYDİRDİLER?
- 31-12-2015 ALLAH’A KARŞI TAŞKINLIK, HALKA KARŞI TAŞKINLIK
- 04-12-2015 SEKÜLERLEŞEN DİL
- 15-11-2015 İKİ ÖLÇÜSÜZLÜK: İŞGALCİYE GÜL, HALKINA BOMBA
- 27-10-2015 “NAZAR” VAR MI?
- 19-09-2015 NAMAZIMIZ, HACCIMIZ, KURBANIMIZ BİR SON DEĞİL BAŞLANGIÇTIR
- 28-07-2015 DİCLE, KURTLAR, KUZULAR VE MÜSLÜMANLAR
- 22-06-2015 ALLAH’TAN BAŞKALARIYLA KORKUTULMAK
- 21-05-2015 “DİNDAR” KELİMESİ HANGİ BOŞLUĞU DOLDURUYOR?
- 31-03-2015 İNSANIN HAKKI, ALLAH’IN HAKKI
- 18-02-2015 “LAİKLİĞE VEDA” MI?
- 13-01-2015 MÜSLÜMAN DUYGUYLA DEĞİL, ÖLÇÜYLE HAREKET EDER
- 17-12-2014 DEVLETİN PARALELİ, DİKEYİ
- 18-10-2014 İSLAM'A TESLİM OLMAK MI, İSLAM'I TESLİM ALMAK MI?
- 03-10-2014 ALAN HÂKİMİYETİ VERSUS BÖLGESEL VE KÜRESEL HÂKİMİYET
- 16-09-2014 "ESKİ TÜRKİYE" - "YENİ TÜRKİYE" FARKI
- 27-08-2014 GAZZE HALKI İZZETİ ÖĞRETİYOR
- 03-08-2014 RİVAYET KÜLTÜRÜYLE HESAPLAŞILMADAN, IŞİD’E KARŞI ÇIKMAK MÜMKÜN MÜ?
- 19-07-2014 İNSANLIĞIN ÖĞRETMENİ ŞEHİD GAZZE
- 23-05-2014 TEKASÛR SORUNU ve SOMA FACİASI
- 30-04-2014 HİRA SONRASINA AİT BİR DURUŞA SAHİP OLMALIYIZ
- 01-04-2014 KUR'AN KISSALARI IŞIĞINDA MÜCÂDELE FIKHI -IV-
- 05-03-2014 MÜSLÜMANLARIN KURUMSALLAŞMAKLA İMTİHANI
- 27-02-2014 PAKİSTANLI ÇOCUKLARA 10. YIL MARŞI OKUTAN "HİZMET"
- 11-02-2014 FİRAVUN'UN SARAYINDA İMANINI GİZLEYEN MÜ'MİN KISSASI BİZE NE DİYOR?
- 11-01-2014 BU NEYİN KAVGASI?
- 12-12-2013 KUR'AN KISSALARI IŞIĞINDA MÜCÂDELE FIKHI -III-
- 28-11-2013 KUR'AN KISSALARI IŞIĞINDA MÜCÂDELE FIKHI -II-
- 17-11-2013 KUR'AN KISSALARI IŞIĞINDA MÜCÂDELE FIKHI -I-
- 12-11-2013 İKİ ÖLÇÜSÜZLÜK: İŞGALCİYE GÜL, HALKINA BOMBA
- 11-10-2013 CAMİ AVLUSUNDAKİ LAİK REJİM
- 06-10-2013 CAMİ–CEMEVİ VE CAMİ-AVM
- 27-09-2013 DEĞİŞEN MEDYA DÜZENİ, DEĞİŞMEYEN MEDYA ALIŞKANLIKLARI
- 17-09-2013 BİR KÖYDE İKİ MUHTAR OLMAZ
- 25-08-2013 MURSİ'YE YAKIŞAN, MISIR'IN SARAYI MI ZİNDANI MI?
- 11-08-2013 ERGENEKON VE İKİ MAĞARANIN TANIKLIĞI
- 19-07-2013 BATI PUTUNU, MÜSLÜMANLAR İLKELERİNİ YİYOR
- 08-07-2013 DEMOKRASİNİN SINIRLARI
- 04-07-2013 KAVRAM TÜKETİCİLİĞİ
- 22-06-2013 MÜSLÜMANIN İSTİKAMETİNİ KONJONKTÜR DEĞİL İLKELER BELİRLER
- 16-06-2013 PEYGAMBERLERE İMAN, ALLAH'IN HAYATA MÜDAHİL OLUŞUNA İMANDIR
- 08-06-2013 MAHKÛM DEĞİL, HÂKİM OLAN ALLAH'A İMAN ETMEK
- 31-05-2013 YEREL ERGENEKON MU, KÜRESEL ERGENEKON MU?
- 20-05-2013 MAVİ MARMARA ÜZERİNDEN SİYONİST REJİMİ MEŞRULAŞTIRMAK
- 28-04-2013 BİR MUHASEBE DENEMESİ VE İSTİKAMET HATIRLATMASI
- 22-04-2013 KUR'AN KISSALARINDA TOPLUMSAL DÖNÜŞÜMÜN İLKELERİ
- 12-04-2013 "ANKARA'DA KIRK BEŞ YIL" KİTABI ÜZERİNE
- 06-04-2013 "SOSYAL MEDYA" VEYA ÇAĞIN LOTUS ÇİÇEKLERİ
- 22-03-2013 “ÖZGÜR SURİYE” Mİ, “İSLAMİ SURİYE” Mİ?
- 17-03-2013 BÖYLE BİR CİHAD ANLAYIŞI OLUR MU?
- 28-02-2013 AKP'NİN YAPTIĞI "KİMLİK SİYASETİ" DEĞİL Mİ?
- 12-02-2013 MÜNKERLE BARIŞIK MÜSLÜMANLIK!
- 20-01-2013 "İSLAMİ KAPİTALİZM" SAPTIRMASI
- 10-01-2013 GANNUŞİ’DEN DEMOKRASİ VAAZI DİNLEMEK
- 28-12-2012 TASAVVUF NEDİR, NE DEĞİLDİR?
- 12-12-2012 SİYASETİ AKİDEDEN BAĞIMSIZLAŞTIRMAK
- 06-12-2012 NEO-MÜRCÎLİK VE NEO-HARİCİLİK ARASINDA
- 30-11-2012 BİZİM "SANDY KASIRGAMIZ"
- 15-11-2012 HAKLA BÂTIL BİRBİRİNE KARILIRKEN MÜSLÜMANLAR NE YAPIYOR?
- 09-11-2012 PEYGAMBER KISSALARINDA İSLAMİ MÜCÂDELENİN İLKELERİ
- 01-11-2012 YARIM KALAN DUA
- 20-10-2012 BU NEYİN REKABETİ?
- 15-10-2012 KUR'AN KARŞISINDA BİR POSTMODERN GÜRÜLTÜ: GÖRECELİLİK İDDİASI
- 08-10-2012 KOMPLOCULUK?
- 01-10-2012 ALLAH'IN DİNİ PAYANDALAŞTIRILIRKEN SESİZ KALMAK
- 16-09-2012 TÜRKİYELİ MÜSLÜMANLARA ÇAĞRI
- 09-09-2012 "ŞAM'IN FAZİLETLERİ" RİVAYETLERİ ÜZERİNE
- 02-09-2012 K. ALPAY VE A. DURSUNOĞLU: GERÇEĞİN İKİ YARISI
- 25-07-2012 SURİYE DİRENİŞİNE BAKIŞIMIZ
- 12-07-2012 RAMAZAN AYI VE BİR FARKINDALIĞI ŞAHİTLİĞE DÖNÜŞTÜRME ZORUNLULUĞUMUZ
- 12-06-2012 "HARAMEYN DÅVAMIZ" DA OLMALI
- 08-06-2012 HARAMEYN VE ACI GERÇEKLER
- 28-05-2012 "ANAYASA" İÇİN SÖYLEYECEK SÖZÜNÜZ BU MU?
- 23-05-2012 UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
- 07-05-2012 MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK
- 21-04-2012 KULLANAN - KULLANILAN!
- 01-04-2012 FE EYNE TEZHEBÛN!
- 23-03-2012 TARİH NİÇİN TEKERRÜRDEN İBARETTİR?
- 18-02-2012 İDDİALARIMIZ VARDI BİZİM
- 02-02-2012 SURİYE DİRENİŞİ VE ÂDİL ŞAHİTLİK SORUMLULUĞU
- 14-01-2012 DERGİ DEĞİL MEKTEB: İKTİBAS
- 30-12-2011 "KORSAN" VE "KAÇAKÇI" NİTELEMELERİ ÜZERİNE
- 23-12-2011 MÜSLÜMANLARIN KURUMLAŞMAKLA İMTİHANI
- 13-12-2011 KÜRESEL NEVZAT TANDOĞAN: NATO
- 03-12-2011 FETVA
- 18-11-2011 "ÇÖZÜM İSLAM'DA" HAKİKATİNE BURUN KIVIRMAK
- 23-10-2011 "İDEOLOJİSİZ ANAYASA" TALEBİ VE MÜSLÜMANLAR
- 12-10-2011 NİÇİN CİDDE VE KAHİRE?
- 21-09-2011 SUS PAYLARI VE MÜSLÜMANLAR
- 16-09-2011 BİLGİ FETİŞİZMİ
- 19-08-2011 AÇLIK SORUNU, İNSANİ YARDIM VE İSLAMİ MÜCADELE
- 16-08-2011 YÜZDE 81 DİNDAR, YÜZDE KAÇ MÜSLÜMAN?
- 25-07-2011 UNUTULMAYA YÜZ TUTAN DİL: TEVHİDCE
- 20-07-2011 DİCLE, KURTLAR, KUZULAR VE MÜSLÜMANLAR
- 07-07-2011 NAMAZDA KUR'AN OKUDUĞUMUZUN FARKINDA OLMAK
- 30-06-2011 HUDEYBİYE İSTİSMARINDA SON NOKTA
- 22-06-2011 İSLAM COĞRAFYASI, TÜRKİYELİ MÜSLÜMANLAR VE ÜÇ TUTUM
- 13-06-2011 RAHAT KAÇIRAN ÂYETLER!
- 02-06-2011 SİSTEM İÇİ DEĞİŞİM MÜSLÜMANLARIN LEHİNE Mİ İŞLİYOR?
- 27-05-2011 İTİDAL KAVRAMI DOĞRU ANLAŞILIYOR MU?
- 10-05-2011 "MEÂL - TEFSİR" FORMU DOĞRU MU?
- 01-05-2011 "TÖRENLER CUMHURİYETİ" VE ÇOK KUTSALLILIK
- 15-04-2011 İSLAM TOPRAKLARI NİÇİN KOLAY BOMBALANIYOR?
- 10-04-2011 BDP ÇOK GEÇ UYANDI!
- 25-03-2011 SENİN QULHUN SANA, BENİM QULHUM BANA!
- 05-03-2011 BÖLGEDEKİ GELİŞMELER: "İSLAM'SIZ LÂ" NE GETİRİR?
- 28-02-2011 ÖLÜM, İLKELER, PRAGMATİZM
- 18-02-2011 ŞEHADET: ALLAH İÇİN OLMAK
- 12-02-2011 TUNUS VE MISIR DENKLEMİ
- 31-01-2011 “Tarihin sonu"ndan devrimler çağına
- 21-01-2011 BİN ALİ, NE ÖZENTİSİYDİ?
- 07-01-2011 SEYYİD KUTUB VE BİZ: GERİ DEĞİL İLERİ
- 11-12-2010 “SEYYİD KUTUB’U AŞMAK” SÖYLEMİ
- 27-11-2010 KAPİTALİST KUŞATMAYA KARŞI ÇARESİZ MİYİZ?
- 10-11-2010 BİR AĞAÇ GİBİ TEK BAŞINA, BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇE
- 26-10-2010 MÜ'MİNLER BİRBİRLERİNİN VELîSİ Mİ?
- 23-10-2010 DANİEL BEBEK
- 12-10-2010 İSLAMİ SİYASET, MUHAFAZAKÂR SİYASETTEN AYRIŞMAKLA BAŞLAR
- 24-09-2010 KUR'AN MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ?
- 13-09-2010 AHALİYİ KİMLİKSİZLEŞTİRME PARTİSİ
- 07-09-2010 SON OLARAK...
- 28-08-2010 TERAZİNİN AYARLARIYLA OYNAMAK
- 23-08-2010 PRAGMATİZM ÇIKMAZI
- 13-08-2010 ERCÜMEND ÖZKAN FARKI
- 06-08-2010 HANGİ KÜRT MESELESİ?
- 16-07-2010 DUAYI BİREYSELLEŞTİRMEK
- 07-07-2010 RASULULLAH NİÇİN HABEŞİSTAN’A HİCRET ETMEDİ?
- 21-06-2010 ZAYIFLATILAN İSLAM DEVLETİ PERSPEKTİFİ
- 11-06-2010 ŞEHİDİN ARKADAŞI OLMAK
- 03-06-2010 KAHROLUYORUM
- 21-05-2010 MÜ'MİN ZİHNİN TEMEL KODLARI
- 15-05-2010 İLİŞTİRİLMİŞ DUYARLILIKLAR VE AFGANİSTAN
- 27-04-2010 TEVHİDDEN BAĞIMSIZ ADALET SÖYLEMİ
- 21-04-2010 MÜSLÜMANLAR VE "SİSTEMİN YENİDEN İNŞASI"
- 19-04-2010 TERÖRİZMİ KINAMAK
- 12-04-2010 TEKNOLOJİ: NE MAHRUMİYET, NE MAHKÛMİYET
- 10-04-2010 PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALMAMALI
- 30-03-2010 KENDİ YERİMİZDE VE KENDİMİZ OLARAK...
- 26-03-2010 BUGÜNE KADAR HELAL MİYDİ?
- 12-03-2010 SOMALİ'DE "KORSANLAR VE İMPARATORLAR"
- 02-03-2010 MİNBERLER VE MİHRABLAR
- 19-02-2010 NATO'YA KİM "ONE MİNUTE" DİYECEK?
- 14-02-2010 SORGULANMAYAN VESAYET
- 06-02-2010 BAŞÖRTÜSÜ: ÇÖZÜM YAHUT ÇÖZÜLME
- 25-01-2010 DAVETTE YUVARLAK MASA MODELİ
- 19-01-2010 İSLAM RESTLEŞMEDİR!
- 09-01-2010 ÜÇ TARZ-I SİYASET
- 28-12-2009 BİZİM DE MUNTAZERİLERİMİZ OLMALI
- 17-12-2009 YOL AYRIMINDA İKİ PROJE
- 10-12-2009 O ZATEN KEFENİNİ GİYMİŞTİ
- 02-12-2009 İSLAM, KAPİTALİZMİN VİCDANI KILINAMAZ
- 26-11-2009 KURBAN
- 14-11-2009 GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ DİNDARLIK
- 08-11-2009 KİRLİ ÇORAP - KİRLİ MAHYA İKİLEMİNDE DİYANET
- 31-10-2009 ZİKR: RİTÜELLEŞTİRİLEN HAYAT ÖLÇÜSÜ
- 22-10-2009 İSTİKRAR
- 10-10-2009 ÇÖP İŞÇİSİNİN ÖLÜMÜ
- 24-09-2009 'DİNDARLIK ANKETLERİ'NDE SORULMAYAN SORU
- 06-09-2009 HANGİ EHL-İ SÜNNET?
- 26-08-2009 NAMAZ KILMAYANLAR NİÇİN ORUÇ TUTAR?
- 10-08-2009 RAMAZAN NİÇİN ZAM AYI OLDU?
- 15-07-2009 SEN DE Mİ ADEM!
- 01-07-2009 İSLAM İHTİLALCİ DEĞİL İNKILABCIDIR
- 16-06-2009 İRAN'DA "CUMHURİYET MİTİNGLERİ"
- 30-05-2009 DİNİ PAYANDALAŞTIRMAK
- 16-05-2009 OBAMA'DAN "CAN ALICI" MESAJLAR
- 04-05-2009 NÖBET YERLERİMİZİ NE ÇABUK TERK ETTİK
- 19-04-2009 "KUTLU DOĞUM" NE ZAMAN?
- 03-04-2009 "BEN YAPTIM OLDU" UMURSAMAZLIĞI
- 26-03-2009 BULDUĞUMUZ DEĞİL UMDUĞUMUZ
- 19-03-2009 PUTİN RUSYASI ve İSLAM
- 11-03-2009 BEN “SEÇİM”İMİ O GÜN YAPMIŞTIM
- 28-02-2009 AK PARTİ 28 ŞUBAT’IN MUSA’SI MI, ÂSÂSI MI?
- 19-02-2009 BAŞÖRTÜSÜNÜ SAVUNMAYA VAR MISINIZ?
- 13-02-2009 GAZZE'NİN KİMLİK İHRACI VE ÇOCUKLAR
- 30-01-2009 BİR AYAKKABI DA ERDOĞAN’DAN
- 18-01-2009 KAZANAN GAZZE HALKI OLDU
- 05-01-2009 İNSANLIĞIN ÖĞRETMENİ ŞEHİD GAZZE
- 11-12-2008 ARABESKİN EN TEHLİKELİSİ
- 28-11-2008 KURBAN ORTAKLIĞI
- 20-11-2008 BÜYÜCÜLER VE KEMALİSTLER
- 08-11-2008 OBAMA KİMİ KURTARACAK?
- 08-10-2008 KÜRT SORUNU: ÇÖZÜMSÜZLÜK MÜ, ÇÖZÜM MÜ?
- 18-09-2008 RAMAZAN, KUR’AN VE KADINLAR
- 07-09-2008 ANNE-BABAYA "ÖF" DEMEYEN BİR TOPLUM!
- 27-08-2008 RAMAZAN DENİNCE
- 19-08-2008 AKVARYUM MÜSLÜMANLIĞI
- 03-08-2008 PUTLARIN HAKKI DEVİRİLMEKTİR, ISLAH EDİLMEK DEĞİL!
- 17-07-2008 İSLAM’IN İLK ŞARTI CİDDİYETTİR!
- 08-07-2008 MÜSLÜMANLAR CAHİLİ SİSTEME KANAT OLMAMALI!
- 29-06-2008 ÇİZGİ FİLMLER NE KADAR MASUM?
- 20-06-2008 PROVOKATÖR İTHAMI ÜZERİNE
- 03-06-2008 DOĞRU CAMİLER AÇIK, FAKAT NEYE?
- 24-05-2008 YANGINDA İLK KURTARILACAK
- 14-05-2008 BOYKOTUN ÖNEMİNİ KAVRAYAMAYANLAR İÇİN BİR HABER
- 03-05-2008 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?
- 19-04-2008 NE "HOŞKÖRÜ", NE ŞİDDET KÖRÜ!
- 05-04-2008 HATİM KAMPANYALARI
- 11-03-2008 KADIN-ERKEK: REKABET Mİ, VELAYET Mİ?
- 01-03-2008 “MÜCAHİD DENKTAŞ” İSLAMİ DEĞERLERE KARŞI!
- 23-02-2008 KUR’AN İLAÇ DEĞİL REÇETEDİR
- 07-02-2008 HERKES DİNİNİN SAHİCİ ADAMI OLMALI
- 26-01-2008 BU KADAR CEHALET İÇİN "AYDIN" OLMAK ŞART MI?
- 20-01-2008 BAŞÖRTÜSÜNE KARŞI KEMALİZM-APOİZM İTTİFAKI MI?
- 06-01-2008 NAMAZLARIMIZI HIZDAN KORUYALIM
- 25-12-2007 HACCIMIZI GERİ İSTİYORUZ
- 04-12-2007 BU SENARYO, ALFRED HİTCHCOCK'A MI AİT?
- 19-11-2007 KUDÜS BULUŞMASI: RENKLER AYRI, DUYGU VE SLOGANLAR AYNI
- 01-11-2007 TOPLUM MÜHENDİSLERİNİN YENİ GÖZDELERİ: NEOMENKIBECİLER
- 08-10-2007 TV ESİR ALIYOR; ESİR OLACAK MIYIZ?
- 01-10-2007 "NİŞANLILIK DÖNEMİ NİKAHI": KİTABA UYMAK YERİNE KİTABINA UYDURMAK
- 11-09-2007 BELEDİYELER VE RAMAZAN: GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ!
- 01-09-2007 KAVRAMLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM!
- 07-08-2007 “İSLAMSIZ İSLAM” SAPTIRMALARINI BOŞA ÇIKARMAK
- 27-07-2007 ULUSALCILARIN MUMU YATSIYA KADAR YANDI!
- 23-07-2007 İSLAMİ MÜCADELE BİR BÜTÜNDÜR, PARÇALANAMAZ!
- 12-07-2007 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?
- 02-07-2007 JAKOBENİZMİN YENİ MEVZİSİ, YENİ MASKESİ: ULUSALCILIK
- 14-06-2007 ÇEVRESEL İFSADIN SONUCU: "SEKÜLER KIYAMET" BEKLENTİSİ
- 05-06-2007 LAİSİZMİN MERCAYUN'U, İSLAM'IN BİNT CİBEYL'İ
- 25-05-2007 İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
- 12-05-2007 ÇÖZÜM; MEŞAKKATLİ FAKAT İSABETLİ OLAN NEBEVİ HAREKET METODUDUR
- 01-05-2007 HAYALCİ VE ERTELEMECİ SİYASETİN SONU: "TİYATROMUZ BURAYA KADARDI!"
- 27-04-2007 PROVOKASYONLAR, TEKTİPÇİ ULUS KİMLİK KURGUSUNDA DÜĞÜMLENİYOR
- 18-04-2007 “ILIMLI MÜSLÜMAN” KİMDİR?
- 11-04-2007 KAVMİYETÇİLİK, EMPERYALİZME KUSURSUZ HİZMETİNİ SÜRDÜRÜYOR
- 30-03-2007 İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
- 22-03-2007 ESKİDEN BAKKALLARIMIZ VARDI
- 12-03-2007 “BÜYÜK BULUŞMA"DAN BÜYÜK TAHRİBAT
- 23-02-2007 “MUHAFAZAKAR DEMOKLES”İN KILICI İLKAV’IN TEPESİNDE
- 07-02-2007 KUR'ANI TAHKİR VE TEZYİF SUÇU
- 22-01-2007 İKİ YÜZLÜ MEDYANIN “ÇILGIN TÜRKLER”İ
Makaleler
Hava Durumu

































































