

YAKINDOĞU'DA MİLLİYETÇİLİK VE KÜRTLER
Mehmed MAKSUT
09-02-2026 10:05
Bir sorun kendisini üreten zihnin kodlarıyla çözülemez. Milliyetçiliği başka bir milliyetçilikle, mezhepçiliği başka bir mezhepçilikle, kabileciliği başka bir kabilecilik ile çözmeye çalışmak abesle iştigaldir.Yakındoğu ülkelerinde milliyetçiliği tahkim etme hatta "kendi milliyetçiliklerini İslamileştirme" çabası oldukça Kürt milliyetçiliği de kendisini tahkim etmeye çalışacaktır. Milliyetçiliğin doğası sürekli kendi karşıtını besleyerek var olur. Öteki olmadan, korku alanları oluşturmadan kendisini inşa edemez milliyetçilikler.Kürtler milliyetçiliğe maruz kaldıkça milliyetçilikten uzaklaşmayacak aksine daha da sarılacaktır. Sorun Kürtlerin milliyetçiliğe sarılmasından önce milliyetçiliğe maruz bırakılmasıdır.Milliyetçilik bir kurtuluş değil bir girdaptır. Bu ister muktedir ister muhalif tüm milliyetçilikler için geçerlidir. Lakin şu çelişkiye de dikkat etmek gerekir. Kendi milliyetçiliğini "kutsal ve zorunlu" olarak görüp bir başkasının hak arama mücadelesini ise milliyetçilik diyerek şeytanlaştırıp bastırmak, düşmanlık üretmekten başka bir şey çıkarmaz. Birine yasal olan diğerine yasak olursa orada kardeslik degil kaos kaçınılmaz olur.Müslüman halkların topyekûn milliyetçilik üzerine inşa edilmiş kimlikler, sınırlar, haklar, ilişkilerden azade olması en azından anlamsızlaştırılması gerekiyor. "Bana yasal sana yasak" mantığından çıkılmadıkça etnik aidiyetler çatışma alanlarına dönüşecektir. Din ve etnik kimliklerin politik güç için çatışma nedenine dönüşmesi savaşları kızıştırmada her zaman etkin olmuştur.Kürtlerin kaderini SDG veya PKK bağlayacak hiçbir Tevhidi Müslümanın olabileceğini düşünmüyorum. Lakin PKK ve SDG bahanesiyle sürekli Kürtlerin en temel haklarının verilmemesi veya ötelenmesi doğru değildir. Zaten Kürt sorunu PKK veya SDG yokken de vardı. Ayrıca Kürdistan bölgesinde Muhafazakar Barzanilerle ilişkisi iyi olan hükümetin referandum sürecindeki "vanaları kapatırım" tepkisi unutulmadıgı gibi meselenin sadece Marksit PKK ile sınırlı olmadığını göstermiştir.Sorun ulus devlet üzerine inşa edilmiş olan Türkiye'nin Kürtleri sürekli potansiyel tehdit olarak oturtması ve haklarını baskılamasıdır. Zaten tüm ulus devletler korku ikliminde kendisine en yakın olanı düşmanlaştırarak kendisini inşa eder. Türk milliyetçiliği açısında Kürtler, Ermeniler ve Araplar bu anlamda tarihsel olarak hep karşı tehdit olarak kullanıldı. Ayrıca milliyetçilikler için sürekli psikolojik bir gurur gereklidir ve Türk milliyetçiliği batıda göremediği bu gururu sürekli Kürt, Arap ve Ermeniler üzerinden tatmaya çalışır.Mesele dini veya itikadi bir mesele değil politik bir mesele. Bugün PKK ve türevlerine duyulan ilgi PKK'nın ideolojik argümanlarına olan ilgiden çok Kürtlerin haklarının sürekli tehlike parantezine alınmasıdır. Milliyetçilikler birbirini sürekli beslerler. Türk milliyetçiliğinin argümanlarına, politikalarına, tarihine maruz kaldığı sürece Kürtlerde de milliyetçilik istemesek de yükselecektir.Hiçbir mümin kaderini PKK gibi örgütlerle kuramaz. Ama şu da bir gerçek ki baskılanan kimlikler ideolojisine bakmaksızın karşı arayışa geçerler. Bu geçiş ideolojik benzerlikten öte koşulların belki zorunluluğu ile okunabilir. Filistin'de ilk dönemlerde İzzettin Kassam, Hacı Eminlerle Filistin İslami direnişi vardı. Halk onlara yöneldi. Sonra bu direniş sol seküler yapılara geçti halk onlara yöneldi. 1980'lerden sonra Hamasla birlikte yine İslami direniş ön plana çıktı. Halk ekseriyeti geleceğine onlarla yürümeye başladı.Aslında Kürtlerin son yüzyıldaki tarihsel serüvenine benzer bir durum görülür. Kürtlerde de ilk dönem Şeyh Saitler, Said Nursiler Kadı Muhammetler, Molla Mustafa Barzaniler ile başlayan Muhafazakar "İslami" muhalefet 1960'lardan sonra sol seküler yapılara geçti. PKK bu süreçlerde baskı politikalarının bir sonucunda doğdu ve baskılar PKK'yı büyütüp besledi.Kürt sorunu Filistin sorununa benzer lakin onunla aynileşmez. Çünkü Filistin meselesinde düşman dediğin Yahudidir. Tarihsel, inançsal, ruhsal olarak senin karşıtındır. Bu kadar farkın olduğu bir yapıya karşı durmak da kolaydır. Lakin Kürtlerin yaşadığı daha zor. Çünkü imtihan oldukları yapılarla yüzyıllardır iç içedir, aynı inancın mensubudur, birçok konuda kader birliği yapmışlardır. Bu aslında büyük bir avantaj iken maalesef milliyetçilik şovenizmi ile büyük bir krize dönüşüyor.Sorunlarımıza çıkarçı değil samimi yönelebilirsek yol alabiliriz. İkircikli siyasi okumalar, davranışlar üzerinden adaleti sağlayamazsınız. Mesela ABD veya İsrail'le iliskiye giren PKK olunca yüksek tonlu gösterilen (ki haklıdır) tepkilerin diğerleri için gösterilmemesidir. PKK için söylenen şey acaba ABD ve İsrail'le ilişkisi olan diğer devletler için de aynı tonda söyleniyor mu? Veya söylenmeli mi? Acaba bölgede ABD politikalarına hizmet eden sadece PKK mıdır? Veya örgütler ABD ve İsrail'e hizmet edince suç devletler yapınca hak mı? Elinde devlet imkani olanların mı ABD ve İsrail politikalarına hizmet etmesi mi utançtır yoksa örgütlerin mi? Bu sorular önem arzetmelidir diye düşünüyorum.İdeal anlamda olması gereken İslam kimligidir ve bunun mücadelesi her iki taraf için verilmelidir. Lakin reelde bu böyle olmuyor. İnsanlar özellikle de egemen yapılar dinlerine göre değil milliyetlerine göre çıkarsamalar yapıyor. En tipik örneği Türkiyedir. Almanya'daki Türklerin dil hakkını "insanlık hakkı, gelişmişliğin ölçütü" olarak okurken buradaki Kürdün dil hakkını bütünlüğü zedeleyici bir tehdit olarak görüyor. Tarihi ve kimliği bir etnik merkeze sığdırıyor. Zor zamanlarda kardeşlik, eşitlik deniyor fakat normalleşince herşeyi normalleştiriyor.İslami camialar sürekli namaz örneğinde hareket ederek eşitligi okuyorlar. Mesele namazda bir olmak, Kürdün imam olması değil siyasal alanda eşit katılım ve adil bir yönetim alanının kurulamamasıdır. Namazdaki eşitliği ve adaleti siyasete, haklara, yönetime, liderliğe taşıma noktasında Müslümanların sorunu var.Ayrıca dinin belirleyici olduğu toplumlardan öte maalesef toplumların belirleyici olduğu dinler var. Dinler insanları etkilediği gibi insanlar da dini yaşamsal olarak etkiliyor. Her toplum kendisine benzeyen bir din inşa ediyor.Türkiye milliyetçi ve seküler kodlar üzerine inşa edildiği için bu durum ister istemez insanların okumalarına az yada çok yön veriyor. Maalesef Müslüman kimliği resmi ideolojiden, ulusalcılıktan arınmış olmadığı için müslümanca bir duruş ve okuyuş zayıf kalıyor.Dikkatli olmalıyız.Yakındoğu kendisine ait olmayan aksine batının hesaplarına uygun hesaplaşmaların arenası olmaktan çıkmalı. Bunun en önemli esası "fanatik olmak değil ferasetli olmaktır." Herkesin kendisine yakın hissettiği tarafların öfkesini kontrol edebilme çabası önemlidir. Kendi tarafının kazanması değil zalimleşmemesi, haklı da olsa haklılığını zulme dönüştürmeme üzerine bir duruş sergilemesi gerekir. Mesele kendi aidiyetlerini zulme uğramaktan öte kendi aidiyetlerini zulme dönüştürmemektir.Öfkenin, şiddetin hâkim olduğu bir coğrafyada tüm kimlikler ölümcül alana dönüşür. Düşmanlarımız, "bizi birbirimize düşmanlaştırarak" hep kazanmaktadır. Düşmanlara karşı en büyük silahımız birbirimizi düşmanlaştırmaktan çıkarmaktır. Zira zaaflarımız, zayıflıgımızın esasını oluşturuyor.Müslümanlar olarak haksızlığa hakla, adaletsizliğe adaletle, ahlaksızlığa ahlâk ile cevap vermeyi başarmak lazım. Karşıtlarının usul ve üslubuyla hareket edenler kendileri olamaz karşıtlarının kopyası olurlar. Öfke ile yürütülecek her sürecin sonu felakettir.İslam dünyasının uğradıgı şiddeti konuşmadan, anlamadan İslam dünyasındaki şiddeti analiz edemeyiz. Maalesef şiddet şiddeti doğuruyor lakin şiddet şiddeti doğrulamıyor.Şiddet ölçü olunca ölümler kaçınılmaz olur. İşin en korkuncu ise artık insanların ölümleri birer sayıya indirgeniyor. Sürekli güç el taraf değiştiriyor lakin tablo değişmiyorsa durup düşünmek lazım. Acıları yatıştırmak yerine acılar yarıştırmakla yarış kazanılmıyor.Kendi yaramızı kendimiz saramazsak, birileri yeni yaralar açacaktır. Düşmanlarımızı en çok güçlendiren bizim birbirimize karşı düşmanlığımız ise o zaman düşmanlarımızı en çok zayıflatan birbirimize karşı dostluğumuz olacaktır.Amin Maalouf ifadesiyle: "Milliyetler çağının şafağında değil gün batımındayız."YORUMLARHenüz Yorum Yok !Diğer Yazıları
- 09-02-2026 YAKINDOĞU'DA MİLLİYETÇİLİK VE KÜRTLER
- 26-01-2026 YAKINDOĞU'DA ABD İLE MÜTTEFİKLİK VE MÜCADELE
- 22-01-2026 SURİYE'DEKİ İKİ "DEVRİM" RÜYASI VE SONUÇ
- 15-01-2026 "ÖLMEK DEĞİL BOYUN EĞMEKTİR YENİLMEK"
- 05-01-2026 MÜSLÜMANCA KENDİ GERÇEKLERİMİZLE YÜZLEŞME
- 25-12-2025 BÖLÜCÜLÜK - BÖLÜNMÜŞLÜK ARASINDA KÜRTLER VE ROBOSKİ
- 14-12-2025 İÇERDEN SESLER (KİTAP TAHLİLİ)
- 30-11-2025 GAZZE’DEKİ ENKAZ VE SESSİZLİK
- 16-11-2025 ŞİDDET SARMALINDA MÜSLÜMAN VE İMTİHAN BİLİNCİ
- 13-10-2025 HAMAS'IN KARARI " KARARIMIZ" DURUŞU "DURUŞUMUZ"DUR.
- 22-09-2025 "ŞÜPHESİZ İNSAN KENDİ KENDİSİNİN ŞAHİDİDİR"
- 29-08-2025 MİLLİYETÇİLİK, KURTULUŞ DEĞİL GİRDAPTIR
- 18-06-2025 SİYONİZME KARŞI DİRENEN İRAN
- 27-05-2025 İSRAİL'İN SOYKIRIMINA KARŞI ''EYLEMLERİMİZ''
- 15-04-2025 GAZZE'Yİ SORGULAMAK YERİNE GAZZE İLE SORGULANMAK
- 10-03-2025 KAN MI KARDEŞLİK Mİ?
- 18-02-2025 DİLLERİN İMTİHANINDA KÜRTÇE DİL İMTİHANIMIZ
- 09-02-2025 HAMAS BİR İNSANLIK MEKTEBİDİR
- 03-02-2025 DÜŞMANA BENZEMEZSEN KAZANIRSIN
- 16-01-2025 ŞEYTANLARI TAŞLAMAK / SORUMLULUĞUMUZU KUŞANMAK
- 02-01-2025 NEREDESİN İYİLİK DOKTORU: HUSSAM EBU SAFİYA
- 27-12-2024 "İRAN-TÜRKİYE-SURİYE" HATTINDA SAVAŞ MI SAĞDUYU MU?
- 20-12-2012 SURİYE’DE KAZANAN YOK KAYBEDEN ÇOK
- 24-11-2012 ÖNCELİĞİ DOĞRU KAVRAMAK
- 06-10-2012 “SELAM YÜREKLİ DOSTUM”A MEKTUP
- 15-09-2012 EY ÖRTÜSÜNE BÜRÜNENLER! GENÇLİK ELDEN GİDİYOR
- 03-09-2012 HAYATI ISKALAYAN BİR İSLAMİ MÜCADELE OLABİLİR Mİ?
- 16-06-2012 UZUN VADELİ DEĞERLERİ, KISA VADELİ KAZANIMLARA KURBAN ETMEK!
- 01-06-2012 NE YAPIYORUZ, NEYİ TALEP EDİYORUZ?
- 12-05-2012 GEZİ VE MUHASEBE
- 19-04-2012 KUTLU DAVADAN KUTLU DOĞUMA
- 15-03-2012 NEFES ALMANIN ÖLÜM OLDUĞU YER: HALEPÇE
- 10-03-2012 ANNEME MEKTUP – PEPÛKÂ DAYÎKAN -I-
- 26-02-2012 İRAN’IN DIŞ SİYASETİ ve SURİYE’DEKİ OLAYLARA BAKIŞI
- 15-02-2012 İRAN İZLENİMLERİ -2-
- 09-02-2012 İRAN İZLENİMLERİ -1-
- 15-01-2012 MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...
- 09-01-2012 LÂ TURKİYYE, LÂ KURDİYYE, İSLÂMİYYE, İSLÂMİYYE!
- 30-12-2011 KATIRLARIN SIRTINDA UMUD'A KAN, TOPRAĞA CAN DÜŞTÜ...
- 20-12-2011 HURAFE- BİDAT’İN VAHİY VE AKILLA MÜCADELESİ
- 30-11-2011 BU NE DUYARSIZLIK, BU NE TUTARSIZLIK...
- 19-11-2011 ŞAHISLARI KUTSALLAŞTIRMA HASTALIĞI VE ELEŞTİRİ
- 06-11-2011 SENSİZLİK VE SESSİZLİK
- 03-11-2011 DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-
- 31-10-2011 DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-
- 30-10-2011 DEPREM GÜNLÜĞÜ - 2
- 28-10-2011 DEPREM GÜNLÜĞÜ -1-
- 17-10-2011 DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU
- 13-09-2011 BİR RİSALE-İ NUR DERSİ İZLENİMLERİ
- 08-09-2011 KAYIP BİR FİDAN
- 02-09-2011 UMUDUN GÜCÜ
- 20-08-2011 KÜRESEL SALDIRILAR KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR
- 12-08-2011 KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI
- 12-07-2011 ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ
- 23-06-2011 MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI
- 11-06-2011 İSLAMİ KİTLELERİ AMACINDAN SAPTIRMA SİLAHI: DEMOKRASİ
- 31-05-2011 İZZET GÖMLEĞİNİ GİYMEK
- 08-05-2011 KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR
- 25-04-2011 MİLLİYETÇİLİK TÜRLERİ VE TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİLİK
- 12-04-2011 ÇOCUK VE TAŞ (ŞİİR)
- 02-04-2011 SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ
- 03-03-2011 HAL-i PÜRMELALİMİZE DAİR HASBİHAL
- 02-02-2011 ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR...
- 28-12-2010 Dâvâ gençliksiz olmaz
- 09-12-2010 UZLAŞMA TEKLİFLERİ KARŞISINDA MUHAMMEDİ TAVIR
- 09-11-2010 İSLAMİ MÜCADELE ÜMİTSİZLİK GİRDABINA MAHKÛM EDİLMEMELİ
- 21-10-2010 SAVRULMALARIN SEBEBİ: SABIR EKSİKLİĞİ
- 01-10-2010 ÜNİVERSİTELERDEKİ İSLAMİ ÇABALAR ÜZERİNE HASBİHAL
- 11-09-2010 SABRA DAVET
- 26-08-2010 MESAJ KIVILCIMLARI
- 03-08-2010 LOKMAN (A.S.)'IN ÖĞÜTLERİNE KULAK VERMEK
- 08-07-2010 KİMLİĞİN İNŞASI
- 28-06-2010 YOL KONTROLU
- 10-06-2010 FİRAVUNİ BASKILARA KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ SIĞINAKLARIMIZ
- 20-05-2010 ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?
- 02-05-2010 MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN
- 17-04-2010 KURTULUŞ FAKAT NASIL?
- 30-03-2010 OKU: HAYATI YENİDEN İNŞA İÇİN
- 11-03-2010 İSTİKAMETİ ŞAŞMAMAK
- 24-02-2010 KAYBIN EN BÜYÜĞÜNDEN SAKINMAK İÇİN
- 10-02-2010 KURTULUŞUMUZ DAVETİ DİRİLTMEKTE
- 29-01-2010 BİLEBİLMELİYİZ…
- 19-01-2010 GENÇLER EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR
- 31-12-2009 BİRAZ DA KENDİMİZİ KONUŞALIM!
- 19-12-2009 BİZ VE SORUMLULUKLARIMIZA DAİR
Makaleler
Hava Durumu






























































