GAZZE’DEKİ ENKAZ VE SESSİZLİK

Mehmed MAKSUT

30-11-2025 14:40


Gazze yakıldı, yıkıldı. Yakılan, yıkılan sadece binalar değil kalpler, tarih, toplumsal güven, insanlığa olan inanç da yıkıldı. 21. yüzyılın Kerbela’sı olan Gazze’de enkazlar altında nice şahsiyetli insanlar kaldı. Başta büyük komutan Yahya Sinvar olmak üzere birçok isimsiz kahramanın pak naaşı işgalci İsraillerin elinde kaldı. Yüzbinlerce şehidin bir mezarı bile yok. Gazze yeryüzündeki en büyük açık hava hapishanesinden sonra en büyük mezarlıklar şehrine de dönüştü. Yeryüzünün en büyük acılarına şahit olan bu topraklar aynı zamanda yeryüzünün en büyük inanç, ahlak, onur, cesaret ve özgürlüğüne de ev sahipliği yaptı. 

 Yüz binlerce insan göçe maruz kaldı. Anne karnında bile muhacir oldular. Yüreklerine daha ne kadar acı sığar Gazzeli insanların bilmiyoruz. Zulüm diyar diyar kol geziyorken neresi vatan olur insanın yüreğine. Yüreğinizi bıraktığınız hangi toprak yurt olabilir bedeninize? On binlerce insan İsrail zindanlarında esaret altında. Tüm bunlar olurken hiçbir hukuk, ahlak, ilke tanımayan işgalcilere karşı bir kaç ülke dışında (İran, Yemen, Lübnan Hizbullah’ı) ciddi bir karşı duruş maalesef çıkmadı, çıkmıyor. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” felsefesiyle herkes üç maymunu oynuyor. Lakin er ya da geç bu yılan dokunmadığına da dokunacak. Bugün sana dokunmaması sıranın sana gelmemesinden dolayıdır. Üç maymunu oynayanlar zamanla ya maymunlaşacaklar ya da maymunun elinde oyuncak olacaktır. 

İslam dünyasını yakıp yıkıyorlar. Müslüman halklar sadece bedensel soykırıma uğratılmıyor aynı zamanda onur kırıcı bir şekilde yok ediliyor, sömürülüyor, tarihe tanık kılınıyor. Moğol- Haçlı saldırılarını aratmayan bu işgal ve sömürü karşısına kim Selahattin olacak? Kim hesap soracak? Her şeyi Allaha havale etmekle meseleler hal olmuyor. “Selahattin’i bekleme Selahattin ol” misyonunu kim taşıyacak? Kasas Süresi 5 ayette: “Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.” Allah’ın isteğinin ifadesi olacak olanlar nerede?

Müslüman coğrafyalar Batılıların laboratuvarı haline gelmiş. Bedenlerimiz, topraklarımız üzerinde her istedikleri deneyi uyguluyorlar. Geliştirdikleri silahlara bizi kurban ediyorlar. Kaynaklarımızı sömürüp insanlarımızı mankurtlaştırıyorlar. Sonra “pişmanca değil pişkince” özür dileyip gidiyorlar. Bosna’da, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de ve en son Gazze’de hep aynı yıkım tabloları bıraktılar. Avrupalı tarihçiler Afganistan için “İmparatorlar mezarlığı” diyor. Gazze’de “Küresel modern Mezarlığa” dönüştü

Araf Süresi 155 ayetin ifadesiyle “İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helâk edecek misin?” İçimizdeki beyinsizler yüzünden helakin, acının, onursuzluğun en katmerlisini yaşatıyorlar. Enkazı kaldırmayı, yaraları sarmayı yerel iktidarlara bırakıp kuklalara kahramanlık payı veriyorlar.

Kahramanlık, enkazı kaldırmak değil enkaza engel olmaktır. 

Kahramanlık, yaraları sarmak değil yaralamaya engel olmaktır. 

Kahramanlık, insani yardım dağıtmak değil insanları öz yurdunda yardıma muhtaç hale getirmemektir. 

Kahramanlık, küresel şer şebekelerinin fahişesi olmuş hukuk yapılarını harekete geçirmek değil hukuksuzluğu önlemektir. 

Bunları yapacak kahramanlar olmadığı sürece zalimler hep yıkacak, yakacak, öldürecek biz ise enkazı kaldırmaya, yardım dağıtmaya destanlar yazacağız. 

En büyük düşman ne ABD ne İsrail’dir. En büyük düşman cehaletimizdir, dağınıklığımızdır, iradesizleştirilmemizdir. Sömürüye açık hale gelişimizdir. Bizi zayıf kılan hastalıklarımızdır. Bunlarla yüzleşmediğimiz sürece enkazı kaldırma hamallığından enkaza engel olma kahramanlığına geçemeyeceğiz.

Bu süreçte “Hz Ömer’in onların ölüleri cehennemde bizim şehitlerimiz cennette” sözüne binaen onlar kendi cehennemliklerine dahi sahip çıkarken bizler kendi cennetliklerimize dahi sahip çıkamıyoruz. Tıpkı yaşarken sahip çıkamadığımız gibi. İsrail ve ABD Gazze onca katliam ve yıkıma rağmen işgal ettiği topraklarda bıraktığı necis cesetlerinin peşine düşüp başta Arap ülkeleri dahi herkesi harekete geçirirken birileri de çıkıp yüzbinlerce şehidin, tutuklunun, muhacirin, enkaz altında kalanların, hayvanlara yem olan binlerce canın hesabını sormuyor, sorgulamıyor. Adamlar kendi leşlerinin parçasına bile sahip çıkarken bizler kendi şehitlerimizin naaşını bile arayamıyoruz. Bu acıyı dile getiremiyoruz. Bir Afrika atasözü der ki: “Kendi aslanına sahip çıkmayanlar elin itine sarılır.  Aslanlar kendi tarihçilerine sahip oluncaya kadar avcılık öyküleri hep avcıyı yüceltecektir.” (Avcı: İsrail, İtler: Satılık taşeron liderler)

Bu taşeronlardan Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE; Hamas'ın silah bırakmaması durumunda Gazze'nin yeniden inşasına yardım etmeyeceklerini ABD yönetimine (sahiplerine) bildiriyorlar. Sahiplerine o kadar bağlılar ki sahipleri kovsa bile peşinden koşup can verecekler. Köle ruhlara özgürlük, onur aktarılamaz. Emperyalizme karşı ruhunu ve onurunu kaybetmiş devletlerin toprak ve insan kaybetmesi mukadderdir. Müslümanlar olarak satılık liderlerden kurtulmadıkça evimize, insanımıza, toprağımıza sahip olamayacağız.

Şarm-e Şeyhteki ateşkesten sonra Gazze’de zulümler devam etmesine rağmen Müslümanlar bir anda sessizliğe büründü. Gazze’de her şey bitmiş, sorunlar çözülmüş, enkazlar kalkmış, acılar dinmiş gibi bir algı ortaya çıktı. Bu ateşkes öldürmeyi durdurmadı sadece Müslümanları sessiz hale getirdi. Bunun da en önemli nedeni Müslümanların siyasal pozisyonlarını mevcut iktidarlara göre ayarlamalarıdır. Müslümanlar kendilerini mevcut iktidarlara göre tanımlamamalı, konumlandırmamalıdır. Çünkü mevcut iktidarlar İslami olmadıkları gibi tüm iktidarlarda geçicidir. İktidarların reel politik tutumları, milli ve menfi çıkarları Müslüman hareketlerin öncüsü ve ölçüsü olmamalıdır. Sorumluklarımızı ve söylemlerimizi ulus sınırlarına hapsolmuş milli devletlerle sınırlandırmamalıyız. Bütün ulus-devlet sınırları vatandaşlarına bir kültür ve kimlik algısı dayatır. Bu bakımdan sınırlar toprak üzerinde kurulduğu kadar insanların zihinleri üzerine de çizilir. Ulus devletlerin sınırlarını kabul etmediğimiz gibi kültür, kimlik ve zihni okumalarını da red edebilmeli. Tepkilerimizi bu sınırlarla sınırlandırmamalıyız. 

Bilge lider Aliya İzzetbegoviç’in ifadesiyle “Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.” Dostların sessizliği daha derin yaralar açar yüreklerde. Gazze’de binalar bir şekilde onarılabilir lakin kalpleri onarmak gerçekten zor olacak. Soykırımları unutmak, unutturmak meseleyi çözmüyor aksine yenisine davetiye çıkarıyor. Çünkü zalimlerin en büyük gücü mazlumların tepkisizliğidir. “Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.” Cesur olacağız. Zira korkaklar her gün ölür. Belki öleceğiz, belki esir olacağız lakin asla köle olamayacağız. 

“İslâm korkakların değil, cesur ve atılgan Müslümanların omuzlarında yükselecektir.”

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN