EHL-İ SÜNNET Mİ, EHL-İ SİYON MU?

Mehmed DURMUŞ

30-03-2026 10:51


“Size karşı savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın ama aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.” (Bakara, 190).

“Onları yakaladığınız yerde öldürün…” (Bakara, 191).

“Fitne tamamen yok edilinceye ve din yalnız Allah’a ait oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur.” (Bakara, 193).

“Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı…” (Bakara, 216).

“Ey Nebî! Kafirlerle ve münafıklarla cihad yap ve onlara karşı sert davran. Onların gideceği yer cehennemdir. O gidilecek yer ne kötüdür!” (Tevbe, 73; Tahrim, 9).

 

Buraya yazılması gereken yüzlerce ayetten birkaçı bunlar. Bu ayetlerden hangisi Kur’an’dan değildir? Kimlerin kimlerle savaşması gerekmektedir? Kim kime silah doğrultacaktır?

Biraz daha açık sormamız gerekirse, kâfirleri dost edinmemeyi, bilakis onlarla savaşmayı emreden, müminlerin ancak Allah’ı, Nebî’yi (sav) ve müminleri velî edinebileceğine hükmeden ilahi buyruklar kendilerini ehli sünnet olarak tanımlayan bir kısım insanları ne kadar alakadar etmektedir?

Şii/beşinci mezhep diye tahkir edilen insanlar İslam düşmanlığı ortak paydasında buluşan -yedi değil- yetmiş düvelle savaşmaktadırlar. Çünkü İslam düşmanlarıyla savaşmayı görev edinmişler. Filistin’e, hususen Gazze’ye, Lübnan’a vd. yaptıkları ortada olan ABD-İsrail ittifakına iki-üç bin km. mesafeden ölüm ve yıkım füzeleri göndermek için mangal yürekli olmak gerekmektedir. İşte İranlı Müslümanlarda bu yürek var ki İsrail’i Gazze’ye benzetmektedirler. Siccîl veya Fettah gibi füzeler Gazze’nin intikamını almak için imal edilmişler ve yıllardır tutuldukları hangarlarından çıkartılıp, kafirler üzerine ateşlenmektedirler.

Fakat çok garip ve anlaşılmaz bir şekilde, İran İsrail’in kuyruğuna bastıkça, ses, içimizdeki birtakım Sefillerden/sefîhlerden çıkmaktadır. Sünnet deyince akla öncelikle kâfirle yüzleşen, Mescid-i Aksâ’nın askeri olarak kâfirin karşısında dimdik duran, Allah’ın tayin ettiği mevsimi gelince de kâfirle hesaplaşan büyük bir Yürek gelir. Ehli Sünnet de o, Koca Yürekli Rasûlullah’ın (sav) yolundan giderek bugünün kâfirleri olan ABD, İsrail ve vekilleriyle savaşan, izzeti Allah’ın, Rasûlünün ve müminlerin katında arayan adanmış müminler akla gelir. Bu hudud içinde yaşamış ve hayatını kafirle mücadeleye adamış ehli sünnete saygımız sonsuzdur.

Bugün bir kısım insanların kendilerini nispet ettikleri saltanat ehli sünnetçiliği, kâfirle savaşmak şöyle dursun, kâfire, kendini savunma hakkı tanımakla meşguldür. ABD-İngiltere-Fransa’nın vekili İsrail terör şebekesi 1948’de kurulur kurulmaz onu en erken tanıma yarışına giren, ABD’nin yanında Kore’ye gönderilen askerlere şehidlik payesi biçen, Allah’ın, Kendisi, Elçisi ve müminler katında aramamızı emrettiği izzeti NATO’da arayan siyasi ve toplumsal iradeye yaslanan bir ehli sünnet yapısından bahsediyoruz.

Ehli sünnet olmak lafla değil, sadece işle/icraatla yani can ve malla yapılan cihadla mümkündür. Herkes buyursun, hodri meydan! Hamas ve Kassam Tugayları kurucularından Mahmud Zahhar’ın dediği gibi, kim ehli sünnet olmak istiyorsa İsrail’e karşı cihad etsin. Bari bir tane taş atsın. Bunu yapamıyorsa İsrail’e, tarihindeki en büyük azabı yaşatan, haritadan silinebileceğine, Büyük İsrail Projesinin bir aç tavuk ambarı olduğuna inandıran koca yürekli insanlara kirli dilini uzatmasın.

Kim bugünkü İran’ın muhteşem cihadını gölgelemek istiyorsa, bilsin ki Epsteinci dünya Siyonizmiyle aynı safta yer almaktadır. NATO’nun, ABD’nin, AB’nin ve Siyonizm’in varlık sebebini anlamamıştır.

Zekatınızı ehli sünnet Diyanetin yaptığı ‘yasak savıcı’ hesabından ödeyeceksiniz, yani Gazze ve İran gibi beldelerimizdeki cihada bir kuruş katkınız olmayacak, NATO’ya sadece göbekten değil, her uzvunuzdan bağlanmış olacaksınız, ABD-İsrail eksenindeki mevziinizi yitirmemek için İsrail’i bırakıp İran’ı taşlayacaksınız, sonra da Allah’tan korkmadan ehli sünnetlik tafrası yapacaksınız! Vallahi de ehli sünnet olamazsınız, billahi de ehli sünnet olamazsınız. Siz olsa olsa ehli Siyonist olabilirsiniz, ehli NATO, ehli USA olabilirsiniz. Hâinul Harameynle aynı hizmetkarlıkta buluşabilirsiniz. Sizin ehli sünnetçiliğiniz saldırgan ABD’ni ve İsrail’i değil, İran’ı kınamayı gerektirir.

Bu halinizle, düşünüp ölçen-biçen, tekrar ölçüp-biçen, sonra bakışlarını gezdiren, kaşlarını çatan suratını asan sonunda kibrini yenemeyip sırtını dönen ve “bu olsa olsa bir sihirbaz sözüdür” diyen (Velîd b. Muğîre)’den bir farkınızın olduğunuzu düşünüyor musunuz?

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN