
Siyonist zalime destek veren Avrupa’ya ağır eleştiriler
Avrupa’nın, Gazze’nin yeniden inşasını ‘silahsızlanma’ şartına bağlamasının, siyonist rejimin iki yılı aşkın süredir Gazze’de sürdürdüğü zulmün meşrulaştırılması anlamına geldiğini belirten Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi (Euro-Med), bunun uluslararası hukukun ihlali olduğunu açıkladı. Avrupa’nın 1948’de kabul ettiği ‘soykırımı önleme sözleşmesini’ hatırlattı, Avrupa’nın İsrail’e desteğinin, soykırım suçunun sürdürülmesine “yardım ve yataklık” sayılabileceğini vurguladı.
27-03-2026

Gözlemevi, bugün (5 Şubat Perşembe) yayımladığı açıklamada, yeniden inşanın ön şartı olarak silahsızlandırmanın dayatılmasının, İsrail’in Gazze Şeridi’nde sivil nüfusa ve altyapıya karşı işlediği ağır suçları kasıtlı biçimde görmezden geldiğini; halkın yeniden inşa ve toparlanma hakkını siyasi bir şantaj aracına dönüştürdüğünü belirtti. Bu durumun, İsrail’in işgal gücü olarak uluslararası insancıl hukuk, özellikle de Cenevre Sözleşmeleri uyarınca sivilleri koruma ve temel ihtiyaçlarını koşulsuz biçimde karşılama yükümlülüklerine açıkça aykırı olduğu vurgulandı.
Bu bağlamda Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi, Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın, Gazze’nin yeniden inşasını Hamas’ın silahsızlandırılmasına bağlayan açıklamalarını kınadı. Gözlemevi, bu şartın yalnızca Avrupa Birliği’nin soykırım suçunu önleme yükümlülüklerinden tehlikeli bir sapma anlamına gelmediğini, aynı zamanda sivillerin yaşam ve hayatta kalma hakkını ortadan kaldıran siyasi ve güvenlikle ilgili koşullar dayatarak soykırımın sürdürülmesini meşrulaştırdığını belirtti.
Avrupa-Akdeniz Gözlemevi, Kaja Kallas’ın 29 Ocak ve 2 Şubat tarihlerinde yaptığı iki ayrı açıklamada “Gazze’nin yeniden inşasının Hamas’ın silahsızlandırılmasına bağlı olacağını” ifade ettiğini; bunun, neredeyse tamamen yok edilmiş bir bölgede yaşayan sivillerin yeniden inşa ve dolayısıyla hayatta kalma hakkını, uluslararası hukukun öngördüğü koruma yükümlülükleriyle hiçbir ilgisi olmayan siyasi bir koşula bağlama konusunda açık bir ısrar anlamına geldiğini vurguladı. Açıklamada, Gazze’nin Ekim 2023’ten bu yana İsrail tarafından işlenen soykırım suçu sonucu neredeyse bütünüyle tahrip edildiğine dikkat çekildi.
Gözlemevi, Kallas’ın bu tutumunun, Avrupa’nın Filistinli sivillere yönelik süregelen İsrail saldırıları karşısında askeri, güvenliğe dair, ekonomik ve siyasi alanlarda sergilediği sistematik işbirliği yaklaşımını güçlendirdiği uyarısında bulundu. Bu yaklaşımın, son iki yılda işlenen ağır ve benzeri görülmemiş suçlara rağmen İsrail’e karşı herhangi bir etkili hesap sorma ya da baskı mekanizmasının devreye sokulmamasında somutlaştığı; buna paralel olarak Avrupa Birliği’ne üye bazı kilit ülkelerin, Filistinli sivillere karşı işlenen savaş suçlarında kullanıldığı belgelenmiş silah ve askeri ekipman ihracatını sürdürdüğü ifade edildi. Bu durumun, söz konusu devletler açısından ihlallere katkı sunmaları ve bunların devamlılığını sağlamaları nedeniyle hukuki sorumluluk doğurduğu belirtildi.
Avrupa-Akdeniz Gözlemevi, neredeyse tamamen yıkılmış bir bölgede yeniden inşa sürecinin engellenmesi ya da geciktirilmesinin, 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2/c maddesi kapsamında doğrudan yer aldığını vurguladı. Anılan maddede, “bir grubun fiziki varlığını tamamen ya da kısmen yok etmeyi amaçlayan yaşam koşullarına kasten maruz bırakılması”nın suç sayıldığı hatırlatıldı. Gözlemevi, soykırım yasağının askıya alınamayacak bağlayıcı bir uluslararası hukuk kuralı olduğunu ve bu nedenle nüfusun hayatta kalmasının temel koşulu olarak yeniden inşanın, silahsızlandırma dahil herhangi bir siyasi ya da güvenlik şartına bağlanmasının hukuken geçersiz ve sonuç doğurmaz olduğunu vurguladı.
Açıklamada ayrıca, Gazze’nin yeniden inşasının siyasi veya güvenlik koşullarına bağlanmasının, Avrupa Birliği ve üye devletlerin soykırım suçunu önleme yönündeki pozitif yükümlülüklerinin de ağır bir ihlali olduğu belirtildi. Bu yükümlülüğün, sivillere dayatılan ölümcül yaşam koşullarını sona erdirmek için mevcut ve hukuken mümkün tüm tedbirlerin alınmasını gerektirdiği; buna karşılık ek engeller yaratmanın, siyasi ve ekonomik nüfuz kullanarak suçun sürmesine ya da uzatılmasına fiili zemin hazırlamanın kabul edilemez olduğu ifade edildi.
Avrupa-Akdeniz Gözlemevi Hukuk Dairesi Direktörü Lima Bestami, “Hukuki ve ahlaki olarak doğru olan, Avrupa Birliği’nin siyasi ağırlığını ve koşulluluk araçlarını, bu yıkımın sorumlusu olan İsrail’e yöneltmesi; onunla olan ortaklık anlaşmasını askıya alması ve tüm ekonomik, askeri ve diplomatik işbirliğini soykırımın derhal durdurulması, Uluslararası Adalet Divanı kararlarına uyulması, Gazze’nin yeniden inşasına başlanması ve mağdurların zararlarının giderilmesi şartına bağlamasıydı. Bunun yerine, mağdurların yaşam hakkını tarafı olmadıkları güvenlik düzenlemelerine bağlayan imkânsız şartlar dayatılıyor” dedi.
Bestami, bu yaklaşımın adalet terazisini açıkça tersine çevirdiğini; soykırım failinin, askeri makinesinin yıktığı yerlerin yeniden inşası üzerinde ek bir “veto” ile ödüllendirildiğini, mağdurların ise bir kez katliamla, bir kez de hayatlarını yeniden kurma haklarından mahrum bırakılmak suretiyle olmak üzere iki kez cezalandırıldığını vurguladı.
Avrupa-Akdeniz Gözlemevi, bu siyasi şartların sahada fiili uygulamalara dönüşmesi tehlikesine karşı uyarıda bulunarak, yeniden inşa için ayrılan fonların engellenmesi ya da askıya alınması, inşaat malzemeleri ve temel ihtiyaç maddelerinin girişinin kısıtlanması, ihracat ve ithalatın sınırlandırılması, bankacılık transferleri ve mali işlemlerin yasaklanması, Birleşmiş Milletler mekanizmalarının işlevsizleştirilmesi veya çalışmalarının engellenmesi gibi uygulamaların, halkın yaşamdan mahrum bırakılmasını sürdüreceğini belirtti.
Gözlemevi, bu tür uygulamaların yalnızca siyasi tarafgirlikle sınırlı kalmayabileceğini; hukuken, soykırım suçunun sürdürülmesine “yardım ve yataklık” düzeyine ulaşabileceğini, zira bu adımların ölümcül yaşam koşullarının devamını sağlayan fiili maddi destek ve siyasi örtü sunduğunu ifade etti.
Açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki sivillerin barınma, sağlık ve hayatta kalma hakkı dahil temel haklarının siyasi, askeri ya da güvenliğe dair hedeflere bağlanmasının, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 33. maddesi uyarınca açıkça yasaklanan toplu cezalandırma anlamına geldiği; uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerini, özellikle ayrım gözetme ilkesini ve sivillerin işlemedikleri fiillerden dolayı cezalandırılamayacağı kuralını ihlal ettiği vurgulandı. Bu şartları dayatan tarafların, doğrudan hukuki sorumluluk taşıdığı kaydedildi.
Gözlemevi, uluslararası insancıl hukuk kurallarının herhangi bir siyasi hesap ya da değerlendirmeden bağımsız ve koşulsuz uygulanması gerektiğini vurgulayarak, yeniden inşanın mağdurlar için asli bir hukuki hak ve zararların giderilmesinin temel bir unsuru olduğunu; siyasi bir ödül ya da pazarlık aracı olmadığını ifade etti.
Açıklamada ayrıca, bu şartın uluslararası insan hakları hukuk sistemi açısından da ağır bir ihlal teşkil ettiği; yeniden inşa ve bunun için gerekli malzemelerin girişinin, başta yaşam hakkı olmak üzere, insana yakışır yaşam, barınma, sağlık, gıda ve su haklarının hayata geçirilmesi için maddi ve zorunlu bir gereklilik olduğu belirtildi. Özellikle çocuklar ve kadınlar gibi en kırılgan grupların bu yoksunluktan en ağır biçimde etkilendiği, haklarının yıkımın, kuşatmanın ve yaşam kaynaklarının engellenmesinin sürmesi nedeniyle doğrudan ve derhal zarar gördüğü ifade edildi.
Avrupa-Akdeniz Gözlemevi, Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’a, Gazze’nin yeniden inşasını silahsızlandırmaya bağlayan açıklamalarını geri çekmesi, bunlardan açıkça vazgeçmesi ve Gazze’deki soykırımın ve Filistin halkına karşı işlenen İsrail suçlarının sürmesine siyasi örtü sağlayan politikalardan uzak durması çağrısında bulundu.
Ayrıca, başta Avrupa Birliği olmak üzere etkili uluslararası aktörlerden, İsrail’i Uluslararası Adalet Divanı kararlarına uymaya zorlamak amacıyla caydırıcı ekonomik ve diplomatik yaptırımlar uygulamalarını talep etti. Gözlemevi, hukuki yükümlülüğün yalnızca yeniden inşaya izin vermekle sınırlı olmadığını; aynı zamanda İsrail’e silah ihracatına derhal ve kapsamlı bir yasak getirilmesini de kapsadığını vurguladı. Avrupa Birliği’nin, bazı üye devletlerinin sağladığı savaş araçlarının yıktığı yerlerin yeniden inşası için koşulları tartışmaya devam etmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi.
Avrupa-Akdeniz Gözlemevi, uluslararası toplumu, İsrail’i Gazze Şeridi’ndeki sivillere karşı işlenen tüm suç ve ağır ihlalleri derhal ve tamamen durdurmaya zorlamak için ciddi adımlar atmaya çağırdı. Adaletin sağlanmasının, kapsamlı ve etkin bir hesap verebilirlik sürecinin işletilmesini ve mağdurların uğradıkları maddi ve manevi zararlar için adil ve kapsamlı tazminat alma hakkının güvence altına alınmasını gerektirdiği; bunun İsrail’in hukuki yükümlülüğü ve zaman aşımına uğramayan bir mağdur hakkı olduğu vurgulandı.
Son olarak Gözlemevi, Avrupa Birliği dahil tüm etkili uluslararası aktörleri, Gazze’deki duruma yaklaşımda uluslararası hukuka tam bağlılık göstermeye çağırarak, insani sürecin ve yeniden inşa hakkı dahil yardım sürecinin siyasi süreçten ve güvenlik sürecinden kesin biçimde ayrılması gerektiğini, yeniden inşanın müzakere ya da siyasi şantaj aracı değil, hukuki bir yükümlülük ve mağdurların hakkı olarak tanınmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
Avrupa-Akdeniz Gözlemevi, uluslararası toplumu Gazze Şeridi’ne uygulanan kuşatmanın derhal kırılması, yeniden inşa malzemelerinin hiçbir kısıtlama olmaksızın girişinin sağlanması için acil ve gecikmeksizin harekete geçmeye çağırdı. Bunun sivillerin haklarını, yaşamını ve onurunu korumak için bağlayıcı bir hukuki yükümlülük ve acil bir insani zorunluluk olduğunu vurguladı.
(Filistin Enformasyon Merkezi / İktibasdergisi.com)
Siyonist zalime destek veren Avrupa’ya ağır eleştiriler
TARİHSEL PERSPEKTİFTEN BİR GÜNCEL OKUMA
İsviçre merkezli kuruma göre, Gazze’de 200 bin kişi katledildi
Rejimi çökertemedik, "Venezuela modeli" verelim!
Sözde ateşkes: Gazze’de dün 14 Müslüman katledildi
Lawrence Kudüs'te hem hoca hem haham kılığına girmiş
İktibas ve Cemre Derneği ortaklığında Gazze’de ilk çadırlar kuruldu
Hamas: Siyonist çetenin hapishanelerindeki Filistinli kadınlar darbediliyor, başörtüleri zorla çıkarılıyor
Makaleler
Hava Durumu






























































