
"ev" Arama Sonuçları
Şiddet sarmalındaki gençlik ve sorumluluğumuz
Şiddet sarmalında kaybolan bir gençlik yerine; adaletin, merhametin ve hikmetin temsilcisi olan bir gençlik inşa etmek en temel görevimizdir. Bu ise ancak İslami sorumluluğun yeniden idrak edilmesiyle gerçekleşir. Unutulmamalıdır ki, bir toplumun geleceği gençliğin karakterinde saklıdır. Eğer gençlik ıslah olursa, toplum da ıslah olur; eğer gençlik savrulursa, toplum da savrulur.
İslamizasyon, Aşamalar Katediyor
Artık Türkiye beş vakit namaz kılan, cumalara giden cumhurbaşkanları dönemine girmişken, elbetteki mescitsiz hiçbir okulu, hastanesi, devlet dairesi ve bakanlığı da kalmayan bir ülke olmalıdır…
İktibas’ın Nisan sayısı: Hayber Savaşı Yeniden
İktibas Dergisi yeni sayısı “Hayber Savaşı Yeniden” manşeti ile çıktı. Mart ayı boyunca devam eden ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın özünde neyin kavgası olduğu derginin yorum sayfalarında işlendi.
Kur'an Nesli İlim Merkezi'nden "Gençler İçin Hediye Kitap Kampanyası"
Kur'an Nesli İlim Merkezi' "Gençlerimiz, evrensel tevhidi uyanış sürecinin birikimine yabancı kalmasın" düşüncesiyle, Türkiye çapında kitap hediye ve okuma seferberliği başlattı.
Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?
Çok garip ve anlaşılmaz bir şekilde, İran İsrail’in kuyruğuna bastıkça, ses, içimizdeki birtakım Sefillerden/sefîhlerden çıkmaktadır. Sünnet deyince akla öncelikle kâfirle yüzleşen, Mescid-i Aksâ’nın askeri olarak kâfirin karşısında dimdik duran, Allah'ın tayin ettiği mevsimi gelince de kâfirle hesaplaşan büyük bir yürek gelir. Ehli Sünnet de o, koca yürekli Rasûlullah'ın (sav) yolundan giderek bugünün kâfirleri olan ABD, İsrail ve vekilleriyle savaşan, izzeti Allah'ın, Rasûlünün ve müminlerin katında arayan adanmış müminler akla gelir.
Hevamızı Kur'an'a Arz Etmek
Cahiliyenin, Allah’ın dini karşısındaki tutumu geçmişten günümüze hep bu yönde olmuştur. Hevâya dayalı yönelim ve işleyişleri ortadan kaldırmak ve hevâları vahye tâbi kılmak için gelmiş olan ed-Din’i, bu temel niteliğinden uzaklaştırarak hevâya tâbi kılmaya çalışmak, hevâ ile ve hevâya dayalı işleyişlerle uzlaşmış bir payanda din haline dönüştürmeye çalışmaktır.
Siyonist zalime destek veren Avrupa’ya ağır eleştiriler
Avrupa’nın, Gazze’nin yeniden inşasını ‘silahsızlanma’ şartına bağlamasının, siyonist rejimin iki yılı aşkın süredir Gazze’de sürdürdüğü zulmün meşrulaştırılması anlamına geldiğini belirten Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi (Euro-Med), bunun uluslararası hukukun ihlali olduğunu açıkladı. Avrupa’nın 1948’de kabul ettiği ‘soykırımı önleme sözleşmesini’ hatırlattı, Avrupa’nın İsrail’e desteğinin, soykırım suçunun sürdürülmesine “yardım ve yataklık” sayılabileceğini vurguladı.
Üç Ayet Çerçevesinde Mayın Eşekliğine Reddiye (VİDEO)
Cuma sohbeti: Üç Ayet Çerçevesinde Mayın Eşekliğine Reddiye I Şükrü Hüseyinoğlu I Kur'an Nesli İlim Merkezi
Kürşad Atalar: İslami yönetim, “mümin kul” üzerine kuruludur (HABER-VİDEO)
Siyaset bilimi konusunda doktora sahibi yazar Kürşad Atalar, İktibas’ta verdiği konferansta, en iyi yönetim tarzının hangisi olduğu konusunda tarihin başından beri soruların sorulduğunu, filozofların buna kafa yorduğunu, çağdaş dönemde siyaset teorileri üretildiğini anlattı. Bu modellerin beklenen başarıyı sağlamadığını, İslam’ın insan modeli ve bu modele dayalı devlet düzeni ile “en iyi” olarak öne çıktığını vurguladı.
Âtıf Hoca'yı asan rejim, halka şapkayı nasıl giydirdi
Şapka Kanunu’nun kabulünden bir buçuk yıl önce yayınlanan “Frenk Mukallidliği ve Şapka” adlı risalesinden dolayı İskilipli Âtıf Hoca’yı ve şapka dayatmasına karşı çıkan yüzlerce Müslümanı İstiklal Mahkemeleri’nde yargılayıp darağacına gönderen rejim, “laikleştirme politikasına dinsel meşruiyet kazandırmak” gayesiyle vücuda getirdiği Diyanet teşkilatı ve bu teşkilatın “din görevlileri” aracılığıyla da halkın muhayyilesinde şapkayı meşrulaştırmaya çalışmıştı.
İktibas’ın Şubat sayısı çıktı
İktibas Dergisi’nin 566. sayısı “İran Batı’nın Gözüne Neden Batmaktadır?” manşeti ile çıktı. Derginin yorumunda, devrimin yaşandığı 1979 yılından bu yana İran’ın, Batı’nın ağır baskıları ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekildi.
Söyleşi: Meal-Tefsir formu doğru mu?
Dolayısıyla mealler tercüme yerine geçmese de, tefsir gibi yoruma dayalı çalışmalar da değildir, olmamalıdır. Meallerden beklenen, okuyucuyu mümkün olduğunca Kur'an'daki lafızların yalın anlamlarıyla karşı karşıya bırakmaktır. Fakat 2000'li yıllardan sonra, “Yüce Allah’ın ne dediği” sorusundan yola çıkıp, mümkün olduğunca lâfzî çeviri yoluyla yalın şekilde bunu ortaya koymaya çalışan meallerin yerini, aslında tamamen tefsir mefhumunun alanını oluşturan “Yüce Allah’ın ne demek istediği” sorusunun karşılığı olan “maksat” eksenli yorumları öne çıkaran -tırnak içinde söylemek isterim- “mealler” aldı.
HEM TAĞUTLARLA HEM HURAFELERLE KAVGALIYDI
Türkiye'deki Kur'ani/Tevhidi bilinçlenme sürecinin öncülerinden Ercümend Özkan ağabey, 24 Ocak 1995'te İslami çalışmalar için gittiği Adana'da kalp krizi geçirerek vefat etmişti. Kısacası nasıl yaşamışsa öyle de vefat etmişti, Allah yolunda koştururken. Rabbimiz ona rahmet etsin, şahitliğini makbul kılsın.
DİYANETİN "AŞIRILIK" KONUSUNDAKİ HUTBESİNE DAİR
Diyanet, yeryüzündeki en büyük ve üstelik egemen aşırılık olan ve yaşadığımız coğrafyanın da mevcut gerçekliği durumunda bulunan laisizm tuğyanını hutbelerinde hiç gündem etmiş midir mesela?
Ümmetin Aziz Şehidi Seyyid Kutub, Tağutları ve Belamlarını Rahatsız Etmeye Devam Ediyor
Yeniden Kur'an'a dönüş, Kur'an neslinin inşası ve bu düzlemde Kur'an'la büyük dâvet cihadı (Bkz: Furkan 52. ayet) ile toplumsal ve siyasal inkılabın gerçekleştirilmesi olduğunun altını çizmiş olan aziz şehidimizi, Amerikan icadı ve aparatı bir tedhiş örgütüyle birlikte anmak, cehaletten öte alçaklıktır.
Kirlenmek Kötüdür
İnsan fıtratı, kiri ve kirliliği kötü görür, giderilmesi gereken arızi bir durum olarak algılar. Buna mukabil temizliği sever, temizlikten yanadır. Fıtrat dini olan İslam da bunu hem teyit hem de teşvik eder. Tertemiz bir hayat yaşamayı ve Âlemlerin Rabbi’nin huzuruna tertemiz olarak çıkmayı bize öğretir.
Lawrence Kudüs'te hem hoca hem haham kılığına girmiş
Büyük Erkan-ı Harbiyye Reisliği, Dahiliye ve Hariciye Vekaletleri’ne gönderilen ve Lawrance’ın asker üniformalı fotoğrafının da olduğu yazıda şu ifadeler yer aldı: “Kahire’deki Mason kulübüne Suriye ve Filistin’den gelen mevsuk ve teyit edilmiş malumatı ikinci maddede arz eylerim. İngiliz entelicens servis şeflerinden meşhur casus Miralay Lavrens’in bundan iki ay mukaddem Mısır’da şeyh Aptullah namı müstearile bir müddet bulunduktan sonra Suriye ve Irak’a geçtiği ve geçen ağustos ayı zarfında ansızın Kudüs’e geldiği ve elyevm Sudan’ın Hartum şehrinde bulunduğu anlaşılmıştır. Lavrens’in, Kudüs’te bulunduğu müddet zarfında bazen Müslüman hocası kıyafetinde ve şeyh Aptullah namile ve bazen de Amerikalı Musevi hahamı şeklinde ve Yakos İskinazi namile (buraki şerif-ağlama duvarı) civarına gelerek bu civarda bulunan Müslüman ve Yahudilere ayrı ayrı vakıtlarda zehirli telkınatta bulunarak heyecan getirdiği ve bugünkü Filistin kıtalini ihzar ettiği mevsuku kelam birçok zevatın ifadesiyle teyit edilmiştir."
CAHİLİYE TEBERRUCU VE PERDESİZ EVLER
Üstelik bugünün cahiliyesinde açılan sadece kadınlar değildir. Evler de artık açılıp saçılmaktadır. Teşhircilik sapması artık, mahremiyet kaleleri evlerin teşhirine kadar varmış durumdadır.
Makaleler
Hava Durumu





























































