
"tekrar" Arama Sonuçları
Şirk ritüellerine hayır: Kemalizm'in değil Rabbimizin kuluyuz
10 Kasım sebebiyle tekrar gündeme gelen şirk ritüellerine karşı Özgür-Der tarafından İstanbul'da eylem gerçekleştirildi.
Bugün günlerden Ahmed Kalkan
Türkiye'deki İslami dâvet ve mücadelede müstesna bir yeri ve katkısı bulunan Ahmed Kalkan hocanın ikinci vefat yıldönümü bugün. 16 Ekim 2021 günü aramızdan ayrılan Ahmed hocamıza Rabbimizden rahmet dilerken, ona dair bir tanıklık yazısını tekrar paylaşmakta fayda görüyoruz.
Bir Erdal Bayraktar geçti bu dünyadan
Erdal dostumuz hayatla barışıktı, kendisiyle barışıktı, ailesiyle ve dostlarıyla barışıktı. Çünkü Erdal Allah’la barışıktı. Allah’a imanı tamdı. Hastalıklarından çektiği ızdırap yüzüne aksetse de onu asık suratlı olarak hiç görmedik. Tebessümünü dostlarından hiç esirgemedi. Tekerlekli sandalyeye mecbur bir hayat onun psikolojisini bozmadı. Nice sağlam insanları demokratik uçurumlara atan ‘şartlar’ onu savuramadı, istikametini bozmadı. Sözün özü, Allah’ın Erdal Bayraktar kulu sahih bir akide, temiz bir yaşam ve nebevî çizgiye uygun bir duruşla Rabbinin katına gitti. Kendisine zaman zaman “sen bizim Şeyh Ahmet Yasin’imizsin” derdim. Narin bedeni toprağa verilirken dua eden hocanın aynı sözleri tekrar etmesini, aklın yolu birdir sözünün tecellisi olarak anladım.
Zihniyet nasıl değişir? Camide ibadet önceliği yerini nasıl eğlenceye bırakır?
Müsaadenizle tekrarlayacağım, sıralamanın karışmaması şartıyla. Yani öncelik namazı eda etmektir. Çocukların gençlerin eğlenmesi değil. Her Ramazan şahit olduğum durumları görmekten, yazmaktan yoruldum. Gönlüm yoruldu.
Bugün günlerden Ahmed Kalkan
Türkiye'deki İslami dâvet ve mücadelede müstesna bir yeri ve katkısı bulunan Ahmed Kalkan hocanın ikinci vefat yıldönümü bugün. 16 Ekim 2021 günü aramızdan ayrılan Ahmed hocamıza Rabbimizden rahmet dilerken, ona dair bir tanıklık yazısını tekrar paylaşmakta fayda görüyoruz.
Depremin Dilini Anlayabilmek (VİDEO)
Deprem bölgesindeki izlenimlerini paylaşmak üzere İktibas Dergisi lokalinde düzenlenen programda konuşan derginin yazarlarından Şükrü Hüseyinoğlu, depremlerin temelde bir ayet olma vasfına değindi ve yaşananların insanoğlu için dünyada mutlak güven ve rahatlık olmadığı gerçeğini de tekrar hatırlattığını vurguladı.
Yargıtay Üyesi: Anıtkabir'de zorunlu ibadete hayır
Yargıtay Üyesi Abdullah Yaman, 2017 yılı 10 Kasım'ı öncesi, “Zorunlu ibadete hayır” ifadeleriyle uzun bir yazı paylaşmıştı. Yaman, Anıtkabir ziyaretlerini türbeciliğe benzetmişti. Kemalist vesayetin toplumun üzerine daha koyu şekilde çökmekte olduğu bu dönemde, söz konusu yazıyı tekrar hatırlatmak istedik.
Erdoğan’ın söylemleri Filistin’den, somut politikaları siyonist rejimden yana
Bilindiği üzere Erdoğan, tevhide aykırı bir inançla sık tekrar ettiği bir sözünde; “ekonominin, sermayenin dini imanı olmaz” diyor. Her halde bu inancı sebebiyle olsa gerek, ekonomik ilişkilerde bu kadar rahat davranılmış, en sert söylemlerle İsrail’in “terör devleti” olarak suçlandığı süreçlerde bile ekonomik ilişkiler, neo-liberal politikalar gereği piyasa ilahının arzularına uygun ölçüler içinde zirve yaparak sürdürülmüştür.
“Atatürk'ün Kürt sorunu değil, din sorunu vardı”
“Andımız” tartışmaları basit bir metni sabah akşam tekrar edip etmemekten öteye Tek Parti ve Tek Adam ideolojisinin ülke ve toplumu ırkçı tezler etrafında hallaç pamuğu gibi savurup atmaya matuf politik hesaplara ışık tutuyor.
Ürdün veliaht prensinin Aksa'ya girişinin engellenmesi üzerine
Veliaht Prens Hüseyin’in Kudüs yolundan geri çevrilmesi, odağında BAE’nin bulunduğu krizde yeni bir aşamaya işaret ediyor. Gözler şimdi, Ortadoğu’daki eski dengeleri yeniden kurma vaadini sürekli tekrarlayan yeni ABD yönetiminde. Ancak, Joe Biden ve ekibinin Ürdün’ü ne kadar “vazgeçilmez” gördüğü, bu noktada en önemli soru. Washington’dan gelen işaretlere bakılırsa, muhtemel cevap şu yönde: “İsrail’in güvenliği sağlandıktan sonra, ha Ürdün ha BAE, bizim için fark etmez.”
Medine, Medine Sözleşmesi, medeniyet kavramları dolayımında mülahazalar
Dünkü şartlar tekrar tahakkuk eder, Yesrib’i Medine’ye dönüştüren irade kâbil-i kıyas sayı azlığına rağmen taraflarca mutlak bir itaat ve teveccühle nihaî hâkim karar kabul edilirse, şüphesiz bugün de Medine vesikası hukuku üzerinden toplumsal mutabakat vücûbiyet arz eder. Ancak bugün roller tamamen farklı iken, İslâmî bir ıstılahın paravan olarak kullanılması ve mağlubu galip sanma duygusal motivasyonuyla İslâm, küfrün hâkimiyetini meşrûlaştırma vasıtası kılınma riskiyle yüz yüzedir. İslâm namına tescil ve tahkimin söz konusu olmadığı bir vasatta, İslâm’ın, varlık-bilgi (ontolojik-episteme) bağı vahiyle kopuk ideoloji ve sistemler tarafından suni teneffüs için popülizme malzeme kılınması kaçınılmazdır.
Edirne’de Habil Mert davası: Mütalaa geri çekildi
Heyet Tahrir Şam örgütü propagandası suçlamasıyla Edirne İslam Gençliği Derneği Başkanı Habil Mert’in yargılandığı dava bugün görüldü. Mert'in avukatı Abdurahman Özdemir, “İddia makamı mütalaasını geri çekti. Yapılacak araştırmadan sonra tekrardan bir mütalaa verilecek. Dosya araştırılmamış, yeterli soruşturma yapılmamış” dedi.
Başka bir etnik zulüm şahidi olarak "Endülüs’ün Kız Kardeşi"
Kitabın en önemli özelliği yazarının Sudanlı olması. Sudanlı bir yazarın gelip bu kitap özelinde düşünürsek Müslüman Türkler ve onların Bulgaristan’da yaşadığı eziyetleri kaleme alması son derece ilginç. Genelde böyle bir şeyi zulme uğrayan taraftan beklersiniz. Fakat yazar, kendisini de eziyete uğrayan topluluktan kabul ediyor. Zaten “Bütün Müslümanlar kardeştir” hadisinin gereği de budur. Olayları dinlerken gözyaşları içinde kaldığını, her şeyini toplayıp oradan uzaklaştığını ve tekrar geri dönmesinin uzun zaman aldığını belirtiyor. Bu arada kendi kendini de sorguluyor ve ne Türk ne de Bulgar olduğu halde kendisini bu meseleyle ilgilenmeye itenin ne olduğunu düşünüyor. Herhalde bu da Müslüman kardeşinin derdiyle dertlenmek ilkesinin gereği olsa gerek.
Hanım teyzeler Oruçbaba'ya, vekil ablalar Anıtkabir'e!
Resmi ideolojik dayatmalarla uygulanan Mustafa Kemal’i tazim ve tapınma eylemlerinin son dönemde iktidar yetkilileri ve mensuplarınca artık gönüllü bir tarzda icra edilmeye başlanmasına istinaden, sitemiz yazarlarından Hasan Bakırcı'nın 2016 yılında kaleme aldığı ''Hanım teyzeler Oruçbaba'ya, vekil ablalar Anıtkabir'e!'' adlı makalesini tekrardan istifadenize sunuyoruz.
Bir taraftan kınama bir taraftan dostluk
Erdoğan: "Üç dinin kutsalı olan, ilk kıblemiz Kudüs'ü Şerifin, dünya Müslümanlarının kırmızı çizgisi olduğunu bir kez daha tekrarlamak istiyorum."
“Güzel söz, kökü sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir''
Sözün aslını kökünü önemsemek gerekiyor eğer bir meyve umuyorsak şayet, maksadımız bağı viran etmek, içimizdeki cerahati orta yere saçmak ise çirkinlik yolunun yolcusuyuz demektir. Söz, nerede sarf edilirse edilsin ondan mesulüz. Kötü sözden medet ummak köksüz kuru bir ağaca çaput bağlamaktan öte bir iş değildir. Güzel sözün müşterisi olmak ise meyvelerinden tekrar toprağa tohum saçan bir ağacın bereket dolu gölgesinde oturmak gibi.
'Bu gidiş nereye?..'
Ve şimdi, işte şimdi tam zamanı, salih amel olarak ne varsa onu yapmaya gayret edelim. Tekrar sesleniyorum, olanlar olmayanlarla paylaşsın. Evlerinde kiracıları olanlar var. Pek çok evleri olanlar var, binaları olanlar var, yığınla paraları olanlar var. Allah onlara vermiş ama ne için vermiş şimdi bunun muhasebesini yapsınlar. Ve Allah’ın bize verdikleri hiçbir şeyin sahibi değiliz dostlar. Ama hiçbir şeyin. Şimdi acı günler yaşıyoruz. Bunlardan ibret alalım.
Allah kullarını zorlukla da rahatlıkla da imtihan eder, şeytan ise imtihanda başarısız kılmaya çalışır
Mehmet Pamak'ın bir yıl önce yazmış olduğu makaleyi tam da yaşadığımız sürece hitap etmesi sebebiyle tekrar paylaşmak istedik. Rabbimiz, ibret alıp sorumluluklarımızı idrak etmeyi ve gereğince amel edip mübarek rızasını kazanmayı hepimize nasip etsin İnşaAllah.
Hanım teyzeler Oruçbaba'ya, vekil ablalar Anıtkabir'e!
Resmi ideolojik dayatmalarla uygulanan Mustafa Kemal’i tazim ve tapınma eylemlerinin son dönemde iktidar yetkilileri ve mensuplarınca artık gönüllü bir tarzda icra edilmeye başlanmasına istinaden sitemiz yazarlarından Hasan Bakırcı'nın 2016 yılında kaleme aldığı ''Hanım teyzeler Oruçbaba'ya, vekil ablalar Anıtkabir'e!'' adlı makalesini tekrardan istifadenize sunuyoruz.
Makaleler
Hava Durumu






























































