Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
BÖLGEDEKİ GELİŞMELER: "İSLAM'SIZ LÂ" NE GETİRİR?
Şükrü HÜSEYİNOĞLU - 05/03/2011 - 00:27
Yaşadığımız coğrafyada oluşturulmakta olan “Türkiye modeli” için kullanageldiğimiz “Lâ’sız İslam” tanımının bir başka versiyonu olarak bölgede kendini gösteren “İslam’sız lâ” süreci konusunda bizlere düşen, bu sürecin İslami çözüm perspektifiyle buluşması için çaba göstermektir. Yaşanan sürecin doğru okunması ve İslami çözüm perspektifinin canlandırılması adına bölge Müslümanlarıyla irtibatlar kurulmalı ve bu konuda mesajlar iletilmelidir.

Milyonlarca insanın ölümüyle ve imparatorlukların yıkılmasıyla neticelenen Birinci Dünya Savaşı niçin patlak vermişti? Bu sorunun en kestirme cevabı, “Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahtı Ferdinand’ın, Sırbistan ziyareti sırasında bir Sırp genci tarafından öldürülmesi sebebiyle”dir. Gerçekte ise söz konusu suikastın bu savaşın çıkmasındaki rolü, bir kıvılcımla patlamaya hazır olan bombanın yanında çakılan kıvılcım olmasından ibarettir.

 

İşte miladi yılın ilk ayı içerisinde Tunus’ta başlayan ve kısa süre içerisinde Tunus'ta 23, Mısır’da ise 30 yıllık diktatörleri koltuğundan edip, Libya’da Kaddafi’nin “tartışılmaz” saltanatını paramparça kılan hadiseler de, bu tür bir süreci işaret etmektedir.

 

Tunus’ta Ocak ayı başında, Sidi Bouzid kentinde seyyar satıcılıkla geçimini sürdüren Muhammed Bouazizi adlı üniversite mezunu bir gencin, zabıtalar tarafından tezgâhına el konması ve bu yapılırken bir kadın zabıta görevlisi tarafından aşağılanması neticesinde hadiseyi protesto etmek amacıyla kendisini ateşe vermesi, kısa süreden tüm ülkeye yayılan bir isyanın ateşleyicisi olmuştu. Bouazizi’nin tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmesi, isyanı önü alınamaz bir kıvama taşıdı ve neticede 23 yıllık diktatör Bin Ali ülkeden kaçmak zorunda kaldı.

 

Tunus’ta yaşanan bu gelişmelerin benzer durumdaki bölge ülkelerini etkilemesi zaten beklenen bir gelişmeydi. Fakat bu etki beklenenden daha hızlı ve belirleyici oldu. Cezayir’de, Mısır’da, Yemen’de, Fas’ta, Libya’da ve Basra körfezindeki krallıklarda hareketlenmeler oldu ve bazı ülkelerde bu hareketlenmeler kısa sürede ayaklanmaya dönüştü. İlk olarak Mısır’da ısrarlı bir halk ayaklanması yaşandı ve bu ayaklanma, birkaç hafta içinde “Mısır’ın son Firavunu” olarak anılan Hüsnü Mübarek’in devrilmesiyle neticelendi. Bölgedeki hareketlenmeler hız kesmeden sürerken, son olarak Libya’da rejimi ciddi şekilde sarsan bir ayaklanmaya dönüşmüş bulunuyor. Libya’yı, 42 yıldır “tek adam” olarak yöneten Kaddafi’nin otoritesi büyük oranda başkent Trablus’la sınırlı kalmış görünüyor. Bu gelişmelerin yanında bölgedeki pek çok rejim de, halka siyasi ve ekonomik reformlar vaat ederek ömrünü uzatmaya çalışıyor.

 

Tüm bölgeyi ve tabii ki tüm dünyayı etkileyen ve bu kadar büyük sonuçları doğuran hadiselerin birçok toplumsal ve siyasal sebeplere dayandığında kuşku yoktur. Bouazizi’nin kendini ateşe vermesi, yukarıda da belirttiğimiz gibi bardağı taşıran son damla etkisi yapmıştır. Tunuslu gencin ölümü, bölgedeki rejimleri ayakta tutan tek etken olan korku atmosferine karşı bir direnç noktasına dönüşmüş ve kitlelerin can havliyle korku duvarlarının üzerine yürümesine yol açmıştır.

 

Müslümanlar sürecin neresinde?

 

Esasında bölgede yaşanan bu gelişmelerde asıl üzerinde durulması gereken konu, mevcut durumda bölgede toplumsal bir güç olarak varlığını sürdüren ve dolayısıyla muhalefet potansiyelini ellerinde bulunduran İslami güçlerin yaşanan sürecin neresinde olduğu meselesidir. İslami muhalefet güçleri, yaşanan bu hadiselerin neresinde yer almaktadırlar, süreç içerisinde ortaya koydukları söylemler, talepleri ve hedefleri nelerdir?

 

Bu soruların cevaplarına geçmeden önce, bölgede yaşanan gelişmelerin planlı-programlı bir toplumsal kalkışmadan farklı olarak, yıkılanın yerine neyin ikame edileceği konusunda bir hedef ve bu hedefe uygun bir hazırlıktan mahrum olduğunu belirtmekte fayda vardır. Hadiselerin beklenmedik bir dönemde patlak vermesi ve çok hızlı gelişmiş olması bu konuda bir mazeret oluştursa da, bölgedeki İslami güçlerin, gerek hadiselerin yorumlanması ve gerekse yıkılanın yerine neyin ikame edileceği konusunda verdikleri mesajlar çok ümit verici değildir.

 

Halk ayaklanmaları neticesinde, dikta rejimlerinin değilse de şimdilik diktatörlerin devrildiği Tunus ve Mısır’ın vizyondaki İslami muhalefet güçlerinden sürece ve geleceğe ilişkin gelen açıklamalar, “Türkiye modeli”ni aşamayan ve özgün bir İslami muhalefet ve siyasal inşa diline yaklaşmaktan bile uzak bir bîçareliği ifade ediyor.

 

Yıllarca Tunus’taki laik dikta rejiminin İslami alternatifi olarak görülen En Nahda hareketi ve lideri Raşid Gannuşi’nin gerek hadiselerin başında sürgünde bulunduğu Londra’dan verdiği mesajalr, gerekse Tunus’a döndükten sonra vermeyi sürdürdüğü mesajlar, temel kodları ılımlı laiklik-ılımlı İslam sentezinden ibaret olan ve bu sentezle Batının model ülkesi niteliğini taşıyan Türkiye’ye öykünmenin ötesine geçememektedir. Son olarak Zaman gazetesine konuşan Gannuşi,  “Biz de aynı şekilde Tunus halkı olarak Türkiye'nin tecrübesini bir model ve örnek olarak görüyoruz" diyor ve ekliyor: "Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde demokrasi ve İslam arasında bir barışma dönemi oldu. Biz bunu model olarak görüyoruz." Gannuşi, partisinin AKP gibi “muhafazakâr demokrat” olduğunu da sözlerine eklemekte bir beis görmüyor.[1]

 

Mısır’ın köklü İslami muhalefet örgütü İhvân’dan gelen mesajlar Gannuşi’den gelenler kadar pervasız olmasa da, aynı hedefte buluşmaktadır: "Türkiye'deki demokratik rejim Mısır'a da uyabilir. Özgür seçimler, eşitlik, halkın değerlerinin korunması özlem duyduğumuz konular. Türkiye'deki model bizler için uyumlu ve çok sıcak bakıyoruz."[2]

 

Anlaşılıyor ki, bölgedeki ana gövde İslami muhalefet güçleri, kaynağını İslam’dan alan köklü bir toplumsal ve siyasal dönüşüm yerine, mevcut sistemler bünyesinde gerçekleştirilecek demokratik iyileştirmeleri yeterli gören ve demokratik-laik bir sistem içinde bir aktör olarak var olmayı hedefleyen bir çizgiyi temsil etmektedirler.

 

Bölge için, “Türkiye modeli”nde olduğu gibi, “İslamcılar”ın İslami iktidar iddiasından vazgeçtiği, buna mukabil rejimlerin de insanların doğrudan siyasal alana müdahil olmayan İslami taleplerine kulak verdiği, İslam’ın toplumsal yaşantıda temel belirleyici değil de, bir çeşni, bir renk olarak var olabildiği bir yönetim şekli öngörülmektedir. Ve ne yazık ki bölgedeki İslami güçler, bu modele itiraz etmek şöyle dursun, özlemlerini ifade etmektedirler. Bu yönüyle, bölgedeki İslami güçlerin bir belirleyiciliği, yönlendiriciliği olduğunu söylemek pek mümkün görünmüyor. Zira dillendirilen model bölge için bir devrimi değil, emperyalizmin diktatörlükten sonra bölge için arayıp da bulamayacağı bir yeni “gönüllü sömürge” biçimini ifade etmektedir.

 

Mevcut tabloda İslami muhalefet güçleri, özgün bir İslami çözüm modeli gündeme getirmek yerine, Batının diktatörlük sonrası bölge için öngördüğü “Türkiye modeli”ni dillendirerek, hem kendilerini, hem de İslami muhalefet potansiyelini açığa düşürmektedirler.

 

“Lâ’sız İslam” mı alırsınız, “İslam’sız lâ” mı?

 

Bölgede hızla gelişen ve büyük sarsıntılara yol açan hadiselerin ortaya çıkardığı ilk sonuçlar şüphesiz ki bizim açımızdan sevindirici olmuştur. İslam dünyasının bu merkezi coğrafyasında on yıllardır halkları tiranlıkla yöneten İslam düşmanı ve emperyalizm / siyonizm işbirlikçisi diktatörler, beklemedikleri bir anda tepetaklak olmuş, haklar güçlerinin farkına varmıştır. Dolayısıyla bölgede hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Artık denklemde bölge halkları da bulunmaktadır.

 

Bununla birlikte gerek meydanlara çıkan kitlelerin söylem ve talepleri, gerekse bölgenin köklü İslami muhalefet güçlerinden gelen açıklamalar, yıkılanların yerine ikame edilecek olanların İslami nitelikte olmayacağını haber vermektedir. Bölge meydanlarından yükselen “Diktatörlere, İslam düşmanlığına, ABD emperyalizmine, siyonist işgale, işbirlikçiliğe, sömürüye, yolsuzluğa ve yoksullaştırmaya hayır” sloganlarının arkasından çözüm olarak “İslamiyye, İslamiyye” sloganları yükselmemektedir. Meydanların yanı sıra kanaat önderlerinin söylemlerinde de “İslami çözüm”ün izine rastlanmamaktadır.

 

Bu durum bize, yaşananların “İslam’ı önermeyen bir lâ” çıkışı olduğunu haber vermektedir. Baskıya, sömürüye, yolsuzluğa, yoksullaştırma politikalarına, emperyalizme, siyonizme, işbirlikçiliğine hayır diyen ve fakat İslami çözüm perspektifinden uzak bir altüst oluş yaşanıyor şu an bölgede.

 

Bölge halkları meydanları doldurup tüm dünyanın kulaklarını çatlatırcasına “Lâ ilahe” diye haykırıyorlar, fakat bu nida şimdilik “İllallah” perspektifiyle buluşmuyor. Maalesef “Diktatörler gitsin de ne gelirse gelsin” gibi bir çaresizlik ortaya konuluyor ve bu çaresizlik en çok da emperyalizmi iştahlandırıyor.

 

Yaşadığımız coğrafyada oluşturulmakta olan “Türkiye modeli” için kullanageldiğimiz “Lâ’sız İslam” tanımının bir başka versiyonu olarak bölgede kendini gösteren “İslam’sız lâ” süreci konusunda bizlere düşen, bu sürecin İslami çözüm perspektifiyle buluşması için çaba göstermektir. Yaşanan sürecin doğru okunması ve İslami çözüm perspektifinin canlandırılması adına bölge Müslümanlarıyla irtibatlar kurulmalı ve bu konuda mesajlar iletilmelidir. Sürecin “Lâ’sız İslam” yönünde işlemesine karşı tavır geliştirilebilmesi için, yaşadığımız coğrafyanın gerçekleri bölge Müslümanlarıyla paylaşılmalıdır.  



[1] Zaman, 23 Şubat 2011, “Tunuslu lider Gannuşi Zaman'a konuştu” başlıklı haber

[2] Dünya Bülteni, 8 Şubat 2011, “İhvan lideri: Türkiye bizim için model ülke” başlıklı haber

 

(Not: Bu yazı, Basiret Dergisi'nin Mart sayısında yayınlanmıştır.)

1970
YORUM LİSTESİ
Selahattin Baybars 14-03-2011, 17:25:47
Olayların başlangıcını dikkate aldığımızda Tunuslu bir gencin ekmek parası için kendisini yakması ve sonunda Tunusta devrim/değişim.Tunusta ki devrim ve ekonomik şartların kötülüğü bahane edilerek Mısırda devrim/değişim. Libyada bu zincire katılarak kaddafi ve sülalesinin parsadan çok alması bahane edilerek devrim/değişim yaşanıyor.

Bunun açıklaması kanımca kitlelerin veya insanların inandıkları şeyler üzerinden delil getirmeleri ve amel etmeleri. Marksizme inanan birisinin marksın kitaplarından delil getirmesi gibi. Kemalizme inan birisininde Nutuk kitabını delil getirmesi gibi.
Bölgedeki halklar yani yukarıda Tunus Mısır Libya örneklerinde olduğu gibi adaletli eşit ekonomik şartların gerçekleşmesi için mücadele ediyorlar ama islamdan delil getirerek (buralarda pek tasviip etmesekde en azından İhsan Eliaçık gurubun yaptığı gibi islamdan delil getirerek değil) değil, çünkü islamdan delil getirmeye başlasalar en baştan AKP modelini değil Recep Tayyip Erdoğan ve seküler nur cemaatini değil, inandıkları ?!? peygamberimizin modelini dillendirirler, onun modelini delil getirirlerdi. Baş örtüsü için savaş çıkaran sahabeyi delil getirirler. Allahın hükümlerini -midesinden ulusundan- daha çok sevmeyi dert edinirler.
 
Hakan Biçer 12-03-2011, 17:20:07
Şükrü Bey, yazınızda doğru tesbitlerde bulunuyorsunuz, ben de katılıyorum. Ama son kısımda yapılması gereken olarak, 'bölge müslümanlarıyla irtibatlar kurulmalı ve bu konuda mesajlar iletilmeli' diyorsunuz. Böyle bir durumun gerçekleşme ihtimalinin olmadığını düşünüyorum. Orada heyecan dorukta iken ve onlara (muhtemelen) bildikleri gerçekleri hatırlatmanın çok etkili olmayacağı açık görünüyor. Üstelik buradan oraya iletmek de pek mümkün görünmüyor. O zaman 'ne yapılabilir' sorusunun yanıtı, benim nacizane kanaatim, gerek orada gerek Türkiye'de veya başka yerlerde, insanları büyüleyen Demokrasi/Özgürlük/İnsan Hakları vs. gibi kavramların içinin boş olduğunun 'ispatlanması' olduğunu düşünüyorum. Özellikle Demokrasi konusunda henüz insanlar, tevhidi müslümanlar da bile, kafalar netleşmiş görünmüyor.
 
hikmet erturk 09-03-2011, 08:43:25
"İslam düşmanı ve emperyalizm / siyonizm işbirlikçisi diktatörler, beklemedikleri bir anda tepetaklak olmuş, haklar güçlerinin farkına varmıştır. Dolayısıyla bölgede hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Artık denklemde bölge halkları da bulunmaktadır." Kardeşim yazın için herşeyi ile çok isabetli olmuş diyorum.Fakat yazı içerisinde ki bu cümleleri biraz daha düşünmek lazım.Burada halklar demokratik sistemde gerçekten halk varmıdır.O bölgelerde ki halklar gerçekten kendi güçleri ve bilinçleri ile mi meydanlardadır.Bu konular beni düşündürüyor.Çıkan tabloda farklı bir ey olmayacak.Bunları belirtmişsiniz aten fakat bu cümleler üzerinde biraz daha düşünmek bekemek görmek lazım aceleci kanılara varmamalıyız.
 
ışık 08-03-2011, 21:50:09
iyi güzel yazıyorsunuz fakat siz hamasın hizbullahın samimi olduklarına inanıyormusunuz asla inanmıyorum siz daha iyi bilirsiniz tevhidi Allah uğrunda ölenleri ne şekilde öldüklerini peygamberlerin yaşayışları nelerden vazgeçtiklerini birçok insanı tenzih ederim ama ben müslamanım diyen milyonların samimiyetine inanmıyorum sizi ve sizin gibi düşünenlere lafım yok sizleri takib etiğim kadar yazılarınızı iman realitesine aykırı görmüyorum birde ALLAH RAZI OLSUN ALLAH'IN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN
 
Mehmed Durmuş 08-03-2011, 16:40:02
Allah razı olsun Şükrü kardeşim. Oldukça isabetli ve meramı ifade edici bir adlandırma. İçerik de güzel olmuş. Bundan sonra böyle olacak mücadele: İslam'la İslamsız lâ' ya da lâ'sız islam arasında... Allah gereken gücü verecektir mü'minlere...
 
Ş. Hüseyinoğlu 08-03-2011, 11:03:54
Konuyla ilgili daha önce iki yazı yazdım ve o yazılarla bu yazı arasında bir tenakuz olduğunu iddia etmek büyük başarı! Bu üç yazı birbirini tamamlayan yazılar. Bölgede dikta rejimlerine karşı gerçekleştirilen isyanları desteklemek, yaşananları tahlil etmeye ve mevcut durumun fotoğrafını çekme gayreti göstermeye engel olmasa gerektir. Bu yazı bir eleştiri yazısı değil, tahlil yazısı. Olayları abartanların, gelişmelere duygusal yaklaşıp olması gerektiğine inandıklarını oluyor gibi gösterenlerin aksine, hadiseleri olduğu gibi anlama ve buradan bizlere ne gibi sorumluluklar düştüğünü ortaya koymaya çalışan bir yazı. İslam'ın iktidar talebini içinde barındırmayan bir lâ tabii ki İslam'sızlıkla nitelendirilmeyi hak etmektedir. Hamas ve Hizbullah da yeryüzünde Allah'ın hükmünü hakim kılma hedefini terk edip, demokratik-laik bir modele rızalarını bildirirse tabii ki onalrı da eleştiririz.
 
serhat 07-03-2011, 23:15:32
yorumumun başlığı "la"yı anlayaMAmak idi.
Amacım da yazar kardeşimi eleştirmek.
Yazı için, gelişmeler karşısında karamsarlık içeriyor ya da haksızlık ediyor diyemeyeceğim; çünkü gelişmeleri anlayaMAmak üzerine kurulu.
Ömer kardeşe önemli ölçüde katılıyorum.

Ben de o yüzden "la"yı anlamamak dedim. "La" demek anlık bir durumu ifade eder mi diye sormak gerekiyor.
Bu durumda AKP'ye olumlu bakan başta Hamas olmak üzere, Lübnan siyasetine etki etmesine sıcak bakan Hizbullahı da aynı mantıkla eleştirelim o zaman.
Yazıda sadece perspektif değil, olayların mahiyetini okuma hususunda da ufuksuzluk var kanımca. Acelecilikten de öte başka bir yazıda vurguladığı tespitlerle tenakuz içeren bir yaklaşım da var.
Tunus ve Mısırla ilgili yazdığı ilk yazıda yazar kardeşimiz AKP ile ilgili söylemlerin yanlışa yorulmaması gerektiğini salık veriyordu okuyucuya. ne çabuk fikir değiştirdi ve böyle bir manifestoya ihtiyaç duydu. Bekleyip görmeyi salık verme bir-iki haftayı mı içeriyordu?
O halde bekleyip görelim bakalım. "la" ne anlama geliyormuş, ne bu acele? Ve nedir bu Tunus-Mısırdaki müslümanları böylesine töhmet altında bırakmak. daha adamlar işin başında diye düşünüyorum. ve toplumları da ciddi anlamda sekülerleştirilmiş. sloganlarını sıralamışsınız, iyi ya işte bu sloganların arkasında durmaları değil midir aslolan? biraz sabır derim ben.
 
serhat 07-03-2011, 20:02:24
bölgedeki gelişmeleri anlayaMAmanın güzel bir örneği bu yazı.
 
i.metin 07-03-2011, 16:46:41
“Lâ’sız İslam” mı alırsınız, “İslam’sız lâ” mı?

kardeşim bu başlıktaki tanımlamanız yerinde bir tanımlama.
ahmed abide şu tanımlamayı yapmışdı "devrim degil devirmedir"

şöyle olmalıydı la şargıyya la garbıyya islamiya islamiye.
Allah razı olsun
 
ADEMOĞLU 06-03-2011, 16:53:47
Pisişik sözde ülkelerin nizam tarzlarını belirleyen ilkeler koyan sömürizm ve batıizmdir.jakoben düşünce ekseni herzaman kendi yaşam tarz ve etkinliğini değiştirme ve yenilemeye gider bu yenilenme bazı geri kalmış fikriler tarafından bir şeyler oluyor gibi yaygaralar çıkarılır ve biliçsiz yılgınların etki tepkileri ölçülür ve ona göre yeni kurallar belirlenir.
kendi hür düşünçe tarzlarını temsl edemeyen her kısırlaştırılmış toplumlarda böyledir.
hayatlarını bir beşeri nizama göre şekillendiren bu topluluklar asla düşünemezler onların yerine düşüneneler vardır.
Hal böyle olunça onların asla bir dini hayatı olamaz çünkü dini hayatlar toplumları hep ileriye taşımış onları düşünene ,akleden ve onu yaşamsallaştıranlar olarak hep ön plana taşımıştır.Bizim ülkemizde bu karışıktır
kendi düşünce tarzlarını belirleyenler hep dini istismar edenler el üstünde hatta omuz üsyünde taşınmşı vetaşınmakta statikoda bunu destekmemektedir.islami hayatı anlama ve yaşama bireylerin duruşuna bağlıdır ki bu toplumları etkiler.
 
nuri 06-03-2011, 07:38:31
Yazıya başlık tam yerinde olmuş.Diktaya zulme la var ama;İSLAM YERİNE NEDEN TÜRKİYE modeli? Müslümanlar Türkiye sistemini iyi anlamalı.Allah razı olsun ...
 
ömer bitlis 06-03-2011, 02:35:45
Enseyi karartmaya gerek yok...

Ortadoğu’da Türkiye’den model alınan Kemalist, jakoben, laik dikta rejimi değildir. Örnek alınan derin devletin, kontgerillanın, Jitem’in, Ergenekon’un ve işkenceci yapının tasfiyesi sürecidir. Ve bu süreci tetikleyen en önemli saik ise, 28 Şubat 1997’den sonra meydanlarda darbecilere, yargısız infazcılara karşı Türkiye’deki İslami mücadelenin yeniden yükselttiği direniştir. Ayrıca unutulmamalıdır ki Ortadoğu Müslümanlarını sarmalayan ve bizleri de dirilten tevhid, adalet, özgürlük arayışının kimlik aşılayan etkin gücüdür.

Bırakmadınız ağız tadıylan tağut devirmeyi kutlayalım...

 
DİĞER YAZILARI

23/05/2012 - 04:50 UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ

07/05/2012 - 22:04 MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK

21/04/2012 - 13:21 KULLANAN - KULLANILAN!

01/04/2012 - 14:55 FE EYNE TEZHEBÛN!

23/03/2012 - 22:15 TARİH NİÇİN TEKERRÜRDEN İBARETTİR?

18/02/2012 - 00:04 İDDİALARIMIZ VARDI BİZİM

02/02/2012 - 21:40 SURİYE DİRENİŞİ VE ÂDİL ŞAHİTLİK SORUMLULUĞU

14/01/2012 - 08:01 DERGİ DEĞİL MEKTEB: İKTİBAS

30/12/2011 - 09:55 HEPİMİZ “KORSAN”IZ, HEPİMİZ “KAÇAKÇI”!

23/12/2011 - 11:21 MÜSLÜMANLARIN KURUMLAŞMAKLA İMTİHANI

13/12/2011 - 00:10 KÜRESEL NEVZAT TANDOĞAN: NATO

03/12/2011 - 00:47 FETVA

18/11/2011 - 15:37 "ÇÖZÜM İSLAM'DA" HAKİKATİNE BURUN KIVIRMAK

23/10/2011 - 12:42 "İDEOLOJİSİZ ANAYASA" TALEBİ VE MÜSLÜMANLAR

12/10/2011 - 00:17 NİÇİN CİDDE VE KAHİRE?

21/09/2011 - 20:13 SUS PAYLARI VE MÜSLÜMANLAR

16/09/2011 - 15:57 BİLGİ FETİŞİZMİ

19/08/2011 - 05:05 AÇLIK SORUNU, İNSANİ YARDIM VE İSLAMİ MÜCADELE

16/08/2011 - 05:05 YÜZDE 81 DİNDAR, YÜZDE KAÇ MÜSLÜMAN?

25/07/2011 - 22:39 UNUTULMAYA YÜZ TUTAN DİL: TEVHİDCE

20/07/2011 - 10:23 DİCLE, KURTLAR, KUZULAR VE MÜSLÜMANLAR

07/07/2011 - 12:36 NAMAZDA KUR'AN OKUDUĞUMUZUN FARKINDA OLMAK

30/06/2011 - 07:14 HUDEYBİYE İSTİSMARINDA SON NOKTA

22/06/2011 - 18:56 İSLAM COĞRAFYASI, TÜRKİYELİ MÜSLÜMANLAR VE ÜÇ TUTUM

13/06/2011 - 23:31 RAHAT KAÇIRAN ÂYETLER!

02/06/2011 - 05:58 SİSTEM İÇİ DEĞİŞİM MÜSLÜMANLARIN LEHİNE Mİ İŞLİYOR?

27/05/2011 - 17:29 İTİDAL KAVRAMI DOĞRU ANLAŞILIYOR MU?

10/05/2011 - 11:19 "MEÂL - TEFSİR" FORMU DOĞRU MU?

01/05/2011 - 13:20 "TÖRENLER CUMHURİYETİ" VE ÇOK KUTSALLILIK

15/04/2011 - 13:01 İSLAM TOPRAKLARI NİÇİN KOLAY BOMBALANIYOR?

10/04/2011 - 23:36 BDP ÇOK GEÇ UYANDI!

25/03/2011 - 11:41 SENİN QULHUN SANA, BENİM QULHUM BANA!

05/03/2011 - 00:27 BÖLGEDEKİ GELİŞMELER: "İSLAM'SIZ LÂ" NE GETİRİR?

28/02/2011 - 23:05 ÖLÜM, İLKELER, PRAGMATİZM

18/02/2011 - 18:20 ŞEHADET: ALLAH İÇİN OLMAK

12/02/2011 - 08:56 TUNUS VE MISIR DENKLEMİ

31/01/2011 - 12:11 “Tarihin sonu"ndan devrimler çağına

21/01/2011 - 22:56 BİN ALİ, NE ÖZENTİSİYDİ?

07/01/2011 - 08:58 SEYYİD KUTUB VE BİZ: GERİ DEĞİL İLERİ

11/12/2010 - 01:09 “SEYYİD KUTUB’U AŞMAK” SÖYLEMİ

27/11/2010 - 12:49 KAPİTALİST KUŞATMAYA KARŞI ÇARESİZ MİYİZ?

10/11/2010 - 23:46 BİR AĞAÇ GİBİ TEK BAŞINA, BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇE

26/10/2010 - 00:35 MÜ'MİNLER BİRBİRLERİNİN VELîSİ Mİ?

23/10/2010 - 12:46 DANİEL BEBEK

12/10/2010 - 23:28 İSLAMİ SİYASET, MUHAFAZAKÂR SİYASETTEN AYRIŞMAKLA BAŞLAR

24/09/2010 - 12:41 KUR'AN MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ?

13/09/2010 - 13:13 AHALİYİ KİMLİKSİZLEŞTİRME PARTİSİ

07/09/2010 - 11:50 SON OLARAK...

28/08/2010 - 16:48 TERAZİNİN AYARLARIYLA OYNAMAK

23/08/2010 - 14:18 PRAGMATİZM ÇIKMAZI

13/08/2010 - 11:24 ERCÜMEND ÖZKAN FARKI

06/08/2010 - 11:48 HANGİ KÜRT MESELESİ?

16/07/2010 - 10:51 DUAYI BİREYSELLEŞTİRMEK

07/07/2010 - 13:33 RASULULLAH NİÇİN HABEŞİSTAN’A HİCRET ETMEDİ?

21/06/2010 - 10:18 ZAYIFLATILAN İSLAM DEVLETİ PERSPEKTİFİ

11/06/2010 - 15:29 ŞEHİDİN ARKADAŞI OLMAK

03/06/2010 - 11:05 KAHROLUYORUM

21/05/2010 - 18:39 MÜ'MİN ZİHNİN TEMEL KODLARI

15/05/2010 - 19:46 İLİŞTİRİLMİŞ DUYARLILIKLAR VE AFGANİSTAN

27/04/2010 - 12:47 TEVHİDDEN BAĞIMSIZ ADALET SÖYLEMİ

21/04/2010 - 12:28 MÜSLÜMANLAR VE "SİSTEMİN YENİDEN İNŞASI"

19/04/2010 - 13:48 TERÖRİZMİ KINAMAK

12/04/2010 - 19:12 TEKNOLOJİ: NE MAHRUMİYET, NE MAHKÛMİYET

10/04/2010 - 13:56 PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALMAMALI

30/03/2010 - 22:35 KENDİ YERİMİZDE VE KENDİMİZ OLARAK...

26/03/2010 - 14:20 BUGÜNE KADAR HELAL MİYDİ?

12/03/2010 - 11:17 SOMALİ'DE "KORSANLAR VE İMPARATORLAR"

02/03/2010 - 17:59 MİNBERLER VE MİHRABLAR

19/02/2010 - 11:39 NATO'YA KİM "ONE MİNUTE" DİYECEK?

14/02/2010 - 19:26 SORGULANMAYAN VESAYET

06/02/2010 - 11:23 BAŞÖRTÜSÜ: ÇÖZÜM YAHUT ÇÖZÜLME

25/01/2010 - 14:13 DAVETTE YUVARLAK MASA MODELİ

19/01/2010 - 17:24 İSLAM RESTLEŞMEDİR!

09/01/2010 - 13:28 ÜÇ TARZ-I SİYASET

28/12/2009 - 20:03 BİZİM DE MUNTAZERİLERİMİZ OLMALI

17/12/2009 - 13:11 YOL AYRIMINDA İKİ PROJE

10/12/2009 - 19:02 O ZATEN KEFENİNİ GİYMİŞTİ

02/12/2009 - 09:53 İSLAM, KAPİTALİZMİN VİCDANI KILINAMAZ

26/11/2009 - 18:40 KURBAN

14/11/2009 - 17:50 GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ DİNDARLIK

08/11/2009 - 14:32 KİRLİ ÇORAP - KİRLİ MAHYA İKİLEMİNDE DİYANET

31/10/2009 - 16:11 ZİKR: RİTÜELLEŞTİRİLEN HAYAT ÖLÇÜSÜ

22/10/2009 - 14:30 İSTİKRAR

10/10/2009 - 14:19 ÇÖP İŞÇİSİNİN ÖLÜMÜ

24/09/2009 - 12:04 'DİNDARLIK ANKETLERİ'NDE SORULMAYAN SORU

06/09/2009 - 11:44 HANGİ EHL-İ SÜNNET?

26/08/2009 - 14:11 NAMAZ KILMAYANLAR NİÇİN ORUÇ TUTAR?

10/08/2009 - 10:55 RAMAZAN NİÇİN ZAM AYI OLDU?

15/07/2009 - 19:42 SEN DE Mİ ADEM!

01/07/2009 - 08:09 İSLAM İHTİLALCİ DEĞİL İNKILABCIDIR

16/06/2009 - 14:18 İRAN'DA "CUMHURİYET MİTİNGLERİ"

30/05/2009 - 08:50 DİNİ PAYANDALAŞTIRMAK

16/05/2009 - 10:19 OBAMA'DAN "CAN ALICI" MESAJLAR

04/05/2009 - 22:51 NÖBET YERLERİMİZİ NE ÇABUK TERK ETTİK

19/04/2009 - 11:34 "KUTLU DOĞUM" NE ZAMAN?

03/04/2009 - 19:56 "BEN YAPTIM OLDU" UMURSAMAZLIĞI

26/03/2009 - 11:50 BULDUĞUMUZ DEĞİL UMDUĞUMUZ

19/03/2009 - 08:16 PUTİN RUSYASI ve İSLAM

11/03/2009 - 00:16 BEN “SEÇİM”İMİ O GÜN YAPMIŞTIM

28/02/2009 - 12:05 AK PARTİ 28 ŞUBAT’IN MUSA’SI MI, ÂSÂSI MI?

19/02/2009 - 22:50 BAŞÖRTÜSÜNÜ SAVUNMAYA VAR MISINIZ?

13/02/2009 - 09:51 GAZZE'NİN KİMLİK İHRACI VE ÇOCUKLAR

30/01/2009 - 11:06 BİR AYAKKABI DA ERDOĞAN’DAN

18/01/2009 - 11:28 KAZANAN GAZZE HALKI OLDU

05/01/2009 - 22:13 İNSANLIĞIN ÖĞRETMENİ ŞEHİD GAZZE

20/12/2008 - 17:07 ALLAH’TAN KORKMUYORSAN, HİZBULLAH’TAN UTAN!

11/12/2008 - 14:49 ARABESKİN EN TEHLİKELİSİ

28/11/2008 - 10:00 KURBAN ORTAKLIĞI

20/11/2008 - 08:30 BÜYÜCÜLER VE KEMALİSTLER

08/11/2008 - 11:01 OBAMA KİMİ KURTARACAK?

08/10/2008 - 16:34 KÜRT SORUNU: ÇÖZÜMSÜZLÜK MÜ, ÇÖZÜM MÜ?

18/09/2008 - 11:05 RAMAZAN, KUR’AN VE KADINLAR

07/09/2008 - 16:03 ANNE-BABAYA "ÖF" DEMEYEN BİR TOPLUM!

27/08/2008 - 21:10 RAMAZAN DENİNCE

19/08/2008 - 08:57 AKVARYUM MÜSLÜMANLIĞI

03/08/2008 - 12:38 PUTLARIN HAKKI DEVİRİLMEKTİR, ISLAH EDİLMEK DEĞİL!

17/07/2008 - 12:07 İSLAM’IN İLK ŞARTI CİDDİYETTİR!

08/07/2008 - 18:26 MÜSLÜMANLAR CAHİLİ SİSTEME KANAT OLMAMALI!

29/06/2008 - 18:24 ÇİZGİ FİLMLER NE KADAR MASUM?

20/06/2008 - 14:25 PROVOKATÖR İTHAMI ÜZERİNE

03/06/2008 - 07:03 DOĞRU CAMİLER AÇIK, FAKAT NEYE?

24/05/2008 - 17:08 YANGINDA İLK KURTARILACAK

14/05/2008 - 22:21 BOYKOTUN ÖNEMİNİ KAVRAYAMAYANLAR İÇİN BİR HABER

03/05/2008 - 20:49 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

19/04/2008 - 19:45 NE "HOŞKÖRÜ", NE ŞİDDET KÖRÜ!

05/04/2008 - 13:58 HATİM KAMPANYALARI

11/03/2008 - 20:02 KADIN-ERKEK: REKABET Mİ, VELAYET Mİ?

01/03/2008 - 10:40 “MÜCAHİD DENKTAŞ” İSLAMİ DEĞERLERE KARŞI!

23/02/2008 - 19:13 KUR’AN İLAÇ DEĞİL REÇETEDİR

07/02/2008 - 13:09 HERKES DİNİNİN SAHİCİ ADAMI OLMALI

26/01/2008 - 19:42 BU KADAR CEHALET İÇİN "AYDIN" OLMAK ŞART MI?

20/01/2008 - 14:49 BAŞÖRTÜSÜNE KARŞI KEMALİZM-APOİZM İTTİFAKI MI?

06/01/2008 - 23:06 NAMAZLARIMIZI HIZDAN KORUYALIM

25/12/2007 - 20:03 HACCIMIZI GERİ İSTİYORUZ

04/12/2007 - 21:22 BU SENARYO, ALFRED HİTCHCOCK'A MI AİT?

19/11/2007 - 10:24 KUDÜS BULUŞMASI: RENKLER AYRI, DUYGU VE SLOGANLAR AYNI

01/11/2007 - 10:38 TOPLUM MÜHENDİSLERİNİN YENİ GÖZDELERİ: NEOMENKIBECİLER

08/10/2007 - 17:22 TV ESİR ALIYOR; ESİR OLACAK MIYIZ?

01/10/2007 - 12:44 "NİŞANLILIK DÖNEMİ NİKAHI": KİTABA UYMAK YERİNE KİTABINA UYDURMAK

11/09/2007 - 12:37 BELEDİYELER VE RAMAZAN: GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ!

01/09/2007 - 15:23 KAVRAMLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM!

07/08/2007 - 10:53 “İSLAMSIZ İSLAM” SAPTIRMALARINI BOŞA ÇIKARMAK

27/07/2007 - 17:13 ULUSALCILARIN MUMU YATSIYA KADAR YANDI!

23/07/2007 - 12:59 İSLAMİ MÜCADELE BİR BÜTÜNDÜR, PARÇALANAMAZ!

12/07/2007 - 10:35 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

02/07/2007 - 11:31 JAKOBENİZMİN YENİ MEVZİSİ, YENİ MASKESİ: ULUSALCILIK

14/06/2007 - 18:33 ÇEVRESEL İFSADIN SONUCU: "SEKÜLER KIYAMET" BEKLENTİSİ

05/06/2007 - 18:20 LAİSİZMİN MERCAYUN'U, İSLAM'IN BİNT CİBEYL'İ

25/05/2007 - 13:16 İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR

12/05/2007 - 14:29 ÇÖZÜM; MEŞAKKATLİ FAKAT İSABETLİ OLAN NEBEVİ HAREKET METODUDUR

01/05/2007 - 20:38 HAYALCİ VE ERTELEMECİ SİYASETİN SONU: "TİYATROMUZ BURAYA KADARDI!"

27/04/2007 - 15:24 PROVOKASYONLAR, TEKTİPÇİ ULUS KİMLİK KURGUSUNDA DÜĞÜMLENİYOR

18/04/2007 - 20:14 “ILIMLI MÜSLÜMAN” KİMDİR?

11/04/2007 - 19:50 KAVMİYETÇİLİK, EMPERYALİZME KUSURSUZ HİZMETİNİ SÜRDÜRÜYOR

30/03/2007 - 11:55 İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK

22/03/2007 - 18:56 ESKİDEN BAKKALLARIMIZ VARDI

12/03/2007 - 13:32 “BÜYÜK BULUŞMA"DAN BÜYÜK TAHRİBAT

23/02/2007 - 16:14 “MUHAFAZAKAR DEMOKLES”İN KILICI İLKAV’IN TEPESİNDE

07/02/2007 - 11:30 KUR'ANI TAHKİR VE TEZYİF SUÇU

22/01/2007 - 17:03 İKİ YÜZLÜ MEDYANIN “ÇILGIN TÜRKLER”İ
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat