Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...
Mehmed MAKSUT - 15/01/2012 - 00:13
"Siz, İslam davasına sahip çıktığınız zaman, ciddi ve samimi olarak sahip çıkınız! Kendinizi bir memur sıfatında telaki ediniz; hem de Allah’ın memuru olarak!.. Aynı zamanda davayı kendinize meslek haline getirip “Ben bir meslek sahibiyim, mesleğim var, mesleğime iyi sahip çıkmalıyım; hakkıyla sahip çıkmazsam, gar-ı ciddi ve sahtekar olurum.” Diye kendinizi sorgulamalısınız. Bu münasebetle Şehid Seyyid Kutub şöyle diyor: “Ya İslam’ın tamamını alınız, ya da tamamını bıra­kınız!” demek ki bir davaya sahip çıkıldığı zaman cidden sahip çıkılmalı ve hakkı verilmeye gay­ret edilmelidir."


15 Ocak benim için ayrı bir anlam taşır. Zira bu tarih, Doğunun en zor ve karanlık dönemlerinde ömrünü vahye, kardeşliğe ve mücadeleye adayan Seyda Molla Mansur Güzelsoy’un rabbine kavuştuğu tarihtir. Mola Mansur, ilmiyle ameliyle ve fedakarlığıyla özellikle Doğudaki müslümanlar üzerinde emeği olan ender şahsiyetlerden biridir.

Kardeşlik için gösterdiği çabasıyla, dava noktasındaki fedakarane duruşuyla ve engin ilmiyle unutulmaması gereken şahsiyetlerdendir. Seksenli yılların başından itibaren birikimini ve gayretini hasrettiği İslami değişim ameliyesiyle… Yeni bir kuşağın yetişmesi uğrunda harcanan meşakkatli yıllarıyla… Sahih, sahici, berrak bir mesajı insanlarla buluşturmanın derin sancısı ve karşılaşılan sorunlarıyla geçen bir ömürdür  Molla Mansur’un hayatı. Bir arayışın ve zorunluluğun sonucu olarak gerçekleşen hicretiyle… İran’da gurbetin kasvetli ve yorucu günlerinde başlayan hastalık belirtileriyle… Son demlerinde dahi içini kemiren “İslami davanın akibetiyle” ilgili kaygılarıyla… Ve 15 Ocak 1996, Rahman’a yolculuğuyla bizim için bir değerdir Molla Mansur Güzelsoy… Aramızdan ayrılışının 16 yılında kendisi rahmetle yad ediyor onun bıraktıgı mirasın anlaşılmasının önemli oldugunu düşünerek yazımıza günümüz için önemli olan mesajlarını alıyorum:

Aziz dava arkadaşlarım!

Hepinizi Allah’ın selamı ile selamlıyorum. İslami mücadele ve çalışmanızı tebrik eder; Cenab-ı Allah’tan Şeriat-ı Ğarra doğrultusunda dünyada muvaffak olmanızı, Ahiret’te de mes’ud olmanızı dilerim.

Hepimiz inanıyoruz ki, geçici ve mecazi bir hayat yaşıyoruz. Daimi ve hakiki bir hayatı garan­tiye alabilmek için bize yüklenen bir takım mes’uliyet ve mükellefiyetleri yerine getirmek zorun­dayız. Bize düşen mükellefiyet ve sorumluluk, her asrın icabatına göredir. Ma’lum olduğu üzere, bu asrın en bariz özelliklerinen biri, İslam hakimiyetinin olmamasıdır. Onun için bu asırda gelen her müceddid ve mütefekkirin gayesi ve hedefi, İslam’i hakim kılmak olmalıdır. Amerika ve Batı’nın rahatsız olduğu, asrın tabiri ile, ‘Siyasi İslam’ı gündeme getirmek ve İslam ümmetini siyasi bir şuura ka­vuşturmak suretiyle İslam’ı ihya etmektir.

Bu asırda İslam ümmetinin ortak sorunu İslam hakimiyetinin olmaması­dır. Dolayısıyla tüm İslam ümmeti sorumluluk içindedir. Ümmet, kendi içinde İslami siyaseti gün­deme getirmek, mensublarını şuurlandırmak, İslami çalışmayı kendine meslek haline getirmek ve meslek sahibi olmakla mükelliftir. Bu görevi yaparken de kitlesel ve kuşatıcı ümmet anlayışı içinde olunmalıdır. Hizipçilik mantığından uzak kalınarak ve tüm İslami grupları İslam kardeşi kabul ederek İslami kardeşlik çerçevesinde diyaloğa geçmek zorunludur. Birebir ile yakından ta­nışmak suretiyle güven ve itibar sağlanmışsa, samimi bir İslam kardeşliği içinde, merhalenin gereklerine göre ortak bir sorumluluk üstlenebilir. Böylece ya tek bir hareket veya bir cepheye dönüşebilirler.

Ümmet anlayışı derken, ulusçuluk, kavmiyetçilik ve cemaat taassubu gibi menfi düşünceler­den tamamen uzak kalmak gerektiğini kastediyoruz. Çünkü İslam, belli bir ulusun, kavmin veya grubun dini değildir. Aksine yeryüzündeki tüm insanlar için indirilmiş cihanşumul bir dindir. Bununla beraber İslam, ‘ümmet mefkure’sini savunurken Cenab-ı Allah tarafından yaratılan ayrı ayrı ulusların, kavimlerin, aşiret ve kabilelerin, gerçeklerini de inkar etmiyor. İslam esaslarına ters düşmeyen gelenek ve kültürlerini kabul ediyor; bunlara yasak getirme veya asimile etme yoluna gitmiyor. Bilakis İslam’ın meşru kıldığı şer’i ölçüler çerçevesinde tüm hakları azınlık sıfatı ile değil, İslami hukuk sıfatıyla tanınıyor. Kavimleri inkar meselesi ve asimilasyon, çağdaş zalim ve ırkçı fir’avnların eseridir; eski fir’avunların eseri de değildir.

Aziz dava arkadaşlarım!..

Siz, İslam davasına sahip çıktığınız zaman, ciddi ve samimi olarak sahip çıkınız! Kendinizi bir memur sıfatında telaki ediniz; hem de Allah’ın memuru olarak!.. Aynı zamanda davayı kendinize meslek haline getirip “Ben bir meslek sahibiyim, mesleğim var, mesleğime iyi sahip çıkmalıyım; hakkıyla sahip çıkmazsam, gar-ı ciddi ve sahtekar olurum.” Diye kendinizi sorgulamalısınız. Bu münasebetle Şehid Seyyid Kutub şöyle diyor: “Ya İslam’ın tamamını alınız, ya da tamamını bıra­kınız!” demek ki bir davaya sahip çıkıldığı zaman cidden sahip çıkılmalı ve hakkı verilmeye gay­ret edilmelidir.

Aziz dava arkadaşlarım!..

İslami dava ve harekete katıldığınız zaman da İslami hareketin ne olduğunu, ne gibi özellik­lere sahip olduğunu, İslami hareketi cahili ve sapık hareketlerden nelerin ayırdığını bilmeniz lazımdır. Bir hareketin, sadece elamanlarının Müslüman, müttaki ve abid olması, o hareketin sıhhatı için kafi gelmez. Belki o hareketin temel düşünce ve temel prensibine bakmak lazım… Evvelen şunu söyleyelim ki, İslami hareket, İslam’ın temel düşünce ve prensiplerinden yola çıkan siyasi bir topluluğun ortaya koyduğu amellerdir. Öyleyse İslami hareketin usul-u esası, İslam’ın temel düşünce ve temel prensipleridir. Yani bir hareketin, cahili hareket yada yoldan sapmış İslam hareket sayılmaması, dolayısıyla sıhhatlı bir İslami hareket addedilmesi için, mezkur esas üzerine bina edilmesi gerekmektedir ki, bunu da pratikler gösterir.

İnsanın insan sayılabilmesi için düşünme unsuru nasıl zaruri ise, bir hareketin de İslami hareket sayılabilmesi için İslam’ın temel düşünce ve temel prensiplerine sahip olması za­ruridir. Bunları ihtiva etmeyen hareket, sıhhatlı İslami hareket değil; cahili ya da yoldan sapmış harekettir. Ama İslami hareket içinde görülen, bazı büyük günahlar da dahil ister siyasi ister adi olsun, bazı yanlışlıklar, hareketin kiyadet (önderlik) merkezinden, temel düşünce ve prensiple­rinden kaynaklanmıyorsa, bu tür şahsi davranışlar, hareketin İslami özelliğini ve vasfını kaldırmaz; ama, hareketin bu soruna el atması lazım gelir.

Aziz dava arkadaşlarım!

Şunu da bilmeliyiz ki, İslami harekette, İslam’ın temel düşünce ve prensiplerinin bulunması gerekir’ derken, grupçuluk ve cemaat taassubundan azad olmak gerektiği de anlaşılmalıdır. İs­lam’ın temel düşünce ve prensiplerinin fevkinde herhangi bir fikir, düşünce ve kıstas olamaz. Cemaat taassubu herhangi bir harekette bulunduğu zaman, o hareket cahili ve sapık bir hareket sıfatını kazanır. Çünkü asabiyet; milletler, kavimler, kabileler ve aşiretler arasında da haram olup şehadeti nefyyettiği gibi cemaatlar arasında da haramdır ve illeti aynı şer’i gerekçeye dayanır. Bu noktadan hareket edilerek verilen herhangi bir mücadele de heba olur. Çünkü Allah, sadece kendisi için yapılan amel ve hizmeti kabul eder. Kavim adına, aşiret adına, haseb-neseb adına ve salt cemaat adına herhangi bir ameli kabul etmez.

İşte İslami hareketler içinde herhangi bir hizmet verilirken, İslam’ın temel düşünce ve pren­sipleri doğrultusunda verilmelidir. Cehalet darü’l İslam’da özür sayılmaz. Her Müslüman İslam’ı bilmekle mükelleftir. Robot olmaya da hakları yoktur. Müslümanlar sorgulama ve eleştiri getirme hakkına sahiptir. Diğerleri de açık olmak ve dinlemek ve nazır-ı i’tibara almak zorundadır. Aksi halde İslam’ın reddettiği diktatörlük ortaya çıkar ve İslam ümmeti sahip olduğu öz hakkından mahrum kalır. Böylece gerek İslami hareketler ve gerekse İslami devletler asıl özelliklerini yiti­rirler. ‘Sen düşünme hareket senin yerine de düşünüyor’ safsatası, diktatürlük simgesi olduğun­dan, onu İslami çalışma sisteminin mefkuresinden söküp atmalısınız. Tüm Müslümanların da İslam’ı öğrenip bilmeye ve genel kültürlerine ağırlık vermeye teşvik edilmeleri gerekir. Grupçuluk mantığı ise, İslama tamamen muhaliftir. Cemaat ve grup maslahatı, İslam’ın ve İslam ümmetinin maslahatına mukaddem olamaz.

Misak, İslam’ın temel pernsibi olduğu gibi, teamüllerde yer alan, emanet, sadakat ve güven de o kadar önemlidir. Hiçbir mü’min, başkalarına tanıdığı eman ve güveni çiğneyerek ğadr ve hiyanet edemez. Bütün bunlara istinaden; İslami hareketin siyasi muvacehesi, meş’um siyasetin fesadından saf ve beri olmalıdır.

Festeqim kema umirte!..

923
YORUM LİSTESİ
Umud 29-01-2012, 14:36:12
Öncelikli olarak seydayı rahmetle yad ediyorum. Onun davası garip bir dava idi, mazlumların hep beraber yaslandıkları ve yücelltikleri "bu dava garip geldi, garip gidecek" mesajının özlü ifadesi idi. Ve bu davanın mektebinden geçenler zalim güruhların hedefi oldu hep. Yalnızca Allah'a dayanan ve gücünü islami ilkelerden alan bir dava. Ondandır ki her şeye rağmen sesi, soluğu güçlüdür. Tekrardan yükseliyor ve yükselecektir.

Arkadaşlarımızın anlayamadığı husus şudur:

Ufkumuz.com sitesi endeksli menzil cemaatini değerlendirme hastalığı. Ufkumuz sitesi editöryasınında ifade buyurduğu gibi Bölgesel ve islami hassasiyetle yayın yapan bir sitedir. menzil cemaatinin özel yayın organı değildir. Cemaatın içindeki bireylerin yönettiği ve Kürdistan halkının serencamını islami hassasiyetle odak noktası olarak görüp yayın çizgisini o eksenli oluşturan güzel, değerli ve destek verilmesi gereken mübariz bir çalışmanın ürünüdür.
Gocunacak bir durumun olmaması gerekir bence. Eğerki kürd islamcılarıda Kürdistan halkının ızdırabına kulak kesilmeseydiler o zaman islamcılar kendi ülkelerinde gerçekleşmiş katliamları yine herzamanki gibi görmemezlikten geleceklerdir.

Müslüman toplumuna yön verebilendir.

O nedenli iyi düşünmek ve değerlendirmek lazım.
Allah'ın davası, islam Qur'an kavramlarına ne yüklediğimize iyi dikkat etmemiz gerekmektedir.
selam ve muhabbetle...
 
mehmet maksut 28-01-2012, 21:44:41
degerli kardeşim Ahmet.

sınavların yogunlugu ve daha sonraki şehir dışı gezilerinin yogunlugundan dolayı yazamadım. inşallah en kısa zamanda yazmaya çalışırım
 
ahmet 28-01-2012, 12:48:56
selam aleykum genç hocam. yazınız geçikti. fazla bekletmeyiniz bizi.

selametle kalınız
 
dostun 18-01-2012, 11:25:02
yok kardeşim bu şiir fikri amedi abime aittir. molla mansurun vefatını anma programında okumuştu.
 
mehmet maksut 16-01-2012, 17:00:23
degerli dostum

katkılarınızdan dolayı teşekkürler. ayrıca şiiriniz de oldukça güzel. inşallah sizindir. sizin ise bu yeteneginizi neden hiç göstermedin kardeş...

allahım bana bu dostum gibi dostları ver ve beni her daim bu dostuma dost kıl
 
irfan 16-01-2012, 00:54:08
bawer kardeş

beni yanlış anlamıyın sizin camianızın toparlanması bölgede çalışmalarının artırılmasına yönelik her hangi bir sıkıntım yok. bilakis islam yolundaki çalışmalarınızın bereketli olmasını dilerim. lakin takip ettiğim kadarıyla bu yapının eski tevhidi çizgisini ve seydanın dediği gibi islamın hakim olması noktasındaki eski gayretleri yerine kendini neredeyse salt kürt meselesine adamış bunu yaparken de kimi zaman ümmetçi bir bakış açısı yerine yaşanan acıların oluşturdugu mazlumiyet duygusuyla yaklaşılmıştır. eskiden rabbani hareket metodu diyen fidan hocaların talebelerinin bugün demokratik platformlarda demokrasinin kavramlarıyla meseleye bakmalarının bu misyonla çeliştiğini vurgulayayım. ayrıca demokratik çözümlerle ne kürt sorunu ne türk sorunu çözülür. seydanın vurguladıgı sahih islam çizgisinin kürtçü söylemlerden ve demokratik söylemlerden arınması lazımdır. eskiden marşlarınızda demokrasi rejma zore derdi. şimdi ve referandum süreçinde demokratik sistemlerin anayasalarına onay veren bu çizginin bu misyona zarar verdğini düşünüyorum. sitelerinize bakıyorum görebildiğim kadarıyla aşırı bir kürt meselesine endekslenmiş ve bu konuda bdp ve diger kürt partilerine hoş görüyle yaklaşmanızın bu misyonla çeliştiğini düşünüyorum.

kardeş bu cografyanın müslümanları olarak tekrardan kurani kavramlarla meselelere bakmalıyız. reel kavramlarla meselelere bakmamızın islami olamayacagını ve tevhidi çizgimize zarar verecegini düşünüyorum. kürtlerin yaşadıgı sıkıntıları bir müslüman olarak bende yaşıdım ve yaşıyorum. benimkisi sadece bu anlamda bu camianın molla mansur fidan güngör gıyasseddin ugur ubeydullah dalarların dönemindeki çizgisiyle bugünkü çizginin paralel gitmediğini vurgulamaktır. maalesef bu durum sadece bu camia için degil türkiyedeki tüm camiaaların bu anlamda bir degişim geçirdiğini ve degişiminde islamın faydasına degil zararına oldugunu ifade etmektir.

ayrıca kimsenin kendi bakış açısını tek metod olarak gördüğü yok. kürdistanda tevhidi çizgideki islami duruşunuzun tekrardan sergilenmesini ve nice gençlerin tekrardan inkılabi ve sahih islamla tanışması için davete yönelmenizi tüm yürekten istiyorum.
 
hakkarili 15-01-2012, 23:07:29
Seydaye Molla Mansur her zaman ufuk açıcı bir değerdir, Kürdistan'ın karanlıklarına doğan bir güneştir. Seydanın yolu yolumuzdur, mirası bizim onurumuzdur. Yad eden tüm kalemlerden Allah razı olsun.
 
mustafa 15-01-2012, 22:33:26
Allah'ın rahmeti bu yola baş koymuş ve Allah'ın yeryüzündeki bütün temsilcilerinin üzerine olsun...

RABBİM RAHMET EYLESİN
 
dostun 15-01-2012, 22:12:21
kardeşim dünyadakilerin birbirini unuttugu bir demde sizin ahirete göçen bir alimi hatırlamanız dostluga verdiğiniz degeri göstermektedir. her zamanki gibi bende bu anlamlı yazıya yönelik yazılmış bir şiirle yazıyı güzelleştireyim:

PÊŞEWA


Li welatê Kurdîstan, her alî mij û duman

Bi zilm û zordarîyê, welat kirine wêran

Gel reben û perîşan, ax û binax tev talan

Herkes dibêje ya Rebb tu bişîne pêşewa


Dibînî tu halê me, ya Xwedayê mîhrîban

Em pepûk û perîşan, emin bindestên salan

Tu ji alîyê xwe ve, bişîn ji mer rêberan

Çavê we rohnî dibên, derket hate pêşewa


Ji welatê kurdîstan tav û tîrêjek hilat

Ji feyz û berketa wî ronahî daye welat.

Bi hezaran welatî, got hatiye pêşewa

Lê aqubeta paşîn, dil sotîye pêşewa


Herkes li bendeye ku derkeve Rustemê Zal

Qira dijminan bîne, bi şûr û gurz û mertal

Lê derkete pîrekî, tim ji Xweda re evdal

Heyîrî maye herkes, li halê vî pêşewa


Bi şal û kum û tizbî, defter kitêb û qelem

Ji top û tiving û çek, ew qîmettire li cem

Xwendin û nivîsandin, kare ji wî re herdem

Qelem ji şûr tûjtir e, vêya zane pêşewa


Ji Zozinca şewûtî, alimekî bi nav û deng

Cehalet û nezanî, eve jê re herb û ceng

Bi îlim û bi emel, dil paqij dike ji zeng

Bi îxlas û teqwayê, dil dişo tim pêşewa


Şêx û mela û seyda bi hatinê kêfxweş in

Binêr li şoreşgeran, bi cizbe û serxweş in

Min îro li kê nêrî, wec û rû tev de geş in

Wek roj û hîvê hilat, di ser me de pêşewa

Li çar alî Kurdîstan, bi hevalên rewşenbîr

Kete xebatên pirr kûr, girtin bi rêyeka jîr

Şikandin qeyd û zincîr, hamud û hefsar û nîr

Bi rêyeka azadî, pêgirtîye pêşewa


Yekîtîya ummetê, kire armanc ji xwe ra

Bi yek rastîyê zane, mu’mîn ji hev re bira

Ev fitne û fesadî, ev perçebun ji çira

Bi şev û roj dipirse, ji herkesî pêşewa


Mezheb, meşreb cemaat, kulîlkên ummetê ne

Heryek ji alîyekî, xwedî fikrekî çê ne

Pêgirtê pêxemberin, xwedîyê dirb û rê ne

Tim bi dengekî bilind, vêya dibê pêşewa


Zulma li ser Kurdîstan, daîm dikir şermezar

Nîjatperestên Tirkan, ditirsand bi arê har

Ji bona war û welat, bêkes û rebenên jar,

Dikire xebat û cehd, ji her alî pêşewa
 
idris fidan 15-01-2012, 18:57:54
seyda molla mansur , unutulmaya yüz tutmayacak bir değerdir bize. O daima yaşayacaktır yüreğimizde
 
bawer 15-01-2012, 18:43:42
öncelikle değerli yazar kardeşimizden Allah razı olsun,Seyda Molla Mansur gibi bir değeri köşesine taşıdığı için...Öte yandan irfan kardeşimin haksızlık yaptığını düşünmekteyim...Hiç kimse kendi bakış açısını İslami mücadelenin tek metodu olarak görmemelidir.Bu camianın bir ferdi olarak Seyda Molla Mansur'un siyasi vasiyetnamesine ve önder Fidan Güngör'ün yoluna bağlılığımız sonuna kadar devam edecektir. Bu kadar zulm ve işkence ile yoğrulan bir mücadele tarihi olan Menzil camiasının şehitlerinin kanının bereketi ile tekrar dirilmesi bazı karanlık odakların planlarını ve hesaplarını bozmaktadır.Bu itibarla halkımızın umudu olacak bu camianın elbette bir özeleştiri ve toparlanma süreci olacaktır.Geçmişte Kürdistan topraklarında üç koldan boğdurulmaya çalışılan,verdiği mesaj itibariyle bu halka en yakın ve halkın bağrına bastığı bu camia biiznillah İslami mücadelenin eksenini oluşturacak birikime ve mirasa sahiptir...
 
reşit 15-01-2012, 16:24:44
insanın zaten yapacagı ilk iş islamı tanıması ve bunun için çalışmasıdır. insanın kıyamete götürecegi eniyi ve en degerli şeyi de islam için ortaya koydugu çabalarıdır. ne mutluki o insan ahirete eli boş gitmemiş. bu yazından dolayı sizlere teşekkür eder molla mansura allahtan rahmet dilerim. inaşallah bizlerde o güzel insanların yolundan gider ve peygamberin huzuruna alnı ak çıkarız... selam aleyküm
 
ilyas metin 15-01-2012, 13:13:26
İslami davaya hizmet eden,yaşayan ve ahirete göçen tüm muminlerden Rabbimiz razı olsun, ecirlerini bol ihsan etsin
 
ahmet deliktaş 15-01-2012, 11:48:22
öncelikle merhum molla mansuru rahmetle yad eder mekanının firdevs cennetleri olmasını adı ve şanı yüce allahu tealadan niyaz ederim.günümüz insanlarının bu gibi değerli şahsiyetlerin miraslarına sahip çıkması lazım.bu mirasların bizler için ne kadar değerli olduğu ortadadır.ama günümüz insanları değil bu şahsiyetlerin miraslarını peygamber efendimizin tüm ümmetine miras bıraktığı kuran ve sünnete bile sahip çıkmamaktadır.kuran ve sünnete sahip çıkılırsa zaten otomatikmen molla mansur gibi seyyid kutup gibi hasan elbenna gibi ve nice değerli şahsiyetlerin mirasına sahip çıkılırdı.ama böyle şahsiyetlerin sizin gibi değerli yazarlarımız tarafından anlatılması belki bir nebzede olsa onların hatırlanıp değerlerinin anlaşılmasına sebep olur.
 
irfan 15-01-2012, 09:33:43
Bu yazınızdan dolayı Rabbim çok çok razı olsun sizden. Unutulmaya yüz tutmuş bir değerli şahsiyetin unutulmayıp anılması oldukça anlamlıdır. bu kadirşinaslığınızdan dolayı teşeküürler. Maalsef yıllarını, ömrünü slami kardeşliğe ve mücadeleye veren şahsiyetlerin vefatlarından sonra istenilen düzeyde anılmamaları türkiyedeki müslümanların bir eksikliği. acaba degerli molla mansurdan istifade eden kaç kişi halen sizin yukarıda bahsettiğiniz vasiyetindeki mesajlara kulak veriyor.

bugün tekrardan bu vasiyeti idrak etmeli ve içindeki mesajlar ışıgında kendimizi murakebe etmeliyiz. bunu başta yıllarca seyda molla mansurun yanında olup beslenen başta kendi cemaat mensupları yapmalıdır. zira bugün özellikle menzil cemaatinin bu vasiyetin içindeki esas duruşla ilişkisi arasında bazı aksaklıkların oldugunu söylemeliyiz.

tekrardan sizlerden allah razı olsun diyor vefatının 16 yılında kendisini rahmetle ve hayırla yad ediyoruz.
 
DİĞER YAZILARI

12/05/2012 - 08:16 GEZİ VE MUHASEBE

19/04/2012 - 03:11 KUTLU DAVADAN KUTLU DOĞUMA

15/03/2012 - 07:14 NEFES ALMANIN ÖLÜM OLDUĞU YER: HALEPÇE

10/03/2012 - 06:30 ANNEME MEKTUP – PEPÛKÂ DAYÎKAN -I-

26/02/2012 - 07:31 İRAN’IN DIŞ SİYASETİ ve SURİYE’DEKİ OLAYLARA BAKIŞI

15/02/2012 - 19:50 İRAN İZLENİMLERİ -2-

09/02/2012 - 12:12 İRAN İZLENİMLERİ -1-

15/01/2012 - 00:13 MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...

09/01/2012 - 08:19 LÂ TURKİYYE, LÂ KURDİYYE, İSLÂMİYYE, İSLÂMİYYE!

30/12/2011 - 00:52 KATIRLARIN SIRTINDA UMUD'A KAN, TOPRAĞA CAN DÜŞTÜ...

20/12/2011 - 22:44 HURAFE- BİDAT’İN VAHİY VE AKILLA MÜCADELESİ

30/11/2011 - 21:59 BU NE DUYARSIZLIK, BU NE TUTARSIZLIK...

19/11/2011 - 12:35 ŞAHISLARI KUTSALLAŞTIRMA HASTALIĞI VE ELEŞTİRİ

06/11/2011 - 15:44 SENSİZLİK VE SESSİZLİK

03/11/2011 - 07:31 DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-

31/10/2011 - 21:44 DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-

30/10/2011 - 09:09 DEPREM GÜNLÜĞÜ - 2

28/10/2011 - 10:27 DEPREM GÜNLÜĞÜ -1-

17/10/2011 - 08:31 DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU

13/09/2011 - 23:49 BİR RİSALE-İ NUR DERSİ İZLENİMLERİ

08/09/2011 - 23:10 KAYIP BİR FİDAN

02/09/2011 - 10:50 UMUDUN GÜCÜ

20/08/2011 - 04:53 KÜRESEL SALDIRILAR KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR

12/08/2011 - 12:20 KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI

12/07/2011 - 22:55 ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ

23/06/2011 - 23:00 MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI

11/06/2011 - 16:46 İSLAMİ KİTLELERİ AMACINDAN SAPTIRMA SİLAHI: DEMOKRASİ

31/05/2011 - 06:14 İZZET GÖMLEĞİNİ GİYMEK

08/05/2011 - 13:33 KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR

25/04/2011 - 19:49 MİLLİYETÇİLİK TÜRLERİ VE TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİLİK

12/04/2011 - 23:21 ÇOCUK VE TAŞ (ŞİİR)

02/04/2011 - 00:55 SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ

03/03/2011 - 06:42 HAL-i PÜRMELALİMİZE DAİR HASBİHAL

02/02/2011 - 19:12 ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR...

28/12/2010 - 22:40 Dâvâ gençliksiz olmaz

09/12/2010 - 22:11 UZLAŞMA TEKLİFLERİ KARŞISINDA MUHAMMEDİ TAVIR

09/11/2010 - 12:38 İSLAMİ MÜCADELE ÜMİTSİZLİK GİRDABINA MAHKÛM EDİLMEMELİ

21/10/2010 - 16:29 SAVRULMALARIN SEBEBİ: SABIR EKSİKLİĞİ

01/10/2010 - 17:45 ÜNİVERSİTELERDEKİ İSLAMİ ÇABALAR ÜZERİNE HASBİHAL

11/09/2010 - 12:26 SABRA DAVET

26/08/2010 - 15:19 MESAJ KIVILCIMLARI

03/08/2010 - 20:09 LOKMAN (A.S.)'IN ÖĞÜTLERİNE KULAK VERMEK

08/07/2010 - 19:40 KİMLİĞİN İNŞASI

28/06/2010 - 09:48 YOL KONTROLU

10/06/2010 - 18:03 FİRAVUNİ BASKILARA KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ SIĞINAKLARIMIZ

20/05/2010 - 10:48 ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?

02/05/2010 - 15:24 MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN

17/04/2010 - 11:33 KURTULUŞ FAKAT NASIL?

30/03/2010 - 18:25 OKU: HAYATI YENİDEN İNŞA İÇİN

11/03/2010 - 10:15 İSTİKAMETİ ŞAŞMAMAK

24/02/2010 - 13:22 KAYBIN EN BÜYÜĞÜNDEN SAKINMAK İÇİN

10/02/2010 - 14:23 KURTULUŞUMUZ DAVETİ DİRİLTMEKTE

29/01/2010 - 18:43 BİLEBİLMELİYİZ…

19/01/2010 - 12:13 GENÇLER EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR

31/12/2009 - 16:50 BİRAZ DA KENDİMİZİ KONUŞALIM!

19/12/2009 - 10:15 BİZ VE SORUMLULUKLARIMIZA DAİR
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat