Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
HAYATA RABB’İN ADIYLA BAKABİLMEK
Bünyamin ZERAN - 13/01/2012 - 13:36
Modern hayat, insanın yasak ağaçtan tatmasını sağlamak için birçok meşgale üretmiştir. Bunlardan bir tanesi de kuşkusuz enformasyondur. Bilgi kirliliği çağın en berbat dönüştürme araçlarındandır. İnsan, vahyi kendisine kılavuz yaptığında ameli imandan ayrı bir cüz olarak görmez, aksine imanı tamamlayan bir unsur olarak görür. Kitaba eğer bu şekilde yaklaşmazsak yani imanı ve ameli birbirilerinden bağımsız düşünürsek yaratan Rabb’in adıyla okumamış oluruz.

Hayata yaratan Rabb’in adıyla bakmak, hayatı Rabb’in adıyla şekillendirmektir. İnsan vahiyle tanıştığında yapacağı ilk şeydir yaratan Rabb’in adıyla okumak. İnsan, vahiyle tanıştığında ne olduğunu ve ne olmadığını farkeder. Kısacası insan sınırlarını bilir. Artık o bambaşka biridir. Önceki yaşamına format atılmış ve kendini yeni bir hayat ve düşünce için hazırlamakla meşguldür. Artık gecesi, gündüzü hep bu yeniden diriliş için vardır. Artık o çağa hükmedecek bir ışığın taşıyıcısıdır. Vahiy o kimsenin hayatını altüst eder. Uykusunu kaçırır, ilişkilerini düzenler, geleceğini belirler. Kısacası hayatında varolanları yeni bir amaç uğruna yeniden düzene koyar. Artık hazzı için yaşayan bir insan yerine tevhidi, dünya görüşü yapmış ve inançları için yaşayan bir insan vardır. Yaratan Rabb’in adıyla okumak, insanın kendi öz fıtratına dönmesidir ve yasak olan ağaçtan uzak durmasıdır.

Modern hayat, insanın yasak ağaçtan tatmasını sağlamak için birçok meşgale üretmiştir. Bunlardan bir tanesi de kuşkusuz enformasyondur. Bilgi kirliliği çağın en berbat dönüştürme araçlarındandır. İnsan, vahyi kendisine kılavuz yaptığında ameli imandan ayrı bir cüz olarak görmez, aksine imanı tamamlayan bir unsur olarak görür. Kitaba eğer bu şekilde yaklaşmazsak yani imanı ve ameli birbirilerinden bağımsız düşünürsek yaratan Rabb’in adıyla okumamış oluruz.

İşte enformatik cehalet ya da bilgi kirliliği dediğimiz şey burada başlar. Kur’an, kendisini okuyanlara muhatabının yaklaştığı ölçüde açar kendini. Vahyin ilk muhatapları ayetleri hayatlarının bir parçası olarak gördüler. Ayetleri yaşamlarına uydurmaktan ziyade kendilerini ayetlerin akışına bırakarak yaşamlarını ve sosyal ilişkilerini değiştirdiler. Bu da kuşkusuz onlara inkılapçı bir ruh kattı. Bu halden hiç vazgeçmediler ve hayatları, şehirleri, kazançları, sevdiklerine rağmen vahyi hayatlarının merkezi kıldılar. Giderek Kur’an, ilk nesil sahabe anlayışının aksine hayatı inşa eden bir inanç yapıtı olmaktan çıktı yerini geleneksel sevap kazanma aracı olarak pasif, edilgen bir hale büründü. Yani Kur’an’a yaklaşan muhataplarının yaklaşım biçimine göre aktif ve hayata hükmeden kitaptan, pasif yalnızca okuyana sevap dağıtan etkisiz bir kitaba büründü. Aslında etkisiz olan kitap değildi yalnızca kitaba yaklaşanların hayatı yaratan Rabb’in gözüyle okumaktan uzak oluşlarıydı.

Zamanın hızla aktığı, sanki yüz yılı bir anda devirdiğimiz modern çağlarda ise Kur’an, Batı’nın karşısında ezik bir şekilde okunmaya başlandı. Artık bizim gündemimizi ilericilik ve gericilik fikri oluştururken 1400 yıl öncesinde vahyedilmiş kitabı bugün nasıl olurda ilerici kılabiliriz ezikliği içinde okunmaya başlandı. Çağın hakimi Batı gözüküyordu. Batılı değerler bu kadar allanıp pullanınca Kur’an’a yaklaşan muhatap kitlede de bir değişim oldu. Geleneksel sevap için okuma yönteminin yanına, bir de felsefi tarzda okumayı ekledik. Ve zannettik ki bu okuma doğru bir okuma ve bizi düşünsel tekamüle ulaştıracak. Oysa felsefenin temel amacı insanın varlık sorununu tartışmaktır. Bunu tartışırken de insanı tanrıdan bağımsızlaştırmaya ve hatta insanı tanrının yerine koymaya çabalar. Felsefe de kuşkusuz batının maddeci aklının bir ürünü olup insanın tanrıya galip gelmesini ve yeryüzünü, insanın tanrı olmadan da imar edebileceğini ispata çalışır. Kur’an’ı felsefi okuma yöntemi ile okuyan kimse giderek tanrının yeryüzüne karışmayacağını ve yeryüzünü insanın aklıyla imar edebileceğini düşünmeye başlar. Hatta peygambere bile gerek duymaz ve peygamberin bugün için hiçbir örnekliği olmadığı iddiasını taşır. Daha da ileri gider ve herkese vahyin gelebileceğini ve nübüvvetin son bulmadığını söyler. Kafası batı düşüncesinin ilericilik ve gericilik anlayışı ile dolu olduğundan Kur’an’ı tarihsel ilan eder ve birçok hükmün değişmesi gerektiğine inanır. Çünkü bu anlayış vahyi ameli noktada düşünmez ve vahyi sokağa taşımaz. Eğer vahyi hayatının merkezine koyabilseydi ve tüm ilişkilerini vahyin ölçeğinde belirliyor olabilseydi kısacası yaşayabilseydi, Kur’an’ın ne demek istediğini anlayabilecekti. Çünkü Kur’an, fildişi kulelerinde okunan ve orda anlaşılan bir kitap olmadı hiç.

Kuran ihtilafları çözen bir kitap olduğunu deklare ederken eğer muhatapları ihtilaflarını çoğaltıyorsa burada doğru ayrımı yapabilmek için muhatapların ortaya koyduğu salih amelleri görmek gerek. Bugün insanların sorunu bilgi eksiliği değildir. Aksine bilgi fazlalığı ve kirliliğidir. Bilgi vahyinde ifade ettiği gibi yerine göre insana yüktür ve onu eşekleştirir. Sorun bilginin vahye uygunluğu ve onun insanın hayatına güzellik katmasıdır. Çok fazla teferruat yerine bazan sadeliğe ihtiyacımız olur. Vahyi tıpkı ilk nesil gibi sade bir şekilde anlayıp yaşamımıza sokma gayretinde olmalıyız. Eğer biz çağımıza hakikat gözüyle bakmayıp ilericilik ve gericilik gözüyle bakacak olursak birilerinin bizi çekmeye çalıştığı alana dahil oluruz ki bu bizim sınırlarını kestiremediğimiz bir alandır ve dönüşüm kaçınılmaz olur. Ama bizler yaratan rabbin adıyla okunan bir alanı yani hakikat olanı tercih edersek kuşkusuz kendi yöntemlerimizi ve savunmalarımızı da geliştirmiş oluruz. Kardeşlik hukukunun gelişmesi, dilimizin yumuşaması ve birbirimize merhamet nazariyesinden bakabilmemiz, vahyi amele dönüştürme gayretinden geçer. İmanı tamamlayan bir unsur olarak ameli görmezden gelip yalnızca bilgilerle kılıç tokuşturduğumuz bir ortamda yalnızca tefrika üretir ve mesafelerimizi derinleştiririz. Bu durum ise mümin olanlar dışında herkesin beklediği ve arzu ettiği şeylerdir. Allah müminlerin sürekli devinim içinde yüzünü kendisine çevirmelerini ve hayatı yaratan rabbin adıyla okuyarak mücahede etmelerini istemektedir. Selam hidayete tabi olanlara olsun…

Mü'minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.” 4/95 

429
YORUM LİSTESİ
ademoğlu 14-01-2012, 14:52:48
Allahın rahmeti sizi kuşatsın inşalllah.
Kurana bakış ve kuranı anlayış.
Ben düşünceleri pekiştirmek için bakışın yansımaları net onlar ortada kuranı yaşamdan eser yok ama benler çok.
Kuranın benlere bakışı ortada alan yok çünkü ben teorisine ters. hal böyle olunca
yaşadığı gibi anlamaların sarıp sarmaladığı hayatlar anlamsız ve kof.
Bizi yoktan var den Rahman bizleri akletme ve bilmeye meyilli yaratana karşı asilik ve tugyan baş gösteriyor hayatlar bunu amaça dönüştürüyor sonrada bu belirginsizliği yaratılmışlığa vurgu yaplılıyor halbuki bu hali meydana getiren bizzat ben merkezli halllerdedir.
kuranın belirlediği yaşamları tercih etmek ilkemizdir bu ilke üzerinde olma ve kalma dileğiyle.
 
i.metin 13-01-2012, 20:46:16
"Kur’an, kendisini okuyanlara muhatabının yaklaştığı ölçüde açar kendini"

Aynen ifade buyurduğunuz gibi.
Birde toplumda farklı okuma türleri var,her gurup vaya camia kendi dünya görüşü istikamatinde okuma yaptığından mesajı ıskalamaktadır.

Kuranı,herhangi beşeri görüşten soyutlanarak okursak, mesajın indiriliş amacına uygun olarak okuma olacaktır.
Kuranı yaşamaktır esas olan okumak diyorum.

Felsefe hakkındaki sözleriniz için ayrıca teşekkür ederim.
felsefeyi islamlaştıranlar ve meşrulaştıranlar inşallah bu yazıyı okumaları nasip olur.

Göz rahatsızlığım nedeniyle bir süre okumaktan uzak kalmıştım,Hamd olsun şifa verenlerin en hayırlısı Rabbime, bana okuma gibi bir nimetten mahrum etmediği için. selamlar
 
Erhan TOPRAK 13-01-2012, 16:52:31
Allah razı olsun.
Vahyin, amele dönüşmesinin gerekliliğine vurgu yapmış merhamet nazariyesi ile bakabilmenin ancak salih amel ortak paydasında buluşmakla mümkün olabileceği çıkarımında bulunmuşsun ki çok doğru bir tespit.Mümin olma iddiası taşıyan her insan ancak Rahmanın buyurduğu üzere, "Yüzünü doğu ile batı tarafına" 2/177 çevirmez vasatı yakalama samimiyeti ve gayretini bırakmaz ise Allah, bu hedef üzere olan kullarını uzun zaman dilimi içerisinde dahi olsa buluşturacaktır.
Bu dünyada olmasada ahirette olacağı mutlak inşallah.
 
DİĞER YAZILARI

16/05/2012 - 22:56 ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?

12/04/2012 - 08:56 DÜŞÜNCE, KURUMLARDAN ÜSTÜN TUTULMALIDIR

15/03/2012 - 06:57 ÇAĞIN İLERİSİNDE VE GERİSİNDE OLMAK...

13/02/2012 - 22:15 MODERN DÜNYAYI İSLAM'LA YENİDEN TANIMLAMAK

13/01/2012 - 13:36 HAYATA RABB’İN ADIYLA BAKABİLMEK

22/11/2011 - 18:38 ÇAĞIN YENİ PUTÇULUĞU: MARKALAŞMA

04/11/2011 - 12:46 KUR’AN’DA İSİM KAVRAMI

26/10/2011 - 16:19 AÇLIK GÜNÜNDE YOKSULU DOYURMAK...

04/10/2011 - 06:58 BİR KUR'AN KAVRAMI OLARAK "İLİM"

05/09/2011 - 15:30 BATI’NIN DÜNÜ VE DÜNYANIN BUGÜNÜ

02/08/2011 - 12:51 MEKKE TOPLUMU VE YAŞADIĞIMIZ TOPLUM KARŞILAŞTIRMASI

20/06/2011 - 06:27 AKIL TOPLUMU

21/04/2011 - 06:17 MÜSLÜMANLARIN ZİHNİ SAVRULMALARINA DUR DENMELİDİR

24/12/2010 - 23:35 ÖLÜM ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

30/11/2010 - 22:51 AHLAKI ALLAH’LA TEMELLENDİRMEK GEREK

28/10/2010 - 22:00 KUR’AN’I TERSİNDEN OKUMAK

07/10/2010 - 11:15 DÜŞÜNCEYİ DİRİ TUTABİLMEK GEREK

20/09/2010 - 14:05 ÖZELEŞTİRİYE İHTİYACIMIZ VAR

23/08/2010 - 12:12 KULLUĞU ÖZGÜRLÜĞE TERCİH EDİYORUM

31/07/2010 - 10:40 ÇOCUKLAR NEYİN MİRASÇISIDIR?

15/07/2010 - 10:59 ZAMANIN FIRTINALARINDAN KORUNMAK GEREK

05/07/2010 - 11:53 NİTELİK Mİ NİCELİK Mİ?

21/06/2010 - 08:37 GÜNDEMLER GÜNDEM OLA

07/06/2010 - 17:55 GELİŞİM Mİ, BAŞKALAŞIM MI?

25/05/2010 - 12:37 MÜSLÜMAN OLMAK TARAF OLMAKTIR

11/05/2010 - 11:39 SALİH AMEL KÂFİRLERİ NİÇİN ÖFKELENDİRMELİDİR?

25/04/2010 - 21:44 NUH’UN GEMİSİNE BİNMEK

14/04/2010 - 12:50 SORULAR VE SORUMLULUKLARIMIZ

30/03/2010 - 18:30 DOKUNULMAZLIKLARIMIZI KALDIRALIM

18/03/2010 - 12:14 HAYATA HİKMETLE DOKUNABİLMEK GEREK

25/02/2010 - 19:09 BİZ HANGİ SINIRLARIN ADAMIYIZ?

13/02/2010 - 19:56 BEN DEĞİŞMEDEN DÜNYA NE KADAR DEĞİŞİR?

05/02/2010 - 18:52 AÇILIMDAN YANA MIYIZ HİCRETTEN YANA MI?

01/02/2010 - 08:47 AHLAK, İNSANIN KENDİNE YABANCILAŞMASINA ENGELDİR

17/01/2010 - 22:30 BİLİNCİME SAHİP MİYİM!

07/01/2010 - 18:52 FARK EDEBİLİYOR MUYUZ?

22/12/2009 - 10:55 UZUN BİR YOLCULUĞUN İMGELERİ

31/07/2009 - 15:29 İÇE DÖNÜK ŞAHİTLİK VE BİREY OLGUSU

04/02/2009 - 11:01 BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

18/01/2009 - 11:36 KUŞANMAK YA DA SLOGANLARLA DEŞARZ OLMAK

31/12/2008 - 19:46 GAZZE’DE GÖZÜ YAŞLI ÇOCUKLAR

29/11/2008 - 13:59 YAŞAMAYA DAİR...

16/11/2008 - 14:33 AYNADA KENDİMİZİ SEYRETMEK

03/11/2008 - 11:25 ŞEHADET ANCAK ŞAHİTLİK YAPANLARINDIR

07/10/2008 - 12:01 "VE SİZLER ÜÇ SINIF OLDUĞUNUZ ZAMAN..."

05/09/2008 - 10:29 KUR'AN "AYKIRI" BİR MESAJDIR
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat