PKK‘nın terörüne de devletin uyguladığı teröre de "LÂ" demeliyiz. İslam'ın düşmanları olan etkin ve etnik zihniyetli azınlıkların kıskacındaki mazlum Türk, Kürt vs halklarının ezilmemesi için İslami adalet ve devletin ne kadar gerekli olduğunu vurgulayalım. Gelin tüm kirli savaşlara dur diyecek, tüm zalimleri devirecek ihya ve inşanın yegâne kaynağı olan sahih islami değerlere sarılarak tüm zulüm saraylarına ve silahlarına karşı İslami kimliğimizle mücadele edelim.
Bir parça ekmek ve hayatı ikame edebilmek için çıkılan yolda ansızın yağan bombalara verilen her bir canın bıraktığı acı, imanlı ve vicdanlı insanların yüreğinde her dem yaşayacaktır. Cumhuriyetin kuruluşundan beri İttihatçı - Kemalist zihniyetin baskılarına, asimilasyon politikalarına maruz kalan mazlum Müslüman Kürt halkı, yıllardan beri uluscu zihniyetin inşasında hep bir "öteki" olarak algılanmıştır. Türkleştirme politikaları çerçevesinde etnik çoğunluk ve kültüre yönelik baskılar, yağmalar, öldürmeler, sürülmelerin haddi hesabı yoktur.
İttihatçı zihniyetin Kemalist yapı içerisinde bu coğrafyada egemen olması, baraberinde mutlu bir azınlığın bekası için bütün bir Anadolu'nun kültürel ve kimliksel zenginliğinin çeşitli bahaneler üretilerek yok edilmesini getirmiştir. Sadece Kürtler midir bu zulümlere maruz kalan? Hayır? Müslümanlar, Gayrımüslimler, Araplar, Lazlar, Çerkezler vs de bu zulüm tornasından geçirilmiştir. Her ne kadar diğer gruplar da baskılar görse de Tek parti diktatöryasının zulmü özellikle Kürtlere yönelik her zaman daha bir şedid olmuştur.
İstiklal Mahkemeleri'nin, Tahrir-i Sükûnların, "Olağanüstü Hal"lerin, Diyarbakır Zindanı'ndaki işkencelerin getirdiği Şiddet ortamı, beraberinde karşı şiddeti doğurmuştur. Tüm bu şiddet olaylarından sonra; baskılar, yok saymalar, sindirmeler, yakmalar, yıkmalar, asimilasyonlar ve sürgünler toplum içerisinde derin yaralar açmıştır. Bölge insanına hem devlet hem de PKK oldukça büyük zulümler yapmıştır. Hele Diyarbakır zindanları, işkenceler, köy yakmalar, göçler, faili meçhuller, insanlık dışı muameleler insanın ve bölgenin sosyal dokusunu çok ciddi anlamda tahrif etmiştir. Kürtlere yönelik yapılan Enfal operasyonu, Geliyé Zilan, Otuz üç kurşun olayı ve Halepçe katliamı bölge insanını derinden sarsmıştır. Etrafındaki devletlerin ulusal sınırlara ayrılması Kürtlerin yaşadığı coğrafyayı bölmüştür. Bir yanı Türkiye’de, bir yanı Irak’ta, bir yanı İran’da, bir yanı Suriye’de kalan Kürtler, mevcut ülke sınırları içinde de olumsuzluklar yaşamıştır.
Bölgeye uygulanan her türlü ayrımcılık toplum üzerinde oldukça büyük tramvalar oluşturmuştur. Zulümlerin getirdiği psikolojik tramvalar, sol örgütlerin bu bölgedeki etkinliği, ağalık sisteminin halk üzerindeki olumsuz etkilerinin de yaşanan ayrımcılıklara eklenmesiyle birlikte özellikle yetişen gençlikte bir öç alma psikolojisi oluşturmuş; çözümün silahlarda olduğuna inanan bir düşünceyi gençliğe empoze etmiştir. Burada şunu ifade edelim ki PKK’ya silahlı mücadele nedenlerini sağlayan bizzat devletin kendisidir. Devletin yıllardan beri Kürtlerin inanç ve kimliksel haklarına yaptığı her zulüm doğal olarak beraberinde bir itirazı ve isyanı doğurmuştur. Cumhuriyetten beri çıkan onlarca isyana devlet şiddetle cevap vermiş; şiddet şiddeti büyüterek daha da can almaya devam etmiştir.
İşte tüm bu süreçler ve acılara yenisinin eklenmesiyle birlikte mazlum Müslüman Kürt halkına yönelik işlenen zülümler tekrardan olay sıcaklığını yaşayana kadar yazılacak, konuşulacak ve daha sonradan tekrardan rafa kaldırılacaktır. Her ne zaman insanlar ölünce veya öldürülünce sistem meseleyi gündeme getirir. Cenazeler toprağa ğömülünce bu meselelerde rafa gömülür. Ta ki yeni canlar gidinceye kadar raflarda bu mesele durur. Ölen, öldürülen her insanla beraber öfkeler sokağa taşar ve vahşetin çağrısı yenilenerek “devletin bekası", "ülkenin bölünmezliği", "önderliğin selameti” tarzında sloganlarla kanlar ve canlar üzerinden şiddete yeni davetiyeler çıkarılır. Aslında “devletin bekası “ denilen şey savaş ve kan üzerinden beslenen birkaç mutlu azınlıktan başka bir anlama gelmiyor. Ülkenin bölünmezliği denilen şey pastanın bölünmezliğinden başka bir şey değildir. Önderliğin selameti denilen şey birilerine binlerin kurban edilmesinden öteye gitmemektedir.
Ülke insanını yıllardan beridir kandıran PKK ve TSK'nın, halk üzerinde etkinliğini sağlamak için her seferinde “devlet, halk, güvenlik” söylemlerine sığınarak meseleyi çarpıttığını bilmeliyiz. Açılım denilen açmazların içerisine süslü kelimeler koyup ekranlarda boy göstermekle nasıl ki çözüm oluşmuyorsa; buna karşı sürekli dağın dilini kullanarak pragmatist politikalara sığınmak da bu meseleyi halletmiyor. Aynı şekilde Kürt sorununu silahlarla, uçaklarla, bombalarla hal etme felsefesini halen üzerinden atamayan devlet içindeki etkin kişilerin felsefesiyle AKP politikalarının aynı paralelde gitmeye başlaması karşılıklı dövüşün daha da artacağını gösteriyor.
Şırnak'ta yaşanan katliamın vahşiliğini tartışmamakla birlikte vahşetten sonra medya ve devletin vurdumduymazlığı , işlenen vahşetten daha büyük bir vahşettir diyebiliriz. Gelen ihbarı değerlendiren askerler aradan üç saat geçtikten sonra düğmeye basıyor ve bir anda onlarca can toprağa düşüyor. Gelen ihbarda PKK’lı oldukları söylenilen kişiler aslında yıllardır ekonomik sıkıntılardan dolayı başka bir iş olmadığı için bölgede ticaret yapan köylülerdir. Ve burada yıllardan beri bu insanların bu işi yaptığını asker de devlet de biliyor. Hatta bazı askerler yapılan işten bile nasipleniyorlardı. Gelen her ihbara böyle mi karşılık verilir. Hadi biz de bir ihbar verelim. Ankara'nın merkezinde teröristler var. Gidip onları da vurun. İnsan her gelen ihbara itibar etmezken, ihbar edilenler yıllarca hor görülen Kürtler olunca operasyona hazır şahinler gibi uygulanıyor emirler. Devlet, TSK, MİT gelen ihbarı kendi felsefesince elbette itibara alacaktır. Lakin ihbarın aslına uygun olup olmadığı, onca övülen ve para harcanan teknolojiyle bir iki dakikada tesbit edilebilecekken saatlerce böyle bir tesbitin olmaması oldukça düşündürücüdür.
Olayın olduğu anlarda her yere jet hızıyla yetişen medya ve devlet, neden acaba saatlerce bekledi. Ölen insanların ve yaralıların varlığı onca kişi tarafından duyulurken devletin, medyanın saatler sonrasından ilgisi bölge insanına yönelik algının sakatlığını ortaya koymaktadır. Onlarca cesedin medyada saatlerce gösterilmesi işlenen vahşetten daha büyük bir vahşettir. Teknolojisiyle, gelişmesiyle sürekli övülen bir devletin sınırları içinde, ölen insanların katır sırtlarında odun taşır gibi taşınmasını ne ile açıklayabiliriz? Onlarca canın ambulans yerine molozmuş gibi imkânsızlıktan traktörlere bindirilip götürülmesini hangi teknolojik üstünlükle (!) açıklayacağız? Ceset torbaları yerine battaniyelere sarılan bu insanlar, bu ülkenin nesi olur acaba? Hani hızır (!) denilen ambulanslar? Hani uçan onlarca uçak ambulansınız vardı?
Söz konusu mazlum ve onların tabiriyle “kaçakçı” olunca onca hukuksal yasalar bir tarafa itilip, onca teknoloji durdurulup insanların ölüme terkedilmesinin ancak şiddete yarayacağını bilmeliyiz. Zulüm kimden gelirse gelsin sesimizi ve şahidliğimizi ortaya koymamız İslami ve insani sorumluluğumuzdur.
PKK‘nın terörüne de devletin uyguladığı teröre de "LÂ" demeliyiz. İslam'ın düşmanları olan etkin ve etnik zihniyetli azınlıkların kıskacındaki mazlum Türk, Kürt vs halklarının ezilmemesi için İslami adalet ve devletin ne kadar gerekli olduğunu vurgulayalım. Gelin tüm kirli savaşlara dur diyecek, tüm zalimleri devirecek ihya ve inşanın yegâne kaynağı olan sahih islami değerlere sarılarak tüm zulüm saraylarına ve silahlarına karşı İslami kimliğimizle mücadele edelim.
"Türkçülüğe de Kürtçülüğe de hayır, İslam bize yeter" diyerek çözümün yegâne adresi olan islami değerlerin etkin olması için çalışalım…
*HZ. RESUL ; KIZI FATIMA'YA :" EY FATIMA , PEYGAMBER KIZIYIM DİYE GÜVENME KIYAMET GÜNÜ BEN BİLE SENİ KURTARAMAM " BUYURMUŞLARDIR.
* İSLAM'A GÖRE İNSANLAR KAN BAĞI BULUNMASA BİLE KARDEŞTİR. ( HUCU...RAT :10 )
* İSLAM İMANI OLMAYAN AKRABA,OĞUL'U AİLEDEN KABUL ETMEZ. ( HUUD :46, TEVBE :23 , MÜCADELE:22 )
* İSLAM IRKI KABUL EDER AMA SADECE " TANIŞMAK " İÇİN (HUCURAT :13)
KURANDA , NASIL Kİ İSLAM "ZENGİNİ" DE BİLDİRİR ANCAK ZENGİNLİĞİN BİR ÖVÜNCÜ YOKSA, ARAÇSA, FAKİRE YARDIM ETMEK İÇİN İMTİHAN İÇİNSE, IRKLARIN AYRI OLMASININ ÖVÜNCÜ YOKTUR, ARAÇ TIR,
BU TANIŞMAKTA; ŞU KAVİM ÇOK SAÇLI, BU ÇEKİK GÖZLÜ, BU KAVİM KISA ŞEKLİNDE DEĞİL. TAKVA YÖNÜNDEN TANIMADIR.
* İSLAM'A GÖRE ÜSTÜNLÜK SADECE TAKVA'DADIR.
(HUCURAT :13)
Fetih 26: Hani o inkâr edenler, kendi kalplerinde, 'öfkeli soy koruyuculuğu'nu (hamiyeti), cahiliyenin 'öfkeli soy koruyuculuğunu' kılıp kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü'minlerin üzerine '(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu' indirdi ve onları "takva sözü" üzerinde 'kararlılıkla ayakta tuttu." Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
* HZ. RESUL BUYURUR Kİ :" İNSANLAR DEDELERİ VE BABALARI İLE ÖVÜNMEKTEN VAZGEÇSİNLER " , (TİRMİZİ) , " IRKÇILIK DAVASINA KALKAN BİZDEN DEĞİLDİR , IRKÇILIK ÜZERE SAVAŞAN BİZDEN DEĞİLDİR , IRKÇILIK İÇİN ÖLEN BİZDEN DEĞİLDİR ." ( MÜSLİM,İMARE:53-57)
/
TÜRKEŞ VEYA TÜRKEŞCİLER,NE SÖYLÜYOR..
- MİLLİYETÇİLİK :" KALBİNDE BAŞKA IRKIN GURURUNU TAŞIMAYAN , KENDİNİ TÜRKLÜĞE ADAYAN.." ( TÜRKEŞ :9 IŞIK , 1975)
- " HER ŞEY TÜRK İÇİN , TÜRKE GÖRE , TÜRKÜN BEKASI İÇİN..." ( 9 IŞIK , SAYFA :100)
- "BİR BOZKURT GİBİ DAVRAN" ( TÜRKEŞ : KAHRAMANLIK RUHU ,S : 29 )
-"TÜRK MİLLETİ:ÇÜNKÜ ONUN EN KÖTÜSÜ ,TÜRK OLMAYANIN EN İYİSİNDEN İYİDİR " (BOZKURT DERGİSİ , 1973 )
Ayet; Kelimesinin bir çok anlamı var, temel bir kaç tanesini yazalım.
*Mucize anlamına gelir yani Hz Musanın asasının yılan olup sihir bazların yılanlarını yutması veya asa ile kızıl denizi yarması gibi.
*Kuran daki yazılar,ayet anlamına gelir.
*Allah’ın (CC) yasaları, kevni ibadi yasaları ayet anlamına gelir.
*Son olarak Ayet kelimesi: Allahın yarattıkları, alametleri anlamına gelir, diyelim KÜRT TÜRK ARAP ERMENİ YUNAN İNGİLİZ VS HEPSİ ALLAHIN AYETİDİR.
İnsanlara desek ki; Kuran-ı inkar eder misin? desek.
-Yoooook inkar etmem der,
Kuran-ın bir kelimesine karşı gelirmisin desek ?
-Yookkk gelmem der.
Ama Kürd ölsün, Türk ölsün der, İngiliz ölsün ister, yunan olduğu için Yunan ölsün ister , Zarar gelmesini ister ve bunu söyleyerek Allah’ın ben sizi kavimler olarak yarattım dediği ayetini inkar etmiş olur (kafir olur) (Hucurat 13).
Halbuki insanları kafir (münafık) mümin diye ayırması gerekirken ayetlere iman etmiş birisi olarak, Allahın ayeti olan Kürdleri Türkleri Arapları Farsları İngilizleri kötüler, kötülüklerini ister, böylece ayeti inkar etmiş olur.
/
Kavmiyetçilikle ilgili Huneyn savaşı sahabe Kuzman kıssası da anlatıla bilir..
Zeki Çalışkan
19-01-2012, 17:04:59
ÖNCE ALLAH'IN (CC) HAKKI
ALLAH İÇİN RIZASI İÇİN YAŞAYAN ŞEHİDDİR, ŞAHİDDİR
Rabbim şöyle buyuruyor;
”De ki benim namazım çeşitli ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, hiçbir ortağı olmayan alemlerin Rabb’i içindir.” (Enam 162,Meal).
“Allah’dan başka rab ilah ibadet mercii olmadığı gibi onun dininden başka dinde kabul edilmeyecektir” şeklinde ki sözümüz de aynı hükmü perçinler.
Hemen şunu belirtelim ki ibadet sadece NAMAZ,ORUC ve HACC’dan ibaret değildir, Allah rızası kazanmak amacı ile yapmış olduğun her davranış ibadettir. Buna karşılık Allah’ın izin vermemiş olduğu bir başkasının hoşnutluğunu kazanmak için yapacağın her hareket, her eylem ŞİRKTİR!!! Bu türe birçok durumlar girer ki , başlıcaları olarak şunları gösterebiliriz;
a)İNSANIN MİLLİYETÇİLİĞİ (kavmiyetçiliği) tek hedef haline getirerek bütün gayret ve çalışmalarını bu uğurda yoğunlaştırması, yani bu uğurda savaşması, bu uğurda konuşması, bu inancı benimsemeye uğraşması ve tek bir ideal olarak ne yaparsa bunun için yapmasıdır. BÖYLE BIR YÖNELIŞ, MÜŞRİKCE BİR YÖNELİŞTİR!
b)VATANSEVERLIGI TEK AMAC EDİNMEK DE ŞİRKTİR!
”Vatanseverlik”, ”vatan birliği” ve ”her şey vatanin yararı için” gibi sloganlar, her şey için değer ölçüsü olamaz!!!. EGER BÖYLE OLURSA ŞİRK OLUR!!!! ”
c)İNSANLIK İÇİN ve birey olarak ”insan için” çalışmak, böyle bir amaç uğruna bir şeyler yapmak ŞİRKTİR! (Hümanistlere, toplumculara duyurulur!) İnsanın yönünü dönük tutacağı ana hedeften, yani ALLAH’tan saptıran bir yanılgıdır.
d)Buna bağlı olarak ” İlim için ilim”, ” Görev için görev” ve ” Sanat için sanat” gibi sloganlar, hepsi birer ŞİRKTİR, ALLAH’a ortak koşmaktır!!”
İlim, ilim için değildir İnanç içindir. İlim iyiyi doğruyu güzeli göstermesi şartıyla muhterem bir mirastır…..
ilyas metin
15-01-2012, 13:47:41
İslam ve hayat sitesi, insan ve ümmet sorunlarını öne alan bir sitedir.
olaylara ulus ve ırkçı bakışla bakmaz
türkü ve Kürdü ümmetin bir üyesi ve bireyleri olarak bakar,
müslümanların sorunları hepimizin sorunlarıdır.
Kürt mslümanlar sorunlarıda bu sitede işlenmektedir,
yoksa bu site türk islamını savunan bir site mi sanılmaktadır ki Kürt sorunlarının gündeme geririlmesi yadırganmaktadır.
şayet öyle sanılıyorsa bizler bundan Allaha sığınıyoruz.
Habeşli bilal,farisi selman v.b müminler kureyşten değildi arapta değildi,sahabe böyle ayrımı yapmadı,hatta ebu bekirle bu kişiler arasında kesinlikle böyle bir ayrım yapılmamışken,hiç bir müslüman aksi anlayış gösteremez, görteriyorsa islam anlayışını tekrar, Kuranla, resullullah ve sahabe yaşamıyla gözden geçirmelidir.
mehmet maksut
14-01-2012, 01:09:22
sayın yusuf
size ne söylesek etki etmez. lakin hakikatleri görmenize engel olan ırkçı ve devletçi bakışınızın ümmet ve tevhid ekseninde düzelebilmesi için dua ediyorum. rabbim sizlere hakikati göreceginiz vesileleri lutfetsin.
ümmet ekseninde mazlum insanların acılarını bagrında taşımaksa duygusallık buna hamdediyorum...
selametle
Zeki Çalışkan
13-01-2012, 15:55:30
Eskiden Atatürk zamanında istiklal mahkemelerinde Kılıç Aliler hocaları asarken sen türbana sahip çıktın dolayısıyla şapkaya karşı geldin idam, sen devlet yönetimine karıştın idam, sen Türkten başka ırklarında Allahın ayeti olduğunu söyledin idam, niye türkçe konuşmuyorsun idam diye insanları öyle asmışlar öyle bezdirmişler ve sindirmişler ki, sonunda Allahın ilahlığı yanında kendileride ilah oluvermiş, şirk koşmuşlar tabiki sonucu CEHENNEM..
Şimdi son yorumcunun yaptığıda Bakanın veya Akp veya TSK nın kılıcını sallayıp kılıç Aliler gibi; Şeytanın bile aklına gelmeyecek şekilde insanları sindirmek için kendisinin karşısındaki en kötüsü olan Pkk ya benzeterek, sen pkk gibi herşeyi fırsat biliyorsun idam, sen kck destekliyorsun idam, sen kürtçe konuşulsun istiyorsun idam, sen kürtler ölünce duydusallaşıyorsun idam tarzında yaklaşımı ile hem din öğretiyor, hem siyaset öğretiyor, hem devlet yaptıysa vardır bir hikmeti öğretiyor, hem hukuk öğetiyor, hem yazarlık öğretiyor, hemde Otoritenin kim olduğu konusunda seni uyarıyorum , diyor.
Biz de Otoritenin Allah olduğunu, ortaklarınında Cehennemde olduğunu hatırlatalım, Ayrıca susupda dilsiz şeytan olmayalım yeterli.
yusuf
13-01-2012, 10:37:14
mehmet bey sizin yazınızı bir arkadaşın tavsiyesi üzerine okudum ve bir islami sitede sizin kürt sorunu noktasındaki takıntınıza anlam veremedim. bu ülkede bunca nimetlerin içerisinde birilerinin oyununa gelerek ortaya konulan planların ürünü olan sorunu masumane bir şekilde anlatmanız ne kadar dogrudur. son 35 insanın ölümü bir hata sonucu olmuştur. bunun üzerinden kalkıp devlet ve milleti bu kadar olumsuzlamanızın ne yararı vardır. ayrıca devlet yetkililerinin bu anlamdaki ilgilerinin kuçaklayıcılıgı ortadayken pkk gibi her olayı fırsat bilip bunu kullanmak ne kadar dogrudur ki.
ayrıca şiirinizdeki isyan dilinin bir müslümana yakışmadıgını ve bunları yazmaya sizi iten etkenin duygusallıgınız oldugunu ifade edeyim
son dönemlerde devlet ve millet adına bu tür sıkıntıların fırsat bilinip türkiyeye dönük olumsuz degerlendirilmesini kabullenmiyorum. bu konulara daha dikkatli yaklaşmanızı tavsiye ediyorum.
yusuf... Igdır
mehmet maksut
12-01-2012, 23:55:10
Değerli kardeşim Abdullah Mevlam
sizleri en güzel selamlarla selamlarım. sormuş oldugunuz sorunun cevabını şimdilerde yazacak durumda olmadıgımızı ama ileriki süreçlerde yazmayı düşündüğümüz konular arasında oldugunu ifade edebilirim. Bu anlamda Mehmet Pamak abinin vb abilerin çalışmalarından istifade edebilirsin.
selametle kalınız kardeşim
Zeki çalışkan
12-01-2012, 11:57:10
İnce fark şu; kitaplarını tavsiye ettiğin yazarların hepsinin -hiç birini istisna tutmadan- referandum ve 12 haziran seçimleride dahil duruşlarını gördük, sende biliyorsun.
Yine sende biliyorsunki İslami söylemleri söyleyen, illa islam ile çözülür diyen ama uygulamada partileşen veya çözümü demokraside arayan niceleri bir şekilde zulme akidevi olmasada amelde bulaştıkları için tevhidi öbekleşmeden başka taraflara kaydıkları için istenen sonuç alınamamaktadır.
İşte aslında bu tür çözüm önerileri laf olsun torba dolsun noktasında çözümü tıkamaktadır.
*uzun yazmaya gerek yok tevhidden (akidevi ve ameli bir bütündür) uzaklaştığımız için dünyayı daha çok sevdiğimiz için kimsenin çözmeye gözü yemiyor.
ramazan
11-01-2012, 20:12:00
zeki çalışkan'ın, niçin demokrasi şemsiyesi altında ki eserleri tavsiye ediyorsun,sorusunu araştırmadan beni eleştirdiğini düşünmekteyim, sevgili kardeşim ben bu eserleri tavsiye ederken bilinçli bir tercih yaptığımı düşünmekteyim.burda laf olsun torba olsun diye yorum yapmıyorum.özellikle bu eser ve kurumları demokrasinin tekamülü için çalışanlar olarak ifade etmen onlara atılmış en büyük iftiradır,belki burda mustafa akyol'u istisna tutabiliriz,özellikle yılarını kürt sorununu anlamaya adayan altan tan'ı bir müslüman olarak kürt sorunu anlamak için ondan yararlanmamayı bir eksiklik olarak görürüm,illede tevhit ehli olacak sözlerini tekrarlıyorsan en azından kürt sorunu ve müslümanlar kitabını gözden geçir.bu eseri oku ki,nasıl da bir hataya düştüğünü gör,tabi eleştiriye açık isen...
abdullah mevlam
11-01-2012, 19:04:12
sayın mehmet maksut bu olay hala gündemdemi belirttiğiniz gibi haddi hesabı yok bu olayların bu kadar üzerinde durmak bizi oyalar daha çok islamın nasılbaktığı ve çözdüğüdür çözüm yollarını ele alsanız islam nasıl çözer bu haddi hesabı olmayan olayları. ayet ve hadislere dayalı bir çözüm yazsanız ve bu yazınızıda ek olarak yayınlasanız çok sevinirim
VE SELAM
Dostun
11-01-2012, 18:33:01
tevhidi duyarlılığını ve ümmet çizgisini bozmadan mazlumlara yaklaşan mazlum kardeşim Allah razı olsun sizlerden. Mazlumları savunmak ne kadar önemliyse mazlumiyetlerin ortadan kalkması için mücadele ve mücahede etmek daha önemlidir. Bu minval islami mücadele sürecinin daha da bir anlaşılması ve bu toplum için islamın bir çözüm ve umut oldugunu çalışmalarımızla göstermeliyiz. Bunu söylemden eyleme teoriden pratiğe aktarıp yol almalıyız.
yazınıza katkı olarak nurettin şirinin yazısını ekliyorum. saygılarla
Şırnak’ın Uludere ilçesinde günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmek için dağ tepe yol aşarak, sınırları geçerek ekmeğin peşinde koşan mazlumlar, bir kez daha yaşadılar ölümün acı darbesini…
Onlar, kağıt üstünde, misak-i milli sınırlarıyla çizilen bir ülkenin “eşit” yurttaşları olarak tanımlansalar da, hiçbir zaman “eşit” olamadılar; kapitalist bir düzenin tüm acımasız tezgahlarında emekleri sömürülen yoksulların, yalın ayaklıların ve horlanıp aşağılananların, lüks, konfor koridorlarında zevk-u sefa çekenler ile hiçbir zaman “eşit” olamadıkları gibi…
Onlar, “yasalar karşısında herkes eşittir” denilen bir ülkede, “ben de varım” diyebilmenin, özgürce var olabilmenin, varlığına yasallık kazandırabilmenin imkanını hiçbir zaman da bulamadılar…
Çünkü inkar edildiler; kendileri olabilmelerine, kendilerini ifade etmelerine, kendilerini yansıtmalarına fırsat verilmedi. Onun için asimilasyon kumpaslarında yıllar boyu öğütülüp faşist imha kararlarına hedef oldular…
Onların üzerine yağan bombalar, bir halkın 35 canına kıymanın ötesinde, insanlık onurunun üzerine düştü; insanlık parçalandı, onur parçalandı, yürekler parçalandı bir kez daha. “Analar ağlamasın” derlerse de, anaları yine ağlattılar, yine ağlattılar…
Birileri hep bu ülkede, birilerinin ölmesini istediler; Çocuklarının da, kadınlarının da... “Doğmamış bebekler dünyaya gelmesin, doğanlar ise daha fazla yaşamasın” dediler…
Bir zaman “asi” bir zaman “eşkıya” bir zaman “terörist” oldular; ama hiçbir zaman diğerleri gibi “eşit” olamadılar; ne Antalya’nın kumsalları, ne Didim’in termal kaplıcaları. Ne Beyoğlu’nun ışıklı caddeleri, ne beş yıldızlı hotellerin kırmızı halı döşenmiş koridorları. Belki onlar bunların resimlerini dahi görmediler…
Elin boş, ayağın yalın, sırtın çıplak olsa da; dağlar, yokuşlar, yamaçlar çıksa da önüne ardı ardına; ahının önünde hiçbir perde yoktur senin..! Varsın hiç kimse olmasın yanında; Kimseler duymasa da sesini, işiten bir Rabbin vardır senin…!
Ve hatırla Rabbinin vaadini:
“Sabah yakın değil mi?”
Zeki çalışkan
11-01-2012, 17:38:27
"1) Kürt sorununu yeniden düşünmek-Mustafa Akyol-Doğan Kitap
(2)Kürt sorunu- Altan Tan-Timaş.3)Mazlumderin hazırladığı Kürt Sorunu forumu.4Kürt sorunu ve Müslümanlar-özgürder... " Ramazan abimizde yukarıdaki kitapları tavsiye etmiş hani bu kişi ve kurumlar demokrasinin tekamülü için uğraşan kişi ve kurumlar gibi geliyor bana, sistemin içinden çözüm getirmeye çalışıyorlar bunlardan hayır gelirmi?
Niçin demokrasi şemsiyesi altındakileri tavsiye ediyorsunuz, şer-i şerifi isteyen tevhid adalet diyen kimselerin kitapları yokmuydu böyle bir tavsiyede bulunmak gerekmez miydi?
fatum
11-01-2012, 17:37:47
editörün notu: itham ve alayvari uslubunuzdan dolayı yorumunuzu yayınlamıyoruz. yorumunuz yazara iletilmiştir.
ERDAL AYDIN
11-01-2012, 16:20:55
SELAMUN ALEYKUM SERHAT KARDEŞİM YORUMUMU OKUYUP BANA SORU YÖNELTİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM
BEN ORADA YAZAR KARDEŞİMİZE BİR ELEŞTİRİDE BULUNMADIM SADECE EKSİK BİR ANLATIM YAPMIŞIM BENDE FARK ETTİM HANİ YAZIDA GEÇEN BİZDE İHBAR EDECEĞİZ ANKARADA TERÖR VAR DİYE HADİ ONUDA BULMASINLAR ARAŞTIRMASINLAR DİREK VURSUNLAR BEN BU DURUMA DİKKAT ÇEKMEYE ÇALIŞTIM. YANLIŞ ANLAŞILMAYA MAHAL VERDİĞİM İÇİN HEPİNİZDEN ÖZÜR DİLERİM.
ALLAH İSLAMI VE İSLAMİYETİ KALBİMİZDEN EKSİK ETMESİN HAYATIMIZDAN VE YAŞANTIMIZDAN İSLAM OKUNSUN
HUSEYIN SASMAZ
11-01-2012, 13:39:39
BU OLAYLARA BAKIPTA İBRET ALIN BU GÜNKÜ SİSTEMLEREDE LİDERLEREDE KURAN SÜNNET IŞIĞINDA BAKIN EY MÜSLÜMAN KARDEŞLERİM http://huseyinsasmaz.com/index.php/siyasi-yazlar/321-1979-kabe-video
ramazan
10-01-2012, 09:36:11
serhat kardeş,kürt sorunu hakkında müslümanları suçlayıcı dilin gerçeği yansıtmadığımı ifade etmişsin.öncelikle şunu ifade edeyim;yaptığım yorumda birileri beni anladı o da yanlış anladı.diye üzüldüğümü belirteyim,sevgili kardeşim ben kürt sorununun müsebbibi müslümanlardır demiyorum,ve bundan dolayı müslüman'ları eleştirmiyorum,tabiki bu sorunun müsebbibi rejimdir,temel eleştirim, müslüman'ların uzun bir dönem bu sorunu görmezden gelmeleridir.kimi çevreler ortada ciddiye alınacak bir sorun olmadığını iddia ederken,kimileri de,islam gelir sorun biter anlayışıyla hareket ederek,çekilen sıkıntıları görmezden geldiler.tüm bu olumsuzluklara rağmen bazı müslümanların ortada bir durum yokmuş gibi hareket etmesi vicdan sahibi olan herkesi rahatsız etmekte,yedirilen dışkıların,yakılan,yıkılan,boşaltılan köylerin,ikinci bir dil bilmediği için tedavi edilmeyen annelerin,tecavüze uğrayan kızların,sorğusuz infaz edilen gençlerin,hor görülen,ötekileştirilen,eğitimsiz bırakılan bir halkın,yankesiciliğe kapkaççılığa sürüklenen bir neslin,kısacası yüzyıllık bir mağduriyetin sorumlusu,elbette ki islam ve onun gönülden bağlıları değildir.ancak;dünyanın öbür ucunda bir mazlumun ayağına batan bir dikenin acısını yüreğinde hisseden,hissetmesi gereken gereken bir toplumun,yanı başındaki hatta evindeki bu acıyı bu yıkımı,görmemesi,görmezden gelmesi,büyük bir çelişki,acı bir durumdur.sizce müslümanlar ne yapmalıdır sorunuza verecek cevabım;“İslam” iddiasında bulunan yapılar Kürt sorununu ele almadan önce yapacakları en ahlaklı ve makul şey, temiz bir kalb ile bütün Kürtler, Müslüman olan-olmayan, den özür dilemek olmalı.kürt dilinin temel bir iletişim aracı,olabilmesi için müslümanların en azından teorik olarak birlik olmalar lazım.tabi bu sorunun çözümü için kalem oynatan bir çok yazar mevcut,serhat kardeş bu anlattıklarım seni tatmin etmediyse sana bir kaç kaynak önereyim de bu merakın devam ederse bu kaynaklara baş vurursun;1) Kürt sorununu yeniden düşünmek-Mustafa Akyol-Doğan Kitap
(2)Kürt sorunu- Altan Tan-Timaş.3)Mazlumderin hazırladığı Kürt Sorunu forumu.4Kürt sorunu ve Müslümanlar-özgürder...
serhat
10-01-2012, 01:01:47
erdal ve ramazan abime bir sorum olacak. Erdal kardes mehmet abinin yazısında degindiginiz haberleri arastırma ve acele etmeme hususunda yazar abiye yönelik bir eleştimidir. Buna dair izlenim mi var yazıda. Ayrıca ben ramazan abiye bir sual sorayım. Kürt sorunu konusunda müslümanları suçlayı dilin gercegi yansıtmadıgını ifade ederek soruyorum: sizce müslümanlar ne yapmalıdır. Nasıl bir çözüm üretmelidir. Ben bu konuda fikrinizi ögrenebilir miyim?
vedat celik
10-01-2012, 00:48:07
abi burda bence devlet cok kucuk ve aciz oldugunu degil tarafli oldugunu gostermistir (kurtlere) karsi bu kadar kin ve nefreti ne yaptikta bize bu kan kusmalari anlasilir gibi degil ama bu böyle devam etmez tabi ki de biz kendimizden baslayarak egitimimizi ve bilgilenerek bunlarin ustesinden allahin izni ile gelecegiz
ahmet deliktaş
09-01-2012, 22:14:32
yüzyıllardır süren bu zulümlerin sona ermesi için şer-i devlet kurulması şarttır.yıllardır devlet başkanları bir ülkenin diğer bir ülkeye zulmüne tepki gösterip diğer taraftan kendisi başka halklara zulüm yaparak,iyi niyet örtüsünün altında diktatörlüklerini konuşturmuşlardır.allahu teala her zaman zalimlerin zulmüne meydan okumuştur.zulmü yapan müslüman dahi olsa zalim sıfatıyla sıfatlandırmıştır.
yüce rabbim tüm zalimleri kahhar ismiyle kahreylesin inşallah.ve şer-i devleti bizlerin elleriyle kurulmasını sağlasın inşallah.
vesselam
i.metin
09-01-2012, 18:20:43
İslamsız çözüm de olmaz huzur da.
İslamsız çözüm arayanlar aslında çözümsüzlük üretiyorlar.
muallim
09-01-2012, 18:19:50
mazlum coğrafyamızın kangrenleşmiş sorunudur kürt sorunu. lakin ne hazindir ki mehmet kardeşinde dile getirdiği gibi "çözümün yegane adresi olan islamın" müntesibi biz müslümanlar bu olaya bigane ve duyarsız kalmışız. ulusçu bir eğitim sisteminin tornasından geçen ve adeta şirkin tüm çeşitleriyle ifsad ve iğdiş edilmiş zihnimiz elbetteki kürt meselesinde "islami" düşünemeyecektir. bu sorun kemalist sistemin ihdas ettiği ve daha sonra ırkçılık ve ulusçuluk hastalığı ile bir kavmi inkar ve asimile etmeye kadar varan kanlı bir sürece evrilmiştir. pkk bu coğrafyada kemalistlerin devşirdiği ve yetiştirdiği bir örgüttür. dolayısıyla eleştiri oklarını ziyadesiyle pkkya değil inkarcı ve baskıcı sisteme yöneltmek gerekmektedir. son olaylar aslında acıdan ve kandan rant devşiren zihniyeti ifşa etmiştir. pkk çizgisinin uludere olayında döktüğü timsah gözyaşı, akpnin ikiyüzlü ve gittikçe milliyetçiliğe kayan tutumu elbetteki biz bağımsız müslümanlara daha büyük sorumluluklar yüklemektedir.islami ve imani kaygılarla, vahyin adil şahitliği ile ve içi dolduluşmuş bir islam kardeşliği ile meseleye yaklaşmalıyız. mehmet kardeşin dediği gibi le türkiye le kürdiye illa islamiyye
ERDAL AYDIN
09-01-2012, 16:21:23
ÜSTADIM YAZIN İÇİN TEŞEKKÜR EDEREK BAŞLAMAK İSTİYORUM.
İSLAMİYETTE ŞU DÜŞÜNCE VARDIR DUYDUĞUN HER ŞEYE İNANMA ÖNCE ARAŞTIR VE TAHKİK ETTİR SONRA İŞLEME GEÇ DİYOR AMA HER ŞEYE BALIKLAMA ATLARSAK YANLIŞLARIMIZI ÖRTEMEYİZ ZATEN ÖRTEMEYECEĞİZ.
DEDİĞİNİZ GİBİ ZULUM KİMDEN GELİRSE GELSİN BİZ ONA KARŞIYIZ ÖNEMLİ OLAN İSLAMİYETE GÖRE DÜŞÜNMEK LAZIMDIR.
KİME HAKSIZLIK YAPILIRSA BİZ KARŞIYIZ ZATEN SADECE TC'DE DEĞİL TARİH BOYUNCA HER ZAMAN GÜÇLÜ OLAN FARKLI DÜŞÜNCELERİ YOK ETMEYE ÇALIŞTI AMA YOK EDERKEN RANT KAVGASI YAPTI.
KİM NE DERSE DESİN İSLAMSIZ HAYAT VE DÜŞÜNCELER BÖYLE ZULÜMLERİ MEŞRU GÖRECEKTİR. ÇÜNKÜ İNSAN BENCİL VE NAKÖRDÜR DİYOR KURAN
KALIN SELAMETLE
mehmet maksut
09-01-2012, 13:54:11
ramazan kardeş
biz zalim pkk'nın da devletinde zülümlerine aynı duyarlılıkla karşıyız. burada şunu vurgulayayım ki ölen mazlum insanların acısının hangi ellerin kurşunlarından çıktıgı önemli degildir. zaman zaman pkk yönelik eleştirilerimiz oldugu gibi yazımızda her iki tarafın zülmüne karşı oldugumuzu belirttik. ayrıca her iki kesimin zülüm tablosunu ortaya koymaya çalışırsak kitap çıkar.
sizinle geçenlerde batmanda çatışmaların arasında kalan çocuklar üzerine yazdıgımız bir şiiri paylaşmakla durumun nasılda algılayıp yaşadıgımızı ifade edeyim:
Mazlum coğrafyamızın bir parçası olan BATMAN’DA geçen günlerde iki zalim ateşin arasında kalarak hayatını kaybeden annem MİZGİN’E, mahzun papatya SULTAN’A ve dogmadan topraga mahkum edilen küçük kardeşime…
Oy hawar…!
Vurulmuşuz özgürlüğümüze ramak kala
Zeytinin dalını tutmak için uzatmışken elimizi
Barış güvercinlerine hasretlerimizi söylemeye giderken
Gün gelmiş düşmanların namlularına hedef olmuşuz vahşice
Kardeşlerimize zarar gelmesin diye işkencelere evet demişiz…
Oy hawar…!
Kimler anlayacak halimizi
Anlamak için hangi diyarlar yar olacak bize
Kime kardeş deyip sığınacağız her bir yanımız kuşatılmışken?
Hangi dünya kabul edecek bizi bu yaralı yüreklerimizle?
Cansız bedenlerimize hangi toprak açacak kendini
Oy hawar…!
İnsanca yaşamak bizimde hakkımız değil midir?
Yanık yürekli dillerimizle,
Baharda açılan çiçeklerin kokusuna neden hasret bırakılıyoruz
Doğduğumuz topraklarda ölmek,
Neden bize çok görülüyor…
Oy hawar…!
Kalemler yazamıyor yüreklerimizin derdini
Şairler dillendiremiyor halimizi ahvalimizi
Ressamlar çizemiyor bizim acılarla dolu suretimizi
Fırat ile Dicle söndüremiyor yangınımızı
Yeter artık ey dünya solmasın papatyalarımız, ölmesin çiçeklerimizzzzz……
ramazan
09-01-2012, 13:20:52
maksut kardeş,özellikle sistemle ilgili şu eleştirine katılıyorum;Cumhuriyetin kuruluşundan beri İttihatçı - Kemalist zihniyetin baskılarına, asimilasyon politikalarına maruz kalan mazlum Müslüman Kürt halkı, yıllardan beri uluscu zihniyetin inşasında hep bir "öteki" olarak algılanmıştır.ve yazında sistemle ilgili bir çok noktaya katıldığımı bildireyim,ve yazının sonunda pkk'nın ve devletin uyğuladığı teröre karşı olduğunu bildirmekle hertürlü zulme karşı olduğunu bildirdin.bu konudada müttefik olduğumu bildireyim,yazının bütününe baktımda devletin uyguladığı teröre o kadar yervermişsin ki pkk'nın uyguladığı teröre bir tek örnek vermemişsin.sence bu mu adalet?müminin zulüm karşısındaki duruşu bu mu olması lazım?olaya o kadar ön yargılı yaklaşmışsın ki pkk'nın bu güne kadar işlediği şiddete bir tek örnek vermemişsin. umarım bu eksikliğini görürsün.müslüman'ın gerek devlet merkezli söylemlerden gerekse pkk'nın kullandığı söylemlerden uzak durması gerekiyor,gerek devlet,gerekse pkk bu ülkede yaşayan insanlara yıllardır uyguladığı değişik politikalarla bu ülkede nice insanlara zulmetti,tabi makalende devletin uygulaya geldiği bir takım şiddete örnek verdin,ya pkk'nın işlediği katliamlar hafızalarımızdan silinmiş değil,buna bir takım örnek vereyim;Hiranur dört yaşındaydı.
Elif on yaşındaydı.
Ferit on üç yaşındaydı.
Hepsi Ekim ayında, Bitlis'teki bir PKK saldırısında öldürüldü.
Veysel 16 yaşındaydı. PKK'lı canlı bomba onları Bingöl'de, anneleriyle beraber gittikleri bayram alışverişinde bulmuştu. Kahraman anne Hatice Belgin, "Allah aşkına patlatma" diyerek canlı bombanın üzerine kapanmasa belki Veysel'in kardeşleri Ceylan ve Hazal da ölecekti. Yaklaşık iki ay yoğun bakımda kalan Veysel, geçtiğimiz haftalarda annesi Hatice Hanım'ın yanına uğurlandı...
Nuran Evin, Siirt'li, 17 yaşındaki bir lise öğrencisiydi. Üniversiteye gidecek olan ablasına veda partisi yapmak için yola çıkmışlardı. Arabada toplam altı genç kız vardı. PKK'nın roketli saldırısı sonucu Nuran o arabada iki ablasını ve iki en yakın dostunu kaybetti. Omuriliğine isabet eden şarapneller yüzünden artık Nuran'ın belden aşağısını tutmuyor... Saldırıdan yaralı olarak kurtulan diğer genç kızlardan Gülcan ise sağ bacağı olmadan hayata devam etmek zorunda...
Mizgin Doğru. Dört kız evlattan sonra, hep istediği gibi bir erkek çocuğu olacaktı. Batman'daki PKK saldırısı onu hamileliğinin son ayında buldu. Uzun namlulu silahlarla yapılan saldırıda dört yaşındaki kızı Sultan'la beraber vefat etti. Mizgin Hanım'ın karnından sağ çıkarılan bebekse sadece 24 saat hayata tutunabildi ve daha adı bile konulamadan annesinin yanına gitti...
tüm bu yaşananlara ne demeli,tüm bu olaylar olurken islami kesimlerin sesi niçin çıkmadı,bumu adalet? bu eleştirilerim yanlızca sana yönelik değil sevgili kardeşim, müslüman'ların artık kendilerini bir özeleştiriye tabi tutmaları gerekmiyormu?...