Söz konusu Filistin olunca ayağa kalkan, üzülen, sahiplenen Türkiye’deki Müslümanlar maalesef Irak’ta, Çeçenistan’da, Afganistan’da vefat eden insanlara karşı (bazı istisnalar hariç) sus pus oluyor, cılız tepkilerle mesele geçiştiriliyor. Bunun en büyük sebebi (bana göre) artık müslümanlar özellikle diger bölge müslümanlarıyla ilişkilerinde de AKP’ye göre davranıyor. AKP eğer bir meseleye olumlu bakıp sahipleniyorsa maalesef müslümanlarda bu minvalde sahiplenip tavır alıyor. Bu durum Türkiye'deki çoğu Müslümanın her alanına neredeyse hakim durumdadır. Mesela Mavi Marmara olayında şehid olan kardeşlerimizi sahiplenen; onları kahramanlaştıran, ezgilere, şiirlere koyan Türkiye’deki Müslümanlar acaba Afganistanda vefat eden kardeşlerimizi de aynı duyarlılıkla sahiplenebilecekler mi? Onları da Mavi Marmara’dakiler gibi kahramanlaştırıp şiirlerine, ezgilerine koyabilecekler mi? Neden Filistin’e duyarlı olanlar Afganistan’a, Irak’a vs diger müslüman bölgelere aynı duyarlılıgı göstermiyor?
NATO-ABD askerlerinin Afganistan’da düzenlemiş oldugu saldırı sonucu Türkiye’den cihada giden bazı kardeşlerimizin şehadeti bizleri tatlı bir hüzünle hüzünlendirmiştir. Öncelikli olarak tüm dünyalıklardan vazgeçerek; ömrünün baharında, islami hassasiyetlerinden dolayı kardeşlerinin acılarını yüreklerinde taşıyıp cihada giden ; orada küresel küfre karşı müslümanların yanında yer alıp şehadete kavuşan tüm kardeşlerimize Allahtan rahmet diliyorum. Ailelerine ve sevenlerine sabırlar niyaz ediyorum. Aziz islam davasının kutlu insanları Rabbim şehadetlerinizi kabul etsin... Şehadetiniz mübarek olsun.
Yıllardan beri küresel küfür emperyalizminin işgaline maruz kalan, sömürülen topraklar genelde müslümanların yaşadıgı topraklardır. Bu topraklar üzerinde en çok akıtılan kan müslümanların kanıdır. İşgale ugrayan, yurtsuz kalan, sürülen, horlanan, namusu çignene insanlar yine bu topraklardaki müslümanlardır.
Müslümanlar Kur’an ve Sünnet çerçevesindeki bilinç ve birlikteliklerini kaybederek tarihte gerilemiş; daha sonra Batı, özellikle çografi keşifler, sanayi inkılabı, fransız ihtilali, rönesans ve reform hareketleriyle kendisini siyasal, ekonomik, kültürel ve bilimsel anlamda geliştirirek sömürü hareketlerine yönelmiştir. Gelişen sanayi teknolojisine hammade bulmak amaçıyla İngiltere tarafından başlatılan sömürge hareketleri daha sonra batı dünyasında yayılmıştır. Bu sömürge arayışı sonucu rekabet ortaya çıkmış ve bu rekabet beraberinde birinci ve ikinci dünya savaşını getirmiştir.
Batı dünyası karşısında gerekli donanıma sahip olmayan müslüman çografyası yıllardan beri sömürülen bir çografya olmuştur. Bu sömürü sadece yer altı ve yerüstü zenginliklerle kalmamıştır. Özellikle siyasal, kültürel, bilinçsel ve toplumsal degerler anlamında da sömürüye maruz kalan müslümanlar korunaksız ve savunmasız bir şekilde bugün küresel küfür güçleri tarafından kuşatılmıştır. Özellikle 1900 yılların başında müslüman ülkelerde özellikle Mısır ve Hint atlas kıtasında yaşanılan sömürge hareketlerine karşı bazı müslüman hareketler ve düşünceler ortaya çıkmışsa da bu istenilen başarıları vermemiştir. Çogu tepkisel olarak ortaya çıkan bu hareketleri, batılı güçler özellikle yerli işbirlikçilerle tasfiye etme süreçine girmiştir. Ortadoguda kukla-uydu ulus devletler kurarak emellerine ulaşmak isteyen Batı, kendi sömürge güçlerini çekerek yerine yerli sömürgeci güçleri bırakmıştır.
Birinci dünya savaşında sonra degişen dünya dengelerini elinde tutmak isteyen ABD, özellikle uyguladıgı kurnaz siyasetle ve geliştirdiği teknolojisiyle İngiltere, Fransa, Almanya gibi güçleri sollayarak dünyanın jandarmalıgı yapmaya başlamıştır. Kapitalist sistemin ihtiyaçı olan hammaddenin çogunun müslümanların yaşadıgı yerlerde olması ABD’nin kollarını sıvazlatmıştır. Kapitalist sistemin işleyebilmesi için elzem olan “hammadde, pazar arayışı ve para” gibi unsurların çogu Ortadogu çografyası diye nitelenen alanlarda mevcuttur. Bu mevcudiyet dogru şekilde ve dogru insanlar tarafından kullanılmadıgı için bölge insanına hep acı olarak yansımıştır.
Özellikle kominist blokun çökmesinden kapitalist sisteme lazım olan düşman unsuru müslümanlar olmuş ve bu süreç bazı bölgelerde savaşlara dönüşmüştür. 11 Eylül saldırılarından sonra bu saldırılar birer haçlı savaşının devamı olarak nitelenip başlanmıştır. Müslüman beldelerinin bir çogu direk olarak, çeşitli yapay gerekçelerle işgal edilirken bir çoğuda kültürel işgale maruz kalmıştır. Bu durum halen devam etmektedir. Burada Malik Bin Nebi’nin ifade ettiği “sömürenlerden çok kendilerini sömürge durumuna getirenler suçludur” hakikatin önemi ortadadır.
İnsanları sömürülmekten kurtaran vahyi ilkelere tarihsel süreç içerisinde sırt çeviren bu insanlar sömürülmeye müsait olmuşlardır. Vahyi ilkelerin hayatta olmaması ve Batı karşısında gerekli techizatın ve teşkilatların kurulamaması sömürünün ayrıca bir diger unsurudur. Peygamberden sonra yaşanan kırılmalar, çatışmalar, bilgi kirliliği, mezhep kavgaları, meşrep kaygıları, saltanan sevdaları ve ortaya çıkan geleneksel mistik yapılar müslümanların sömürülmesini kolaylaştırmıştır. 1789’da Fransa’da başlayan milliyetçilik akımının yaydıgı ulus degerlerinin Napolyon Bonapart tarafında başta Mısır olmak üzere bazı ülkelere taşınması da Müslümanların uluslaşarak zayıflamasına yol açmıştır. Batıda yükselen milliyetçi akımlardan etkilenen Müslüman toplumlar; mezhep, meşrep ayrılıklarının yanında ulus ayrılıklarına maruz kalarak daha da zayıflamışlardır. Tarihsel süreç içerisinde Batılı güçlerin “böl parçala yut” stratejilerine müslüman beldeler hazır duruma getirilmiştir. Burada şunu ifade edelim ki; ezilenler ezilmekten bıkmadıkça ezenler ezmekten bıkmazlar. Bu hakikati iyice idrak etmenin vakt-u zamanın gelip geçtiğini ifade etmemize gerek yok diye düşünüyorum.
Emperyalist işgal güçlerinin maşası olarak hareket eden NATO kuvvetlerinin Afganistan’da hergün düzenlemiş oldugu saldırılar, müslümanların hayatlarında, gündemlerinde, medyalarında pek fazla yer almamaktadır. Müslümanların medyalarında günlerce ergenekon olayları, sistemin laf dalaşları, sivil yasa tartışmaları boy boy yer alırken ezilen müslümanların haberleri maalesef gündemde degil. Olanlarda üçüncü sayfa haberi niteliğindedir. En son yapılan operasyonda şehadete kavuşan 21 kardeşlerimize karşı özellikle Türkiye’deki duyarsızlık bizleri derinden üzmüştür. Afganistan, Irak, Çeçenistan başta olmak üzere diger bölge müslümanlarının hergün belirli rakamlarla öldürülmesi karşısındaki sessizlik çok ürkütücü boyutlara gelmiştir. Parça parça tepki çekmeden yapılan soykırımlar, emperyal güçlerin elinde olan medya organları aracılıgıyla örtbas edilmektedir. Artık saldırlarda vefat eden insanlar elliden fazlaysa haber oluyor. Elliden fazla degilse haber degeri yok hükmünde degerlendiriliyor.
Katliamcı sözde barış güçü NATO’nun düzenlemiş oldugu operasyonlarda hergün onlarca çocuk, genç, yaşlı, mücahit öldürülürken müslümanların buna duyarsız kalması son dönemlerde artan duyarsızlıgın had safaya ulaştıgının en önemli göstergesidir. Türkiyede AKP ile birlikte müslümanlardaki rehavet her alanda müslümanlara sirayet etmiştir. Bu sirayet artık degerler, degerlendirmeler ve ilişkileri de etkilemektedir.
Eskiden cihad bölgelerinden gelen bir şehit haberi herkesi harekete geçirirken bugün maalesef onlarca şehid haberi müslümanların kıpırdatmıyor. Müslümanların yüreklerindeki bu duyarsızlık aslında işgalin göstergelerindendir.
Memleketlerini, sevdiklerini terkederek cihad bölgelerine giden bu kardeşlerimize müslümanca yaklaşmak, onları sahiplenmek her müslümanın sorumlulugudur diye düşünüyorum. Hareket alanını, stratejisini dogru bulur veya bulmazsınız o ayrı degerlendirilir. Fakat hiçbir çıkar gözetmeden Allah yolunda müslüman kardeşlerine yardıma giden ve bu kardeşlerimizi sahiplenme noktasında maalesef üzerimize düşeni yerine getirmedigimizi düşünüyorum.
Söz konusu Filistin olunca ayaga kalkan, üzülen, sahiplenen Türkiye’deki Müslümanlar maalesef Irak’ta, Çeçenistan’da, Afganistan’da vefat insanlara karşı bazı istisnalar hariç sus pus kesiliyor, cılız tepkilerle mesele geçiştiriliyor. Bunun en büyük sebebi bana göre artık müslümanlar özellikle diger bölge müslümanlarıyla ilişkilerinde AKP’ye göre davranıyor olmalarıdır. AKP eger bir meseleye olumlu bakıp sahipleniyorsa maalesef müslümanlarda bu minvalde sahiplenip tavır alıyor. Bu durum Türkiye'deki çogu Müslümanın her alanına neredeyse hakim durumdadır. AKP hangi dosyayı açıyorsa müslümanlar hop diye giriyorlar tartışmaya. Yorumlar üstüne yorum yapmaya. Çözümler üstüne çözüm sunmaya.
Mesela Mavi Marmara olayında şehid olan kardeşlerimizi sahiplenen; onları kahramanlaştıran, ezgilere, şiirlere koyan Türkiye’deki Müslümanlar acaba bu Afganistanda vefat eden kardeşlerimizi de aynı duyarlılıkla sahiplenebilecekler mi? Onları da Mavi Marmara’dakiler gibi kahramanlaştırıp şiirlerine, ezgilerine koyabilecekler mi? Taziyelerine gidecekler mi? Neden Filistin’e duyarlı olanlar Afganistan’a, Irak’a vs diger müslüman bölgelere aynı duyarlılıgı göstermiyor? Bazı noktalar farklı olsa bile bu farklılıklar bu kadar uç tepkileri ortaya koymamıza neden olabilir mi? NATO’nun saldırısıyla vefat eden bu genç kardeşlerimizi Mavi Marmara’da vefat eden Furkan Dogan kardeşimiz gibi anıp sahiplenmiyorsak biliniz ki kardeşlik algımız yara almıştır.
Sistem nazarında, bazı hesaplardan dolayı Filistin’deki mücadele şimdilik meşrudur fakat Afganistan’daki terör hareketidir. Bu algı sistemin temel siyaset algısıyken bugün bakıyoruz ki bazı müslümanlar da aynı çerçeve de olaylara bakıp degerlendiriyor. Bu degerlendirme çerçevesinde olayları okuyup sahipleniyor. Filistin’de vefat edenleri kahramanlar gibi anarken Afganistan,Irak, Çeçenistan vb gibi yerlerde vefat edenlere niye aynı muamele yapılmıyor.
Bu yanlış anlayıştan Müslümanlar bir an önce kurtulmalılar. Sistemin pragmatis anlayışa göre hareket etmeyi bırakıp; kendi degerlerine, kardeşlerine, şehitlerine sahip çıkmalılar. Sistemin sahip çıktıgına sahip çıkıp sahip çıkmadıgına öteki muamelesi yapmak müminlere yakışmaz. Şehitse şehitler arasında ayrım yapılmamalıdır. Bu vesileyle “Bizler Afganistan'da savaşıyoruz fakat gözlerimiz Mescid-i Aksa'ya bakıyor.” diyerek Allah yolunda mazlumlardan yana safını belirleyip yurtlarını ve sevdiklerini terkederek şehadete kavuşan kardeşlerimizin şehadetlerini Rabbim inşallah kabul buyursun…
"Allah, kendi yolunda çarpışıp öldüren ve öldürülen müminlerden, karşılığı cennet olmak üzere, mallarını ve canlarını satın almıştır."(Tevbe, 9/111)
"Eğer Allah yolunda öldürülürseniz veya ölürseniz, Allah'ın size lütfedeceği mağfiret ve rahmet onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır."(Ali İmran, 3/157–158)
"Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. Allah'ın lutfünden kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler."(Ali İmran, 3/169–170)
Rabbimiz! Birbirinizle çekişmeyin yoksa başarısızlığa düşersiniz ve kuvvetiniz kaybolur (Enfal 46) hitabına can u gönülden muhatap olan kullarından eyle bizi…Rabbimiz! Mü'minlerin sevgi ve merhametteki misali bir cesedin azaları gibidir. Azalardan biri rahatsız olunca diğer azalarda rahatsız olur (Buhari-Müslim) diyen peygamberin yaşadığı İslami kardeşliği bize bahşet…Rabbimiz! Hep birlikte Allahın ipine sımsıkı sarılıp ayrılığa düşmeyenlerden eyle bizi( Ali İmran 103) Rabbimiz! Üzülmeden gevşemeden inancıyla ayakta kalabilen, yürüyebilen bir nesil ver bize ve bizleri de dinine yardım eden gençlerden eyle…
Biz aşk ehliyiz akıl ehli değil. Akıl ehli olanlar davaları için sadece planlar kurarlar. Aşk ehli olanlar ise davaları için yeri geldiğinde canlarını verirler. (Beheşti) Rabbim bizi aşk ehlinden eyle… Şehitleri hatırlayarak dirilmeyi ve tekrardan şehadeti çağrıya dönüştürüp nesillere ve çağlara ulaştırabilmeyi bizlere lütuf eyle.
AFGANİSTANDAKİ KARDEŞLERİMİZE ALLAHTAN RAHMET DİLİYORUZ,AYRICA MAHSUT KARDEŞİMİZE BUNLARI HATIRLATTIĞI İÇİN ALLAH RAZI OLSUN. ALLAH YARDIMCIN OLSUN...S.A
zeynel abidin catın
14-12-2011, 11:08:24
meksut kardesişim yazindan dolayı tebrik ederim cok güzel değinmişsin islam dini şovanizım dini değildir öyle esip gürlemekle olmuyor akp israil e karsı ne yaptı sadece sov öyle çekmekle aynı karede oturmam demekle olmuyor ya adam gibi tavır alip uzerine gideceksin yada bu kitleri kandirip önunu kesmeyeceksin kısaca sunu söyleyeyim partiler anlaşmalı layt islam tarzi fikirler vbe mecmualar islamın önundeki en zırhlı setlerdir basarilarin devamını dilerim
faysal dindar
08-12-2011, 14:55:53
mehmet kardeşim ben midyattan faysal anneannenizin vefatını öğrendim.Allah rahmet etsin başınız sağolsun mekanı cennet olsun inş.
mehmet demir
07-12-2011, 21:27:12
allah yardım cınız olsun :D
S&B
07-12-2011, 09:41:32
İnna lillâhi ve inna ileyhi râciun.
karakutu
07-12-2011, 01:28:04
boynunuzdaki filistin bayrağından belli eğer siz savaş alanındaki bütün müslümanları kucaklasaydın o atkıyı takmazdın dürüst ol
editörün notu: resimdeki atkıyla bu meseleyi böyle yorumlama dürüstlüğüne şaştık dogrusu.!
mehmet kardeş yazılarınız ve yapılan yorumlar yazar okuyucu arasındaki aradıgım ilişkiyi bir nebze sunuyor. Oldukça yerinde soru ve cevaplar, yorumlardaki nezaketli cevaplarınız sahabenin örnekligini gösteriyor. Ayrıca hareketli davetci yapınız yazılarınızı pekiştiren en önemli kaynaktır. Siz islami davetin yetim kaldıgı bir dönemde aranan öncülerdensiniz. Allah nusret ve fetihler lutfetsin
mehmet maksut
05-12-2011, 14:15:38
hasan ve fatma kardeşime
Hasan kardeşimizin dikkatlerimize sunmuş oldugu internet ortamının güvenli kullanma nasihatini önemsiyor bu güzel nasihatinden dolayı Allah razı olsun diyorum. internet rahmet mi azap mı veya nimetmi sorularınızın cevabı kullanma biçiminize baglı olarak degişir. müslümanlar olarak herşeye inancımıza göre yaklaşmalıyız. fakat sizinde yapmış oldugunuz uyarı gibi herşeyimizi internete taşımamalıyız. bu konuda daha bir dikkatin önemli olmasıyla birlikte yazıda belirtilen tanışma ve görüşme durumunun herkesle degil sadece bir kardeşimizle oldugunu bu tanışıklıgında zaten gidiş süreciyle birlikte kesildiğini ifade edeyim. buradaki tanışıklık uzun soluklu bir birliktelk degil sadece bir hasbihal ortamı tanışıklıgıydı.
fatma bacım şehid şehadet ve cihad kavramının yazı ve yorumlarda yeterince degindiğimizi düşünüyorum. sizin bu konuda müstakil bir yazı talebinize şu an olmasada ileriki süreçlerde inşallah imkanlarımız olursa yazarız. fakat bu konuda müstakil yazıların oldugunu biliyorum.
ayrıca "İşaret ettiği yeri" ikilem" derken neyi kastettiğinizi tam olarak çıkaramadım.
hasan ve fatma kardeşlerim; hassasiyetlerinizden dolayı Allah razı olsun
hasan
05-12-2011, 10:46:01
internet bir musibetmi bir nimetmi?bu sorunun cevabını şahsım olarak bulmuş degilim.uzak kalayım diyorum. olmuyor.çünkü hayatın içinde olmam gerektigine inanıyorum.allah için şu yazıda söylenenlere ve yorumlara bi bakın.bir kardeşimiz cihad bölgesine gitmek lazımmı diye soruyor.yazar kardeşimizde ben onları tanıyorum,onlarla konuşuyorum diyor.biz nerde yaşıyoruz.ne kadar güvendeyiz.herşeyi ulu orta konuşuyoruz.mahremimiz nerede?birileri yazar kardeşimize "hani o tanıdıkların nerede"diye sorsa nolacak.lütfen nerde yaşadığımızı iyi bilelim.internet ortamınında konuştuklarımızın hayata olan yansımasını hesap edelim.hayat çok farklı işliyor.internet ortamındaki övgülerin ve yermelerin hayattaki karşılığı çok azdır.biraz daha dikkat.allah yardımcınız olsun
fatma
04-12-2011, 23:54:38
Sn:
mstf = mustafa = diyarbakırdan mustafa
DOĞRU MUDUR?(Yanlışsa kusura bakmayın)
Çelişkiler diye nitelediğim hususun maksadı, konuya binaen yazarın "İşaret ettiği yeri" görememektir Sn.mstf.
Sn.Yazarın üslubu yada şahsı ile ilgili olumsuz bir ifade kullanmadım.Mesele sadece "cihad" "şehitlik" gibi hatta "Bunlardan dünyevi kaygılarla geride kalanlarla" ilgili nice ayetlerin konusu olmuş mühim bir konuda, ikilem oluşturulmasıdır. (kasten olmasada)
Burada yazı sahiplerini bütüncül tanımanın artısı, şu an sizin yaptığınızdır.Bunu anlayışla karşılıyor,ancak şahıslardan ziyade konuya odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum.
Yazılar, fikir verir.Ve sorumluluk ister.
Bu yorum köşesi de bunun için oluşturulmuş olup, yazarlar zaten buradaki yorumları dikkate alma gereğini, sizin de dediğiniz gibi birer sorumluluk olduğunu bilirler.
Estağfirullah, bunları samimiyetle söylemek bir had meselesi değil, bilakis bizlerin üzerinde düşünüp,sorguladığımız meselelerdir.
Hassasiyetinize Teşekkürlerimi Sunarım.
mstf
04-12-2011, 23:20:26
fatma hanım yazıda çelişki nerede. Mehmet Kardeşimiz gerek yorumlarıyla ve yazısıyla konu hakkında gayet makul ve duyarlı bır uslupla meseleyi ele almıştır. Belki bazı konulara deginmemiş olabilir. Fakat bir yazıda herşey anlatılmaz. Galiba sizde yazarsınız ve bazen yazılarınızı okuyorum. Kimi okursak okuyalım sahih eleştirel bir bilincle okuyalım diyor mehmet abi. Yorum ve eleştiriler bir yazarın sorumlulugunu artırır. Bu vesile ile biraz daha dikkat edilirse iyi olur düşünüyorum. Zira sizler tevhidi çizgide yazan bir ablamızsınız. Birde acizane gercek islamla mehmet abimin vesilesiyle tanışmış biri olarak şunun önemli olduğunu düşünüyorum kişiyi bütüncül tanımak ve degerlendirmek gerekir. Tabi bunları sizler gibi ablalarımıza söylemek haddimiz degildir ama belki bu hatırlatmada yarar vardır ayeti mukabilinde bir iş yapmiş oluruz.
fatma
04-12-2011, 22:33:29
Cevabı ve açıklamayı yetersiz bulduğumu söylemek isterim.Konu "tercihtir" denerek havada kaldı!
Hem "gitmekten yana tercih ortaya koyan gitmiştir" diyorsunuz, hem de "gidilmemeli, buralarda insana ihtiyaç var diyorsunuz"...
Tercih neye göre belirlenecek? Delil ve kriterler nelerdir?
Bence madem böyle bir konuyu açtınız; hepimizin aydınlanması ve bu konunun sonuca bağlanması için,Kuran'da geçen "şehit" , "şehadet", "cihad" kavramlarını açıkladığınız ve ayrıca, dünyanın herbir yerindeki bu mücadelelere, diğer müslümanların nasıl bakması gerektiğini ve ne yapması gerektiğini(yorumlardan gördüğüm kadarıyla kafalar oldukça karışık) delilleriyle, örnekleriyle açıkladığınız bir yazı bekliyoruz.
Teşekkür Ederim
Saygılar
metin
04-12-2011, 18:44:16
xweda jıtè râzibe bırayè xeja
mehmet maksut
03-12-2011, 19:55:19
fatma bacım'a
oraya gitmekten yana bir şekilde tercihlerini koyup gitmiş olanlara ve bunun bedelini canlarıyla ve mallarıyla ödeyenleri sahiplenmemiz, övmemiz hatırda tutmamızla yazdıklarımız arasında bir çelişki oldugunu düşünmüyorum. gitmekten yana tercih ortaya koyan gitmiştir. ve mücadelesini orada vermektedir. dolayısıyla gidenleri sanki çok büyük bir suç işlemiş gibi görmek te yanlıştır(sizi kastetmiyorum).
evet biz buralarda islami mücadelenin verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. ve gitmeye yönelik bir teşvik ediciliğimizde yok. bizim övgümüz ve sahiplenmemiz insanları oraya sevk etmeye yönelik degildir. ümmetin sıkıntısını yüreginde taşıma hissiyatıyla bir şekilde orada olmaya karar vermiş olanların ortaya koydugu mücadeledir övdüğümüz. ben bu duygusallıga kapılarak yanlışlar yapılmamalıdır derken bu kardeşlerimizi duygusallıkla itham etmedim. ve bu kardeşlerimizinde tamamıyla duygularıyla gittiğini düşünmüyorum. çünkü içinde bizzat tanıdıgım, dertleştiğim kardeşlerim var. duygusallıga kapılarak yanlışlıklara düşülmemelidir derken bu olayın sıcaklıgıyla farklı yer zamanlarda eylemlerin yapılmamasına veya hemen bazı kararlar almamaya yöneliktir.
Selam ve dualarımı sunarım
fatma
03-12-2011, 19:23:42
Ben, gerek yorumlarda gerekse yazının genelinde ve Sn.yazarın fikirlerinde genel olarak bir çelişki görüyorum.
Hem oralara gidip cihad edenlere övgüler yağdırılıp, onları her an hatırda tutmalıyız deniyor, hem de geride kalanlara, gidilmemeli,herkes kendi cihadını farklı yollardan verir deniyor. Hatta "duygusal davranıp, yanlışlıklara düşülmemelidir" diye bir de uyarı getiriliyor.
Sn.yazar, şimdi size soruyorum;
Uğrunda yazı yazıp, bu konuyu gündeme getirerek, belki birçok gence örnek gösterilmeye layık olarak tanımladığınız,ve yazınızın genel amacının ve ana fikrinin özneleri olan bu şehitler ,"duygusallığa kaptırıp yanlışlık mı yapmıştır?"
Eğer öyle düşünüyorsanız biz bu yazıyı niye okuyoruz?
Teşekkür Ederim.
mehmet maksut
03-12-2011, 18:35:27
Bir program dâhilinde İstanbul’da olmamız hasebiyle bizlere sorular yönelten FATMA ve SERPİL kardeşlerimin sorularını bir gün ara ile cevapladığım için öncelikle helallik dilerim. Gerçi sormuş oldukları soruların bazılarını yazı ve yorumlarda değinmiştik fakat tekrarda ve daha çok derli toplu olarak cevaplandırılmasının önemine binaen kardeşlerimin sorularına dilim döndüğünce cevaplar vermeye çalışacağız.
Öncelikle tekrardan cihad ve şehadet noktasındaki görüşlerimizi özet tarzında ifade etmemizin diğer soruların cevaplanmasında sağlıklı olacağını düşünüyorum.
Ben cihadı belli bir strateji tekniklerine ve silaha bağlamıyorum. Allah yolunda yapılan her uğraşı gerekli vasıfları taşıdığı sürece cihad olarak değerlendiriyorum. Kuranı kerimdeki ayetlerde ve risalet mücadelesinde mücadele eksenindeki okumalardan ben bunu çıkarıyorum. Cihadı savaş anlamındaki kıtal’e indirgemek Kurani kavramları eksik tanımlamaktır. Cihadı sadece savaş ve silaha indirgemek yanlıştır. Ayrıca şehidi şahadeti sadece ve sadece cephede ölüme endeksli değerlendirmek de yanlıştır. Nasıl ki cihad Allah yolunda belirli vasıfları taşıyarak yapılan her türlü uğraşın genel adı ise şehitte Allah yolunda ömrünün sonuna kadar kulluk gereklerini hakkıyla yerine getirip ruhunu rabbine sunan kişidir. Yani İslam’a şahitliktir şehitlik. Bundan dolayı cihadı silah ve savaşa şahadeti cephede can verme olarak değerlendirmek hatadır. Şehadet kısa yoldan cennete ulaşmak veya ölmek için arzulanan bir arayış değildir. Şahadeti ölmek olarak değil de hayatta iken İslam’a uygun liyakatle mücadele ve şahitliğini yapmak olarak değerlendirmek gerekir.
Şahadetin ölmek cihadın öldürmek ve savaşmak olduğuna dair tanım ve algılamalar Hz peygamberden sonra özellikle başlayan geniş çerçeveli hızlı fetih hareketlerine daha sonraki mezhep savaşlarından kaynaklanan bir tanım olduğunu bununda saltanatçıların işine geldiğini düşünüyorum. Şunu da vurgulayalım ki kardeşlerimizin Allah yolunda işgalcilere karşı yapmış oldukları mücadele ve sonucunda ulaştıkları ölüm Allahın yolunda olma şartıyla cihad ve şehadet olarak değerlendirmekten de kaçınmamalıyız.
Cihadı Afganistanlı sınırlandırmak ve cihad denilince hemen Afganistan’ın akla gelmesi de yanlıştır. Bu bakış açısında daha çok mezhepçi ve selefi bir algı vardır. Cihad yukarıda genel çerçevesiyle tanımladığımız eksende dünyanın her yerindedir. Herkes bulunduğu noktalarda cihad(mücadelesini) yapabilir ve şahitliğini gerçekleştirerek şahadete ulaşabilir. Rabbimizin ayeti kerimede buyurduğu gibi onlara karşı bu kit ab’la mücadele et hitabı önemlidir. Müslüman gençlerin özellikle bulundukları yerlerdeki davet ve tebliği ve şahitlik görevlerini bırakarak başka yerlere cihada gidiyorum diyerek gitmelerini uygun bulmuyorum. Bu anlamda ortaya konulacak bir mücadele varsa bunun buralarda yapılmasının daha sağlıklı olduğunu ve gerekli olduğunu düşünüyorum.
Şehitlere ve şahitlere sahip çıkmak elbette ki bizim vazifemizdir. Bu vazifemizi yerine getirmemizin şekilsel anlamda bir şeklinin olduğunu düşünmüyorum. Şehitlere ve şahitlere sahip çıkmak öncelikli olarak onların davalarını ve mesajları yaygınlaştırmaktır. Bu bizim inanç noktasındaki öncelikli vazifemizken onların ailelerine ve yetimlerine maddi ve manevi anlamda sahip çıkmak da bizim sorumluluklarımız arasındadır. Şehitleri ve şahitleri dava ve mesajlarında soyutlayarak onları edebiyata, şiire yerleştirmenin yeterli olamayacağını onların adına bir bina vb şeyin yapılmasının onlara sahip çıkmak olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayalım. Belki yazımızda ifade ettiğimiz onları da mavi marmaradakiler gibi sahiplenecek miyiz? sorusuna binaen bu soru gelmiş olabilir. Benim orada kastettiğim mecazidir. Ve bir paradoksu ortaya koymaktır. Yoksa bu tarz sahiplenmeyle yetinmek anlamında kast edilmemiştir. Ayrıca kişiler genelde sevdiklerini unutulmaması gerektiğini düşündüğü kişileri şiirlere ezgilere yerleştirir. Bu onları mesajlarıyla kalıcılaştırır. Mesajlarını canlı tutar. şahitlik ruhunu pekiştirir. Bu anlamda bazı sahabelerin peygamber döneminde anıldığına dair ve hatta zikredilip övüldüğüne dair bilgiler olduğu gibi üzerine şiirler yazılarak günümüze kadar bu vesileyle unutulmayan şahsiyetlerde vardır. Mesela Hz Hüseyin üzerine söylenilen mersiyelerle şehitler içerisinde en çok tarihte anılan kişilerden olmuştur. Tabi burada içerik ve bilinç oldukça önemlidir. Fakat yine diyorum bunu sadece edebiyat boyutuyla yapmak yanlıştır.
Komplocu yaklaşıma yönelik olarak ta Müslümanların daha dikkatli olması gerekir. Bizler kim olursa olsun hataları yapanlar kardeşlerimizde olsa onu ifade etmeliyiz. Afganistan cihadının kendi sınırları içerisinde meşruiyeti vardır. Bunu kimse inkâr edemez. Lakin cihadında bir sınırı ve hukukunun olduğunu unutmayalım. Bu eksende her bombalama olayını veya sıcak savaş olmayan yerlere yapılan bombalama olaylarının islamla alakasının olamayacağını ve bu durumların Müslümanların sahiplenemeyeceğini ifade delim. Sivillere yönelik yapılacak her türlü zayiat cihad kapsamında değerlendirilemez. Burada en büyük sıkıntı gerçekten sıcak savaş bölgelerinin dışında yapılan öldürmelerin bombalandırmaların kim ve kimler tarafından yapıldığı bilgilerinin sağlıklı olmamasıdır. Eğer bunu müslümanım diyenler yapıyorsa bu yanlıştır. Cihad kategorisine konulamaz ve sahiplenemez. Yok, eğer bunu batıl güçler sırf kendi küresel işgallerine meşruiyet ekseninde yapıp suçu müslümalara atıyorsa burada dikkatli olunmalıdır. Hucurat süresindeki ayet ekseninde yaklaşılmalıdır.
Sözün özü cihad genel anlamda mücadeledir, şehadet şahitliğin kendisidir. Her Müslüman kendi bulunduğu çografya da mücadelesini ortaya koymalıdır. Her ne kadar savaş halinin olduğu çografyalardaki acı ve feryat manzaraları yüreklerimizi dağlasa da bu durum bizi duygusallığa kaptırıp yanlışlıklara sevk etmemelidir.
Selam ve saygılarımı sunarım
irfan
03-12-2011, 18:17:13
S.Baybars kardeşim sizinle konuşmak zor.Anlamak istediğiniz gibi anlıyorsunuz şartlanmışsınız kendi düşüncenize-şablonunuza uymayan görüşleri anında mahkum ediyorsunuz.Kardeşim bu doğru-Hikmetli bir davranış değil.Yazdıklarımı Allah rızası için bir daha okuyun.Hoşça kalın....
Allah feraset versin, hepimize.
Selehattin Baybars
03-12-2011, 16:50:25
Adıyamandan müslüm kardeşimizin/ağabeyimizin bize sunduğu Gizli önermesine bakalım
"Müslümanlar yönlenmemeli kendileri kitleleri yönlendirmelidir." sözünden dolayı kardeşim GİZLİ ÖNERMESİ çok iyi niyetli hatta yazıyı bu söz üzerine kurgulamış fakat noksan açıklamalarından dolayı eleştirel yaklaşmamızda fayda var diye düşünüyorum.
"Bir dönem afganistan bir dönem bosna ve bu dönem ise filistin cihadı için yönlendiriliyor müslümanlar" demiş.
Rusya şimdi Afganistanda değil, düşmanı zannettiğimiz ABD Afganistanda o halde şuanki tepkimizi, duygularımızı Rusya mı yönlendiriyor. El Cevap tabiki Hayır. Yanlış önerme.
Duygulanmaya tekrar dönersek, İnsanların böyle duygulanmaları güzeldir; çünkü hüsnü zan ile düşünürsek müslümanlar ya imanından ya utancından duygulanır ve sonunda amele döker işi, eyleme döker ; ancak müslümanlar bu duyguları sünnette olmayan yöntemi benimseyenlere kullandırmamalı, ameline akidesine şirk bulaştıran birilerine kullandırmamalı ki böylece onuda eleştirmiş reddetmiş olsun . Duygularını meydanlara çıkarak açığa vurabilir, çıkmayarak da açığa vurabilir, mühüm olan tevhidi bir otoritenin yönlendirmesidir, onunla beraber hareket etmelidir, teslim olmalı biat etmelidir. Aksi halde başı boş bırakılan eylemler herkes tarafından kullanılır. Yani tevhidi öbeklerle beraber hareket edilmezse duygular boşa gider.
İnsanların duyguları vardır, hemen her olayda çoğunluk duygularına göre hareket eder, ancak birileri bu duyguları kullanır. Filistin olayını AKP, geçmişte Afganistan olayını Demirel, Bosna olayını kullanan da Erbakan olabilir , islami bir devlet olsaydı başımızdaki Halife de bunu kullanacaktı. Afganistanın hali belli ve müslümanların hali belli, kullanılacak diye duygulanmayalım mı, bu duygulanma bizi Tevhidi otoriteye Yönlendirmesin mi?
Yani biz kendimizi duygulandırarak, imanımızın depreşmesi sonucu her hangibi bir eylem yaparak içimizdeki kötülüğü arındıyoruz, temizliyoruz fakat iş bu eylemi kullandırmaya gelince dikkat etmiyoruz, kim kullanırsa kullansın diyoruz, tekrar kirletiyoruz. Adıyamanlı kardeşim Bizim önermemiz arınmak için tevhidi Öbekleri araştırın olmalı.
Ben zannettim ki; kardeşim tevhidi bir duruşla duygularımızın esiri olmayalım, duygularımızı batıl yoldakilere kullandırmayalım diyecek, kararlı ve dik duralım diyecek zannettim ama malesef kendi DUYGULARIYLA "büyük yada küçük meselelerde tartışmadan yolumuza bakmalıyız" deyince ah ah AKP bu kadar mı işledin milletin içine diyesim geldi.
Afganistana NO, Amerikaya YES diyen zatı muhteremleri unutalım, insanlıktan çıkalım, peygamberin sünnetine yoluna göre gidilmiyormuş, biz yolumuza devam edelim, bütün bunların üzerine Muhalefet olma bilinci geliştirmeyelim diye bilir miyiz, Taraf olmayı kaldıralım diye bilirmiyiz. O zaman Kuran da kafirden, müminden, münafıkdan, mustazafdan niye bahsediliyor, tarafların mücadelesinden niye bahsediliyor, Kısaca yanlış önerme.Doğrusu yanlış da olanlara karşı, Allah doğru bir şekilde muhalefet olma bilinci versin.
"kalbinde sadece ve sadece islamın hakim olduğu günlerin özlemini taşıyanlar varsa bunu böyle yapmalılar" demiş. Ben müslümanım diyen Peygamberler böyle yapmadı, hiçbiri böyle yapmadı Adıyamanlı kardeşim. Kısaca yanlış önerme.
"Müslümanlar yenik durumdadır büyük ve küçük meselerlerde tartışmadan yolumuza bakmalıyız. "
dersen , herkese hiçbir şey anlatmazsan herkes bir yöne gider böylece herkese göre bir doğru olur ve emribil maruf nehyi anil münker yapamazsın. Çünkü sana göre doğru başkasına göe yanlıştır. Ayrıca Sana göre Şirk küçük bir mesele ise tartışmayalım, rabbani yöntemi kullanmamak küçük bir mesele ise, düşman ile dostluk birliktelik küçük bir mesele ise, amellerin boşa gitmesi küçük bir mesele ise, ***Afganistan da AKP yede muhalif olma bilinciyle gidip şehit olanları hem Allah şehitliklerini kabul etsin hemde AKP ye bir şey demeyin diyerek alay edenleri eleştirmek küçük bir mesele ise konuşmaya değer bir mesele değil ise benim önermem Seninle de konuşacak bir şey yok derim.
Allah muttakileri korusun.
adıyamandan müslüm
03-12-2011, 14:34:18
Türkiyede müslüman kitleler hiçbir zaman kendi istekleriyle ortadoğu halklarına ya da başka yerlerde bulunan ezilen ve hor görülen müslümanlara karşı herhangi bir tepki vermemişlerdir.Özellikle büyük şeytan amerikanın ve türkiyede sistemin yönlendirmesiyle müslümanlar tepkiler vermişlerdir.Örneğin 1980-90 yıllarında rusyanın güçlenmesini kendisine tehlike gören amerika türkiyede o dönemde mevcut bulunan hükümet ile birlikte hareket etmiş ve müslümanlarda afganistan cihadını desteklemişler hatta müslümanlar doğan erkek çocuklarına mücahid ismini vermiştir. bu tepkilenmeleri sağlayan adam ise süleyman demireldir demek ki her dönemde birileri tarafından yönlendirilmiş. Bir dönem afganistan bir dönem bosna ve bu dönem ise filistin cihadı için yönlendiriliyor müslümanlar.Müslümanlar yönlenmemeli kendileri kitleleri yönlendirmelidir.Bu gibi oyunlara gelmeden islamı sahih bir şekilde yaşamak ve müslümanları ümmet bilinci içerisinde kucaklamak en büyük görevimizdir.Bugün müslümanlar yenik durumdadır onun için birleşmemiz ve büyük yada küçük meselelerde tartışmadan yolumuza bakmalıyız.Eğer kalbinde sadece ve sadece islamın hakim olduğu günlerin özlemini taşıyanlar varsa bunu böyle yapmalılardır.şehit olan kardeşlerimizin şehadetlerinin mübarek olmasını ve ümmet için hayırlara vesile olmasını rabbim den niyaz ederim.ALLAH'A EMANET OLUN.
Selehattin Baybars
03-12-2011, 14:30:03
Numan Yılmaz kardeşimizin/ağabeyimizin bize sunduğu Gizli önermesine bakalım.
İlk cümlesine "ciddi analiz" gibi kelimelerle girmiş hatta "bütüncül,sosyolojik vs.. bakalım" demiş, ben bakıyorum siz bakmıyorsunuz, bakıyorsanızda benim kadar bakmıyorsunuz demek istemiş.
Ankaradaki tevhid öbeklerinin gıyabi cenaze namazı kılmadıklarını zannetmiş, daha doğrusu ciddi araştırma yapmamış, sonucunda sosyolojik bir duyarsızlık yaparak bunu AKP ye prim olarak sunmuş üstelik.
Ankaradaki müslümanların gıyabi cenaze namazı kılacağını bu yazının altında yorumculardan birinin yazdığını kaçırmış.
Yazılmasa bile, Kendisine haber verilmese bile sosyolojik psikolojik analizci ciddi biri bu öbeklerin içersinde ise araştırır kendisi öğrene bilirdi, içersinde değil ise böyle kılmadılar diye iftiralarda bulunmaz, sosyolojik analiz psikolojik diye konuya ahlaken girmezdi.
Ankarada sayısı çok az olan tevhidi öbekleri izlemiş, telefon açıp sormuş olsaydı iyiydi, ama malesef..
Analiz başarılı olmayınca şimdi AKP ye primde başarısız oldu, tekrar başa dönelim.
Allah (CC) muttakileri korusun.
Selehattin Baybars
03-12-2011, 13:52:50
İrfan ve Said ağabeylerimizin/kardeşlerimizin sözlerindeki GİZLİ ÖNERMEYE bakalım.
Müslümanlar birbirini sebepsiz yere katleder, hiç bir eğitim sürecinden anlamazlar, geçemezler, hepsi batılı gözünde terörist, katil olabilir aman olmayalım. Demek istiyor .
İranda şirke muhalefet olma sürecinin sonunda belli bir noktaya gelindikten sonra devrim yapıldı. Şimdi İranda şeriat var, kısas var; peki her sakallı sakalsızı kesiyor mu, her çarşaflı çarşafsızı kesiyor mu? Katillik, fitne (fitne öldürmekten beterdir) İran da yapılan yaygın bir şey mi? Dünyada fitnenin devam etmesini sağlayacak şekilde düşmanla dostluk kuruyorlar mı? Dünyanın öteki bölgesine gidip fitne çıkarıyorlar mı?
/
“Siz eger eli silahlı ve her an patlamaya hazır bu insanları eli silahsız barıs icin yola cıkmıs mavi marmaradakilerle kıyas ediyorsanız buna pes derim” demiş said abi
“Eli silahlı diyerek “ derken; Amerika napalm kullanıyor, insanlarla yönetilen uçaklardan sağa sola en teknolojik bombasını atıyor ama siz eli silahlı gitmeyin çiçeklerle gidin, onların istediğini yapın eğitimsiz bire katiller diyor, siz diğer insanlarla bir değilsiniz.
“Her an patlamaya hazır” diyerek eğitimsiz insanlar siz İslam için gitmiyorsunuz içinizdeki patlamaya hazır faşist duygularını köreltmek için gidiyorsunuz… Her an hazırsınız hiç içinizden bu duygu çıkmıyor Amerika size saldırmasa da siz her an patlamaya hazırsınız siz. Diyor
“Eli silahsız barış için yola çıkmış” derken; ABD size her şeyi yapsın, İsrail size her şeyi yapsın, koşullar önemli değil, siz onlara çiçek sunun, hatta öteki yüzünüzü dönün diyor. Siz barış için gitmiyorsunuz diyor. Siz bozgunculuk için fitne için gidiyorsunuz diyor. *İslam da, beldeleri işgal edilmiş kardeşlerine yardım etmek için cihad, elinde silahla ateş etmek “barış için değildir, bozgunculuk içindir” büyük iftirasını da arada bize enjekte ediyor.
Bir insanın içindeki niyetini bir cümle bir kelime ele verir, belli eder; yazılarının içinden siz bunu ister cımbızla çekin ister dikkatle çekin sonunda sana dayatacağı şey genelde cımbızladığın şeydir. Çünkü kendiside başkasını eleştirirken cımbızla kendisine dayatılanı çeker ve reddeder. Yani her iki taraf da bir birine kendince dayatmalar da bulunmaktadır, kibarca ahlaki emirler, öğütler vermektedir.
Allah (CC) muttakileri korusun.
fatma
03-12-2011, 13:20:15
Ben yazarın bu coğrafyalara gidilip mücadele edilmesinin teşviki konusundaki düşüncesini öğrenmek istiyorum.
Zira kendisi, gerek birikimi, gerekse yazılarından anladığımız kadarıyla davaya sahip çıkması bakımından,bu husustaki fikir beyanıyla,bayan erkek demeden pek çok müslüman gence de yol göstermiş ve örneklik etmiş olacaktır.
Teşekkür Ederim.
basın bildirisi
03-12-2011, 13:19:38
Afganistan Ekim 2001’den bu yana ABD ve NATO güçlerinin işgali altında. İslam coğrafyasının muhtelif bölgelerinde olduğu gibi küresel emperyalizm burada da akılalmaz zulümler icra etmekte. Meşru yönetimi yasadışı ilan ederek ve uyduruk gerekçeler ileri sürerek işgal ettikleri bu ülkede emperyalistler, işbirlikçiler marifetiyle kendilerine hizmet edecek bir düzen tesis etme çabasındalar. Afgan halkının ilk günden itibaren bu dayatmaya boyun eğmemesi ve direnişini sürdürmesi karşısında ise giderek daha bir azgınlaşmakta ve katliamlarının boyutunu genişletmekteler.
Amerikan güçleri uzunca bir süredir saldırılarını Afganistan sınırları dışına da taşırmışlardır. Bu çerçevede Afganistan-Pakistan sınır bölgesinde ve hatta Pakistan içlerine yönelik gerçekleştirilen saldırılarda her gün pek çok insan katledilmektedir. Mücahit gruplarına ve savunmasız sivillere, hatta kimi zaman Pakistan güçlerine yönelik yoğun saldırılar gerçekleştirilmektedir.
ABD işgal güçlerinin saldırılarında son olarak Türkiye’nin muhtelif şehirlerinden Afganistan’a giden Müslümanlar hedef alınmıştır. Kasım ayının ilk haftasında Pakistan’ın Veziristan sınır bölgesinde insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırılarda tam 21 Türkiyeli Müslüman şehid edilmiştir. Adana, Bursa, Diyarbakır, İstanbul, Tokat ve Van gibi Türkiye’nin farklı şehirlerinden mazlum ve müstezaf Afgan halkının mücadelesine destek vermek için bölgeye giden bu kardeşlerimiz mevzilerine yönelik bombardıman neticesinde Rablerine kavuşmuşlardır.
Bu kardeşlerimiz hayatlarıyla İslam Ümmetini bölen, parçalayan sınırların hiçbir şey ifade etmediğini ispatlamışlardır! Canlarını ortaya koyarak İslam beldelerini işgal altında tutan emperyalistler ve işbirlikçilerine asla rahata eremeyeceklerini ve Müslümanları zulme boyun eğdiremeyeceklerini haykırmışlardır! Allah yolunda ve Rablerine “Bize katından bir yardımcı gönder” diye niyaz eden müstezaflar için her şeylerini terk edip, şehadete koşan bu kardeşlerimiz bizlere ve tüm dünyaya izzetli bir hayatın ancak fedakarlığı ve ölümü göze almakla mümkün olabileceğini hatırlatmışlardır!
Sahip oldukları çok kısıtlı imkanlara rağmen, sarsılmaz imanları ve fedakarlıklarıyla dünyanın birleşmiş müstekbir güçlerine karşı izzetle direnen; dün Sovyet yayılmacılığına mezar kıldıkları topraklarında bugün de Amerikan emperyalizmini bozguna uğratan kahraman Afgan halkının direnişine selam olsun!
Ve işgalcilerce yağmalanan, sömürülen, kirletilen dünyamızı pak kanlarıyla temizlemek için ölümü göze alan fedakar gençlerimize selam olsun!
Emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin topraklarımızda istedikleri gibi at koşturamayacaklarını; İslam Ümmetinin işgale, zulme, sömürüye karşı bir vücudun azaları gibi hep birlikte karşı koyup direneceğini tüm dünyaya öğreten; emperyalist yayılmacılığa karşı inancımızın mekan ve sınır tanımadığına şahitlik eden Ümmetin yiğit gençlerine selam olsun!
Şehadetiniz mübarek olsun! Kanlarınız Afganistan’da ve tüm İslam beldelerinde emperyalist güçlerin boğuluşuna vesile olsun! Rabbimiz sizleri cennet nimetiyle mükafatlandırsın, ailelerinize ve yakınlarınıza sabırlar versin!
Türkiyeli Müslümanlar
Numan Yılmaz
03-12-2011, 12:59:04
Sosyal, siyasal, toplumsal bir olay üzerine konuşmak ciddi bir analizi, bütüncül bir bakış açısını, sosyolojik, psikolojik verileri birlikte ele almayı gerektirir. Öncelikle Filistin meselesi ile karşılaştırma yapmak bizi gereksiz bir komplekse götürür. Türkiye Müslümanları ile ilgili kanaat belirtirken hoyratça kullanılan "Akp'ye eklemlendiler" söylemi kendisi bu söylemi dillendirenlerin ayaklarına sıkmalarıdır. Örneğin Afganistan'da şehit düşen kardeşlerimizle dayanışma içinde olmak için cuma günü fatih'te gıyabi cenaze namazı kılındı ve bugün gazetelerde de bu eylem yansımış durumda. Peki İstanbul dışında Müslümanlar, mesela Ankara'da imkanları da olmasına rağmen neden bir namazı dahi esirgediler? Bahsettiğimiz olay tam bir geyik haline "akp'ye eklemlediler" söyleminin yersizliğidir, çünkü tam anlamıyla akp karşıtı müslümanlarda bişey yapmadı. Bu anlamda yazarın tezini dayandırdığı yer çürüktür, tekrar başa dönmesi gerekir.
serhat wan
03-12-2011, 10:44:21
irfan kardes
cihad mucadele mehmet kardesin tanımladığı minvalde ise özendirilmeli bence. Selahattin kardese katılmakla birlikte size şunu ifade edeyim ki topyekun bu tarz gidişleri uygun görmemekle birlikte bu insanların gidip oralarda mücadele etmesinın olumlu karşılanması gerektigini ve meselenin komplocu yaklaşımlardan uzak degerlendirilmesi gerektigini düşünüyorum. olay ve acılar tazeyken kalkıp kirli savas, genclık duygusu, konusmayı bılmeyen tarzındaki ifadelerin yakışık olmadıgını ifade ederim. Empati kuralım biraz.
ebu muhammed aydın
03-12-2011, 09:53:04
Biz Müslümanlar sadece bedenen değil, ruhen ve zihnen de birbirimizden koptuk/koparıldık.
Öyle bir hale geldik, cihad edenleri, ya kirli savaş diyerek dertlerini umursamadık, ya onlar hakkında sağlıklı bir bilgiye sahip olamadan ahkam kesildik veya gençliklerine verdik.
Ancak şunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki küfür emperyalizmi özellikle sıcak savaş mücadelesini veren Müslümanlardan rahatsız olmuşlar ve korkmuşlardır. Bundan dolayı da, sıcak savaş mücadelesi verenleri tüm dünya insanlarına olumsuz tanıtmak için türlü oyunlar oynayarak zihinlerden onları silmeyi, umursamamayı ve onları gündeme almamayı amaçlamıştır ve bu amacında da büyük oranda başarıya ulaşmıştır.
Bundan dolayı beklide bizler için bedeni birlikten önce ruhi ve zihni birlik oluşmalıdır. Zira ruhen ve zihnen ayrı olup ta bedenen bir olsak dahi bu bize belki de hiçbir fayda sağlamayacaktır.
Yeryüzünün en büyük terörist devleti kime terör diyorsa o kişi ve kişiler terör kabul ediliyor. Ve vurmak için, ortadan kaldırmak için ciddi hesaplar yapıyor.
Oysa şunu deneyebilirdik, ABD kimi hedef alıp vurmak istemişse mutlaka o kişinin varlığı ABD yi rahatsız etmiş olmasındandır. Ve kimi de ödüllendirmişse bilelim ki o kişi de ABD nin ekmeğine yağ sürmüştür. Bu açıdan değerlendirirsek dahi vurulanları tanımak için ciddi manada tahlil edip öylece sahiplenebilirdik. ancak olmadı manipüle edilmiş zihinlerle olaylar değerlendiriliyor bazı kesimlerde.
ABD nin vurduklarına sevinenler ve hiç umursamayanlar yanılmıştır.
Rabbim senden razı olsun yazılarını beğnerek okuyorum.güzel konulara temas ediyorsun maksud kardeşim.
irfan
03-12-2011, 06:01:04
S.Baybars kardeş,
Allah rızası için yapmayın cümlelerin arasından cımbızla çekip yorum yapmak doğru değil.Hala aynı şeyleri söyleteceksiniz 21 kardeşimiz şehit olmuş ben olayaın başka yönünden bakmaya çalışıyorum bu kardeşlerin şahadetini Allah kabul buyrsun.Çeşitli yazılarla ve makalelerle bu şekilde mücadele etme yöntemleri özendirilir çekici hale getirilirse uzun vadede bu gidişat ümmetin hayrına olmaz çünkü istismara ve iyi niyetli Müslümanların farklı tuzakların içerisine çekilerek katledilmelerine zemin hazırlar.Hiç sorgulmayalım mı 21 kardeşimiz nasıl bir tuzağın içöerisine çekildi ve katledildi bir istihbarat zaafiyeti varmıydı varsa ne şekil olmuş? sormayalım mı? bu konuya dikkat çekmeyelimmi? Ölen şehit ben bu meseleyi sorgulamıyorumki.
Allah Müslümanlara feraset versin.
said...
03-12-2011, 05:51:42
mehmet bey gecenki yazınızda bu sefer kime catacaksınız. Neyse bu sefer akp oldu. Fakat adil adalet mefhumuna dikkat ceken sizler acaba bu konuda ne kadar tutarlısınız. Akp dönemınde hem iç hem dıs muslumanlar rahatlamısken sizin bu tezini anlamıs degilim. Ayrıca kusura bakma ama galiba sizde elestirmek bir ahlak haline gelmis. Böyle durumlarda bir cok muslumanı itham etmenin vebali dusunmenizi tavsiye ederim. Mehmet bey! Siz eger eli silahlı ve her an patlamaya hazır bu insanları eli silahsız barıs icin yola cıkmıs mavi marmaradakilerle kıyas ediyorsanız buna pes derim. Baska birsey demem
nuri
02-12-2011, 19:39:07
Zihinlerdeki din algısına malasef ümmet bilinci adı altında, kendi cemeat ve mezhep yani kişisel inanışları entegre etme mücadelesi veriliyor. Bu mücadele sonunda bireyler olaya iran biraz şöyle, ırak biraz böyle, afganistan şöyle filistin böyle diye başlığıyla bakar hale geliyor. Herkesim elbet farklı düşünceye sahip olabilir. Ama mesele bu kitlelerin bizden ayrışmalarının sebeblerini deşmek yerine; bugün libya petrollerini niye fıransa gibi zulüm öncüsü, zulmüne karşılık yarısına el koyuyor. keza amerika, ingiltere ve daha nice zulüm çakalları islam ülkelerinde parsel yaparken bu zalimlere yönelip ses yükseltmek yerine, bugün onların taleplerine yani, onların demokrasisine onların laiszmine, onların yönetmeliklerine uydurulmuş gidiyoruz. O uymadan dolayıdırki bugün afganistanı insanlığa terörle tanıtıyorlar.KOCAMAN HAYIR. afganistan bugün ümmetin parçasıdır ve dünyada natoyla amerikayla savaş veren nadir ülkeden birisidir. Bugün şeriatın karşısında duranlar, kendi safını demokrasiden yana koyanlardır. Buna hala devam eden rus alçaklarının çeçen kardeşlerimize yapageldikleridir. Filistini arada bir diline dolayarak, ortadoğu ülkelerinin sırf sempatisini kazanarak, demokrasi ve laikliği yani amerikan ve yahudi çıkarlarını(dininin) ortadoğuya sunan akp iktidarı acaba ne kadar islamdan yana duruyor? Rabbimiz bu tutuma karşılık elçisine ''BAKARA 120- Kendi dinlerine uymadıkça ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla hoşlanmayacaklardır. De ki; "Doğru yol, sadece Allah'ın yoludur': Eğer sana gelen bilgiden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah tarafından ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulamazsın.''' Derken; bu gün demokrasiden yana duranlar kim ve kimler, her nedense çeçenistanı unutuyor.ramazan kadirovun putin demokrasisini çeçenlere zulümle uygulatırken.Hemencecik okyanus ötesi bir heyet soluğu unutulmuş çeçenistanda zulümcü kadirovun yanında alıyor. afganistana radikal deniyor amerikaya ve natoya karşı cihad ederken. Ne diyelim maksut kardeş Rabbimiz bu ümmeti uyandırsın. Allah razı olsun, gündemleri belirleyen tağutların gündemine iyi bir noktadan dokunmuşsun.
i.metin
02-12-2011, 16:57:12
Müslümanları artık akp yönlendirir olmuştur bak dediği tarafa bak bakma dediği yere bakma başbakan amarikaya wan münit dememiştir.
çünkü amarika türkiyenin müttefikidir başbakanın dostum dediğidir ve afganistanda türkiye ordusu vardır.
ve müslümanlar pardon kendilerini islamla nisbetlendirenler tek erdoğan zarar görmesinde biz gözlerimizide kapatıyoruz demiyorlarmı.
emeğine sağlık mehmedim
Selehattin Baybars
02-12-2011, 16:36:27
AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLERİ HEYECAN DİYEMİ VASIFLANDIRACAĞIZ? O ZAMAN ONLARA NE HEYACANI DİYECEĞİZ?
1)Müslüman olmayan kişinin hemen müslüman olup daha tebliği yapmayı, konuşmayı, tahkiki imanı öğrenmeden cihada gitmesine ne heyacanı diyeceğiz..
«Rasulullah (s.a.s)’e Uhud harbinde demir zırh ile yüzü örtülü bir kişi geldi de:
«Ya RasulAllah! Hemen harb edeyim de sonra müslüman mı olayım?» diye sordu. Rasulullah (s.a.s):
«Müslüman ol, sonra harb et» buyurdu. O da hemen müslüman oldu. Sonra vuruştu. Nihayet şehid oldu. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s):
«Az işledi, fakat çok kazandı» buyurdu.
(Buhari-Müslim)
AÇIKLAMA
1 - Allah yolunda cihad vakiası doğrudan doğruya, La ilahe illalah inancının kalbe yerleşmesinden kaynaklanır. Tevhid inancının yokluğunda, cihad ve tüm diğer amellerin geçersizliği kesindir. Cihadın, Allah’ın dinini toplum hayatında egemen kılmak için mücadele olduğu gerçeğini gözönünde tutarak olaya baktığımızda, nefsinde bu inkılabı gerçekleştirememiş olan kulun «cihad ediyorum» iddiasının ne kadar boş ve geçersiz olduğunu bedihi bir şekilde görebiliriz. İşte bu yüzden, bu din imanı her şeyden önde tutmuştur. Evet, sağlam ve sahih bir iman olmadan cihadın cihad olmadan da sağlam ve sahih bir imanın var lığından asla söz edilemez.
2 - Rasulullah (s.a.s)’in iman ettikten sonra hemen cihad eden ve şehid olarak Rabbine kavuşan sahabe için:
«Az işledi, çok kazandı» tabirini kullanması cihadın ve şehadetin az bir amel olduğunu göstermez. Zira, cihadın ve şehadetin çok yüce ve çok hayırlı ameller olduğu ilahi haberlerle de desteklenmiş apaçık bir gerçektir. Rasulullah (s.a.s)’in bu sözü, sahabenin yapmış olduğu bu amelin nicelik olarak az fakat nitelik olarak çok yüce olduğunu ifade eder
/
2) ZÜBEYR BİN AVVAM (r.a.)
Peygamber efendimizin havarilerindendi, islamın süvarisi, cesur ve kahraman ve islam dinin sağlam dayanağıydı
Müslüman olduğu zaman kaç yaşındaydı? O SADECE ONBEŞ YAŞINDAYDI.
yani bugünün orta okul talebesi Zübeyr bin Avvamın düşündüğünü düşünebiliyor mu? Günümüz orta okul lise ve hatta üniversite talebesinin zihinleri neden faydalı şeylerde dolu değil, kötü filmler faydasız oyunlar, seviyesiz şarkılar, internet ve video kliplerin başında saatlerce duruyor?
3)TALHA BİN UBEYDULLAH (r.a.)
Mekke'de oluşan islami hareketin en önemli dayanaklarından biriydi. Allah'a davette en büyük davetçilerdendi. Ustalık cesaret yetenek ve öncülüğüyle tanınmış bir süvariydi.
Ayrıca Peygamberimiz (sav) hakkında "İyiliğin Talhası" dediği ve Allah yolunda infakta bulunan öncülerdendi.
BU MÜBAREK VE YÜCE SAHABE MÜSLÜMAN OLDUĞU ZAMAN ONALTI YAŞINDAYDI.
4)ERKAM BİN EBİ ERKAM EL MAHZUMİ (r.a.)
O her müslüman için Büyük ve önemli hatıraları taşıyan birisidir.
Mekkede onüç sene boyunca tehlikeli olmasına rağmen İslam davetçilerini evin de misafir eden kişidir.
Onun şeref sancağını taşımada Ha...şimoğlullarının rakibi beni Mahzum kabilesine (ebu cehilin kabilesinden) mensup olduğunuda göz önüne alarak Haşim kabilesinden olan Peygamberimizi (SAV) misafir etmesini onu güçlendirmesini bir düşünelim. Şüphesiz bu durum onu akrabalarına ve kablesinin ileri gelenlerine karşı büyük bir sıkıntıya sokacaktı. Beni Mahsum kabilesinin reisinin Ebu Cehil olduğunuda unutmayalım. Kuşkusuz Ebu Cehil, Mekke de zor kullanarak zulümde en çok haddi aşandı. O bu ümmetin Fravunuydu. İşte Erkam bin Ebi Erkam bu tehlikeyi kabul etmiş ve İslam için fedakarlık yaparak nefsini feda etmiştir.
PEKİ BU BÜYÜK KAHRAMAN MÜSLÜMAN OLDUĞU ZAMAN KAÇ YAŞINDAYDI?
ON ALTI YAŞINDAYDI
5)ALİ BİN EBİ TALİP (r.a.)
O DAHA ON YAŞINDA İKEN -SADECE ON YAŞINDA- PEYGAMBERİMİZ ONU İSLAMA DAVET EDİYOR, ODA BU DAVETİ KABUL EDİP ONUNLA MUTLU OLUYOR.
ALLAH NE YÜCEDİR.
Sorumluluğu olmayan bu küçük çocuğun aklı, olgun insanların algılayamadığı nice ince şeyleri algılıyor ve sonra ilmin kapısı oluyor...
Vahdaniyetin (Allahın birliğinin) peygamberliğin, davetin, vahyin, meleklerin, kıyamet gününün, cennet ile cehennemin, Allah için cihad etmenin ne olduğunu algılamıştı.
Ayrıca bu yaştaki cocuğun aklı çok çabuk geliyordu. öyleki en yakınlarından bile işlerini nasıl gizleyeceğini, Erkan Bin Ebi Erkamın evine nasıl gizli bir şekilde gireceğini, nasıl namaz kılacağını Nasıl Kuran okuyacağını biliyordu. DİĞER GENÇLERE ÖRNEK OLUYORDU.
Bazı çocuklar çizgi film hikaye masal dinlerken, bilgisayar oyunları oynarken...Analar babalar üzerine fazla yüklenmeyelim diye düşünürlerken on yaşındaki Ali'yi (ra) bir düşünsenize...
6) ZEYD BİN SABİT (r.a.)
ACABA, DAHA BULÜĞ ÇAĞINA ERMEMİŞ, ON ÜÇ YAŞINI GEÇMEMİŞ, BÜNYESİ ZAYIF VE CİSMİ KÜÇÜK BU MUAZZAM ÇOCUĞUN HAYELLERİ SİZCE NELER OLABİLİR?
Bedeni ve yaşı küçük olmasına rağmen İSLAM ÜMMETİNİN sorunlaruyla ilgileniyordu ve Bedir savaşına gitmiş Peygamberimiz (SAV) ve savaşçılar onu karşılamış, Bünyesinin ve bedeninin küçük olmasından dolayı büyük amel olan cihad a izin verilmemiş, Ligayrihi hasen olan bu amele değilde annesi Navvar Binti Malik'in de tavsiyesiyle aklının kavramasının ezberinin güçlü olmasından dolayı Kuran ezberleme ve ibranice öğrenme ve süryanice öğrenme işleri verilmiş. Böylece İslam devletinin tercümanı olmuş,i yabancı devletlerle yapılan çok önemli antlaşmalarda ve yazışmalarda bulunmuş.
BÜTÜN BUNLAR OLURKEN O SADECE ON ÜÇ YAŞINDAYDI.
Bu şekilde geçen hayatının 21.ci veya 23 lü senesinde Kuranın toplanmasına karar verildiğinde Ebu Bekir (r.a.) onu görevlendiriyordu. Zira o okuma yazma bilmesinin yanında vahiy katiplerindendi. Kuranın inceliklerini, ayetlerin nerede, ne zaman, niçin indirildiklerini ve hangi ayetin hangi ayetten sonra geldiğini iyi biliyordu. Günümüz de olsaydı daha üniversiteden mezun olmayan bir genç olacaktı. Üniveriste mezunlarının, uzmanların, hatta profesörlerin üzerine yüklenebilecek olan bu ağır görev onun sırtına yüklenmişti. Daha büyük tecrübeli sahabeler varken bile o tercih edilmişti.
7) MUAZ BİN AMR BİN CEMUH VE MU'AVVAZ BİN AFRA
ONLARDAN BİRİ ONDÖRT DİĞERİ ON ÜÇ YAŞINDAYDI.
17 Yaşında hadis toplamaya giden Buhari de rivayet edilen gelen Abdurrahman bin Avf ın anlatışına göre bu iki genç bedir savaşında ebu Cehili öldürmek için kılıç sallıyorlar ve ikiside ben öldürdüm diye peygamberimizin yanına geliyor adeta yarışıyorlar ve diyorlarki birisi ben bacağını kopardım diğeri bende kılıçla vurdum. Ama asıl öldürücü darbeyi Abdullah bin Mesud vurduğunu bilen Peygamberimizde (SAV) kılıçlarınızı getirin diyor ve kılıçların her ikisininde kanlı olduğunu görünce tamam ikinizde öldürmüşüsnüz deyip bu büyük görevde ikisinede pay veriyordu.
Bu iki mücahidin hikayesi bittimi? Hayır. Daha sonraki dönemlerde MUAZ BİN AMR BİN CEMUH CİHADINA VE KARARLILIĞINA KARŞILIK KOLUNU KAYBEDİYORDU, MU'AVVAZ BİN AFRA İSE ŞEHADETE KAVUŞUYORDU...
8) USAME BİN ZEYD (r.a.)
Tarihteki en mükemmel şahsiyetleden biridir. Hepimiz Usame bin Zeyd
(r.a.) in Bizans ile yapılan savaşta, savaşa gönderilen islam ordusunun komutanlığına tayin edildiğinide biliyoruz bundan önceki savaşlara katıldığınıda biliyoruz, mesela hicretin 7. yılında Galip bin Abdullah seriyesini buna örnek olarak gösterebiliriz.USAME O ZAMANLARDA ON DÖRT YAŞINDA İDİ.
Ali bin Ebi Talip ile birlikte Peygamberimizle istişarelere katıldığında ise YAŞI ONİKİ İDİ.
Evet Bizans ile yapılan savaşa dönelim, o dönemde Halid bin Velid, Kaka bin Amr, Amr bin el As, Ubeyde bin Cerrah, Müsenna Bin harise gibi değerli büyük komutanlar değilde komutanlığa daha 18 yaşındayken Usame bin Zeyd getirilmişti. Yakışıklı zenginde değildi ama fıkh etmeyi ve yönetmeyi biliyordu.
9.10.11...) devamını sizler yazın... Musab bin Ümeyr i sizler yazın, saraylardan mağaraya Ashabı kehf sizler yazın...Allahın kıyamete kadar övdüğü örnekleri sizler yazın, KIYAMETE KADAR ÖVÜLMEK ....
Selehattin Baybars
02-12-2011, 16:18:46
İrfan abi şöyle demiş;
"ama Allah rızası için doğru dürüst konuşabilme şahitliğini bile gösteremeyen Müslümanların dünyanın bir ucunda mücadeleye heveslenmelerinide gençlik heyecanına bağlıyorum.".
söz dizisindeki "heyecanına" kelimesini "imandan gelen heyacanına" olarak algılayıp yukarıdaki sözünüzü mantıken doğru kabul ediyorum ama içindeki gizli önermenin yanlış olduğunu düşünüyorum.
Elbette insanlar gençken bir şeylere kalkışırlarsa buna gençlikteki imandan gelen gençlik heyacanı denir. Şehit kardeşlerimizde hepsi genç olduğu için önerme doğru..
İnsanlar 35-45 yaşlarında bir şeylere kalkışırsa bunada imandan gelen orta yaş heyacanı denir,
İnsanlar 46-65 yaşlarında bir şeylere kalkışırsa yine imanından kaynaklanan ihtiyarlık heyacanı ama gençlere dudak ısırtan ihtiyarlık heyacanı denebilir.
Gençlikte gençlik ateşi varken, Ortayaşta ortayaş bunalımı varken, çoluk çocuğa karışmışken, İhtiyarlıkta bunaklık varken insanlar hangi çağlarında cihad edecek ve biz insanlara hangi çağın en uygun çağ olduğunu açıklayp böyle bir helal haram gibi sınır koyma yoluna gideceğiz.
Gençken (genç;buluğ çağına girmiş ) sanki herkes yanlış yapar, yanlış kararlar verir imasında bulunursa bunun yanlış olduğu kanısına varırım ve konuşmasını bilmeyen cihad edemez sonucu çıkartılırsa bununda yanlış olduğu kanısına varırım, genel geçer İstatistiklerin tersine önermede bulunursa bununda yanlış olduğu kanısına varırım çünkü savaş meydanlarında çarpışanların %90 gençtir sadece komutanların çoğunluğu ileri yaşlardadır, onlarda genelde çarpışmazlar.
Müslümanların cihadları, komutanları, inançları kafirlerin ki gibi değil ki, yaptıklarını hata heyacan olarak kabul edelim... Onun için biraz daha düşünelim derim..
ramazan
02-12-2011, 15:39:11
Mustafa İSLAMOĞLU
Hayatını imanına şahit kılmışsa insan yatağında ölse dahi şehittir;
hayatını imanına şahit kılmamışsa cephede vuruşarak ölsede şehit değildir.
bu söz maksut'un sözlerini özetler nitelikte?
ramazan
02-12-2011, 15:22:20
varolduğumuz dünyada küresel emperyalizmin jandarması olan Nato askeri güçleri,islam ülkelerini,baskıdan zulümden kurtarmak bahanesiyle bombalıyor,altyapılarını tahrip ediyor,sonra tarümar ettigi ülkenin ekonomik, tabii ve siyasi iradesine el koyuyor.ancak bu geçici bir durumdur.meydanlara çıkan milyonlar bir süre sonra kendi geleçeklerini gecmişte ataları gibi referanslarını islamda bulmaya çalışacaklardır.afganistan'ın veziristan bölgesinde ABD güçlerinin hava saldırısında topluca katledilen türkiyeli 21 kardeşimiz,emperyalist ve işbirlikçi zalim diktatörlüklerce yagmalanan, kirletilen dünyamızı temizlemek için yola çıktılar.ve bu ugurda şehit düştüklerine inanmaktayız.üzülerek ifade edeyimki:müslümanlar olarak kendimizi bu küresel çağda,kendi yerelliklerimize kapatmış bulunmaktayız.dünyadan neler olup bittiginden bi haber biçimde hayamızı idame etmekteyiz.küresel bir çağda küresel güçlerle yerelliklerimizle sınırlı bir mücadeleyle direnemeyiz.üzülerek ifade edeyim bizler siyasal diktadörlüklerle ve onlara karşı nasıl mücadele edilir,söylemleriyle vaktimizi harcadık. sınırlı bir söylem bir düşünce bir perspektif hep oluşturmaktayız. oysaki diktadörlükler bunlarla sınırlı degil zihinlerimiz,kültürlerimizin işgali,zihinlerimizin işgalinide gündeme taşımak gerekir.bu mücadele bende varım diyenler bir adım öne çıksın...
fatma
02-12-2011, 15:01:38
Sn.Mustafa;
Bilgi olmadan yanlışlıklar ortaya koyulamaz.
İkinci husus ise, yazarın zaten halihazırda yazıda değindiği anafikri,kendisine bir de burada tekrar ettirip fazla meşgul etmemek amacıyla o not yazılmıştır.
Yoksa konunun bölünmesi,yada sizin de vurguladığınız kısmın ihmali, hiç bir mümin için sözkonusu olmaz.Olmamalıdır.
Sorunuz için ayrıca Teşekkürlerimi Sunarım.
amine d.
02-12-2011, 14:17:42
slm,çok güzel bir konuya eğinmişsiniz allah razı olsun.insaların islam uğruna ölen şehid kardeşlerimizi önemsemiyorlarsa şüpheesiz en büyük neden kuran ve peygamberin örnekliğinden uzaklaşmalarıdır.kuranı, o ilk nesil gibi hayalarına yerleştirmiş olsalrdı iman kardeşliğinin ne denli önemli olduğunu öğrenmiş olurlardı ve yapılan hain pusulara karşı birbirini kollayan müslümanlar olurduk. allahın rahmeti üzerinize olsun.
dıyarbakırdan mustafa
02-12-2011, 12:41:12
fatma hanım'a
kardeşimize yönelik sordugunuz soru acaba bu konuda bir yanlışlıgı ortaya koymaya yönelik midir. yoksa bilgi edinmeye yönelik mi?
bir de "davaya sahip çıkmak,onların emanetini fikri mücadelesini devam ettirmek konusuna girmeden, sadece onları hatırlama ve hatırlatma vesilesi ile sahabenin yaptığı amelleri soruyorum" diyorsunuz. mehmet abiye bu soruyu sorarken bu sorunun yukarıdaki konulara deginmeden nasıl izah edecegini düşünüyorsunuz. veya yazdıgınızdan bagımsız bir şehadet davasına sahip çıkmak düşünülebilir mi?
serpil
02-12-2011, 12:35:05
allahın selamıyla sizleri selamlarım. sizleri yazmış oldugunuz bu yazıdan dolayı öncelikli olarak tebrik ederim. önemli bir paradoksa kalem basmışsınız.
şehadet ve şehid mevzusundaki düşüncelerinizi tebrik etmöekle birlikte bugün afganistan vb yerlerdeki cihad hareketlerine bakışınızı degerlendirmenizi istersek nasıl bir tablo çizersiniz.
ikinci bir mevzu ise bugün bu müslümanların afganistana yönelik komplo algılarına sizler nasıl yaklaşıyorsunuz. bir de sizce afganistana nakdi anlamda parasal yardım yapılması uygun mudur.?
fatma
02-12-2011, 09:42:04
Selamun Aleykum,
Benim bir sorum var.
Hz.Peygamber döneminde, başta resul olmak üzere, müslümanlar "şehit"lerine nasıl sahip çıkıyorlardı?
Sizin (şehadet bilincini kavramış)ahaliye, teessüf ettiğiniz ve diğerlerine yapılanlara kıyas ederek örneklendirdiğiniz ameller, o dönemde yapılan hangi amellere denk düşüyor.
Not: (Lütfen davaya sahip çıkmak,onların emanetini fikri mücadelesini devam ettirmek konusuna girmeden, sadece onları hatırlama ve hatırlatma vesilesi ile sahabenin yaptığı amelleri soruyorum.)
Teşekkür Ederim.
mehmet maksut
02-12-2011, 08:45:10
kavi kardeşim...
müminler hiçbir zaman ümitsiz olamaz fakat ümitlerimizi yeşertecek olan eylemlerimizdir. gayretklerimizdir, amellerimizdir, direnen ve sabreden yüreklerimizdir. eger ümitlerimizi vahyin gerçekleriyle besliyorsak bu ümitler ve umutlar birgün muhakkak tomurcuklanıp açılaçaktır. benim yazım umutsuzluga degilde duyarsızlıga bir vurguydu.
Allahın rahmeti sizleri kuşatsın inşallah
Selehattin Baybars
02-12-2011, 07:58:02
Pragmatik davranıp pragmatizmi putlaştırmayan, akıl iman bütünlüğü içersinde islam da yapılması gereken faaliyetlerden tamamını veya eksik olan kısmları görüp gücünün yettiği ölçüde yapan insanların çoğalmasını diliyorum.
kavi
02-12-2011, 01:10:35
kardeşim anlattığın şeyleri iyi biliyorum.ve bunun sancısını çekiyorum..ümitsiz bir durum değil asılında.. ümit var...biz üzerimize düşeni hakkıyla yerine getirirsek sonuç allah'tan olacaktır..bu allah için çok kolaydır..unutma kocaman bir yangına sadece bir kıvılcım yeterlidir..
'Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır. (NUR/55)'
Adatepeli
01-12-2011, 21:29:51
Mehmet kardesim,
"mücahid" rumuzlu yorumcunun elestirisine olgun uslupla verginiz cevapdan dolayi tebrik ediyorum, genelde camiada yazilarimiza elestiri geldiginde hemen saldiri usulü cevap yetistiriyoruz, buda aradaki kardeslik duygularini zedeliyor maalesef, insaAllah sizin sergilediginiz uslubu bircok yazar cizer kardeslerimizde yakalar...
calismalarinizda hayir ve bereket diliyorum...
ÜSTAD
01-12-2011, 20:56:11
ALLAH RAZI OLSUN.
GERÇEKTEN BU DEĞİNDİĞİN KONU ÇOK ÖNEMLİDİR. ÇÜNKÜ HANGİ MÜSLÜMANLIK VE HANGİ KARDEŞLİK. BİZ MÜSLÜMAN KARDEŞLER DİYORUZ AMA HEPSİNE AYNI ÖLÇÜDE BAKMIYORUZ. DEVLET, HOCA VE MEDYA NEREYE YÖNELTİRSE ORAYA YÖNELİYORUZ. KISACASI HANGİ KONU MÜSLÜMANLARI DAHA ÇOK GENEL YAPIDAN AYIRIRSA ORAYA YÖNELTİLİYORUZ.
İLK EMRİ HATIRLAYALIM " ALLAH'IN ADIYLA OKU" BUNU ANLAYIP VE HAYATIMIZA TADBİK ETMEDİĞİMİZİ GÖRÜYORUZ. ÇÜNKÜ MÜMİN OLAYLARI GERÇEKTEN OKUYANDIR. HER AÇIDAN OKUYAN ONA GÖRE KURANİ BAKIŞ AÇISI GETİRENDİR. BİZ İSE HİÇ AMA OKUMUYORUZ. OKUSAK İSLAM DÜNYASINDA YAŞANAN OLAYLARI BÜTÜNSEL GÖRÜP ONA GÖRE BİR TEPKİ GÖSTERİRDİK.
SON OLARAKTA ŞUNU BELİRTMEK İSTİYORUM. ACABA BİZE HÜKMEDEN KİMDİR? RABB SIFATIYLA ALLAH MI? YOKSA ONA HAS OLAN BU SIFATI VERDİĞİMİZ İNSANLAR MI? BU CEVAP HAYATIMIZA YÖN VERECEK
fe eyne tezhebun
01-12-2011, 19:57:46
düşünüyorum da bu 21 şehit bi onbeş yıl önce verilseydi türkiye'deki herbir müslümanın evini öfke, sevinç, hüzün ve tabi ki vakar sarmalardı. yediden yetmişe herkes bunu iliklerine kadar hissederdi. ama şimdi sanki 21 şehit herhangi bir rakam.. paranın sarmaladığı gündelik hayat içinde farkedilmeyen, hissedilmeyen.. kimse işini gücünü bırakmak istemiyor artık.. ne gerek var canım.. bi sürü önemli iş var..
irfan
01-12-2011, 19:28:33
Maksut kardeş!
benim demek istediğimde tam mücahit beyin durduğu yer.Cihad denilince hemen akla silahlı mücadele geliyor.Kendisi gibi düşünmeyenleride cihaddan kaçmakla itham edebiliyorlar.Ne yani Peygamberimiz(sav)yatağında vefat etti ne diyeceğiz şimdi??.Böyle düz mantık olurmu.Allah şehit-şahit olan kardeşlerin şahadetlerini kabul buyursun İnşallah ama Allah rızası için doğru dürüst konuşabilme şahitliğini bile gösteremeyen Müslümanların dünyanın bir ucunda mücadeleye heveslenmelerinide gençlik heyecanına bağlıyorum.
Allah bizleri hikmetinden uzak kılmasın.AMİN
mehmet maksut
01-12-2011, 19:26:31
"irfan agabeyime"
degerli agabeyim şehadet ve cihad kavramlarına yaklaşımınızla bizim yaklaşımımız arasında pek fazla bir farklılık yoktur. İrfan agabeyim cihadı belli bir strateji ve silaha baglamıyoruz. Yazımızda da buna dair bir vurgunun oldugunu düşünmüyorum. Allah yolunda yapılan her ugraşı cihad olarak degerlendiriyorum. cihadı sadece savaş ve silaha indirgemek yanlıştır. ayrıca şehidi şehadeti sadece ve sadece cephede ölüme endeksli degerlendirmekte yanlıştır.
Nasıl ki cihad Allah yolunda yapılan ugraşsa şehitte Allah yolunda ömrünün sonuna kadar kulluk gereklerini hakkiyla yerine getirip ruhunu rabbine sunandır. yani islama şahitliktir şehitlik. cihadı silah ve savaşa şehadeti cephede can verme olarak degerlendirirmiyorum. Buna ragmen bir çok okuyucunun hemen bu konuda mesaj atmalarını anlamış degilim.
cihadı afganistanla sınırlandırmak ve cihad denilince hemen afganistanın akla gelmesi de yanlıştır. bu bakış açısında daha çok mezhebi ve selefi bir algı vardır. ki bu dogru degildir. cihad yukarıda genel çerçevsiyle tanımladıgımız eksende dünyanın her yerindedir. rabbimizin ayeti kerimede buyurdugu gibi onlara karşı bu kitabla mücadele et hitabını ekseninde okuyup hayata aktarmaya çalışıyorum.
Müslümanların inançlarından kaynaklanan hassasiyetlerinden dolayı farklı çografyalarda vefat etmesi konusunda öncelikle şunu ifade edeyim ki benimde şahsi görüşüm mücadelenin davetin içinde bulundugumuz şartlarda yapılmasıdır. Dışarıya gitmeyi ve insan göndermeleri şahsım olarak uygun görmüyorum. Fakat dışarıya gidip orada mücadele eden kardeşlerimede saygı duyuyor onları saygıyla anıyorum. Farklı çografyalar dediğimiz yine Müslümanların ezildiği bir çografyadır. Ve bu anlamda Müslümanların oldugu tüm çografyalar bizim çografyamızdır.
Şunu söyleyebilirim ki bu kardeşlerimiz İslami mücadeleyi sadece silahlı bir mücadele olarak görmüyorlar. En azından bu son operasyonda vefat eden ve yakından tanıştıgım murat kardeşim özelinden bunu çok rahat olarak söyleyebilirim. Bu kardeşlerimiz Müslüman beldelerinde meydana gelen savaşa fiili olarak katılmakla İslami mücadeleyi silaha indirgemiş olmuyor. Bunları söylerken yapılan hataları da kabullendiğimiz anlaşılmasın.
“Afganistan savaşı ayrı bir konudur ve kirli bir savaştır perde gerisinde her türlü senaryoların çevrildiği bir savaş.” Ben ce bu kanaatlerimizi sahih delillere dayndırmadan ifade etmezsek daha hayırlı olur diye düşünüyorum. Bugün müslümanlar arasında saglıklı bir bilgi agı ve akışı yokken ve ortalık medyanın koplolarıyla doluyken ve medyanın çogu münafıkların elindeyken bu tür söylemleri söylememiz adıl bir yaklaşım degil gibime geliyor. Bu kanaatte olabilirsiniz buna bir şey dediğim yok. Fakat bunları kanıtlayacak somut deliller elimizde olmadıgı için genel bir hüküm ve degerlendirme yapamıyorum. En azından bunu kendi adıma söylüyorum
İrfan agabeyim dediklerimin öznel olması hasebiyle yanılma ve yanlış olma olasılıgı vardır. Bu durumda uyarılarınız ve nasihatleriniz bizler için önemlidir
Bu vesileyle sizleri saygı ve dualayla selamlarım
mehmet maksut
01-12-2011, 17:41:02
degerli kardeşim "MÜCAHİD"
Yapmış oldugunuz yoruma hiçbir anlam vermediğimi ifade edeyim. bizi yansıtmayan, alayvari bir yorumla bizleri itham etmenizin kardeşlik hukukuna sığmayacagını ifade ederek yorumunuzda bizleri itham ettiğiniz bazı yanlışlıkları degerlendirme hakkımı kullanayım
kardeş bizim aklımızdan gönlümüzden nerede işgale ugramış mazlum bir müslüman çografyası varsa her daim yaşamaktadır. bizler ümmetin sıkıntılarını yüreginde yaşayan bunun acısını ve sorumlulugunu taşıyan insanları. dolayısıyla sadece canlar topraga düşünce degil her zaman ve zeminde sadece afganistan degil tüm müslüman halkalar bizim yüregimizdedir.
bizler cihadtan kaçmıyoruz ve kaçamayız. sadece sizin gibi cihadı belli bir strateji ve silaha baglamıyoruz. allah yolunda yapılan her ugraşı cihad olarak degerlendiriyoruz. cihadı sadece savaş ve silaha indirgemek yanlıştır. ayrıca şehidi şehadeti sadece ve sadece cephede ölüme endeksli degerlendirmekte yanlıştır. nasılki cihad allah yolunda yapılan ugraşsa şehitte allah yolunda ömrünün sonuna kadar kulluk gereklerini hakkiyla yerine getirip ruhunu rabbine sunandır. yani islama şahitliktir şehitlik. bundan dolayı sizler cihadı silah ve savaşa şehadeti cephede can verme olarak degerlendiriyorlsanız bir çok hataya düşebilir ve islam adına diyerek bazı yanlışlıklarda bulunabilirsiniz.
cihadı afganistanla sınırlandırmak ve cihad denilince hemen afganistanın akla gelmeside yanlıştır. bu bakış açısında daha çok mezhebi ve selefi bir algı vardır. ki bu dogru degildir. cihad yukarıda genel çerçevsiyle tanımladıgımız eksende dünyanın her yerindedir. rabbimizin ayeti kerimede buyurdugu gibi onlara karşı bu kitabla mücadele et hitabını sizlere hatırlatırım.
ayrıca mücahid kardeşim bizler kardeşlik edebiyatı da yapmıyoruz. bu sözü söylerken kardeşliğiniz sızlamadımı ve liniz nasıl klavyenin tuşlarına bastı anlamış degilim. eger edebiyat yapmış olsaydık bugün edebiyat için başka şeyler vardır. hem insanların en temiz duygularını, acılarını edebiyat yapmak bunun üzeinde kahramanlık duygusallık rüzgarları estirmek müminin ahlakına yakışmaz...
mücahid kardeşim eleştirileriniz olabilir. bunları yazmanızda hiçbir mahsur yoktur. fakat lütfen yazarken tanıyarak yazın ve karşınızdaki insanlara kim olursa olsun insaflı davranın. sizleri allahın selamıyla selamlar saygılarımı sunarım. allah hakkı hak olarak bilip mücadele etmeyi bizlere lutfetsin
mücahid
01-12-2011, 16:51:17
vay be... demek afganistan sizin aklınıza canlar topraga düşünce geliyor ha. cihad denilince afganistan denilince amman duymasın kimse diyen sizler şimdi kalkıp kardeşlik edebiyatı yapıyorsunuz. cihaddan kaçarak yazılarla kahramanlık yaparak bir yere varılmaz...
editörün notu: mücahid kardeş size diyecegimiz tek söz el insaf
Selehattin Baybars
01-12-2011, 16:04:14
Duyarsızlığın sebebi,
Ankarada Ramazan bayramının birinci günü hastane ziyaretinde Mustafa Gök abiden dinlemiştim, İnsanların kaplerinin katılaşmasıyla ilgili bir örnek vermişti;
ESKİDEN AYAĞIMIZA GİYECEK ÇARIK BULAMIYORDUK, LAMBA OLSUN DİYE GAZ YAĞI BULAMIYORDUK, KURU EKMEK BULAMIYORDUK demişti.
AMA ŞİMDİ ELİNİ UZATTIĞIN HEMEN HERŞEYİ BİR ŞEKİLDE ALABİLİYORSUN. GİYSİ, AYAKKABI, YİYECEK ÇEŞİT ÇEŞİT ALABİLİYORSUN. HATTA EV ARABA ALABİLİYORSUN. demişti. BUDA İNSANIN KALBİNİ ÖLDÜRÜYOR demişti. SON ZAMANLARDA SOMALİ GÜNDEME GELDİ DE İNSANLARIN KALBİ BİRAZ YUMUŞADI" demişti.
Yukarıda anlattığım işin bir yönü, öteki yönü ise Allah kalbi duyarsızlaşan insanlara hidayet nasip etmiyor... Ayağında çarığı olmayan, kuru ekmeği olmayan silahı olmayan Afganistan iman edip, savaşıyor, şahid oluyor, şehid oluyor... ama her şeyin son modelini yiyen insanlar, nankör oluyor. Nankörlüklerinden dolayı hidayet nasip olmuyor...
Bir diğer boyutuda kendilerini müslüman olarak tanımlayan kişiler; İnancına ters düştüğü ve kardeşlerimizin mücadele şeklini beğenmedikleri için şehit diyemediği gibi müsmüman kardeşi için Allah rahmet eylesin bile diyemiyor...
Ben bu tip insanlara yukarıdaki Somali örneğini düşünerek şunu diyeceğim, BU DÜNYADA KUL HAKKI ALACAĞIM VAR DİYE SEVİNME, BATAKLIKTA SİNEK AVLARKEN, AKİDEVİ VE AMELİ ŞİRKE MUSLUK AÇMIŞSIN BİNLERCE YENİ BATAKLIKLAR YARATIYORSUN. HEM KUL HAKKINI ALSANDA ŞİRKE TÖVBE ETMEDİKTEN SONRA CENNETE GİDE ME YECEKSİN.
/
Ankara da gıyabi cenaze namazı..
http://www.dengeradyo.com/
M.FURKAN
01-12-2011, 14:14:21
Yeryüzünün çeşitli bölgelerinde ABD’nin dış askeri saldırı gücü olan NATO güçleri tarafından öldürülen tüm kardeşlerimize Allah’dan rahmet diliyorum.
“Müslüman kardeştir” ilahi yasası gereği yeryüzünün neresinde bir Müslümanın canına kastediliyorsa bu Müslümanların gündemi olmalıdır. Kaldı ki, haksızca ölümler kimden kime karşı olursa olsun asla kabul edilir değildir.
Müslümanlar onurlu, izzetli bir şekilde yeryüzü sorumluğu ile bir ve beraber olmadıkları müddetçe bu ölümleri daha çok yaşayacağız.
Allah sizlerden razı olsun. Duanıza âmin diyorum
?
01-12-2011, 13:01:16
aylardır ızdırabını hissettigim sıkıntılarıma tercuman oldu bu yazı. Uvey evlat muamelesi afganistana uygulanıyor. Bunu ifade etmeniz iyi oldu
ali
01-12-2011, 12:48:41
s.a allah razıolsun kardeş
rabbim şehadete kavuşan kardeşlerimizin şehadetini kabul eylesin yapmış oldukları fedakarlık gerçekten rabbimizin katında büyük bir fedakarlıktır. tabiki her coğrafyanın kendi vakaasına uygun mücadele usulü vardır o coğrafyanın vakaasına uygun olan tabiki odur bizim coğrafyada ise vakaamıza uygun olan mucadele usülü ise tedrici bir hareket metodu olması gerekiyor diye düşünüyorum. şehadet yalnız cihad meydanında ölmek degildir. mucadele meydanlarında mücadele etmekte bir şehadettir. şehid olacakmış gibi yaşamak şehid olarak ölmekten daha zordur.vesselam.
ahmet
01-12-2011, 09:45:26
irfan kardeşe
afganistan savaşının kirli oldugu söylüyorsunuz. bunu neye dayandırıyorsunuz. açıklarsanız seviniriz. senoryorlardan bahsediyorsunuz bunlara dair somut delililleriniz mi var yoksa medyaya dayalı çeşitli zan mıdır
mehmet kardeşimden allah razı olsun mümin ve adil kimliğiyle mesele bakıp güzel degerlendirmiş.
teşekkürler
irfan
01-12-2011, 06:06:52
Mehmet kardeşim,Yazdıklarınıza bir sözüm yok ama Müslümanların hassasiyet adına farklı coğrafyalarda vefat etmesi bana üzerinde düşünülmesi gereken bir konu gibi geliyor.Şehit olan Kardeşlerimizin İlahi rıza adına mücadele etmeyi illede ellerinde silahla vuruşarak ölmek gibi anlamaları düzeltilmeyi gerektiren bir anlayış değilmidir.Yanlış anlaşılmakta istemiyorum fakat neden mücadele etmek denince,şehit olmak denince bu tür ölümler akla gelir.Her şahit bir şehittir ve her Müslüman bulunduğu coğrafyalarda Allah rızası için amali salihe talip olmalıdır.
Afganistan savaşı ayrı bir konudur ve kirli bir savaştır perde gerisinde her türlü senaryoların çevrildiği bir savaş.Müslümanların "Kafirlere karşı akıllı ve uyanık bulunun" ayetini akıllarından çıkarmaması elzemdir diye düşünüyorum.
Allah emanet olun.
kavi
01-12-2011, 01:29:49
Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. (Al-i İmran/139)
ayet var ama somut bi üstünlüğümüz yok ..
nedendir hiç düşündünüz mü?
inanıyoruz ama AYNI şeye inanmıyoruz.
bir tane Muhammed (s.a.v) den bahsedebilir miyiz. her cemaatin ayrı bir peygamber tavvuru var.herkes kendine göre bir peygamber icat etmiş..herkesin İslam'ı farklı..
tek çözüm vahdet
AMA NASIL? kocaman bir soru(n)
Rabbim bizi BİRyolda/hak yolda birleştirsin..amin
talha
30-11-2011, 22:45:00
müslümanların bu parçalanmışlık durumu kolaylıkla bir araya gelecek durumda değildir milyarla ifade edilen bu müslüman? nüfus içinde birbirini desteklemek bir yana herkes kendini kurtarmaya çalışıyor zor hayat içinde imanını kurtarma çabası içinde 2. konu ise sizin şehit dediğinize başka bir kesim ... bu durumda nasıl bir birleşme umudu içindesiniz anlayamadım