Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
ÇAĞIN YENİ PUTÇULUĞU: MARKALAŞMA
Bünyamin ZERAN - 22/11/2011 - 18:38
Müslüman bir insan daha konforlu ve daha güvenli bir şekilde yaşayamaz mı ya da zengin olamaz mı? Diye sorabiliriz. Bu soruyu cevaplarken hayatın neresinde durduğumuz önemlidir. Mümin elbette zengin olabilir ne var ki bu mülkün Allah’ın olduğunun bilincinde olarak. Bu mülkü daha konforlu ve daha rahat yaşamak yerine Allah için daha çok seferber etmek adına istemelidir. Çünkü mümin bireyin şahitlik gibi bir kulluğu vardır. Yani elinin altındaki mülkün tutsağı olmayan ve o mülkü Allah için kullanan, fakirin, dertlinin derdiyle dertlenen ve Allah adına yaşadığı hayata ekonomik gücüyle çözümlemeler katan biri olmak zorundadır.

Geleneksel muhafazakar toplumla modern toplumların hayata bakışı farklıdır. Geleneksel toplum yanlış veyahut eksik de olsa özünde Allah ile olan ilişkisini devam ettirir. Modern toplumlarda ise birey daha çok hazzın peşinde koşar. Allah ile ilişkisi yok denecek kadar azdır. Ama her iki toplumda benzeşen bir yan vardır ki o da putçu bir anlayıştır. Geleneksel toplumda insanlar Allah ile olan ilişkilerinde aracılardan medet umar. Çeşitli türbeleri, şeyhleri, ve geçmişte yaşamış din adamlarını veyahut peygamberleri kendilerine şefeatçi kılarlar. Cennet istenecekse onlar aracılığıyla, çocuk istenecekse onlar aracılığıyla, bir sınav geçilecekse onlar aracılığıyla, şöhretli bir işe girilecekse yine onlar aracılığıyla, onların yüzü suyu hürmetine Allah’tan istenir. Modern toplumlarda aracılara ihtiyaç duyar. Ne var ki bu aracıların muhafazakar toplumların seçtiği aracılardan farkı vardır. Çünkü bu aracılar muhafazakar toplumda olduğu gibi modern insanın Allah ile olan ilişkilerinden ziyade tamamen bu dünyaya dönük beklentilerini karşılamak için vardır. Modern toplumun şefeatçileri markalardan başka bir şey değildir.

Markalar, sosyal alemin tasarım gücünü temsil eder. Ve bu sayede kalabalıklardan kendini ayırt eden hırslı insanların tutkusudur. İnsanlar, markalara ciddi fiyatlar öderken aslında ödedikleri fiyat kendilerini bir üst sınıfa taşıyacağına inandıkları değerin fiyatıdır. Böyle yaparak kendini, toplum içinde daha saygın ve daha güçlü hissedecektir. Çağın bu hastalığının yalnızca kapitalistlerde olmadığını bu hastalığa Müslüman iddiasında olanlarında tutulduğunu görmekteyiz. İslam, insanlar arasındaki mesafeyi ortadan kaldırmak için mücadele verirken diğer yandan insanlar da bu mesafenin giderek daha da derinleşmesini normal karşılamaktadırlar. Her marka insanlar arasında ki mesafeyi artırır mı? Elbette bunu iddia etmek zordur. Burada bizim kastettiğimiz şey insanın kendini markayla bütünleştirmesi ve o olmadan kendini değersiz hissettiği bir marka anlayışıdır. Mesela yakın zamanda konu edindiğimiz bir reklam vardı “toyoto gibi adam” diye. Markanın insana sahip olduğu ve ancak markayla insanın tanımlandığı durumlar bize modern putçuluğu göstermektedir.

Filanca marka giyinirsen, hem daha çok sevgiliye sahip olacaksın hem de üne kavuşacaksın, filanca semtte oturursan belli bir sınıf içinde yaşayarak sosyal ortamın değişecek ve daha güvenli daha konforlu bir hayat süreceksin. Kapitalizm insanı çepeçevre sararak ona ihtiyacı olmayan şeyleri ihtiyacı varmış gibi pazarlayarak kuşatma altında tutmaktadır. Modern toplumlarda ihtiyaç hissedilen her on üründen dokuzuna bakalım gerçekte ihtiyacımız yoktur. Ama imaj hastalığı bizi o on şeyi de almaya ikna eder. Siyah beyaz televizyonunuz varsa renkli ekrana, renkli televizyonunuz varsa LCD’ye olmadı LED televizyona ihtiyacımız vardır. Cep telefonları, bilgisayarlar ve daha niceleri bu örneklemeler içinde anılabilir.

Müslüman bir insan daha konforlu ve daha güvenli bir şekilde yaşayamaz mı ya da zengin olamaz mı? Diye sorabiliriz. Bu soruyu cevaplarken hayatın neresinde durduğumuz önemlidir. Mümin elbette zengin olabilir ne var ki bu mülkün Allah’ın olduğunun bilincinde olarak. Bu mülkü daha konforlu ve daha rahat yaşamak yerine Allah için daha çok seferber etmek adına istemelidir. Çünkü mümin bireyin şahitlik gibi bir kulluğu vardır. Yani elinin altındaki mülkün tutsağı olmayan ve o mülkü Allah için kullanan, fakirin, dertlinin derdiyle dertlenen ve Allah adına yaşadığı hayata ekonomik gücüyle çözümlemeler katan biri olmak zorundadır. Oysa durum giderek daha hastalıklı ve sonuç bakımından kötü noktalara kaymaktadır. İktidarın değişmesiyle birlikte yeni bir zengin tabakası oluşmakta ve bu tabakayı da İslami kesim işgal etmektedir. Servet sahibi olan bu kesim giderek dünyevileşmekte ve dönüşmektedir. Kendilerine yeni yaşam alanları oluşturmaktadırlar.

Bir reklamda olduğu gibi sadece ev almamakta aynı zamanda yeni bir yaşam da almaktadırlar. Bu yeni yaşamda içinde yüzme havuzu, camisi, spor salonu, marketi, kafeteryası, okulu vs. olan siteler vardır. Artık toplumun bir katmanından tamamen kendini soyutlayan ve yalnızca kendi sınıfından insanlarla muhatap olduğu ve dar gelirli, paraya ihtiyacı olan insanlarla muhatap olmadığı ve muhatap olmadığı için de böyle bir dünyaya karşı giderek duyarsızlaştığı yeni bir yaşam kazanmaktadır. Para bu grup için iyi bir efendi olurken kendileri de paranın karşısında kötü bir köledirler. Çünkü kendini mümin olarak iddia edenlerde modernitenin tasarlanmış diliyle konuşmakta ve düşünmektedirler. İslamın kendi diline sahip çıkmak ise modernite bulaşmış biri için oldukça zor hatta imkansızdır. Çünkü vahyi hayatın merkezine koymaktan çok realiteyi hayatın merkezine koymaktadırlar. Zekatımı veririm ne istersem yaparım, nasıl istersem yaşarım mantığı tamda seküler bir anlayışın peydahladığı bir düşüncedir. Oysa vahiy ilke olarak her şeyi Allah’a hasretmiş ve tüm kazanımlarında yalnızca O’nun iktidarını zirveye taşımak için olabileceğini deklare etmiştir. Zira Allah bu dünyanın oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu, mal ve evlat yarışı biriktirmekten ibaret olduğunu nihai varış yerinin O’nun yanı olduğunu yarışanların O’nun vaat ettiği cennet için yarışması gerektiğini bildirmiştir.

İslam, peygamberin vefatından hemen sonra fetihlerle geniş bir coğrafyaya dağılırken insanların servetle ve güçle tanışmasının akabinde nasıl ki bozulmalar yaygınlaştıysa aynı şekilde günümüz modern toplumlarında da servet ve güç mümin olma iddiasında olanları dönüştürmeye başlamıştır. Bundan kurtulabilmek için iman etmek ve imanın da ispatı olarak Kur’an’da anlatılan Salih ameli işlemek gerekmektedir. Çünkü Salih amelin temelinde Allah adına insanı ve toplumu dönüştürmek vardır. İşte modernite bundan aşırı derecede rahatsız olur. Zira o markalarıyla, imaj hastalığı oluşturarak toplumu tüketim kölesi yapmak ister. Varlığını insanın marka tutkunluğuna ve daha çok tüketmesine borçludur. İman iddiasında olanların bu ayrımı iyi fark etmesi gerekir. Çünkü şeytan tıpkı atamız Adem’i soyup cennetten çıkardığı gibi bizi de takva elbiselerimizden arındırarak cennetten çıkarma derdindedir. Bugünün yasak meyveleri pek çoktur ve bu yasak meyvelerden biri de marka tutkusudur. insan, kendini yalnızca vahiy ile tanımlayabilir. İnsan olmanın koşulu da, yöntemi de vahiyle çizilmiştir. Eğer ki bir markaya sahip olamadığım için kendimi tanımlamakta aciz hissediyorsam kendimi neye tapındığımı gözden geçirmem gerekmektedir.

Evet modern insan, kendini sosyal sınıf içinde bir üst tura taşıması için markaları kendine şefaatçi kılarak şirkin/putçuluğun bir başka şeklini ortaya koymaktadır. Nasıl ki mümin Allah ile olan ilişkilerinde her türlü aracıdan arınarak tek olan Allah’a kulluk yapıyorsa aynı şekilde modernitenin de tuzağına düşmeden marka ve imaj tutkunluğunu aracı kılarak da insanlar arasında sınıflar oluşturmayacaktır. Cahiliye döneminin Lat’ını, Menat’ını ve Uzza’sını lanetlerken kendisine yeni modern Lat, Menat ve Uzzalar oluşturmayacaktır. Süleyman’ın (as) duasında olduğu gibi malı yalnızca Allah’ı daha fazla sevmede ve O’na daha fazla kulluk etmede bir araç olarak görmelidir. Bizler modernitenin bize sunduğu tasarlanmış bir dille konuşmak zorunda olmadığımızın farkına varırsak vahyin bizim için tasarladığı dille konuşma şerefine nail olmuş oluruz. O vakit sorunlarımızı çözmek için ciddi bir adım atmış oluruz.

“Her kim şeref ve kuvvet isterse bilsin ki, bütün şeref ve kudret Allah’ındır. Hoş kelimeler (tevhid ve tesbihler) ancak O’na yükselir, kabul olunur. Salih ameli de hoş kelimeler (tevhid) yükseltir, makbul kılar. Kötülükler kuranlara gelince, onlara şiddetli bir azap vardır. Bunların yaptıkları tuzak mahvolur gider.” (35/10)

“Bizim katımızda sizi (bize) yaklaştıracak olan ne mallarınız, ne de evlatlarınızdır; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. İşte onlar; onlar için yaptıklarına karşılık olmak üzere kat kat mükafaat vardır ve onlar yüksek köşklerinde güven içindedirler.” (34/37)

571
YORUM LİSTESİ
hicran 03-01-2012, 01:16:07
ellerine saglik
 
ebu muhammed aydın 17-12-2011, 12:00:00
‘kendisi olmayan insan’ başka şeyler olmaya elverişli olur.
güzel bir konu kaleminiz dert görmesin
 
irfan 28-11-2011, 21:46:40
Yerinde tespitler.Yaşamımızın her anı aldatıcılarla dolu tarihimiz aldatıcıların peşine takılan ve helak olan insanlığın helakına şahittir.
İbret alacak yürekleri olan hakka itibar eder.
Bu günün helakına sebep modernitenin cazibesidir.Ölümü gündeminden çıkarmayanlar moderrniteye meydan okuyanlardır.
Allah razı olsun.
 
Erhan TOPRAK 23-11-2011, 22:49:29
Hayatı sıkışık yaşamak yeni zamanların modası olsa gerek... Hep koşturmacalı. Vakitlerde insana yetemiyor. Sanki çok önemli bir iş üzerinde muhteremler. Hayırlar, sıkışık zamanlara ancak uygun geliyor şimdilerde...Namaz sıkıştırılır araya,okumalar yine öyle.Muhabbetler sıkıştırılır belli zamana,gözler saatlere kilitlenmiş, genişliğe çıkma telaşı her daim... Takva’da sıkışmış "marka" arasına.Sonuçta, Esir olmak yada ecir almak arasına sıkışmış insanoğlu debelenir durur. Allah yardımcımız olsun.....Eline sağlık.
Erhan TOPRAK
 
DİĞER YAZILARI

16/05/2012 - 22:56 ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?

12/04/2012 - 08:56 DÜŞÜNCE, KURUMLARDAN ÜSTÜN TUTULMALIDIR

15/03/2012 - 06:57 ÇAĞIN İLERİSİNDE VE GERİSİNDE OLMAK...

13/02/2012 - 22:15 MODERN DÜNYAYI İSLAM'LA YENİDEN TANIMLAMAK

13/01/2012 - 13:36 HAYATA RABB’İN ADIYLA BAKABİLMEK

22/11/2011 - 18:38 ÇAĞIN YENİ PUTÇULUĞU: MARKALAŞMA

04/11/2011 - 12:46 KUR’AN’DA İSİM KAVRAMI

26/10/2011 - 16:19 AÇLIK GÜNÜNDE YOKSULU DOYURMAK...

04/10/2011 - 06:58 BİR KUR'AN KAVRAMI OLARAK "İLİM"

05/09/2011 - 15:30 BATI’NIN DÜNÜ VE DÜNYANIN BUGÜNÜ

02/08/2011 - 12:51 MEKKE TOPLUMU VE YAŞADIĞIMIZ TOPLUM KARŞILAŞTIRMASI

20/06/2011 - 06:27 AKIL TOPLUMU

21/04/2011 - 06:17 MÜSLÜMANLARIN ZİHNİ SAVRULMALARINA DUR DENMELİDİR

24/12/2010 - 23:35 ÖLÜM ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

30/11/2010 - 22:51 AHLAKI ALLAH’LA TEMELLENDİRMEK GEREK

28/10/2010 - 22:00 KUR’AN’I TERSİNDEN OKUMAK

07/10/2010 - 11:15 DÜŞÜNCEYİ DİRİ TUTABİLMEK GEREK

20/09/2010 - 14:05 ÖZELEŞTİRİYE İHTİYACIMIZ VAR

23/08/2010 - 12:12 KULLUĞU ÖZGÜRLÜĞE TERCİH EDİYORUM

31/07/2010 - 10:40 ÇOCUKLAR NEYİN MİRASÇISIDIR?

15/07/2010 - 10:59 ZAMANIN FIRTINALARINDAN KORUNMAK GEREK

05/07/2010 - 11:53 NİTELİK Mİ NİCELİK Mİ?

21/06/2010 - 08:37 GÜNDEMLER GÜNDEM OLA

07/06/2010 - 17:55 GELİŞİM Mİ, BAŞKALAŞIM MI?

25/05/2010 - 12:37 MÜSLÜMAN OLMAK TARAF OLMAKTIR

11/05/2010 - 11:39 SALİH AMEL KÂFİRLERİ NİÇİN ÖFKELENDİRMELİDİR?

25/04/2010 - 21:44 NUH’UN GEMİSİNE BİNMEK

14/04/2010 - 12:50 SORULAR VE SORUMLULUKLARIMIZ

30/03/2010 - 18:30 DOKUNULMAZLIKLARIMIZI KALDIRALIM

18/03/2010 - 12:14 HAYATA HİKMETLE DOKUNABİLMEK GEREK

25/02/2010 - 19:09 BİZ HANGİ SINIRLARIN ADAMIYIZ?

13/02/2010 - 19:56 BEN DEĞİŞMEDEN DÜNYA NE KADAR DEĞİŞİR?

05/02/2010 - 18:52 AÇILIMDAN YANA MIYIZ HİCRETTEN YANA MI?

01/02/2010 - 08:47 AHLAK, İNSANIN KENDİNE YABANCILAŞMASINA ENGELDİR

17/01/2010 - 22:30 BİLİNCİME SAHİP MİYİM!

07/01/2010 - 18:52 FARK EDEBİLİYOR MUYUZ?

22/12/2009 - 10:55 UZUN BİR YOLCULUĞUN İMGELERİ

31/07/2009 - 15:29 İÇE DÖNÜK ŞAHİTLİK VE BİREY OLGUSU

04/02/2009 - 11:01 BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

18/01/2009 - 11:36 KUŞANMAK YA DA SLOGANLARLA DEŞARZ OLMAK

31/12/2008 - 19:46 GAZZE’DE GÖZÜ YAŞLI ÇOCUKLAR

29/11/2008 - 13:59 YAŞAMAYA DAİR...

16/11/2008 - 14:33 AYNADA KENDİMİZİ SEYRETMEK

03/11/2008 - 11:25 ŞEHADET ANCAK ŞAHİTLİK YAPANLARINDIR

07/10/2008 - 12:01 "VE SİZLER ÜÇ SINIF OLDUĞUNUZ ZAMAN..."

05/09/2008 - 10:29 KUR'AN "AYKIRI" BİR MESAJDIR
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat