Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
AMERİKAN BAHARI
Hikmet ERTÜRK - 17/11/2011 - 21:26
Karşılığı olmayan paralarına bizleri borçlandırarak, üstelik kendileri adına bizlerden faiz isteyen bu zalimlerin ellerini kurutmanın tek yolu, onların kurduğu tezgâhın asıl amacının farkına varmamızdır. Onların oyun tahtalarını, oyuncularının niteliklerini ve de amaçlarını, sistemlerinin işleyişini çok iyi öğrenmek zorundayız. Dünya üzerinde tüm insanların en büyük sorunlarını açlık, yoksulluk, geçim sıkıntısı, Allah’ın verdiği nimetlere ulaşamaması, bu nimetlerin adil bir şekilde paylaşılamaması oluşturmaktadır. Bunun sebebi ise kendi sistemimizi bir alternatif olarak öne süremeyişimizden kaynaklanmaktadır. Onların oluştura geldikleri finans sistemlerini, bankalarını, ticari kurallarını kullandığımız sürece bu sömürüden asla kurtulamayız. Bu dünyanın açları, yetimleri, yoksul bırakılmışları için Allah’ın nimetlerinin adil bir şekilde bölüşülmesi için en uygun sistemin İslam’ın önereceği sistem olduğunu pratikleri ile çekinmeden sunabilmeliyiz.

Tunus, basının söylemesi ile Arap baharı dediğimiz hareketin tetiklendiği yer. Bütün otoriter rejimlerin sonunu getirmesi muhtemel bu hareket için, hem Kuzey Afrika’yı hem Arap dünyasını derinden etkiliyor denilmiş.

Bu ve benzeri yorumlar hala güncelliğini sürdürürken Amerika’daki sokağa dökülen Amerikan halkının ‘Wall Street işgali” eylemleri devam etmektedir.

Şuan ki verilere göre gözaltına alınanların sayısı 700’ü aşmış durumda. Bu şunu gösteriyor ki eylemlere epey fazla sayıda kişi katılmış. Amerikalılar aslında dünyanın gözü önünde çok trajik bir duruma düşmüşler. Fakat bizim onların bu durumlarını derinleştirip tıpkı onların yaptığı gibi karışıklığa sebep verecek bir alt yapımız mevcut değil. Zaten Birleşik Devletlerin dünya üzerinde yeterince işbirlikçileri mevcut. Bu haberleri Birleşik Devletlerin iç işlerine karışarak verebilecek bir haber kanalıda henüz bulunmamaktadır. Eğer böyle bir şeye yeltenirseniz, dünya üzerinde sürdüre geldiği enformasyon ağı ile bir anda herhangi bir terör örgütü ile ilişkilendirilebilirsiniz ve üzerinize tonlarca bomba yağabilir. Yapa geldiği dış yardımlar sayesinde tüm dünya üzerindeki örgütlerde Amerikanın büyük bir etkisi söz konusu. Nitekim bulduğu her ortamda İsrail'e arka çıkan ABD, Filistin'i destekleyen Eğitim ve Kültür Teşkilatı UNESCO'ya verdiği mali desteği kestiğiniaçıkladı.

Unesco’ ya yapılan yardımların kesilmesi özelinde bakıldığında Birleşik Devletlerin bu ve benzeri dış yardımların belli bir amacının olduğu hemen anlaşılabilen bir şeydir.

“Cohen’in naklettiği gibi, A.B.D. önceki başkanlarından Richard Nixon aşağıdaki cümleyi kullanarak dış yardımın gerçek amacını özetlemiştir.“Dış yardımın amacı başka ülkelere yardım etmek değil kendimize yardım etmektir.” Bu çerçevede Çohen “... dış yardımın ne dışa donuk (çünkü amacı Amerika Birleşik Devletleri’ne, daha özel olarak Amerikan şirketlerine yardım etmektir) ne de bir yardım olduğunu (çünkü dış yardımın çoğu, ekonomik olarak az gelişmiş ülke vatandaşlarına yardım etmek yerine sorunlarını artıracak niteliktedir) öne sürmüştür (Cohen,s. 28)

Amerikanın yaptığı dış yardımların çoğu, Amerikan iş dünyasına yapılan bir sübvansiyon niteliğindedir. Çünkü Amerikanın yaptığı dış yardımlar, ekonomik olarak az gelişmiş ülkeler içerisinde kullanılmamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri Kanunlarına göre, askeri yardımların yüzde 90’ı, gıda yardımlarının yüzde 90’ı, karşılıksız yardımların yaklaşık yarısı, A.B.D. mal ve hizmetlerine harcanılmak zorundadır (Cohen, s. 28).

Dış yardımın ekonomik olarak yoksul ülkelere yardım edici nitelikte olduğuna dair somut bir kanıt bulmak oldukça zordur; buna karşın, dış yardımın yoksul ülkeleri daha çok yoksul ettiğine dair önemli miktarda örnek bulunabilir. London School of Economics and Political

Science Üniversitesinin yapmış olduğu bir çalışmada; dıs yardımların, 1971 ve 1990 yılları arasında yardım alan 96 ülkenin ekonomik büyümesinin sağlanması veya bebek ölümlerinin azaltılmasında çok az bir etkisi olduğu kanıtlanmıştır. 1985–1995 arası on yıllık dönemde, Afrika Sahrası 170 milyar dolar uluslararası yardım almasına rağmen söz konusu sahranın yasam standardı yıllık olarak yüzde iki düşmüş ve 1970 yılından bile daha kötüye gitmiştir. Bu dönemde issizlik 100 milyon kişiyi etkileyerek dörde katlanmış ve enflasyondan arındırılmış gerçek ücretler, üçte bir oranında erimiştir.” (U.S. News & World Report, 30 Ocak 1995, s. 32).(Hasan DURSUN DPT Uzmanı)

Kendi ulusal ya da kişisel çıkarlarını korumadığı sürece hiçbir şekilde karşılıksız yardımda bulunmuyorlar. Amerika ve Batı bu konuda oldukça bencil ve çıkarcı üstelikte çok pişkinler… Sanırsam karşılık beklemeden yardımda bulunmayı inançları gereği yaşayan Müslüman halkların bu zalimlerin asıl amaçlarını algılamada çok büyük sıkıntıları var. Tabi burada İslam’a inanan toplumların bilinçlerinin körelmesinde uygulanan taktikte çok bildik bir şey aslında. Borçlandırıp sömürerek güçsüz ve beş parasız bıraktıkları Müslüman ülke ya da halklarına sözde yardımlar yaparak kendi amaçlarına hizmet ettirmek. Aslında bu emperyalist ülkelerin çarklarını döndürmeleri sırf kendi gayretleri ile olmamaktadır. Bu zalimlerin çarklarını döndürenler onları güçlü görerek onlara itaat eden kulluk yapan sözde kendilerini Müslüman atf eden halklardır. Ürktükleri güç, onlara kulluk ettikleri için kendi güçleridir. Yani kendi gölgelerinden korktukları için bu zalim emperyalist devletler Müslümanlar üzerinde böylesine etkinler. O yüzden kendimizin verdiği bu güçten korkmamayı da öğrenmek zorundayız. Tabi burada bu tarz kulluğa çağrılar direk yapılmayabiliyor. Daha çok bu çağrılar için aracılar kullanıyorlar. Çok sevdikleri liderlerine itaat eden bu hali ile doğru yoldan sapmayacaklarını zanneden bu topluluklar aslında bu liderleri tarafından direk bu emperyalist ülkelerin limanlarına salıveriliyorlar.

Karşılığı olmayan paralarına bizleri borçlandırarak, üstelik kendileri adına bizlerden faiz isteyen bu zalimlerin ellerini kurutmanın tek yolu, onların kurduğu tezgâhın asıl amacının farkına varmamızdır. Onların oyun tahtalarını, oyuncularının niteliklerini ve de amaçlarını, sistemlerinin işleyişini çok iyi öğrenmek zorundayız. Dünya üzerinde tüm insanların en büyük sorunlarını açlık, yoksulluk, geçim sıkıntısı, Allah’ın verdiği nimetlere ulaşamaması, bu nimetlerin adil bir şekilde paylaşılamaması oluşturmaktadır. Bunun sebebi ise kendi sistemimizi bir alternatif olarak öne süremeyişimizden kaynaklanmaktadır. Onların oluştura geldikleri finans sistemlerini, bankalarını, ticari kurallarını kullandığımız sürece bu sömürüden asla kurtulamayız. Bu dünyanın açları, yetimleri, yoksul bırakılmışları için Allah’ın nimetlerinin adil bir şekilde bölüşülmesi için en uygun sistemin İslam’ın önereceği sistem olduğunu pratikleri ile çekinmeden sunabilmeliyiz.

Bu zalimler sadece Müslümanlara bu açlığı, adaletsizliği öngörmüyorlar. Aynısını kendi halklarına da reva görüyorlar. Bugün dünya üzerindeki devletlerin halklarının sadece yüzde onu, yüzde doksanın elinde olması gereken serveti yönetiyorlar. Çünkü kurdukları liberal sistemler sürekli zengini zengin yapan yoksullar içinse hiçbir şey önermeyen sistemlerdir. Ama ne tuhaftır ki şuanda Müslümanlar ekonomik projelerini üretememişler. Ve tüm dünya halkları tek bir yol olan bu liberal yollarda yürümek zorunda bırakılmaktadır. O yüzden bizlerin İslami ekonomi modelleri üzerine çok çalışmamız alternatif yürünmesi gereken yolları bir an önce inşa etmemiz gerekmektedir. Dünya üzerinde sürdürülen ekonomik modeller ile ilgili bolca kitap okumalıyız. Ve şunu göreceğiz ki bu sitemler çok ta masum değiller.

Bu sitemlerin ürettiği gelir dağılımı bu konuyu çok güzel özetlemektedir.

Dünya nüfusunun yüzde 22 sinin yaşadığı gelişmiş sanayi ülkeleri, Dünya da sağlanan gelirin yüzde 83 ne sahipler. Dünya nüfusunun yüzde 78 inin yaşadığı azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin Dünya gelirindeki payı ise yüzde 17.

Dünya gelir dağılımında kişi başına düşen yıllık gelir dolar bazında İsviçre, Japonya, Norveç, Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde 30 bin doların üstündeyken, birçok Afrıka, Uzak Asya ülkelerinde 100 ile 300 Dolar arşında kalmaktadır. Dünya nufusunun en zengin yüzde 20 si ile en yoksul yüzde 20 si arasındaki gelir farkı 1970 de bire 30 iken, günümüzde bire 60 a tırmanmıştır. Yani en yoksul ülkeler daha da yoksullaşırken, en zengin ülkeler daha da zenginleşerek aradaki uçurum daha da artmıştır.

Dünya nüfusunun altıda biri, yani 1.3 Milyar insan, içecek su, doyacak kadar yemek bulamıyor, sağlık ve okul hizmetlerinden büyük ölçüde yoksun bulunuyor. Her gün 26. binden fazla çocuk yeterince beslenemediği için açlıktan ölüyor.

Servetleri düşük olan ülkelerin doğal servetlerinin bu gelişmiş denilen ülkelerin yağmaladıkları da unutulmamalıdır. Müslüman ülkelerde bu ekonomik sömürü düzenine sahip olduğu için kendi ülkelerindeki gelir dağılımı da dünya ölçeğinde olduğu gibi eşitsizdir.

Wealth Report 2011 (Küresel Servet Raporu) bu çelişkili durumunun hızlanarak arttığını gösteriyor. Bizi ilgilendiren Türkiye raporuna bir göz atarsak aslında ekonomisi çok geliştiği söylenen Türkiye’nin gelirinin belli bir elit zümrede toplandığı görülecektir. Ne yazık ki nüfusunun çoğunluğunu oluşturan fakir halkların bu adaletsizliği görecek ne eğitim düzeyleri nede cesaretleri mevcut.

Raporda ABD, Japonya, Çin, Fransa, İngiltere, İsviçre, Çek Cumhuriyeti, Singapur, Taylan, Endonezya, Avustralya, Güney Afrika, Şili ve Kanada örnekleri özel olarak incelenirken Türkiye genel değerlendirme çerçevesinde ele alınmış. Türkiye’deki servet dağılımındaki eşitsizlik dünyadakinden de kötü. Rapora göre; Türkiye’de 49 milyon 800 bin yetişkinin toplam serveti 1.3 trilyon. Türkiye’de 35 dolar milyarderleri var. Serveti 500 milyon dolar ile bir milyar dolar arasında olanları sayısı ise 43. Türkiye’deki servet dağılımında 10 doların altında büyük bir yığılma var. Gelir dağılımının hesaplanmasında kullanılan gini katsayı servet dağılımı hesabında da kullanılıyor. Buna göre, Türkiye’de servet dağılımını ifade eden gini katsayısı Afrika ortalamasına oldukça yakın.

Aslında ülkelerin kendilerine ait ekonomik politikaları olsa ve adil bir paylaşım söz konusu olsa bir sorun yok. Fakat burada demokrasi adında bir icat ile bu ülkelerin yöneticileri halk adına borçlanıp bu batılıların ekonomik sistemine oyun tahtasına dahil oluyorlar. Bu yüzden ülkelerinin zenginlikleri bu gelişmiş ülkelere akıp gidiyor. Tepedeki zengin sınıf zaten kaymak tabakasını aldıkları için olan fakir halka oluyor. Bu halkın bu sömürüye ses çıkarmaması adına da kendi ülkelerinde yasalar kanunlar çıkarmışlar. Hak aramak burada kanunlara karşı gelmek anlamına gelmiş oluyor. Yani fakir halkın illegal yollarda hak aramaları söz konusu değildir. O yüzden sistemin dışında kalma, bu alandan mücadele etmek zorundalar. Bu alanda mutlaka ayrı bir yol kullanılması gerekmektedir. Fakat mücadele sistem içerisinde sürdürülmeye çalışıldığı için bir şeyler yapma adına her hareket edildiğinde oluşan enerji bu zengin zümrenin değirmenine su taşımaktadır. O yüzden böylesi bir sistemin içinde hareket edilecekse mümkünse Müslümanların hiçbir şey yapmamaları daha hayırlı olacak gibi görünüyor.

İnşallah bu ayrı yol çalışmalarında gönüllü Müslümanlar bulunacaktır. Bunun için bu zalimlerden borç almamayı, Allah için aç kalmayı ve sabretmeyi öğrenmiş, cesaretli, muttaki Müslümanlara ihtiyaç var. Kendi yolumuzda yürümeye razı Müslümanlar çoğalıncaya kadar bu zalimlerin mabetlerinden de uzak durmalıyız. Nasıl ki namaz, oruç, hacc v.b ibadetlerimizi yaparak Allah’a karşı kulluğumuzu gösteriyorsak bu taguti emperyalist devletleri ve çıkarcı, sömürüye kapı aralayan yardımlarını ret ederek de kulluğumuzu göstermeliyiz. Onların bizlere sundukları modellere, sistemlere kuşku ile yaklaşmalıyız. Direncimizi kırmamalıyız. Unutmayalım ki kurtuluş yalnızca İslam’dadır. Allah katında da tek yol İslam’dadır.

730
YORUM LİSTESİ
yusuf 28-11-2011, 21:55:01
batıl kendisini çeşitli versiyonlarla korumak ve mevcudiyetini devam ettirmek zorundadır.her dönemde bunun adı değişebilir.karşımıza değişik izmlerle çıkabilir.ancak bu sadece su üstündeki köpüktür.kaybolması için suyun hakim olması gerekir.batılın yok olması sadece hakkın hakim olmasına bağlıdır.o halde bizler hakkı hakimkıldığımızda bu sistemler kendiliğinden sönecektir.onun içinde adnmışlık ve teslimiyet gerekir.allah bizlerde bu samimiyeti görürse zaferi de nasip edecektir.zira başarı ve zafer allahtandır.allah razı olsun.
 
mehmet gündüz 23-11-2011, 10:13:19
Allah razı olsun. Sistemin çözülebilmesi için öncelikle birlikteliğin sağlanması gerektiğini görmemek için kör olmamız gerek sanırsam.Bizlerin, zalimlerin isteğini reddeden Bilallere ihtiyacımız olduğu kadar, onu taşın altından bir servet ödeyerek çıkaran Ebubekirlere de ihtiyacımız var. İlk müslümanları bir araya getiren inanç olmadığı sürece, başarının da geleceğine inanmıyorum. Uğrunda mücadele verilenler herkesin ortak düşüncesi ve hedefi olmalı. Hedefi olanlarda hedefe ulaşmak için yerinde saymamalıdır.
YÜRÜYENLERİN AYAĞI TÖKEZLER, DURANLARIN VE YATANLARIN DEĞİL. O HALDE DÜŞTÜĞÜNÜZ YERİ ÖPÜN VE BİR ÇIĞLIK ATIN ; ALLAHUEKBER!
 
ASÖZ 22-11-2011, 21:23:09
sistemlerin işleyebilmesi için ham maddeye ihtiyaç vardır.insanda kendi fıtratından uzaklaştırılıp ,borçlandırılıp,yoksullaştırılıp,güçsüzleştirilerek,zengin küresellere,sermeyadarlara ,bankalara boyun eğiyor.kendisininsahip olduğu bütün hakların elinden alınmasına seyirci kalıp,kabulleniyor.bu toplum ve insanlar gerçeği anlmaadıkça,üstü örtüldükçe ,deve kuşu gibi kafasını gömdükçe,düşünmedikçe aynı senaryolar farklı zamanlarda tekrarlanacaktır.bilinmeli ki zahiren bahar olsada ,işte mısırda bahar bitti kış geldi.çözüm üreten olmayınca lider olmayınca,islam olmayınca hep kış yaşanacak insanlar perişan olarak adına yaşamak denirse yaşamaya devam edecekler...
 
İ,metin 19-11-2011, 22:18:18
Küresel sermayeye sahip %10 luk yamyamlar snıfı Wall Street işgalicilerini kontrol altında tutmak için kara kafir obamadan 500-700 bin kişilik toplama kampları oluşturması istemeleri söylentileri dolaşmakta.
Çünkü küresel kan emiciler ortadogudaki diktatörler gibi kendi ekonomi diktatörlüğünün yıkılmasından korktuklarından başkandan toplama kamplarının hazırlanmasını emredeceklerdir.
Dünyadaki üç büyük sermayeye bunlar hakimdirler ve yön vermektedirler,
İlaç sanayi,Silah sanayi ve petrol gibi.

"Ama onların hesabı varsa Allah'ın da hesabı var. Gerçek güç ve hâkimiyet sahibi olan Allah'tır."
 
ADEMOGLU 19-11-2011, 21:11:43
Yüce Allah bizleri sıratimüstakim üzere yarattığını unuturak yaşanan hayatlar esfele safilini getirmiş böylesi yaşam insanı kulluktan cıkarıp köle yaparken nefsani arzuları baskın çıkaran dünyavi dürtülerin eseratini anti kurani hayatlar sarmış bu cözülmeyi islam dışı etkenlerle atma cabaları bızı daha fazla öz değerlerden uzaklaştırırken zamanın farkedilmemesi hüsranın gelişine yol açtı dönüşü kuranla olan hayatlar hür olaçaktır. diline sağlık keki.
 
nuri 18-11-2011, 21:23:42
Günde 26 bin yaşamın açlıktan ölmesi acaba hangi vicdana sığıyor. İşte bu vicdan sahibi bile olamayan yaratıkların, nekadar cani olduklarının göstergesidir. Bu canilerin sunduğu kapitalizm, liberalizm, demokrasi vb sinsi kavramlarla bu caniliklerini yaşatıyorlar. İşin en acı veren tarafı, kimliğini müslüman olarak açıklayanlar kendi elleri ile, bu katliamın farkına varmadan mimarı oluyor. Tıpkı ''' Zenginleri zengin yapan arkasındaki fakirlerdir''' Sözündeki gibi.Allah razı olsun bu kirli oyuncuların oyunlarına düşmemek dileği ile...
 
fatma 18-11-2011, 18:37:29
Yooo! Ben de aynı açıdan bakıyorum.İslamın siyasal etkisinin olmadığı ya da kalmadığı her dönemde, batıl sistemin etkisi vardır.
Ve mevcuttakine İslam yine "alternatif" olamaz.
Fakat sunulabilir! Bunu da zaten mevcut batıl sistem, kendi var oluşunu sürdürmek için özellikle müslümanlara sunar(aslında sunduğunu zanneder)."Alın sizin istediğiniz saha". "Buradan sakın çıkmayın!" şeklinde.Yani İslam'ın kendi sınırları içinde belli şartlara bağlanmış yaşama hakkını onlara verdiği gibi, onlar İslam'a aynı şeyi yapmaya kalkarlar ve yapıyorlar da.Pek yakında nelere şahit olacağımızı şimdiden kestirelim ve uyanık olalım duası ile...

Teşekkür Ederim.
Yazılarınızı beğeni ve ilgiyle takip etmeye devam edeceğiz inşaallah...
 
hikmet erturk 18-11-2011, 16:34:44
Ben şuanki realite açısından alternatif kelimesini kullanmaıştım.Yani islamın siyasal bir etkisinin kalmadığı bir dönem için.Sizin baktığınız açıdan açıkladığınız şekli ile söyledikleriniz tamamiyle doğrudur.
 
fatma 18-11-2011, 15:01:24
Selamun Aleykum.Şahsen ben de çok istifade ettim yazınızdan.Allah razı olsun.

Yalnız birşey diyebilir miyim?

"Bunun sebebi ise kendi sistemimizi bir alternatif olarak öne süremeyişimizden kaynaklanmaktadır. "
demişsiniz ya, İslam sisteminden bahsederken, hiç bir sistemin alternatifi olarak bahsetmesek nasıl olur? Bu alternatif kelimesine bir aralar takmıştım ben. Yani alternatif; seçilebilecek bir başka yol,yöntem anlamını içermekte.Yani seçeneklerden birisi. Dolayısıyla "alternatif" kelimesini İslamın hakim olması ve seçilmesi gereken TEK liğine farklı bir anlam yüklüyormuş gibi geliyor bana.Yani İslam birşeyin alternatifi olamaz.İslam sistemi gelirse, diğeri zaten gitmiştir...Diye düşünüyorum. İfade edebilmişimdir inşaallah.

Teşekkür Ederim.
Saygılar...
 
Adatepeli 18-11-2011, 11:52:54
Hikmet kardesim,

Emperyalizmin bilinmeyen bir ayagina temas etmissin, aydinlatici yazindan dolayi Allah razi olsun...
 
mehmet maksut 17-11-2011, 23:22:01
Allah razı olsun agabey. allah amel ve gayretlerinizden takvayı, ihlası almasın ve amellerinizi bereketlendirsin
 
DİĞER YAZILARI

20/04/2012 - 15:51 MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK

14/03/2012 - 07:17 SINAVA DÂHİL OLMAK

14/02/2012 - 08:11 AŞK, SEVGİ, "SEVGİLİLER GÜNÜ"

12/01/2012 - 23:27 İNFAK: EN SEVDİKLERİMİZDEN

17/11/2011 - 21:26 AMERİKAN BAHARI

06/10/2011 - 09:22 OLUMSUZ BAĞIŞIKLIKLAR

15/09/2011 - 08:31 KISKANÇLIK/HASET

20/07/2011 - 23:11 KENDİNİ BEĞENMİŞLİK

17/06/2011 - 11:17 İKİYÜZLÜLÜK

11/05/2011 - 11:18 BÜYÜKLENMEK

11/04/2011 - 13:10 DÜNYA SEVGİSİ

08/03/2011 - 01:10 "KAZA" VE "KADER"

06/02/2011 - 13:48 TUNUS VE MISIR AYAKLANMALARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

01/02/2011 - 19:25 DÜRÜST ADAM, HIRSIZ ÜLKE

11/01/2011 - 22:29 İktibas Dergisi'nin 31. Yılı

16/12/2010 - 23:02 O gün

29/11/2010 - 19:13 SULANDIRILAN KAVRAMLARIMIZ VE GÜNDEMİMİZ

12/11/2010 - 11:59 KURBAN BAYRAMINDA İSLAM COĞRAFYALARI

19/10/2010 - 18:21 TEK DİN İSLAM

20/09/2010 - 14:19 MÜSLÜMAN OLMAM NEYİ GEREKTİRİR?

23/08/2010 - 12:20 UMRE İZLENİMLERİ

27/07/2010 - 12:09 RAB VE İLAH KAVRAMLARINI YENİDEN HATIRLAMAK

25/06/2010 - 10:28 İLK GÜNKÜ GİBİ OLABİLMEK

26/05/2010 - 10:29 AZ KALSIN MÜSLÜMAN KALAMAYACAKLARDI…

29/04/2010 - 11:51 MECNUN’UN DEVESİ

12/04/2010 - 10:58 "ESKİLERİN MASALLARI"

25/03/2010 - 11:43 GÖKYÜZÜNÜN ERİMİŞ MADEN GİBİ OLACAĞI GÜN

03/03/2010 - 17:24 KAVGAYI GÖRMEK GEREK

22/02/2010 - 08:15 GERÇEK TAKVA SAHİPLERİ

25/01/2010 - 15:04 DOĞRU DİN BİRDİR, DEĞİŞMEZ!

05/01/2010 - 10:39 İMANIN HAKİKATİ

15/12/2009 - 11:36 KÖKTEKİ BİLİNÇ

01/12/2009 - 10:22 HİCRET

30/10/2009 - 13:44 AHDE VEFA

04/10/2009 - 15:45 İÇİMİZDEKİ 'BEN'

08/09/2009 - 09:51 ORUÇ, "GIYBET"İ YOK ETMELİ

13/08/2009 - 17:52 RAMAZAN AYI KUR’AN AYIDIR

14/07/2009 - 00:05 ALLAH'IN İSİMLERİNİ EZBERLEMEK

18/06/2009 - 12:32 NUH'UN GEMİSİ

19/05/2009 - 22:37 EBU LEHEB’İN ELLERİ KURUSUN!

21/04/2009 - 00:19 SAHİPLİĞİ DEĞİL ŞAHİTLİĞİ OMUZLAMAK

14/04/2009 - 11:43 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM–2

24/03/2009 - 09:44 YOL AYRIMI

16/03/2009 - 09:34 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM

26/02/2009 - 12:09 28 ŞUBAT TAMAM, YA İÇİMİZDEKİ 28 ŞUBATLAR

08/02/2009 - 21:07 MÜNAFIKLAR HAKKINDA…

14/01/2009 - 10:44 ŞEHİD GAZZE

22/12/2008 - 22:00 SABIR GÜNLERİ

29/11/2008 - 12:45 ÖZGÜVEN İÇERİSİNDE YOL ALMAK

10/11/2008 - 12:29 YUSUF KISSASI VE DAVET METODU
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat