Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
TOPLUMSAL DEĞİŞME, YOZLAŞMA VE AHLAKİ KİRLENME
Cemil ARSLAN - 17/07/2007 - 18:21
Bize düşen görev; sanayileşme, kentleşme, coğrafi hareketlilik, toplumsal değişme ve teknolojik gelişmelerin süratle yaşandığı ve bütün toplumları etkisi ve baskısı altına aldığı, toplumsal çürümenin, çözülmenin ve çöküşün tavan yaptığı, fay hatlarının belirginleştiği, periyodik dayatmaların yoğunlaştığı bir vasatta sosyal ve kültürel değerlerimizi korumamız, dini ve ahlaki görevlerimizi hakkıyla ifa etmemiz, toplumsal kimlik ve kişiliğimizi müdafaa ve muhafaza etmemizdir.

   Toplumsal değişme; toplumun kültürel, ekonomik, teknolojik ve siyasal yapısının bir yönüyle ya da tümüyle değişmeye uğramasıdır,” şeklinde tanımlanabilir. Genellikle, kültürel değişme ile sosyal değişme aynı anlamda kullanıldığı için toplumsal değişmeye sosyo-kültürel değişme de denilir.

            Tanımdan da anlaşılacağı gibi toplumsal değişme, bozulma, yozlaşma veya ahlaki çözülme; bir toplumun tüm toplumsal yapısında, toplumsal kurumlarında, maddi ve manevi kültür unsurlarında meydana gelen farklılaşmalar, kimlik ve kişilik bunalımları, içtimai ve siyasi erozyonlar veya sosyal çalkantılar olarak da okunabilir, tartışılabilir, değerlendirilebilir.

            Toplumsal değişme, kuşkusuz en temel hadiselerimizden birisidir. Özellikle son yıllarda gerek iç ve gerekse dış yansımaların/dayatmaların da etkisiyle toplumsal yapıyı büyük ölçüde olumsuz yönde etkileyici rol oynamıştır. Çocuk ve genç yaştaki bireylerin toplumsal değişmenin baş döndürücü etkisiyle içinde bulundukları toplumun genel dini, ahlaki-kültürel değerlerini benimseme/içselleştirme/özümseme konusunda yetersiz ve isteksiz olduklarını ya da bu tür konulara kasıtlı olarak duyarsız hale getirildiklerini gayet rahatlıkla mülahaza edebiliriz.

            Ülkemizde tarihsel süreç içerisinde sanayileşme ve akabinde teknolojik gelişme ile birlikte hızlı bir kentleşme süreci başlamış, geniş nüfus kitlelerinin ülke içi ve ülke dışı coğrafi hareketliliği doğmuştur. İçinde bulunduğumuz dönemde bu hareketlilik tüm hızıyla etkisini sürdürmektedir. Bu hareketliliğin de doğal olarak birtakım siyasi, ekonomik ve sosyal sonuçları ortaya çıkmıştır:

            Her şeyden önce; gecekondulaşma, sağlıksız kentleşme, altyapı sorunları, işsizlik, sağlık ve eğitim hizmetlerinin yetersizliği, kültürel uyuşmazlıklar, sosyal erozyonlar, toplumsal rahatsızlıklar, ahlaki bunalımlar, sosyal çatışmalar v.b sorunlar sıklıkla duyulur ve tartışılır oldu.

            Modernleşme, az gelişmişlik, moda ve yabancılaşma olgusu, toplumumuzun geniş bir kesimi tarafından benimsenme de “mutlu azınlık” tarafından bir “yaşam felsefesi”, “toplumsal değer” ve “referans” olarak kabul edilmiştir. Bu mutlu ve seçkin(!) azınlık; genellikle sosyal meselelere duyarsız, sadece kendi menfaati için çaba gösteren, açlık, yoksulluk ve çeşitli problemler içerisinde yaşayan bireylere karşı asla acıma ve yardım etme duygusu taşımayan zavallı, ruhsuz, gaddar ve günahkâr bir topluluktan başkası değildir. 

            Modernleşme, “az gelişmiş ülkelerin ekonomik, toplumsal ve siyasal bakımdan gelişmiş olan toplumlara yetişme çabalarıdır,” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanım, gerçekten aldatıcı, nakıs, spekülatif, tuzağa düşürücü, düzenbaz ve hayal mahsulüdür. Zira modernleşme kavramı, ekonomik açıdan gelişmiş ülkelerin fakir ülkeleri sömürmek ve aşağılamak için bir araç olarak ivedilikle adeta bir “eşantiyon” edasıyla sunulmuştur. Tarihin çeşitli dönemlerinde modernleşme süreci bahane edilerek yoksul ülkelerin yeraltı ve yer üstü zenginlikleri patavatsızca, fütursuzca ve pervasızca talan edildi.

            Batılı paradigmanın ürettiği, adeta bir “promosyon” gibi takdim ettiği ve sistematik bir şekilde cebren dayattığı modernizm; tarihsel süreç içerisinde beşeriyetin kutsallarını yok saymış, din ve ahlak prensiplerine aykırı bir yapılanmanın dışında insanlık adına ciddi çözümler üretememiş; hep “öteki”ni dışlayan, kendisine yakın olanı koruyan ve kollayan, diğerlerinin değerlerini yok sayan, kutsallarına küfreden, emperyalist, materyalist, hedonist, pragmatik, baskıcı, jakoben, otoriter ve totaliter bir sistemi karşımıza çıkarmıştır. 

            Bize düşen görev; sanayileşme, kentleşme, coğrafi hareketlilik, toplumsal değişme ve teknolojik gelişmelerin süratle yaşandığı ve bütün toplumları etkisi ve baskısı altına aldığı, toplumsal çürümenin, çözülmenin ve çöküşün tavan yaptığı, fay hatlarının belirginleştiği, periyodik dayatmaların yoğunlaştığı bir vasatta sosyal ve kültürel değerlerimizi korumamız, dini ve ahlaki görevlerimizi hakkıyla ifa etmemiz, toplumsal kimlik ve kişiliğimizi müdafaa ve muhafaza etmemizdir.

            Her türlü kokuşmuşluğa, yamulmaya, yağdanlığa, pısırıklığa, manipülasyona, anomiye/sapmaya, dejenerasyona, yüce dinimizle bağdaşmayan yaşantıya, kuralsızlığa, ahlaksızlığa, marazlığa, sapıklığa, çirkinliğe, hülasa bütün kötülere ve kötülüklere karşı top yekun mücadele etmeye mecburuz ve mahkumuz.

            Sonuç itibarıyla; temel niteliklerimize, kültürümüze ve inanç değerlerimize yabancılaştığımız, ulusal/evrensel egemen güçlerin ve küresel sermayenin/kuşatmanın figüranı olduğumuz müddetçe iktisadi, içtimai, siyasi veya kültürel alanda gelişme göstermemiz, çağa damgamızı vurmamız, beşeriyete örneklik teşkil etmemiz, özetle bir adım dahi ilerleme kaydetmemiz asla mümkün olmayacaktır.

 

3001
YORUM LİSTESİ
DİĞER YAZILARI

15/05/2012 - 10:12 YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!

12/03/2012 - 14:27 HAYDİ MÜSLÜMANLAR! GELECEK PERSPEKTİFLERİNİZİ GETİRİNİZ!

18/01/2012 - 11:27 ALLAH'A TESLİM OLMAK!

05/08/2011 - 23:54 KARDEŞLİK ÇAĞRISI!

21/06/2011 - 18:33 DİRENİŞİN PSİKOLOJİSİ VE SOSYOLOJİSİ

03/05/2011 - 20:42 NASIL BİR SİYASET ve TOPLUM MODELİ?

10/07/2009 - 12:09 ÇİN ZULMÜNE SON VERİLMELİDİR!

24/06/2009 - 16:43 DARBECİLER MUTLAKA YARGILANMALIDIR!

03/02/2009 - 22:46 GAZZE: CİHADIN VE DİRENİŞİN SEMBOLÜ

17/12/2008 - 21:33 İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ ÜZERİNE

29/10/2008 - 10:40 KÜRESEL KAPİTALİZM ÇÖKÜŞ SÜRECİNİ YAŞIYOR

21/07/2008 - 08:57 ERGENEKON ÖRGÜTÜ MUTLAKA ÇÖKERTİLMELİDİR

01/07/2008 - 17:00 FERT VE CEMİYET

16/04/2008 - 18:45 SUÇLULAR TOPLUMSAL YAPIYI TEHDİT EDİYOR!

12/03/2008 - 10:44 STATÜKO’NUN ARSIZ DİRENİŞİ YAHUT CAN ÇEKİŞMESİ

26/02/2008 - 12:42 İSLAMOFOBİ: KÜRESEL EMPERYALİZMİN İSLAM KORKUSU

05/02/2008 - 20:07 BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜ NE ZAMAN BİTECEK!

22/01/2008 - 22:31 ZALİM İSRAİL’İ KİM DURDURACAK?

01/01/2008 - 12:52 ÖZGÜR-DER

29/08/2007 - 11:09 İHH: “İNSANİ YARDIM VAKFI”

17/07/2007 - 18:21 TOPLUMSAL DEĞİŞME, YOZLAŞMA VE AHLAKİ KİRLENME

18/06/2007 - 11:52 KARDEŞ KAVGASI NE ZAMAN BİTECEK?

24/05/2007 - 11:13 ZALİM VE MAZLUM

08/05/2007 - 11:45 İKİ KUTUPLU TOPLUMSAL KAMPLAŞMA SÜRECİ

23/04/2007 - 13:26 ÜÇÜNCÜ DÜNYANIN BATILILAŞTIRILMASI

11/04/2007 - 16:34 TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA

28/03/2007 - 17:24 İSRAİL’İN İNSANLIKLA SAVAŞI!

26/03/2007 - 13:26 EĞİTİM SİSTEMİNİN TEMEL PROBLEMLERİ

19/03/2007 - 14:50 TOPLUM YÖNETİMİ VE İNSAN HAKLARI

12/03/2007 - 11:29 GLOBAL EMPERYALİZM VE MODERN SÖMÜRGECİLİK

26/02/2007 - 15:59 “D–8”: SON YÜZYILIN ALTERNATİF PROJESİ

12/02/2007 - 11:44 DEMOKRASİ DÜŞÜNCESİ: ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM

05/02/2007 - 12:22 İSLAM İLE TERÖR ASLA BAĞDAŞTIRILAMAZ

22/01/2007 - 16:48 SADDAM HÜSEYİN NİÇİN İDAM EDİLDİ?
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat