Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-
Mehmed MAKSUT - 03/11/2011 - 07:31
Burada Ölüm gerçeğinin ne kadar bize yakın olduğunu anlamaya çalışıyoruz… Güçlülerin, prof’ların, zenginlerin, diktatörlerin, aydınların vs. insanların bir türlü yenemediği ve yok edemediği ölümü, bir ilahi yazgı olarak kabul edip ona göre yaşamak, hesabı verilebilir bir yaşantı ortaya koymak ölüm endişesi için en hayırlı çözüm iken, insanlar dünyevileşmenin, zenginleşmenin, sağlam binalar dikmenin kendilerini kurtaracağını zan ediyorlar... Fakat yanılıyorlar. İşte deprem bunun en canlı şahidiydi...

Günler geçtikçe depremin vahameti de kendisini ortaya çıkarıyor. Herkes yaşanılan dramın bir an önce bitmesi için elinden geleni yapıyor. “İnsanlar acıyı yaşayabilirler ama acıyla yaşayamazlar” misali buradaki insanlarda yaşadıkları acılardan yavaş yavaş uzaklaşmaya çalışıyor. Hastanelerde hastalarıyla ilgilenenler, taziye yerlerinde vefat edenlerin yasını tutanlar ve hayatını normal şartlara döndürmek isteyen insanlarla dolmuştu Erciş. Yaşanılan acılara rağmen özellikle bazı medya kuruluşları aracılığıyla yansıtılan ırkçı, bölgeci ifadeler buradaki insanların acılarına acı katıyor. Yaşanılan acıları bile siyasi manevra alanına dönüştürenler olduğu gibi yaşanılan acılardan tecrübeler çıkaran ve bunu kendileri için bir ibret-i nasihat olarak değerlendirenler de burada vardı.

Sabahları erkenden uyanıyoruz. Rehberimiz olan ağabeylerin dediklerini yaptıktan sonra vaktimiz olduğunda enkazları ve ardı ardına gömülerek dizilmiş olan kabristanları ziyaret ediyoruz. Burada Ölüm gerçeğinin ne kadar bize yakın olduğunu anlamaya çalışıyoruz… Güçlülerin, prof’ların, zenginlerin, diktatörlerin, aydınların vs. insanların bir türlü yenemediği ve yok edemediği ölümü, bir ilahi yazgı olarak kabul edip ona göre yaşamak, hesabı verilebilir bir yaşantı ortaya koymak ölüm endişesi için en hayırlı çözüm iken insanlar dünyevileşmenin, zenginleşmenin, sağlam binalar dikmenin kendilerini kurtaracağını zan ediyorlar. Fakat yanılıyorlar. İşte deprem bunun en canlı şahidiydi... Bu duygularla Van Yolu Caddesinde dolaşırken birden aklıma Hz Nuh’un oğlunun kıssası geldi. Oğlunu hidayete ve kurtuluş yoluna yoğun bir gayretle çağıran bağrı yanık bir peygamber ve baba; oğlum bugün iman edip bu gemiye binmenden başka bir kurtuluş yoktur deyince oğlu ben tufan karşısında şu dağlara sığınırım. Onlar beni korur demişti. Oysaki dağları da yaratan Allah’tı. Hiçbir kaçışın ve sığınılacak yerin olmadığı, olamayacağı bir dünyada “fe eyne tezhebun” ayetini haykırmak geliyordu içimden. “Nerede olursanız olun, sağlam kalelerin içerisinde bile olsanız ölüm sizi bulacaktır” ayeti canlandı zihinlerimizde. Doğuda da olsak, batıda da olsak; sağlam kalelerde, yüksek binalarda da olsak sünnetullah işliyordu. İşte önemli olan bu işleyişe uygun bir yaşam ortaya koymaktır. Bizi kurtaracak olan da bu sünnetullaha göre yaşamaktır. Hz Ali’nin dediği gibi "Ölümün ne zaman geleceği belli değilse en iyisi biz onu her yerde bekleyip ona hazır olalım”. Hz peygamberinde ifade ettiği gibi “bu dünyada bir yolcu gibi olunuz”. Evet, hepimiz aslında suskun birer yolcuyuz. Geride sevdiklerimizi, sevmediklerimizi, biriktirdiklerimizi, hayallerimizi, tutkularımızı bırakıp gideceğiz....

Geçici olarak geldiğimiz acıların diyarından ayrılma vakti gelmişti. Her başlangıcın bir sonu, her gelişin bir gidişi vardı. Bu da bir yazgıydı. Evet, bizimde ayrılık vaktimiz yaklaşıyordu… Döneceğimiz gün sabahın ilk saatlerinde uyanıyoruz. Dışarısı her zaman olduğu gibi soğuk. Her ne kadar dışarısı soğuk olsa da buradaki insanların sıcaklığı yüreklerimizi ve bedenlerimizi yeterince ısıtıyor. Son gecemizde akşamdan yağan yağmur, etrafı çamur deryasına dönüştürmüştü. Çadırlarda yaşayan insanlar yağışın yoğunluğundan dolayı etkileniyordu. Özellikle çocuklar soğuk havalardan dolayı oldukça etkileniyor. Çeşitli hastalıklara yakalanmamak onlar için imkânsız gibiydi. Yürekten hissederek geldiğimiz Van’dan, Erciş’ten yavaş yavaş ayrılık vaktine yaklaşıyorduk. Hayatımızın en yoğun ve yorgun günleri bu günlerdi diyebilirim. Yaşadığımız bu günlerde acıda olsa hatıralarımıza çok şeyler yerleşmişti… Enkazlar, ağlayan analar, dua eden bacılar, bir umut sıcaklığıyla bir yerlere sığınan mahsum çocuklar, ellerindeki küreklerle sabırsızlıkla enkazın altında evladını arayan babalar, kardeşlerinin acısına şahit olan ablalar... Umud ile yes arasında ince çizgide gidip gelenler, yardım konvoyları, siren sesleri, yaralı çığlıkları, kimse yok mu nidaları, siyah poşetler, sevdiklerini bir tabuta koyup memleketin yoluna düşenler… Bembeyaz nakışlı tülbendiyle cansız çıkan analar, annelerine son kez sarılmak için ufacık bedenleriyle kendilerini enkaza atanlar, çadırlarda battaniyelerine sımsıkı sarılarak yaşadıklarını zihinlerine kaydeden çocuklar, hastanedeki koşuşturmacalar, insanların bir can kurtarma seferberliği, yıkıntılar arasında çıkan kitaplar, çöken binalar, yıkılan umutlar, dökülen yaşlar, her şeyden öte yitirilen insanlar ve iki değerli kardeşim vardı… Hepsini yüreğimizde taşıyacağız inşallah...

Sabahın ilk saatlerinde yola çıkma hazırlıkları yapıyoruz. Birlikte çalıştığımız, üşüdüğümüz, sarıldığımız, dertleştiğimiz kardeşlerimize sarılarak vedalaşıyoruz. Seyda “xweda jı te razî be. We dılé şewiti şâd kîr xweda ji we şâd bıké” diye Kürtçe dua ederek bizi uğurluyorlar. Bir dostumuz yürekten, kendisine has şivesiyle “Gardaş bizi duanızda unutmayın” diye serzenişte bulunurcasına yüreğimize hitab ediyor. Bu söz yüreğimize kurşun gibi işlerken gözlerimizi de işlev katıyor. Herkesin her an istediği duadır. Her buluşma ve ayrılmada istenilen dualar önemsenmediğinden midir bilmem ama hep unutulur gider… Sonra dönüp gardaş; “unutmak ihanet etmektir” diyerek ayrılıyoruz..Yıkılan otogara doğru hareket ediyoruz....

Bilet bulmak oldukça zor. Hem artçı depremlerin olması hem de gelen kış şartlarından dolayı insanlar daha güvenli gördükleri yerlere en azından durumlar netleşinceye dek sefere çıkıyorlar. Otogar yıkıldığı için dışarıda araba bekleyen insanlar yaktıkları ateşlerler ısınarak arabalarını bekliyorlar. Üç saat sonra arabamızın geleceğini ifade eden muavin, bize arka taraftaki küçük çay ocağını göstererek yardımcı oluyor. Çay ocağında çay ve simid alıp bir köşede beklemeye başlıyoruz. İçeride otururken insanların sitemlerine şahitlik ediyoruz. En büyük sitem ise bazı insanların gelen yardımları istismar etmesi ve bunun üzerinden medyanın bölgeyi bu istismarlar üzerinden yansıtmasına yönelikti… Çay ocağının ortasında oldukça eski bir kömür sobası var. İçeriyi küçük olmasına rağmen oldukça ısıtıyor. Buna ısıya bir de insanların içtiği kaçak sigara eklenince içeriyi hem sıcaklık hem de ağır duman kokusu kaplıyor. Çaycı kömür ateşindeki sobada suyu ısıtıp çay demliyor. Kaçak ve kömür ateşinde demlenen sıcacık çayı, tüm acılarımızı bir nebze olsun dindirebilme umuduyla içiyoruz… Otogarın hemen yanındaki futbol sahasına kurulan çadırlara doğru yönelerek oradaki hayata bir daha şahitlik ediyoruz. Herkes soğuktan ve yağıştan korunmak için çadırlarında sessizce bekliyor… Yarım saat çadırların önünde oturup yaşanılan manzarayı tefekkür ederek arabanın gelmesini bekliyoruz. Yağmur yağıyor ve insanlar tekrardan koşuşuyorlar.

Herkes yanına aldığı birkaç parça eşyayla yola koyuluyor. Herkes hüznünü, hatıralarını, acılarını, geride bıraktıklarını, sevdiklerini, topraklarını bırakıp gidiyordu. Araba gelince insanlar son defa geriye dönüp ağlayarak yola koyuluyor. Bizde beklenilen arabaya biniyoruz. Geride kocaman acıları, hüzünleri, Umutları, sevdiklerimizi, Miraç’ı, nakışlı tülbendiyle cansız çıkardığımız anayı, oynamaya çıktıkları için enkazdan kurtulan Zilan ve Dilan kardeşleri, çadırdaki kardeşlerimizi, yorgunluklarımızı, battaniyemizi, Van’ı, Erciş’i enkazlarda bırakmak zorunda kalmamız, gözlerimize bulutlar misali damlaları topluyor. Yağan yağmura birkaç damla gözyaşımızı katıp veda ediyoruz acıların diyarına. Ey Erciş, Gözler, gönüllerdekine şahit oldukça ve yüreklerde acılar var oldukça gözyaşlarımızda olacaktır. Bunu hiç unutma.

441
YORUM LİSTESİ
fatih 05-11-2011, 16:41:14
allah islam için insanlık için uğraşan bütün kullarına yardımcı olsun değerli mehmet mahsut abim gerçekten bu günlükleri okurken oradaki olayları birazda olsa teneffüs etmiş olduk allah sizden razı,oradaki insanlarada yardımcı olsun.
 
mehmet maksut 05-11-2011, 12:59:04
DOSTUM'A

Dostum Allah razı olsun. Allah dostlugumuzu davamızla pekiştirsin. Davamız tüm sancılarımızı ve acılarımızı dindirecek yetkinliğe sahipir. Dogununda Batınında acıları inşallah İslam ile sevince dönüşecektir. Yeterki bizler davamızı dogru okuyup,anlayıp,yaşayıp yaşatalım. O zaman hakikatler ortaya çıkacaktır... bize düşen tevhid,takva ve ihlas merkezinde çalışıp süreç ve sonuça dogru giderken sabretmektir.

ithaf ettiğin şiir benim için çok degerli ve güzel. aslında sevgiye dair olan herşey degerlidir dostum. yani bomboş bir sayfayı, kırık veya tükenmiş bir kalemi bile sunsan ben bunları yüregimde saklarım bunu biliyorsun.

dostum sizin ve tüm diger dostlarımın sevğisini duasını almak zor zamanların en dopingli azıgıdır. bunu böyle bilesin. rabbim dostlumuza ve sevgimize ilahi olanı lutfetsin... selametle. tüm dostlara selamlar
 
dostun 05-11-2011, 11:02:23
bir yandan üşürken ellerim
bir yandan ey dogu seni düşlerim
sen yılların acısını bagrında taşırken
ben derdine derman için yüregime seni söyletirim

vuruluken özgürlüğe uçuşan kuşlar
söyleyin avcılara bizi ölüme mi layık gördünüz
vurulmakla özgürlük ile inanç bitmez biliniz
lal olsada dilimiz feweran eder yüregimiz

agla dogu, agla anadolu
bagrında aglayan ana dolu
işkencelerde sessizce beklerken umudu
güneşin aydınlıgında bile donan yiğitler dolu

sen yiğitlerin diyarısın
acıların tarlasısın
bahçende açılmaya ramak kalınca güller
serzenişim sanadır aç ma ey gül solarsın

gayretli kardeşimsin dogunun derdini dogmadan çekmişsin ve çekiyorsun. sen tüm sevdiklerine şiirler ithaf ederken ben de sana dair birşeler yazmak istedim. senkiler kadar olmasa da kabul buyur...
 
t..........a 04-11-2011, 21:26:18
maksut kardeşimiz yine ne güzel ve içten dokunmuş hayat ve ölüm sazının telerine .depremzedelere baktığımız zaman hiç birinin aklından geçmezdi belki depremin olacağı, evlerinden ve sevdiklerinden bir anda ayrılacakları. aslında bu, ölüm ile hayat arasında ne kadar da yakın mesafeler olduğunun göstergesidir. van'da ve erçiş'te ne bir bomba patladı ne büyük bir trafik kazası oldu ne de salgın bir hastalık vardı. ama 600 'ü aşkın insan hayattını kaybetti ve bir çırpıda ( bir anda) oldu bunlar ,bunun için insanlar uzun metrajlı ömür hayelinden uyanmalılar her an hazırlıklı olmalı ona göre yaşamalılar (ALLAH'IN UYGUN GÖRDÜĞÜ ÖLÇÜLER DAHİLİNDE).hani ölüm ne güzel nenasihattir diye buyurmuş peygamber efendimiz (SAV) en güzel nasihatlerden olan ölümü unutmamalı çünkü bütün canlılar ölümü tatacaklardır. ölümle yaşama dileğiyle .. selametle
 
ahmet 03-11-2011, 11:24:58
kadirşinaslık gösterip tüm sıkıntıları göze alarak ve borç para ile bilet alıp van'a erciş'e gelen kardeşim, kardeşimizden Allah razı olsun. gerçekten günlüklerinizle orayı yaşadık. bize bu imkanları içerisinde bulundugunuz şartlarda sundugunuz için kuçak dolu dualarımı gönderiyorum...

Allah yaşadıgımız acıyı islamla sevince çevirsin duasıyla
 
DİĞER YAZILARI

12/05/2012 - 08:16 GEZİ VE MUHASEBE

19/04/2012 - 03:11 KUTLU DAVADAN KUTLU DOĞUMA

15/03/2012 - 07:14 NEFES ALMANIN ÖLÜM OLDUĞU YER: HALEPÇE

10/03/2012 - 06:30 ANNEME MEKTUP – PEPÛKÂ DAYÎKAN -I-

26/02/2012 - 07:31 İRAN’IN DIŞ SİYASETİ ve SURİYE’DEKİ OLAYLARA BAKIŞI

15/02/2012 - 19:50 İRAN İZLENİMLERİ -2-

09/02/2012 - 12:12 İRAN İZLENİMLERİ -1-

15/01/2012 - 00:13 MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...

09/01/2012 - 08:19 LÂ TURKİYYE, LÂ KURDİYYE, İSLÂMİYYE, İSLÂMİYYE!

30/12/2011 - 00:52 KATIRLARIN SIRTINDA UMUD'A KAN, TOPRAĞA CAN DÜŞTÜ...

20/12/2011 - 22:44 HURAFE- BİDAT’İN VAHİY VE AKILLA MÜCADELESİ

30/11/2011 - 21:59 BU NE DUYARSIZLIK, BU NE TUTARSIZLIK...

19/11/2011 - 12:35 ŞAHISLARI KUTSALLAŞTIRMA HASTALIĞI VE ELEŞTİRİ

06/11/2011 - 15:44 SENSİZLİK VE SESSİZLİK

03/11/2011 - 07:31 DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-

31/10/2011 - 21:44 DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-

30/10/2011 - 09:09 DEPREM GÜNLÜĞÜ - 2

28/10/2011 - 10:27 DEPREM GÜNLÜĞÜ -1-

17/10/2011 - 08:31 DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU

13/09/2011 - 23:49 BİR RİSALE-İ NUR DERSİ İZLENİMLERİ

08/09/2011 - 23:10 KAYIP BİR FİDAN

02/09/2011 - 10:50 UMUDUN GÜCÜ

20/08/2011 - 04:53 KÜRESEL SALDIRILAR KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR

12/08/2011 - 12:20 KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI

12/07/2011 - 22:55 ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ

23/06/2011 - 23:00 MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI

11/06/2011 - 16:46 İSLAMİ KİTLELERİ AMACINDAN SAPTIRMA SİLAHI: DEMOKRASİ

31/05/2011 - 06:14 İZZET GÖMLEĞİNİ GİYMEK

08/05/2011 - 13:33 KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR

25/04/2011 - 19:49 MİLLİYETÇİLİK TÜRLERİ VE TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİLİK

12/04/2011 - 23:21 ÇOCUK VE TAŞ (ŞİİR)

02/04/2011 - 00:55 SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ

03/03/2011 - 06:42 HAL-i PÜRMELALİMİZE DAİR HASBİHAL

02/02/2011 - 19:12 ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR...

28/12/2010 - 22:40 Dâvâ gençliksiz olmaz

09/12/2010 - 22:11 UZLAŞMA TEKLİFLERİ KARŞISINDA MUHAMMEDİ TAVIR

09/11/2010 - 12:38 İSLAMİ MÜCADELE ÜMİTSİZLİK GİRDABINA MAHKÛM EDİLMEMELİ

21/10/2010 - 16:29 SAVRULMALARIN SEBEBİ: SABIR EKSİKLİĞİ

01/10/2010 - 17:45 ÜNİVERSİTELERDEKİ İSLAMİ ÇABALAR ÜZERİNE HASBİHAL

11/09/2010 - 12:26 SABRA DAVET

26/08/2010 - 15:19 MESAJ KIVILCIMLARI

03/08/2010 - 20:09 LOKMAN (A.S.)'IN ÖĞÜTLERİNE KULAK VERMEK

08/07/2010 - 19:40 KİMLİĞİN İNŞASI

28/06/2010 - 09:48 YOL KONTROLU

10/06/2010 - 18:03 FİRAVUNİ BASKILARA KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ SIĞINAKLARIMIZ

20/05/2010 - 10:48 ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?

02/05/2010 - 15:24 MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN

17/04/2010 - 11:33 KURTULUŞ FAKAT NASIL?

30/03/2010 - 18:25 OKU: HAYATI YENİDEN İNŞA İÇİN

11/03/2010 - 10:15 İSTİKAMETİ ŞAŞMAMAK

24/02/2010 - 13:22 KAYBIN EN BÜYÜĞÜNDEN SAKINMAK İÇİN

10/02/2010 - 14:23 KURTULUŞUMUZ DAVETİ DİRİLTMEKTE

29/01/2010 - 18:43 BİLEBİLMELİYİZ…

19/01/2010 - 12:13 GENÇLER EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR

31/12/2009 - 16:50 BİRAZ DA KENDİMİZİ KONUŞALIM!

19/12/2009 - 10:15 BİZ VE SORUMLULUKLARIMIZA DAİR
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat