Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-
Mehmed MAKSUT - 31/10/2011 - 21:44
Uykusuzluk, yorgunluk ve havanın aşırı soğukluğu bizleri etkilese de yüreğimiz namazın sıcaklığına ihtiyaç hissettiği için soğuk ve sınırlı su ile abdest almaya doğru yöneliyoruz… Topluca namaz kılmak için saf tutarken imanın ve ihlâsın nişanelerini hissederek uzanıyoruz secdeye… Secde et ve yaklaş ayetlerinin tezahürünü yakalamak an meselesi… Secdeden rahmana doğru bir yolculuğa çıkıyor yüreklerimiz…

Erciş’te deprem sonrası insanların en çok aradığı iki temel unsur ekmek ve su’dur. Oysa yaşarken beklide hiç kıymeti olmayan bu iki nimeti yaşanılan olay üzerine insanlar arar olmuştur. İnsan bu kadar acizdir ve rabbinin en basit gördüğü nimetlerine ne kadar da muhtaç olduğunuzu orada olduğumuz sürece anlıyoruz… Şehir cansız ve işlevsiz bir halde sukuta bürünmüş bir durumdadır… Gece olunca bu manzaraya maruz kalan insanlara sıcak bir aş çıkarabilmek için önceden başladığımız hazırlıklarımızı hızlandırıyoruz… Burada yaşlısı genci herkes evine bir şeyler götürebilmek için uzun süre sıralara girmektedir. Her zaman devlet dairelerinde, bankalarda sırada bekler gördüğümüz insanlar bu gün bir parça ekmek bir tas çorba götürebilmek için sırada beklemektedir. Kim bilir depremden önce benim diyen kaç kişi sıradadır…

Her şeyin birden yok olduğu bir zaman diliminde havanında soğuk olmasıyla ekmek ve çorbaya insanlar öyle ihtiyaç hissediyorlar ki bazen bunun için tartışıyorlar bile… Her zaman fakir fukaralara layık görülen ekmek ve çorbaya bugün herkes muhtaç bir halde beklemektedir… Bu arada akşamın ilerleyen saatlerinde değeri on beş bine yakın bir arabayla bir adam yemek dağıttığımız çadıra doğru gelerek, kardeş ekmek var mı diye sorması bizleri biraz daha sarsıyor ve düşündürüyor… Hem ekmek bitmişti hem de düne kadar arabasıyla varlığını ifade eden insanlar bugün arabalarıyla ekmek arıyor… Deprem bu olsa gerek. Ve asıl sarsılma bu olsa gerek diye düşünüyorum… Rabbim açlığın ne olduğunu ben orada anladım. Ve sen kimseye kaldıramayacağı açlığı ve yokluğu verme…

Geceleri dışarıdan gelen eşyaları indiriyoruz. Tüm arkadaşlar can havliyle çalışıyorlar… Gündüz gelen eşyaların halka ulaşması için seferlik halindeyiz… Özellikle gençler takatlerinin üzerinde bir seferberlik gösteriyorlardı… Hele 12 yaşındaki Miraç adlı bir çocuk çalışmasıyla hepimizi kendisine imrendiriyor… Kamyonun üstüne çıkıyor, eşyaları indiriyor, çay dağıtıyor. Kendisine söylenilen şeyleri çocuksu temiz yüreğinin kaldırdığı miktarda kaldırmaya çalışıyor… Bir mola esnasında yakından tanışıp hasbıhal etme fırsatımız oluyor… Ve başlıyoruz muhabbet etmeye… Başını okşadığınız an hemen size yakınlaşmak isteyen bir nazarla bizlere bakıyor buradaki çocuklar… Bir baş okşamak, onlarla biraz ilgilenmek onların küçük yüreklerini ihya ediyor… Gülmeyi unutmuş yüzlerine tatlı bir tebessüm konduruyor… Miraç’la sohbetimiz başlayınca başlıyor çocuksu merakla sorular sormaya… Sorularını doğuya ait Kürtçe şiveyle sorması bizim iletişimizi daha da samimileştiriyor… Abi buralı mısın? Diye soruyor… Hayır, Urfalıyım ama Mersin’de kalıyorum diyorum. Sizde mi memleketinizi terk etmişsiniz? Evet diyorum… Abi sevdiklerini ve kimseni kaybettiğin için mi buraya geldin diye soruyor? Gözlerine bakıp bu kadar temiz ve saf sorulara gönülden geldiği gibi cevap veriyorum… Evet, Miraç kardeş, sevdiklerimi kaybettiğim için buraya geldim diyorum… Ama o kadar içten konuşuyor ki Miraç biraz da yaşanılan duygu ortamından dolayı gözyaşları eşliğinde cevap vermemeniz elinizde değil…

Sonra Miraç’la bir fırsatını bulup dışarı çıkıyoruz… Bu sırada Miraç “yaz ellerine, gözbebeklerine” adlı ezgiyi mırıldanıyor… Saat 22… Deprem dolayısıyla kaç gündür elektrikler yoktu… Enkaz görünümlü şehirde kısa da olsa geziyoruz… Kısa süreli gezide karanlık olduğu için yürürken gördüğümüz manzara karşısında gözlerimizdeki yaşları Miraç görmüyor… Ambulans ışıkları, siren sesleri ve enkaz yığını… Bir de geçenin ilerleyen saatlerine rağmen ümit ile yes arasında enkazın başında bekleyen insanlar… Van yolu caddesi boyunca manzara bundan ibaret… Kısa bir sessizlikten sonra Miraç tekrardan başlıyor sorular sormaya… Çocukluk işte… Açıkçası bende sormasını istiyorum… Hem o hem ben buna muhtaçtık… Abi sen sevdiklerini depremle mi kaybettin diye Kürtçe soruyor… Miraç’la bir an loş bir ışıkta göz göze geliyoruz… Ayrılığın, kaybetmenin her çeşidini yaşadım küçük kardeşim diye bende Kürtçe karşılık veriyorum… Az sonra bende Miraç’a sordum… Miraç sen bu depremde bir yakınını kaybettin mi? Abi ailemden kaybetmedim. Ama en çok sevdiğim Seydamı kaybettim. Seydam demesi yüreğindeki sevgiye şahitlik ediyordu… Seyda Kürdistan’da din eğitimi veren hocalara verilen bir ünvandı… Burada bu ünvan islami ilimle ugraşan insanlara veriliyordu… Tekrar Miraç’a dönüyorum. Sen de güzel bir feqi’sin(öğrenci). Yarınlarda, kaybettiğin seydanı geçeceksin diyerek muhabbetimizi yol boyunca devam ettiriyoruz…

Az sonra yürüdüğümüz bir enkazın yakınında aniden kurtuldu, kurtuldu diye bir nidayı bağrı yanık bir babadan duyuyoruz. Adeta yaşadığı sevinci, enkazın başında bekleyen ailesine ulaştırmaya çalışıyor… Sesini, sevincini daha çok duyabilmek için var gücüyle bagırıyor… Herkeste bir sevinç var… Çünkü üç gün sonra enkaz altındaki genç evladına kavuşuyorlar… Sevinenlerin yanında birçok bekleyenin umudu da yeniden yeşeriyor… İçimden bedenen kurtulan bu insan, inşallah gerçek kurtuluş olan İslam’la da kurtulur diye dua ediyorum…

Siren sesleri ve ışıkları eşliğinde yaklaşık yarım saatlik bir gezintiden sonra kaldığımız çadıra dönüyoruz… Dün Van yolu caddesinde insanlar sevinçle gezerken bugün herkeste bir burukluk, her yerde bir yıkıntı var… Oysa ölümlü, geçici, oyun ve eğlenceden ibaret olan bir dünyada yaşıyorduk… Fakat yaşarken bu hakikatleri bizlere sürekli hatırlatan ayetleri yeterince idrak ve tefekkür etmediğimizden dolayı dünya ile ilişkimizi bu ayetler ışında inşa etmiyorduk… Acaba bu deprem olmadan önce insanlar hangi duygularla yatıp kalkıyordu… Evine eşya almaya çalışanlar, işini yükseltmeye çalışanlar, sınavları kazanmak için test ve dershane arasında gidip gelenler… Yer sarsılmıştı ve her şey 45 saniye gibi kısa bir sürede alt üst olmuştu…

Çadırda biraz oturma fırsatında Küçük kardeşim Miraç, bir çay ikramıyla günün yorgunluğu  bizden almıştı… Kaç gündür uykusuz ayaktaydık ve çay içmemiştik… Miraç’ın getirdiği mis gibi kaçak çay yorgunluğumuzu oldukça almıştı… Kendi imkânlarımızla ısınmaya çalışıyoruz… Kimse yorgunluk ve manzaradan dolayı konuşmak istemiyor… Her yüzde aynı hüzün var… Sabahları erkenden uyanmamız gerekiyor… Yorgunluktan bedenlerimiz hele de ayaklarımızla yüreklerimiz dayanamaz haldeydi… Fakat uyku gelmiyordu… Yine çantamda çıkardığım not defterinin bembeyaz satırlarına kalemle yaşadıklarımızı şahit kılmak için bir şeyler yazarak geceyi kapattım… Çadırda herkese yetecek ne battaniye, ne yastık ne yorgan vardı. Geldiğimizden beri genel manzara hep böyleydi. Ve son günlerde bu sıkıntılar bir nebze olsun azaldı… Yine en azından sığınabileceğimiz bir çadırımız, üstünde oturup uzanabileceğimiz bir çulumuz ve bir battaniyemiz vardı. Fakat burada bu mevsimde soğuktan korunmak oldukça zordur… Dışarıda nice insan, yaktıkları ateşin başında kümelenerek soğuğa karşı direnmeye çalışıyorlardı…

Gece ilerleyen saatlerde halılar üstüne uzanıp battaniyelerimize sarılıp uyumaya çalışıyoruz… Yorgun gözlerle yarına tekrardan uyanabilmek umuduyla uyanıyoruz… Umuduyla diyoruz çünkü halkta genel bir deprem bekleyişi var… Zaten gün içindeki artçı depremlerde bunu tetikliyordu… Az sonra uykuya yorgun beden ve gözlerimiz teslim oluyordu. Sabah namazı için iki kardeş nöbet tutuyordu… Onların nöbetiyle en azında sabah namazını kaçırmamaya çalışıyoruz… Birkaç saat uykudan sonra hayyelel namaz diye nidayla arkadaşlar bizi uykuyla namaz arasındaki imtihana çağırıyordu… Uykusuzluk, yorgunluk ve havanın aşırı soğukluğu bizleri etkilese de yüreğimiz namazın sıcaklığına ihtiyaç hissettiği için soğuk ve sınırlı su ile abdest almaya doğru yöneliyoruz… Topluca namaz kılmak için saf tutarken imanın ve ihlâsın nişanelerini hissederek uzanıyoruz secdeye… Secde et ve yaklaş ayetlerinin tezahürünü yakalamak an meselesi… Secdeden rahmana doğru bir yolculuğa çıkıyor yüreklerimiz… Namazdan sonra bedenler uykuyu arzulasa da tekrardan yoğun bir güne bismillah diyerek başlıyoruz…

409
YORUM LİSTESİ
Fatih 02-11-2011, 16:44:47
Gercekten uzuntulu bir durum allah oradakı mu'minlere yardmcı olsun ancak bu ibretlık durumu insallah diger insanlarda anlar ve allaha yonelme ihtiyacina kapılır ve allahın gucunun nelere yettiginı anlarlar.
 
nuri 01-11-2011, 13:01:30
Hayatını kaybeden müminlere Allah rahmetini esirgemesin. İnsanlığa ibret olacak ölüm anları, umarım akıllardan kolayca çıkmaz ve ibretleri çıkartırız. Allah razı olsun bu sahneyi aktardıığın için...
 
ismail 01-11-2011, 10:53:16
duygularını bizimle paylaştıgın için teşekkürler kardeş. Allah hizmetlerine istikrar ve sizi güç versin. sizleri sıratı müstakim olan dogru yoldan ayırmasın
 
ilyas metin 31-10-2011, 22:40:38
Mehmet kardeş yaptığın hizmet gıpta edilecek türden,ama kendine ve sağlığınada dikkat etmelisin,malum sovuğa yiğitlik olmaz.
selamlar
 
DİĞER YAZILARI

12/05/2012 - 08:16 GEZİ VE MUHASEBE

19/04/2012 - 03:11 KUTLU DAVADAN KUTLU DOĞUMA

15/03/2012 - 07:14 NEFES ALMANIN ÖLÜM OLDUĞU YER: HALEPÇE

10/03/2012 - 06:30 ANNEME MEKTUP – PEPÛKÂ DAYÎKAN -I-

26/02/2012 - 07:31 İRAN’IN DIŞ SİYASETİ ve SURİYE’DEKİ OLAYLARA BAKIŞI

15/02/2012 - 19:50 İRAN İZLENİMLERİ -2-

09/02/2012 - 12:12 İRAN İZLENİMLERİ -1-

15/01/2012 - 00:13 MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...

09/01/2012 - 08:19 LÂ TURKİYYE, LÂ KURDİYYE, İSLÂMİYYE, İSLÂMİYYE!

30/12/2011 - 00:52 KATIRLARIN SIRTINDA UMUD'A KAN, TOPRAĞA CAN DÜŞTÜ...

20/12/2011 - 22:44 HURAFE- BİDAT’İN VAHİY VE AKILLA MÜCADELESİ

30/11/2011 - 21:59 BU NE DUYARSIZLIK, BU NE TUTARSIZLIK...

19/11/2011 - 12:35 ŞAHISLARI KUTSALLAŞTIRMA HASTALIĞI VE ELEŞTİRİ

06/11/2011 - 15:44 SENSİZLİK VE SESSİZLİK

03/11/2011 - 07:31 DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-

31/10/2011 - 21:44 DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-

30/10/2011 - 09:09 DEPREM GÜNLÜĞÜ - 2

28/10/2011 - 10:27 DEPREM GÜNLÜĞÜ -1-

17/10/2011 - 08:31 DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU

13/09/2011 - 23:49 BİR RİSALE-İ NUR DERSİ İZLENİMLERİ

08/09/2011 - 23:10 KAYIP BİR FİDAN

02/09/2011 - 10:50 UMUDUN GÜCÜ

20/08/2011 - 04:53 KÜRESEL SALDIRILAR KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR

12/08/2011 - 12:20 KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI

12/07/2011 - 22:55 ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ

23/06/2011 - 23:00 MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI

11/06/2011 - 16:46 İSLAMİ KİTLELERİ AMACINDAN SAPTIRMA SİLAHI: DEMOKRASİ

31/05/2011 - 06:14 İZZET GÖMLEĞİNİ GİYMEK

08/05/2011 - 13:33 KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR

25/04/2011 - 19:49 MİLLİYETÇİLİK TÜRLERİ VE TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİLİK

12/04/2011 - 23:21 ÇOCUK VE TAŞ (ŞİİR)

02/04/2011 - 00:55 SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ

03/03/2011 - 06:42 HAL-i PÜRMELALİMİZE DAİR HASBİHAL

02/02/2011 - 19:12 ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR...

28/12/2010 - 22:40 Dâvâ gençliksiz olmaz

09/12/2010 - 22:11 UZLAŞMA TEKLİFLERİ KARŞISINDA MUHAMMEDİ TAVIR

09/11/2010 - 12:38 İSLAMİ MÜCADELE ÜMİTSİZLİK GİRDABINA MAHKÛM EDİLMEMELİ

21/10/2010 - 16:29 SAVRULMALARIN SEBEBİ: SABIR EKSİKLİĞİ

01/10/2010 - 17:45 ÜNİVERSİTELERDEKİ İSLAMİ ÇABALAR ÜZERİNE HASBİHAL

11/09/2010 - 12:26 SABRA DAVET

26/08/2010 - 15:19 MESAJ KIVILCIMLARI

03/08/2010 - 20:09 LOKMAN (A.S.)'IN ÖĞÜTLERİNE KULAK VERMEK

08/07/2010 - 19:40 KİMLİĞİN İNŞASI

28/06/2010 - 09:48 YOL KONTROLU

10/06/2010 - 18:03 FİRAVUNİ BASKILARA KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ SIĞINAKLARIMIZ

20/05/2010 - 10:48 ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?

02/05/2010 - 15:24 MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN

17/04/2010 - 11:33 KURTULUŞ FAKAT NASIL?

30/03/2010 - 18:25 OKU: HAYATI YENİDEN İNŞA İÇİN

11/03/2010 - 10:15 İSTİKAMETİ ŞAŞMAMAK

24/02/2010 - 13:22 KAYBIN EN BÜYÜĞÜNDEN SAKINMAK İÇİN

10/02/2010 - 14:23 KURTULUŞUMUZ DAVETİ DİRİLTMEKTE

29/01/2010 - 18:43 BİLEBİLMELİYİZ…

19/01/2010 - 12:13 GENÇLER EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR

31/12/2009 - 16:50 BİRAZ DA KENDİMİZİ KONUŞALIM!

19/12/2009 - 10:15 BİZ VE SORUMLULUKLARIMIZA DAİR
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat