Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU
Mehmed MAKSUT - 17/10/2011 - 08:31
Allah adına Allah'a rağmen, gerçekten bugün dine karşı din değil, dinler oluşturuluyor. Kur'an’ın ve Hz. Peygamber'in çok az karıştırıldığı; bunun yerine bazı şahıslar ve onların kitaplarının merkeze yerleştirildiği, küresel zulüm sistemlerine eklemlenmiş, mücadele sahası ve hayat alanı sınırlandırılmış bir din anlayışı, İslam diye insanlara sunuluyor. Maalesef cahil kalan / bırakılan ve her duyduğuna inanan halk da bunları aynen kabul ediyor. Bu anlatılanlar din olabilir fakat bunu İslam diye sunmak İslam’ı ya anlamamaktır ya da saptırmaktır.

Müslümanlar zihinsel, fikirsel ve bedensel olarak ciddi kuşatmaların olduğu bir dönemi yaşıyor. Afakî ve enfüsi saldırıların altında kuşatıcı ve diriltici bir mesajla tanışmamış olanlar bu durumlar karşısında ciddi tramvalar yaşayıp kimlik bunalımına sürüklenmektedirler. Küfrün eğitimle, okulla, televizyonla, teknolojiyle, kavramlarıyla Müslüman dünyasına karşı başlattığı savaşın sonuçları top ve tüfekle yapılan savaşlardan daha kalıcı olmaktadır.

Öldürmeden etkisiz kılmak, pasifize etmek İslam karşıtı güçlerin son model düşünceleridir. Bundan dolayı kurum, kuruluş, parti ve uyumlu cemaatleriyle pasifize edilmiş bir din, İslam diye topluma sunulmaktadır. Sahih ve sağlıklı bir İslam’la yüzyıllardan beri tanışamamış olan halk; özellikle bazı siyasi liderlerin, aydın, akademisyen diye tanımlanan şahısların yaydıkları fikirler ekseninde yanlış ve eksik bilgilerden dolayı, doğru zannedilen yanlışlardan yana tercihler ortaya koymakta. Hatta bunu inancına yansıtarak “şahıs eksenli din” algılarıyla hayatını idame etmektedir.

Sorgusuz, sualsiz şahıs eksenli din algısının yoğun olarak oluşturulduğu ülkemizde artık neredeyse Kur'an, Kur'an’ın kavramları, ilkeleri, Nebevi Yöntem, Sünnet, Hadis, dava ve mücadele şuuru kaldırılmış, bunun yerine cemaat önderlerinin eserleri, şahıslar, kurumlar, kavramlar ve yöntemler yerleştirilmiştir. Bu gerçeğin, iyi niyete dayalı sözüm ona bazı dini hassasiyetlerin arkasına gizlenilerek görülmemesi Müslüman zihinler için ciddi bir sıkıntıdır. Bundan dolayı bizle rde bu sıkıntının bir nebze olsun görülmesi ve sorgulanması için gözleme dayalı olarak ifade ettiğimiz ”Bir Risale-i Nur Dersi İzlenimi” adlı yazıyı yazdık. Olumlu tepkiler aldığımız gibi olumsuz eleştiriler de aldık. Fakat yapılan yorumlar, meselenin biraz daha iyi görülmesine vesile oldu.

Yazdığımız yazıya yönelik arkadaşların bize yönelttiği ithamlar ve yorumlar, gerçekten işin vahametini daha da ayrıntılı gösteriyordu. “İnsanların kafasını bulandırıyorsunuz, körsünüz, göreceksiniz, okuyacaksınız, tevbe etmelisiniz, hidayetten sapıyorsunuz, uçuruma gidiyorsunuz, âlimlere düşmanlık ediyorsunuz, ihtilaf çıkarıyorsunuz, yapılanları kıskanıyorsunuz" gibi sözcükleri bolca okuduk. Fakat kınayanların kınamasından çekinmeden sadece ve sadece Rabbimizin rızasını gözeterek bir şeyler yapmaya çalıştığımız için, bu söylenen sözlere takılmamanın gerekliliğini daha da iyi anladık. Şahsımıza yönelik varsa eksikliklerimiz payımızı çıkardık. Fakat ben özellikle yazıya gelen yorumlardan, eleştirilerimize gelen cevaplardan şöyle bir tablo çıkardım.

Bugün, Kur'an ve ondan neşet eden sahih bilgi üzerinden değil de menkıbe, hikâye, çeşitli kültürler, şahıslar ve kitaplar aracılığıyla, kendisini Müslüman olarak değerlendiren insanlar arasında birçok yanlış durum ve hata kanıksanmış durumda. Bu hata ve yanlışların yazılı kültür haline getirilmesi, bu yanlışları yaygınlaştırmaktadır. Her okuduğuna inanan, kitaplarda yazılınca doğrudur algısıyla hareket eden insanlar için bu yanlışlar inanç haline getirilmektedir. Yıllardan beri zaten yanlışların kitaplaştırılmasının ve halk arasında yaygınlaştırılmasının ceremesinden insanımız etkileniyor.

Kur'an ve Sünnet merkezinde sorgulama yapmadan ve İslam hakkında sahih bilgiler elde etmeden insanlar, Kur'an’ın dışında bazı kitapları rehber edinerek, biraz da bu kültüre İslam’ı dahil ederek bir dini inşa edip "Din budur" diyorlar. Bu durumda birileri de bunu sorguluyorsa, bu mesele “âlimlerimize zarar gelmesin, hiç mi faydaları yok, ittihadı İslam, kardeşlik” diyerek es geçilmemelidir. Kur'an’da  "Allah'a din öğretmek" olarak ifade edilen ve Ali Şeriati'nin “dine karşı din” olarak ele aldığı mevzunun iyi bilinmesi gerekir. Allah adına Allah'a rağmen, gerçekten bugün dine karşı din değil, dinler oluşturuluyor. Kur'an’ın ve Hz. Peygamber'in çok az karıştırıldığı; bunun yerine bazı şahıslar ve onların kitaplarının merkeze yerleştirildiği, küresel zulüm sistemlerine eklemlenmiş, mücadele sahası ve hayat alanı sınırlandırılmış bir din anlayışı, İslam diye insanlara sunuluyor. Maalesef cahil kalan / bırakılan ve her duyduğuna inanan halk da bunları aynen kabul ediyor. Bu anlatılanlar din olabilir fakat bunu İslam diye sunmak İslam’ı ya anlamamaktır ya da saptırmaktır.

Bugün Müslümanların en büyük problemi Allah, din, peygamber adına denilerek yapılan her şeyin dindenmiş gibi kabul edilerek İslam’a nisbet edilmesidir. Bu algı, İslam’a ve Müslümanlara birçok zararlar vermiştir. Oysaki ayette de buyurulduğu gibi “Dikkat edin aldatıcı(lar) sizi Allah’( ın adı) ile aldatmasınlar” hitabı bu konuda çok önemlidir. Zaten burada en önemli husus da “Dikkat edin / uyanık olun” hitabının yeterince aktif olarak karşılık bulmamasıdır. Tüm sıkıntılar dikkat ve bilinç eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Duygusal yaklaşımlar, çıkarcı yönelişler, bilgi yanlışlığı ve eksikliğinden kaynaklanan yaklaşımlar bu sorunları katmerleştiren en önemli unsurlardır. Birileri din adına, Allah adına insanları uyutuyor. Dinden bi-haber bırakılmış ve dini asli kaynağından okumayan toplum ise, kendisine din adına sunulan her şeyi dindenmiş gibi kabul ediyor.

Yüce Allah’ı, Kur'an’ı ve Peygamberi yeterince tanımadan farklı kaynak ve kitapların propagandalarıyla tanışan insanlar, daha sonraki süreçlerde bu kaynak ve şahısların algısına göre Kur'an’ı ve Peygamberi tanımak zorunda kalıyor ve bu algıladıklarını dinin olmazsa olmazı olarak ortaya koyuyor. Oysa Kur'an’ın ışığında kitaplar ve şahısların değerlendirilmesi gerekirken maalesef kitapların ışında Kur'an’a bir konum biçiliyor. Türkiye’de birçok klasikleşmiş cemaat bunu yapmaktadır. Kendilerini yıllardan beri cemaatlerinin kabuğuna sorgusuz sualsiz ve itaat kültürüyle hapsetmiş insanlara bunlar söylenildiği zaman bunu gör(e)meyeceklerdir. Lakin dışarı çıkıp biraz Kur'an üzerinde yoğunlaşıp tevhidin penceresinden bu duruma bakınca, meseleler çözümlenecektir ki maalesef bu tür yapılarda böyle bir bakış açısıyla davranacak çok az insan çıkmaktadır. Klasik kalıplar ve sloganlara kapılan bu insanlara “İslam’ı bana anlat” dediğin an başlıyor hocasını, kitaplarını, cemaatini, mezhebini anlatmaya. Bu durum bile meselenin vahametini göstermek için yetiyor.  
 
Bir diğer sıkıntı da, bugün insanların Kur'an’ı anlamadan, Peygamberi özümsemeden İslam adına bir şeyler yapmalarıdır. “Yap da nasıl yaparsan yap Allah kabul edecektir” mantığı toplumumuzda çok çok yaygındır. Oysa Allah adına bir şey yapmak önemli değildir. Önemli olan istenilen şartlara ve ilkelere göre yapmaktır. Zaten din bir disiplindir, nizamdır. Bu tür uyarıları yaptığımızda ise hemen sığınmacı bir mantıkla “Kul hatasız olmaz” derler. Tamam, kul hatasız, eksiksiz olmaz fakat her yapılan hatayı da kulluk kabul etmez. Öyle hatalar vardır ki insanı kulluk dairesinin dışına çıkarır. Dolayısıyla bazı hataları küçük görmek ve önemsememek farklıdır. Ama eğer bazı hatalar din adına yapılıyor ve Kur'an’ın dışında ve Kur'an’a rağmen yapılıyorsa kusura bakmayın, kul, kulluk diye bir şey kalmaz. Dolayısıyla bugün özellikle bazı camiaların yaptıkları yanlışlar öyle kul hatasız olmaz deyip geçiştirilecek meseleler değildir.

İşte bunları söylediğimiz an bazı kişiler insanların kafasını bulandırıyorsunuz diyor. Eğer birileri insanların zihinlerine kendi şahıs ve kitaplarıyla taht kurmuşsa bırakın birileri de onları sarssın, sarssın ki hakikatleri arayacak bir zemin oluşsun. İnsanların zihinlerini Kur'an ile aydınlatmaya çalışanlar maalesef bulandıranlar olarak nitelenmektedir. Aslında insanların zihinlerini bulandıran birileri varsa o da Kur'ani kavramları, Nebevi mücadeleyi hakkıyla anlatmayan, içerisinde birçok hurafe ve bid'atın olduğu, Kur'ani kavramların içini boşaltıp başka şeylerle dolduranlardır. Bu durumların müsebbibleri, başta kaynakları, şahısları Kur'an’ın süzgecinden geçirmeden kabul edenlerdir. Öyle ki bu genel durumlar herkeste görüldüğü için artık iç bünyede “çoğunluk doğruluktur” mantığıyla doğrulanır hale gelmiştir.

Kur'an’i ve Nebevi metod noktasında zaafiyetleri olan bu tür çalışmalarda sağlıklı bir Kur'an ve Risalet bilgisi olmadığı için ve insanlar motamot itaat kültürü altında yetiştirildikleri için dışarıdan gelecek tüm eleştirilere ya kapalı dururlar ya da karşı çıkarlar. Aynı durum mezhepler için de geçerlidir. Fakat yine diyoruz ki Kur'an’ı, Sahih Sünneti, özellikle de Kur'ani kavramları anlamadan; dinlerini birilerinin tekelinde sorgulamadan öğrenen insanlar; birilerini Peygamberin, kitaplarını Kur'an’ın ve cemaatlerini dinin önüne geçirmişlerdir. Hatta geçirmeye mahkum bırakılmışlardır. Bu sadece Nur camiası için geçerli bir durum değildir. Bugün birçok tasavvuf anlayışında bu algılar mevcuttur. İnsanlar İslam’a girdiklerini söylüyor, Kur'an’ın ne dediğini, nasıl bir dünya istediğini, nasıl bir hayat öngördüğünü bilmiyor. Bilmiyor çünkü Kur'an ve Peygamber algılarında çok ciddi problemler var. Bazı kişiler de "Kur'an’ı anlayamazsınız bunun için bu kitapları okuyun yeter, zaten bunlar da Kur'an’ı anlatıyor" diyerek insanlar ile Kur'an arasına setler çekiyor.

Şayet İslam yanlış anlatılıyor ve bizler de birilerinin kırılmaması, üzülmemesi gibi gerekçelerle bunlara göz yumuyorsak, bu ciddi bir problemdir. Zaten bu düşünceden dolayı bugün birçok yanlışlık mutlak doğrularmış gibi algılanıyor. Ve din, zamanla anlam ve mahiyetini sadece ismi kalmış bir tarihsel bilgi şeklinde dönüşüyor.  

"Allah'ın indirdiği Kitaptan bir şeyi gözardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (bir şeyi) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında ateşten başkası değildir. Allah kıyamet günü  onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı  bir azab vardır.  Onlar, hidayete karşılık sapıklığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın almışlardır. Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar!" (Bakara 174-175)

"…Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne iman edip de bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir." (Bakara 85)

"Kur'an'ı  iyiden iyiye düşünmezler miydi? Yoksa birtakım kalpler üzerinde kilitler mi vurulmuş?" (Muhammed 24)

"Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları  için onlardan sakın. Şayet yüz  çevirirlerse, bil ki Allah bir kısım günahları  nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların çoğu fasıklardır." (Maide 49) 

"O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: 'Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım, vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim. Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur'an’dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı yapayalnız ve yardımsız bırakandır.' Ve elçi dedi ki: Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar." (Furkan 27-30) 

İnşallah vaktimiz olursa geçen yazıda yola çıkarak yazmayı öngördüğümüz “Alimlerin Kutsallaştırılması ve Eleştiri”, “Rölativizm ve Müslümanlar”, “İslam, Alaaddin’in Sihirli Lambası mı?”  çalışmalarını sunarız. 

Selam ve Dua ile 

803
YORUM LİSTESİ
ATIF KUTUB 30-10-2011, 01:26:22
Esselamu aleykum.Değerli kardeşim değindiğiniz konu gerçekten içine düştüğümüz bu çıkmazı göstermesi açısından oldukça yerindeydi.Allah razı olsun.
Belirttiğiniz gibi bir gurup kişi veya cemaatin din adına ürettikleri din olabilir.Ama bu din acaba İslam mı? Bu cümle herşeyi açıklar vaziyettedir.Malesef özelde bu ülke genelde dünya müslümanları,İslam kılığına girmiş her türlü ideoloji ve hurafeyi yutar duruma gelmişlerdir.Hurafesi elinden gidecek diye salya sümük ağlar vaziyettedirler.Allah ilk önce biz müslümanlara sağlam bir tevhid bilinci sonrada feraset,basiret ve küfrün karşısında celadet versin.
 
vedat 22-10-2011, 23:55:13
allah razı olsun keke. Güzel bir konuya güzelce deginmissin. Diger yazı baslıklarında güzel. İnsallah onlarıda yazarsın ve okuma fırsatımız olur.
 
serhat 20-10-2011, 14:50:36
yazılarınızdan istifade ediyoruz. umarım daha da faydalanacagız. lakin kardeş şunu ifade edeyim ki söylenilenler amele geçilmedikçe hiçbir şey ifade etmiyor. müslümanlar bir dönem sorgulamadıkları için sloganlara sarılarak mücadele ortaya koydu. buda beraberinde zayıflıı getirdi. lakin şimdi müslümanlar sorguluyor. her sorgulama yeni bir ruh ve oluşum getirmeli iken sorgulamalar ayrılıklara dönüşüyor. bu da güç zayıflıgını getiriyor. sonuç aynı.

ehliyetli sorgulama deyinize katılıyorum. bunun olması için liyakat ve samimiyet şarttır. liyakat ve samimiyeten yoksun sırf felsedik sorgulamalardan müslümanların kaçınması gerekir. bir de sorgularken temel baglayıcı sabiteler olmalıdır. bu olmadıgı zaman sorgulamanın sınırı ortadan kalkar. bu durum ciddi sıkıntılar oluşturur.

yazınızdan dolayı teşekkürlerimi sunarım... davet ve dava yolundaki mücadele ve samimiyetinize rabbim zewal vermesin ve sizleri zor zamanların sınawını geçenlerden kılsın. saygılarla...
 
yasin altun 19-10-2011, 16:28:41
EDİTÖRÜN NOTU: Değerli okurumuz, yanlış anlayışların eleştirilmesini ve yeniden Kur'an'a dönüş çağrısını niçin "Müslümanalrın arasını bozmak" şeklinde yorumluyorsunuz. Müslümanların arasını bozan asıl şey, Kur'an'dan uzaklaşma süreçleri ve bu süreçlerde oluşturulan Kur'an dışı din anlayışlarıdır. Müslümanlar ancak topluca Allah'ın ipine sarılarak birlik olabilirler.
 
mehmet maksut 19-10-2011, 00:17:14
erhan toprak agabey

çok güzel bir meseleye parmak basmış ve çok güzel bir örnekle güzel bir mesaj vermişsiniz. katkılarınızdan dolayı dualarımı sunarım

dediğiniz gibi maalesef islam bir kültürel bilgiçlik alanına dönüştürüldü. rahatlıgın peşinde zihin konforlarını bozmayacak insanlara dönüşülüyor. islamın ve kuran'ın işçiliğine talip olanlardan olmak bizim en büyük arzumuzdur. rabbim terimizi, gözyaşımızı, kanımızı, gençliğimizi, ugraşımızı bu binanın inşasına yönelik bir vesile kılsın.
 
Erhan TOPRAK 18-10-2011, 22:06:17
Allah razı olsun,
Tespitleriniz o kadar yerindeki...sıraladığınız sorunlar ümmetin asırlardır yaşadığı çaresizliktir.En büyük eksiklik "şahit" sorunu.İslami bir dünya inşaa etmek isteyenler bir bina yapmak için yola çıktıklarında samimiyetle/doğru-yanlış/ binanın temelini atmaya başlıyorlar.Bildiğiniz gibi bir binayı inşaa etme işinde mütahit,mimar,sıvacı,kalıpçı,elektirkçi,marangoz vs.bir çok insan çalışır. Bildiğiniz gibi en çok emeği işçiler verir en çok teri onlar döker.Az bir kesim parası ve bilgisiyle binanın yükselmesine yardımcı olurken emek verenler/işçiler en çok yorulanlardır.Şimdi bunu niye yazdım? Ümmet artık bir bina inşaa etmek istemiyor isteyenlerde,mimar, mühedis olamak istiyor kimsecikler "ağır yükün" altına girmek,ter dökmek istemiyor.İslamın işçisi/emekçisi olamayı nefsine yediremiyor.Ortalıkta şahit olmayınca insancıkların her türlü "din" tercihi yapması kaçınılmaz oluyor.Müslüman olduğunu iddia edenlerin gereği şahit olamaya başladığı gün Allah yardımını esirgemeyecektir.
 
ilyas metin 18-10-2011, 20:33:29
Cemeat ve bir hizb'e katılan, kendini islama nispet eden biri islama girdi zannediyor,Halbuki sadece heva ve hizb dinine girmiştir.
Ana baba ,tarikat,tasavvuf,mezhep,cemeatlar kapısından islama girdiklerini zannedenler bilsinlerki İslama sadece Kuran kapısından girilir. Rabbimiz gayretini artısın kardeşim selametle
 
MUHAMMED 18-10-2011, 17:20:15
"Fizilal-il Kuran : Onlar Allah dışında hahamlarını, rahiplerini ve Meryemoğlu İsa'yı ilah edindiler. Oysa onlara sadece tek ilaha, kendisinden başka ilah olmayan ve onların yakıştırma ortaklarından uzak olan Allah'a kulluk etmeleri emredilmişti. .".(Tebve 31
İlk yazıyı ve yorumları bu ayet kapsamında değerlendirirsek daha hayırlı sonuçlara varacağımızı ümit ediyorum onlar hahamların ve papazların doğru dediklerini din adına allahın kitaplarına havale etmeden doğru yanlış dediklerinide yanlış kabul ediyorlardı çünki tevrat ve incili onlar (alimleri,din adamları) ancak anlayabilirdi bu sapgın düşünce ile allahın gönderdiği dinleri tahrif ettiler ve şirk içerisinde sürünmekteler.
 
MUHAMMED 18-10-2011, 17:04:29
"Onlar hahamlarını, rahiblerini ve meryem oğlu mesihi ALLAH'tan başka RAB'ler edindiler".(Tebve 31
İlk yazıyı ve yorumları bu ayet kapsamında değerlendirirsek daha hayırlı sonuçlara varacağımızı ümit ediyorum onlar hahamların ve papazların doğru dediklerini din adına allahın kitaplarına havale etmeden doğru yanlış dediklerinide yanlış kabul ediyorlardı çünki tevrat ve incili onlar (alimleri,din adamları) ancak anlayabilirdi bu sapgın düşünce ile allahın gönderdiği dinleri tahrif ettiler ve şirk içerisinde sürünmekteler.
 
abdullah 18-10-2011, 12:45:49
Hocam eline sağlık, güzel özetlemişsin. Birçoğu her şeye rağmen bunları görmezden gelip hevâlarına uymaya devam edeceklerdir tabi. Biz yine de öğüt verelim belki sakınırlar yahut hiç değilse Allah'a karşı bir mazeretimiz olur.Vesselam.
 
Hazin İNCİ 18-10-2011, 10:29:34
Allah razı olsun. Rabbim hakkı araştırıp öğrenenlerden, hakka göre yaşayanlardan ve hakkı söylemekten çekinmeyen kullarından eylesin bizi. Selametle...
 
metin toprak 17-10-2011, 21:40:16
allah razı olsun. Hassas ve önemli bir konuya temas etmissin
 
DİĞER YAZILARI

12/05/2012 - 08:16 GEZİ VE MUHASEBE

19/04/2012 - 03:11 KUTLU DAVADAN KUTLU DOĞUMA

15/03/2012 - 07:14 NEFES ALMANIN ÖLÜM OLDUĞU YER: HALEPÇE

10/03/2012 - 06:30 ANNEME MEKTUP – PEPÛKÂ DAYÎKAN -I-

26/02/2012 - 07:31 İRAN’IN DIŞ SİYASETİ ve SURİYE’DEKİ OLAYLARA BAKIŞI

15/02/2012 - 19:50 İRAN İZLENİMLERİ -2-

09/02/2012 - 12:12 İRAN İZLENİMLERİ -1-

15/01/2012 - 00:13 MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...

09/01/2012 - 08:19 LÂ TURKİYYE, LÂ KURDİYYE, İSLÂMİYYE, İSLÂMİYYE!

30/12/2011 - 00:52 KATIRLARIN SIRTINDA UMUD'A KAN, TOPRAĞA CAN DÜŞTÜ...

20/12/2011 - 22:44 HURAFE- BİDAT’İN VAHİY VE AKILLA MÜCADELESİ

30/11/2011 - 21:59 BU NE DUYARSIZLIK, BU NE TUTARSIZLIK...

19/11/2011 - 12:35 ŞAHISLARI KUTSALLAŞTIRMA HASTALIĞI VE ELEŞTİRİ

06/11/2011 - 15:44 SENSİZLİK VE SESSİZLİK

03/11/2011 - 07:31 DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-

31/10/2011 - 21:44 DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-

30/10/2011 - 09:09 DEPREM GÜNLÜĞÜ - 2

28/10/2011 - 10:27 DEPREM GÜNLÜĞÜ -1-

17/10/2011 - 08:31 DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU

13/09/2011 - 23:49 BİR RİSALE-İ NUR DERSİ İZLENİMLERİ

08/09/2011 - 23:10 KAYIP BİR FİDAN

02/09/2011 - 10:50 UMUDUN GÜCÜ

20/08/2011 - 04:53 KÜRESEL SALDIRILAR KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR

12/08/2011 - 12:20 KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI

12/07/2011 - 22:55 ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ

23/06/2011 - 23:00 MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI

11/06/2011 - 16:46 İSLAMİ KİTLELERİ AMACINDAN SAPTIRMA SİLAHI: DEMOKRASİ

31/05/2011 - 06:14 İZZET GÖMLEĞİNİ GİYMEK

08/05/2011 - 13:33 KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR

25/04/2011 - 19:49 MİLLİYETÇİLİK TÜRLERİ VE TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİLİK

12/04/2011 - 23:21 ÇOCUK VE TAŞ (ŞİİR)

02/04/2011 - 00:55 SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ

03/03/2011 - 06:42 HAL-i PÜRMELALİMİZE DAİR HASBİHAL

02/02/2011 - 19:12 ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR...

28/12/2010 - 22:40 Dâvâ gençliksiz olmaz

09/12/2010 - 22:11 UZLAŞMA TEKLİFLERİ KARŞISINDA MUHAMMEDİ TAVIR

09/11/2010 - 12:38 İSLAMİ MÜCADELE ÜMİTSİZLİK GİRDABINA MAHKÛM EDİLMEMELİ

21/10/2010 - 16:29 SAVRULMALARIN SEBEBİ: SABIR EKSİKLİĞİ

01/10/2010 - 17:45 ÜNİVERSİTELERDEKİ İSLAMİ ÇABALAR ÜZERİNE HASBİHAL

11/09/2010 - 12:26 SABRA DAVET

26/08/2010 - 15:19 MESAJ KIVILCIMLARI

03/08/2010 - 20:09 LOKMAN (A.S.)'IN ÖĞÜTLERİNE KULAK VERMEK

08/07/2010 - 19:40 KİMLİĞİN İNŞASI

28/06/2010 - 09:48 YOL KONTROLU

10/06/2010 - 18:03 FİRAVUNİ BASKILARA KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ SIĞINAKLARIMIZ

20/05/2010 - 10:48 ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?

02/05/2010 - 15:24 MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN

17/04/2010 - 11:33 KURTULUŞ FAKAT NASIL?

30/03/2010 - 18:25 OKU: HAYATI YENİDEN İNŞA İÇİN

11/03/2010 - 10:15 İSTİKAMETİ ŞAŞMAMAK

24/02/2010 - 13:22 KAYBIN EN BÜYÜĞÜNDEN SAKINMAK İÇİN

10/02/2010 - 14:23 KURTULUŞUMUZ DAVETİ DİRİLTMEKTE

29/01/2010 - 18:43 BİLEBİLMELİYİZ…

19/01/2010 - 12:13 GENÇLER EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR

31/12/2009 - 16:50 BİRAZ DA KENDİMİZİ KONUŞALIM!

19/12/2009 - 10:15 BİZ VE SORUMLULUKLARIMIZA DAİR
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat