Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
NEYİ ANLATACAĞIZ?
Ahmet ÖRS - 04/07/2007 - 13:00
Dinin temelini kuşkusuz vahiy oluşturmaktadır. Bunda kimsenin şüphesi yoktur. Ancak tarihi seyir içerisinde müslüman toplulukların yaşadıkları serüvenler vahiyle irtibatı son derece zayıf bir seviyeye indirgemiştir. Vahyin bir damar olarak zayıfladığı toplumlarda sahih bir din anlayışından bahsetmek mümkün olamaz.
Vahyin terk ettiği -ya da terk ettirildiği- alanları başka inançların, anlayışların doldurması kaçınılmazdır. Bu çerçevede müslüman halkların günümüzdeki din anlayışları bize birçok ipucunu zahmetsizce verebilecek durumdadır.

            Ümmet olarak yaşadığımız uzun asırlar bizden birçok şeyi alıp götürdü. Bugün kaybettiklerimizi toparlamaya çalışıyoruz. Kendi kayıplarımızı telafi etmenin yanında insanlığa İslam’ın diriltici mesajını iletmeye gayret ediyor, bunu tanıklaştırma mücadelesi veriyoruz.

            Yitirdiğimiz anlayışların süreç içinde bedeli son derece ağır oldu. Kur’an’ın terkedilmiş bir kitap olarak bırakılması yüzyıllar içinde sorunlarımızı derinleştirdi. Anlamaya ve anlatmaya çalıştığımız dinin “ne”liği hakkında geniş çevrelerce bir birliktelik oluşturulamadı.

            Allah’ın dini temel dayanakları itibariyle bir çelişki barındırmaktan berîdir. Çelişki tevhidin karşıtıdır. Tevhid ve onun özü etrafında örülen din Rabbimizin insanlara hidayetleri için lutfettiği apaçık bir nimetidir.

            Dinin temelini kuşkusuz vahiy oluşturmaktadır. Bunda kimsenin şüphesi yoktur. Ancak tarihi seyir içerisinde müslüman toplulukların yaşadıkları serüvenler vahiyle irtibatı son derece zayıf bir seviyeye indirgemiştir. Vahyin bir damar olarak zayıfladığı toplumlarda sahih bir din anlayışından bahsetmek mümkün olamaz.

            Vahyin terk ettiği -ya da terk ettirildiği- alanları başka inançların, anlayışların doldurması kaçınılmazdır. Bu çerçevede müslüman halkların günümüzdeki din anlayışları bize birçok ipucunu zahmetsizce verebilecek durumdadır. 

            Cehaletten kaynaklanan yanlışlıkları bir yere kadar anlayabilmek mümkündür ama ilim adamlığı sıfatını haiz kişilerin yaptığı tahribat gerçekten mazur görülebilecek durumda değildir. Allah’ın dini, O’nun gönderdiği vahiyle insanlığa iletilen dinse eğer; vahyin sınırlarını esnetmek, değiştirmek, geliştirmek dini tümüyle karmaşık bir hale sokmaktır ve bu da tarih içerisinde fazlasıyla yapılmıştır.

            Siyasi hadiseler ilk dönemlerden başlayarak din anlayışını bulandırdı, tevhidin değil karmaşanın, hizipleşmenin, sapmanın dinini insanlara dayattı. Çekişmelerin duygusallığına teslim olan insanlar arınmanın değil de ihtirasların sevdasına düştükçe Kitap’tan iyice uzağa düştüler. Kimi cahilliklerinden, kimi zalimliklerinden, kimi de korkularından vahyin uzağına düşerken kimi de karşılaşılan yeni kültürlerden fazlasıyla etkilendi; savunmacı ya da eklektik anlayışlarla hareket ederek saf İslam düşüncesini iyice bulandırdı.

            İslam tarihindeki kalıplaşmış mezhepçi anlayışları kabul etmemiz mümkün değildir. Kur’an temelli bir din anlayışına inanan kimseler için bu mümkün olamaz. Bu, kesinlikle tarihi birikimleri yok saymak değildir. Aksine bu tutum bizi tarihi süreç karşısında özgür kılacak, zorlama savunu ve yorumlara saplanıp kalmamızı da engelleyecektir. Yukarıda bahsedilen çeşitli sebepler, tarihi, kendisiyle hesaplaşılması gereken bir alan kılmaktadır. Özgür bakışa sahip olamayan insanlar için böyle bir hesaplaşmadan bahsetmek zaten imkân dahilinde değildir.   

            Siyasi nedenlerle Şii - Sünni ikilemi İslam tarihi boyunca müslüman halklar arasında derinleşmiştir. Bu derinlik ulema sınıfının gayretiyle neredeyse birbirinden farklı dinlerin İslam yerine kök salmasına, kaynakların yerine göre birbirinin tam karşıtı olarak üretilmesine yol açmıştır.

            Özet olarak  belirlediğimiz bu tabloya göre yapılması gerekenleri tartışmak durumundayız. Hz. Peygamberin vefatından sonraki hilafet tartışmaları müslümanlar arasında yıkıcı problemlere neden olmuştur. Bu meseleler kesinlikle İslami meseleler değil, sadece tarihi problemler olarak görülmeliyken derin ayrılıkların sebebi kabul edilmiştir. Bizim bugün buradan bakarak bu meseleler hakkında ümmeti bölen tavırlara daha adilane yaklaşma sorumluluğumuz ve imkânımız vardır. Tarih içinde müslümanlar tarafından türlü gerekçelerle, herhangi bir vahyî bildirime dayanmaksızın yüceltilen şahsiyetlere karşı ölçüsüz sevgi ve bunun mukabilinde başkalarına karşı gösterilen aşırı nefret ilkel asabiyetler olarak değerlendirilmeli ve müslüman olmanın gereği olarak artık bu tavırlar terk edilmelidir. Günümüzde etkisini devam ettiren ve ortadoğuda emperyalistlerce kullanılan bu ayrımlar cesur adımlarla ortadan kaldırılmalı, vahyin sınırları herhangi bir nedenle zorlanmamalıdır.

            Siyasi ayrılıkların dine dayandırılarak İslam düşüncesini tahrip etme sürecinin yanında gerek bu süreçle beraber, gerek bu süreçten bağımsız bir biçimde İslam düşüncesi türlü çatışmalarla zaafa uğratılmıştır. İslam toplumunun ve coğrafyasının gelişmesiyle birlikte farklı ilim ve kültür havzaları ortaya çıkmış; bu havzalarda değişik etkilenimler sonucu farklı din anlayışları neş’et etmiştir.

            Hadis toplama faaliyetleri hicri ikinci asırda sistematik bir boyut kazanmaya başlamış ve o günden bu güne kadar temel tartışma alanlarından birini oluşturmuştur. Yukarıda bahsedilen olumsuz gelişmeler büyük oranda bu alanı etkilemiştir. Hadis literatürü o seyir içerisinde maalesef yoğun olarak zaafları bünyesine dahil etmiştir.

            Hadis ve buna paralel olarak Sünnet tartışmaları İslam düşüncesini kökten etkilemiş, her ne kadar Kur’an temelli bir damar var olagelse de bu damar egemen düşünce sistemi olamamış, siyasi aktörler din anlayışına fazlasıyla müdahil olduğundan sağlıklı, bağımsız bir Kur’an düşüncesi İslam tarihinin belirleyici çizgisi olamamıştır.

            Bugün de tüm hararetiyle müslümanlar arasında Kur’an ve Sünnet, bunlara bağlı olarak da Hadis tartışmaları sürmekte, hakikat ortaya çıkartılmaya çalışılmaktadır. Allah’ın Kitabı ve  O’nun Peygamberi müslümanların zihninde doğru bir şekilde karşılık bulamadıkça, dinin anlaşılması, dolayısıyla da bireysel ve toplumsal  hayata aktarılması problemli olmaktan kurtulamayacaktır.

            Hadis literatürü barındırdığı tarihsel zafiyetler nedeniyle eleştiriye tabi tutulduğunda, bu, İslam’a dönük bir saldırı olarak değerlendirilmemeli, anlaşılmaya çalışılmalıdır. Yanlışlık ve tutarsızlıklar düşünen zihin ve vicdanlar için fazlasıyla belirgindir. Müslüman çevreler artık bu konularda suçlayıcı tavırlar yerine anlamaya dönük tercihleri öne çıkarmalıdırlar.

            Sünnetin aydınlatılması son derece mühimdir. Kur’an dışı vahiyle oluştuğu söylenen hadis ve sünnet malzemesinin varlığının kabulü Kur’an düşüncesinin zaafa uğramasına sebebiyet verecektir. Allah’ın Kitabı insanların anlayış ve kavrayışına sunulmuş bir açıklıktadır. Hz. Peygamber Kur’an’la tanınmaya çalışıldığında birçok tartışmalı alan kendiliğinden çözülüverecektir. Yapılması gereken belki de sadece geleneksel saplantı ve inanışları cesur bir şekilde eleştiriye açmaktır.

            Tasavvuf, hadis, kelam gibi problemli alanların farklı kaynaklardan sıkı bir şekilde okunma ve tahlil edilme zorunluluğu tevhid düşüncesine iman ettiğini iddia eden kişiler için kaçınılmaması gereken bir tutum olmalıdır. Bu konularda son otuz yıllık süreçte ülkemizde önemli çalışmalar yapılmış, önemli mesafeler kat edilmiştir. Müslümanlar olarak yaşadığımız bütün sorunların temelinde Kur’an düşüncesinin uzağına düşmek yatmaktadır. Kur’an’a sadece törensel bir malzeme olarak bakanlardan önce, Kur’an’a bir şekilde ulaşmış insanların bu kararlı adımları atmaları ve hiçbir komplekse kapılmamaları şarttır. İslam dünyasında ve ülkemizde ulaşılan birikimler bu gözle mutlaka değerlendirilmeli, tartışılmalı ve hakikate açılan kapılar aralanmalıdır.        

            Bahsedilen alanlarla ilgili eleştiriler saldırılara muhatap olmaktan kurtulmalıdır. Hadis ve sünnet alanlarındaki geleneksel kabulleri Kur’an çerçevesinde değerlendirmek, Peygamberimizin konumunu iptal etmek olarak değil de bilakis daha esaslı bir şekilde ortaya koyma çabası olarak algılanmalıdır. Bizim donanımlı bir şekilde insanlara bıkmadan anlatmamız gerekenler bu çerçevede şekillenmeli, yanlış anlayış ve tutumlar hikmetli söz ve davranışlarla ıslah edilmelidir. Bu doğrultuda bir okuma yapmak isteyenler için aşağıdaki okuma listesi bir başlangıç olarak önerilebilir:

           

1- Hadis İlimleri - Subhi es-Salih (DİB)

2- Hadis Usulü - Talat Koçyiğit (TDV Yayınları)

3- Mevzu Hadisler - Yaşar Kandemir (DİB)

4- Nebevi Sünnet - Muhammed Gazzali (Ekin)

5- Kur'an ve Sünnet Üzerine - Hikmet Zeyveli (Birun)

6- İslam Düşüncesinde Sünnet - Hayri Kırbaşoğlu (Ankara Okulu)

7- İslam Düşüncesinde Hadis Metodolojisi - Hayri Kırbaşoğlu (Ankara Okulu)       

8- Alternatif Hadis Metodolojisi - Hayri Kırbaşoğlu (Kitabiyat)

9- Hadis Özel Sayısı - İslami Araştırmalar Dergisi

10- Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması - M. Ebu Reyye (Yöneliş)

11- Hadisi Yeniden Düşünmek - M. Emin Özafşar (Ankara Okulu)

12- Mutezile ve Hadis - Hüseyin Hansu (Kitabiyat)

13- Hadislerin Kur'an'a Arzı - Ahmet Keleş (İnsan)

14- Buhari'nin Kaynakları - Fuad Sezgin (Kitabiyat)

15- Hz. Aişe'nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler - Zerkeşi (Kitabiyat)

16- Hadis Problemleri - Enbiya Yıldırım (Umran)

17- Hadis Müdafaası - İbn Kuteybe     (Kayıhan)

18- Hadis Maddesi - TDV İslam Ansk.

19- Vahiy Savunması (Kur'an Dışı Vahyin İmkansızlığı) - M. Yaşar Soyalan (Anka)

20- Hadis Terimleri Sözlüğü - Mücteba Uğur (Diyanet Vakfı)

21- Hadis - İsmail Lütfü Çakan (Ensar)

22- Temel Kaynağımız Kur’an - Fevzi Zülaloğlu

23- Sahabe Dönemi Siyasi Hadiselerinin Kelâmî Problemlere Etkileri - Ahmet Akbulut (Birleşik)

24- Hz. Muhammed’i Doğru Anlamak - İbrahim Sarmış

26- Makaleler - www.kuranislami.com

6962
YORUM LİSTESİ
nco1 21-06-2010, 15:24:20
bizler inanıyoruz.namaz kılıyor,zekat veriyor,hacıların hocaların,din liderlerinin dediklerini de yapıyoruz.ailemden öğrendiğim mezhebim güvenip oy verdiğim iktidar ve muhalefetler de oldu.yoksa Kur-anda bunlar yazmıyormu.ALLAH razı olsun.
 
Furkan Nezir 17-08-2007, 06:11:54
Selam.
yazilmis olan makaleye, ve yapilmis olan tesbite bir elestirm olamaz.
ancak katkim olabilir.
Yazar, yararlanilacak kitab listesi vermis.
Bence kitab listesi vemeden, kuran meali okuyun anladiginiz lisanda deseydi,
daha iyi yapmis olurdu.
yazacagim bundan ibarettir.
Selam ve dua ile.
Furkan Nezir.
 
mehmet 23-07-2007, 00:46:01
Yazılarınızı düzenli olarak takip etmeye yeni başladım bir rahatsızlık geçirdikten sonra insanları bilgilendirmeye devam ettiğinizi yorumda gördüm.Böyle bir durumda kaleme sarılmış olmanıza karşı teşekkürü beliirtmek için mesaj yazma gereği duydum.
 
alaattin uras 11-07-2007, 11:54:04
Kur 'an 'dan uzaklaşmamızla beraber yüzyıllardır kar topu gibi büyüyen din anlayışları bugün malesef islamın anlaşılmasında ki en büyük tabuyu oluturuyor.Aslında vahyi temel parametre olmaktan çıkarırsanaız olması kaçınılmaz hurafelerle bulandırılmış din algısı ortaya çıkar.Ahmet hocamın yazısı varolan sorunlara kuşatıcı ve radikal bir eleştiri getirmiş.Yazıda değinilen vakaları buün tek tek elimine etmenin zamanı gelmiştir.Daha önceki yazıda da bahsedilen olayların ancak temel kaynağımıza (Kur'an 'a) dönerek aşılmasının müslümanları bekleyen bir sorumluluk olduğunu ve bunun ancak arı, duru bir dinle olacağını söylemeliyim. Ahmet hocama geçmiş olsun diyorum ve hepinizi Allah'ıma emanat ediyorum.
 
Halit Şimşek 08-07-2007, 01:44:44
Sevgili Kıyak kardeşim HAtırlarsanız Medine'de 700 sahabeyi öldüren, 1000 sahabe kızına tecavüz eden Emeviler Kuran'dan hüküm çıkartıyorlar(!), müslümanların halifesine itaat etmeyene bu reva görülür diyorlardı.
Kuran eğer zalim iktidarın elinde ise zalimin kalkanı olur. Kuran eğer Müminlerin İmamlarının elinde ise adaletin ve tevhidin bayrağıdır. Bu gerçeği tarih te aleni göstermiştir.

Bakalım Kuran kimin elinde bir kalkan, kimin elinde tevhid ve adalet sancağı
 
Fahri ERGÜN 07-07-2007, 22:25:44
Selamün aleyküm öncelikle geçmiş olsun diyorum.Yine güzel bir konuya değinmişsin.Hasta dahi olsanız vahyi kuşanmış birisi olarak yapmış olduğunuz çabalardan dolayı Rabbimiz razı olsun.
 
Kıyak 06-07-2007, 17:29:04
Allah razı olsun. Çok önemli konulara parmak basmışsın abi. Yalnız Halit Şimşek hocama katılamayacağım. Asli kaynaklara yönelmekte fayda var. Bahsettiği sünni-şii kaynaklardan gelen rivayetlerin önemli bir kısmı ne yazık ki de uydurma. Bu uydurma hadislerle bir yere varmak mümkün değil. Ehli Beyt de nuhun gemisi değil. Nuhun gemisi Kur'an'ın ta kendisidir.
 
Murat İslam 06-07-2007, 13:16:28
Değerli Ahmet Abi...
Kalemine yüreğine ve bedenine sağlık...
Allah razı olsun...
 
karaman 06-07-2007, 11:22:22
Hasta halinde bile gösterdiğin bu gayretten dolayı tebrik ederim.
 
Halit Şimşek 05-07-2007, 01:26:45
Doğruyu anlamada doğru bir klavuz olaması muhakkak bir gerçektir; ama yaşadığımız tarih ve kültürel mirası yadsımamak gerekir.
Bu rivayetler dört ayrı biçimde bize ulaşır.
1) Saltanat dini kanalıyla gelenler
Saltanatın sahiblerini kutsamak için hazırlanan rivayetler
Ridaniye seferi yaparken Yavuz'un ordusunun önünde RAsullah'ın klavuzluk etmesi. Bir ordu müslüman öldürmeye gidecek Rasullah da ona klavuz olacak?...
2) Sünni gelenekten gelen rivayetler
Yüce Allah o gün, cehenneme hitap ederek, "Doldun mu?" diye sorar. Cehennem, "Yine var mı? Halâ yer var." der. Bunun üzerine yüce Allah mübarek ayağını cehenneme koyar, cehennem bağırarak "kattu, kattu" (yeter, yeter) der.(Sahih-i Buhârî'de c.3, s.128, Tevhid kitabı, "Vucuhun Yevmeizin Nazire" babı, c.4, s.191'de Kâf Suresi'nin tefsirinde Ebu Hüreyre'-den nakledilmiştir. Yine Enes'ten, Hadisu'l-Kadem, Tevhid kitabı, "ve Huve'l-Azizu'l-Hekim, Subhane Rabbike..." ayeti babı, c.4, s.129; Sünen-i Tirmizî, Ki-tabu'l-Cenne, "Ma Cae Fi Hulud-i Ehli'l-Cenneti ve Ehli'n-Nar" babı, c.10, s.29 ve Müsned-i Ahmed, c.2, s.396.)
Gelin bu rivayeti bir yere koyun

3) Şii gelenekten gelen rivayetler
"Peygamberimizin (s.a.a) Hz. Ali'nin (a.s) veliliği hakkın-daki bu sözleri kısa sürede İslâm beldelerinde yayıldı ve dalgalan-dı. Haris b. Nü'man Fihrî, bu haberi alınca, devesinin sırtında Pey¬gambere geldi. Peygamber o sırada Ebtah denen yerde idi. Haris devesinden indi ve onu bağladı. Arkasından sahabîlerden oluşan bir grup arasında bulunan Peygamberimize, 'Ey Muhammed, sen bize Allah'tan başka ilâh olmadığına ve senin O'nun Resulü oldu-ğuna şahitlik etmemizi emrettin, biz de kabul ettik.' dedi. Sonra İs-lâm'ın diğer temel ilkelerini saydıktan sonra sözlerine şöyle de¬vam etti: 'Sonra bunlarla yetinmedin ve amcanın oğlunun ellerini kaldırarak onu bize üstün kıldın ve 'Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır.' dedin. Bu, senin görüşün müdür, yoksa Allah'ın emri midir?' Peygamberimiz, 'Kendisinden başka ilâh olmayan Al¬lah'a yemin ederim ki bu, Allah'ın emridir.' dedi. Bunun üzerine Haris, arkasını dönüp devesine doğru yürüdü. Giderken, 'Allah'ım, eğer bu, senin katından gelmiş gerçek ise, üzerimize gökten bir taş yağdır veya bize acı bir azap getir.' diyordu."
"Bunun üzerine henüz devesinin yanına varamadan Allah tara¬fından üzerine bir taş atıldı ve bu taş tepesinden girerek makatın-dan çıktı. Arkasından, 'İsteyen biri, kâfirlerin başına gelecek bir azap istedi. Öyle bir azap ki onu defedecek biri yok.' (Meâric, 1-2) ayetleri indi." [el-Menar, c.6, s.464]
Bir kere meraic Süresi Mekke'de inen bir suredir. Haklılığı kanıtlamak için uydurulan rivayetlerden birisidir.(Aynı El-Menar tefsirinde ve El-mizan tefsirinde bu hadisenin uydurma olduğu belirtiliyor)
4) Ebuzer gibi rivayetleri
Yoksulluk bir kapıdan girerse, iman bacadan çıkar.
Hakları elinden alınmış birisi, haklarını o toplumdan istemezse o adama şaşarım.
Ehlibeytim Nuhun Gemisi gibidir. Ona binen kurtuluş gibisine binmiş gibidir.(Bu rivayetler için kaynak göstermeye gerk görmüyorum. Zira kuranın kendisi bu rivayetleri açıkça teyid ediyor)
insaf sahibi ve adaletten ayrılmayan insanların anlayacağı geçmişi ve geleceği değil bütün çağları kuşatan rivayetler.
1)VEL FECRİ 2)VEL LEYLİ AŞERA(1AND OLSUN FECRE 2 AND OLSUN ON GECEYE) FECR SÜRESİ 1-2 AYETLER
 
Nureddin Zengi 04-07-2007, 22:39:00
Değerli kardeşim kalemine sağlık tarihsel bir süzgeçten geçirilerek gelmesi gereken sorunlar bir çığ gibi büyüyerek günümüze kadar gelmiş ve kardeşlikler kalleşliklere dönüştürülmüş. Bir çok "Müslüman" biribirinin canını malını kendisine helal görerek tekbirlerle namaz kılanları katletmişlerdir. Yazık ki bu gün Irak'ta yaşananlar bir zamanlar Afganistan'da yaşandı gelecekte başka bölgelerde yaşanmayacağının garantisini de kimse veremeyecektir yanlış din algılarının kafalarda oluşturduğu görmezlik halinden dolayı.

Bu önemli konuyu yattığın hasta yatağında gündemimize taşıyarak bizleri aydınlattığın bilgilendirdiğin için Allah seni cennetine koysun ve geçmiş olsun.
 
Şükrü Hüseyinoğlu 04-07-2007, 14:09:43
Değerli kardeşim, üstadım. Ameliyat sonrası yatağında istirahat halindeyken bile Müslümanların sorunlarıyla hemhal olman, bu sıkıntılı halinde böyle nitelikli bir yazıyla İslam'ın doğru anlaşılmasına katkıda bulunma cehdi göstermen her türlü takdirin üstündedir.
Dualarımızla yanındayız. Bu arada tüm kardeşlerimizden de, üstada dua etmelerini, Rabbimizden kendisine hayırlı şifalar dilemelerini rica ediyorum.
 
DİĞER YAZILARI

09/08/2011 - 09:59 GENERALLER GİDERKEN

14/07/2011 - 13:11 KÜRT SORUNU ve BAŞÖRTÜSÜ MÜCADELESİNDE YENİ AŞAMA

25/05/2011 - 01:31 YENİ EVREDE SENDİKALARIN MİSYONU

14/05/2011 - 22:42 HANGİ YENİ UFUKLAR?

12/02/2011 - 22:06 NE YAPMALI?

18/08/2010 - 13:34 SENDİKALARLA İLGİLİ ANAYASAL DEĞİŞİKLİKLER EMEKÇİLERE NE GETİRECEK?

16/08/2010 - 14:51 12 EYLÜL VE DİYARBAKIR ZİNDANLARI MUHABBETİ

07/08/2010 - 11:16 BİR EĞİTİM YILI DAHA RESMİ İDEOLOJİNİN GÖLGESİNDE GEÇTİ

20/06/2010 - 22:10 KEMALİZMLE HESAPLAŞMADAN KÜRT MESELESİ Mİ ÇÖZÜLÜRMÜŞ?

17/05/2010 - 09:14 ÖZGÜR YAZARLAR BİRLİĞİ KURULURKEN

21/04/2010 - 10:12 KÖLELERE ÖZGÜRLÜK!

27/03/2010 - 15:43 ZAMAN TÜNELİNDEN ÇIKMALI

23/02/2010 - 10:25 AFGAN BUMERANGI

04/01/2010 - 10:16 MEMUR-SEN’E AÇIK UYARI!

11/12/2009 - 10:25 REŞADİYE PUSUSUNA RAĞMEN İMKÂNSIZ DEĞİL

16/11/2009 - 11:41 HAREKETE GEÇME VAKTİ-II

11/10/2009 - 20:58 HAREKETE GEÇME VAKTİ - I

04/09/2009 - 14:16 HANGİ 25 YIL

07/08/2009 - 14:00 HESABINIZI VERME VAKTİDİR

15/07/2009 - 00:14 DARBENİN BELGESİ Mİ OLUR?

02/07/2009 - 10:16 SİVAS’I AYDINLATMA VAKTİ GEÇİYOR

24/06/2009 - 00:01 SEKÜLER DEVRİM BEKLENTİSİ

06/06/2009 - 09:57 İŞARET FİŞEĞİ

05/05/2009 - 09:19 RAHAT BIRAKIN İNSANLARI

14/04/2009 - 11:56 ERGENEKONU BİLMEZ, 28 ŞUBATTAN HABERSİZ

07/04/2009 - 11:09 MUHAFAZAKÂRLIĞIN YENİ DURAĞI: NATO’NUN ASKERLİĞİ

15/03/2009 - 12:05 KUYUCU MURAT PAŞALAR

21/02/2009 - 21:37 ERGENEKON, İLKAV VE ÖZGÜR-DER DAVALARI: ILIMLI SÜRECİN İKİ UCU

08/02/2009 - 21:11 İSLAM DEVRİMİNİN 30. YILI

04/02/2009 - 10:57 DAVOS ÇIKIŞININ UNUTTURDUĞU

15/01/2009 - 02:03 GAZZE DİRENİŞİNİN GÖSTERDİKLERİ

05/01/2009 - 04:23 GAZZE: İNSANLIĞIN SON ADASI

23/12/2008 - 13:34 HEPİMİZ MUNTAZARIZ!

09/12/2008 - 05:40 ALEVİ TOPLUMUNUN TALEPLERİ VE SAMİMİYET

25/10/2008 - 10:53 PEYGAMBERİN SÜNNETİ NEYDİ?

09/10/2008 - 09:54 SAHTE CENNETİN SONU

29/09/2008 - 10:39 GÜZEL GÜNLERE

08/09/2008 - 13:35 HALK KESESİNDEN SENDİKACILIK

15/08/2008 - 15:05 İSLÂMÎ KİMLİĞİN DEMİR ATACAĞI LİMAN NERESİ?

05/08/2008 - 17:23 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI NEYİN HABERCİSİ

30/07/2008 - 09:44 KENDİNİZİ DİRİLTİN, HURAFELERİ YIKIN

15/07/2008 - 13:08 BELGESELDEN MANİFESTOYA FOTOĞRAFIMIZ: HAMZA TÜRKMEN’İN KİTAPLARI

04/07/2008 - 13:18 GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ: SİVAS’I AYDINLATMA VAKTİ

25/06/2008 - 09:15 ELEŞTİRİ VE TAHAMMÜL

07/06/2008 - 10:35 PEKİŞTİRİLEN YASAKLAR, DERİNLEŞTİRİLEN DİRENİŞLER

02/06/2008 - 16:42 ÇATAL KAZIK YERE BATMAZ

05/04/2008 - 12:30 PARADİGMANIN İFLASI VE ALTERNATİFLER

27/03/2008 - 10:56 YOLDAKİ İŞARETLERDEN İSLAM BİRLİĞİNE

01/03/2008 - 10:21 28 ŞUBAT: ZULMÜN, İHANETİN, TUĞYANIN İŞARET TAŞI

02/02/2008 - 16:20 YOLDAKİ İŞARETLER’DEN ILIMLI İSLAM PROJELERİNE DEĞİŞEN EVRENSELLİK ALGISI

29/12/2007 - 12:15 SOSYAL MÜCADELE ALANLARINA “YOLDAKİ İŞARETLER”DEN BAKABİLMEK

26/11/2007 - 11:51 KÂRLARI FEDÂ ETMEDEN KÂR ETMEK MÜMKÜN MÜ?

24/10/2007 - 15:47 200. SAYISIYLA HAKSÖZ: BESLEYEN VE BESLENEN BİR IRMAK

04/10/2007 - 17:48 BAĞIMSIZ İSLAM DÜŞÜNCESİNİN YOKLUĞU VARLIĞIMIZI VE GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDİYOR

07/09/2007 - 12:39 ILIMLI İSLAM: SÜREÇ VE NİYETLER

04/08/2007 - 12:33 İNANCI ARINDIRIP BERKİTMEK, İNSANLIĞI KURTARMAK

04/07/2007 - 13:00 NEYİ ANLATACAĞIZ?

09/06/2007 - 22:37 BİR SES OLMAK GEREKİYOR

20/05/2007 - 11:36 BOZULANI GÖRÜP DÜZELTMEK ZORUNDAYIZ

30/04/2007 - 12:29 NEYDEN KORKUYORSUNUZ?

10/04/2007 - 12:00 KİMİN PEYGAMBERİ: KUTLU DOĞUMUN MU, KUR’AN’IN MI?

17/03/2007 - 11:24 KÜÇÜK ADIMLAR BÜYÜK DÜNYALAR

28/02/2007 - 15:54 AYLARIN EN SOĞUĞU

16/02/2007 - 10:28 MÂLÎ YARDIM ÇALIŞMALARININ MANTIĞI

01/02/2007 - 12:35 TARİH BİLİNCİ - TARİH ZİNDANI

22/01/2007 - 15:54 SENDİKAL HAREKETLERİN SEFALETİ
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat