Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
UMUDUN GÜCÜ
Mehmed MAKSUT - 02/09/2011 - 10:50
“Sabah yakın değil mi” ayeti birden soru olarak zihninizin en karamsar ve kırılgan bulutlarını dağıtmaya gelir. “La tehzen innallahe meanâ” dersiniz ve tüm sıkıntılarınız umutsuzluklarınız, dirençsizlikleriniz bitmeye yüz tutar. Bu ayetin sizde tezahür ettiğini yaşayarak hissedersiniz. Rabbim sıkıntılarım sanırım bitiyor dersiniz. Eğik olan başınız izzetlice kalkar, bilekleriniz güçlenir, sizi taşımaya takati olmayan ayaklarınız küheylan atları gibi koşmak ister. Solgun yüzünüz açmaya, gülmeye başlar.

İnsanoğlu sosyal ve sorumlu bir varlık olması hasebiyle hayatın içerisinde birçok sıkıntı ve zorlukla karşılaşmaktadır. Bu zorluk ve sıkıntılar modern denilen çağda daha da artmakta ve insanı çok ciddi anlamda esaret altına almaktadır. Bu sıkıntılar afakî ve enfüsi olmak üzere iki yoldan kaynaklanmaktadır. İnsan sıkıntılı sürecinde ayrıca birçok sorunla karşılaşmaktadır. Ve bir anda olumsuz ruh hali insana hâkim olmaktadır. Bir bakıyorsunuz sorunlar, sıkıntılar yığılmış kalmış önünüzde. Adeta bir sebep arıyorlarmışçasına hazır kıta bekliyorlarmış dersiniz kendinize.

Oysa bu sıkıntılı  süreçlerde kendimizi toparlayıp, sağlıklı düşünme melekemizi biraz olsun yitirip, mücadele etme gücümüzü kaybettiğimizden dolayı diğer sorunlar hızlanarak önünüze olumsuz bir tablo olarak çıkar. Bu tür durumlarda yaşadınız toplum ve hayat size hiçbir şey ifade etmiyor kanaatini zihninizde taşırsınız. Bir an yaşadığınız topluma küs olmuş gibi davranır, kendi içinizde bir dünya kurarsınız. Hatta kısa süreli de olsa kimseyle konuşmak istemezsiniz, kimseyi görme gibi bir isteğiniz olmaz. Sadece ıssız bir yerde yalnızlığı dinlemek istersiniz. Yani bir an Hira’ya inzivaya çekilmek gelir içinizden. Hatta bunu gören dostlarınız; “İnsanlarla ilgilenmekten kaçıyor, toplumdan, yaşanılan sıkıntılardan bıktı, İslam’da inziva yoktur mevzi tutma vardır”  gibi sözlerle sizi anlamadan yargılamaya başlar. Oysa yüreğinizden geçenleri bilmeden ezbere konuşuyor kanaati oluşur zihninizde fakat bunu kardeşinize üzülmemesi için söyleyemezsiniz.

Biraz hayatın kirli havasında, gürültüsünden, acı dolu yankılardan, kaybedilenleri unutmak, kazanılanları değerlendirmek, zamansız ayrılıklardan uzak bir şekilde düşünüp muhasebe etmek için yalnız kalmak istiyorsunuz sadece.  Yalnız kalıp düşünmek, çözümler üretebilmek için istiyorsunuz. Nerede yanlış yaptığınızı, neleri ihmal ettiğinizi, neleri öncelemeniz gerekirken ihmal ettiğinizi, neleri hayatın amacı  haline getirdiğinizi, neleri severken kaybettiğini ve kaybederken kayıpları ne kadar unutabildiğinizi, Allah için neler yapılabilirken yapamadığınızı, yalnız ve kimsesiz bırakılmış bir papatyayla hasbıhal etmeyi… Velhasıl hayata dair vicdanınızın ve sessizce içinizden yükselen çığlıkların sesini duymaktır istediğiniz.

Umutsuzluk ve inançsızlık girdabında kaybolan bir nesil için inanç, direnç ve umut olmak istiyorsunuz. Küfrü ve tüm olumsuzluklarını gölgede bırakıp güneşin buzu erittiği gibi umutsuzluğu, dirençsizliği ve inançsızlığı eritecek tohumlar ekmek istiyorsunuz tertemiz topraklara. Tüm derdiniz, sıkıntınız, sevdanız; inancınızı  pasifize etmeden, direncinizi yitirmeden, umudunuzu kaybetmeden, hedefinizden ve gayenizden taviz vermeden İslam’ın nefesini alabilmek, sıkıntıları  yenebilmek içindir istediğiniz. Ancak iyi şeyler düşünmeye çalışırken bile sorunlar olmadık şekilde takılıyor yeniden kafanıza. Bir şeyler hatırlanıyorsunuz. Unutmaya söz verdiğiniz halde unutamadığınız  şeyler sizinle birlikte geliyor yalnızlığı seçtiğiniz yere. Anlıyorsunuz ki insanlardan uzaklaşsanız da acılarınızdan uzaklaşamıyorsunuz. Bir gömleği çıkarır gibi acılarınızı, sorunlarınızı, sıkıntılarınızı çıkaramıyorsunuz. Yalnızlığı  yaşarken bile bir an dikilip karşınıza izin vermiyor iyi şeyler düşünmenize. Kendi kendinizle hasbıhal edersiniz. Dostluğun insana özgü bir şey olmadığını; yalnızlıktayken kedinin, kelebeğin, papatyanın, denizin, suyun, toprağın, erguvanın, kalemin, boş sayfaların nasıl size dostluk yaptığına da şahit olursunuz. Bazen yüreğiniz sizi dinlemez. Sende mi ey yüreğim… Sende mi acılarımızı taşımaktan yoruldun diye yüreğinize sitem edersiniz. Sonra kendinizi toparlar gibi ben güçlüyüm, zayıf değilim, bunu da atlatırım, yıldıramaz beni hiçbir sorun deseniz de, içinizde gücünüzü bitirmek istercesine bir çığlık yükselir. Böyle içinizde bir muhasebe savaşı verirken sağlık problemleri eklenir sıkıntılar arasına durduk yerde… 
 
Tüm bunları yaşarken çok ani güzel şeylerde görüyor ve yaşıyorsunuz. Her şeye bir farklı bakıyorsunuz. Nefesi ağzınızla değil yüreğinizle alıyorsunuz, yüreğinizle her şeye bir merhametle yaklaşıyorsunuz. Hiç beklemediğiniz bir anda hüzün ile sevinci beraber yaşayabiliyorsunuz. Sabah yakın değil mi ayeti birden soru olarak zihninizin en karamsar ve kırılgan bulutlarını dağıtmaya gelir. La tehzen innallahe meanâ” dersiniz ve tüm sıkıntılarınız umutsuzluklarınız, dirençsizlikleriniz bitmeye yüz tutar. Bu ayetin sizde tezahür ettiğini yaşayarak hissedersiniz. Rabbim sıkıntılarım sanırım bitiyor dersiniz. Eğik olan başınız izzetlice kalkar, bilekleriniz güçlenir, sizi taşımaya takati olmayan ayaklarınız küheylan atları gibi koşmak ister. Solgun yüzünüz açmaya,  gülmeye başlar. Ciddi anlamda nefes aldığınızı, yaşadığınızı hissedersiniz. Ben varım dersiniz. Yıldızlara bakarken, yorgun gözlerle uykuyu ararken bulamadığınız günler geriye doğru akmaya başlar. “Üzülmeyin, gevşemeyin. İman etmişseniz üstün olanlar sizlersiniz.” Ve o an diyorsunuz ki; inanırsam gevşemezsem üzüntüye yenilmeyip umutsuzluğa kapılmazsam bir şeyler umuda dair değişecek. Yeniden ekilen tohumlar küfrü korkutarak boy verecek. Zalimlerin nasıl bir inkılâpla devrileceklerine dair beklenen günler yakınlaşacak. Aramızda döndürülen günler bizden yana olacak. Her şey aslına dönecek.  Allahın nuru tamamlanacak ve İstikbal İslam’ındır sözü gerçekleşecek.

Geçenlerde yukarıda ifade edilen ızdıraplı dönemi teneffüs ederken bir öyküyü okudum. Ve öyküyü okurken vermek istenilen mesajları almaya çalıştım. Her şeyden öte umudun ne kadar önemli olduğunu çok fesih, sade ve öz bir şekilde bu öykü anlamaktaydı. Sizlerle paylaşmak istiyorum. Ve bu öykü aslında yazının yazılmasına teşvik edici oldu. Umarım okuyunca umutsuzluk girdabındaki toplumda umudun ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Ve umudumuzu yitirdiğimiz anda neleri de kaybedeceğimizin kısa muhasebesini bizlere yaptırır.  

‘’Dört tane mum karanlık bir gecede usul usul yanıyormuş. Mumlar etrafı aydınlatmak için yanarken ayrıca birbirleriyle konuşuyorlarmış. Ortalık o kadar sessizdi ki, mumların konuşmalarını duyabiliyordunuz…

Birinci mum demiş ki: Benim adım “BARIŞ”. Ama kimse benim yanmama yardımcı olmuyor. Kimse ben yanarken benimle ilgilenmiyor. Sanırım yakında söneceğim der. “BARIŞ” mumunun alevi kısa süre sonra hızla azalmış ve sonunda tamamen sönmüş.

İkinci mum mahzun papatyalar misali hüzünlü ve ürkek bir sesle seslenmiş: Benim adım “SEVGİ”. Artık benimde dayanacak gücüm, yanacak takatim kalmadı. İnsanlar beni unuttu. Hor kullanıldım, değerimi hiç anlamıyorlar. “SEVGİ”de daha fazla bekleyemeden sönüp gitmiş.

Üçüncü mum, Benim adım “VEFA.” Ne yazık ki artık vazgeçilmez değilim. İnsanlar beni çok yıprattı. Onun için, bundan sonra yanıp durmamın bir anlamı kalmadı der dostlarına. Sözlerini tamamladığı an esen hafif bir rüzgârla oda dayanamaz. Esen rüzgârla birlikte tamamen sönmüş.

Tüm bunlar olurken odaya “Papatya” adlı küçük bir kız çocuğu odaya girmiş ve üç mumunda yanmadığını görmüş. Karanlıktan korkan küçük kız çocuğu korkak bir sesle mumlara seslenerek: “Neden yanmıyorsunuz? Sizin sonsuza dek yanmanız gerekmiyor muydu?” demiş. Ve ardından mahzun ve titrek bir sesle ağlamaya başlamış. Tam her şey olumsuz gidiyor derken dördüncü mum konuşmaya başlamış: Korkma küçük Papatya, ben yandığım sürece öteki mumları da yeniden yakabiliriz. Çünkü benim adım “UMUT”tur. Çocuk parlayan gözleriyle “UMUT” mumunu almış ve öteki mumları birer birer yakmış. Karanlığın umutla nasıl aydınlığa kavuştuğunu anlamış. Ağlamanın fayda etmediğini aksine umudun daha yararlı olduğunu bilip hayata umutlu bakmanın ilk dersini almış.

Değerli dostlar, Umudunuz varsa karanlıkta kalmazsınız... Umut ışığınız varsa değerlerinizi yeniden işlevselleştirebilirsiziniz. Vefa’yı, Barış’ı Sevgi’yi ve daha nice güzel değerleri canlandırıp tutuşturabilmemiz için her zaman Umutlu olmalı ve umudu kullanmalıyız. Umudunu kaybeden aydınlığını kaybeder. Umutlu olmanız ve umudunuzu kaybetmemeniz duasıyla…

Selam ve Umud ile…

556
YORUM LİSTESİ
nuri 05-09-2011, 13:18:51
Baştaki yazıların yerini 'tefekküre' dayandırır isem yalnış olmaz heralde.Sonuç olarak bizlere bu çalkantı anlarında Rabbim; belirttiğin ayet üzre gevşemenin bizlere zıt bir ifade olduğunu,onun için böylesi kavramları ilyas abinin ercüment özkan alıntısındaki gibi değerlendirebilmeli. Allah razı olsun...
 
mehmet maksut 05-09-2011, 10:24:25
ilyas metin abi tavrınızdan dolayı sizleri tebrik eder genç kardeşlerime hayırlı ve bereketli bir hayat yaşamalarını dilerim. keşke tüm bireyler aynı duyarlılıgı gösterebilse. aslında bu konu bugün bir çok insanın takıntısı. özellikle gençler bu konuda bazen ciddi sıkıntılar yaşıyor. hatta bundan dolayı bedeller ödemek ve aileleriyle imtihan süreçine giriyor...

rabbim duruşunuza zeval vermesin ve bu nişanlı kardeşlerime ümmetin nüvesi olacak salih ve sadık nesiller lütfetsin...
 
ilyas metin 04-09-2011, 21:28:53
sıkıntıları aşmak adına tc'ye ve pkk'ya tavır adına bir adım daha attım,bu bayram arası oğlumu diyarbakırlı bir aileden nişanladım.
"sıkıntılarıda insan olma yönünde malzeme yapar isek sıkıntılar sıkıntı olmaktan çıkar" E.Özkan
 
mehmet gündüz 04-09-2011, 20:34:34
Allah razı olsun kardeşim. İnşallah bizler de tebliğe cevap vermeyenler karşısında, hz. eyyubun imtihan karşısında verdiği sabrı gösteririz. Umudumuzu kaybetmeden!... KUN FE YEKUN.
 
Sessiz ÇIĞLIK 04-09-2011, 20:07:20
Elinize sağlık değerli dostum... Büyk bir heyecanla okudum yazınızı. Bir cuma günü, üzerine toprak serili umudunu kaybeden şu müslümanlara okutulabilecek bir yazı olmuş. kaleminize kuvvet.

Değerli dostum siz bu güzel ve anlamlı yazıyı bizimle paylaşırken ben şunu çok iyi biliyorum ki sen bu inziva, ağlama ve umut aşamalarını bir bir yaşamışsın. Ewwela içinde sancı sancı kıvranmış, dertlenmiş ve bizzat pratiğini yaşamışsın. bunun içindir ki biz de burada ekranda okurken etkileniyor ve nasipleniyoruz.

Bu çalışmanızı gayet derecede deha bir sevdiğimi söylemek istiyorum. daha çok deneme türüne benzediği için midir bilmiyorum? ama kalemin çok rahat bir şekilde sana secde ettiğini hissediyoryum:)
bayramını tekrardan tebrik ederim...

we selam...
 
fatma 04-09-2011, 18:23:43
Rabbim razı olsun.İhmal edilen ama önemli bir konuya değinmişsiniz.Aslında şeytanın da en çok kullandığı malzeme bu olsa gerek.Umutsuzlukla müslümanları bir girdaba çekip, ordanda yürüdüğü yoldan ittirip savuruvermek...

"Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı 'yok sayıp inkar edenler'; işte onlar, Benim rahmetimden umut kesmişlerdir; ve işte onlar, acı azap onlarındır."
Rabbim herdaim bu ayeti hatırlamayı tüm müslüman kardeşlerime nasip etsin.Amin.
 
TARİHÇİ 03-09-2011, 17:49:06
SLM İLE ELİNE DİLİNE SAĞLIK VESSELAM
 
DİĞER YAZILARI

12/05/2012 - 08:16 GEZİ VE MUHASEBE

19/04/2012 - 03:11 KUTLU DAVADAN KUTLU DOĞUMA

15/03/2012 - 07:14 NEFES ALMANIN ÖLÜM OLDUĞU YER: HALEPÇE

10/03/2012 - 06:30 ANNEME MEKTUP – PEPÛKÂ DAYÎKAN -I-

26/02/2012 - 07:31 İRAN’IN DIŞ SİYASETİ ve SURİYE’DEKİ OLAYLARA BAKIŞI

15/02/2012 - 19:50 İRAN İZLENİMLERİ -2-

09/02/2012 - 12:12 İRAN İZLENİMLERİ -1-

15/01/2012 - 00:13 MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...

09/01/2012 - 08:19 LÂ TURKİYYE, LÂ KURDİYYE, İSLÂMİYYE, İSLÂMİYYE!

30/12/2011 - 00:52 KATIRLARIN SIRTINDA UMUD'A KAN, TOPRAĞA CAN DÜŞTÜ...

20/12/2011 - 22:44 HURAFE- BİDAT’İN VAHİY VE AKILLA MÜCADELESİ

30/11/2011 - 21:59 BU NE DUYARSIZLIK, BU NE TUTARSIZLIK...

19/11/2011 - 12:35 ŞAHISLARI KUTSALLAŞTIRMA HASTALIĞI VE ELEŞTİRİ

06/11/2011 - 15:44 SENSİZLİK VE SESSİZLİK

03/11/2011 - 07:31 DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-

31/10/2011 - 21:44 DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-

30/10/2011 - 09:09 DEPREM GÜNLÜĞÜ - 2

28/10/2011 - 10:27 DEPREM GÜNLÜĞÜ -1-

17/10/2011 - 08:31 DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU

13/09/2011 - 23:49 BİR RİSALE-İ NUR DERSİ İZLENİMLERİ

08/09/2011 - 23:10 KAYIP BİR FİDAN

02/09/2011 - 10:50 UMUDUN GÜCÜ

20/08/2011 - 04:53 KÜRESEL SALDIRILAR KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR

12/08/2011 - 12:20 KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI

12/07/2011 - 22:55 ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ

23/06/2011 - 23:00 MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI

11/06/2011 - 16:46 İSLAMİ KİTLELERİ AMACINDAN SAPTIRMA SİLAHI: DEMOKRASİ

31/05/2011 - 06:14 İZZET GÖMLEĞİNİ GİYMEK

08/05/2011 - 13:33 KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR

25/04/2011 - 19:49 MİLLİYETÇİLİK TÜRLERİ VE TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİLİK

12/04/2011 - 23:21 ÇOCUK VE TAŞ (ŞİİR)

02/04/2011 - 00:55 SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ

03/03/2011 - 06:42 HAL-i PÜRMELALİMİZE DAİR HASBİHAL

02/02/2011 - 19:12 ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR...

28/12/2010 - 22:40 Dâvâ gençliksiz olmaz

09/12/2010 - 22:11 UZLAŞMA TEKLİFLERİ KARŞISINDA MUHAMMEDİ TAVIR

09/11/2010 - 12:38 İSLAMİ MÜCADELE ÜMİTSİZLİK GİRDABINA MAHKÛM EDİLMEMELİ

21/10/2010 - 16:29 SAVRULMALARIN SEBEBİ: SABIR EKSİKLİĞİ

01/10/2010 - 17:45 ÜNİVERSİTELERDEKİ İSLAMİ ÇABALAR ÜZERİNE HASBİHAL

11/09/2010 - 12:26 SABRA DAVET

26/08/2010 - 15:19 MESAJ KIVILCIMLARI

03/08/2010 - 20:09 LOKMAN (A.S.)'IN ÖĞÜTLERİNE KULAK VERMEK

08/07/2010 - 19:40 KİMLİĞİN İNŞASI

28/06/2010 - 09:48 YOL KONTROLU

10/06/2010 - 18:03 FİRAVUNİ BASKILARA KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ SIĞINAKLARIMIZ

20/05/2010 - 10:48 ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?

02/05/2010 - 15:24 MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN

17/04/2010 - 11:33 KURTULUŞ FAKAT NASIL?

30/03/2010 - 18:25 OKU: HAYATI YENİDEN İNŞA İÇİN

11/03/2010 - 10:15 İSTİKAMETİ ŞAŞMAMAK

24/02/2010 - 13:22 KAYBIN EN BÜYÜĞÜNDEN SAKINMAK İÇİN

10/02/2010 - 14:23 KURTULUŞUMUZ DAVETİ DİRİLTMEKTE

29/01/2010 - 18:43 BİLEBİLMELİYİZ…

19/01/2010 - 12:13 GENÇLER EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR

31/12/2009 - 16:50 BİRAZ DA KENDİMİZİ KONUŞALIM!

19/12/2009 - 10:15 BİZ VE SORUMLULUKLARIMIZA DAİR
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat