Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
BİR SORUN NASIL ÇÖZÜLMEZ?
Beytullah Emrah ÖNCE - 23/08/2011 - 12:05
Sorunu çıkaran zihniyet dünyasından kopmadıkça çözüme doğru yol alamayız. Sorunun adını bile doğru koyamadan, neden kaynaklandığını kavrayamadan bu kanlı çarkı durduramayız. Dar açılı açılımlarla aralanan eski kapıdan devasa bir sorunu çözüm odasına taşıyamayız.

Eski kafaya yeni gövde takmanın adını değişim koyunca vesikalık fotoğrafta pek bir şey fark etmiyor.

Ya da şöyle diyelim:

Hiçbir sorun, onu çıkaran akılla çözülmüyor.

Bunu onlarca yıldır defalarca tecrübe etmiş bir ülkede yaşıyoruz.

Ama gelin görün ki, her defasında “bu kez farklı” deniliyor ve aynı hata bir kez de farklı bir şekilde tekrarlanıyor.
Kanlı bir çark dönüp duruyor.

Şiddet sarmalına dolanıp çıkıyoruz.

Geldiğimiz noktada sorun yine yerli yerinde…

Geride kalan ise kaçırılan fırsatlar ve biraz daha azalan umutlar oluyor.

Kürt sorunundan bahsediyorum.

Söylenenlerin sanki yeniymiş gibi kaçıncı kez tekrarlandığı, bu kez yapılanların geçmişten çok farklıymış gibi anlatıldığı sorunumuzdan…

Oysa biraz hafıza, olmadı arşiv yeterli sayılacaktır.

Geçmişi hatırlayın ve bugün yaşananlara bakın:

Bundan önceki tüm başbakanların söylediği gibi bıçak bir kez daha kemiğe dayandı.

Tüm MGK kararlarında sorunun askeri, siyasi ekonomik boyutlarının olduğu bir kez daha vurgulandı.

Tüm harekâtlarda olduğu gibi Kandil’e bir kez daha operasyon yapıldı.

Her defasında “bu kez farklı, bu kez son” denildi.

Peki, ne oldu?

Her şey yerli yerinde duruyor.

Üstelik çarkın her dönüşü daha çok can yakıyor.

Her turun sonunda sorun daha karmaşık bir hal alıyor.

Kalıcı çözüm, toplumsal barış ve bir arada kardeşçe/eşitçe yaşama umudu öğütülüyor.

Bugün de ortada aslında yeni ve farklı bir durum yok.

Tam çözüm derken çatışma, her şey bitti derken yeniden çözüm umudu…

Bu sarkaç kaç defa böyle gitti geldi.

Son yıllarda galiba daha hızlı gidip gelmeye başladı.

Lakin bu savrulmaların şiddeti arttıkça hayal kırıklıklarının sesi de daha çok çıkıyor.

Bilmem, tehlikenin farkında mısınız?

* * *

Tekrar edelim, sorunu çıkaran zihniyet dünyasından kopmadıkça çözüme doğru yol alamayız.

Sorunun adını bile doğru koyamadan, neden kaynaklandığını kavrayamadan bu kanlı çarkı durduramayız.

Dar açılı açılımlarla aralanan eski kapıdan devasa bir sorunu çözüm odasına taşıyamayız.

Soruna yaklaşımdaki klasik davranış modelini yeni jest ve mimiklerle tekrar edince ortaya yeni bir durum çıkaramayız.

Kaç yıldır sorunu nasıl çözemeyeceğimize dair yeterince acı tecrübe kazanmış sayılırız.

O halde eski kabulleri bir kenara bırakmak lazım değil mi?

Çok mu zor bunu anlamak?

Hayır…

Peki, gereğini yapmak çok mu kolay?

Yine hayır…

İyi ama başka bir şansımız var mı?

Akan kanı durdurmak, adil ve özgür bir geleceği birlikte inşa etmek için başka bir yol var mı?

Hep birlikte kaybetmek yerine hep birlikte kazanabilmek için eski paradigmadan kurtulmak dışında başka yapacak bir şey var mı?

Hayır, hayır, hayır…

O halde, başkalarının evlatları üzerinden nutuk atmayı kesip, hep birlikte durup düşüneceğiz:

Sebepleri ortada yerde dururken hangi sorun ortadan kalkmış?

Sonuçları ortadan kaldırıldı diye hangi sorun çözülmüş?

633
YORUM LİSTESİ
huseyn 05-09-2011, 16:23:16
Her geçen gün artan PKK eylemleri Türkiye’nin en sıcak gündemi haline geldi. Sınır ötesi operasyonun ne derece gerekli olduğundan, muhtemel sonuçlarına varıncaya kadar pek çok konu yoğun bir şekilde tartışıldı ve tartışılıyor.

PKK’nın son dönemde eylemlerinin artırmasındaki amaç ne? Türkiye’yi bataklığa çekmek mi, Irak girdabına itmek mi? Sınır ötesi operasyonlarda hedef sadece PKK kampları mı? Yoksa Kandil köylerindeki siviller mi? Kandil’deki PKK üslerinin yok edilmesi Türkiye’de “terörün” önlenmesi konusunda ne derece etkili olacak? Bunlar hep muammadır.

Bu operasyonların içeride ve dışarı yansımaları ne olacak? 90’lı yıllarda zulmün enva i türlüsü Kemalist rejim ve derin çeteleri tarafından gerçekleştirildiği halde; bu sorun bir çözüme kavuşmazken; bir yığın sorunun cevabı verilmezken; içeride ve dışarıda Türkiye açısından çok ciddi sonuçlar doğuracağı yönünde analizler yapılırken; hükümet halen içinde bulunduğu girdabın farkında değil.

Öncelikle bu operasyonlar öncesi tüm çözüm yollarını denendiğini kimse iddia edemez.
Sorunun tek çözüm boyutu askeri değildir. Sınır ötesi operasyon yüzlerce PKK mensubunun öldürülmesi ile sonuçlanabilir. Fakat daha fazla kişinin PKK mensubu olmasına, yeni PKK odaklarının oluşmasına, hem sınır ötesinde içeride hem diğer bölgelerde PKK’nın güçlenmesine de neden olabilir.

En başarılı sınır ötesi operasyon dahi Türkiye’nin PKK sorununu çözemez. Çünkü sorunun kaynağı sınır ötesi değildir.

Bu operasyonu “terör” uzmanı özel timler halleder diyen sözde “terör” uzmanlara da sormak lazım: O sözü edilen özel tim acaba Kandil’i ne kadar biliyor, vur kaç taktiği karşısında ne yöne gideceğini bilmeyen özel birlik ile ne kadar bir üstünlük sağlanabilir ki?

PKK ile girilen bu sınır ötesi her operasyon ile sadece operasyonun maliyetini arttırabilir. Ve Kuzey Irak girdabında bir çıkmaza saplanır. Düzenli olarak Kuzey Irak’ta operasyonlar yapmak zorunda kalınabilir. Yani bu sorun hiç istenmeyen bir yöne de hızla kayabilir.

Operasyonun başarısız olması halinde ise örgüt daha çok militan ve sempatizan da kazanabilir. Örgüt yeniden yükselişe geçip, Kürt sorununu içinden çıkılmaz bir hale getirebilir.

Kısacası; hem ülkeye hem de bölgeye zarar vermekten başka bir işe yaramayacağı açık olan bu topyekûn savaş girişimi; bu sorunu bitirme noktasında devletin istediği sonucu vermeyeceği gibi Türkiye ve Kürdistan topraklarını derinden etkileyecek bir sürecin başlamasına sebep olabilecektir.


Peki, bu sorun nasıl çözülür?

Muhterem Edip Gümüş'e kulak verelim:

Sorunlara Öncelikle İslam Gözlüğüyle Bakılmalıdır.
"İslam bir şeye cevaz vermişse veya bir işin yapılmasında İslami olarak bir sakınca yoksa o işi yerine getirmede veya bir hak varsa onu vermede hiçbir tereddüde girilmemelidir. Bunun için değişik hesaplar içine girmeye ve korkmaya gerek yoktur. Bu anlamda ne yapılması gerekiyorsa cesurca işe girişilmelidir. Allah'ın (cc) insanlara, kavimlere, ırklara vermiş olduğu temel haklar kendilerine teslim edilmedikçe bu tür sorunların köklü bir çözüme kavuşması imkânsızdır."

"Ancak İslam ölçü alınmaz ve Müslümanlar hesaba katılmazsa ve bunun aksine İslam ve Müslümanlara düşmanlıkta sınır tanımayan, din, inanç ve kültürde Müslüman Kürtlerle hiçbir ilgisi ve benzerliği bulunmayanları memnun etmek üzere plan ve programlar geliştirilirse bunun neticesi her zaman hüsran olacaktır. Hatalı ve yanlış tüm yaklaşımlardan Müslüman halkımız zarar göreceği gibi bu plan ve projelerin sahipleri de zarar görür.”

Allah kendisinden razı olsun.

Hükümet, Irak'a gir taş üstünde taş bırakma baskısı yapan muhalefet partilerini dinleyeceğine; İslam büyüklerini, kanaat önderlerini bölgedeki asıl muhatap olan İslami cemaatleri dinlesin. Çünkü bu sorun sınırda değil içeride yaşanıyor.

Hem Kürtçü kesim hem diğer kesimler bilir ki, bölgede birinin burnu kanasa, biri diğerine zulmetse; hakem olarak tayin edilen ve sorunları barış ve uzlaşıya bağlayanlar; bölgenin âlimleri, şeyhleri, Seydaları, kanaat önderleridir. İslam; her meseleye çözüm olmuştur.

Bu mesele, hep basiretsiz insanlarla konuşuldu. Hep beşeri çözümler sunuldu. Bir kez de bu meseleyi, Allah’a ve Resulüne götürün. Bakın bakalım; hakkın çözümü batıl olan çözümlere nasıl galip geliyor.

Hidayete tabi olanlara selam olsun.

(Ebuzer ÇETİN)


 
nuri 23-08-2011, 23:35:43
Sorun galiba kendimizi tanımada, yani coğrafyamızı,yani tevhid çizgisinde dünya içinde çaba sarfedenleri, yada buralarda kim var? kimin neye ihtiyacı var? ben kendimce oturduğum yerden ümmetin parçası olabilirmiyim? yoksa onlara istediklerinde, istediğini verirsemmi bir parçası olabilirim? kaybolmak üzere olan bir ümmet parçasının çığlığı, ta afganistandan,çeçenyadan,ıraktan,suriyeden, filistinden ve dünyanın her köşesinden duyulabiliyormu? bu bilim çağında. Elimizde kalemlerle eksiği fazlayı yazmak yerine bu ümmetin parçalarını tanıtmayı vede tanımayı bile bilmiyorum. Acaba kalem tutanlara bu bilgisizliğimden bir vebal yokmu? Sanırım eksiğim ve eksiğimiz, birbirimizi bilip duymadığımızdan.Nereye baksan yalnız bir çığlık, nereye baksan birbirinden habersiz. Adını koymalıyız artık biz nasıl bir ümmetiz??
 
fatma 23-08-2011, 16:05:52
Bu vesikalık fotoda değişen tek şey FON!

Sürekli bakıyoruz resme, ama hep blur(bulanık) olan arka fonda gözümüz..

Photoshop ustaları öyle iyiki işlerinde, asıl portre orda durup dururken başarıyorlar işte dikkati hep fonda tutmayı!

Tam gözümüz kayacakken asıl görüntüye, arkadan bi ışık efekti!...flash....flash...
...flash...sonrası geçici körlük yine!


Çok güzel ifade etmişsiniz.Allah razı olsun.Rabbim cümlemize geçici körlükleri, kalıcı çözümlere çeviren "GERÇEKLERİ" idrak edecek gözler ve gönüller versin.Amin.

 
DİĞER YAZILARI

23/08/2011 - 12:05 BİR SORUN NASIL ÇÖZÜLMEZ?

27/07/2011 - 16:34 KAPİTALİZM İNSANLIĞI RAKAM YAPIP, YUTUYOR

12/05/2011 - 11:29 AK PARTİ’NİN SİYASİ KANALI TIKANIYOR

18/04/2011 - 23:05 HANGİ "YENİ" TÜRKİYE?

29/03/2011 - 21:25 DIŞ POLİTİKANIN MAKYAJI AKIYOR

25/07/2010 - 15:18 REFERANDUMA GEÇMEDEN AK PARTİ’Yİ TARTIŞMAYA AÇSAK…

14/07/2010 - 21:40 REFERANDUMDA ACELECİ, KÜRT SORUNUNDA AĞIR DAVRANMAK

27/06/2010 - 00:49 ROTAMIZ KÜRT SORUNU, YÜKÜMÜZ AĞIR

23/05/2010 - 18:58 İSLAMCILIK, SİYASAL BİR ALTERNATİF OLARAK KALABİLECEK Mİ?

30/04/2010 - 09:09 AK PARTİ’NİN KITA SAHANLIĞINA SIKIŞMAK

02/04/2010 - 13:16 DEĞİŞİM SÜRECİNDE MÜCADELE VE YENİ SÖYLEMLER, YÖNTEMLER

04/03/2010 - 20:48 ÇOCUKLARIMIZI DİRİ DİRİ GÖMÜYORLAR VE BİRLİKTE SEYREDİYORUZ!

04/02/2010 - 21:37 BERİVAN O TAŞI FİLİSTİN'DE ATSAYDI...

25/01/2010 - 16:30 ALLAH ALLAH DİYEN BİR ORDU...

29/12/2009 - 19:31 VİCDANİ RETÇİYE İŞKENCE, BAŞÖRTÜLÜYE SÜRGÜN!

11/12/2009 - 14:42 ECE NUR'DAN HABERİNİZ VAR MI?
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat