Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
AÇLIK SORUNU, İNSANİ YARDIM VE İSLAMİ MÜCADELE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU - 19/08/2011 - 05:05
Makro sömürü çarkları dönmeye devam ederken, salt mikro bir çaba olan sosyal yardımlarla sosyal adaleti gerçekleştirmeye çalışmak ve bunu da başardığı zehabına kapılmak büyük bir yanılgıdır. Esaslı ve kalıcı sosyal adalet ancak, yeryüzünün kaynaklarını talan edip tekelleştiren küresel ve yerel kapitalist sömürü çarklarını kırma potansiyeline sahip yegane güç olan İslam’ın makro iktidar mücadelesine omuz vermekle gerçekleşebilir.

Türkiye'de son yıllarda bir furya halini alan "İnsani Yardım" dernekçiliğinin yöneldiği, makro İslami mücadeleden bağımsız insani yardım anlayışını eleştirmek üzere 2007 yılında kaleme almış olduğum "İslami mücadeleden bağımsız 'insani yardım', sadra şifa değildir" başlıklı yazıyı, benzer bir tutumun, Doğu Afrika'da yeniden başgösteren açlık sorunu karşısında da belirginleşmesi üzerine farklı bir başlıkla yeniden yayınlamakta fayda addettim.

Yüce Allah'ın kullarına bahşettiği rızkı gasbedip tekelleştiren küresel sömürü çarklarına karşı yeryüzünde adaleti ikame edebilmenin yegâne imkânı olan İslami mücadeleden bağımsızlaştırılmış insani yardımların, geçici ve pansuman tedbirler olmaktan öteye geçemeyeceği, asıl olanın, tekelleşme ve sömürü yönünde döndürülen egemenlik çarklarının kırılarak adalet çarklarının ikamesi mücadelesi olduğunu ne zaman kavrayacağız?

İnsani yardım çabaları, ancak İslami mücadelenin bir cüzü olduğunda anlamlı ve işlevsel olabilecektir. Aksi halde, bugün yaygın şekilde yönelindiği gibi İslami adalet mücadelesinden bağımsızlaştırıldığında, pansuman tedbirler olmaktan ve vicdanalrı rahatlatmaktan çok çteye geçemeyecektir.

Bu düşüncelerle, "İslami mücadeleden bağımsız 'insani yardım', sadra şifa değildir" başlıklı yazıyı sizlerle yeniden paylaşıyorum:

İnsanlığa bildirilmiş son Rabbani reçete ve yürürlükteki yegane hak din olan İslam, batı pozitivizminin, ilgi alanı vicdanlar ve dar manada mabedlerle sınırlı olan religion (din) tanımında ifadesini bulan “kamusal alan dışı” bir din değildir. İslam, insanın olduğu her an ve alana ilişkin sözü olan, fert ve toplum hayatını alemlerin Rabbi yüce Allah’ın iradesi doğrultusunda inşa etmeyi hedefleyen ve bunun için de mikro ve makro tüm iktidar alanlarına müdahil olan bir ölçüler bütününün adıdır. O, insanlığa nasihat etmekle kalmayıp onlar için dünya ve ahiret saadetine kaynaklık eden somut ölçü ve ilkeler bildiren bir hayat nizamıdır. Bu din, insanlar arasında adaletin, doğruluğun, merhametin, paylaşımın hakim olmasını istediği gibi, bu hedefleri gerçekleştirmede insanlara rehberlik edecek ilke ve hükümleri de bildirmektedir.

İslam, muharref Hıristiyanlık gibi sevgi, iyilik, merhamet ve benzeri soyut kavramlarla sınırlı bir din değildir. İslam, insanların kalblerine, vicdanlarına, düşüncelerine hitap ettiği gibi insanlar arasındaki ictimai, siyasi, iktisadi işleyişe de hitap eder, yeryüzünde iyiliği, merhameti, sevgiyi hakim kılmanın olmazsa olmaz ölçülerini bildirir. Mikro ve makro tüm iktidar alanlarını Rabbani ölçülere tabi kılmayı gaye edinir ve dolayısıyla hayatın her an ve alanına müdahil olur.

Ayrıca İslam sadece fertleri muhatap alan ve insanların ferdi yaşantılarıyla ilgili ölçüler bildiren bir din de değildir. Alemlerin Rabbi yüce Allah, temel kaynağımız Kur’an-ı Kerim’de “Mümin”e değil, “Müminler”e hitap etmektedir. Bizlerden Kitabına topluca sarılmamızı istemektedir. 

İslam’ın bir diğer temel özelliği de, bütüncül bir hayat tarzı oluşudur. Mesela, “İbadetlerimde İslam’a, ticaret hayatımda ise kapitalizme ya da sosyalizme tabi olayım” şeklinde bir yaklaşım İslam’a göre açık bir şirktir. Zira böyle bir yaklaşım egemenliği parçalamakta, yalnızca yüce Allah’a ait olan insan hayatına nizam verme, yol belirleme yetkisine ortaklar koşmaktadır. Müslümanın ibadeti de, ticareti de, siyaseti de İslami olmalı, Müslüman her şeyiyle İslam’a tabi olmalıdır.

Bu izahlardan sonra, özellikle de 28 Şubat müdahalesinden sonra Müslümanlar arasında tam bir furya halini alan insani yardım kuruluşları ve bu kuruluşların çalışmaları üzerine tahliller yapmaya başlayabiliriz. 

28 Şubat milad oldu

Müslümanların teşkil ettiği bazı oluşumların, 28 Şubat zorbalığı karşısında İslami sorumlulukları daha sıkıca kavramak ve omuzlamak yerine, kendilerini egemen sistemle karşı karşıya getirmeyecek yeni uğraş alanları arayışı içerisine girdiği bir gerçek. Böylece hem kendilerince bir şeyler yapmaya devam etmiş olacaklar, hem de zorbaların hiddeti karşısında kendilerini emniyette hissedebileceklerdi.

“Fitnenin ortadan kaldırılıp, yeryüzüne Allah’ın dinini hakim kılma” mücadelesinden bağımsızlaştırılmış bir sivil toplum uğraşısı olarak yardım faaliyetleri, kişisel gelişim çalışmaları, varıyla yoğuyla iş dünyasına yönelerek ekonomik güç olma çabası İslami yükümlülüklerin yerini almaya başlayan söz konusu uğraş alanlarının başında geliyordu.

Bazı İslami kuruluşlar, 28 Şubat’la birlikte makas değişimine giderek kişisel gelişim eksenli konferans ve seminerler düzenlemeye başladılar. Bazıları da, İslami mücadeleden bağımsız bir toplumsal yardımlaşma kurumu niteliğine büründüler. Ancak ve ancak İslami bir toplumsal dönüşüm mücadelesi bünyesinde anlamlı olabilecek eğitim ve yardımlaşma çabaları, ne yazık ki İslami mücadeleden kaçıp sığınılan bir liman işlevini görmeye başladı.

Tabii ki, bu kaçış hikayesi büyük bir yanılgının eseriydi. İslami mücadeleden bağımsız ne vardı ki anlamlı olan, kişisel gelişim ya da yardım organizasyonu da anlamlı olsun? Oysa salt toplumsal yardım çabalarıyla adil bir bölüşüm ne kadar tesis edilebilirdi ki? Genelde yeryüzünde ve özelde ise yaşadığımız topraklarda kurulu mevcut kapitalist-sömürü düzenleri yaşadığı müddetçe yalnızca toplumsal yardımlaşma organizasyonları marifetiyle toplumsal adaletin sağlanması mümkün müydü?

Makro adaletsizlik, mikro alanlardaki çabalarla giderilemez

Tabii ki, yardımlaşma organizasyonları önemlidir ve takdire şayandır, fakat İslami mücadeleden bağımsızlaştırılan bu tür organizasyonlar, taşıma suyla değirmen döndürme gibi bir beyhude çabanın içine düşmenin yanı sıra, bu işe çaba harcayan Müslümanların enerji ve imkanlarının da önemli ölçüde heder edilmesi anlamına gelir.

İslam evet toplumsal yardımlaşmayı, infakı, sadakayı emretmiştir bunda şüphe yok. Dolayısıyla Müslümanlar yardım kuruluşları kurup fakir fukaraya yardım çabası içerisine gireceklerdir, girmelidirler. Fakat, tüm bunlar “yeryüzünde fitnenin (Allah’ın nizamından başka nizamların etkinliğinin) ortadan kaldırılıp Allah’ın hükümlerinin hakim kılınması” doğrultusundaki İslami mücadelenin bünyesinde olduğunda bir anlam ifade eder. İslami mücadeleden bağımsızlaştırılmış, salt bir sivil toplum faaliyetine indirgenmiş bir insani yardım faaliyeti asla sadra şifa olamaz. Zira, yüce Allah tüm canlılara rızıklarını tastamam bahşetmektedir. Yeryüzünde, canlılar için gerekli olan yiyecek, içecek, barınak, ısınma ve diğer ihtiyaçlar anlamında asla bir kaynak sıkıntısı bulunmamaktadır. Ne var ki, zulüm ve sömürü üzerine kurulu ideoloji ve sistemler yüce Allah’ın canlılara bahşettiği kaynakları talan etmekte, Necip Fazıl’ın “Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul; Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul” dizileriyle ifade ettiği gibi yeryüzünün kaynaklarını tekellerde toplayıp adaletsiz bir gelir dağılımına yol açmakta, tefecilik ve tefeciliğin modern tarzı olan faiz çarkıyla zengini daha zengin, fakiri daha fakir hale getirmektedir. Bunun sonucunda da bir kıtada yılda köpek ve kedi maması için 10 milyar euro harcanırken, bir başka kıtada milyonlar açlıkla boğuşur duruma düşmüş bulunmaktadır.

Şimdi, yeryüzünde yüce Allah’ın canlılara bahşettiği kaynakların talan edilmesine, gelir adaletsizliğin tam anlamıyla bir uçuruma dönüşmesine yol açan makro iktidar ilişkilerini inkılaba uğratıp, İslam’ın, tekelciliğe, faizciliğe kökten karşı olan ve “…Ta ki o mallar, sizden yalnız zenginler arasında el değiştiren bir servet haline gelmesin…” (Haşr 59/7) ayet-i kerimesinde de ifade buyurulduğu gibi yeryüzündeki kaynakların tabana yayılmasını öngören nizamını tesis etmeyi amaçlayan İslami mücadelenin bir parçası olmadıkça yardım faaliyetleri lokal iyileştirme dışında ne anlam ifade eder ki? Böyle bir yardım faaliyeti bir anlamda taşıma suyla değirmen döndürmeye çalışmak değil midir?

Ne yazık ki bugün yaşadığımız topraklarda insani yardım adına yapılan faaliyetlerin büyük çoğunluğunun, yeryüzünde zulüm, sömürü ve adaletsizliği ortadan kaldırıp haksızlığın, sömürünün, zulmün olmadığı bir dünya kurmayı hedefleyen İslami mücadeleden bağımsız, hatta ondan kaçışın ürünü olarak işi sadece yardım faaliyetleri olan profesyonel bir sivil toplum faaliyetinden ibaret olduğunu söylemeliyiz.

Patates, kömür dağıtarak sosyal adalet gerçekleştirilmez

Meselenin bir diğer boyutu da, kendileri ısrarla reddetse de bazı çevreler tarafından ısrarla “İslamcı” vurgusuyla ifade edilen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Hükümetinin sosyal adalet deyince bundan kömür ve patates dağıtmayı anlaması ve bu alanda yaptıklarıyla övünüyor olmasıdır. Muhakkak ki halkın kaynaklarının en azından bir bölümünün yardım adı altında da olsa halka geri verilmesi olumlu bir gelişmedir. Fakat, insani yardımı İslam’ın makro iktidar mücadelesinden bağımsız olarak ele alıp yürüten yardım kuruluşları gibi mevcut hükümetin de bu konuda tabir caizse topu taca atan bir yaklaşım içerisinde olduğunu belirtmemiz gerekmektedir. Zira, bir tarafta elinde bulundurduğu iktisadi işleyişle halkın kaynaklarının faiz çarkını işleten rantiyeciler tarafından talan edilmesine, parayla para kazanılması sonucu fakirin iyice fakirleşip, zenginin daha da zengişleşmesi ve böylece gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da artmasına aracı olan hükümet, patates, soğan ve kömür dağıtarak nasıl bir sosyal adalet gerçekleştirebilecektir? Bu, kendi kontrolünde bulunan dereyi değirmene yönlendirip değirmenin çarklarını kalıcı olarak döndürmek yerine, derenin talancıların tarafına akmasına göz yumup değirmeni taşıma suyla döndürmeye çalışmak değilse nedir?

Makro sömürü çarkları dönmeye devam ederken, salt mikro bir çaba olan sosyal yardımlarla sosyal adaleti gerçekleştirmeye çalışmak ve bunu da başardığı zehabına kapılmak büyük bir yanılgıdır.

Esaslı ve kalıcı sosyal adalet ancak, yeryüzünün kaynaklarını talan edip tekelleştiren küresel ve yerel kapitalist sömürü çarklarını kırma potansiyeline sahip yegane güç olan İslam’ın makro iktidar mücadelesine omuz vermekle gerçekleşebilir. İnsani yardım çabaları bu mukaddes davanın bir parçası olduğu sürece gerçekçi bir anlam ifade ederler. Aksi halde Müslümanların imkanlarını ve enerjilerini heba eden birer taşıma suyla değirmen döndürme çabası olmaktan ileri gitmeleri mümkün olmaz.

1001
YORUM LİSTESİ
Abdi Keçeli 11-09-2011, 19:29:48
İnfak,her ne kadar ihtiyaçtan fazlasını vermek yardım etmek anlamına gelsede eldeki imkanları olabildiğince Allah yolunda kullanmaktır/ harcamaktır.Bu imkanlar her zaman fakire yardım etmek olmadığı gibi bilgisini başkasıyla paylaşmak,zamanını Allah yolunda harcamak,islamın yeryüzünde hayat bulması için sosyal ve kültürel aktivitelerde bulunmak,konferanslar vermek,bir gerçeği ifade edebilmek için belki piyesler düzenlemek, proğramlar tertip etmek bir tayatro ortaya koymak … Kısaca İslamın nasıl bir düzen arzu ettiğini insanlara bir şekilde ulaştırmak,haberdar etmek olmalıdır.
Bugün şirk sisteminin ve onun mü’minlerinin yaptıkları fedakarlıklara bakmamız yeterlidir.Batıl sistemleri uğrunda gecelerini gündüze katarlarken biz mü’minler bu fedakarlıklarını görmüyoruz.Mesela kendi kültürlerini/ideolojilerini bize aktarıp aynileştirebilmek için günün yirmidört saati televizyonlarda her türlü malzemeyi bulabiliriz.
Üzülerek belirteyimki biz müminler bu gibi infak hususunda gevşek davranıyoruz.Zulüm kapımıza kadar dayanmış müslümanlar hala oturduğu yerden ezanlarımız okunuyor camilerimiz açık edebiyatı parçalamaktadır.Artık okunan ezanlar bugün AB(D) siyasetine zarar vermemektedir.Sevgili Ahmed Kalkan Hocamında üzerinde sıkça durduğu gibi futbol sahalarında takımlarına verdikleri destek ve onlara duydukları sevgi dolu heyecanı islama karşı artık duymamaktadırlar.Hal bu olunca bu gün Allah için ne yaptık sorusunu her daim vicdanımıza sormalı eksik yanlarımızı gidermeliyiz.Bunu yapmıyor ve haksızlık saçıp dünyaya zehir kusan şirk dininin temsilcilerinin sınır tanımadan durmak bilmeyen çalışmalarına bakmak sanırım gören gözler için yeterli olacaktır.Bir hiç olan batıl düşünceleri uğruna yaptıkları bütün bu infakları görerek kendi yüce davası için hiçbir şey yapmayan mü’minler hiç değilse acısını çekmeli değillermi?.
Şükrü Hocam düşüncelerinize tamamen katılıyorum.Bu gün bahsi geçen yardım kuruluşları (belki bana katılmayanlar olacak ama) kesinlikle şirk düzenine baş kaldırma yerine itaat ettirme projesidir. Devletin yapması gerekenleri İslam adı altında bu kuruluşların yapması manidardır.Oysa bahsettiğiniz gibi İslam adı altında toplanan bu yardımlar hiçte islamın gerçek anlamdaki hedefine uygun harcanmamaktadır.Halbu ki aynı devlet, fakirleri koruyup kollamak yerine, eurovizyon şarkı yarışmalarına,güzellik yarışmalarına milyonlarca dolar harcamaktadır.Geçtiğimiz yıllarda Milli Takım antronörü Fatih Terim’in aylık maaş olarak yüz milyar(eski para) aldığını duyduğumda bu milletin fakiri fukarası yetim ve yoksulunu düşünmeden edememiştim.
Selam ve saygılarımla
 
Ekrem DAŞTAN 05-09-2011, 22:58:10
Allah razı olsun.
Gittikçe zenginleşen toplumlar çoğu zaman nasıl zengin olabildiklerinide sorgulamazlar burada asıl olan yükselen bir grafikle katma değerlerinin yükselmesidir.batı toplumunun, tiranların kontrolünde olan yöneticilerinin dünyayı sömürmeleri ve zülümlerine hep seyirci kalmaları kendilerine verilen refahın gözlerini kör etmesidir. Dikkat ederseniz son yıllarda bizim toplumumuzunda katma değeri yükseliyor. ne acıdır ki insani ve ilahi anlamda değer aşınması aynı oranda artıyor. insanlar medenileştikçe/modernleştikçe/dünyevileştikçe hassasiyetleri de kayboluyor. Tok, acın halinden anlamıyor.
 
Nedim 22-08-2011, 21:31:55
Elinize yüreğinize sağlık.Yorumcu Erhan beyin tespitleride anlamlı ve düşündürücü ayrıyetten onuda tebrik ederim
selam ve dua ile
 
Erhan TOPRAK 21-08-2011, 11:56:55
Son on yıldır bir çok alanda ilkleri yaşıyoruz.Devlet aygıtı toplumun İslami taleplerinin yönlendiricisi ve aynı zamanda uygulatıcısı durumunda.Geçmişten beridir Hac farizasını devlet organize eder ve bir kısmı hurafeye dayalı bilgilerle insanlara Kur'an sız ve peygambersiz hac yaptırır.Şimdilerde ise Oruç meselesi gündemde ne zaman sahur ve iftar edeceğinizede müdahil olur bir çok şehirde Ramazan eğlenceleri!! düzenleyerek bir ayınıza ayrı bir ruh!! katar.Ramazan ayı infak,zekat ayıdır devlet bu alanıda boş bırakmaz ve hayrınıza anında yön verir.hayırlar Somaliye,Sudana.Her gün aç insanları göstererek duygusal ağırlıklı programlarla zekatlar kontrol altına alınır farklı düşünebilmek ise neredeyse kınanır hale getirilir.İki ay sonra kurban bayramındada benzer durumlar vaki olacak kurbanların nerelere akacağına yine devlet otoritesi yön verecektir.Sanki bir yerlerde ters giden bir şeyler var ve bizler seyrediyoruz.
 
ilyas metin 19-08-2011, 23:26:54
"28 Şubat milad oldu" balığın devamı gerçekten yerinde ve sağlıklı tespitler.
yazınızda söylenecek başka söz bırakmamışsınız. Allah basiretinizi daim kılsın, selamlar

 
fatma 19-08-2011, 23:25:52
Doğrudur, okuduktan epey bir süre sonra tekrar okumaya gerek duymadan yazmıştım..Tabi ihh yı orda görünce yaşadığım şokla ihh nın internet sayfası da dahil ,hakkında çıkan eski-yeni pekçok haberlerini tekrar bi gözden geçirirken vakit geçmiş.İhh sitesindeki "Gönüllü" bölümünü herkesin okumasını isterdim.
Şimdi rahat bir nefes aldım..Aslında düşüncemden emindim fakat anlam veremediğimi ve anlamaya çalıştığımı da sorularla ifade etmek istedim.Çünkü "bir mektep" olan bu siteyi ve iktibas sitesini pürdikkat takip etme ve gereği gibi değerlendirme çabasındayız hamdolsun.Pek çok şeyi burdan öğrendim ve öğrenicem de inşallah.Rabbim emek verenlerden razı olsun.
"Ahlak" ,"iyilik" ve "hoşgörü" kavramlarının, imanın önüne geçirme seferberliğine, hatta neredeyse imanın ilk şartıymış gibi yaygınlaştırma çabalarına gücümüzün yettiğince fırsat vermeyeceğiz inşallah.
Bilgilendirme için teşekkür ederim.
 
Ş. Hüseyinoğlu 19-08-2011, 21:45:48
Fatma kardeşim, girişte de belirtildiği gibi yazıyı 2007'de kaleme almıştım. Deniz Feneri ve İHH ile ilgili bölümü siz bu yorumu yazmadan önce kaldırmıştık. Demek ki yazıyı okuduktan belli bir zaman sonra yorumu yaptınız.

İHH ile ilgili okuduğunuz bölüm o günün şartlarındaki düşüncelerimdir. Maalesef o günden bu yana köprünün altından çok sular aktı. Bosna savaşı döneminde kurulan ve insani yardımı, kendi meşrebince de olsa İslami mücadeleden bağımsızlaştırmayan bir yaklaşımla hareket eden İHH, özellikle son birkaç yıldır, birçok İslami çevre gibi mevcut hükümetin politikalarına angaje olarak bu duruşunu büyük ölçüde kaybetti. Bu durum, Mavi MArmara ile ilgili son gelişmelerle maalesef daha da belirginleşti.

Geçmişteki duruşuyla yardım kuruluşları içinde bir dar çevre kuruluşu olmanın ötesine geçebilen ve İslami çevrelerin ortak ilgisine ve desteğine mazhar olabilen İHH, son dönemdeki angajmanlarıyla özgün konumunu yitirdi.

Muhakkak ki, iyilik kavramı seküler bir kavramdır. İslam'ın birr, ihsan ve hayr gibi kavramlarını karşılamaktan uzaktır. Söz konusu kuruluşların ısrarla iyilik kelimesini kullanması da zaten İslami duruştan uzak oluşlarının doğal tezahürlerinden yalnızca bir tanesidir.

Tabii ki makro İslami mücadelenin yanında yoksula, yetime, yolda kalmışa, aç ve susuza el uzatacağız, fakirin fukaranın derdiyle dertleneceğiz. Ancak aslolanın taşıma suyla değirmen döndürmek olmadığını, suyun yönünü, çarkı mahrum ve mazlumlardan yana döndürecek şekilde inkılaba uğratmak olduğunu bilmemiz icabeder.
 
fatma 19-08-2011, 14:40:00
Yazıdaki anafikre tümüyle katılıyorum.

Fakat örnek göstermenize binaen;

İhh olması gerektiğini düşündüğünüz İslami yardım kuruluşu formatında mıdır?

İhh nın "İnsani yardım" isimlendirmesini nasıl anlayalım?

"İyilik" kavramıyla temellendirilmiş teşvik sloganları toplumun hangi kesimine hitab ediyor yada kimi muhatab alıyor?Biz de bunu böyle mi anlayalım?
Birkaç örnek:
"İyilik kazanacak" , "Hayatınız İYİLİK olsun" ,"İyilik şahidimiz olsun" "Yüzyılın iyilik hareketi"...vs...

Bu hareketin faaliyetlerini İslam olmayan bir toplum modelinde "örnek" gösterebilir miyiz ve "örnek" alabilir miyiz? Yoksa deniz feneri, kimse yokmu gibi İslami amacı ve ilkesi olmayan oluşumlara bir alternatif olarak kabul edip, " bu sistemde ve toplumda ancak bu kadarı yapılabilir" diye desteklemeli miyiz?

Kuruluşu da şahısları da tanımıyorum.Sadece basından takip edebildiğim ölçüde bir fikir sahibiyim ve amacım doğru bir fikre sahip olabilmektir. Zaman zaman üzerinde düşündüğüm bir konu olması hasebiyle ve yazınıda karşılaşmam refleksiyle sorduğum sorularımın da samimiyet ve Allah rızası için hakkıyla harcanan tüm emeklere saygı sınırları çerçevesinde olduğunu ifade etmek isterim.

Allah razı olsun.


 
DİĞER YAZILARI

23/05/2012 - 04:50 UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ

07/05/2012 - 22:04 MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK

21/04/2012 - 13:21 KULLANAN - KULLANILAN!

01/04/2012 - 14:55 FE EYNE TEZHEBÛN!

23/03/2012 - 22:15 TARİH NİÇİN TEKERRÜRDEN İBARETTİR?

18/02/2012 - 00:04 İDDİALARIMIZ VARDI BİZİM

02/02/2012 - 21:40 SURİYE DİRENİŞİ VE ÂDİL ŞAHİTLİK SORUMLULUĞU

14/01/2012 - 08:01 DERGİ DEĞİL MEKTEB: İKTİBAS

30/12/2011 - 09:55 HEPİMİZ “KORSAN”IZ, HEPİMİZ “KAÇAKÇI”!

23/12/2011 - 11:21 MÜSLÜMANLARIN KURUMLAŞMAKLA İMTİHANI

13/12/2011 - 00:10 KÜRESEL NEVZAT TANDOĞAN: NATO

03/12/2011 - 00:47 FETVA

18/11/2011 - 15:37 "ÇÖZÜM İSLAM'DA" HAKİKATİNE BURUN KIVIRMAK

23/10/2011 - 12:42 "İDEOLOJİSİZ ANAYASA" TALEBİ VE MÜSLÜMANLAR

12/10/2011 - 00:17 NİÇİN CİDDE VE KAHİRE?

21/09/2011 - 20:13 SUS PAYLARI VE MÜSLÜMANLAR

16/09/2011 - 15:57 BİLGİ FETİŞİZMİ

19/08/2011 - 05:05 AÇLIK SORUNU, İNSANİ YARDIM VE İSLAMİ MÜCADELE

16/08/2011 - 05:05 YÜZDE 81 DİNDAR, YÜZDE KAÇ MÜSLÜMAN?

25/07/2011 - 22:39 UNUTULMAYA YÜZ TUTAN DİL: TEVHİDCE

20/07/2011 - 10:23 DİCLE, KURTLAR, KUZULAR VE MÜSLÜMANLAR

07/07/2011 - 12:36 NAMAZDA KUR'AN OKUDUĞUMUZUN FARKINDA OLMAK

30/06/2011 - 07:14 HUDEYBİYE İSTİSMARINDA SON NOKTA

22/06/2011 - 18:56 İSLAM COĞRAFYASI, TÜRKİYELİ MÜSLÜMANLAR VE ÜÇ TUTUM

13/06/2011 - 23:31 RAHAT KAÇIRAN ÂYETLER!

02/06/2011 - 05:58 SİSTEM İÇİ DEĞİŞİM MÜSLÜMANLARIN LEHİNE Mİ İŞLİYOR?

27/05/2011 - 17:29 İTİDAL KAVRAMI DOĞRU ANLAŞILIYOR MU?

10/05/2011 - 11:19 "MEÂL - TEFSİR" FORMU DOĞRU MU?

01/05/2011 - 13:20 "TÖRENLER CUMHURİYETİ" VE ÇOK KUTSALLILIK

15/04/2011 - 13:01 İSLAM TOPRAKLARI NİÇİN KOLAY BOMBALANIYOR?

10/04/2011 - 23:36 BDP ÇOK GEÇ UYANDI!

25/03/2011 - 11:41 SENİN QULHUN SANA, BENİM QULHUM BANA!

05/03/2011 - 00:27 BÖLGEDEKİ GELİŞMELER: "İSLAM'SIZ LÂ" NE GETİRİR?

28/02/2011 - 23:05 ÖLÜM, İLKELER, PRAGMATİZM

18/02/2011 - 18:20 ŞEHADET: ALLAH İÇİN OLMAK

12/02/2011 - 08:56 TUNUS VE MISIR DENKLEMİ

31/01/2011 - 12:11 “Tarihin sonu"ndan devrimler çağına

21/01/2011 - 22:56 BİN ALİ, NE ÖZENTİSİYDİ?

07/01/2011 - 08:58 SEYYİD KUTUB VE BİZ: GERİ DEĞİL İLERİ

11/12/2010 - 01:09 “SEYYİD KUTUB’U AŞMAK” SÖYLEMİ

27/11/2010 - 12:49 KAPİTALİST KUŞATMAYA KARŞI ÇARESİZ MİYİZ?

10/11/2010 - 23:46 BİR AĞAÇ GİBİ TEK BAŞINA, BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇE

26/10/2010 - 00:35 MÜ'MİNLER BİRBİRLERİNİN VELîSİ Mİ?

23/10/2010 - 12:46 DANİEL BEBEK

12/10/2010 - 23:28 İSLAMİ SİYASET, MUHAFAZAKÂR SİYASETTEN AYRIŞMAKLA BAŞLAR

24/09/2010 - 12:41 KUR'AN MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ?

13/09/2010 - 13:13 AHALİYİ KİMLİKSİZLEŞTİRME PARTİSİ

07/09/2010 - 11:50 SON OLARAK...

28/08/2010 - 16:48 TERAZİNİN AYARLARIYLA OYNAMAK

23/08/2010 - 14:18 PRAGMATİZM ÇIKMAZI

13/08/2010 - 11:24 ERCÜMEND ÖZKAN FARKI

06/08/2010 - 11:48 HANGİ KÜRT MESELESİ?

16/07/2010 - 10:51 DUAYI BİREYSELLEŞTİRMEK

07/07/2010 - 13:33 RASULULLAH NİÇİN HABEŞİSTAN’A HİCRET ETMEDİ?

21/06/2010 - 10:18 ZAYIFLATILAN İSLAM DEVLETİ PERSPEKTİFİ

11/06/2010 - 15:29 ŞEHİDİN ARKADAŞI OLMAK

03/06/2010 - 11:05 KAHROLUYORUM

21/05/2010 - 18:39 MÜ'MİN ZİHNİN TEMEL KODLARI

15/05/2010 - 19:46 İLİŞTİRİLMİŞ DUYARLILIKLAR VE AFGANİSTAN

27/04/2010 - 12:47 TEVHİDDEN BAĞIMSIZ ADALET SÖYLEMİ

21/04/2010 - 12:28 MÜSLÜMANLAR VE "SİSTEMİN YENİDEN İNŞASI"

19/04/2010 - 13:48 TERÖRİZMİ KINAMAK

12/04/2010 - 19:12 TEKNOLOJİ: NE MAHRUMİYET, NE MAHKÛMİYET

10/04/2010 - 13:56 PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALMAMALI

30/03/2010 - 22:35 KENDİ YERİMİZDE VE KENDİMİZ OLARAK...

26/03/2010 - 14:20 BUGÜNE KADAR HELAL MİYDİ?

12/03/2010 - 11:17 SOMALİ'DE "KORSANLAR VE İMPARATORLAR"

02/03/2010 - 17:59 MİNBERLER VE MİHRABLAR

19/02/2010 - 11:39 NATO'YA KİM "ONE MİNUTE" DİYECEK?

14/02/2010 - 19:26 SORGULANMAYAN VESAYET

06/02/2010 - 11:23 BAŞÖRTÜSÜ: ÇÖZÜM YAHUT ÇÖZÜLME

25/01/2010 - 14:13 DAVETTE YUVARLAK MASA MODELİ

19/01/2010 - 17:24 İSLAM RESTLEŞMEDİR!

09/01/2010 - 13:28 ÜÇ TARZ-I SİYASET

28/12/2009 - 20:03 BİZİM DE MUNTAZERİLERİMİZ OLMALI

17/12/2009 - 13:11 YOL AYRIMINDA İKİ PROJE

10/12/2009 - 19:02 O ZATEN KEFENİNİ GİYMİŞTİ

02/12/2009 - 09:53 İSLAM, KAPİTALİZMİN VİCDANI KILINAMAZ

26/11/2009 - 18:40 KURBAN

14/11/2009 - 17:50 GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ DİNDARLIK

08/11/2009 - 14:32 KİRLİ ÇORAP - KİRLİ MAHYA İKİLEMİNDE DİYANET

31/10/2009 - 16:11 ZİKR: RİTÜELLEŞTİRİLEN HAYAT ÖLÇÜSÜ

22/10/2009 - 14:30 İSTİKRAR

10/10/2009 - 14:19 ÇÖP İŞÇİSİNİN ÖLÜMÜ

24/09/2009 - 12:04 'DİNDARLIK ANKETLERİ'NDE SORULMAYAN SORU

06/09/2009 - 11:44 HANGİ EHL-İ SÜNNET?

26/08/2009 - 14:11 NAMAZ KILMAYANLAR NİÇİN ORUÇ TUTAR?

10/08/2009 - 10:55 RAMAZAN NİÇİN ZAM AYI OLDU?

15/07/2009 - 19:42 SEN DE Mİ ADEM!

01/07/2009 - 08:09 İSLAM İHTİLALCİ DEĞİL İNKILABCIDIR

16/06/2009 - 14:18 İRAN'DA "CUMHURİYET MİTİNGLERİ"

30/05/2009 - 08:50 DİNİ PAYANDALAŞTIRMAK

16/05/2009 - 10:19 OBAMA'DAN "CAN ALICI" MESAJLAR

04/05/2009 - 22:51 NÖBET YERLERİMİZİ NE ÇABUK TERK ETTİK

19/04/2009 - 11:34 "KUTLU DOĞUM" NE ZAMAN?

03/04/2009 - 19:56 "BEN YAPTIM OLDU" UMURSAMAZLIĞI

26/03/2009 - 11:50 BULDUĞUMUZ DEĞİL UMDUĞUMUZ

19/03/2009 - 08:16 PUTİN RUSYASI ve İSLAM

11/03/2009 - 00:16 BEN “SEÇİM”İMİ O GÜN YAPMIŞTIM

28/02/2009 - 12:05 AK PARTİ 28 ŞUBAT’IN MUSA’SI MI, ÂSÂSI MI?

19/02/2009 - 22:50 BAŞÖRTÜSÜNÜ SAVUNMAYA VAR MISINIZ?

13/02/2009 - 09:51 GAZZE'NİN KİMLİK İHRACI VE ÇOCUKLAR

30/01/2009 - 11:06 BİR AYAKKABI DA ERDOĞAN’DAN

18/01/2009 - 11:28 KAZANAN GAZZE HALKI OLDU

05/01/2009 - 22:13 İNSANLIĞIN ÖĞRETMENİ ŞEHİD GAZZE

20/12/2008 - 17:07 ALLAH’TAN KORKMUYORSAN, HİZBULLAH’TAN UTAN!

11/12/2008 - 14:49 ARABESKİN EN TEHLİKELİSİ

28/11/2008 - 10:00 KURBAN ORTAKLIĞI

20/11/2008 - 08:30 BÜYÜCÜLER VE KEMALİSTLER

08/11/2008 - 11:01 OBAMA KİMİ KURTARACAK?

08/10/2008 - 16:34 KÜRT SORUNU: ÇÖZÜMSÜZLÜK MÜ, ÇÖZÜM MÜ?

18/09/2008 - 11:05 RAMAZAN, KUR’AN VE KADINLAR

07/09/2008 - 16:03 ANNE-BABAYA "ÖF" DEMEYEN BİR TOPLUM!

27/08/2008 - 21:10 RAMAZAN DENİNCE

19/08/2008 - 08:57 AKVARYUM MÜSLÜMANLIĞI

03/08/2008 - 12:38 PUTLARIN HAKKI DEVİRİLMEKTİR, ISLAH EDİLMEK DEĞİL!

17/07/2008 - 12:07 İSLAM’IN İLK ŞARTI CİDDİYETTİR!

08/07/2008 - 18:26 MÜSLÜMANLAR CAHİLİ SİSTEME KANAT OLMAMALI!

29/06/2008 - 18:24 ÇİZGİ FİLMLER NE KADAR MASUM?

20/06/2008 - 14:25 PROVOKATÖR İTHAMI ÜZERİNE

03/06/2008 - 07:03 DOĞRU CAMİLER AÇIK, FAKAT NEYE?

24/05/2008 - 17:08 YANGINDA İLK KURTARILACAK

14/05/2008 - 22:21 BOYKOTUN ÖNEMİNİ KAVRAYAMAYANLAR İÇİN BİR HABER

03/05/2008 - 20:49 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

19/04/2008 - 19:45 NE "HOŞKÖRÜ", NE ŞİDDET KÖRÜ!

05/04/2008 - 13:58 HATİM KAMPANYALARI

11/03/2008 - 20:02 KADIN-ERKEK: REKABET Mİ, VELAYET Mİ?

01/03/2008 - 10:40 “MÜCAHİD DENKTAŞ” İSLAMİ DEĞERLERE KARŞI!

23/02/2008 - 19:13 KUR’AN İLAÇ DEĞİL REÇETEDİR

07/02/2008 - 13:09 HERKES DİNİNİN SAHİCİ ADAMI OLMALI

26/01/2008 - 19:42 BU KADAR CEHALET İÇİN "AYDIN" OLMAK ŞART MI?

20/01/2008 - 14:49 BAŞÖRTÜSÜNE KARŞI KEMALİZM-APOİZM İTTİFAKI MI?

06/01/2008 - 23:06 NAMAZLARIMIZI HIZDAN KORUYALIM

25/12/2007 - 20:03 HACCIMIZI GERİ İSTİYORUZ

04/12/2007 - 21:22 BU SENARYO, ALFRED HİTCHCOCK'A MI AİT?

19/11/2007 - 10:24 KUDÜS BULUŞMASI: RENKLER AYRI, DUYGU VE SLOGANLAR AYNI

01/11/2007 - 10:38 TOPLUM MÜHENDİSLERİNİN YENİ GÖZDELERİ: NEOMENKIBECİLER

08/10/2007 - 17:22 TV ESİR ALIYOR; ESİR OLACAK MIYIZ?

01/10/2007 - 12:44 "NİŞANLILIK DÖNEMİ NİKAHI": KİTABA UYMAK YERİNE KİTABINA UYDURMAK

11/09/2007 - 12:37 BELEDİYELER VE RAMAZAN: GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ!

01/09/2007 - 15:23 KAVRAMLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM!

07/08/2007 - 10:53 “İSLAMSIZ İSLAM” SAPTIRMALARINI BOŞA ÇIKARMAK

27/07/2007 - 17:13 ULUSALCILARIN MUMU YATSIYA KADAR YANDI!

23/07/2007 - 12:59 İSLAMİ MÜCADELE BİR BÜTÜNDÜR, PARÇALANAMAZ!

12/07/2007 - 10:35 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

02/07/2007 - 11:31 JAKOBENİZMİN YENİ MEVZİSİ, YENİ MASKESİ: ULUSALCILIK

14/06/2007 - 18:33 ÇEVRESEL İFSADIN SONUCU: "SEKÜLER KIYAMET" BEKLENTİSİ

05/06/2007 - 18:20 LAİSİZMİN MERCAYUN'U, İSLAM'IN BİNT CİBEYL'İ

25/05/2007 - 13:16 İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR

12/05/2007 - 14:29 ÇÖZÜM; MEŞAKKATLİ FAKAT İSABETLİ OLAN NEBEVİ HAREKET METODUDUR

01/05/2007 - 20:38 HAYALCİ VE ERTELEMECİ SİYASETİN SONU: "TİYATROMUZ BURAYA KADARDI!"

27/04/2007 - 15:24 PROVOKASYONLAR, TEKTİPÇİ ULUS KİMLİK KURGUSUNDA DÜĞÜMLENİYOR

18/04/2007 - 20:14 “ILIMLI MÜSLÜMAN” KİMDİR?

11/04/2007 - 19:50 KAVMİYETÇİLİK, EMPERYALİZME KUSURSUZ HİZMETİNİ SÜRDÜRÜYOR

30/03/2007 - 11:55 İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK

22/03/2007 - 18:56 ESKİDEN BAKKALLARIMIZ VARDI

12/03/2007 - 13:32 “BÜYÜK BULUŞMA"DAN BÜYÜK TAHRİBAT

23/02/2007 - 16:14 “MUHAFAZAKAR DEMOKLES”İN KILICI İLKAV’IN TEPESİNDE

07/02/2007 - 11:30 KUR'ANI TAHKİR VE TEZYİF SUÇU

22/01/2007 - 17:03 İKİ YÜZLÜ MEDYANIN “ÇILGIN TÜRKLER”İ
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat