Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI
Mehmed MAKSUT - 12/08/2011 - 12:20
Soruları ve sorunlarımızı masaya yatırdığımız gün karşımıza birçok sıkıntı çıkacaktır. Bu sıkıntılarımızın sebebi ne Rabbimizdir, ne Kur’an’ımızdır, ne de dinimizdir. Ortada bir sorun varsa bu sorunun müsebbibi öncelikle biziz. Kur’an’ı okuduğumuzda, Kur’an’ın karşımıza çıkardığı tablo ile bizim Kur’an karşısındaki tablomuz arasında birçok eksikliğin olduğunu görmekteyiz.

Müslümanlar olarak Ramazan ayına hüznü ve sevinci yaşayarak girmekteyiz. Rabbimizin büyük bir lütfü olan bu ay, son dönemlerde bazı güçler ve kişiler tarafından amacından -bilinçli veya bilinçsiz olarak- saptırılmaktadır. Her şeye oyun ve eğlence nazarıyla bakanlar; Müslümanların arınma, sorumlukları hatırlama, muhasebe, yardımlaşma ve ibadet ayı olan bu günleri “Ramazan Şenlikleri” adı altında başka alanlara kanalize etmektedir. Bunun için birçok kurum ve kuruluş seferberlik başlatmaktadır. Birçok reklam ve tanıtımla insanlar bu etkinliklere sevap kazanma hatta ibadet bilinciyle teşvik edilmektedir. Günler öncesinden “Ramazana Hazırlık Programları” adı altında birçok hazırlık yapılmaktadır. Sanatçılar hazırlanmakta, şaşalı iftar menüleri ortaya konulmaktadır. Evlerde Ramazana hazırlık adına ev temizlikleri, alışveriş vb. şeyler yapılmaktadır.

Oysa bir yerlerde halen insanlar açlıktan ölmektedir. Konunun vehameti açısından bazı istatistiksel bilgiler vermemiz yararlı olacaktır. “ Yeryüzündeki köpek mamasına harcanan para yılda 17 milyar dolar. Kozmetik ürünlerine harcanan miktar 12 milyar dolar. Dondurmaya harcanan para 50 milyar dolar. Sigaraya harcanan miktar daha fazladır. Hâlbuki dünyadaki açlık, kıtlık ve sağlık problemlerini halledebilmek için sadece 65 milyar dolara ihtiyaç var.” (Modern Dünyada Tüketim Ve Kadın, Sevgi Kurtulmuş) Fakirleşen dünyada şaşalı iftarlardan çekinmeli ve bu tür ortamlardan mümkün mertebe kaçınmalıyız.

Asli unsurundan uzaklaştırılan Ramazan ayı aramıza mahzun bir şekilde gelip mahzun bir şekilde gitmektedir. Sakınmamız için tutulması gereken oruç (Bakara 183) çoğu zaman geleneksel bir şekilden öteye gidememekte; ibadetten âdete dönüştürülmektedir. İnsanlar için hidayet olan, doğru yolu gösteren, hak ile batılı birbirinden ayıran Kur’an, bu ayda indirilmiş olmasına rağmen ( Bakara 185) maalesef bu bilinç ve amaçtan yoksun bir şekilde Kur’an- Kerim okunulup hayata yansıtılmadan bitirilmektedir. İnsanlar kendilerini bu ayda bile delaletten hidayete taşıyamamaktadır. Hak ile batılı birbirinden ayırmak için inen Kur’an Müslümanların elinde bu işlevini gerçekleştirmemektedir.

Ramazan ayında inmeye başlayan Kur’an ile Müslümanlar neden sağlıklı bir muhasebe ve murakabe süreci başlat(a)mıyor. Karanlıklardan aydınlığa çıkaran (Bakara 257) Kur’an iken bugün Kur’an okuyanların bilinç ışıkları neden kapalıdır. Aydınlığın öncüsü, takipçisi ve tebliğcisi olması gereken insanlar neden bugün ümitsizliğin karanlığında boğulmaktadırlar?

Soruları ve sorunlarımızı  masaya yatırdığımız gün karşımıza birçok sıkıntı çıkacaktır. Bu sıkıntılarımızın sebebi ne Rabbimizdir, ne Kur’an’ımızdır, ne de dinimizdir. Ortada bir sorun varsa bu sorunun müsebbibi öncelikle biziz. Kur’an’ı okuduğumuzda, Kur’an’ın karşımıza çıkardığı tablo ile bizim Kur’an karşısındaki tablomuz arasında birçok eksikliğin olduğunu görmekteyiz. İçten ve dıştan kaynaklanan bazı zaafiyetlerimizden dolayı toplumumuz git gide İslami değerlerden ve Kur’an’i hayattan uzaklaşmaktadır. İslami gelişmeleri tehdit olarak algılayan yerli ve yabancı egemenler, bir yandan insanımızı Kur’an’dan uzaklaştırmış; diğer taraftan geleneklerle ve hurafelerle çarpıtılmış bir yapıyı asıl İslam diye topluma yayma konusunda gereken yardımı yapmışlardır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen bizler Kur’an’ın aydınlık ve diriltici mesajını, insanlara anlatmaktan başka bir yolun olmadığını bilmek zorundayız. Zihinleri tahrife uğratılmış, gönülleri konformizme kurban edilmiş, bedenleri kapitalizme köle olmuş, toprakları işgal edilmiş insanlara Kur’an-ı Kerimden başka bir kurtuluş yolunun olmadığını anlatmalıyız. Bunun için uğraşmalıyız ve samimiyetimizi -bedel ödeme pahasına olsa bile- göstermeliyiz.

Ellerimizi taşların altına koymakla eğer küfrün etrafımıza ördüğü duvarlar kalkmıyorsa o zaman bu iş için sadece ellerimiz yetmiyor demektir. Ellerimiz yetmiyorsa bedenlerimizi Bilal’ler gibi taşların altına koymalıyız. Bedenlerimiz yetmiyorsa, hayatımızı Yasir ailesi gibi adamalıyız. Taşın altına el koyarak ben sorumluluğumun gereğini yaptım diyerek çekilmek olmaz. “Böyle gelmiş böyle gidecek” tavrını asla göstermemeliyiz. 

Son dönemlerde artan “ümitsizlik ve yenilgi psikolojisinin” Müslümanların hayatlarında, kavramlarında ve tercihlerinde oluşturduğu değişim oldukça vahim bir duruma gelmiştir. Müslümanların inanç ve ideallerinden taviz vererek veya mücadele sahalarını terk ederek yenilgiyi kabul etmeleri İslami kimlikleriyle uyumlu olmayan, izzetlice duruşa yakışmayan bir durumdur. Topluma İslam’ı anlatacak, şahitliğini yapacak Müslümanların bu hali karşısında, acaba Kur’an’ın ve Nebevi mesajların hakikatiyle tanışmamış insanlar ne yapacak, nasıl davranacak hiç düşündük mü?

Ağlamakla, ağıt yakmakla, dert yanmakla, eleştiri yapıp bir şey yapmamakla, koltuklarda bilgi paylaşımı adına İslam’ı anlatmakla,  kâfirler beddua etmekle bir şeyler olsaydı işgale uğramış Müslüman beldelerde çoktan bir şeyler olurdu. Ayrıca salt yardım dağıtmakla, maddi destekte bulunmak da çözüm değildir.

“Sakın kâfirlere itaat etme. Bu kuranla onlarla mücadele et.” ( Furkan 52)

Çözüm, mücadele edilmesi gereken tüm unsurlara karşı, Kur’an ile mücadele etmektir. Kur’an ile kimliğimiz arasındaki zıtlıkları ortadan kaldırıp, samimice ve ne pahasına olursa olsun, kınayıcıların kınamasından korkmadan insanlara İslami mesajı taşımalıyız. Hayatta en büyük derdimiz ve sevdamız bu olmalıdır. Hiçbir dert ve sevdamızı, insanlara “iyiliği emretme kötülüğü nehy etme” görevimizin önüne geçirmemeliyiz. Müslümanlar olarak sorumluluktan kaçtığımız oranda esareti yaşayacağız. Sorumluluğumuzun gereklerini yerine getirdiğimiz sürece dünya zindanında hürriyeti yaşayacağız. Ödediğimiz bedeller ölçüsünde bağımsızlığımızı kazanacağız. Bedeller ödedikçe bu dava büyüyecektir. İslami davanın en belirgin vasfı bu iken; bedeller ödemeden büyüyen yapıların nasıl bir din algısıyla piyasada oldukları ortadadır.

Sonuç olarak artan olumsuzluklar karşısında, Müslümanların görev ve sorumlukları da artmaktadır. Sorumluluklarımızın farkına vararak Kur’an’ı okuduğumuzda bizi çok önemli görevlerin beklediğini göreceğiz. Her şeyden öte ne pahasına olursa olsun, karşılaştığımız bazı olumsuzluklardan dolayı mücadele alanlarımızı ve azmimizi yitirmemeliyiz. “Eğer size bir yara ve sıkıntı dokundu ise o topluluğa da( zalimlere) de benzeri bir yara, sıkıntı dokunmuştur. Böyle günleri insanların arasında çevirip dururuz ki iman edenleri ve hakikate şahitlik edenleri seçip ortaya çıkartalım.” (Ali İmran 140) şuuruyla şahitliğimizi sürdürmeliyiz. Her mümin önce kendisini düzeltmeli; sonrada çevresini değiştirmek için uğraşmalıdır. İslam’ın bu toplumu yönetip güzelleştirebilecek bir sisteme sahip olduğuna dair inancını korumalıdır. Biz uyumazsak kimse bizi uyutamaz. Biz yürümezsek kimse bizi yürütemez. Biz durmazsak kimse bizi durduramaz. Biz gönüllerimizi, bilinçlerimizi işgale açmazsak kimse bizi işgal edemez.

İnsanları Kur’an ile diriltme gayretlerimizi artırdığımız dem, zorluklara göğüs gerdiğimiz an, baskılara karşı topluca Kur’an ile direndiğimiz zaman “İSTİKBAL İSLAM’IN” olacaktır.

Allah yolunda gereği gibi mücadele edin. Allah sizi seçti ve dinde bir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dini gibi. Allah daha öncede, şimdide size Müslüman ismini verdi. Elçi size şahit olsun. Siz de insanlara şahit olasınız. Artık dosdoğru namazı  kılın, zekatı verin ve Allaha sarılın, sizin Mevlanız  O’dur. İşte, ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır.( Hac 78)

De ki: “Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçış  size kesin olarak bir yarar sağlamaz; böyle olsa bile, pek az bir zaman dışında yararlandırılmazsınız.”  ( Ahzab 16)

İnananlar, düşman birliklerini gördükleri zaman: “işte bu, Allah ve Peygamberinin bize vaat ettiğidir; Allah ve peygamberi doğru söylemiştir” dediler. Bu onların ancak imanını ve teslimiyetini artırdı. İnanlardan, Allah’a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi, bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir. Ahitlerini hiç değiştirememişlerdir. Bu sebeple Allah, doğruları doğrulukları ile mükafatlandırır… (Ahzab 22-23-24) 

Rabbim; hayatımızı, vaktimizi, gençliğimizi, ölümümüzü bu toplumu diriltmek için verdiğin yüce Kur’an’a hizmetli kıl. Bu dava için ekilen umut tohumların büyümesi için bizi ve kanımızı vesile kıl…

Rabbim; kardeşlerimizin bir araya gelip kenetlendiği ve birbirinden ayrılmadıkları Ramazanları bizlere lütfet ve Ramazanlarımızı mazlum ümmetimizin dirilişine şahit kıl… 

Selam ve sebat ile nice hayırlı yarınlara… 

695
YORUM LİSTESİ
Sessiz ÇIĞLIK 14-08-2011, 11:07:49
Selam u aleykum verehmetullah...
Evvela elinize sağlık. Nicel veriler vererekten, kurandan kesitler sunaraktan ve bunları harmanlayıp yorumlayaraktan sessiz feryadınızı bizimle paylaşmışsınız. İçinde bulunduğumuz güncel sorunlara yaptığınız atıflar ve önerdiğiniz çözümler biz müslümanlar açısından manidardır.

Bu bağlamdan yazıya bakıldığında, sen bu dini ne sandın! diyen bir yazı olmuştur. bu din oyuncak değildir, bu din bedel isteyen, bu din azim ve gayret isteyen bir dindir. aylakların, tembellerin, kendini düşünenlerin, egoizmin zindan duvarları arkasında takılı kalanların ve dünyevi meşakkat ve endişelerin girdabında kaybolmuş olanların dini değildir olamaz diyen bir yazı olmuştur.

özellikle yazı da geçen şu pasaj ben sarstı:
"""Ağlamakla, ağıt yakmakla, dert yanmakla, eleştiri yapıp bir şey yapmamakla, koltuklarda bilgi paylaşımı adına İslam’ı anlatmakla, kâfirler beddua etmekle bir şeyler olsaydı işgale uğramış Müslüman beldelerde çoktan bir şeyler olurdu. Ayrıca salt yardım dağıtmakla, maddi destekte bulunmak da çözüm değildir."""
Evet dostum bu gerçekten yerinde bir tespit. eleştirmek son zamanlarda müslümanlar arasında moda olmuş durumda. Bir şey yapabilmek için bir şeyi yıkmak gerekir diyen bir yaklaşım almış başını. bir şeyi dünelemek illa da ona bir panzehir üretmek mi gerekir ki? islam oysa fıtrat dini idi. İslamı düzeltmek çoğu zaman yıkmak devirmek değil de ıslah etmek düzenlemek için olmalı değil miyi?

Yerimizde oturup masabşı kararlar almak doğru olmadığı gibi müslüman kardeşlerimizi karalamaktan başka, fitne ateşini alevlemekten başka ne olabilir?

Sizin de söylemeye çalıştığınız gibi bu gün teoriden çok pratiğe ihtiyacımız vardır. konuşmadan, fikir üretmekten çok eyleme ve aksiyona ihtiyacımız vardır. inanır mıısın ben şuan bu cümleleri de yazarken bile kendime üzülüyorum. çünkü hep konuşuyoruz, hep yazıp çiziyoruz, hep laf alıp satıyoruz bizim yaptığımız çoğu zaman eylemden ve pratikten uzak bir taşeronluktan başka bir şey değildir. Eylem adamlarına, iş bitirici adamlara gnümüz çok ihtiyaç duyuyor.

Mesela sizn bahsettiğiniz hazreti Bilal ve Yasir ailesinin kaç konuşması var ki bize kalan? Yani kaç kelime konuşmuşlar hayatları boyu islam adına? Musaplar bu gün çok ama neden kimse annesine rağmen bu din için muhammedleri tercih etmiyor? oysa musap hayatı boyu belki bir kaç konuşma yapmıştır. Kızgın çöller Bilal için methiyeler dize dursun biz ise yüksek döşeklerimizde göbeğimizi kaşıya kaşıya islam diyelim muhhammed yazalım, bilali ve yasirin ailesini konuşup duralım.
 
i.metin 13-08-2011, 22:36:45
hep birlikte amin diyelim
 
Kardeşiniz 13-08-2011, 18:48:32
Rabbım yardımcınız olsun aziz kardeşim. samimiyetiniz yazılarınızdan ilmek ilmek akıyor. Biliyorum kaç gece bu sevdayla yatıp kalktığını. Ve biliyorum kaç gece bu dertten dolayı yatakta gözlerini gökyüzüne dikip sızlandığını. Bu derdi gençlere aşılamak için neler yaptığını ve neler yapılması gerekirken maddi sıkıntılardan dolayı yapamadığını biliyorum. bursunu bile verecek kadar cesur ve paylaşımcıydın. çogu kereler şahidim kitap alıp hediye etmek için borç para alıyordun. tüm bunlara şahidim. keşke sizin gibi derdini sahiplenenler çoğalsa ve bizlere yarenlik yapabilse. Aziz abim örnek bir insana yaraşır bir uğraş veriyorsun. Rabbım o saf yüreğine hiçbir acı vermesin ve yüreğini hayatına hayatını kurana şahit kılsın.geçen gün gönderdiğim yardımı da Somali'ye el dokunmadan gönderdiğini duydum ve oturup düşündüm. biliyorum yine göndersem aynı şeyi yapacaksın... yemeden yedirmek. hiç görmeden kardeş deyip birilerine ve paylaşmak tüm dertlerini... Siz umudsunuz abi...

Rabbim o temiz kardeşlik kokan yüreğinize acı vermesin. Kardeşliğin yaşanıldığı diyarlarda sizi anlayacak insanlarla temiz bir havayı teneffüs etmeyi sizlere nasip etsin...
 
fatma 12-08-2011, 14:23:05
Ramazan ayının aramıza tekrar mahzun bir şekilde gelip mahzun bir şekilde gitmemesi için, öncelikle şahsıma ve tüm müslüman kardeşlerime aşağıdaki satırları ciddiyetle ve samimiyetle tekrar tekrar okumasını tavsiye ederim.Allah razı olsun.

"Hiçbir dert ve sevdamızı, insanlara “iyiliği emretme kötülüğü nehy etme” görevimizin önüne geçirmemeliyiz. Müslümanlar olarak sorumluluktan kaçtığımız oranda esareti yaşayacağız. Sorumluluğumuzun gereklerini yerine getirdiğimiz sürece dünya zindanında hürriyeti yaşayacağız. Ödediğimiz bedeller ölçüsünde bağımsızlığımızı kazanacağız. Bedeller ödedikçe bu dava büyüyecektir. "
 
DİĞER YAZILARI

12/05/2012 - 08:16 GEZİ VE MUHASEBE

19/04/2012 - 03:11 KUTLU DAVADAN KUTLU DOĞUMA

15/03/2012 - 07:14 NEFES ALMANIN ÖLÜM OLDUĞU YER: HALEPÇE

10/03/2012 - 06:30 ANNEME MEKTUP – PEPÛKÂ DAYÎKAN -I-

26/02/2012 - 07:31 İRAN’IN DIŞ SİYASETİ ve SURİYE’DEKİ OLAYLARA BAKIŞI

15/02/2012 - 19:50 İRAN İZLENİMLERİ -2-

09/02/2012 - 12:12 İRAN İZLENİMLERİ -1-

15/01/2012 - 00:13 MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...

09/01/2012 - 08:19 LÂ TURKİYYE, LÂ KURDİYYE, İSLÂMİYYE, İSLÂMİYYE!

30/12/2011 - 00:52 KATIRLARIN SIRTINDA UMUD'A KAN, TOPRAĞA CAN DÜŞTÜ...

20/12/2011 - 22:44 HURAFE- BİDAT’İN VAHİY VE AKILLA MÜCADELESİ

30/11/2011 - 21:59 BU NE DUYARSIZLIK, BU NE TUTARSIZLIK...

19/11/2011 - 12:35 ŞAHISLARI KUTSALLAŞTIRMA HASTALIĞI VE ELEŞTİRİ

06/11/2011 - 15:44 SENSİZLİK VE SESSİZLİK

03/11/2011 - 07:31 DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-

31/10/2011 - 21:44 DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-

30/10/2011 - 09:09 DEPREM GÜNLÜĞÜ - 2

28/10/2011 - 10:27 DEPREM GÜNLÜĞÜ -1-

17/10/2011 - 08:31 DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU

13/09/2011 - 23:49 BİR RİSALE-İ NUR DERSİ İZLENİMLERİ

08/09/2011 - 23:10 KAYIP BİR FİDAN

02/09/2011 - 10:50 UMUDUN GÜCÜ

20/08/2011 - 04:53 KÜRESEL SALDIRILAR KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR

12/08/2011 - 12:20 KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI

12/07/2011 - 22:55 ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ

23/06/2011 - 23:00 MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI

11/06/2011 - 16:46 İSLAMİ KİTLELERİ AMACINDAN SAPTIRMA SİLAHI: DEMOKRASİ

31/05/2011 - 06:14 İZZET GÖMLEĞİNİ GİYMEK

08/05/2011 - 13:33 KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR

25/04/2011 - 19:49 MİLLİYETÇİLİK TÜRLERİ VE TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİLİK

12/04/2011 - 23:21 ÇOCUK VE TAŞ (ŞİİR)

02/04/2011 - 00:55 SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ

03/03/2011 - 06:42 HAL-i PÜRMELALİMİZE DAİR HASBİHAL

02/02/2011 - 19:12 ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR...

28/12/2010 - 22:40 Dâvâ gençliksiz olmaz

09/12/2010 - 22:11 UZLAŞMA TEKLİFLERİ KARŞISINDA MUHAMMEDİ TAVIR

09/11/2010 - 12:38 İSLAMİ MÜCADELE ÜMİTSİZLİK GİRDABINA MAHKÛM EDİLMEMELİ

21/10/2010 - 16:29 SAVRULMALARIN SEBEBİ: SABIR EKSİKLİĞİ

01/10/2010 - 17:45 ÜNİVERSİTELERDEKİ İSLAMİ ÇABALAR ÜZERİNE HASBİHAL

11/09/2010 - 12:26 SABRA DAVET

26/08/2010 - 15:19 MESAJ KIVILCIMLARI

03/08/2010 - 20:09 LOKMAN (A.S.)'IN ÖĞÜTLERİNE KULAK VERMEK

08/07/2010 - 19:40 KİMLİĞİN İNŞASI

28/06/2010 - 09:48 YOL KONTROLU

10/06/2010 - 18:03 FİRAVUNİ BASKILARA KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ SIĞINAKLARIMIZ

20/05/2010 - 10:48 ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?

02/05/2010 - 15:24 MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN

17/04/2010 - 11:33 KURTULUŞ FAKAT NASIL?

30/03/2010 - 18:25 OKU: HAYATI YENİDEN İNŞA İÇİN

11/03/2010 - 10:15 İSTİKAMETİ ŞAŞMAMAK

24/02/2010 - 13:22 KAYBIN EN BÜYÜĞÜNDEN SAKINMAK İÇİN

10/02/2010 - 14:23 KURTULUŞUMUZ DAVETİ DİRİLTMEKTE

29/01/2010 - 18:43 BİLEBİLMELİYİZ…

19/01/2010 - 12:13 GENÇLER EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR

31/12/2009 - 16:50 BİRAZ DA KENDİMİZİ KONUŞALIM!

19/12/2009 - 10:15 BİZ VE SORUMLULUKLARIMIZA DAİR
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat