Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ
Mehmed MAKSUT - 12/07/2011 - 22:55
Anaokulundan üniversiteye kadar çocuklarımızı dönüştüren devletin resmi ideolojisini de, modern okul mantığını da kabul etmemiz mümkün değildir. Kendi çocuklarımızın İslam’a yabancı objeler haline gelmesine seyirci kalamayız. Bu kültürün içerisinde İslam’a, eğitimli kadrolar kazandıracak sağlıklı ve sahih çizgideki üniversite çalışması İslami kesimin günümüzdeki en önemli sorumluluk ayağını teşkil etmelidir.

Üniversite gençliği, toplumun sosyo-kültürel yapısının en dinamik unsurudur. Üniversite gençliğini, diğer gençlik gruplarından ayıran en önemli özellik, geleceğin bilgili yönetici ve karar verici adayları olmalarıdır. Başka bir ifade ile üniversite gençliği, gelecekte alacağı görevlerle toplumun yönetimini ve eğitim öğretim bakımından en önemli sosyal tabakasını oluşturacaktır. Bu öneminden dolayı her ideoloji dikkatini bu alana yöneltmiştir.

Günümüzde istediği zihinsel formatta ve işlevsellikte bireyler yetiştirmek için sistem, ortaya bir eğitim koymakta ve bunu tüm bireylere uygulatmaktadır. Temel taşı batılık ve laiklik olan bu eğitime karşı, Müslümanların pasif kalması beklenemez; bu duruma karşı kayıtsız olmak ve alternatif üretmemek kabullenilemez bir durumdur. Eğitim yoluyla İslami yaşantının ve toplumun imha edilmesine karşı Müslümanların güçleri ve şartları nispetinde alternatif eğitim faaliyetlerine yönelik arayışlar içerisinde olması gerekir. Batıl felsefeli devletlerin, İslami yaşantımızı yok etmesine veya şekillendirmesine karşı; kaynağını vahiyden ve sünnetten alan, Allah rızasını gözeten bir eğitim modeli Müslümanların gündem ve hedefinde olması gerekiyor. Anaokulundan üniversiteye kadar çocuklarımızı dönüştüren devletin resmi ideolojisini de, modern okul mantığını da kabul etmemiz mümkün değildir. Kendi çocuklarımızın İslam’a yabancı objeler haline gelmesine seyirci kalamayız.

Bu kültürün içerisinde İslam’a, eğitimli kadrolar kazandıracak sağlıklı ve sahih çizgideki üniversite çalışması İslami kesimin günümüzdeki en önemli sorumluluk ayağını teşkil etmelidir. Geçmişte bu alanda yaşanılan bazı olumsuzluklardan dolayı bu alanı sorunlu görmek ve bu alanda yapılması gerekenler konuşulduğunda hemen olumsuzlukları konuşmaktansa bu alandaki sorumluklarımızı konuşmamız yarınlarımız için daha makuldur. Bundan yola çıkarak beraberce duyarlılık göstererek; “Neden, Neyi, Ne kadar, Nasıl ve Kim ile” yapabileceğimizi gündemleştirmemiz gerekir.

Etrafımızdaki üniversitelere baktığımız zaman gelinen noktada mevcut üniversitelerin hali içler acısıdır. Üniversiteler ifsat edilmiş, gençlerde yozlaştırılmıştır. Bu noktada sorumluluklarımız çoktur. Kendi İslam’ı kimliğiyle bütünleşmiş, dava bilinci ile kuşanmış, iman amel bütünlüğünü sağlamış, tevhidi bilince sahip, gündemi okuyabilen, dili ve tavrı İslami olan bir gençliğin üniversitelere ve İslami mücadeleye katacağı çok şey olacağını düşünüyorum. İslami mücadelenin üniversite ayağını önemsemeliyiz ve bu konuda neler yapılır veya yapılmalıdırın üzerinde durmalıyız. İdeal topluma ulaşmanın büyük bir mücadele, sabır, fedakârlık istediği gerçeğini unutmamalıyız.

Kuruluşundan itibaren devletin cahiliye ideolojisini toplumsal yapıya aktarmada; toplumsal yapının kültürünü, siyasetini ve hareketliliğini etkileme hususunda eğitim kurumlarının, özellikle de üniversitelerin aktif rol aldığını biliriz. Bir bütün olarak sistemin varlığını devam ettirebilmesi için ‘kurumsallaşma’ önemlidir. Toplumun bütününü kuşatacak kurumsal yapılar içerisinde sosyal işleyişi anlama ve geleceğe yönelik strateji belirlemede üniversiteler önemli bir yer tutar. Batılılaşma güdümünde kurulan üniversiteler, modernizmin en önemli hedefi olan değerlerden ayrışmış bağımsız bireyler yetiştirmek ve onları tüketim kültürünün öncü taşıyıcısı konumuna getirmek konusunda rol üstlenmişlerdir. Dünya egemenlerinin güdümündeki üniversitelere batılı değerler aşılanırken değerler tüketilmektedir. Türkiye gibi toplumlarda genç kuşakların kimlik edinmesinde üniversite ortam ve döneminin önemi düşünüldüğünde genelde üniversite gençliğini, özelde ise üniversitelerde yer alan Müslüman gençlerin yaşadığı sorunları yazmak kaçınılmaz oluyor.

Üniversitedeki İslami Faaliyetlerin Kısa Tarihi

12 Eylül darbesiyle birlikte üniversite gençleri üzerinde müthiş bir baskı  oluşturuldu. Toplumda da bu baskıyı artırıcı bir anlayış uyandırıldı. Ve toplum 12 Eylül öncesi anarşi ortamını  gençlerin siyasetle uğraşmasıyla aynılaştırdı. Dolayısıyla birçok Anadolu ailesi üniversiteye yolladığı çocuğuna "dersine çalış, siyasetle uğraşma" tarzı telkinlerinde bulunmayı ihmal etmedi. Bu tür söylemler üniversiteye gelen genci önceden kuşatma altına alıyordu.

İslami hareketlerin üniversitelere yönelik faaliyetleri 1990’lı yıllarda hız kazanmıştı. Bu yıllar aynı zamanda imam hatip liselerinden hazır potansiyel olarak gelen genç kardeşlerimizin, bilinç ve pratik düzeyindeki kazanımlarını  üniversitelere aktardıkları yıllar olmuştu. 28 Şubat döneminde ortaya konan eylemliliklerin tabansal gücü de bu evreden önce yapılmış çalışmalara dayanıyordu. Eylemlilik süreçleri bu çabaların bir neticesi olmakla birlikte, potansiyelin okuma, tartışma, düzenli/sistemli çabalarla çalışma grupları oluşturma ve üniversite içi siyasal-kültürel gündemler oluşturma çabalarıyla beraber gidiyordu. Hayatın vazgeçilmez alanlarından biri olan ve genellikle hayat tercihlerinin, dünya görüşlerinin somutlaştığı evre olan bu dönem, bilimsel bilgiyi elde etme ve rızık kazanmaya bir hazırlıktan çok öte anlamlara sahipti o dönemlerde.

Neo-liberalizmin etkilerinin yavaş yavaş hissedilmeye başlandığı, imam hatiplerin tırpanlandığı, başörtülülerin okullarından atıldığı  bir süreçten üniversitelerin etkilenmemesi de mümkün değildi, böyle de oldu. Dolayısıyla yaklaşık on üç on dört yıldan bu yana üniversitelerden istenilen verimlerin alınamaması bir gerçektir. Ancak üzerimizde sorumluluk olan bir gerçek de İslami mücadelenin her şart ve zeminde sürdürülebilir olduğunun ispatlanmasıdır. 28 Şubat Darbesi'nden sonra Müslümanların okullardan tasfiye edildiklerine ve bu süreçle birlikte Müslümanların üniversitelerdeki etkinliği azalırken darbecilerin Kemalizm merkezinde yoğunlaşan sivil uzantılarını öğrenci hareketleri üzerinden oluşturmaya çalıştıklarını da görüyoruz.

1969 yılında başlayan İslami Gençlik mücadelesi 1980 yılına gelinceye dek bu süreç  içerisinde milliyetçi-mukaddesatçı çizgiden İslami çizgiye gelmiş ve hatta 70'li yılların sonlarında dünya İslami hareketlerinden edindiği tecrübelerle tevhidi ve evrensel bir söyleme kavuşmuştur. 12 Eylül'ün getirdiği durgunlukla birlikte İslami düşünce ve hareket noktasında ciddi bir geleneği olmayan Müslüman gençler, kendilerini yoğun okuma ve fikirsel tartışmaların içinde buldular. Mısır, Suriye, Iran ve Pakistan başta olmak üzere İslam dünyasından yapılan tercümeler hızla artıyor ve tüm bu kitaplar büyük bir iştahla Müslüman gençlerce okunuyordu. Okuma süreciyle birlikte yeni bir kimliğe adım adım yaklaşan gençlik, geleneksel cemaatlerin sahip oldukları anlayışlardan ciddi farklılaşmalar yasamıştır. 1987'li yıllara gelindiğinde artık üniversitelerde kendilerini tevhidi Müslüman olarak ifade eden öğrenciler bulunmakta ve durmaksızın tebliğ ve davet çalışmalarını sürdürmektedirler. 80'li yılların başlarında şekillenmeye başlayan cemaat ve yapılanmalar 87'lerden itibaren klasikte olsa ilkesel birliktelikler halini almaya başlamışlardır.  Ve sonraki süreçlerde gelen baskılar…

Baskı ve yıldırmaya yönelik geliştirilen tavırlar karsısında özelde üniversiteyi soluyan Müslümanlar olarak, kabuklarına çekilip ideallerimizi terk etmek yerine, ideallerimizi amellerimize yansıtacak, bu süreci lehimize çevirecek uzun soluklu, aceleye ve kararsızlığa yer vermeksizin, öncelikle kısa vadeli, bunun yanında orta ve uzun vadeli teorik ve pratik açılımlar getirme zorunluluğumuz vardır.

Neler Yapmalıyız/ Yapabiliriz

“Bu ortam kültürümle uyuşmuyor!”, “Ne yapsak nafile!”, “Genel bir pasifizasyon var!” vb. söylemler muvahhit gençlerin sözlüğünde yer almaması gereken kelimelerdir. Hiçbir ortam kültürümüzün temeli olan İslam’la zaten uyuşmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir söylem engel değil, olsa olsa neler yapılması gerektiğinin fıkhını gerekli ölçülerde üretememişliğin getirdiği bir bahanedir. Hiçbirimizin bu bahanenin ardına gizlenmeye hakkı yoktur.

“Çok çalıştık ama olmadı!” “Ne yapsak nafile!” cümlesini tamamen dağarcığımızdan çıkarmalıyız. Çünkü “Allah, yolunda gitmek isteyenleri yollarına eriştirir.” ve “İnsan için ancak emeğinin karşılığı vardır.” O halde beklenti çıtalarımızı yüksek bile tutsak, önemli olan bir hareketlilik halini disiplinle birleştirip kuşanmaktır. Önemli olan öncelikle İslam’ın kendisidir. Öğretici ve eğitici olan da budur. Mazeretler hareket etmemeye dönük olarak değil, hareket ederken yapılan hataları/eksikleri tartışırken sıralanabilir belki. Zaten buna da mazeret değil, tecrübeleri geliştiren istişare önermeler demek daha doğru olur.

İçinde bulunduğumuz dönemin hâkim görüşü olan liberalizmin Müslüman öğrenciler için ciddi anlamda çözülmelere yol açtığını da belirtmeliyiz. Öğrencilere yönelik çalışmalarda bu durumları göz önünde bulundurmak gerekir. Üniversitelere yönelik etkinliklerde gençliğin hareket etme kültürünün zamanla bir cemaat bilincine ulaşmasını; içinde bulunulan alanlarda edilgen değil etken olmayı, siyasal ve sosyal İslam’ı söylemi üniversitelere taşıma noktasında örgütlü pratikler ortaya koyması önemlidir.

Alternatif bir Kuran Nesli; hayatın farklı alanlarında var olarak, insanların gündemleriyle irtibat kurarak ve Allah'ın mesajlarını toplumsallaştıracak pratiklerle ortaya çıkacaktır. Bu anlamda gençlik kavramının ve öğrencilerin protesto damarının sadece duygusallıkla ve coşkuyla bağdaştırılmasının doğru olmadığını, mücadele azmini ifade eden bir dönem olan gençliğin biyolojik bir evre olarak değil dinamik bir sosyal dönem olarak anlaşılması gerekir. Vahyin kılavuzluğunda oluşturmaya çalıştığımız kimliğin gerektirdiği siyaseti üniversitelerde gerçekleştirmemiz ve üniversitenin gündemine söylemlerimizi taşımamız gerekir.

Müslüman gençlik kesinlikle olduğu ortamı bir nimet bilip nankörlük etmeden tebliğ çalışması için çok iyi kullanmalı diğer gençler için örnek olmalıdır. Olduğu yeri bir üs gibi kullanmalıdır. Arkadaş çevresinden insan yetiştirme gayretini sürekli göstermelidir. Arkadaş çevresini ve kendisini günahtan korumaya çalışmalıdır. Üniversite Müslüman genç için bir yatma yeri değil yatırım yapma yeri olmalıdır. Müslüman üniversiteli genç her kesimden insan kazanabilirim şuuruyla İslami dava için çalışma gayreti içinde olmalıdır.

Müslüman öğrenciler olarak, dışımızda bulunan insanlarla soyut ve faydasız tartışmalar yerine somut çözüm önerileri sunmalıyız. Yersiz ve gündem dışı tartışmalardan kaçınmalıyız. Sahip olduğumuz değerleri, üniversite öğrencisinin algılama düzeyine hitap edecek şekilde vahyin tedriciliğine, mesajdaki üslubun yumuşaklığına uygun olarak farklı platformlarda da gündeme getirmeliyiz. Öğrenci birlikleri ve dayanışma çalışmaları oluşturabiliriz. İrtibat bürolarıyla öğrencinin yalnızken düşeceği birçok zorluğu ortadan kaldırabilir öğrenciyi kuşatabiliriz. Ama bu kuşatma dünyadan tecrit etme anlamında değildir.

Her yönden elimiz kolumuz bağlı bile olsa, çevremizdeki tekil şahsiyetlerle geliştirmemiz gereken bir tebliğ ilişkisi muhakkak olmalıdır. Eğer bu kişiler tevhid mesajından uzaksa, tevhidi mesaja yakınlaştırılmalı ve İslam’a kazandırılmalıdır. Her fakülte ve şehir kendi şartlarını bu anlamda gözlemelidir. Kendi imkânlarımızı fıkhetmek bir zorunluluk olduğuna göre, üniversite öğrencilerinin bir araya gelip, kendilerinden önceki nesillerin tecrübelerinden de faydalanarak yukarıda sözünü ettiğimiz çalışmaları sergilemeleri gerekmektedir. Bu faaliyetler aynı zamanda üniversite sonrası hayata hazırlığın da bir evresidir. Hayata dair sağlıklı düşünceler ve pratiklerle donanmanın bir ayağı da bu çaba/çalışmalardır.

Malik bin Nebi’nin bir sözüyle bitirelim:“Üniversitede açılan bir mescit, bin camiden hayırlıdır!” 

Selam ve Dua ile

1216
YORUM LİSTESİ
fatma 12-08-2011, 05:19:23
Bu alanlarda yapılabilecek çalışmaları birkez daha hatırlattığınız için sağolun.
Rabbim sizin ve sizler gibi öncülerin, çalışmalarını,azmini ve çabalarını dosdoğru ve daim kılsın.
 
mehmet maksut 16-07-2011, 21:44:21
ilyas metin abi allah razı olsun sizlerden. dualarınızdan yorumlarınızdan temennilerinizden rabbim razi olsun
 
ilyas metin 14-07-2011, 14:26:42
mehmed kardeşim işte siz beklentilerinize bir örneksiniz.
Rabbimiz razı osun
 
DİĞER YAZILARI

12/05/2012 - 08:16 GEZİ VE MUHASEBE

19/04/2012 - 03:11 KUTLU DAVADAN KUTLU DOĞUMA

15/03/2012 - 07:14 NEFES ALMANIN ÖLÜM OLDUĞU YER: HALEPÇE

10/03/2012 - 06:30 ANNEME MEKTUP – PEPÛKÂ DAYÎKAN -I-

26/02/2012 - 07:31 İRAN’IN DIŞ SİYASETİ ve SURİYE’DEKİ OLAYLARA BAKIŞI

15/02/2012 - 19:50 İRAN İZLENİMLERİ -2-

09/02/2012 - 12:12 İRAN İZLENİMLERİ -1-

15/01/2012 - 00:13 MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...

09/01/2012 - 08:19 LÂ TURKİYYE, LÂ KURDİYYE, İSLÂMİYYE, İSLÂMİYYE!

30/12/2011 - 00:52 KATIRLARIN SIRTINDA UMUD'A KAN, TOPRAĞA CAN DÜŞTÜ...

20/12/2011 - 22:44 HURAFE- BİDAT’İN VAHİY VE AKILLA MÜCADELESİ

30/11/2011 - 21:59 BU NE DUYARSIZLIK, BU NE TUTARSIZLIK...

19/11/2011 - 12:35 ŞAHISLARI KUTSALLAŞTIRMA HASTALIĞI VE ELEŞTİRİ

06/11/2011 - 15:44 SENSİZLİK VE SESSİZLİK

03/11/2011 - 07:31 DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-

31/10/2011 - 21:44 DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-

30/10/2011 - 09:09 DEPREM GÜNLÜĞÜ - 2

28/10/2011 - 10:27 DEPREM GÜNLÜĞÜ -1-

17/10/2011 - 08:31 DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU

13/09/2011 - 23:49 BİR RİSALE-İ NUR DERSİ İZLENİMLERİ

08/09/2011 - 23:10 KAYIP BİR FİDAN

02/09/2011 - 10:50 UMUDUN GÜCÜ

20/08/2011 - 04:53 KÜRESEL SALDIRILAR KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR

12/08/2011 - 12:20 KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI

12/07/2011 - 22:55 ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ

23/06/2011 - 23:00 MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI

11/06/2011 - 16:46 İSLAMİ KİTLELERİ AMACINDAN SAPTIRMA SİLAHI: DEMOKRASİ

31/05/2011 - 06:14 İZZET GÖMLEĞİNİ GİYMEK

08/05/2011 - 13:33 KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR

25/04/2011 - 19:49 MİLLİYETÇİLİK TÜRLERİ VE TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİLİK

12/04/2011 - 23:21 ÇOCUK VE TAŞ (ŞİİR)

02/04/2011 - 00:55 SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ

03/03/2011 - 06:42 HAL-i PÜRMELALİMİZE DAİR HASBİHAL

02/02/2011 - 19:12 ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR...

28/12/2010 - 22:40 Dâvâ gençliksiz olmaz

09/12/2010 - 22:11 UZLAŞMA TEKLİFLERİ KARŞISINDA MUHAMMEDİ TAVIR

09/11/2010 - 12:38 İSLAMİ MÜCADELE ÜMİTSİZLİK GİRDABINA MAHKÛM EDİLMEMELİ

21/10/2010 - 16:29 SAVRULMALARIN SEBEBİ: SABIR EKSİKLİĞİ

01/10/2010 - 17:45 ÜNİVERSİTELERDEKİ İSLAMİ ÇABALAR ÜZERİNE HASBİHAL

11/09/2010 - 12:26 SABRA DAVET

26/08/2010 - 15:19 MESAJ KIVILCIMLARI

03/08/2010 - 20:09 LOKMAN (A.S.)'IN ÖĞÜTLERİNE KULAK VERMEK

08/07/2010 - 19:40 KİMLİĞİN İNŞASI

28/06/2010 - 09:48 YOL KONTROLU

10/06/2010 - 18:03 FİRAVUNİ BASKILARA KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ SIĞINAKLARIMIZ

20/05/2010 - 10:48 ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?

02/05/2010 - 15:24 MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN

17/04/2010 - 11:33 KURTULUŞ FAKAT NASIL?

30/03/2010 - 18:25 OKU: HAYATI YENİDEN İNŞA İÇİN

11/03/2010 - 10:15 İSTİKAMETİ ŞAŞMAMAK

24/02/2010 - 13:22 KAYBIN EN BÜYÜĞÜNDEN SAKINMAK İÇİN

10/02/2010 - 14:23 KURTULUŞUMUZ DAVETİ DİRİLTMEKTE

29/01/2010 - 18:43 BİLEBİLMELİYİZ…

19/01/2010 - 12:13 GENÇLER EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR

31/12/2009 - 16:50 BİRAZ DA KENDİMİZİ KONUŞALIM!

19/12/2009 - 10:15 BİZ VE SORUMLULUKLARIMIZA DAİR
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat