Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI
Mehmed MAKSUT - 23/06/2011 - 23:00
Hepimiz birer çobanız. Ve kuzulara sahip çıkmalıyız. Sahip çıkılmayan her bir kuzu unutmayalım ki kurtlara daha kolay yem olur. Elimizden kayıp giden bu nesle gelin birlikte kucaklarımızı açalım.

İslam’ın toplumu inşa sürecine baktığımızda tevhidi mücadeleye ve bu onurlu davanın öncülerine güzel bir yoldaşlıkla sahip çıkan bir grup var ki, Allah (c) katında onların yerleri farklıdır, Allah'ın muhabbeti bunların üzerinedir. Bunlar tüm zorluklara rağmen Peygamber'i (s) terk etmeyip onunla birlikte hedefe doğru yürüyen ve bu uğurda birçok bedeller ödeyen ilk nesil ashabdır.

Ashaba baktığımızda, çoğunun hayatlarının baharını yaşayan gençlerden oluştuğunu görürüz. Aslında bu manzarayı diğer tüm tevhidi mücadelelerde de görüyoruz: Hz. Âdem'den günümüze kadar devam eden tevhidi mücadelenin her aşamasında sahip oldukları sağlam bir iman ve güçlü bilinçleriyle öne çıkan gençler, tavizsiz/ korkusuz bir İslamî yaşamı ortaya koymuşlardır.

Tarihi örneklere bakacak olursak: Şehitler kervanının ilki olan Habil'in kendisi bir gençtir. Hz. Musa'nın, yolculuk yapacağı kul ile buluşacağı yere doğru yaptığı yolculukta yanında bulunan bir gençtir. Hz. İsa'nın Havarilerinin çoğunluğunu gençler teşkil ediyordu. Ashab-ı Kehf, tümüyle gençlerden oluşuyordu. Hz. Davud kendinden daha yapılı olan Calut'u attığı bir taş ile öldürür iken bir gençtir. Hz. İbrahim putları kırırken bir gençti. Rasulullah'a iman eden ilk Müslüman halkayı, ağırlıklı olarak gençler meydana getiriyordu. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Mücadelenin kızıştığı anlarda şeytana prim vermeyerek kendilerini her şeyleriyle Allah'a adayanlar yine bu imanlı, yiğit gençler olmuştur.

Kur'an'daki bu gerçekler, İslam Ümmeti'nin gençleri tarafından doğru anlaşılmalı ve somut hayat gerçekliğinde karşılık bulmalıdır. Çünkü bu, İslam gençliğine bırakılan tarihi bir mirastır. Bunlar bizim asli tarihi dinamiklerimizdir. Bizlere düşen bu tarihi miras ve köklerimizle buluşmaktır/kaynaşmaktır.

Bu anlamıyla biz Müslümanlar bedeli ve zorluğu ne kadar ağır olursa olsun, sahip olduğumuz iman ve sevdayla, ortaya koyacağımız salih eylem ve çalışmalarla; harcı direniş, kararlılık ve cesaretle yoğrulan, özünde imanı, sabrı ve fedakârlığı barındıran bu tarihi mirası, büyük bir istek ve coşkuyla omuzlamak ve bu tarihi mirasa layık bir yaşamı ortaya koymak zorundayız. Hayat bulmamış, kuru övgü ve içi boş anlayışlarla, bu tarihi mirası anlamak değil, aksine bu kutlu mirasa vefasızlık ve bu kutlu miras üzerinden iki yüzlülük ve sahtekârlık yapmak olur.

Çok iyi bilelim ki bazı insanları anmak veya hayatını ezberlemek onları anlamak demek değildir. Bir insanı anlamak; onun yürüdüğü yolda yürümektir, gösterdiği kararlılığı ve cesareti göstermektir, ödediği bedelleri ödemek ve ortaya koyduğu fedakârlığı ortaya koymaktır. Bir gencin Rabbini bulmasıyla ve tevhidi mücadelede buluşmasıyla neleri başarabileceğini tarih bizlere göstermiştir. İslami gençliğin gücü bu noktada gençliğinden değil sahip olduğu inancından kaynaklanır.  Bu inanç ve karalılıkla birçok engel aşılır nice yürekler feth edilir.

Bugün de İslam Ümmeti'nin ve gençliğin tevhidi mücadelesi önündeki engeller şekil, model ve yöntem değiştirerek modernlik, özgürlük, çağdaşlık adı altında değişik versiyonlarla devam etmektedir. İslam ümmetinin ve istikbaldeki tevhid erleri olan gençliği yeni bir diriliş ile diriltmek anın en önemli gereklerindendir. Bunun için gençliğimizin, Tevhide tüm yönleriyle bağlanarak kendi öz değerleriyle buluşup kaynaşma yolunda ortaya çıkan engelleri ortadan kaldırma zorunluluğu vardır. Gerek içten ve gerekse de dıştan gelen bu kuşatmaları tanımak ve tahlil etmek en birinci vazifemizdir. Aradığımız güç kanlarımızda değil İnancımızda mevcuttur.

Gayri İslami düzen ve sistemlerin gençlere yönelik kurduğu tuzaklar tevhidi mücadelenin önündeki engellerden en önemlisidir. Çünkü gençler bir toplumun dinamiğidir. Bir halkı ve davayı yarına taşıyan unsurdur. Yarınları ihya edecek kişiler İslam ile inşa edilmiş gençler olacaktır. Sorgulayan, üreten, araştıran beyinler yine gençlerdir. Her türlü haksızlığa, adaletsizliğe ve zulme karşı çığlık atan yine gençlerin ta kendisidir.

Bu anlamıyla halkın kanını emen zalim düzen ve yönetimler, sahip olduğu bu özelliklerinden dolayı gençleri, yozlaştırılması, düşürülmesi ve pasifize edilmesi gereken öncelikli kitle olarak görmüşlerdir. Kur’an ahlâkının gereği gibi yaşanması, iyiliği emretme, kötülükten alıkoyma prensibinin uygulama alanına konulmasıyla, tevhidi mücadelenin önündeki engeller büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. Bizlere düşen yarının, tecrübesi bugünün dinamiği olan nesli Kur'an ile inşa etmektir.

Bu anlamda hepimiz birer çobanız. Ve kuzulara sahip çıkmalıyız. Sahip çıkılmayan her bir kuzu unutmayalım ki kurtlara daha kolay yem olur. Elimizden kayıp giden bu nesle gelin birlikte kucaklarımızı açalım. Son olarak Üstad Hasan el Benna’nın şu nasihatine kulak vererek bitirelim: Bizler yaşlıların tecrübesiyle gençlerin hareketliliğini sağlıklı bir şekilde birleştirirsek kazanırız.  

“Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın, sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın.” (3 Al-i İmran, 103)

1213
YORUM LİSTESİ
mehmet maksut 05-07-2011, 17:01:42
selimi kardeşime

ben bu hadisi güdmek anlamında degil sorumluluk anlamında düşünmememiz için kullanmıştım. bizler sorumluyuz
 
selimi 05-07-2011, 07:49:52
"Hepimiz birer çobanız. Ve kuzulara sahip çıkmalıyız."
ifade çok şık durmamış gibi. anlatmak istediğinize ziyadesiyle katılıyorum. farklı düşünmüyoruz da. hatta bu paragrafta bile. ancak çoban güder kuzu-koyun takip eder. müminler ise birbiri üzerinde gözetleyicidir.
ellerinize sağlık. rabbim muvaffak kılsın.

EDİTÖRÜN NOTU: Değerli okurumuz, öncelikle ilginiz çin teşekkür ediyoruz. "Hepimiz birer çobanız" ifadesi bir hadis rivayetine dayanmaktadır. Hz. Peygamber'in "Hepiniz çobansınız ve raiyetinizdekilerle sorumlusunuz" buyurduğu rivayet edilmektedir. Bu bir teşbihtir. Ve dikkat edilirse tüm Mü'minler çoban olarak nitelenmektedir. Yani burada çoban-sürü ilişkisi söz konusu değildir.
 
S&B 28-06-2011, 11:38:04
Elbette bir birimize sahip çıkacağız toplu halde bulanacağız, ama şöyle bir durum var fıtratımızdan gelen bir durum var. Kafir olsun mümin olsun bir insanın en güçlü aktif çağı gençlik çağıdır. Bu çağda maksimum seviyede verimlilik alınabilir.
Kafirlerin gençleri güçlerini gösterip maksimum katkıyıyı yaparken bizim gençlerimiz pasif durursa veya gençliğin hakkını vermezse, kafirler hem ergenlerimizi hem gençlerimi hem yaşlılarımızı tarumar eder, ortada din ibadet bir şey kalmaz. Ama karşılarında amellerinde dinamik oturmasını kalkmasını önceliğini amacını aracını bilen geçlik bulursa çekinir, nasıl ki istatistiklere göre falanca memlektin nüfusu genç falancanınki yaşlı deyip belirli yaşam standartları için çözüm araştırılıyorsa onun için bizde gençlerimizi çok çok iyi değerlendirmeliyiz. Ayrım noktası burdan kaynaklanıyor.

Bu konuyla ilgili Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: “Kıyamet günü, beş şeyden sual edilmedikçe, kulun ayakları [Rabbinin huzurundan] ayrılamaz: Ömrünü nerede harcadığından; gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nerede kazandığından ve nereye harcadığından ve ilmiyle hangi ameli yaptığından.” Tirmizi, Kıyamet 1.
hadisiyle gençliğin önemini belirtiyor, Sadece ömrünü deyip bütün bir hayatı kapsama alıp gençlik döneminden bahsetmeye bilirdi, ancak ömrün içindeki gençlik döneminin ayrı bir hesabı olduğunu belirtmektedir.

Diğer bir husus elbetteki gençliğin hususi amaçlarından biriside topluma sahip çıkmaktır , ileri yaştakilere çocuklara kadınlara sahip çıkmaktır, yoksa zaten gençliğini nerde harcadın soruna kamil bir cevap veremez.

Kendisine sahip çıkılmasa bile o affetmesini merhamet etmesini bilmelidir, aşağıdaki sahabeler gibi her türlü ama hertürlü fedakarlıkta bulunmalıdır ki daha sonra onada merhamet edilsin.
 
hüseyin alan 28-06-2011, 00:35:04
AYIRIM İLLA GEREKLİ Mİ?

Kanaatim o ki, yaşamak durumunda kaldığımız modernite çok etkili işliyor. Rakibini de kendisi gibi düşünmeye zorluyor çünkü hayat onun kurguladığı gibi çalışıyor.

Şüphesiz konuları anlamak için tasniflemek kolaylıktır ama bir yere kadar. İslam, insan tanımı yaparken cinsiyet ayırımı yapmadığı gibi, yaş gurupları ayırımı da yapmıyor, özel durumlar hariç. Tıpkı hayatı parçalamadığı, parçalı değerlendirme yapmadığı ve bütün olarak gördüğü, dengeye dikkat ettiği gibi.

Eğitim konusu mesela. Ekonomik, sosyal, siyasal alan ayırımında olduğu gibi kadın-erkek, genç-yaşlı ayırımında da olduğu gibi mesela. Gerçekten de İslam böyle bir ayırım yapıyor mu? Yoksa bizler de moderniteden etkilenerek mi algılama yapıyoruz?

Peygamberin şu hadisini hatırlayalım: "Her doğan çocuk Müslüman (islam fıtratı üzre) olarak doğar lakin ebeveyni onu şu ya da bu (kendi sapık) dine çevirir..." Ebeveyn, eksik tercüme değilse çevre demektir, cemaat yahut toplum demektir...

İnsanlar çiçek değildir saksı da yetiştirilmez, balık değildir akvaryumda büyütülmezler... Her insan fıtri özelliklerle yaratılıyor. o özelliklerini geliştireceği islam toplumu, paratik yaşam biçimi yoksa, fıtri özelliklerine göre değil toplumunun insanı olarak yaşayacaktır. Onu eğitimle falan da düzeltemezsiniz, öyle sansanız da.

O halde ya toplumunuzu kurar kendinizi ve neslinizi (gençlerinizi) korurusunuz ya da toplumunuz sizi değiştirir ama siz farkında bile olmazsınız... sünneti, pratik ayrışmayı, peygamberi örneklikleri bir de böyle düşünelim...

Çokça tekrarlanan ama hiç düşünülmeyen Erkam'ın evine bir de bu gözle bakalım. Orada ayrı yaş gurupları, ayrı cinsler ayrı ayrı toplanıyorlar, farklı eğitim mi alıyorlardı yoksa topluca ve ortalama bir değişim mi yaşıyorlardı (öğretiliyorlardı)...

Tersinden de bakabiliriz olaya, gençler yaşlılara sahip çıkmalı değil mi?.. Düşünülsün diyedir yazdıklarımız, başka bir niyet taşımaz...
 
mehmet maksut 27-06-2011, 16:28:12
i. metin abim sizleri allahın selamıyla selamlar saygı ve dualarımı sunarım... gösterdiğiniz ilgiden dolayı Allah razı olsun. Elinizden geldikce yorumlar yapıyorsunuz. bu büyük bir özveridir.ve kardeşiniz olarak sizleri bu konuda takdir ediyorum agabey.
 
BİR ONLARA BİRDE KENDİMİZE BAKALIM 27-06-2011, 15:52:39
GENÇLİĞE MESAJLAR

RAGIB ES SERCANİ NİN GENÇLİĞE MESAJLAR KİTABINI TAVSİYE EDERİM.
BEKA YAYINLARINDAN CEP KİTAPCIĞI KÜÇÜK BOY
KONUMUZ GENÇLİĞE MESAJLAR

Yazar Kahire üniversitesinin fakultesinde gençlere sorunları hakkında soruyor: Gençler cevap veriyor: işsizlik sorunu, evlenme sorunu, karma eğitimden kaynaklanan cinsel tahrikler, gözünü haramdan koruyamama, yoksulluk, sigara, uyuştuturcu gibi sorunları olduğunu söylüyorlar Yazara göre bu sorunlar gençlerin hayatındaki öncelikli sorunlardı, ancak görünmeyen diğer sorunlar ise yazara göre dikkat edilmesi gündem olması gereken gerçek başat sorunlardır. Nelerdir onlar mesela; -İslam ülkelerinin çoğunda islam hukuku uygulanmayıp sadece beşeri kanun ve hükümlere yaslanılarak Allahın Kitabı ve Resulun sünnetinden yüz çevirilmesi, -Çoğu İslam ülkelerinin işgal edilmesi , bu işgal edilen ülkelerde her türlü baskı, yasak, zulüm ve öldürme yollarının kullanılması

[Mesela Türkiyedede var;
YASAKLAR & BASKILAR
*ALLAHIN HÜKMÜ İLE HÜKMEDİLMEMESİ
1 Hristiyan ve yahudi cemaati serbestken, Müslümanlara getirilen İslami cemaat kurma yasağı
2 İdeolojik ve laik-seküler eğitim dayatması altında islami eğitim yasağı
3 Kur'an öğretimi ve Kur?an kursu yasağı
4 Camilerin amacı dışında kullanıma tahsisi ve Arapça ezan yasağı
5 Okullarda ve tüm kamu alanında başörtüsü yasağı
6 Laik diyanetten bağımsız cami ve mescid açma yasağı
7 Laik diyanetten izinsiz Cuma namazı kılma yasağı
8 İslamı tebliğ etme islami düşünceleri açıklama ve ifa etme yasağı
9 Eğitim kurumlarında ve Diyanet alanında temel islami kavramları kullanma yasağı,
10 Azınlık dini cemaatlerinin kutsal günleri resmi tatil yapılmışken çalışan müslümanlara Cuma Namazı izni bile verilmemesi
11 İmam hatiplilere üniversiteye girişte katsayı engeli konulması
12 Çok boyutlu müdahalelerle islamı, bireysel ve toplumsal hayata yansıtma yasağı, islami hayat tarzının yok edilmesi.

/ BASKILAR
1 Haksız ve keyfi ideolojik ağır cezalar
2 Jandarma ve polislerin Kuran kursu ve ev baskınları
3 İrtica yaftası altında tehdit ve düşman olarak ilan edilme
4 Sivil ve askeri devlet görevlerinden atılma ve kamu alanına sokulmama
5 Okullardan kovulma memuriyete alınmama (anaokulu müdürlüğüne bile)
6 İstiklal mahkemelerinden DGM lere siyasal ve ideolojik yargı baskısı
7 TCK 163, 312, 216 ve 301 maddeleriyle gerçekleştirilen on binlerce insan hakları hakları ihlali ve ideolojik kararlarla verilen hukuka aykırı mahkumiyetler
8 Okullarda ve kamuda resmi ideoloji dayatılması
9 Şapka takmadığı yada takke ve sarık takdığı için cezalandırmalar 10 Fitre zekat ve kurban derilerine laik devletin el koyması 11 İslami eğitim ve Kur?an öğretimi için tahsis edilmiş vakıf mallarının devlet bütçesine devredilmiş olması, 12 Cami ve mescidlerin laik devletin yönetimi ve denetimi altında olması 13 Hutbe vaazların içeriğinin laik devletçe belirlenmesi ve resmi din dayatılması 14 Zorunlu askerlik uygulaması ve vicdani ret hakkının tanınmaması
15 Etnik ayrımcılık ve asimilasyon yapılması 16 Halka rağmen bir çok dayatma uygulanması 17 İnsanların derdinin sadece işsizlik, ekonomik göstergeler olduğunun betimlenmesi 18 Yapay kimlik ve ideolojiler oluşturma, mankurtlaştırma vs..]

-Basının; gazete sayfalarında, dergilerde sesli ve görsel yayınlarda internette ve geriye kalan diğer yayın organlarında açık bir şekilde islama Peygamberimize alimlere açık bir şekilde saldırılması, -islam ülkelerinin çoğunda biriken borçlar ve borçların neredeyse içinden çıkılamaz hale gelmiş olması sorunu, borçların bireylere yüklenmesi, vs vs yazar gerçek gümdem olması gereken sorunları kendi açısından yazmış.

ANEKTOD:BİRLEŞMİŞ MİLLETLERE GÖRE 18 YAŞINDAN GÜN ALMAYANA ÇOCUK DENİR, İSLAMA GÖRE İLTİHAM OLMAYAN VEYA BULUĞ YAŞINI DOLDURMAYANA ÇOCUK DENİR. BUNA GÖRE 13-14 YAŞLARINDA OLAN BİRİNİN ÇOCUKLUK DÖNEMİ BİTMİŞTİR.

İSLAMDA GENÇLER: GENÇLERİN islamdaki yeri ne kadarda büytüktür, İslam tarihini takip edenler ümmetin tarihindeki çoğu değişim hareketinin Gençlerin eliyle gerçekleştiğini görürler. Allah'a şirk koşan bütün denizlerin dalgalarına karşı yüzecek olanlar, Sabikunlar (öne geçenler) kimlerdir.

ZÜBEYR BİN AVVAM (r.a.) Peygamber efendimizin havarilerindendi, islamın süvarisi, cesur ve kahraman ve islam dinin sağlam dayanağıydı Müslüman olduğu zaman kaç yaşındaydı? O SADECE ONBEŞ YAŞINDAYDI. yani bugünün orta okul talebesi Zübeyr bin Avvamın düşündüğünü düşünebiliyor mu? Günümüz orta okul lise ve hatta üniversite talebesinin zihinleri neden faydalı şeylerde dolu değil, kötü filmler faydasız oyunlar, seviyesiz şarkılar, internet ve video kliplerin başında saatlerce duruyor?

TALHA BİN UBEYDULLAH (r.a.) Mekke'de oluşan islami hareketin en önemli dayanaklarından biriydi. Allah'a davette en büyük davetçilerdendi. Ustalık cesaret yetenek ve öncülüğüyle tanınmış bir süvariydi. Ayrıca Peygamberimiz (sav) hakkında İyiliğin Talhası dediği ve Allah yolunda infakta bulunan öncülerdendi. BU MÜBAREK VE YÜCE SAHABE MÜSLÜMAN OLDUĞU ZAMAN ONALTI YAŞINDAYDI.

ERKAM BİN EBİ ERKAM EL MAHZUMİ (r.a.) O her müslüman için Büyük ve önemli hatıraları taşıyan birisidir. Mekkede onüç sene boyunca tehlikeli olmasına rağmen İslam davetçilerini evin de misafir eden kişidir. Onun şeref sancağını taşımada Haşimoğlullarının rakibi beni Mahzum kabilesine (ebu cehilin kabilesinden) mensup olduğunuda göz önüne alarak Haşim kabilesinden olan Peygamberimizi (SAV) misafir etmesini onu güçlendirmesini bir düşünelim. Şüphesiz bu durum onu akrabalarına ve kablesinin ileri gelenlerine karşı büyük bir sıkıntıya sokacaktı. Beni Mahsum kabilesinin reisinin Ebu Cehil olduğunuda unutmayalım. Kuşkusuz Ebu Cehil, Mekke de zor kullanarak zulümde en çok haddi aşandı. O bu ümmetin Fravunuydu. İşte Erkam bin Ebi Erkam bu tehlikeyi kabul etmiş ve İslam için fedakarlık yaparak nefsini feda etmiştir. PEKİ BU BÜYÜK KAHRAMAN MÜSLÜMAN OLDUĞU ZAMAN KAÇ YAŞINDAYDI? ON ALTI YAŞINDAYDI

ALİ BİN EBİ TALİP (r.a.) O DAHA ON YAŞINDA İKEN -SADECE ON YAŞINDA- PEYGAMBERİMİZ ONU İSLAMA DAVET EDİYOR, ODA BU DAVETİ KABUL EDİP ONUNLA MUTLU OLUYOR. ALLAH NE YÜCEDİR. Sorumluluğu olmayan bu küçük çocuğun aklı, olgun insanların algılayamadığı nice ince şeyleri algılıyor ve sonra ilmin kapısı oluyor. Vahdaniyetin (Allahın birliğinin) peygamberliğin, davetin, vahyin, meleklerin, kıyamet gününün, cennet ile cehennemin, Allah için cihad etmenin ne olduğunu algılamıştı. Ayrıca bu yaştaki cocuğun aklı çok çabuk geliyordu. öyleki en yakınlarında bile işlerini nasıl gizleyeceğini, Erkan Bin Ebi Erkamın evine nasıl gizli bir şekilde gireceğini, nasıl namaz kılacağını Nasıl Kuran okuyacağını biliyordu. Bazı çocuklar çizgi film hikaye masal dinlerken, bilgisayar oyunları oynarken Analar babalar üzerine fazla yüklenmeyelim diye düşünürlerken on yaşındaki Ali'yi (ra) bir düşünsenize.

ZEYD BİN SABİT (r.a.) ACABA, DAHA BULÜĞ ÇAĞINA ERMEMİŞ, ON ÜÇ YAŞINI GEÇMEMİŞ, BÜNYESİ ZAYIF VE CİSMİ KÜÇÜK BU MUAZZAM ÇOCUĞUN HAYELLERİ SİZCE NELER OLABİLİR? Bedeni ve yaşı küçük olmasına rağmen İSLAM ÜMMETİNİN sorunlaruyla ilgileniyordu ve Bedir savaşına gitmiş Peygamberimiz (SAV) ve savaşçılar onu karşılamış, Bünyesinin ve bedeninin küçük olmasından dolayı büyük amel olan cihad a izin verilmemiş, Ligayrihi hasen olan bu amele değilde annesi Navvar Binti Malik'in de tavsiyesiyle aklının kavramasının ezberinin güçlü olmasından dolayı Kuran ezberleme ve ibranice öğrenme ve süryanice öğrenme işleri verilmiş. Böylece İslam devletinin tercümanı olmuş,i yabancı devletlerle yapılan çok önemli antlaşmalarda ve yazışmalarda bulunmuş. BÜTÜN BUNLAR OLURKEN O SADECE ON ÜÇ YAŞINDAYDI. Bu şekilde geçen hayatının 21.ci veya 23 lü senesinde Kuranın toplanmasına karar verildiğinde Ebu Bekir (r.a.) onu görevlendiriyordu. Zira o okuma yazma bilmesinin yanında vahiy katiplerindendi. Kuranın inceliklerini, ayetlerin nerede, ne zaman, niçin indirildiklerini ve hangi ayetin hangi ayetten sonra geldiğini iyi biliyordu. Günümüz de olsaydı daha üniversiteden mezun olmayan bir genç olacaktı. Üniveriste mezunlarının, uzmanların, hatta profesörlerin üzerine yüklenebilecek olan bu ağır görev onun sırtına yüklenmişti. Daha büyük tecrübeli sahabeler varken bile o tercih edilmişti.

MUAZ BİN AMR BİN CEMUH VE MU'AVVAZ BİN AFRA ONLARDAN BİRİ ONDÖRT DİĞERİ ON ÜÇ YAŞINDAYDI. 17 Yaşında hadis toplamaya giden Buhari de rivayet edilen gelen Abdurrahman bin Avf ın anlatışına göre bu iki genç bedir savaşında ebu Cehili öldürmek için kılıç sallıyorlar ve ikiside ben öldürdüm diye peygamberimizin yanına geliyor adeta yarışıyorlar ve diyorlarki birisi ben bacağını kopardım diğeri bende kılıçla vurdum. Ama asıl öldürücü darbeyi Abdullah bin Mesud vurduğunu bilen Peygamberimizde (SAV) kılıçlarınızı getirin diyor ve kılıçların her ikisininde kanlı olduğunu görünce tamam ikinizde öldürmüşüsnüz deyip bu büyük görevde ikisinede pay veriyordu. Bu iki mücahidin hikayesi bittimi? Hayır. Daha sonraki dönemlerde MUAZ BİN AMR BİN CEMUH CİHADINA VE KARARLILIĞINA KARŞILIK KOLUNU KAYBEDİYORDU, MU'AVVAZ BİN AFRA İSE ŞEHADETE KAVUŞUYORDU.

USAME BİN ZEYD (r.a.) Tarihteki en mükemmel şahsiyetleden biridir. Hepimiz Usame bin Zeyd (r.a.) in Bizans ile yapılan savaşta, savaşa gönderilen islam ordusunun komutanlığına tayin edildiğinide biliyoruz bundan önceki savaşlara katıldığınıda biliyoruz, mesela hicretin 7. yılında Galip bin Abdullah seriyesini buna örnek olarak gösterebiliriz.USAME O ZAMANLARDA ON DÖRT YAŞINDA İDİ. Ali bin Ebi Talip ile birlikte Peygamberimizle istişarelere katıldığında ise YAŞI ONİKİ İDİ. Evet Bizans ile yapılan savaşa dönelim, o dönemde Halid bin Velid, Kaka bin Amr, Amr bin el As, Ubeyde bin Cerrah, Müsenna Bin harise gibi değerli büyük komutanlar değilde komutanlığa daha 18 yaşındayken Usame bin Zeyd getirilmişti. Yakışıklı zenginde değildi ama fıkh etmeyi ve yönetmeyi biliyordu.
 
Sessiz ÇIĞLIK 27-06-2011, 11:01:33
Bir toplumun inşası genç neslin elinde olduğu gerçeği herkesin malumudur. gençlerin değişim ve ilerlemeye dönük eleştirel bakışları ve sogulayıcı yaklaşımları topluma taze kan hukmunde olmakta ve yepyeni bir dinamizm kazandırmaktadır. beyaz sakallı büyüklerimizin de bu anlamdaki tecrübeleri bize ilham olmalıdır elbette.
Değerli yazarımızın da değindiği gibi bu geç neslin elinden tutmak onları iyiye erdeme ve ahlaka kanalize etmek bizim buradaki assıl sorunsallığımızı teşkil eder. "وَكَذَٰلِكَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ رُوحًا مِنْ أَمْرِنَا ۚ مَا كُنْتَ"( we kezalike ewheyna ileyke ruhen min emrina)(şura/52)Ve işte biz, emrimizle sana böylece Ruh'u gönderdik de vahyettik.
Buradaki ruhun kuran olduğu, vahiy iklimi olduğu veya bu vahiye elçilik eden cebrailin olduğu tefsir kitaplarından öğrenmekteyiz. ayetin devamında da şöyle sesleniyor rabbimiz peygamber şahsında bütün müslümanlara:" sen, kitap nedir, iman nedri bilmiyordun. ancak biz onu/vahyi bir nur kıldık ki kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdirelim. şüphesiz sen, dosdoğru bir yola yöneltip iletiyorsun.(şura/52)

Evet, peygamber'e(s) böyle denilmişti yüce Allah tarafından. Ayette geçen( رُوحًا)"Ruh" kavramı özellikle manidardır.Yani Allah burada deyiş yerindeyse diyor ki bir kulun benim indinde ruhlu olması demek, bir gencin benim için canlı olması demek onun güçlü kuvvetli ve kanı kaynayan biri olduğu demek değil, bir kulun yaşıyor olması demek nefes alması demek değil. ya? Bir kulun hayat bulması demek, canlı, ruhlu olması demek kuranla vahiy ile sana gönderdiğim, size gönderdiğim o ruhla munasebete girmesi demektir. yani kitapla arkadaş olması, kuramla tanışması demektir. Allah için yaşamın ve yaşamanın anlamı budur bana göre.
işte bu bağlamda gençler için bir yönlendirme ve bir diriliş.
 
i.metin 26-06-2011, 22:04:45
Mehmed kardeşim islam ümmeti ifadesi yerine musluman ummet daha uygun olur diye düşünüyorum.
yazınızın başlıgı güzel
bende zamanında gençlere sahip çıkanların bir ürünüyüm (Allahın izniyle) selametle
 
DİĞER YAZILARI

12/05/2012 - 08:16 GEZİ VE MUHASEBE

19/04/2012 - 03:11 KUTLU DAVADAN KUTLU DOĞUMA

15/03/2012 - 07:14 NEFES ALMANIN ÖLÜM OLDUĞU YER: HALEPÇE

10/03/2012 - 06:30 ANNEME MEKTUP – PEPÛKÂ DAYÎKAN -I-

26/02/2012 - 07:31 İRAN’IN DIŞ SİYASETİ ve SURİYE’DEKİ OLAYLARA BAKIŞI

15/02/2012 - 19:50 İRAN İZLENİMLERİ -2-

09/02/2012 - 12:12 İRAN İZLENİMLERİ -1-

15/01/2012 - 00:13 MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...

09/01/2012 - 08:19 LÂ TURKİYYE, LÂ KURDİYYE, İSLÂMİYYE, İSLÂMİYYE!

30/12/2011 - 00:52 KATIRLARIN SIRTINDA UMUD'A KAN, TOPRAĞA CAN DÜŞTÜ...

20/12/2011 - 22:44 HURAFE- BİDAT’İN VAHİY VE AKILLA MÜCADELESİ

30/11/2011 - 21:59 BU NE DUYARSIZLIK, BU NE TUTARSIZLIK...

19/11/2011 - 12:35 ŞAHISLARI KUTSALLAŞTIRMA HASTALIĞI VE ELEŞTİRİ

06/11/2011 - 15:44 SENSİZLİK VE SESSİZLİK

03/11/2011 - 07:31 DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-

31/10/2011 - 21:44 DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-

30/10/2011 - 09:09 DEPREM GÜNLÜĞÜ - 2

28/10/2011 - 10:27 DEPREM GÜNLÜĞÜ -1-

17/10/2011 - 08:31 DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU

13/09/2011 - 23:49 BİR RİSALE-İ NUR DERSİ İZLENİMLERİ

08/09/2011 - 23:10 KAYIP BİR FİDAN

02/09/2011 - 10:50 UMUDUN GÜCÜ

20/08/2011 - 04:53 KÜRESEL SALDIRILAR KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR

12/08/2011 - 12:20 KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI

12/07/2011 - 22:55 ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ

23/06/2011 - 23:00 MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI

11/06/2011 - 16:46 İSLAMİ KİTLELERİ AMACINDAN SAPTIRMA SİLAHI: DEMOKRASİ

31/05/2011 - 06:14 İZZET GÖMLEĞİNİ GİYMEK

08/05/2011 - 13:33 KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR

25/04/2011 - 19:49 MİLLİYETÇİLİK TÜRLERİ VE TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİLİK

12/04/2011 - 23:21 ÇOCUK VE TAŞ (ŞİİR)

02/04/2011 - 00:55 SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ

03/03/2011 - 06:42 HAL-i PÜRMELALİMİZE DAİR HASBİHAL

02/02/2011 - 19:12 ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR...

28/12/2010 - 22:40 Dâvâ gençliksiz olmaz

09/12/2010 - 22:11 UZLAŞMA TEKLİFLERİ KARŞISINDA MUHAMMEDİ TAVIR

09/11/2010 - 12:38 İSLAMİ MÜCADELE ÜMİTSİZLİK GİRDABINA MAHKÛM EDİLMEMELİ

21/10/2010 - 16:29 SAVRULMALARIN SEBEBİ: SABIR EKSİKLİĞİ

01/10/2010 - 17:45 ÜNİVERSİTELERDEKİ İSLAMİ ÇABALAR ÜZERİNE HASBİHAL

11/09/2010 - 12:26 SABRA DAVET

26/08/2010 - 15:19 MESAJ KIVILCIMLARI

03/08/2010 - 20:09 LOKMAN (A.S.)'IN ÖĞÜTLERİNE KULAK VERMEK

08/07/2010 - 19:40 KİMLİĞİN İNŞASI

28/06/2010 - 09:48 YOL KONTROLU

10/06/2010 - 18:03 FİRAVUNİ BASKILARA KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ SIĞINAKLARIMIZ

20/05/2010 - 10:48 ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?

02/05/2010 - 15:24 MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN

17/04/2010 - 11:33 KURTULUŞ FAKAT NASIL?

30/03/2010 - 18:25 OKU: HAYATI YENİDEN İNŞA İÇİN

11/03/2010 - 10:15 İSTİKAMETİ ŞAŞMAMAK

24/02/2010 - 13:22 KAYBIN EN BÜYÜĞÜNDEN SAKINMAK İÇİN

10/02/2010 - 14:23 KURTULUŞUMUZ DAVETİ DİRİLTMEKTE

29/01/2010 - 18:43 BİLEBİLMELİYİZ…

19/01/2010 - 12:13 GENÇLER EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR

31/12/2009 - 16:50 BİRAZ DA KENDİMİZİ KONUŞALIM!

19/12/2009 - 10:15 BİZ VE SORUMLULUKLARIMIZA DAİR
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat