Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
"MEÂL - TEFSİR" FORMU DOĞRU MU?
Şükrü HÜSEYİNOĞLU - 10/05/2011 - 11:19
Mevcut durumda “meâl –tefsir” formuna sahip çalışmalar daha çok meâl kategorisinde değerlendiriliyor ve bu amaçla okunuyor olsalar da, doğrusu bu tür çalışmaların tefsir kategorisinde değerlendirilmesidir. Okuyucuların da söz konusu çalışmaları bu şekilde algılaması gerekir. Çünkü bu çalışmalar, çeviri yapanın “mâna” ve “maksat” algısını doğrudan lafza giydirdiği, dolayısıyla okuyucuyu lafzın çevirisiyle değil yazarın algı ve yorumuyla karşı karşıya bıraktığı çalışmalardır.

Âlemlerin Rabbi’nin insanlığa son sözü olan Kur'an, bir ritüel kitabı olarak değil, hayat rehberi olarak inzal buyurulmuştur. Yüce Rabbimiz, Kur’an’ı "dirileri uyarmak”, hakla bâtılın arasını ayırmak ve insanlara kılavuz olması gayesiyle indirdiğini beyân etmektedir.

Kur'an, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak üzere iman esasları ve bu esaslara dayalı ferdi ve ictimai hükümler ihtiva eden bir hayat kılavuzu, bir hidayet rehberidir. Rabbimiz, insanlar öğüt alsınlar ve hayatlarını onunla inşa edebilsinler diye Kur'an'ı apaçık ve kolaylaştırılmış kıldığını beyan etmektedir. Demek ki Kur'an'ın anlaşılması bir seçenek değil, zarurettir. Şayet Kur'an bir yere asıldığında orayı muhafaza etmek, insanların üzerine asıldığında onları tehlikelerden korumak gibi amaçlarla indirilseydi o takdirde anlaşılması gerekmezdi. Fakat Kur'an indiriliş maksadını insanalra kılavuzluk yapmak olarak belirtmektedir ve bu da ancak mesajlarının anlaşılmasıyla mümkün olacaktır.

Kur'an, belli bir toplumsal sınıfı değil, "Ey insanlar" ve "Ey iman edenler" hitaplarıyla genelde tüm insanları, özelde ise tüm Mü'minleri muhatap almaktadır. Bu hitap da, Kur'an'ı anlamaya yönelmenin her ferdin yükümlülüğü olduğunu göstermektedir.

Kur’an'ı anlamanın iki yolu bulunmaktadır: Kur'an'ın dili olan Arapça’yı bilmek veya Kur’an çevirilerine başvurmak. Arapça bilmeyenlerin, Kur'an'ın mesajlarına muttali olabilmek için, Kur’an’ı inzal olduğu dilden anlayan ve anladığını bir başka dilde ifade edebilme yetisi bulunan kişiler tarafından yapılan Kur'an çevirilerine başvurmaları kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu zorunluluk sebebiyledir ki bugüne kadar birçok dilde Kur'an çevirileri yapılmış ve yayınlanmıştır. Türkçede de sayıları son dönemde giderek artan onlarca Kur'an çevirisi vardır.

Evrensel Rabbani mesajın taşıyıcısı olan Kur’an’ı anlamak ve ondaki hükümlerin gereğini yerine getirmek tüm mü’minler için mutlak bir yükümlülük olduğu içindir ki, Kur’an ayetlerinin başka dillere çevrilmesi faaliyeti henüz Hz. Peygamber (s) döneminde başlamıştır. İranlı sahabi Selman Farisi'nin, Hz. Peygamber'in onayıyla Fatiha Sûresi'ni Farsçaya çevirmesi ve Hz. Peygamber’in dâvet mektuplarında yer alan ayet-i kerimelerin dâvetin muhataplarının diliyle ifade edilmesi ilk çeviri faaliyetleri olarak nitelendirilebilir.

Kur'an çevirilerine, “bir dilden başka bir dile motamot çeviri” anlamındaki tercüme yerine, “mâna bakımından harfi harfine olmayarak, kelimesi kelimesine olmayan, kelimenin tam tamına değil de, sonuç itibariyle ifade ettiği anlam”[1]karşılığındaki meâl isminin verildiğini biliyoruz. Dolayısıyla meâller tercüme yerine geçmese de, tefsir gibi yoruma dayalı çalışmalar da değildir / olmamalıdır. Meâllerden beklenen, okuyucuyu Kur'an'daki lafızların yalın anlamlarıyla karşı karşıya bırakmaktır.

Meâl yazarı, ayetlerden ne anladığı üzerinde durmak ve ayetleri, ne anladığından yola çıkarak başka dile aktarmak yerine, kelimelerin karşılıklarını mümkün olduğunca birebir vermeye ve böylece okuyucuyu ayetlerin lafzi anlamlarıyla buluşturmaya çalışmalıdır. Zira meâl okuyucusunun beklentisi, meâl yazarının ayetlerden ne anladığını öğrenmek değil, öncelikle Kur’an’da ne dendiğini yalın ve çıplak haliyle görmektir. Kısacası, meâl çalışmasında aslolan “Kur’an’da ne denmek istendiği” değil, “Kur’an’da ne dendiği”dir. “Kur’an’da ne denmek istendiği” konusu; Kur’an bütünlüğü, siyak-sibak ilişkisi ve Kur’an’ın Nebevi pratiği çerçevesinde ele alınacak daha kapsamlı bir uğraş alanıdır ve bu açıdan tefsirin kapsamına girmektedir.

Demek ki, her ikisi de Kur’an’ı anlama çabasıyla ilgili olmakla birlikte, hem cevap verdikleri ihtiyaçlar hem de bu ihtiyaçlara binaen yöneldikleri hedefler açısından meâlle tefsir çok farklı uğraş alanlarıdır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, biri asıl olarak “Kur’an’da ne dendiği” ile, diğeri ise “Kur’an’da ne denmek istendiği” ile ilgilenmek durumundadır. Bir diğer deyişle, meâl çalışması lafız merkezli, tefsir çalışması ise mâna ve maksat merkezli çalışmalardır, öyle olmak durumundadırlar.          

İşte son dönemde birbiri ardına ikinci bir dilden çevirilen yahut telif edilen ve bizim "yeni nesil meâller" şeklinde nitelendirdiğimiz meâl-tefsir formundaki çalışmalarda, bu temel çerçevede bir sorunla karşı karşıya bulunduğumuz kanaati taşımaktayız. “Meâl - Tefsir” şeklinde isimlendirilmekle birlikte okuyucunun daha çok meâl olarak algıladığı ve meâl ihtiyacına binaen okuduğu söz konusu çalışmalarda, ayetlerin lafzi karşılıkları yerine, subjektif yaklaşımların daha mümkün olduğu “mâna” ve “maksat” mefhumlarının öne çekildiğini ve ayetlere bu öncelikle karşılık verilmeye çalışıldığını görmekteyiz. Böylece meâl okuyucusu, ayetlerin, Kur’an’ı anlamada kendisine temel teşkil edecek lafzi karşılıkları yerine, yazarın “mâna” ve “maksat” gerekçesinden yola çıkarak yaptığı subjektif çeviriyle muhatap kılınmaktadır. Böylece meâl yazarı, lafza bağlı kalmaktansa, “mâna” ve “maksat” adı altında lafza kendi anlayışınca anlam yüklemekte ve meâl okuyucusunu ayetlerin lafzi karşılıkları yerine kendi anlayışıyla karşı karşıya bırakmaktadır.

Sanırız bu yanlışa düşülmesinin temelinde, öncelikle mealin işlevinin doğru konumlandırılmaması sorunu gelmektedir. Yukarıda da işaret etmeye çalıştığımız gibi, meâl yazımının doğru zeminde gerçekleştirilmesi için her şeyden önce meâle niçin ihtiyaç duyulduğunun kavranması gerekir. Kur’an lafızlarının karşılıklarıyla, yani “Kur’an’da ne dendiği” ile en yalın biçimde karşılaşmayı amaçlayan meâl okuyucusunu, tefsir formunda bir çeviriyle muhatap kılmak doğru değildir.

“Meâl – Tefsir” yerine, “Meâl ve Tefsir”

Kur’an’ın anlaşılmasında “lafız” – “mâna” – “maksat” bütünlüğünün gözetilmesi ve bu mefhumların doğru konumlandırılması çok önemlidir. Subjektif davranmanın daha mümkün olduğu mana ve maksat öncelikli çeviriler, meal okuyucusunun Kur’an lafızlarına mümkün olduğunca birebir muhatap olma hedefine aykırıdır. Meal yazarı, mana ve maksat öncelikli bir çeviriye yönelerek lafızlara neticede kendi yorumuna uygun anlamlar giydirmek yerine, lafızların karşılıklarını mümkün olduğunca birebir ve yorumdan bağımsız olarak vermeye çalışmalıdır. Bir meal okuyucusu eline aldığı meal aracılığıyla, hedeflediği gibi Kur’an lafızlarının objektif çevirileriyle muhatap olmalı ve bu lafızları mâna ve maksat çerçevesinde anlama çabasında Kur’an’la baş başa kalabilmelidir.

Meselenin bir diğer boyutu da, söz konusu çevirilerin “meâl –tefsir” olma iddialarıdır. Oysa yine yukarıda belirtmeye çalıştığımız gibi, meâl ve tefsir birbirinden çok farklı çalışma alanlarıdır. Biri lafız öncelikli, diğeri mana ve maksat öncelikli çalışmalardır ve okuyucularının beklentileri, hitap ettikleri ihtiyaçlar ve işlevleri çok farklıdır. Bu açıdan “meâl – tefsir” formu doğru değildir. Bir çalışma ya meâl olur ya da tefsir. Bu ikisini bir araya getirip “meâl – tefsir” şeklinde bir form üretmek yanlış bir tercih olmuştur.

Mevcut durumda “meâl –tefsir” formuna sahip çalışmalar daha çok meâl kategorisinde değerlendiriliyor ve bu amaçla okunuyor olsalar da, doğrusu bu tür çalışmaların tefsir kategorisinde değerlendirilmesidir. Okuyucuların da söz konusu çalışmaları bu şekilde algılaması gerekir. Çünkü bu çalışmalar, çeviri yapanın “mâna” ve “maksat” algısını doğrudan lafza giydirdiği, dolayısıyla okuyucuyu lafzın çevirisiyle değil yazarın algı ve yorumuyla karşı karşıya bıraktığı çalışmalardır.

Şayet bir çalışmada hem meâl hem de tefsir olacaksa, çalışma “meâl ve tefsir” formunda iki ayrı bölüme ayrılmalı ve meâl ayrı, tefsir ayrı metinler halinde verilmelidir. Ki Türkçe yazılan veya Türkçeye çevirilen mevcut tefsir kitaplarının bu forma sahip olduğu görülmektedir. Şayet bir meâl yazarı, çalışması bünyesinde “Kur’an’ın ne dediği” sorusunun yanı sıra “Kur’an’ın ne demek istediği” sorusunun da karşılık bulmasını istiyorsa, bunu ya ayetlere düşeceği dipnotlar aracılığıyla yahut da meâl metinlerinden ayrı olarak yer vereceği tefsir bölümüyle ayrıca yapmalıdır. Böylece okuyucu açısından meâl ve tefsirin birbirinden ayırt edilmesi ve meâlin meâl olarak, tefsirin ise tefsir olarak okunması sağlanmış olacaktır.       


[1]Doç. Dr. Osman Cilâcı, Tercüme Teknikleri Açısından Meâllere Genel Bir Bakış, Kur’an Meâlleri Sempozyumu –I-, DİB Yay. 

(Not: Bu yazı Umran Dergisi'nin Mayıs sayısında yayınlanmıştır.)

1433
YORUM LİSTESİ
fatma 12-05-2011, 14:08:11
Sa.
Konu ile ilgili hassasiyetinize katılmakla beraber; lafzın ikinci plana atılıp mana ve maksadın -yorum niteliğinde- nasıl birarada sunulduğuna somut bir -iki örnekle katkıda bulunmak istiyorum müsadenizle:
Müzzemmil ve Müddessir surelerinin ilk ayetlerine bakalım."Ey örtüsüne bürünen" yada "Ey örtünüp bürünen" anlamını taşıyan bu iki ayetteki hitap, İslamoğlu meal-tefsirinde! "Sen ey ağır yük yüklenen" ve "Sen ey içine kapanan kişi" şeklinde anlamlandırılarak çevirilmiştir....

Asr suresinde "Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar" meali ise "Ancak Allah'a inanıp güvenenler, erdemli ve sorumlu davrananlar" diye çevirilmiştir.

Alak suresinde "Oku O insanı bir alaktan yarattı" ayeti ise "Oku O insanı sevgiden ve alakadan yarattı" şeklinde tercüme edilmiştir...

Bu örnekleri artırmak mümkündür...Kuran'ın lafzı da manası da Allah'a aiittir.
"Şüphesiz muhakkak onu açıklamak da Bize ait bir iştir." buyuruyor Allah(cc).

Tabi ki bu; lafzın açıklanmasında yorum yapılamayacağı yada tefsir edilemeyeceği anlamını içermez..Hatta bu konuda titiz çalışmalar sonucunda ortaya koyulan isabetli açıklamalar; bizim hakikati anlayışımıza katkıda bulunarak önemli bir boşluğu doldurmaktadır..
Ancak bu ikisinin yani meal ve tefsirin harmanlanıp birlikte sunulması; pek çok açıdan sakıncalar içermektedir..Ben bir müslüman olarak; önce Rabbimin bana "iman edenler ve salih amel işleyenler" şeklinde vahyini işitmekle, sonrasında bu vahyi anlama ve tefekkür çabasıyla da doğrudan itaat etmekle emrolunuyorum. Hatta anlayamadığım durumda da, aklımın yetmediği zamanda da "Biz ona inandık, tümü Rabbimiz katındandır"(3/7) diyerek kayıtsız şartsız teslim oluyorum..
İşte bu "işitme" noktasında Rabbimizin vahyiyle, yorum olmaksızın bi başbaşa kalmalıyım, daha ince bir ifadeyle... Sonrasında zaten akıl aracı vahyin gerisinde olmak şartıyla, tüm çalışmalarını yürütecektir...Allah'ın izniyle ve dilemesiyle!!
Son olarak; Resulullah efendimizin, Kuran'ın yazılması sürecinde kendi sözlerinin bile karıştırılabileceği ihtimali ve kaygısından dolayı ashabı ile birlikte takındıkları dikkatli tavır ve tutumu hatırlayalım.!!!
 
Ş. Hüseyinoğlu 11-05-2011, 13:37:07
Meâller konusunda ortaya çıkan bu karmaşa görüntüsü tabii ki hoş bir görüntü değildir. Bugüne kadar Kur'an'ı anlama çabasının daha çok bireysel çabalarla sınırlı kalmasından ötürü de bu durumu mazur görmek mümkündür. Fakat artık bu konuda bireysel çabaların ötesine geçilmesinin ve meâl yazımının mümkün olduğunca fazla ilim adamının biraraya gelmesiyle müşterek çabalara havale eilmesi gerektiğini düşünüyorum. Aksi durumun, Rabbimizin, apaçık ve kolaylaştırılmış bir hidayet kitabı şeklinde vasfettiği Kur'an'ın çok farklı anlamalara açık, anlaşılması kolay olmayan bir kitap olduğu anlayışına hizmet ettiği çok açıktır. Hal böyle iken, bir de son dönemde lafzı ikinci plana atan ve mana ve maksat öncelikli çeviri iddiasıyla subjektif yorumu doğrudan lafza giydiren çevirilerin ortaya çıkması bana göre yanlış olmuştur. Benim söylemek istediğim, M. Esed ve M. İslamoğlu'nun çalışmaları gibi meâl-tefsir olarak okuyucuya takdim edilen eserlerin, tefsir kategorisinde değerlendirilmesi gerektiği ve okuyucuların bu eserlerden meâl beklentisiyle okumasının yanlış olduğudur. Yine, bu eserlerin büyük bir emek ürünü ve faydalanılacak çalışmalar olduğunda kuşku yoktur, fakat meâl-tefsir formunun, meâl ve tefsirin çok ayrı işlevlere sahip olması sebebiyle doğru olmadığını anlatmaya çalıştım.
 
beytullah emrah 11-05-2011, 00:50:20
bence sorunu formda aramak yanlış, yoksa mezkur risklerin hepsi meal formunda da ziyadesiyle mevcut...

yaşadığımız zamanı düşününce mesajın iletilmesinde doğru kullanınca epey faydalı bir form olduğuna inanıyorum, esed ve islamoğlu'nun çalışmaları da bence başarılı örnekler.

 
matav 10-05-2011, 23:24:26
Ben şunu merak ediyorum; şu an istifadeye sunulmuş olarak gayri resmi bilgime göre 220' den fazla meal var..Öncelikle bu meal fazlalığının sebeplerini öğrenmek istiyorum ben..Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana yazılmış meallerin yeni basımları da tashihe, ilevalere, notlandırmalara maruz kalıyorlar.Mesela S.Ateş ilk meallerinde bariz hatalar olduğunu, yenisinin okunması gerektiğini söyler..Merhum Hamdi Yazır'ın mealleri günümüz türkçesine kazandırılma ayağına bilmem kaç kez gözden geçirildi..Keza meallerdeki çeviri hatalarına ilişkin onlarca çalışma var piyasada..Meallerde kelime ve kavram tercihlerinde manipülasyona gidildiği, bu sebeple sadece Diyanet mealinin tercih edilmesi gerektiğine dair rivayetler de kimsenin yabancısı değildir..Meal yazanların cemaat ve mezhebi kaygılarının ön plana çıktığı, mevcut siyasi iktidarın,konjoktürel etkilerin, yerleşik örfi, fıkhi kültürün de mealler üzerinde etkisi olduğu iddiası da yabana atılır cinsten değil..
Hal böyle olunca, meal'in de bir nevi tefsir olduğu kabulünü de ilave edersek, Kur'an meallerinden hangisi, ilk neslin muhatap olduğu vahyi bize birebir yansıtıyor?
 
fatma 10-05-2011, 22:17:55
Sa.
Algıların inşası ve yönlendirilmesinde ; birçok yanılsamaya sebebiyet veren, çok önemli bir konuyu ele aldığınız için Allah razı olsun.
Hatta meal ederken bile yapılan bariz hatalar, vahyin mahiyetini-maksadını doğrudan etkilemekte malesef... Hatırıma şu an gelen bir örnek olarak "mucize" kelimesini verebiliriz...Kuran'da bu kelime hiç geçmemesine rağmen, "ayet", "apaçık delil","kesin kanıt","Allah'ın ayeti" gibi kelimelerin "mucize " şeklinde meal edilmesi; insanların illa olağanüstücü bir anlayışı benimsemelerine, ve fakat kainattaki müthiş yaratılış-organizasyon ögelerini -olağan bir döngü içerisinde olmasından da ötürü-, birer mucize olarak algılayamamalarına sebep oluyor. Dolayısıyla insanı aciz bırakacak olaylar; Rabb'imizin Kuran'da bize bildirdiği kıssalardaki anlık olağanüstü apaçık delilleriyle-ayetleriyle(asanın yılana dönüşmesi gibi) sınırlı kalıyor.Yani zihnimiz bu algıya odaklanınca, aslında herbiri mucize olan "kesin delil" ve "ayet"leri kaçırabiliyoruz, sıradanlaştırabiliyoruz...Rabbimizin "bir sivrisineği yada daha büyüğünü örnek vermekten kaçınmadığı" algısıyla baktığımızda; dağın içinden devenin çıkarılmasının ve bir nefes alışımızın herşeye kadir olan Allah'ın birer ayeti olarak almamız kaçınılmaz olacaktır.Zaten hiç bir konuda istisna etmeden, zihinlerde ve kalplerde iman böyle gerçekleşir.

"Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki üzerinden geçerlerde, sırtlarını dönüp giderler."(12-105)
"Ey insanlar Rabbinizden size kesin bir kanıt geldi ve size apaçık bir nur(Kuran) indirdik."(3-174)

Bu sadece bir örnek..Hele dediğiniz gibi bu meallere şahsi yorumlar da eklemlenince, ayetin maksatı da hasıl olmamakla beraber, aksine yamuk bir algı hali oluşturuyor. Algılar düşüncelere, düşünceler amellere, ameller de yaşantılara döküldüğünde; bunun nekadar vehim sonuçlar doğurduğunu bi düşünelim...
Rabbim dert edinenlere dosdoğru bir kavrayış nasip etsin duası ile...
 
necati türkoğlu 10-05-2011, 21:07:52
şükrü kardeş, meal ve tefsir hakkındaki çalışmayı paylaşmandan dolayı teşekkür eder allah'a emanet olun. istifade ettiğimi söyleyebilirim.
 
ASÖZ 10-05-2011, 19:12:56
ALLAH RAZI OLSUN
 
i.metin 10-05-2011, 18:29:25
şükrü kardeşim meal ile tercümeyi ayrı şeyler olarak ayırmanız yerinde bir açıklama.
meal ayetin yaklaşık anlamı iken tercüme ayetin birebir karşılıgıdır ki bu hiç bir dilde mümkün degildir.
tefsir konusu ise kuranı çok iyi anlamayanın ve israiliyatı iyi bilmeyenin tefsir okumasına taraf degilim.
geçen geceki arkadaşımız kurana bizden daha fazla vakıf olmasına ragmen ayetle tefsiri karıştırabiliyor,tabiki hiçbirimiz hatadan münezzeh degiliz bizlerde bu konuda hata yapaliriz.
tefsir konusunda ibni teyniyenin tefsir üzerine kitabı bu konuda faydalı bir eserdir. emegine saglık Allah razı olsun,selametle
 
DİĞER YAZILARI

23/05/2012 - 04:50 UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ

07/05/2012 - 22:04 MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK

21/04/2012 - 13:21 KULLANAN - KULLANILAN!

01/04/2012 - 14:55 FE EYNE TEZHEBÛN!

23/03/2012 - 22:15 TARİH NİÇİN TEKERRÜRDEN İBARETTİR?

18/02/2012 - 00:04 İDDİALARIMIZ VARDI BİZİM

02/02/2012 - 21:40 SURİYE DİRENİŞİ VE ÂDİL ŞAHİTLİK SORUMLULUĞU

14/01/2012 - 08:01 DERGİ DEĞİL MEKTEB: İKTİBAS

30/12/2011 - 09:55 HEPİMİZ “KORSAN”IZ, HEPİMİZ “KAÇAKÇI”!

23/12/2011 - 11:21 MÜSLÜMANLARIN KURUMLAŞMAKLA İMTİHANI

13/12/2011 - 00:10 KÜRESEL NEVZAT TANDOĞAN: NATO

03/12/2011 - 00:47 FETVA

18/11/2011 - 15:37 "ÇÖZÜM İSLAM'DA" HAKİKATİNE BURUN KIVIRMAK

23/10/2011 - 12:42 "İDEOLOJİSİZ ANAYASA" TALEBİ VE MÜSLÜMANLAR

12/10/2011 - 00:17 NİÇİN CİDDE VE KAHİRE?

21/09/2011 - 20:13 SUS PAYLARI VE MÜSLÜMANLAR

16/09/2011 - 15:57 BİLGİ FETİŞİZMİ

19/08/2011 - 05:05 AÇLIK SORUNU, İNSANİ YARDIM VE İSLAMİ MÜCADELE

16/08/2011 - 05:05 YÜZDE 81 DİNDAR, YÜZDE KAÇ MÜSLÜMAN?

25/07/2011 - 22:39 UNUTULMAYA YÜZ TUTAN DİL: TEVHİDCE

20/07/2011 - 10:23 DİCLE, KURTLAR, KUZULAR VE MÜSLÜMANLAR

07/07/2011 - 12:36 NAMAZDA KUR'AN OKUDUĞUMUZUN FARKINDA OLMAK

30/06/2011 - 07:14 HUDEYBİYE İSTİSMARINDA SON NOKTA

22/06/2011 - 18:56 İSLAM COĞRAFYASI, TÜRKİYELİ MÜSLÜMANLAR VE ÜÇ TUTUM

13/06/2011 - 23:31 RAHAT KAÇIRAN ÂYETLER!

02/06/2011 - 05:58 SİSTEM İÇİ DEĞİŞİM MÜSLÜMANLARIN LEHİNE Mİ İŞLİYOR?

27/05/2011 - 17:29 İTİDAL KAVRAMI DOĞRU ANLAŞILIYOR MU?

10/05/2011 - 11:19 "MEÂL - TEFSİR" FORMU DOĞRU MU?

01/05/2011 - 13:20 "TÖRENLER CUMHURİYETİ" VE ÇOK KUTSALLILIK

15/04/2011 - 13:01 İSLAM TOPRAKLARI NİÇİN KOLAY BOMBALANIYOR?

10/04/2011 - 23:36 BDP ÇOK GEÇ UYANDI!

25/03/2011 - 11:41 SENİN QULHUN SANA, BENİM QULHUM BANA!

05/03/2011 - 00:27 BÖLGEDEKİ GELİŞMELER: "İSLAM'SIZ LÂ" NE GETİRİR?

28/02/2011 - 23:05 ÖLÜM, İLKELER, PRAGMATİZM

18/02/2011 - 18:20 ŞEHADET: ALLAH İÇİN OLMAK

12/02/2011 - 08:56 TUNUS VE MISIR DENKLEMİ

31/01/2011 - 12:11 “Tarihin sonu"ndan devrimler çağına

21/01/2011 - 22:56 BİN ALİ, NE ÖZENTİSİYDİ?

07/01/2011 - 08:58 SEYYİD KUTUB VE BİZ: GERİ DEĞİL İLERİ

11/12/2010 - 01:09 “SEYYİD KUTUB’U AŞMAK” SÖYLEMİ

27/11/2010 - 12:49 KAPİTALİST KUŞATMAYA KARŞI ÇARESİZ MİYİZ?

10/11/2010 - 23:46 BİR AĞAÇ GİBİ TEK BAŞINA, BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇE

26/10/2010 - 00:35 MÜ'MİNLER BİRBİRLERİNİN VELîSİ Mİ?

23/10/2010 - 12:46 DANİEL BEBEK

12/10/2010 - 23:28 İSLAMİ SİYASET, MUHAFAZAKÂR SİYASETTEN AYRIŞMAKLA BAŞLAR

24/09/2010 - 12:41 KUR'AN MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ?

13/09/2010 - 13:13 AHALİYİ KİMLİKSİZLEŞTİRME PARTİSİ

07/09/2010 - 11:50 SON OLARAK...

28/08/2010 - 16:48 TERAZİNİN AYARLARIYLA OYNAMAK

23/08/2010 - 14:18 PRAGMATİZM ÇIKMAZI

13/08/2010 - 11:24 ERCÜMEND ÖZKAN FARKI

06/08/2010 - 11:48 HANGİ KÜRT MESELESİ?

16/07/2010 - 10:51 DUAYI BİREYSELLEŞTİRMEK

07/07/2010 - 13:33 RASULULLAH NİÇİN HABEŞİSTAN’A HİCRET ETMEDİ?

21/06/2010 - 10:18 ZAYIFLATILAN İSLAM DEVLETİ PERSPEKTİFİ

11/06/2010 - 15:29 ŞEHİDİN ARKADAŞI OLMAK

03/06/2010 - 11:05 KAHROLUYORUM

21/05/2010 - 18:39 MÜ'MİN ZİHNİN TEMEL KODLARI

15/05/2010 - 19:46 İLİŞTİRİLMİŞ DUYARLILIKLAR VE AFGANİSTAN

27/04/2010 - 12:47 TEVHİDDEN BAĞIMSIZ ADALET SÖYLEMİ

21/04/2010 - 12:28 MÜSLÜMANLAR VE "SİSTEMİN YENİDEN İNŞASI"

19/04/2010 - 13:48 TERÖRİZMİ KINAMAK

12/04/2010 - 19:12 TEKNOLOJİ: NE MAHRUMİYET, NE MAHKÛMİYET

10/04/2010 - 13:56 PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALMAMALI

30/03/2010 - 22:35 KENDİ YERİMİZDE VE KENDİMİZ OLARAK...

26/03/2010 - 14:20 BUGÜNE KADAR HELAL MİYDİ?

12/03/2010 - 11:17 SOMALİ'DE "KORSANLAR VE İMPARATORLAR"

02/03/2010 - 17:59 MİNBERLER VE MİHRABLAR

19/02/2010 - 11:39 NATO'YA KİM "ONE MİNUTE" DİYECEK?

14/02/2010 - 19:26 SORGULANMAYAN VESAYET

06/02/2010 - 11:23 BAŞÖRTÜSÜ: ÇÖZÜM YAHUT ÇÖZÜLME

25/01/2010 - 14:13 DAVETTE YUVARLAK MASA MODELİ

19/01/2010 - 17:24 İSLAM RESTLEŞMEDİR!

09/01/2010 - 13:28 ÜÇ TARZ-I SİYASET

28/12/2009 - 20:03 BİZİM DE MUNTAZERİLERİMİZ OLMALI

17/12/2009 - 13:11 YOL AYRIMINDA İKİ PROJE

10/12/2009 - 19:02 O ZATEN KEFENİNİ GİYMİŞTİ

02/12/2009 - 09:53 İSLAM, KAPİTALİZMİN VİCDANI KILINAMAZ

26/11/2009 - 18:40 KURBAN

14/11/2009 - 17:50 GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ DİNDARLIK

08/11/2009 - 14:32 KİRLİ ÇORAP - KİRLİ MAHYA İKİLEMİNDE DİYANET

31/10/2009 - 16:11 ZİKR: RİTÜELLEŞTİRİLEN HAYAT ÖLÇÜSÜ

22/10/2009 - 14:30 İSTİKRAR

10/10/2009 - 14:19 ÇÖP İŞÇİSİNİN ÖLÜMÜ

24/09/2009 - 12:04 'DİNDARLIK ANKETLERİ'NDE SORULMAYAN SORU

06/09/2009 - 11:44 HANGİ EHL-İ SÜNNET?

26/08/2009 - 14:11 NAMAZ KILMAYANLAR NİÇİN ORUÇ TUTAR?

10/08/2009 - 10:55 RAMAZAN NİÇİN ZAM AYI OLDU?

15/07/2009 - 19:42 SEN DE Mİ ADEM!

01/07/2009 - 08:09 İSLAM İHTİLALCİ DEĞİL İNKILABCIDIR

16/06/2009 - 14:18 İRAN'DA "CUMHURİYET MİTİNGLERİ"

30/05/2009 - 08:50 DİNİ PAYANDALAŞTIRMAK

16/05/2009 - 10:19 OBAMA'DAN "CAN ALICI" MESAJLAR

04/05/2009 - 22:51 NÖBET YERLERİMİZİ NE ÇABUK TERK ETTİK

19/04/2009 - 11:34 "KUTLU DOĞUM" NE ZAMAN?

03/04/2009 - 19:56 "BEN YAPTIM OLDU" UMURSAMAZLIĞI

26/03/2009 - 11:50 BULDUĞUMUZ DEĞİL UMDUĞUMUZ

19/03/2009 - 08:16 PUTİN RUSYASI ve İSLAM

11/03/2009 - 00:16 BEN “SEÇİM”İMİ O GÜN YAPMIŞTIM

28/02/2009 - 12:05 AK PARTİ 28 ŞUBAT’IN MUSA’SI MI, ÂSÂSI MI?

19/02/2009 - 22:50 BAŞÖRTÜSÜNÜ SAVUNMAYA VAR MISINIZ?

13/02/2009 - 09:51 GAZZE'NİN KİMLİK İHRACI VE ÇOCUKLAR

30/01/2009 - 11:06 BİR AYAKKABI DA ERDOĞAN’DAN

18/01/2009 - 11:28 KAZANAN GAZZE HALKI OLDU

05/01/2009 - 22:13 İNSANLIĞIN ÖĞRETMENİ ŞEHİD GAZZE

20/12/2008 - 17:07 ALLAH’TAN KORKMUYORSAN, HİZBULLAH’TAN UTAN!

11/12/2008 - 14:49 ARABESKİN EN TEHLİKELİSİ

28/11/2008 - 10:00 KURBAN ORTAKLIĞI

20/11/2008 - 08:30 BÜYÜCÜLER VE KEMALİSTLER

08/11/2008 - 11:01 OBAMA KİMİ KURTARACAK?

08/10/2008 - 16:34 KÜRT SORUNU: ÇÖZÜMSÜZLÜK MÜ, ÇÖZÜM MÜ?

18/09/2008 - 11:05 RAMAZAN, KUR’AN VE KADINLAR

07/09/2008 - 16:03 ANNE-BABAYA "ÖF" DEMEYEN BİR TOPLUM!

27/08/2008 - 21:10 RAMAZAN DENİNCE

19/08/2008 - 08:57 AKVARYUM MÜSLÜMANLIĞI

03/08/2008 - 12:38 PUTLARIN HAKKI DEVİRİLMEKTİR, ISLAH EDİLMEK DEĞİL!

17/07/2008 - 12:07 İSLAM’IN İLK ŞARTI CİDDİYETTİR!

08/07/2008 - 18:26 MÜSLÜMANLAR CAHİLİ SİSTEME KANAT OLMAMALI!

29/06/2008 - 18:24 ÇİZGİ FİLMLER NE KADAR MASUM?

20/06/2008 - 14:25 PROVOKATÖR İTHAMI ÜZERİNE

03/06/2008 - 07:03 DOĞRU CAMİLER AÇIK, FAKAT NEYE?

24/05/2008 - 17:08 YANGINDA İLK KURTARILACAK

14/05/2008 - 22:21 BOYKOTUN ÖNEMİNİ KAVRAYAMAYANLAR İÇİN BİR HABER

03/05/2008 - 20:49 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

19/04/2008 - 19:45 NE "HOŞKÖRÜ", NE ŞİDDET KÖRÜ!

05/04/2008 - 13:58 HATİM KAMPANYALARI

11/03/2008 - 20:02 KADIN-ERKEK: REKABET Mİ, VELAYET Mİ?

01/03/2008 - 10:40 “MÜCAHİD DENKTAŞ” İSLAMİ DEĞERLERE KARŞI!

23/02/2008 - 19:13 KUR’AN İLAÇ DEĞİL REÇETEDİR

07/02/2008 - 13:09 HERKES DİNİNİN SAHİCİ ADAMI OLMALI

26/01/2008 - 19:42 BU KADAR CEHALET İÇİN "AYDIN" OLMAK ŞART MI?

20/01/2008 - 14:49 BAŞÖRTÜSÜNE KARŞI KEMALİZM-APOİZM İTTİFAKI MI?

06/01/2008 - 23:06 NAMAZLARIMIZI HIZDAN KORUYALIM

25/12/2007 - 20:03 HACCIMIZI GERİ İSTİYORUZ

04/12/2007 - 21:22 BU SENARYO, ALFRED HİTCHCOCK'A MI AİT?

19/11/2007 - 10:24 KUDÜS BULUŞMASI: RENKLER AYRI, DUYGU VE SLOGANLAR AYNI

01/11/2007 - 10:38 TOPLUM MÜHENDİSLERİNİN YENİ GÖZDELERİ: NEOMENKIBECİLER

08/10/2007 - 17:22 TV ESİR ALIYOR; ESİR OLACAK MIYIZ?

01/10/2007 - 12:44 "NİŞANLILIK DÖNEMİ NİKAHI": KİTABA UYMAK YERİNE KİTABINA UYDURMAK

11/09/2007 - 12:37 BELEDİYELER VE RAMAZAN: GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ!

01/09/2007 - 15:23 KAVRAMLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM!

07/08/2007 - 10:53 “İSLAMSIZ İSLAM” SAPTIRMALARINI BOŞA ÇIKARMAK

27/07/2007 - 17:13 ULUSALCILARIN MUMU YATSIYA KADAR YANDI!

23/07/2007 - 12:59 İSLAMİ MÜCADELE BİR BÜTÜNDÜR, PARÇALANAMAZ!

12/07/2007 - 10:35 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

02/07/2007 - 11:31 JAKOBENİZMİN YENİ MEVZİSİ, YENİ MASKESİ: ULUSALCILIK

14/06/2007 - 18:33 ÇEVRESEL İFSADIN SONUCU: "SEKÜLER KIYAMET" BEKLENTİSİ

05/06/2007 - 18:20 LAİSİZMİN MERCAYUN'U, İSLAM'IN BİNT CİBEYL'İ

25/05/2007 - 13:16 İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR

12/05/2007 - 14:29 ÇÖZÜM; MEŞAKKATLİ FAKAT İSABETLİ OLAN NEBEVİ HAREKET METODUDUR

01/05/2007 - 20:38 HAYALCİ VE ERTELEMECİ SİYASETİN SONU: "TİYATROMUZ BURAYA KADARDI!"

27/04/2007 - 15:24 PROVOKASYONLAR, TEKTİPÇİ ULUS KİMLİK KURGUSUNDA DÜĞÜMLENİYOR

18/04/2007 - 20:14 “ILIMLI MÜSLÜMAN” KİMDİR?

11/04/2007 - 19:50 KAVMİYETÇİLİK, EMPERYALİZME KUSURSUZ HİZMETİNİ SÜRDÜRÜYOR

30/03/2007 - 11:55 İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK

22/03/2007 - 18:56 ESKİDEN BAKKALLARIMIZ VARDI

12/03/2007 - 13:32 “BÜYÜK BULUŞMA"DAN BÜYÜK TAHRİBAT

23/02/2007 - 16:14 “MUHAFAZAKAR DEMOKLES”İN KILICI İLKAV’IN TEPESİNDE

07/02/2007 - 11:30 KUR'ANI TAHKİR VE TEZYİF SUÇU

22/01/2007 - 17:03 İKİ YÜZLÜ MEDYANIN “ÇILGIN TÜRKLER”İ
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat