Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR
Mehmed MAKSUT - 08/05/2011 - 13:33
Bizi en çok kaygılandıran konu ise; 1990’larda başlayan ve 1995’ lere kadar devam edip bu tarihten sonra bir anlaşmayla biten PKK- Hizbullah çatışmasını tekrar zuhur etmesidir. PKK’nın sürekli saldırıları ve sindirme tehditleri, bu camiaya karşı son yıllarda artı. Özellikle “Peygamber Sevdalıları” vb etkinliklerle, çeşitli derneksel ve yardımsal faaliyetlerle tekrar bölgede güçlenen bu yapıyı, PKK hazmedememektedir.

5 Mayıs 2011’de Hakkâri’nin Gewer ilçesinde (Yüksekova) meydana gelen olaylarda Mustazafder şube başkan yardımcısı Ubeydullah Durna, kalaşnikofla yapılan silahlı saldırı sonucu şehit olmuş; ardından cenaze konvoyuna ve dernek binasına saldırılar devam etmiştir.

Olay, son dönemde Tunceli’de yapılan operasyon sonucu öldürülen 7 PKK’lının cenazesi sırasında meydana gelmiş ve istenilmeyen olaylar zuhur etmiştir. PKK’nın her seferinde özellikle Mustazaf-Der camiasının dernek ve faaliyetlerine yönelik sert ve çatışmacı tutumları, seçim döneminin yaklaşmasıyla birlikte artmıştır.  Bu durum artık mezkûr camia için sabır zorlamalarına neden olmuştur. Özellikle emniyet güçlerinin her seferinde pasif kalması ve olaylara seyirci kalıyor olması bazı şüpheleri zihinlerde oluşturuyor.

Daha önce de Diyarbakır, Hakkâri, Adana, Mersin, Tarsus, Siirt vb gibi yerlerde sokak gösterileri yapıp İslami faaliyetler gösteren Mustazafder derneklerine saldırmış; derneğe ve üyelerine zarar vermiştir. Bu saldırılar sırasında İslami eserler ve özellikle Kuran-ı Kerimler yakılmıştır. Bu ve buna benzer faaliyetler PKK’nın bölge insanına yıllardan beri çektirdiği olumsuz sıkıntılardan bazılarıdır. Kurulduğundan beri Kürtlerin hem İslami değerlerine hem de kültürel dokusuna zara veren PKK; Kürtleri batılılaştırmanın ve dinden soyutlamanın bölgedeki en önemli aktörüdür. Bazı mazlumiyetleri ortadan kaldırma iddiasıyla ortaya çıktığını söylese de kendiside birçok mazlumiyete imza atmayı çok iyi yapmış bir yapıdır PKK.

PKK kurulduğu 1979'dan ilk eylem sürecine geçtiği 1984 yıllarına kadar çok ciddi bir tehdit olarak algılanmazken özellikle 1984 de Eruh baskınından sonra çok ciddi bir şekilde gündeme gelmiştir. Bu tarihten sonra şiddete fiili olarak başlayan PKK, ilerleyen süreçler içerisinde özelliklede Türkiye’de 80 darbesi sonrasında bölgede yaşanılan trajedilerden dolayı güçlenmiş ve kendisini bölge halkının yegâne temsilcisi sayarak faaliyette bulunmuştur. PKK’ya en büyük gücü, Türkiye Cumhuriyetinin özellikle siyasetçilerin ve TSK’nın yaşattığı acılar vermiştir. Kuruluş felsefesi Marksist Leninist olan PKK,  fikirsel olarak Kürtler arasında çoğunluk olarak tutunamamışsa da bölge halkına yaşatılan acıları iyi istismar ederek kullanabilmiştir. Ve bunun üzerinden bölgede kendine bir alt yapı oluşturabilmiştir.

Osmanlı devleti içerisinde “Bilad-ı Ekrad” (Kürt beldeleri) olarak anılan alanlarda yaşayan Kürtler,  İslami hassasiyetleri üst düzeyde olan bir toplumdur. Türklerin Anadolu’ya gelişinden çok önceleri bölgede olan Kürtler; İslam’ı, PKK’nın ifade ettiği gibi zorla kabul etmemiş, gönüllü olarak benimsemiştir. İslami hassasiyetlerden dolayıdır ki Osmanlının 19 yüzyılda yaşadığı ulusçuluk hareketlerinden sürekli uzak durmuşlar ve bu ulusçuluk hareketlerine oldukça mesafe almışlardır. “The Kurds” adlı kitabın yazarı “Derk Kinane”ye göre: “Kürt ağaları, hanları, şeyhleri, Fransız ihtilalı sonucu yayılan, modern bir sistem olan Kürt milliyetçiliğini kabul etmemiştir. Bu şahıslar milliyetçiliği dinsiz ve devrimci fikirlerin taşıyıcısı olarak gördüğünü belirtir. David McDowall; “Osmanlının son dönemlerine kadar, Kürtlerin Osmanlı içerisinde diğer unsurlar gibi ayrılmayıp aksine onlarla birlikte savaşlarda görev almasının tek sebebinin Müslüman kimliği olduğunu” da belirtiyor.

Tüm diğer ırkların uluslaşma hareketlerine olumsuz bakan Kürtler, Türkiye cumhuriyetinin kuruluşundan ve hilafetin kaldırılmasından sonra yıllardır birlikte yaşadıkları insanlarla sorunlar yaşamaya başlamışlardır. Kurtuluş savaşında birlikte savaş veren kişileri “Anasır-ı İslam”(İslami unsurlar) diyerek bir arada tutun Mustafa Kemal, savaştan sonra Anasır-ı İslam’ı kaldırarak tamamıyla Türkçülük üzerine yeni bir yapı inşa etmiştir. Halifeyi ve hilafeti kurtarmak için yola çıktığını belirten Mustafa Kemal; süreç içerisinde tüm kozları kendi lehine çevirmiştir.

Kürtler, milli mücadele sonrasında kurulan yeni rejimin Türkçü ve katı laik karakteri karşısında hayal kırıklığı yaşamıştır. Bu durum ise Kürt milliyetçiliğinin alevlenmesine zemin hazırlamıştır. Hollandalı antropolog “Martin Van Bruinessen” Dersim üzerine yazdığı bir makalede bu durumu şöyle ifade ediyor: “Kurtuluş savaşı sırasında yapılan Müslümanların birliği çağrıları, Kürtler arasında milliyetçi ajitasyonlardan daha etkili olmuştur. Ama Türkiye laikleşme sürecine giriştiğinde bu birliğin temeli ortadan kalktı. Kemalistler, birleştirici bir unsur olan İslam yerine milliyetçiliği koymaya çalıştılar. Böyle yaparak da korktukları milliyetçi Kürt reaksiyonunun kendileri provoke etmiş oldular.”

Bu durumu Kürt tarihi uzmanı “David McDowall şöyle ifade ediyor. “ Hilafetin kaldırılması… Kürtlerin Türklere duyduğu son ideolojik bağı da kaldırmıştır. Türkiye’nin 1912–1922 arasındaki savaş yıllarının aşmasına yardımcı olan Kürtler, onun düşmanları haline geldiler… Bunlar dindar şeyhler ve Hamidiyye ağalarıdır ki bunlar, halifenin savunulmasına samimi olarak inanıyorlardı.” ( A Modern History Of Kurds, S, 192) Buna benzer bir ifadeyi Prof Dr Ömer Kürkçüoglu şöyle ifade etmiştir: “Halifeliğin kaldırılmış olması, Kürtlerin ayaklanmasında önemli bir rol oynamış. Türkler kendi bindikleri dalı kesmişlerdi.”( Türk- İngiliz ilişkileri, AÜSBF Yayınları S,290–291)

Yıllardır toplumları bir arada tutan İslami unsurlar, süreç içerisinde ortadan kaldırılmıştır. Kanaatimizce bu noktadan sonra Kürt sorunu başlamış ve Şeyh Sait kıyamının ortaya çıkmasının ana sebebi de burada yatmaktadır. Bundan sonra Atatürk’ün ölümüne kadar doğuda neredeyse isyansız geçen tek bir yılın olduğunu göremeyiz. O günden bugüne yaklaşık 30’a yakın isyan baş göstermiş ve tüm bu yaşanılan olaylar şiddetle bastırılmıştır. Yani Kürt sorunu PKK ile başlamamıştır. Laik ve Türkçü bir fraksiyon ile kendini inşa eden Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuyla başlamıştır. Kürtleri ve Kürt sorununu PKK ekseninde kurgulamak ve sürekli bu eksende konuşmak yanlıştır.

İstiklal Mahkemelerinin, Tahrir-i Sükûnların, Olağanüstü Hallerin getirdiği Şiddet ortamı, beraberinde karşı şiddeti doğurmuştur. Tüm bu şiddet olaylarından sonra; baskılar, yok saymalar, sindirmeler, yakmalar,  yıkmalar, asimilasyonlar ve sürgünler toplum içerisinde derin yaralar açmıştır. Bölge insanına hem devlet hem de PKK ve diğer bazı güçler adeta cehennemi bu dünyada yaşatmıştır desek abartmış olmayız. Hele Diyarbakır zindanları, işkenceler, köy yakmalar, göçler, faili meçhuller, insanlık dışı muameleler insanın ve bölgenin sosyal dokusunu çok ciddi anlamda tahrif etmiştir. Türkiye’nin dışında Kürtlere yönelik yapılan Enfal operasyonu ve Halepçe katliamıyla gelen vahşet, Kürtleri derinden sarsmıştır.

İşte tüm bu süreçler ve acılar, her ne kadar son dönemde bir nebze olsa durmuş ise de birileri tekrardan bölge insanını kaosa sürüklemeye çalışıyor. En son yapılan operasyonlar bir tehlikenin geldiğinin ilk sinyalleri olarak okunabilir. Havaların ısınmasıyla PKK’nın ve TSK’nın operasyonlarını başlatması; ayrıca bu süreçte seçimlerin olması, sivil itaatsizlik eylemleri, mustazafder derneğine yapılan saldırılar yeniden çatışma ortamının oluşturulmasına dair ilk kıvılcımlardır. Aysel Tuğluk’un Demokratik Toplum Kongresinden sonra söylediği “kötü şeyler olacak” ibaresi önümüzdeki süreçte, acılar diyarı Güneydoğu’da tekrar yeni acıların yaşanılacağına dair bazı belirtilerdir.

Bizi en çok kaygılandıran konu ise; 1990’larda başlayan ve 1995’ lere kadar devam edip bu tarihten sonra bir anlaşmayla biten PKK- Hizbullah çatışmasını tekrar zuhur etmesidir. PKK’nın sürekli saldırıları ve sindirme tehditleri, bu camiaya karşı son yıllarda artı. Özellikle “Peygamber Sevdalıları” vb etkinliklerle, çeşitli derneksel ve yardımsal faaliyetlerle tekrar bölgede güçlenen bu yapıyı, PKK hazmedememektedir.

Bundan dolayı tekrar eskisi gibi bu camiayı çatışma sürecine çekmek için bazı provakatif eylemlerden çekinmemektedir. Eskiye nazaran -tevhidi çizgisinden bazı istenilmeyen durumları olsa da ve geçmişte ciddi bazı yanlışlıklarına rağmen- bu camia en azından şiddetle arasına mesafe koymuştur.  Şu ana kadar,  gereken olgunluğu göstereceğine dair önemli gayretler sarf etmiştir. Lakin son Gewer (Yüksekova) olayıyla nasıl bir tavır takınılacağı bizi ciddi olarak kaygılandırmaktadır. Özellikle bazı gençlerin “kana kan” tarzı istekleri müsaade edilmemesi gereken bir konudur. (Mustazafder’in bu tür isteklere müsaade etmeyeceğine inanıyorum. Umarım böylede olur.) Müslümanların ve bölge insanının artık böyle bir acıyı kaldırmaya mecali kalmamıştır. Daha önce meydana gelen iç çatışmalarda 800 yakın insan ölmüş birçok aile mağdur edilmiştir. Bu mağduriyetten de en çokta Menzil camiası etkilenmiştir.

Tüm yaşanılan bu olaylardan sonra, Müslümanların daha aklıselim bir şekilde hareket etmesi gerektiğini ifade etmek gerekir. Müslümanlar, PKK’nın ve sol kulvarlardaki insanların yöntemleriyle hareket etmemeli ve onların oluşturmak istediği şiddet ortamının bir tarafı olmamalıdır. Yaşanılan bunca acı tecrübeden sonra bir daha eski hatalara düşülmemelidir.

Bu vesileyle Gewer’de (Yüksekova) meydana gelen olaylarda şehit olan Ubeydullah Durna kardeşimizin ailesine ve sevenlerine sabr-ı cemil niyaz ediyorum. İnşallah şahadetini yüce Rabbimiz kabul buyurur. Kanı, acıları dindirecek olan İslam’ın bereketlenmesine vesile olur.

Baharın gelişi, coğrafyamıza acının gelişini haber vermesin artık…

Acıların dinmesi duasıyla.......

1420
YORUM LİSTESİ
urfadan mustafa 26-05-2011, 18:49:22
S.A abi Allah razı olsun başarının devamı için Rabbimin yardımı üzerine ve tüm müminlerin üzerine olsun..
 
mehmet maksut 11-05-2011, 09:35:12
ASHAP AGABEYİME

Ben böyle bir anlaşmanın oldugunu mustazaedere yakın bazı arkadaşlardan da duydum salt medyadan duymuş olsaydım emin olun ki yazmazdım. çünkü günümüzdeki medyaların kimleri zalim kimleri mazlum ilan ettiğini çok iyi biliyorum.

ateşkes anlaşmasını ayrıca yanılmıyorsam tahliyeler süreçinde hür seda adlı sitede de duymuştum. yanılıyorsam düzeltin.

katkılarınız için teşekkür
 
ashab 10-05-2011, 22:02:11
Selam..

Muhterem Ağabeyim, emeğiniz için allah razı olsun. Lakin yazının bir yerinde "Bizi en çok kaygılandıran konu ise; 1990’larda başlayan ve 1995’ lere kadar devam edip bu tarihten sonra bir anlaşmayla biten PKK- Hizbullah çatışmasını tekrar zuhur etmesidir" demişsiniz. Elbette kaygılarınıza katılmamak mümkün değil ve lakin Hizbullah ile pkk arasında kesinlikle bir anlaşma mevzubahis değildir. Bu minvaldeki bilgilerin hepsi dayanaksız olup çatışmanın bitişine sebep gösterilen anlaşma söylentiden ibarettir. Bilgilerinize sunulur.

Wesselam...
 
cüneyt taşoğlu 10-05-2011, 19:19:19
cok teşekkur ederim Maksut Bey kardeşim. Pkk nın islamı hedef almasının sebebi aslında yazıdan cıkarılacak yegane sonuctur. Bu da kendilerinin(PKK) eylemlerinde apacık bellidir. Çünkü bu toplumun ortak noktasıdır islam. Ne MHP ırkdan dolayı türkleri temsil edebilir, ne de PKK ırkdan doayı kürtleri temsil edebilir. Bir toplumu sadece ırkından dolayı hiç kimsenın temsil etmeye hakkı yoktur. Nitekim dini yönü türklere nazaran daha hassas olan kürt halkı da bu temsil hakkını PKK ya vermemktedir.İşte mustazaf-der in faliyetlerinin PKK tarfından sabote/şideet le engellenmesinin sebebi de budur. Pkk bu temsili zorla kullanmaya kalkıyor.
 
fatma 09-05-2011, 13:54:21
Sa.
Bu konu ile ilgili acıyı yaşayan tüm kardeşlerime,sadece bir teselli cümlesiydi sadece! Nasıl algılandığı ise zihinlerdeki veri tabanı ile alakalıdır mutlaka..Zaten vahiy bu veri tabanını altüst etmek ve yeniden inşa etmek amacıyla gelmemiş midir?
Bizlerin tepkileri ve sözleri daha Kurani olmalıdır kanaatindeyim..
Acıların tüm tarihler boyunca veya eş zamanlı tüm coğrafyalarda farklılaşmış hallerde insan yaşantılarına zuhur ettiğini hatırlamanın ve hatırlatmanın; yaratılış amacımızla doğru orantılı olarak bu dünyayı biraz daha yaşanılabilmesine(katlanılabilmesine) biraz daha o acıları hafifletebilmesine yardımcı olduğunu düşünmekteyim..Böylece en büyük sorunlarn belirli yerlere özel kılındığı zannını da aşmış olmaz mıyız? Yoksa bize şöyle vahyolunurmuydu:
"Yoksa siz, kendinizden önce yaşayanların başına gelenlerin, sizin de başınıza gelmedikçe, cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Onlara (öyle) şiddetli belâ ve sıkıntılar (felâketler) dokundu ki, resûl ve onun yanındaki iman edenler: “Allah'ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar sarsıldılar. Allah'ın yardımı gerçekten yakın değil mi? (2/214)
Hissiyatımızı ve bunun neticesi olan ameller zincirimizi, var olana gör değil; emrolunduğumuz gibi olması gerekene göre inşa edebilmemiz duası ile..

 
mehmet maksut 09-05-2011, 12:15:27
bı sılawé xweda

URFADAN İSMAİL AGABEYİME EK OLARAK
Müslümanların bu konuda daha dikkatli ve adil olmaları gerektiği ve bu mesele konuşulurken pkk ya fayda getirecek söylemlerden kaçınmaları gerektiği konusundaki uyarınızı gerçekten önemsiyorum.

özellikle de güneydogudaki müslümanların bu konuya hem bölgesel, hem de mazlumiyet olarak yakın olmaları dolayısıyla daha dikkat etmeleri gereklidir. ayni şey diğer bölgelerdeki kardeşlerimiz için de önemlidir. bu meseleleri konuşurken milliyetçilik prim etmemelidir.

biz müslümanların ayette oldugu gibi adil olmayı ve adaleti gözetmeyi şiar edinmemiz lazımdır. bu meseleye kendi islami görüş ve dilimizle yaklaşmalı ve bu konuda somut şeyler konuşup yapmalıyız. pkk aslında kürtlerin çektiği acıları sahiplenerek onları kuşatabilmiş. sizinde dediğiniz gibi bu bu yapıyı bölge insanına tanıtmak ve maskelerinin altındaki islamsız yüzlerini halka anlatmak mecburiyetindeyiz. bunu anlatırken de kendi etnik ve kültürel degerlerimizi islama zarar vermediği süreçe sahiplenmeliyiz. unutmayalım ki tüm peygamberler kendi toplumlarının birer ferdidir. ve kendi toplumlarının araçlarıyla mücadelelerini vermişlerdir.
müslümanlar bu konuya tamamıyla mesafede koymamalı. hiç yokmuş gibi gündelik hayatı yaşamamalı. fakat bu konuya tam olarak kendisini verip islami mücadeledeki tüm gayret ve seferberliğini bu alana da kaydırmamalıdır. olması gereken dengeli bir tavırdır.

SON OLARAK bölge müslümanları kendilerini karş düşünce üzerinde kurgulamamalı ve onlarla bir rekabet süreçindeymiş havası oluşturmamalıdır. rekabet düşüncesi süreç içersinde istenilmeyen tutumları ve tercihleri dogurdugu gibi ileride olası bir kamplaşma süreçini de dogurabilir. bu mselede müminler özgün nebevi tavır ve tebliğlerini net bir şekilde ortaya koyabilmeli. birilerinin tepkiseliği veya duygusallıgı üzerinden hareketler tercih beyan etmemelidir.

degerli katkılarınızdan dolayı teşşekür ederim. bölge insanının içerinde yıllardan beri yaptıgınız çalışmları tebrik eder rabbimden muvafakkat olmanızı dileri.

FATMA BACIMA
Bana acının uğramadığı bir coğrafya, bir toprak parçası,hatta bir yürek gösterebilir misiniz?

Sorunuz bizim için çok manidardır. ve yüregimizde sürekli hissetiğimiz duyguların sorusudur. lakin güneydogunun o acılar yumagı halini çok genç yaşta yaşamamız, baskınlar yememiz, horlanmamız, coplanmamız bizim acılarımızı ve kaygılarımızı her bir olay oldugunda artırıyor. süreçte o radaki halk üç ateşin altında kalmıştır. bir taraftan devlet bir taraftan, pkk bir taraftan jitem ve o dönemde müslümanların yaşadıgı ve yaşattıgı acı olaylar, bölgede olası hareketlilikte hemen zihinlerdde canlanıyor. aileler üniversitede okumamız hasebiyle hemen arayıp aman ha! serzenişlerini, bizlere hatırlatıyor.

acılardan uzak hiçbir yerimiz yok. lakin güneydogu bizlere çok yakın ve bu acıların çıglığı kulaklarımıza daha kolay ve tez geliyor. aynı şekilde diğer dıyar- mazlum bölgelerde aynı şekilde. bunun için güneydogun mazlumiyetini yazdım...sizin verdiğiniz destek için teşekkürler

baharın güneydogudaki adı; acı, çığlık ve gözyaşı olmaması duasıyla tewhidin hakim oldugu aydınlık yarınlarda yaşama duasıyla....
 
i.metin 08-05-2011, 20:27:40
mehmet kardeşe verdigi bilgilerden ve site yöneticisine yazıları daha büyük yayınladıgından dolayı teşekkur ediyorum
selamlar
 
ahmet deliktaş 08-05-2011, 20:13:53
allah senden razı olsun abi. kürtler adeta yarım asırdır bazı dış güçlerin maşası yapılmıştır.kürtlerin artık bu oyunları bozma zamanı gelmiştir.
 
Fatma 08-05-2011, 20:00:28
Bana acının uğramadığı bir coğrafya, bir toprak parçası,hatta bir yürek gösterebilir misiniz?
Bu acıları bertaraf ettirebilen tek düşünce " ne adına çekildiğini" bilmek olsa gerek...
İnsan acıya "ne" hatırı için katlanıyorsa , "o"nun gücü oranında yardım ve karşılık görür..değil mi?
Zor...! Bi okadar da kolay...!
"Ey peygamber, sana ve seni izleyen müminlere Allah yeter."(8/64)
Yüreği acılardan kanayan tüm müminler, hatırlayalım en zor zamanlarımızda,, peygamberimizin çekmediği acı kalmış mı diye...
Acı diner mi? Az da olsa hafifler mi bilinmez ...Hesaplar,oyunlar,tuzaklar...aklımız kesmez çoğu şeye belki ama; tek gerçek var: az kaldı,,,bir gün bitecek.
Allah razı olsun, çabalarınızı daim kılsın.

 
musluman olmak değil insan olmak zor 08-05-2011, 16:22:05
S.A Yurek burkulur, duygular hercumerç olur saraylar zından, dostlar düşman, gömlek yakasız, kolsuz olur. Musluman buhranda musluman hezeyanda, musluman mazlumiyette olur; fakat musluman islamiyette (barışta kardeşlikte hoşlukta)saadete olur.kim kimi ne için vuruyor ? Bir tarafta kendini beşeri davasına adamış, gözleri bir şeyi görmeyen sözleri acı ve zehir,yüreği hapsedilmiş zındanlarda müebet yemiş,kendini rabbine uzak görmüş ve yaşarken ölmüş biçare avare.Diğer tarafta da Allah'ın rızasını ve emirlerini kendine görev bilmiş bu uğurda yaşamaya çalışan can (bu can için söyleyecek çok şeyler var fakat dil tululunca neylesin yürek) ölülerin (allah'sız yaşayanlar ,kendi davalarını allah'ın davasından önce görenler ) direnişi olmaz , ölüler hiç öldürebillirler mi? evet demeki ölüler de öldürebilliyorlarmış. Allah için canla başla mücadele eden canlara kıyabilliyorlarmış ve gözde bunu görürmüş kulakta bunu duyarmış halbuki o canlara kıyılmaz ki.insanın amacı ne olursa olsun ırkı dıllı dini ne olursa olsun yinede düşünmeli ben kime niye hizmet ediyorum ben kimin gözüne niye yaş koyuyorum kimin yuzunu niye güldürüyorm bunun muhasebesini bir yapsın.vurulan belki bu dunyadan göçtü gitti ya vuran..........islam diyarında kur'an ağlıyor kuran başında turan ağlıyor. ağlatmayalım -allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler zalimdirler, zalimlerdir-maide45.Temenimiz o ki gözlere yaş ve gönülere yas dolmaz Allah Razı Olsun
 
urfadan ismail 08-05-2011, 16:18:27
teşekkürler kardeşim.öncelikle bu duyarlı temennilerine en içtenlikle katıldığımı bildireyim.pkk nın fikri yapısını özellikle yaymak lazım.çünkü mağduriyet edebiyatı altında fikri yapıları gizleniyor.
birde müslümanların kürt sorununu ele alırken pkk ya fayda getirecek söylemlerden özellikle kaçınmaları gerekiyor diye düşünüyorum.muhabbetlerimi sunarım
 
DİĞER YAZILARI

12/05/2012 - 08:16 GEZİ VE MUHASEBE

19/04/2012 - 03:11 KUTLU DAVADAN KUTLU DOĞUMA

15/03/2012 - 07:14 NEFES ALMANIN ÖLÜM OLDUĞU YER: HALEPÇE

10/03/2012 - 06:30 ANNEME MEKTUP – PEPÛKÂ DAYÎKAN -I-

26/02/2012 - 07:31 İRAN’IN DIŞ SİYASETİ ve SURİYE’DEKİ OLAYLARA BAKIŞI

15/02/2012 - 19:50 İRAN İZLENİMLERİ -2-

09/02/2012 - 12:12 İRAN İZLENİMLERİ -1-

15/01/2012 - 00:13 MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...

09/01/2012 - 08:19 LÂ TURKİYYE, LÂ KURDİYYE, İSLÂMİYYE, İSLÂMİYYE!

30/12/2011 - 00:52 KATIRLARIN SIRTINDA UMUD'A KAN, TOPRAĞA CAN DÜŞTÜ...

20/12/2011 - 22:44 HURAFE- BİDAT’İN VAHİY VE AKILLA MÜCADELESİ

30/11/2011 - 21:59 BU NE DUYARSIZLIK, BU NE TUTARSIZLIK...

19/11/2011 - 12:35 ŞAHISLARI KUTSALLAŞTIRMA HASTALIĞI VE ELEŞTİRİ

06/11/2011 - 15:44 SENSİZLİK VE SESSİZLİK

03/11/2011 - 07:31 DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-

31/10/2011 - 21:44 DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-

30/10/2011 - 09:09 DEPREM GÜNLÜĞÜ - 2

28/10/2011 - 10:27 DEPREM GÜNLÜĞÜ -1-

17/10/2011 - 08:31 DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU

13/09/2011 - 23:49 BİR RİSALE-İ NUR DERSİ İZLENİMLERİ

08/09/2011 - 23:10 KAYIP BİR FİDAN

02/09/2011 - 10:50 UMUDUN GÜCÜ

20/08/2011 - 04:53 KÜRESEL SALDIRILAR KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR

12/08/2011 - 12:20 KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI

12/07/2011 - 22:55 ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ

23/06/2011 - 23:00 MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI

11/06/2011 - 16:46 İSLAMİ KİTLELERİ AMACINDAN SAPTIRMA SİLAHI: DEMOKRASİ

31/05/2011 - 06:14 İZZET GÖMLEĞİNİ GİYMEK

08/05/2011 - 13:33 KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR

25/04/2011 - 19:49 MİLLİYETÇİLİK TÜRLERİ VE TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİLİK

12/04/2011 - 23:21 ÇOCUK VE TAŞ (ŞİİR)

02/04/2011 - 00:55 SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ

03/03/2011 - 06:42 HAL-i PÜRMELALİMİZE DAİR HASBİHAL

02/02/2011 - 19:12 ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR...

28/12/2010 - 22:40 Dâvâ gençliksiz olmaz

09/12/2010 - 22:11 UZLAŞMA TEKLİFLERİ KARŞISINDA MUHAMMEDİ TAVIR

09/11/2010 - 12:38 İSLAMİ MÜCADELE ÜMİTSİZLİK GİRDABINA MAHKÛM EDİLMEMELİ

21/10/2010 - 16:29 SAVRULMALARIN SEBEBİ: SABIR EKSİKLİĞİ

01/10/2010 - 17:45 ÜNİVERSİTELERDEKİ İSLAMİ ÇABALAR ÜZERİNE HASBİHAL

11/09/2010 - 12:26 SABRA DAVET

26/08/2010 - 15:19 MESAJ KIVILCIMLARI

03/08/2010 - 20:09 LOKMAN (A.S.)'IN ÖĞÜTLERİNE KULAK VERMEK

08/07/2010 - 19:40 KİMLİĞİN İNŞASI

28/06/2010 - 09:48 YOL KONTROLU

10/06/2010 - 18:03 FİRAVUNİ BASKILARA KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ SIĞINAKLARIMIZ

20/05/2010 - 10:48 ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?

02/05/2010 - 15:24 MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN

17/04/2010 - 11:33 KURTULUŞ FAKAT NASIL?

30/03/2010 - 18:25 OKU: HAYATI YENİDEN İNŞA İÇİN

11/03/2010 - 10:15 İSTİKAMETİ ŞAŞMAMAK

24/02/2010 - 13:22 KAYBIN EN BÜYÜĞÜNDEN SAKINMAK İÇİN

10/02/2010 - 14:23 KURTULUŞUMUZ DAVETİ DİRİLTMEKTE

29/01/2010 - 18:43 BİLEBİLMELİYİZ…

19/01/2010 - 12:13 GENÇLER EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR

31/12/2009 - 16:50 BİRAZ DA KENDİMİZİ KONUŞALIM!

19/12/2009 - 10:15 BİZ VE SORUMLULUKLARIMIZA DAİR
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat