Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
NASIL BİR SİYASET ve TOPLUM MODELİ?
Cemil ARSLAN - 03/05/2011 - 20:42
Kendi paradigmasını yitiren, kimlik ve kişilik buhranı yaşayan, kendi ideolojisini, davasını ön plana çıkarmaktan utanç duyanlar, değer ve normlarını tezahür etmekten kaçınanlar, en küçük bir rüzgârda dahi adeta “kâğıttan bir kule” misali sağa sola savrulanlar, alçaklık/aşağılık kompleksinin etkisinden bir türlü kurtulamayan toplumsal grupların, yapılanmaların/örgütlenmelerin, sistemlerin başarıya ulaşmaları olanaksızdır.

Türkiye’de özellikle son günlerde, seçimler dolayısıyla tüm toplumsal kesimlerin dikkati siyaset mekanizması veya yönetim olgusu üzerine yoğunlaşmaktadır. Daha çok “reel politik” bir kavramsal süreç etrafında şekillenen siyaset anlayışı, yeni bir siyaset modeli ve algısı oluşturamadığı gibi toplumsal sorunların etkin bir şekilde gündeme getirilmesinde ve çözümünde maalesef etkisiz ve yetersiz kalabilmektedir.

Özeleştiri yapmayan, tarihi gerçeklerden dersler çıkarmayan, geçmişiyle yüzleşmeyen ve geçmişten tarifi imkânsız bir övünç kaynağı duyan, geleceğe dönük uzun dönemli stratejik plan ve projeler üretemeyen toplumlar ve devletler, sorunlara hiçbir zaman kalıcı formüller bulamadılar. Sadece günü kurtarma adına birçok siyasi, sosyal veya ekonomik düzenlemeyi uygulamaya koydular. Genellikle, siyaset mekanizması toplumun ortak hak ve menfaatlerini korumaktan ziyade torpil, adam kayırmacılık, iş takibi, tayin, terfi, v.b olumsuz icraatların merkezi haline dönüştü ve bu menfi durum bir türlü önlenemedi.

Ak Parti sürecinde yine geçmişten devralınan popülist politikalar, hamasi nutuklar, ayağı yere sağlam basmayan politikalar, itaat kültürü, “kutsal devlet” algılayışı, düzenin işleyişine karışmama v.b olumsuzluklar aynen devam etti. Hatta günümüzde sorgulama, eleştirme, analiz etme, sistemle hesaplaşma, düzenin kutsallarına dokunma v.b insanlarımızın, özellikle İslami kesimin bütün olumlu refleksleri çoğunlukla rafa kalktı. Geleceğe dönük tüm perspektifler, idealler, hayaller, beklentiler hatta ütopyalar yok oldu. Siyaset mekanizması, duyarlı insanları ve Müslümanları kendi çarkları etrafında önce pasifize etti,  sonra sisteme entegre etti, daha sonra da tümüyle öğüttü.

Artık Müslüman zihin sosyal/siyasi hadiselere karşı ciddi anlamda bir çözüm üretemiyor, elle tutulur/gözle görülür bir reaksiyon sergileyemiyor, daha doğrusu kendini ifade etmekte acziyet gösteriyor, dolayısıyla dünyada ve Türkiye’de yaşanmakta olan tüm olaylara karşı müspet anlamda bir direnç gösteremiyor.

Sorunlara karşı gerçekten hassasiyet gösteren, yazıp çizen, eli kalem tutan, araştıran, sorgulayan, çeşitli eylemlerle görüş ve düşüncelerini ifade eden sınırlı sayıdaki halis niyetli kişilerin, örgütlenmelerin sesleri de ister istemez cılız çıkıyor, genele yayılmadığı için de mevcut beklentileri karşılamıyor.

Türkiye ve dünya eksenindeki sorunları tartışmak, gündeme taşımak, insanların bu konulara dikkatini çekmek bir yana; neredeyse yanı başında oturan komşusunu dahi tanımayan, komşusuyla etkileşim/iletişim kurmaktan kaçınan, insanlardan ve insani değerlerden giderek uzaklaşan, kendini yalnızlığa mahkûm eden, dünyevi idealleri benimseyen ve bunu bir “yaşam felsefesi” haline dönüştüren, egoist, duyarsız, etkisiz ve tepkisiz bir “kişilik/kişiliksizlik modeli” son zamanlarda giderek yaygınlaştı.

Geleneksellikle modernleşme/çağdaşlaşma ikilemi ve olgusu içerisinde ne yapacağını bilmeyen, sürekli bocalayan, çırpınan, çırpındıkça batağa sürüklenen, olumlu duyguları körelmiş, sinir sistemleri iğdiş edilmiş, dünyanın tüm sosyal/siyasi çalkantılarına, zorluklarına, modern erozyonlarına karşı dayanıklı olmayan bir “insan tipi” ve “toplumsal bir yapı” egemen oldu. 

Kendi paradigmasını yitiren, kimlik ve kişilik buhranı yaşayan, kendi ideolojisini, davasını ön plana çıkarmaktan utanç duyanlar, değer ve normlarını tezahür etmekten kaçınanlar, en küçük bir rüzgârda dahi adeta “kâğıttan bir kule” misali sağa sola savrulanlar, alçaklık/aşağılık kompleksinin etkisinden bir türlü kurtulamayan toplumsal grupların, yapılanmaların/örgütlenmelerin, sistemlerin başarıya ulaşmaları olanaksızdır.

Yaşadığımız dönemde, hakikaten ciddi manada savrulmalar oldu. Müslüman kesim, tembelleşip kendi kabuğuna, iç dünyasına, inzivaya(!) çekildi ve sisteme ayak uydurdu, sistemin kutsallarıyla barışık oldu ve maddi kaygılardan öte başka bir şeyi tanımaz oldu. Artık, oturduğu yerden henüz kalkmaya bile tenezzül etmeden sayısız fetvalar üretmeye başladılar, rüyalarında cennetlerde dolaşmaya başladılar ve hayal dünyaları asla hayatın somut gerçekleriyle örtüşmedi.

 Dünyadaki hiçbir olumsuzluk, İslami kesimi örgütlü, planlı, projeli ve geniş katılımlı bir tavır almaya yöneltmedi. Geçmişte İslami kesime akıl verenler, sözde ideologlar,  edebi/hamasi nutuklar atanlar, ön plana çıkanlar, sözde kanaat önderleri bir anda sus pus oldular. Bunların büyük çoğunluğu, tarifi imkansız duygusal/psikolojik ve toplumsal bir travma içine girdiler. Kendi benliklerini yitirdiler, sosyal kimlik/kişilik kaybı yaşadılar.   İktidara sahip olma ve iktidarı paylaşma, dünya nimetlerine hâkim olma ihtirası, ideal bir gelecek tasavvurunun olmayışı, ekonomik kaygıların hemen her şeyin önüne geçmesi, Müslümanların giderek zenginleşmesi, abdestli kapitalizm sürecinin artış göstermesi ve toplumda yoğunlaşması olumsuz faktörler arasındadır.

Ak Parti süreci mevcut siyaset kurumunun açmazlarını, sorunların çözümünü, muhafazakârlık, geleneksellik, modernleşme gibi toplumun temel problemlerini algılama biçimi bakımından Müslümanlar açısından kayıp teşkil ettiği söylenebilir.

Keza tüm devlet kurumlarda serbest olması gereken başörtüsü sorunu bir türlü çözülemedi, temel hak ve özgürlükler konusunda gerekli düzenlemeler yapılamadı, düşünce özgürlüğü önündeki engeller kaldırılamadı, eğitimde toplumun ihtiyaçları ve beklentilerine uygun düzenlemeler icra edilemedi.

Toplumsal yapıyı tehdit eden eğitimsizlik, hoşgörüsüzlük, basiretsizlik, bencillik, ihtiraslar, hak ihlalleri, hırsızlık, kapkaç, harama teşebbüs, sapık eğilimler, yıpranmış aile içi ilişkiler, sınırsız ve sorumsuz kazanç fikri, kapitalist/liberal beklentiler yoğunlukla ve çoğunlukla bütün olumlu anlayışları gölgeledi, perdeledi ya da yerle bir etti.

Sonuç itibarıyla; sistemi/siyaset mekanizmasını zorlamayan, alternatif metotlar sunamayan, çağın şartlarına münhasır gelişmeleri takip edemeyen; sadece gündelik çıkarlarını düşünen, kendi gemisini kurtarmaktan öte başka bir plan/proje üretemeyen hiçbir ülke yahut toplum modelinin başarılı olduğu tarihin hiçbir döneminde görülmemiştir. Siyasi iktidara iş yaptıracak, onu harekete geçirecek, katalizör görevini, sorumluluğu üstlenecek olan da bütün korku, saplantı ve kaygılarını yenebilen baskı grupları ve her türlü toplumsal örgütlerdir.

Örgütlü hale dönüşemeyen, kendi yapılanmasını tamamlayamayan bir oluşumun tavır ve tutumları varsayım, iyi niyetli çalışmalar veya teoriden öteye gidemez

978
YORUM LİSTESİ
Dursun ÇEVİK 23-05-2011, 23:34:14
hocam örgütler ve sivil toplum örgütlerinden bahsettiniz. mesela sendikalar. sendikalar ne işe yarar. sizinde bir zamanlar başkanlığını yaptığınız sendika. şuanda ne işle meşgul peki üye olsam beni nitelik olarakmı kabul edecek nicelik olarakmı kabul edecek. çözüm üretemeyen, aktivist harekete sahip olamayan insanlardan oluşmuş bir örgüt neye yarar. ben şeyhinin harnamesindeki o kıl çeksen yağ damlayacak öküzleri hatırlıyorum örgütlerin başındakiler aklıma gelince. tabi hepsi öyle değil ama. yazdıklarınıza katılıyorum. bu bir realite yazdıklarınız kanayan yanlarımız.sus pus olmuş bir toplum.
 
hacı ay 19-05-2011, 15:24:31
yazıda bazı yorumlara katılıyor ve bazılarına eksik buluyorum, araştırmaların daha kapsamlı olmasını temenni eder, hürmetlerimi sunarım
 
selami 09-05-2011, 13:00:23
yazarın daha sık yazmasını bekliyoruz.
 
Cemil Arslan 06-05-2011, 23:42:09
Sizin eleştirileriniz ve yorumlarınız gerçekten çok önemli. Bunu hakikaten dikkate almakta fayda görüyorum. Çünkü bir yazıyla ilgili olumlu ya da olumsuz görüş ve yaklaşımlar dile getirilmezse, burada cidi anlamda bir sorun, sıkıntı veya açmaz var demektir.
Allah cümlenizden razı olsun kıymetli arkadaşlar...
 
GÜLDALI COŞKUN 05-05-2011, 01:40:15
Cemil Bey, yazınızı okudum ve eleştirilerinize bir kısmına katılıyorum... Demişsiniz ki ''Artık Müslüman zihin sosyal/siyasi hadiselere karşı ciddi anlamda bir çözüm üretemiyor, elle tutulur/gözle görülür bir reaksiyon sergileyemiyor '' Oysa bu yeni bir durum değil, bir asır hatta belki daha da uzun bir süredir varolan bir durum. Dolayısıyla sadece mevcut siyasi partilerin davranışlarıyla ilişkilendirilecek bir durum değil...Belki de bizatihi müslümanların dini algılayış ve idrak biçimleri sorunlara çözüm üretemelerine en büyük engeldir... Sanırım siz, milli görüş geleneğinden gelen bir partinin, dini duyarlılıklarda daha hassas olması, kapitalizmin tuzaklarına düşmemesi ve sizin deyiminizle ''abdestli kapitalizm süreci''nin olmaması gerektiğini vurgulamak istemişsiniz...İşte ben de bu kaygılardan ötürü, dinin siyaset üstü bir değer olduğunu, aksi halde siyasilerin hatalarının dine zarar verip yozlaşmaya neden olacaklarını düşünüyorum... Din istismara açık bir konu olmakla beraber, din adına yapılan yanlışlıklara karşı durmakta oldukça zordur. En ideal sistem bile, erdem ve ahlak sahibi olmayan erklerin elinde yok olmaya mahkumdur... Yazınızın sonuç bölümüne katılıyor, ben de sizin gibi düşünüyorum. Kimliksiz/kişiliksiz ve kendi plan ve projesini üretemeyen toplumların gelişmelerinin kadük kalacağını düşünüyorum... Kaleminize sağlık... Selamlar...
 
ahmet adalı 04-05-2011, 15:14:22
Yazıdaki birçok tespite katılıyorum.

AKP aday profiliyle ve seçim stratejisiyle sağ-milliyetçi-muhafazakâr seçmenlere hitap ettiğini ortaya koymuştur. Buna rağmen İslami kesimin AKP'yi, referandum sürecindeki gibi açıktan ya da önceki seçimlerdeki gibi arkadan destekleyecek gibi görünmesi utanç vericidir.

Yalnız yazının sonundaki tespiti biraz netleştirmek gerekebilir. İslami kesim bugün "Örgütlü hale dönüşemediği" için "kültürel cemaatler halinde örgütlendiği" için iyi niyetli çalışmalar olarak kalıp siyaset mekanizmasını zorlayamamaktadır.
 
murat özel 04-05-2011, 12:31:00
Cemil ağabeyim AKP Adaleti unutmuş kalkınmaya ağırlık vermiş bir parti zihniyetini yaşıyor rabbim ALLAH söylediklerimizi ve iddaalarımızı imtahan için bizlere iktidar verir AKP geçmişin kendi adına değer arz eden şer'i siyasallaşmaya yönelik iddaalarını şuan inkar etmektedir müslüman olduklarını idda eden bu parti başa gelmekle islamın iktidar olduğunu zan etmekteler kendilerini ululemr makamında (iç dünyalarında)görmekte şeytanın sağından yanaşmasını unutmaktalar .Hiç bir alanda islami endişe tanımaz olmuş ifadelerinde ALLAH ın bu konudaki rızası nedir diye düşünmeksizin halka iktidarlarını muhafaza için eğemenlerin isteği doğrultusunda fetva verir gibi açıklamalar yapmaktalar.Aldatmaya yönelik politikalarını devam ettiemekteler Rabbim bizleri ALLAH ile aldatanların şerrinden korusun ve şer'i siyasallaşma yolunda ümmet olarak irade sergilemeyi nasip etsin
 
kamil özer 04-05-2011, 09:42:54
yerinde ve faydalı tespitleriniz için teşekkürler cemil hocam.şunu da ilave etmek isterim ki akp ile ilgili artık fotoğraf netleşmeye başladı ve ümmetin birleşmesi ve müslümanca düşünmeye başlaması gerekiyo aksi taktirde bu düzen altımızdaki toprağı kaydıracak.şuurlanmamız ve şuurlandırmamız gerekir...milli duruşa ihtiyacımız var her konuda...
 
DİĞER YAZILARI

15/05/2012 - 10:12 YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!

12/03/2012 - 14:27 HAYDİ MÜSLÜMANLAR! GELECEK PERSPEKTİFLERİNİZİ GETİRİNİZ!

18/01/2012 - 11:27 ALLAH'A TESLİM OLMAK!

05/08/2011 - 23:54 KARDEŞLİK ÇAĞRISI!

21/06/2011 - 18:33 DİRENİŞİN PSİKOLOJİSİ VE SOSYOLOJİSİ

03/05/2011 - 20:42 NASIL BİR SİYASET ve TOPLUM MODELİ?

10/07/2009 - 12:09 ÇİN ZULMÜNE SON VERİLMELİDİR!

24/06/2009 - 16:43 DARBECİLER MUTLAKA YARGILANMALIDIR!

03/02/2009 - 22:46 GAZZE: CİHADIN VE DİRENİŞİN SEMBOLÜ

17/12/2008 - 21:33 İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ ÜZERİNE

29/10/2008 - 10:40 KÜRESEL KAPİTALİZM ÇÖKÜŞ SÜRECİNİ YAŞIYOR

21/07/2008 - 08:57 ERGENEKON ÖRGÜTÜ MUTLAKA ÇÖKERTİLMELİDİR

01/07/2008 - 17:00 FERT VE CEMİYET

16/04/2008 - 18:45 SUÇLULAR TOPLUMSAL YAPIYI TEHDİT EDİYOR!

12/03/2008 - 10:44 STATÜKO’NUN ARSIZ DİRENİŞİ YAHUT CAN ÇEKİŞMESİ

26/02/2008 - 12:42 İSLAMOFOBİ: KÜRESEL EMPERYALİZMİN İSLAM KORKUSU

05/02/2008 - 20:07 BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜ NE ZAMAN BİTECEK!

22/01/2008 - 22:31 ZALİM İSRAİL’İ KİM DURDURACAK?

01/01/2008 - 12:52 ÖZGÜR-DER

29/08/2007 - 11:09 İHH: “İNSANİ YARDIM VAKFI”

17/07/2007 - 18:21 TOPLUMSAL DEĞİŞME, YOZLAŞMA VE AHLAKİ KİRLENME

18/06/2007 - 11:52 KARDEŞ KAVGASI NE ZAMAN BİTECEK?

24/05/2007 - 11:13 ZALİM VE MAZLUM

08/05/2007 - 11:45 İKİ KUTUPLU TOPLUMSAL KAMPLAŞMA SÜRECİ

23/04/2007 - 13:26 ÜÇÜNCÜ DÜNYANIN BATILILAŞTIRILMASI

11/04/2007 - 16:34 TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA

28/03/2007 - 17:24 İSRAİL’İN İNSANLIKLA SAVAŞI!

26/03/2007 - 13:26 EĞİTİM SİSTEMİNİN TEMEL PROBLEMLERİ

19/03/2007 - 14:50 TOPLUM YÖNETİMİ VE İNSAN HAKLARI

12/03/2007 - 11:29 GLOBAL EMPERYALİZM VE MODERN SÖMÜRGECİLİK

26/02/2007 - 15:59 “D–8”: SON YÜZYILIN ALTERNATİF PROJESİ

12/02/2007 - 11:44 DEMOKRASİ DÜŞÜNCESİ: ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM

05/02/2007 - 12:22 İSLAM İLE TERÖR ASLA BAĞDAŞTIRILAMAZ

22/01/2007 - 16:48 SADDAM HÜSEYİN NİÇİN İDAM EDİLDİ?
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat