Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
MÜSLÜMANLARIN ZİHNİ SAVRULMALARINA DUR DENMELİDİR
Bünyamin ZERAN - 21/04/2011 - 06:17
Fehmi Huveydi 19 nisan 2011 tarihinde Star gazetesinde yazdığı yazıda Mısır devleti özelinde sivil devletle dini devleti tahlil ettikten sonra esas enerjinin muhafazakar demokrasiyi inşa etmeye harcanması gerektiğini söylemektedir. Bu da gösteriyor ki İslam toplumunun entelektüelleri de Batılı dili kullanmayı ve Batı’nın kavramlarına yaslanarak düşünmeyi kendilerine ilke edinmiş durumdalar. Böylesi bir durum ister istemez İslam dünyasını Batı’ya teslim etmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.

Liberal demokratlar İslam ülkelerinde istedikleri demokrasiyi inşa edebilmek için muhafazakarlarla iş yapmayı tercih ettiler. Zira yıllardır Türkiye örneğinde olduğu gibi tek partili anlayıştan, diktatörlükten bıkan usanan bir halkı kendi değerleriyle barışık kendileri gibi halktan gelen seçkin bir topluluktan çıkmamış liderlerle dönüştürmek doğru bir hamle olacaktı. Çünkü o zaman halk böylelerine itibar edecek ve onun izlediği yolu takip edecekti. Neticede muhafazakarların ortaya koyacağı, bayraktarlığını yapacağı değerler geleneksel Sünni anlayış dairesi içinde cihat ruhunu kaybetmiş, batılı değerlere öykünen, daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi ve daha müreffeh hayat vadeden seküler, laik bir yaşamdan başka bir şey olmayacaktı.

Fehmi Huveydi 19 nisan 2011 tarihinde Star gazetesinde yazdığı yazıda Mısır devleti özelinde sivil devletle dini devleti tahlil ettikten sonra esas enerjinin muhafazakar demokrasiyi inşa etmeye harcanması gerektiğini söylemektedir. Bu da gösteriyor ki İslam toplumunun entelektüelleri de Batılı dili kullanmayı ve Batı’nın kavramlarına yaslanarak düşünmeyi kendilerine ilke edinmiş durumdalar. Böylesi bir durum ister istemez İslam dünyasını Batı’ya teslim etmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.

Ortadoğu’da gerçekleşen devrimlerin İslami bir taleple olmadığını daha fazla özgürlük talepleriyle oluştuğunu ifade ettiğimizde kendisini devrimci iyimserlikle tanımlayan bir kısım kardeşler bizim bu düşüncemizi komplocu bir yaklaşım olarak nitelendirmişlerdi. Bugün şekillenmekte olan Ortadoğu’ya baktığımızda kazanan tarafın yine Batı olduğu gerçeğine tanık oluruz. Zira bir kısım düşüncelere göre bir kötüyü daha az diğer kötüye tercih edebileceğimiz inancıdır. Burada asıl sorun bizim bakış açımızdan kaynaklanmaktadır diye düşünüyorum.

Biz en doğru düşünceyi ortaya koyarak en doğru yaşam tarzını mı inşaya çalışmalıyız yoksa illa ne olursa olsun adı İslam olan bir devlet mi inşa etmek için çalışmalıyız? Ya da soruyu biraz değiştirelim diktatörlerin zulmünden sıyrılıp modernitenin elinde, özgürlük söylevleri atarken yeni bir köleliği diktatörlüğe tercih mi etmeliyiz? Allah’ın istediği şey tevhid ilkesine bağlı bir yaşamı varetmektir. Eğer ki tevhid esasından sapılarak bir devlet inşa edilecek olsa ve adı da İslam olsa hiç kıymeti yoktur. İslam kurumların korunmasına değil tevhidin korunmasına önem verir.

Dolayısıyla içerisinde tevhid olmayan bir kuruluşun, devletin, yapının varlığı ancak tağuta hizmet edeceğinden Mescid-i Dırar örneğinde olduğu gibi böylesi yapıların hiçbir kıymeti yoktur ve yıkılması ayakta durmasından daha hayırlıdır. Tabi bunları yine devrimci iyimserlikle bir kazanım olarak görmek tevhidi söylemi anlayamamak demektir. Buradan hareketle Müslümanlar kazanım olarak gördükleri şeyleri iyi bir tahlile tabi tutarak neyi kaybettiklerini düşünmek zorundalar. Çünkü Müslümanlar nitelikli bir topluluk olmaktan daha çok nicelikli toplum olmaya doğru kaymaktadır. Bu durumda fikrin korunması ve tevhidin inşasından daha çok yapının korunması önem kazandığından söylevler giderek batılılaşmakta ve İslami olandan olmayana doğru yavaş yavaş makas açılmaktadır. Müslümanlar giderek daha fazla politize olmakta ve muhafazakar iktidarların sözcüsü gibi hareket etmeye başlamaktadırlar.

Müslümanlar öyle bir noktaya doğru yol almaktalar ki nerdeyse demokrasiyi eleştirmek, muhafazakarlığı eleştirmek adeta dinden çıkmak gibi algılanmaktadır. Oysa demokrasiyi, muhafazakarlığı, liberalizmi savunmanın “Allah’ı hayatımda istemiyorum ve onu yalnızca göklerin Rabbi olarak tanıyorum” anlamına geldiğini söylediğimizde bizleri tekfircilikle suçluyorlar. Demokrasinin, liberalizmin temelinde özgürlük olduğunu bu özgürlüğün insanın tanrıya karşı kazanmış olduğu özgürlüğü temsil etiğini ve bu elde edilmiş özgürlükle tanrıya eşit olduğunu zanneden bir batılı kafayı anlatmaya çalışıyoruz.

Batılıların artık tanrıya ait olmayan bir yönetimin, toplumsal bir sözleşmenin varolması gerektiğini iddia ettikleri bir anlayışı dillendirdiklerini anlatmaya çalışıyoruz. Ne var ki sözler yankılanarak bize geri dönüyor. Çünkü Müslümanlar okumayı bıraktılar, tefekkürü bıraktılar ve Allah’a olan samimi duygularından arınarak yorulmuşları oynamaya başladılar. Nitelik duygusundan arınarak niceliğe önem verdiklerinden kalabalıkları muhafaza edebilmek adına politize olmaya başladılar. Artık Müslümanlar kendi kavramlarını daha fazla konuşmaya, daha fazla tefekkür etmeye zaman harcamalılar. Çünkü bizim için anlamlı olan davranış budur.

Allah’a koşulsuz teslim olmayı becerebildiğimizde ve Allah’ın ipine tutunmayı ve O’nun boyasıyla boyanmayı ilke edindiğimizde daha çok kardeşler olduğumuzu ve bir şeyler yapabildiğimizi göreceğiz. Şükrü Hüseyinoğlu kardeşimizin yazısında anlattığı hikayedeki gibi “senin qulhun sana benim qulhum bana” diyerek Kur’an anlayışlarımızı Kur’an'ın kendi özüne yakışır şekilde anlamayı terk ederek Batılı bir tarzda anlamaya ve çözümlemeye çalışırsak dinde savrulmaları olabildiğince çok yaşarız.

Bize lazım olan şey Allah’a sonsuz bir şekilde güvenip onun otoritesine ram olarak yaşamaktır. Yani ihtiyacımız olan şey: Takva (sakınmak), iman ve Salih ameldir.
 

899
YORUM LİSTESİ
ihsan 28-05-2011, 19:30:49
Kendi inancını gereği gibi yaşamayan "Mazlumlar/Mahrumlar" gücün güçlünün tabisi olmaya da mahkundur.
 
İffan 02-05-2011, 01:13:45
Demokrasi vs kavramları Müslüman camialar yeni gündemlerine aldılar görünen o ki belli bir zaman gündemlerinde tutacaklar.bence yazar durumu güzel özetlemiş ince uyarılarda bulunmuş velakin Naci beyin yorumu biraz ağır kaçmış doğrusu.
 
necati türkoğlu 01-05-2011, 13:28:42
selamun aleykum bünyamin kardeş ! bu güzel yazı ve düşüncelerinizden dolayı sizi kutluyorum. kendisini her nekadar müslüman addediyorlarsada, islamın batıl ve küfür saydığı kavramlar üzerinden islama ve müslümanlara hizmet ettiğini sanıyorlarsada, aslında bulundukları yerin islam olmadığını, islamı aslına uygun anlayan ve yaşayanlar bilmektedir. bu kavramları distur edinenleri müslim kabul görmemeyi tekfircilik olarak görmeleri o kadar önemli değildir. zaten bulundukları yer islam değildir selamlar...

Cüz : 1 Sûre : 002 BAKARA SÛRESİ

6. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.3

7. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

8. İnsanlardan, inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır.

9. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
 
İrfan 30-04-2011, 00:57:26
"Müslümanlar öyle bir noktaya doğru yol almaktalar ki neredeyse demokrasiyi eleştirmek, muhafazakarlığı eleştirmek adeta dinden çıkmak gibi algılanmaktadır." Makalenizdeki bu cümlenizi ne yazıkki yaşıyoruz. geçmişin "abileri" şimdilerin demokratları oldular. belirttiğiniz ithamları onlardan işitmek daha bir ağır geliyor.
Allah razı olsun duygulara tercuman bir makale olmuş.
 
Elif 26-04-2011, 10:56:35
İslam dünyasının zamanın koşullarına göre kendini güncelleyememesi acı bir gerçek.Belirttiğiniz tarzda bir okuma ve tefekkür düşünceniz ihmal edilmiş yanımız.Herhalde tıkanmış olmayı fark etmek gerekiyorki yeni arayışlara girilsin.Baksanıza, batı dünyasına kuyruk olmuş düşünde adamlarıyla!!! Allah bize merhamet etmez.
 
İsmet Delice 24-04-2011, 12:14:30
Yazarın tespitleri yerinde olmuş özellikle son yıllarda siyasal dil egemen oldu Müslümanların gündemlerine.Erhan kardeşimin geçiş dönemi fikrine katılmamak elde değil.Atlatılacak İnşallah bu dönemler.Müslümanlar yeniden daha güzel bir şekilde gündem belirleyecek,istikrar yakalayacak.
 
Erhan Toprak 21-04-2011, 23:57:24
Evet hazırlıksız yakalandık zamanın dayatmalarına.Türkiyeli Müslümanlar malesef gardını alamıyorlar bir türlü.Son otuz yıldır bir süreçten başka bir sürece hızla yol alırken sürecin sonunda hasarla çıkıyorlar.Anlık heyecanlar ümmetin kaderi gibi öyleki okuduğu bir kitapla bile düşüncelerini anında değiştirebilecek dirayetsizlik mevcut.Şimdi başka bir sürece evrildik malesef yine gard alınamadı Sekülerizm yumruğundan kaçan Muhafazakarlık sillesiyle yere uzanıyor.Demokrasi sillesini yemeyelim derken özgürlük tokatını savuşturmak mümkün olmuyor.İblisler hep bir boşluk buluyor ve en açık yerden yaklaşıyor/vuruyor.Bu geçiş süreci diyorum/umuyorum bu dönemi daha az hasarla atlaymanın yolu şu son cümlenizde gizli"..Bize lazım olan şey Allah’a sonsuz bir şekilde güvenip onun otoritesine ram olarak yaşamaktır. Yani ihtiyacımız olan şey: Takva (sakınmak), iman ve Salih ameldir..."
Elinize sağlık

 
i.metin 21-04-2011, 20:25:12
ortadogu demokrasiyi batı üzerinden degil türkiye üzerinden sevdi ve benimsedi akp yerine başka parti iktidarda olsaydı belkide ortadogudaki beklenti bizlerin bekledigi yönde olacaktı.
mısırdaki ihvanı müslüminin degişimini anlamakta zorlanıyorum,hasan el bennanın seyyid kutubun abdulkadir udehin ugrunda şehid oldukları davaya nasılda ihanet içinde olduklarına.
emegine saglık kardeşim Allah basiretini daim kılsın.selametle
 
Selahattin@Baybars 21-04-2011, 10:13:23
M.PAMAK ABİMİZ konferansında anlatmıştı... sizin yazınızlada bağlantılı...

KUR'AN'I, RÖLATİVİST (GÖRECELİ) YAKLAŞIMLA OKUMAK: RÖLATİVİZM:

Kuranı doğru okumayı ve doğru anlamayı engellemek hayatı Kur ana uydurmayı engellemek için ve ümmetin ortak bir Kur'an anlayışında bütünleşmesi ve yeniden ayağa kalmasını akamete uğratmak amacıyla ortaya atılan Fitnelerden biriside RÖLATİVİST (izafi,göreceli) yaklaşımdır.

*RÖLATİVİST yaklaşıma göre kitap, kutsal kitap, KUR'AN her kese farklı şeyler söyler, Onlara göre Kur'an sana bir şey söyler, bana bir şey söyler yani Kur'andan herkes farklı şeyler anlar.

*Tarihselciler zanlarına göre Allah'ın (CC) hükümlerini evrensel kabul etmeyip, tarihe gömüyorlarken Rölativistler ne yapıyor, Kuranı tarihe gömmüyorlar ama Kuranı bugüne getiriyorlar dikkat edin Kuranı işlevsiz hale getirerek bugüne getiriyorlar, işlevsizleştiriyorlar.

*Çünkü bir kitap, kutsal bir kitap, herkese farklı şey söylüyorsa hiç kimseye hiçbir şey söylemiyordur. Öyle bir kitaba iman edilemez. Kime ne söylediği belli olmayan bir kitaba niye iman edeceksiniz. Kitaba imanı yok etmeye çalışıyorlar. Hangi kitap için öleceğiz. Hangi kitap için can feda edeceğiz veya hangi kitabın hangi kutsal değerlerin hayata hakimiyeti için mücadele edeceğiz. Senin anladığın kitabınmı, benim anladığım kitabın mı? Böylesine bir ortak kitap paydası olmayanların ümmetleşmesi mümkün mü? Hayır. İşte Rölativistlerin amacı vahdeti, tevhidi, kur ani hayatı mümkünsüzleştirmektir. Dolayısıyla böyle bir fitne yaygınlaştırılarak, bir belirsizlik ortamında her türlü düşüncenin islam adına ortaya atılabilmesinin önü açılıyor.
*Böyle olunca sen yanlış yapıyorsun kardeşim diyemiyorsun. Ben böyle anladım Kurandan diye cevap veriyor. Tabi böyle olunca gerçek manada emribil maruf nehyi anil münker yapılması mümkün değil. Salih ameli sağlıklı yapmak mümkün değil. Çünkü maruf nedir desen sana göre o, ban göre bu. Sana o münker, bana görede bu münker.

*Yani hiçbir ortak ilke kalmamışsa, hiçbir ortak ölçü yoksa, hükümler, ölçüler ilkeler herkese göre farklılaşıyorsa , Kur'an herkese farklı şey söylüyorsa; ne o kitaba iman edilebilir, ne o kitap ekseninde bir ümmetleşme gerçekleşebilir, nede o kitabın hayata hakimiyeti için salih bir istikamet üzere bir mücadele yapılabilir, sonuçta ortada bir (tek) kitap kalmaz.
*Herkesin farklı kitabı farklı dini farklı islamı olur, olmaya başlar nitekim böylede olmuştur "Kardeşim benim islamın bu, senin islamında o" diye bize söyleyen oldu, yazan oldu. Böyle tevhid inancı islam inancı olurmu? Yahudilerde işte böyle yaparak emribil maruf nehyi anil münkeri terk ettiler. Çünkü yapılamaz hale geliyor. Sonuçta yahudiler bugünkü hale geldi.

*İlahi kaynak, hükümler, ilkeler göreceliliği, çeşitliliği, izafiliği hakikatın çok olduğu iddiasını kabul etmez, asla kabul etmez. *Rabbim şöyle buyuruyor Enam 153 de ve başka ayetlerde "Bu benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun. Şu halde sizi ondan uzaklaştıracak olan yollara uymayın" veya başka bir yerde Sanada emrimden bir şeyler indirdik, onun üzerine kıldık, o halde ona uyun bilmeyenlerin hevasına uymayın gibi ayetlere göre demek ki görecelilik olamaz, izafilik olamaz bazı şeyler hevaya , zanna aittir ve reddedilmesi gerekir.

*1.Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.2.Hamd alemlerin Rabb'i olan Allah'adır.3.(O Allah) Rahman ve Rahim'dir. 4.Hesap gününün sahibidir. 5.(Ey Rabb'imiz!) Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. 6.BİZİ DOĞRU YOLA İLET. 7.Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet. Gadaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil. FATİHA 1-7

Ona iki yolu göstermedik mi? BELED 10 (biri iyi biri kötü)
 
DİĞER YAZILARI

16/05/2012 - 22:56 ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?

12/04/2012 - 08:56 DÜŞÜNCE, KURUMLARDAN ÜSTÜN TUTULMALIDIR

15/03/2012 - 06:57 ÇAĞIN İLERİSİNDE VE GERİSİNDE OLMAK...

13/02/2012 - 22:15 MODERN DÜNYAYI İSLAM'LA YENİDEN TANIMLAMAK

13/01/2012 - 13:36 HAYATA RABB’İN ADIYLA BAKABİLMEK

22/11/2011 - 18:38 ÇAĞIN YENİ PUTÇULUĞU: MARKALAŞMA

04/11/2011 - 12:46 KUR’AN’DA İSİM KAVRAMI

26/10/2011 - 16:19 AÇLIK GÜNÜNDE YOKSULU DOYURMAK...

04/10/2011 - 06:58 BİR KUR'AN KAVRAMI OLARAK "İLİM"

05/09/2011 - 15:30 BATI’NIN DÜNÜ VE DÜNYANIN BUGÜNÜ

02/08/2011 - 12:51 MEKKE TOPLUMU VE YAŞADIĞIMIZ TOPLUM KARŞILAŞTIRMASI

20/06/2011 - 06:27 AKIL TOPLUMU

21/04/2011 - 06:17 MÜSLÜMANLARIN ZİHNİ SAVRULMALARINA DUR DENMELİDİR

24/12/2010 - 23:35 ÖLÜM ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

30/11/2010 - 22:51 AHLAKI ALLAH’LA TEMELLENDİRMEK GEREK

28/10/2010 - 22:00 KUR’AN’I TERSİNDEN OKUMAK

07/10/2010 - 11:15 DÜŞÜNCEYİ DİRİ TUTABİLMEK GEREK

20/09/2010 - 14:05 ÖZELEŞTİRİYE İHTİYACIMIZ VAR

23/08/2010 - 12:12 KULLUĞU ÖZGÜRLÜĞE TERCİH EDİYORUM

31/07/2010 - 10:40 ÇOCUKLAR NEYİN MİRASÇISIDIR?

15/07/2010 - 10:59 ZAMANIN FIRTINALARINDAN KORUNMAK GEREK

05/07/2010 - 11:53 NİTELİK Mİ NİCELİK Mİ?

21/06/2010 - 08:37 GÜNDEMLER GÜNDEM OLA

07/06/2010 - 17:55 GELİŞİM Mİ, BAŞKALAŞIM MI?

25/05/2010 - 12:37 MÜSLÜMAN OLMAK TARAF OLMAKTIR

11/05/2010 - 11:39 SALİH AMEL KÂFİRLERİ NİÇİN ÖFKELENDİRMELİDİR?

25/04/2010 - 21:44 NUH’UN GEMİSİNE BİNMEK

14/04/2010 - 12:50 SORULAR VE SORUMLULUKLARIMIZ

30/03/2010 - 18:30 DOKUNULMAZLIKLARIMIZI KALDIRALIM

18/03/2010 - 12:14 HAYATA HİKMETLE DOKUNABİLMEK GEREK

25/02/2010 - 19:09 BİZ HANGİ SINIRLARIN ADAMIYIZ?

13/02/2010 - 19:56 BEN DEĞİŞMEDEN DÜNYA NE KADAR DEĞİŞİR?

05/02/2010 - 18:52 AÇILIMDAN YANA MIYIZ HİCRETTEN YANA MI?

01/02/2010 - 08:47 AHLAK, İNSANIN KENDİNE YABANCILAŞMASINA ENGELDİR

17/01/2010 - 22:30 BİLİNCİME SAHİP MİYİM!

07/01/2010 - 18:52 FARK EDEBİLİYOR MUYUZ?

22/12/2009 - 10:55 UZUN BİR YOLCULUĞUN İMGELERİ

31/07/2009 - 15:29 İÇE DÖNÜK ŞAHİTLİK VE BİREY OLGUSU

04/02/2009 - 11:01 BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

18/01/2009 - 11:36 KUŞANMAK YA DA SLOGANLARLA DEŞARZ OLMAK

31/12/2008 - 19:46 GAZZE’DE GÖZÜ YAŞLI ÇOCUKLAR

29/11/2008 - 13:59 YAŞAMAYA DAİR...

16/11/2008 - 14:33 AYNADA KENDİMİZİ SEYRETMEK

03/11/2008 - 11:25 ŞEHADET ANCAK ŞAHİTLİK YAPANLARINDIR

07/10/2008 - 12:01 "VE SİZLER ÜÇ SINIF OLDUĞUNUZ ZAMAN..."

05/09/2008 - 10:29 KUR'AN "AYKIRI" BİR MESAJDIR
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat