Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
Şanlıurfa’da “Sessiz mi kalacağız? Suriye konferansı   |   Lübnan'da yükselen tansiyona Nasrallah'tan itidal çağrısı   |   Bakan Şahin'den Uludere olayı hakkında ilginç açıklamalar   |   NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ
Mehmed MAKSUT - 02/04/2011 - 00:55
Burada bu dilleri çeşitlendirilmiş, iradeleri kayganlaştırılmış, yüzleri yedi renge boyanmış insanlara karşı tavrımız ne olmalı, onlara nasıl yaklaşmalı, onları istenilen düzeyde netleştirebilmek için nereden, nasıl, ne ile başlanmalı gibi sorular; bence Rabbine karşı sorumluluk hissi taşıyan her tevhidi müslümanın kendisine sorması gereken soruların başında geliyor. Hirasında hakikati arayan Peygamber, hakikatin cevabını nasıl araştırıp, bulup meydana dönüyorsa; bizler de bugün bu soru ve sorunların cevabını bilip Hira'dan meydana inmeliyiz.

Asrımız insanının bugün içerisinde bulunduğu birçok sıkıntının nedeni, Yaratıcısı olan Allah’a karşı duyarsız kalıp, O’nun değer yargılarına sırt dönüp yönünü başka şeyle çevirmesinden kaynaklanmaktadır. Allahın belirlediği yönden, yüzünü çevirip başka yönlere yönelen insan, bu süreç içerisinde kendisini tahrip etmekle kalmamış etrafında var olan tüm güzel şeyleri de yönünün yanlışlıklarına kurban etmekten çekinmemiştir. Kendisini bu sebeple merkeze almış ve dünyayı kendisine göre yorumlayıp değerlendirmiş bu yönde bir tasarruf beyan etmiştir. Bu bencil duygudan hareketle doğa, dünya ve insana üzerinde tahakküm kurmanın yoluna başvurmuştur. Bu tahakkümün meşruiyetini sağlamak için insanoğlu savaş, zülüm, baskı, sermaye vb birçok sebebe başvurmuştur.

Yeryüzünde insanoğlunun, yanlışlıklar üzerinde kurguladığı tahakkümcü iktidarlarına razı olmayan Rabbimiz, birçok elçisini insanlığın üzerinde tahakküm kurarak toplumu ve insanı tahrif eden bu güçlere karşı peygamberleri vasıtasıyla bir mücadele başlatmıştır. Bu mücadele, İlahi olanın beşeri olana üstünlüğü merkezinde devam etmiştir. Bu konuda gerçek bir mücadele sarf eden peygamberler, hiçbir tahakkümcü zorbadan çekinmemiş ve onlara insanoğlunun Allah karşısında konumlarını ve insanlık içerisindeki sorumluluklarını anlatmıştır.

Bu anlatış bugünkü bazı Müslümanların yaptığı gibi pasif ve edilgen tarzda olmamıştır. Bu anlatışta; tavır, tevhid, mücadele, adalet ve salih amel hep var olmuştur. Firavun’a karşı Hz. Musa (a. s.) ve kardeşi Hz. Harun (a. s.), Roma’ya karşı Hz. İsa (a.s.) ve Havarileri, Nemrud’a karşı Hz. İbrahim (a. s.), İsrailoğullarına karşı Hz. Zekeriyya ve Hz. Yahya (a. s.), Calut’a karşı Talut ve Mekke şirk ve istibdat oligarşisine karşı Hz. Muhammed (a. s.) ve dostları, İlahi olanın kavgasını vererek şahitliklerini yerine getirmişlerdir. Kimi bu şahitlik sürecinde en onulmaz şekilde bedeller ödeyerek, şahitlikte acıların da olabileceğinin canlı tanığı olmuşlardır.

İnsanlık tarihi hakkında birçok yorum ve tahliller yapılmıştır. Bizlerde bu anlamda tarihi tek bir cümleden değerlendirecek olursak “tarih; hak ile batıl mücadelesinin verildiği meydan”dır. Ve bu meydanda hala mücadele devam etmektedir. Fakat bugün meydanda verilen mücadelenin, geçmiş dönemlerde verilen mücadeleden birçok noktada farklı ve zor olduğu ortadadır. Çünkü o günkü meydanlarda insanlar saflarına sadık kalarak, kendilerini ortaya koymuşlardır. Lakin günümüzün mücadele meydanları öyle bir karışık ki kimin ne olduğunu, nerede durduğunu, ne adına meydanda olduğu, neyi hedeflediği ve neye ulaşmak istediğini gerçek anlamda kestiremiyoruz. Modernizmin içerisinde barındırdığı o kaypak ve takkiyeci ruhtan dolayı insanlar netleşemiyor. Netleşmeyi istemiyor. Yanlışlıklarla bütünleşmeyi marifet sayıyor.” Her şeye evet” söylemlerine kendini kaptırarak kendi cephesini zayıflatıyor. Hakkı batıla karıştırmaktan utanmayarak, gelinen süreçleri ve toplum nazarında hayali olarak oluşturdukları çoğunluğa bakıp doğruluklarını test ediyorlar.

Zalimlere zeytin dalı uzatarak, gülücükler göndererek, bizde varız, bizi de gözetin dercesine bir psikolojiyle hareket edenler, yarın başlarına nelerin geleceğini ve bu gidişle, bu tavırla nereye varacaklarını anlatmak gerçekten üzüntü verici. Zalimlere zeytin dalı uzatanlar, mazlumlara uyarı ve öğüt verenler, hiçbir zaman Kuran’ın aynasında Rabbimizin istediği yüzü göremeyeceklerdir. Çünkü rabbimizin Kuran’da belirttiği yüzlerde bir netlik vardır. Asalet, esas duruş vardır. O yüzlerde mücadelenin ve sabrın izi vardır. O yüzler hep Allaha yönelir ve Allah adına iş yapar…

Yukarıda da belirttiğimiz gibi insanımız gerçekten heft renğ (Kürtçe de yedi yüzlü anlamına gelir.) olmuş durumda. Gittiği her ortama göre rengini değiştirebiliyor. Rengine göre tavır geliştirip, kendini herkese kabul ettirebiliyor. İşte bizim burada bir tahlil yapmamız gerekiyor. Acaba bu çok renkli yığınlarla insan mücadele sahasına inebilir mi? Güvenebilir mi her gittiği yere göre söz söyleyen kalabalıklara? Biliyorum cevaplarımız aşağı yukarı aynı olacak. Bu cevaplarımız aynı olması biz nebzecik de olsa bizi sevindiriyor. Burada bu dilleri çeşitlendirilmiş, iradeleri kayganlaştırılmış, yüzleri yedi renge boyanmış insanlara karşı tavrımız ne olmalı, onlara nasıl yaklaşmalı, onları istenilen düzeyde netleştirebilmek için nereden, nasıl, ne ile başlanmalı gibi sorular; bence Rabbine karşı sorumluluk hissi taşıyan her tevhidi müslümanın kendisine sorması gereken soruların başında geliyor. Hirasında hakikati arayan Peygamber, hakikatin cevabını nasıl araştırıp, bulup meydana dönüyorsa; bizlerde bugün bu soru ve sorunların cevabını bilip Hiradan meydana inmeliyiz.

Günümüzde gözlemlediğimiz kadarıyla bu soruların cevabını Müslümanlar kendi aralarında konuşuyor ve kendince çözüm önerileri sunuyor. Kısmi olarak etrafındakilerle paylaşıyor. Fakat açlık hissini anlayan insanın açlığı, bu hisle gitmediği gibi bu sorunlarda tanımlar ve teşhisler ortaya koymakla hal olmuyor. Çözüm bulmak önemlidir; lakin bulunan çözümler toplumda mâkes bulmuyorsa, bu çözümlerde kısa süre sonra sorun olarak birileri tarafından sorun olarak değerlendirilebilir.

Peygamberler dönemindeki mücadelede Hiradan halka inen mesaj, maalesef bugün Müslümanlarda bırakın halka inmeyi, eve bile inemiyorsa durup başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmek gerek. Eğer mesajımız bu yığınların işgal edilmiş ruhlarına yeniden bir diriliş muştusu olmayacaksa o zaman kendimizle mesajımız arasında bir muhasebe etme zamanı bence gelmiştir.

Toplumumuz gerçekten sahte ilahlardan çok çekmiş bir vaziyette duruyor karşımızda. Ve zalimlerin düzenlerinin, örümceğin ağı gibi zayıf olduğunu da biliyoruz. Gerçekten bu toplumdaki insanların zihinlerine birkaç soru işareti düşürün, bakın nasıl sarsılıyor zihinlerinde kurguladıkları ve kendilerince hayatın olmazsa olmazı olarak gördükleri sistemleri.

Müslümanlar nedense eğer biraz bilgileri varsa hep toplum tarafından sorulara muhatap olmuşlardır. Toplum sorar onlar cevap everir. Tabi verdikleri bilgiler ne kadarı doğru, ne kadar İslami ve ne kadarı yaşanılıyor onun tahmin etmek o kadar da zor değil. Veya soranlar, sorduklarının ne kadarına sadık kalacakları, ne kadarını hayatlarında uygulayacakları da muamma. Bence artık bizimde topluma soru sorma zamanımızın geldiğini ve çoktan da geçtiğini düşünüyorum. Bizlerde artık soru soralım etrafımızdaki insanlara. Onları ilk etapta sorularla baş başa bırakalım. Zihinlerini bilgiyle değil soru veya sorularla kurcalayalım. O zaman bakın gerçekten nasıl sarsılıyor çürümüş umutlara tutunan insan. Tabii sorduğumuz sorular herkeste aynı sonucu vermeyebilir. Ama eminim ki vereceğimiz bilgilerden daha çok etki edecektir sorular.

Öyle sorular soralım ki; toplumun çürümüşlükleri, kirlilikleri, yanlışlıkları, aksesuarların arkasına saklanmış çirkin yüzlü maskeler düşsün. Öyle sorular soralım ki Rabbimizin de belirttiği gibi; zalimlerin ve beşeri ideolojilerin sistemlerinin örümcek ağı kadar çürük olduğunu, yıllardır mağdur edilen insanımız görsün. Öyle sorular soralım ki hakikat ortaya çıksın ve hakikati yok etmek isteyen sihirbazların değiştiği gibi, insanlar hakikat karşısında değişebilsin. Ve sorularımız değişime vesile olsun. Sorular delilleri aramaya götür. İşte burada, toplumun taklidi kalıpları yıkılacak ve insan taklitten tahkike giden bir yol alma becerisini yakalayabilecek.

Zor değil dostlar. Yeter ki uğraşalım. Bir çaba sarf edelim. Yeter ki topluma ve insana bakış açımızı İlahi olana göre ayarlayalım. Toplumu ve insanı dışlayıp Hirada kendimizi hapsetmeyelim. Toplum ve insan yanlış yol ve yöndedir diye bir tekmede biz atmayalım. Hirada aradığımızı bulup orada gerçekler üzerinde oturmayalım. Hirada aradığımızı bulup ve bulduğumuzu hayatımızla bütünleştirip çıkalım mücadele alanlarına. Yusuf Can’ın bir ezgisinde dediği gibi:“ Tüm insanlık derttir bize, Resulullah örnek bize” şuuruyla inelim Mekkemizin mağdur insanlarına…

Soruların ve sorumluluklarımızın farkında olalım ve bu farkındalık ile yönelelim Rabbimize. Bu toplum gerçek anlamda hakikate susamış. Ve hepimizin derdine derman olan Tevhidi daveti bu toplumla ne yapıp edip buluşturalım. Evde, okulda, üniversitede, işte, fabrikada, sokakta, caddede, meydanda, mektepte, mihrapta hep Tevhidi sevdayla yanan insanlar toplumdaki zifiri karanlığı mağlup edecektir. Ve onlarla Rabbimizin izniyle girdaptaki insanlığı, tağutun ve şirkin karanlıklarından Tevhidin ve İslam’ın aydınlığına kavuşacaktır. Karanlıga küfredeceğimize kalkıp bir mum yakma zamanımız gelmiştir…

Rabbimiz; üzerimize sabır yağdır ve hak yolda ayaklarımızı sabit kıl. Bizleri, senin davanın pak şahitlerinden kıl. Senin davanın yılmaz muavin ve mudavinlerinden eyle. Ve her zaman ve zeminde Kuran ile yola çıkarak yürüyenlerden eyle. Mücadelemizde bizi Kuran’ın gücüyle güçlendir ve zalimlere karşı Kuran ile hakkıyla mücadele edebilmeyi nasip eyle. Her dem toplumun ve neslin Kuranla ihyası için bir şeyler yapabilmeyi bizlere lütfeyle…

LA TEHZEN

623
YORUM LİSTESİ
ahmet deliktaş 10-04-2011, 22:11:24
allah senden razı olsun abim.yüce rabbim senin o kalemini kafirin kafasına inen bir zülfikar eylesin
 
m.emin deir 08-04-2011, 12:04:21
allah senden razı olsun kardeş.yine bizim bir yaramıza daha melhem oldun tşk.
 
Sesiz ÇIĞLIK 07-04-2011, 12:41:31
Maksut hocayı Allah'ın selamıyla selamlarım. Allah imin gereği seninle muamele etsin ve seni amacına, kuran-i inşa amacına ulaştırın. amin.
Yazıyı genel olarak anlamlı bulduğumu ve önemli bir yaramıza merhem olabilecek olabilecek durumda olduğunu söylemeliyim. editör hocamız yazıyı siteye atmadan evvel bir daha gözden geçirirse şekilsel olarak daha iyi olacaktır.
Maksut hocam, ben yazıyı zevkle okuduğumu ve yer yer hissi olarak duygulandığımı, kendimiz için, toplum için bir şey yapamamanın ıstırabı içerisinde kendimi hissettim. Özellikle var olan probleme ilişkin çözümlemelerin gerçekten önemli ve değerlidir. bu çözümlemeler günümüz Müslümanları tarafından mercek altına alınmalıdır. Çünkü, artık modern düşmanlar değişmiş, modern düşmanların ilahları ve silahları değişmiş durumdadır. Hal ilimlerimiz-iden tutun da toplumsal ve ferdi meselelerimize kadar hepsinin yine yeniden yorumlanması gerekmektedir.

Sizin de dediğiniz gibi:
"... günümüzün mücadele meydanları öyle bir karışık ki kimin ne olduğunu, nerede durduğunu, ne adına meydanda olduğu, neyi hedeflediği ve neye ulaşmak istediğini gerçek anlamda kestiremiyoruz. Modernizmin içerisinde barındırdığı o kaypak ve takkiyeci ruhtan dolayı insanlar netleşemiyor. Netleşmeyi istemiyor. Yanlışlıklarla bütünleşmeyi marifet sayıyor.” Her şeye evet” söylemlerine kendini kaptırarak kendi cephesini zayıflatıyor. Hakkı batıla karıştırmaktan utanmayarak, gelinen süreçleri ve toplum nazarında hayali olarak oluşturdukları çoğunluğa bakıp doğruluklarını test ediyorlar...."

Allah'a hamd olsun. Sana da selam olsun Allah muvaffak etsin.
 
dost 05-04-2011, 12:29:50
eyvallah kardeşim
 
mehmet maksut 04-04-2011, 11:42:02
Necati Türkoglu agabeyim ekleme ve hatırlatmalarınız için teşkkürler.Rabbim sizden razı olsun.Küçük eklemenize gerçekten katılıyor ve aynı ızdırabı yaşadıgımı belirtmek istiyorum...Selam ve dua ile
 
urfadan ismail 04-04-2011, 08:43:24
Allah razı olsun kardeşim.
 
MÜSLÜM 03-04-2011, 12:46:54
Yeryüzünde fitne kalmayıncaya dek savaşmamız ve ugraşmamız gerekiyor. Bu, Allah tarafından bize verilen bir sorumluluktur.Bu sorumluluğu yerine getirmek için mücadele edenler TESLİM olanlardır. teslim olabilmemiz dileğiyle selam olsun kardeşlerime...
abimizden yazısı için ALLAH razı olsun.
 
necati türkoğlu 02-04-2011, 18:34:18
mehmet maksut bey kardeşim. bu hassas duygu ve düşüncenizden dolayı sizi kutluyorum allah düşüncenize uygun bir yaşam tarzı nasip etsin güzel bir yazı olmuş elinize sağlık. burada müsaade ederseniz küçük ama önemli gördüğüm bir ekleme yapmak istiyorum. her müslüman doğrularını bir başka insanlarla paylaşmak durumunda. ancak organize olamamış tevhid erlerinin de başkalarına fazlaca verebilecek, birşeyleride olmaz olmuyorda hep sözde kalıyor. etkiside gördüğümüz gibi çok cılız kalıyor. bir misalle, daha iyi anlaşılır diye misal veriyorum. günümüz dilinde konuşursak, bir arz talep meselesi vardır. ürettiğiniz ürünü, pıyasaya arz edeceksiniz ,talep bekleyeceksiniz. öncelikle arz eden ürününü üstün vasıflarıyla kendisi kullanacak. üstün kullanırlığını, taleplerine sunacak. ürünün üstün vasıflılığını ve kullanılır bilirliğini gören talep edecek. müslümanlarda, yaratıcının bize sunduğu islam dini gibi insanın fıtratına en uygun, bir yaşam tarzı olan mükemmel din var. ama tevhid erleri olarak müminlerde arızalar sayılmayacak derecede. öncelikle peygamberler, nerede nasıl tebliğe başlamışlar. ve islamı kabullenenler neyi kabul ettiğinin farkında olarak cem olmuşlarsa. bizim en büyük eksiğimiz hepimiz her şeyi söyleriz, ama ne hikmetse cem olamıyoruz. allaha emanet olun selamlar.
 
i.metin 02-04-2011, 13:22:44
mehmed kardeşim derdin derdimizdir emeginize saglık
zamanımız nuh (a.s)zamanına benziyor sanki ne kadar çok çaba okadar az sonuç.
sorumlulugumuz olan rasulullahın vahye teslim oldugu gibi teslim olmak şahitligimizi yapmaktır hideyet verici allahtır.
ve biz ücretimizi O,ndan bekleyenlerdeniz
selametle
 
sevdam davam 02-04-2011, 10:01:01
Çok yerinde bir yazı yazmışsın kardeşim. Allah emeklerini bereketlendirsin....

Soruların ve sorumluluklarımızın farkında olalım ve bu farkındalık ile yönelelim Rabbimize. Bu toplum gerçek anlamda hakikate susamış. Ve hepimizin derdine derman olan Tevhidi daveti bu toplumla ne yapıp edip buluşturalım. Evde, okulda, üniversitede, işte, fabrikada, sokakta, caddede, meydanda, mektepte, mihrapta hep Tevhidi sevdayla yanan insanlar toplumdaki zifiri karanlığı mağlup edecektir. Ve onlarla Rabbimizin izniyle girdaptaki insanlığı, tağutun ve şirkin karanlıklarından Tevhidin ve İslam’ın aydınlığına kavuşacaktır. Karanlıga küfredeceğimize kalkıp bir mum yakma zamanımız gelmiştir…

Rabbimiz; üzerimize sabır yağdır ve hak yolda ayaklarımızı sabit kıl. Bizleri, senin davanın pak şahitlerinden kıl. Senin davanın yılmaz muavin ve mudavinlerinden eyle. Ve her zaman ve zeminde Kuran ile yola çıkarak yürüyenlerden eyle. Mücadelemizde bizi Kuran’ın gücüyle güçlendir ve zalimlere karşı Kuran ile hakkıyla mücadele edebilmeyi nasip eyle. Her dem toplumun ve neslin Kuranla ihyası için bir şeyler yapabilmeyi bizlere lütfeyle… Amin diyoruz gönül sesimizle

LA TEHZEN... hüzün yok...umut var hewi heye bırayé eziz dılxaş
 
nuri 02-04-2011, 08:55:52
Allah razı olsun Mehmet bey.Soruyu hem bana hem etrafıma sormalı bencede,hep tamam diye bildiklerimizi artık 'her yeririnin eksik olduğunu soruya döndürmeliyiz...
 
DİĞER YAZILARI

12/05/2012 - 08:16 GEZİ VE MUHASEBE

19/04/2012 - 03:11 KUTLU DAVADAN KUTLU DOĞUMA

15/03/2012 - 07:14 NEFES ALMANIN ÖLÜM OLDUĞU YER: HALEPÇE

10/03/2012 - 06:30 ANNEME MEKTUP – PEPÛKÂ DAYÎKAN -I-

26/02/2012 - 07:31 İRAN’IN DIŞ SİYASETİ ve SURİYE’DEKİ OLAYLARA BAKIŞI

15/02/2012 - 19:50 İRAN İZLENİMLERİ -2-

09/02/2012 - 12:12 İRAN İZLENİMLERİ -1-

15/01/2012 - 00:13 MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...

09/01/2012 - 08:19 LÂ TURKİYYE, LÂ KURDİYYE, İSLÂMİYYE, İSLÂMİYYE!

30/12/2011 - 00:52 KATIRLARIN SIRTINDA UMUD'A KAN, TOPRAĞA CAN DÜŞTÜ...

20/12/2011 - 22:44 HURAFE- BİDAT’İN VAHİY VE AKILLA MÜCADELESİ

30/11/2011 - 21:59 BU NE DUYARSIZLIK, BU NE TUTARSIZLIK...

19/11/2011 - 12:35 ŞAHISLARI KUTSALLAŞTIRMA HASTALIĞI VE ELEŞTİRİ

06/11/2011 - 15:44 SENSİZLİK VE SESSİZLİK

03/11/2011 - 07:31 DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-

31/10/2011 - 21:44 DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-

30/10/2011 - 09:09 DEPREM GÜNLÜĞÜ - 2

28/10/2011 - 10:27 DEPREM GÜNLÜĞÜ -1-

17/10/2011 - 08:31 DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU

13/09/2011 - 23:49 BİR RİSALE-İ NUR DERSİ İZLENİMLERİ

08/09/2011 - 23:10 KAYIP BİR FİDAN

02/09/2011 - 10:50 UMUDUN GÜCÜ

20/08/2011 - 04:53 KÜRESEL SALDIRILAR KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR

12/08/2011 - 12:20 KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI

12/07/2011 - 22:55 ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ

23/06/2011 - 23:00 MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI

11/06/2011 - 16:46 İSLAMİ KİTLELERİ AMACINDAN SAPTIRMA SİLAHI: DEMOKRASİ

31/05/2011 - 06:14 İZZET GÖMLEĞİNİ GİYMEK

08/05/2011 - 13:33 KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR

25/04/2011 - 19:49 MİLLİYETÇİLİK TÜRLERİ VE TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİLİK

12/04/2011 - 23:21 ÇOCUK VE TAŞ (ŞİİR)

02/04/2011 - 00:55 SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ

03/03/2011 - 06:42 HAL-i PÜRMELALİMİZE DAİR HASBİHAL

02/02/2011 - 19:12 ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR...

28/12/2010 - 22:40 Dâvâ gençliksiz olmaz

09/12/2010 - 22:11 UZLAŞMA TEKLİFLERİ KARŞISINDA MUHAMMEDİ TAVIR

09/11/2010 - 12:38 İSLAMİ MÜCADELE ÜMİTSİZLİK GİRDABINA MAHKÛM EDİLMEMELİ

21/10/2010 - 16:29 SAVRULMALARIN SEBEBİ: SABIR EKSİKLİĞİ

01/10/2010 - 17:45 ÜNİVERSİTELERDEKİ İSLAMİ ÇABALAR ÜZERİNE HASBİHAL

11/09/2010 - 12:26 SABRA DAVET

26/08/2010 - 15:19 MESAJ KIVILCIMLARI

03/08/2010 - 20:09 LOKMAN (A.S.)'IN ÖĞÜTLERİNE KULAK VERMEK

08/07/2010 - 19:40 KİMLİĞİN İNŞASI

28/06/2010 - 09:48 YOL KONTROLU

10/06/2010 - 18:03 FİRAVUNİ BASKILARA KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ SIĞINAKLARIMIZ

20/05/2010 - 10:48 ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?

02/05/2010 - 15:24 MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN

17/04/2010 - 11:33 KURTULUŞ FAKAT NASIL?

30/03/2010 - 18:25 OKU: HAYATI YENİDEN İNŞA İÇİN

11/03/2010 - 10:15 İSTİKAMETİ ŞAŞMAMAK

24/02/2010 - 13:22 KAYBIN EN BÜYÜĞÜNDEN SAKINMAK İÇİN

10/02/2010 - 14:23 KURTULUŞUMUZ DAVETİ DİRİLTMEKTE

29/01/2010 - 18:43 BİLEBİLMELİYİZ…

19/01/2010 - 12:13 GENÇLER EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR

31/12/2009 - 16:50 BİRAZ DA KENDİMİZİ KONUŞALIM!

19/12/2009 - 10:15 BİZ VE SORUMLULUKLARIMIZA DAİR
YAZARLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
HAYAT BİR İMTİHANDIR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat