Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
SIRA TÜRKİYE'DE Mİ?
Coşkun UZUN - 06/02/2011 - 23:26
Uyanık olup gündeme ve olaylara karşı duyarlı kalmak kadar ilkeli ve dakik olmakta şart şu günlerde. Biz ne zaman kendi coğrafyamızdaki zalimlere karşı hakça ve müslümanca itirazlarımızı yükselteceğiz dersiniz? Yoksa sıra bizde değil mi? Bize sıra hiç gelmeyecek mi?

Unutmayalım ki, dün nasıl bütün peygamberlerin yolu Mekke’lerden geçtiyse, aynen bugün de bütün insanların ve özellikle Müslüman ve muvahhidlerin yolu Mekke’lere yani direniş ve şehadete çıkmaktadır. Despotların, Firavunların, Karunların mirasçısı olan çağdaş zalimlerin karanlık dönemleri artık bitip kapanıyor.

 

Şehadet inkılâbın müjdesidir, müjdeler olsun!

 

Her ne kadar olanlara bakılarak henüz İslâmî bir devrim veya inkılâptan bahsetmek şimdilik mümkün değilse ve bunun için çok erken olsa da, yaşanan gelişmelere bakılarak Küresel bir intifada direnişinin, uyanış ve dirilişin startının çoktan verilmiş olduğu pekâla açıktır.

 

Tunus ve Mısır’daki müslüman halkın haklı başkaldırı ve isyanlarını, İslâmî ve insanî iradeyle yiğitçe direnişlerini gönülden selamlıyor ve inşaAllah sıra bize geliyor diye seviniyoruz.

 

Bizler sadece Tunus veya Mısır halkının değil, öncelikle kendi halkımızın ve haklarımızın yanındayız. Allah(cc)’a karşı kulluk ve sorumluluklarımızın peşindeyiz. Ve tabii ki İslâmî irademizin ünündeki bütün engellerin de karşısındayız.

 

Eğer zahmet edip hatırlarsak; bizim müçtehidlerimiz, alimlerimiz ve mezhep imamlarımızın hiç biri Rumlara, Hıristiyanlara, kâfir, müşrik otoritelere karşı değil, aksine İslâm adına halkları yöneten zalimlere karşı oldukça çetin ve tavizsiz bir iman mücadelesi vermişler ve ne yazıktır ki yine aynı otoriteler tarafından da şehid edilmiştiler.

 

********************

 

Uyanık olup gündeme ve olaylara karşı duyarlı kalmak kadar ilkeli ve dakik olmakta şart şu günlerde. Biz ne zaman kendi coğrafyamızdaki zalimlere karşı hakça ve müslümanca itirazlarımızı yükselteceğiz dersiniz? Yoksa sıra bizde değil mi? Bize sıra hiç gelmeyecek mi? Hep dışarısını mı hedef tahtasına oturtacağız? Uzaklara seslenip tepki göstermek bizi yanıltıyor olmasın?

 

Acaba bizler sadece uzaklardaki kardeşlerimize destek veya yardım göndermekle, protesto ve tepkilerle onlara katılmanın, sorumluluklarımızı yerine getirmiş olmanın mümkün ve yeterli olmadığını ne zaman anlayacağız? Kendi evindeki yangını söndürmeden komşudaki yangına müdahale etmenin abesliğini bilmeyen var mıdır?

 

Afrika’larda kuyular açılmasın, Filistin’e yardım gönderilmesin, Kurban organizasyonları yapılmasın, değişik coğrafyalarda okul-yurt-yetimhane inşa edilmesin, sıcak cihad bölgelerine fiilen mücahid olarak gidilmesin demiyoruz. Aksine bir taraftan dışarıda bunlar yapılırken diğer yandan da öncelikli olarak içeride çok sağlam İslâmî temeller atılmış olmalı, insanlar yeniden İslâm ve Kur’an’la, Peygamber’le tanıştırılmış, kendilerine davet götürülmüş, ihtiyacı olup ilgi duyana tebliğ edilmiş, uyarılmış, Ahiret-Cennet-Cehennem-Hesap-Kulluk-İbadet-Adalet-Din sabırla ve açıkça hatırlatılmış olmalıdır diyoruz. Halka içeriden dışarıya doğru yayılır ve açılır, sular tersine akıtılamaz diyoruz. Emeklenmeden, ilk adımlar atılmadan yürünmez ki bir yerlere varılsın diyoruz. Önceliklerimizi ve ihtiyaçlarımızı birbirine karıştırmayalım, sorumlu olduklarımızı ve güç yetirebileceklerimizi ayırt etmesini artık öğrenelim diyoruz.

 

Daha dün; Bosna’da Sırp’lara, Çeçenistan’da Rus’lara, Irak’ta ABD ve Saddam’a, Filistin’de Siyonistlere karşı çıkıp mazlum dünya halklarına destek vermek için hak ederni kınayıp eleştiren, protesto eden, bedeli ne olursa olsun müslümanca ve onurlu bir tepki ortaya koymaktan asla geri durmayan, her türlü işgal, soykırım ve diktatörlüğe karşı değişik coğrafyalardaki iman kardeşlerine destek vererek, dünyanın dört bir yanındaki kardeşleriyle dayanışmak ve onlara yardım elini uzatmak, dertlerine ortak olup onlarla maddi ve manevi olarak kucaklaşmak için bir kuş gibi cihad bölgelerine uçup gidenler, Küresel istikbara, zulme, işgale ve teröre karşı Küresel ölçekte kardeşlik ve direniş köprüleri kuranlar, acaba kendi yerel gerçeklikleriyle ne zaman yüzleşecekler?

 

Meşhur benzetmedir çokları bilirler eşeğin hikâyesini. Sahibi eşeğin sırtına-arkasına vurduğunda o hiç umursamaz ve ‘komşumu dövüyorlar herhalde’ diye oralı olup sesini çıkarmazmış. Eşeğin boynuna boynuna vurmaya başladıklarında ise ‘eyvah sıra bana geldi galiba’ dermiş. Bizimkisi de o hesap oluyor bazen. Zülfi yâre dokunana kadar nemelazımcılık edip çıt çıkarmıyor, zulüm kapımıza dayanana kadar dışarıda olup bitenlere karşı açık ve net, izzetlice tavır almıyor, iş başa düşene ve su köprüyü bölene kadar adeta mışıl mışıl ve ayakta uyuyoruz. Boynumuza vurmaya başladıklarında ise zaten iş işten geçmiş oluyor. Sonuçta dayağı yiyen de faturayı ödeyen de hep biz oluyoruz.

 

Ne kadar farkında olduğumuz belki biraz tartışılır fakat biz ne hikmetse(!) genellikle hep evin dışından gelecek tehdit ve tehlikeleri beklerken aslında daha çok evin içindekiler(!) tarafından vuruluyoruz.

 

Hepimizi çatır çatır değiştiriyorlar. Bizleri kendimizden sandığımız, daha dün kol kola yürüdüğümüz kişiler eliyle alıştıra alıştıra, uyuşturuyor ve dönüştürüyorlar.

 

Bizleri değiştire dönüştüre kulluk yolculuğumuzdan alıkoyanlar İslâmî kimlik ve Kur’anî değerlerimizden uzaklaştırıp adeta kendi kendimize bile yabancı hale getiriyorlar.

 

Dışarıdaki baskı, tehdit, zulüm, haksızlık ve hukuksuzluklara karşı takındığımız tavrı ve gösterdiğimiz duyarlılığı sıra içeriye geldiğinde unutuyor ve adeta süt dökmüş kediye dönüyoruz.

 

Nasreddin Hoca’nın “Eski ayları kırpıp kırpıp yıldız yapıyorlar” dediği gibi, köprüden geçmenin hatırına bize ayıya dayı dedirtiyor, dur şimdi sırası değil deyip sindiriyor, sonuçta da pısırıklaştırıyorlar.

 

Müslümanları Demokrat, Dindarları Muhafazakâr, Mücahidleri Müteahhit, Muvahhidleri Liberal, Radikalleri Bürokrat, Müstaz’afları Vekîl, Gayretkeşleri Partici yapıyor, Cemaatleri STK’laştırıyorlar. Nice arslanlar kediye, nice kurtlar kuşa çevriliyor.

 

Mert belli değil, namert belli değil. İçimiz dışımıza karışmış, saflar piramide dönmüş, karşımızdakiler yanı başımıza gelmiş. Söyleyecek sözü olanları taraf olması için masaya çağırıyor, aksi halde hariçten gazel okumakla itham ediyor, sakıncalı piyade ilan edip, üstüne bir güzel de azarlıyorlar. Radikallikte ısrar edenleri ise her zaman olduğu gibi marjinal, halâ orada, kendini bir türlü geliştirip değiştiremedi diyerek ayıplıyorlar.

 

En kötü şey alışmak ve alışkanlıklardır, bunu herkes bilir. Ve bu ifade yerden göğe kadar doğrudur. Artık hepimiz de birçok şeye alışmış ve maalesef kanıksamış durumdayız. Daha dün küplere binip renkten renge girdiğimiz duyarlılık ve ilkelerimiz için bugün birçoğumuzun kılı bile kıpırdamıyor artık. Neden? Çünkü artık bırakın baltanın sapının bizden olmasını veya geminin kaptanını, askerin komutanını, bunlardan çok daha öteye gidilmiş ve bölgesel güçtü, stratejik ortaktı, müttefikti derken Büyük Şeytan Amerika ile kanki, İsrail ile Sırdaş, Hıristiyanla çoktan kardeş olunmuş bile.

 

Hani “Eldeki serçe damdaki tavuktan yeğdir”, “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak”, “Ava giderken avlanmak” gibi deyimlerimiz vardı bizim!

 

Sınırlarımızın dışına umutla ve heyecanla bakarken içeriye karşı yabancılaşıyoruz ister istemez. Basiretimiz bağlanıyor, kendi coğrafyamızda ve yakın çevremizde olup bitenlere karşı sağır kalıyor, dilsiz ve kör oluyoruz sanki.

 

Her yerde çatır çatır haramlar işleniyor, ırzlar kirletiliyor, nice imanlar dünyalıklar karşılığında satılığa çıkıyor ve din-diyanet birilerince yeniden tanımlanırken, sınır ve coğrafya tanımayan inançlar globalizme, demokrasiye, Amerikancı-ılımlı İslâm’a(!) kurban verilirken, Allah(cc)’dan başkasının önünde eğilmemesi gereken başlar üç kuruş menfaat veya her nasılsa ödenen bir miktar küçük bedeller karşılığında eğilirken…….

 

Burada ortalık güllük gülistanlık mı?

Adalet devletinde mi yaşıyoruz?

Göğsümüzü gererek, kimseden korkmadan, İslâmi ve Kur’anî bir sistem istediğimizi dillendirebiliyor muyuz?

İçeride birey ve toplum açısından her şey olması gerektiği gibi mi sanki?

Şikâyet edilecek veya yapılacak hiçbir şeyimiz yok mu bizim?

Okullardaki eğitimin içerik ve müfredatını onaylıyor muyuz?

Bizler herhangi bir şekilde ama mutlaka baskı, dayatma, haksızlık, zulüm ve şiddet görmüyor muyuz?

Haksız takibatlarla, mesnetsiz iftira ve tertiplerle her yerde ve her zaman önümüz kesilmiyor mu?

İş ve ticaret hayatımızda ağırlıklı bir yer edinerek temelli yerleşen kapitalizm ve onun getirisi olan faizli-bankalı-finanslı eksenden neler çektiğimizi bilmiyor muyuz?

Demokrat, hoşgörülü ve tasavvuf ehli olmak arasında sıkıştırılıp, aksi halde terörist ilan edilen bizler değil miyiz?

 

Şişşştt ne olursa olsun marjinalleşmeyelim, artık daha fazla radikal olmayalım, aman sivrilmeyelim, şimdilik bizi fark eden olmasın, kimselere çaktırmayalım, sessiz olalım, ürkütmeyelim, korkutmayalım….

 

Bizim bu garip halimize bakıp durumumuzu gören veya duyanlar da sanki ava çıktığımızı veya balığa gittiğimizi ürkeklik ve sessizliğimizin de ondan kaynaklandığını sanacaklar.

 

Acele etme, dur biraz bekle, hele-gele, kösele derken; öncelikle sinirlerimizi aldılar bizim. Sonra sorumluluk ve duyarlılıklarımızı bir şekilde törpülediler ve şimdi de artık genlerimizle oynuyorlar. Fakat kaç kişi bunun farkında ve kimin umurunda bütün bu olanlar?

 

Hep beraber ileriye ve çok uzaklara bakalım buna varız eyvallah ta, ağaçlardan ormanı görememe garabetini, işaret edilene değil de işaret parmağına bakma aymazlığını nereye koyacağız?

 

Uzaklardaki zalimlere bakmaktan yakınımızdaki veya hemen burnumuzun dibindeki işbirlikçileri, fasık ve müfsitleri göremeyenlere ne demeli?

 

Tunus’ta Bin Ali ve Mısır’da Hüsnü nâmübarek gibi zalimlerin geçmişteki diğerleriyle ortak olan akıbetlerine basiret ve firasetle bakalım lütfen. Halklarının sesine kulak vermeyen yerli ve yabancı, içteki ve dıştaki bütün zalimlere dünya siyaset tarihinin çöplüğüne bakmalarını söylüyor, özellikle Şuara suresinin “Zalimler nasıl bir inkılâba uğrayarak devrilip gideceklerini yakında görecekler” mealindeki 227. ayette ifade edilen ilâhî vaadi gösteriyor, yakın geçmişteki Gorbaçov’ları, Enver Sedat’ları, Çavuşesko’ları, Saddam’ları ve uzak geçmişteki Firavunları, Karunları kendilerine hatırlatıyoruz.

 

Artık bundan sonra geriye dönüş mümkün değildir ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

 

Bizler; Kur’an ve Sünnet kaynağından beslenerek inanç ve akidesini belirleyen, nebevî mücadele mirasına sahip, sistem dışı, bağımsız, şehidlerin ve Salihlerin yolu olan tevhidî muhalif çizginin izleyici ve temsilcisi olan bizler; herhangi bir şekilde dayatma, zorakîlik, baskı, şiddet, tehdit, şantaj, terör, despotluk, silah, öldürme, yaralama, işkence içermeyen, gönüllü Tevhidî dönüşüm ve tabii değişimden yanayız.

 

“Bir toplum kendi özündekileri değiştirmediği sürece, Allah onların durumunu değiştirmez” (13 Rad 11)

1921
YORUM LİSTESİ
Ali Uzun 22-02-2011, 11:33:03
“Burada ortalık güllük gülistanlık mı?”
Elbette değil ama Halkın iradesine değer verilmeye başlandı,vesayetçi dayatmacı rejim sorgulanıyor ve geriletiliyor.
“Adalet devletinde mi yaşıyoruz?”
Adalet devletinde yaşamıyoruz ama Halkı müslüman olan hangi ülkede adalet devleti var? Haksızlık yapmayalım adalete ,islama en yakın olan Türkiye değilmi?
“Göğsümüzü gererek, kimseden korkmadan, İslâmi ve Kur’anî bir sistem istediğimizi dillendirebiliyor muyuz?”
Buna engel yok çok şükür! Bu sitede Davet adına yazılamayan ne Allah aşkına!?
“İçeride birey ve toplum açısından her şey olması gerektiği gibi mi sanki?”
Hepsini elde edemediğimizin bir kısmından da vaz geçilmez. Yavaş yavaş hepsi olur inşaallah!
“Şikâyet edilecek veya yapılacak hiçbir şeyimiz yok mu bizim?”
Şikayet edeceğimiz çok şey var elbet. Ama şu şirk,bu küfür diyerek kendi kendimizi oyunun dışına atarsak, olup bitenlere tribünlerden seyirci kalırız.!
“Okullardaki eğitimin içerik ve müfredatını onaylıyor muyuz?”
Okullardaki eğitim ve öğretimde içerik,şekil ,usul açısından önemli sorunlarımız var. Oyunun içinde kalarak haklarımızı alabiliriz.
“Bizler herhangi bir şekilde ama mutlaka baskı, dayatma, haksızlık, zulüm ve şiddet görmüyor muyuz?”
Nerede? Meşruiyetini ve mazlumiyetini koruyamamış ve eli kanlı (Hemde çoğunlukla müslüman kanı) kişilere yapılan operasyonları kastediyorsanız, bu kabul edilemez.
“Haksız takibatlarla, mesnetsiz iftira ve tertiplerle her yerde ve her zaman önümüz kesilmiyor mu?”
Bununla mücadele etmeliyiz. Hukuk Devleti bunun için önemlidir. İslami İranda bir iftira,tutuklama,işkence çok yaygın. Taliban Afaganistanında adil yargılamadan bile bahsetmek mümkün değil.Arabistan ve neredeyse Halkı müslüma olan ülkelerde durum ayni. Yine Türkiye de durum daha iyi.”
“İş ve ticaret hayatımızda ağırlıklı bir yer edinerek temelli yerleşen kapitalizm ve onun getirisi olan faizli-bankalı-finanslı eksenden neler çektiğimizi bilmiyor muyuz?”
Kapitalizm İslam Toplumlarına Emevilerle girmiş Halkı müslüman olan ülkelerde hatta Mekke ve Medinede ve Tahran ve Meşhed Pazarlarında Kapitalizm egemendir. İlim ve hikmetle bu durumdan kurtulmanın yolları aranmalıdır.
“Demokrat, hoşgörülü ve tasavvuf ehli olmak arasında sıkıştırılıp, aksi halde terörist ilan edilen bizler değil miyiz?”
Demokrasi İslam ne güzelde yakışır. İslamın ilk eve değerleri ile demokrasi gerçek hüviyetine kavuşacaktır. Hikmet müslümanların yitiğidir. Nerede bulursa onu alır.

Selamlar sevgiler!


 
necati türkoğlu 13-02-2011, 21:42:24
selamun aleyküm, çoşkun kardeş.elinize sağlık güzel konuları dile getirdiniz. hep dışarı ülkelere bakarken, kendimizi unutuyoruz yada öyle olmasını istiyoruz. çünkü orası bize fazla bir bedel ödetmiyor. çocukları bilirsiniz hep yapamayacağı işi yapmaya kalkar, veya ulaşılamayacak şeyleri ister. bizim ülkenin müslümanlarıda, kendi yapabilecekleriyle pek ilgilenmezler. bu yüzdende birey olarak kalmışız. bireysel ibadetlerimizi yapmakla kendimizi avutuyoruz. şu an türkiyenin, böyle bir toplumsal değişime ihtiyacı yok diyorum. çünkü müslümanların halihazırda kendi içlerinde birliği sağlayamadılar. veya mekke ve medine müslümanları gibi şuurlu bir yapıyı ortaya koyamadılar. bu isanlardan ne beklenir. öncelikli olanı muhacir ensar, din anlayışını ortaya komamız gerek, sonra sonrasını düşünürüz. bu uğurda mucadelemizi verelim değerli kardeşim selamlar.
 
Yakup Döğer 09-02-2011, 21:23:39
Allah razı olsun Coşkun kardeşim.
Ne güzel ifadeler.Galiba bizler yada bazıları diyelim,kavramların olması gereken manalarından başka manaları üstünden düşünüyor,amellerimizi yanlış kavram anlayışlarının üzerine bina ediyoruz.Kolay olandan yana tercihte bulunuyor,bedelsiz mükafatların peşinde koşuyoruz.Ve ne kadarda çabuk değişiyoruz,yıllanmış koministlere gıpta etmemek ne mümkün...Deiğşimler öyle böyle de değil,ak dediğine kara demek gibi aynen.Basit menfaatler karşılında,zalimin,zulmün,hükmün,adaletin,kulluğun manası değişiyor,anlam kayması gerçekleşiyor.Oysa ki,bulunduğumuz ortam gereken mücadelemizi yapmak için zaruret arz eden bir hal.
Tunus,Cezayir,Mısır,kendi firavunlarını devirmek için az bedel ödemediler.Bizler ise bedelden kaçan bir yöntemle uzalaşmacı mantıkla,iki gözümüz dışarıda,el yordamıyla bişeyler yapma edasındayız.
 
musab571 07-02-2011, 02:16:26
yazınız guzel ve dogruları anlatmaktadır lakin mısır ve tunusta olan ayaklanmaların islam içerisinde kabullenmek uzak gibi ama muslumanlara iyi bir ornek olması gerekir.sıra türkiye ye gelcek mi? peki neden gelmiyor onu siz yazarlara sormakta yarar var.turkiyede ki yapılanmaya bakıldıgında yarın musluman kesimler tarafında yapılan bir ayaklanma sanki sonucsuz kalacagı kannatindeyim cunku turkiyede islami yapılanma varsa dahi bu insanların mensup oldukları grup, cemaat vb. liderlerinden dolayı birlik saglanamayacagı dusuncesindeyim daha fenası ise insanların islamda bilinçli hale gelirken cahili durumda ki duygularının ustunu ortenlerin oldugunuda göz onunde bulundurtmakta yarar var sadece bazı kesimler için. peki hiç mi yok bu kıyama ve ayaklanmaya kulak verecek var elbette var bununda sonucsuz kalacagı ortada ama boyle bi ayaklanma durumunda turkiyede her kesim insanların tekrar dusunmesine itilmesi söz konusu olunca insaların islami tekrar arastırıp bilinclenme durumu olabilir. umulur ki kuran hayatını iktidar safhasına getirebilmek. susmamakta yarar var iktidar, muhalefeti ve laiklik rejimi kuranı acıdan hep sorgulayıp etrafa bunu bagırarak soylemekte yarar var belki o zaman turkiyede ki karunları,firavunları ve hahamları rahatsız edebiliriz.bunu zamanında yapanlar oldu bedelini odediklerini bilmekteyiz tabi sunuda unutmamak lazım bedelsiz hiç bişiy yoktur bizler yani muslumanlar olarak canımızı herseyimizi cennet karsılıgında allaha satmadık mı? ki eyer bunun bilincindeysek verecegimiz hiç bir bedel bizi ne hayal kırıklıgına ugratmalı nede arkaya donup bakmaya zorlamalı.siz yazar arkadaslarımız elbet yazarak sahitllginiz yapmaktasınız lakin eleştiri eleştiri nereye kadar arada birde içimizde olan atesi off layarak sundurmeye calısmamız hiç bişiy degiştirmiyecektir.insallah turkiyede de bunun farkına varılır ve islami yapılanmlar zıtlasmadan zulme dur diyecek muslumanlar arasında yerimizi alırız. allah yardımcımız olsun.
 
DİĞER YAZILARI

20/02/2012 - 19:59 ÇOCUKLARIMIZ VE MEÂL BULUŞMASI

11/02/2012 - 18:37 PAVLUS VE BİZİMKİLER

17/01/2012 - 11:33 KUR’AN’A TESLİM OLMAK

01/01/2012 - 17:01 KUR'ANİ İLKELER Mİ, ATAYASA MI?

30/10/2011 - 23:38 MUHAFAZAKÂR DEMOKRAT İNCİLER

01/10/2011 - 07:10 BİR DAMLA SU...

14/08/2011 - 06:26 "RAMAZAN ŞENLİKLERİ"

19/07/2011 - 21:19 MÜSLÜMAN OLMAK!

11/06/2011 - 21:59 SEÇİMLERİMİZ...

19/05/2011 - 10:42 İSLAM KİMİNLE VE NASIL GELECEK?

17/04/2011 - 23:36 "MÜSLÜMAN AÇILIMI" NE ZAMAN?

15/03/2011 - 09:52 GÖZ BEBEĞİ

06/02/2011 - 23:26 SIRA TÜRKİYE'DE Mİ?

30/12/2010 - 23:19 Mavi Marmara

06/12/2010 - 12:14 HİCRET: YOL ve YOLCULUĞUN ADI

19/11/2010 - 10:58 BİR NUMARA MI, ON NUMARA MI?

04/11/2010 - 18:45 DEĞİŞMEYECEK, DEĞİŞTİRECEĞİM!

18/10/2010 - 12:11 Hz. PEYGAMBER'İ UNUTMAK

06/10/2010 - 18:45 OTORİTENİN ŞAHİTLERİ ve ŞEHİDLERİMİZ

29/09/2010 - 10:20 GÖZLEMLER

11/09/2010 - 12:22 TERCİHİMİZ İSLAMİ OLMALI

30/08/2010 - 16:06 REFERANDUMA BAKIŞ

3/08/2010 - 12:50 ZALİM OTORİTEYİ REDDEDİYORUZ!

14/08/2010 - 10:08 DUYARLILIK ÇAĞRISI

14/07/2010 - 11:20 RAMAZAN'IN FESTİVALLEŞTİRİLMESİNE HAYIR!

10/07/2010 - 19:01 SÖZDE MÜSLÜMANLAR -2-

25/06/2010 - 10:43 SÖZDE MÜSLÜMANLAR -1-

09/06/2010 - 19:25 GÜLEN ÖZÜR DİLEDİ, HELALLİK İSTEDİ!

31/05/2010 - 09:29 GAZZE FİLOSU ve KÜRESEL İNTİFADA

22/05/2010 - 10:54 GAZZE GEMİLERİNE ve DİRENİŞE BİN SELÂM!

08/05/2010 - 10:57 DİNİ BİRLEMEKTEN DİLİ BİRLEMEYE!

23/04/2010 - 14:15 "KUTLU DOĞUM" KUTLAMALARI ÜZERİNE
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat