Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
ÖLÜM ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
Bünyamin ZERAN - 24/12/2010 - 23:35
Modern çağ, hayatı uzatmanın derdine düşer. Aslında yapmaya çalıştığı şey, bir tür tanrıcılık oyunudur.

Cahil insan kendini ölümsüz olarak düşünür, alim insan ise öleceğini bilerek yaşar. Biri hayata sıkı sıkıya tutunmuştur, diğeri ise her an yolculuğa çıkacakmış gibi ölüme hazırlıklı bir şekilde yaşamaktadır.

 

Bu iki insan tipinin hayata dair yapacakları, ortaya koyacakları gerçeklikler de o oranda farklıdır. Yüce Allah insana hayatı ve ölümü anlatırken doğadan örnek verir. Baharda yeşeren, canlanan bitkiler yazın olgunlaşır, sonbaharda sararır ve kışın çerçöp olur der. Ama insan bunları okurken sanki ölüm çok uzağındaymış gibi yaşamaya devam eder. Allah ölümü de hayatı da insanlar için kılmıştır. Yaşarken kulluk bilinciyle yaşayanlar, ölürken yeni bir hayata hem de ebedi bir hayata yolculuk yaptıklarının farkında olarak vakarla giderler. Kulluğunu Allah’tan başkasına yapanlar ise yalnızca zamanın kendilerini helak ettiklerine inanıp, yaşadıkları dünyanın hazzına varmayı ilke edinirler.

 

Ölüm, tek başına düşünüldüğünde soğuk gelir insana. Oysa ölüm ne kadar büyük bir nimettir. Dünya giderek öylesine yozlaşmakta ve öylesine karanlığa gömülmekte ki insanlar kendi kıyametlerini hazırladıklarının farkında bile olmamaktadır. Çünkü modern hayat insana o kadar fazla uğraş ve rekabet alanı açmıştır ki insanlar koşturmacadan, yaşadıkları gerçekliği sorgulama hüviyetini kaybetmişlerdir. İnsan modern çağda giderek yalnızlaşmakta ve kendini tanınmaz hale sokmaya devam etmektedir. Modern insan, ta ki işe yaramaz atıl bir şekilde kaldığında yani yaşlandığında geçen günlerin ne kadar değerli fakat ne kadar da boşuna geçtiğini fark etmektedir.

 

Yalnızlık mı zordur, ölmek mi? Dünyada anlaşılmadığınızı düşünmek, derdinizi açacak hiç kimsenin olmaması; bırakın derdinizi açmayı sizi dinlemeye katlanacak birilerinin olmaması ne demektir acaba! Yüce Allah, kullarına sürekli kendisine yakarmayı ve her yakarana icabet edeceğini, onu duyduğunu söyler. Modern insan tanrıyı öldürdüğü için aklıyla yeryüzünde bir cennet meydana getirmenin peşinde koştuğu için yaratıcıyı hatırlamaz ve ona ihtiyaç hissetmez. Yalnızlık içinde acılar çekse de hayata dört elle sarılmıştır. Oysa meydana getirdiği dünya ne kendisine fayda sağlamıştır ne de bir başkasına. Kalabalıklaşan kentler, fabrika düdüğüne ayarlı hayatlar, ay sonu alacağı parayla iki yakasını bir araya getirme planları, okulların, caddelerin güvenlikten yoksunluğu, insanın kadın erkek fark etmeden çocuk olması, fark etmeden cinsel bir meta olarak algılanışı, evlerin cinnet mekanları haline gelişi, kadın erkek arasında rol çatışmaları, eşcinselliğin, fuhşun, eş aldatmalarının normal bir tuutm olarak algılandığı ve yaşayanların imaj için yaşadığı bir dünya kimseyi memnun etmemektedir.

 

Allah’a kul olanların dünyası, modern çağın ilahlarının vazettiği dünyadan oldukça farklıdır. İnsanların birbirine karşı nezaketli olduğu, birbirine rakip değil birbirini tamamlayan destekçiler olduğu, kadının ve erkeğin rol çatışması yaşamadığı, cinsel sömürünün olmadığı, caddelerin, okulların, ticaretin büyük bir güvenle inşa edildiği, insanların birbirlerine karşı merhametli ve birbirlerinin açlığıyla, tokluğuyla hemhal oldukları ve her şeyin olması gereken yerde ve olması gerektiği kadar olduğu bir dünyadır. Böyle bir dünyanın inşasına katkıda bulunmak Allah’a olan kulluğun bir gereği olduğundan, bu dünyada güzel bir kulluk ortaya koyanlar bu dünyayı bırakıp gittiklerinde ahirette de güzel bir şekilde karşılanacaklarına iman ettikleri için ölmeyi yaşamaktan daha anlamlı bulurlar. Onun için modern çağın insanının hayata düşkünlüğü kadar, Müslümanların Allah yolunda yaşarken ölmeye düşkünlüğü vardır. Ölüm ondandır ki Müslümana güzeldir ve kaçılmayan bir şeydir.

 

Modern çağ, hayatı uzatmanın derdine düşer. Aslında yapmaya çalıştığı şey, bir tür tanrıcılık oyunudur. Çünkü aklın egemen olduğu, sözde dogmaların olmadığı, insanın merkezde olduğu hümaniter bir yapıyı geliştirir. Kendini yeterli görmesiyle azgınlaşır ve atılmış bir nutfeden yaratıldığını unutuverir. Onların inandığı mitolojilerde tanrılar ölümsüzdür. Öyleyse insan da bir tanrıdır ve ölümsüz olmalıdır. Ölüm ne korkunçtur; bedeninin böceklerce yenmesi, çürümesi, toprak olması! İnsan hep genç kalmalıdır ve onu daima genç gösterecek ilaçlar icat edilmelidir.

 

Modern çağ böylelikle insanı hep kendi ile, kendi bencillikleri ile baş başa bırakmaktadır. Kendisi dışında kimse yoktur. Öyle yaşadığı için de yalnızlığa mahkum bir hayat sürmektedir. Bebekliğini kreşlerde, bakım evlerinde geçirenler, yaşlılığını huzur evlerinde tek başlarına tamamlamaktadırlar. Bu yalnızlaşmaya rağmen modern çağ kendi düzleminde akmaya ve insancıkları bu akıntının içinde sürüklemeye devam etmektedir.

 

Oysa Müslüman için ölüm, korkunç bir son olmaktan ziyade ebedi saadetin var olduğu bir dünyaya yolculuktur. Ölüm, her şeyin bırakıp gidileceğine inanılarak sahip olma mantığından çok, emanet etme mantığının hakim olduğu bir duyguyu katar insana. Hırsla biriktirmeyi değil paylaşmayı, incitmeyi değil gönül almayı, yıkmayı değil onarmayı, kullara kulluğu değil yalnızca Allah’a kul olmayı, emanete ihanet etmeyi değil emaneti olması gerektiği şekliyle kendisinden sonraki nesillere teslim etmeyi, insana değer katan, onu ölümsüz kılacak şeyin yalnızca Allah’a gereği gibi kulluk olduğu gerçeğini katar. Ölmek bir mü’min için en büyük dosta kavuşmaktır. Kim dostuna kavuşmak için can atmaz ki! Dosta, onun da insanı dost olarak kabul ettiği bir şekilde kavuşmak ancak onun dostluğunu gereği gibi yaşayarak giden bir süreçle mümkündür. Canını ve malını cennet karşılığında Allah’a satanlar, işte bu sürece talip olanlardır ki ne mutlu tercihini bu yönde yapanlara.

2051
YORUM LİSTESİ
Ali DURMUŞ 20-04-2011, 17:43:49
Ölümü yaratan Rahim olan Allah'a ham ederim.
Ölüm olmasa idi, haksızlıkların hesabı olmasa idi bu hayatın anlamı nasıl olurdu! Dünyadaki adaletsizliği tasavvur edebiliyor musunuz o vakit? Ölüm iyi ki var! Ahiret, hesap günü iyi ki var!

Rabbimiz, bizi kendilerine nimet bahşettikleinin yoluna ilet, azaba uğrayacakların yoluna değil! Gerçekten konu mükemmel Bünyamin hocam. Ölüme hazırlık Müslüman'ın günlüğü esasında. Bizlere, şu ayetleri yaşarken canımızı vermeyi nasip etsin Rabbimiz : "De ki; benim namazım, tüm ibadetlerim, yaşamım ve ölümüm, Alemerin Rabbi olan Allah içindir." AMİN...
 
AS.ÖZ 04-04-2011, 22:27:36
yazınız için Allah Razı olsun.yazınızı okudum ve çok beğendim ve çıktısını alarak arkadaşlara vereceğim.Anlayacağımız dille en iyi şekilde anlatmışsınız.

Müslümanlar ölmeden hesabını yapıp ,ona göre hayat yaşayandır.
 
necati türkoğlu 20-02-2011, 13:02:15
Bünyamin kardeş! ALLAH yolunuzu açık etsin, konuları iyi değerlendiriyorsunuz. selamlar
De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir."
(Cuma Suresi, 8)
 
kırşehirden ZAFER 30-12-2010, 09:48:35
Yazınız güzel olmuş Bünyamin kardeş.
Ölüm sözün bittiği yerde başlayan hayatın adıdır.
Allah'a emanet olunuz.
 
yusuf HAKSÖZLÜ 25-12-2010, 17:47:48
"Ey Rabbimiz! senin yolunda ayaklarımızı sabit kıl.Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.muhakkak ki sen bizim tek Mevlâmızsın." Âmin.. bu güzel yazından dolayı Rabbim rahmet ve bereketini üzerine kat kat indirsin..
 
ilyas metin 25-12-2010, 11:20:18
"Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.” araf 126

Allah razı olsun kardeşim güzel öztlemişsin
selamlar
 
DİĞER YAZILARI

16/05/2012 - 22:56 ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?

12/04/2012 - 08:56 DÜŞÜNCE, KURUMLARDAN ÜSTÜN TUTULMALIDIR

15/03/2012 - 06:57 ÇAĞIN İLERİSİNDE VE GERİSİNDE OLMAK...

13/02/2012 - 22:15 MODERN DÜNYAYI İSLAM'LA YENİDEN TANIMLAMAK

13/01/2012 - 13:36 HAYATA RABB’İN ADIYLA BAKABİLMEK

22/11/2011 - 18:38 ÇAĞIN YENİ PUTÇULUĞU: MARKALAŞMA

04/11/2011 - 12:46 KUR’AN’DA İSİM KAVRAMI

26/10/2011 - 16:19 AÇLIK GÜNÜNDE YOKSULU DOYURMAK...

04/10/2011 - 06:58 BİR KUR'AN KAVRAMI OLARAK "İLİM"

05/09/2011 - 15:30 BATI’NIN DÜNÜ VE DÜNYANIN BUGÜNÜ

02/08/2011 - 12:51 MEKKE TOPLUMU VE YAŞADIĞIMIZ TOPLUM KARŞILAŞTIRMASI

20/06/2011 - 06:27 AKIL TOPLUMU

21/04/2011 - 06:17 MÜSLÜMANLARIN ZİHNİ SAVRULMALARINA DUR DENMELİDİR

24/12/2010 - 23:35 ÖLÜM ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

30/11/2010 - 22:51 AHLAKI ALLAH’LA TEMELLENDİRMEK GEREK

28/10/2010 - 22:00 KUR’AN’I TERSİNDEN OKUMAK

07/10/2010 - 11:15 DÜŞÜNCEYİ DİRİ TUTABİLMEK GEREK

20/09/2010 - 14:05 ÖZELEŞTİRİYE İHTİYACIMIZ VAR

23/08/2010 - 12:12 KULLUĞU ÖZGÜRLÜĞE TERCİH EDİYORUM

31/07/2010 - 10:40 ÇOCUKLAR NEYİN MİRASÇISIDIR?

15/07/2010 - 10:59 ZAMANIN FIRTINALARINDAN KORUNMAK GEREK

05/07/2010 - 11:53 NİTELİK Mİ NİCELİK Mİ?

21/06/2010 - 08:37 GÜNDEMLER GÜNDEM OLA

07/06/2010 - 17:55 GELİŞİM Mİ, BAŞKALAŞIM MI?

25/05/2010 - 12:37 MÜSLÜMAN OLMAK TARAF OLMAKTIR

11/05/2010 - 11:39 SALİH AMEL KÂFİRLERİ NİÇİN ÖFKELENDİRMELİDİR?

25/04/2010 - 21:44 NUH’UN GEMİSİNE BİNMEK

14/04/2010 - 12:50 SORULAR VE SORUMLULUKLARIMIZ

30/03/2010 - 18:30 DOKUNULMAZLIKLARIMIZI KALDIRALIM

18/03/2010 - 12:14 HAYATA HİKMETLE DOKUNABİLMEK GEREK

25/02/2010 - 19:09 BİZ HANGİ SINIRLARIN ADAMIYIZ?

13/02/2010 - 19:56 BEN DEĞİŞMEDEN DÜNYA NE KADAR DEĞİŞİR?

05/02/2010 - 18:52 AÇILIMDAN YANA MIYIZ HİCRETTEN YANA MI?

01/02/2010 - 08:47 AHLAK, İNSANIN KENDİNE YABANCILAŞMASINA ENGELDİR

17/01/2010 - 22:30 BİLİNCİME SAHİP MİYİM!

07/01/2010 - 18:52 FARK EDEBİLİYOR MUYUZ?

22/12/2009 - 10:55 UZUN BİR YOLCULUĞUN İMGELERİ

31/07/2009 - 15:29 İÇE DÖNÜK ŞAHİTLİK VE BİREY OLGUSU

04/02/2009 - 11:01 BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

18/01/2009 - 11:36 KUŞANMAK YA DA SLOGANLARLA DEŞARZ OLMAK

31/12/2008 - 19:46 GAZZE’DE GÖZÜ YAŞLI ÇOCUKLAR

29/11/2008 - 13:59 YAŞAMAYA DAİR...

16/11/2008 - 14:33 AYNADA KENDİMİZİ SEYRETMEK

03/11/2008 - 11:25 ŞEHADET ANCAK ŞAHİTLİK YAPANLARINDIR

07/10/2008 - 12:01 "VE SİZLER ÜÇ SINIF OLDUĞUNUZ ZAMAN..."

05/09/2008 - 10:29 KUR'AN "AYKIRI" BİR MESAJDIR
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat