Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
BİR AĞAÇ GİBİ TEK BAŞINA, BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇE
Şükrü HÜSEYİNOĞLU - 10/11/2010 - 23:46
İslam dâvası, tevhid bilincine ulaşmış fertlerden teşekkül eden İslam cemaatinin ortak dâvasıdır. İslam toplumu, geleneksel ve modern toplumlar gibi piramit şeklinde değil, yatay bir örgütlenmeyle teşekkül etmektedir. Bu durum İslam toplumunun kurucu öncü kadroları için de geçerlidir. İslam cemaati, liderliğin mutlak belirleyici olduğu bir örgütlenme yerine, mü'minlerin istişare zemininde kendini ifade imkânı bulduğu kolektif bilinç esaslı bir yapılanmayı ifade eder.

İslam, salt fert olarak yaşanabilecek bir din değildir. Doğrudan topluma ve siyasal erke yönelik ölçüleri bir yana, tek tek fertlerin yükümlü olduğu namaz, oruç, hacc ve kurban gibi ibadetler bile ancak toplumsal bir zeminde gerçek karşılığını bulabilmektedir:

"Namazı ikâme edin, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte rükû edin." (Bakara 2 / 43)

İnsanları âlemlerin Rabbi yüce Allah'ın ipine (Hablullah) topluca sarılmaya çağıran (Bkz. Âl-i İmran 3 / 103) toplumsal bir inşa programı olmakla birlikte İslam, öncelikle fertlerin "ben idraki"ni muhatap alır. İnsanlar İslam'a "Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed, O'nun kulu ve elçisidir." tanıklığıyla adım atarlar ve bu tanıklıkla "Allah'a dâvet eden, salih amel işleyen ve 'Ben Müslümanlardanım' diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?" (Fussilet 41 / 33) ayetinde ifadesini bulduğu üzere "Müslümanlardan" olma bilincini kuşanırlar. Fertlerin bu tanıklığı, toplumsal tanıklığın ilk aşamasını oluşturur. İmanın temel rükûnlarına tanıklıklarını ilan eden fertlerden meydana gelen mü'minler topluluğu, sosyal ve siyasal alanlarda bu tanıklığın temsilciliğini yürütür:

"İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Rasul'ün de size şahit olması için sizi vasat bir ümmet kıldık..." (Bakara 2 / 143)

İslam dâvası, tevhid bilincine ulaşmış fertlerden teşekkül eden İslam cemaatinin ortak dâvasıdır. İslam toplumu, geleneksel ve modern toplumlar gibi piramit şeklinde değil, yatay bir örgütlenmeyle teşekkül etmektedir. Bu durum İslam toplumunun kurucu öncü kadroları için de geçerlidir. İslam cemaati, liderliğin mutlak belirleyici olduğu bir örgütlenme yerine, mü'minlerin istişare zemininde kendini ifade imkânı bulduğu kolektif bilinç esaslı bir yapılanmayı ifade eder.

Kendisine "Müslümanların ilki" olmak emredilen (Bkz. Zümer 39 / 12) Allah Rasulü'nün (a. s.) öncülüğünde teşekkül eden ilk Kur'an nesli, bu şekilde teşekkül etmiş ve kolektif bilincin güzel bir örnekliğini sergilemişlerdir. Onlar, fert fert "ben idrâki"yle imanlarını ilan etmiş ve böylece "Müslümanlardan olma" bilincini kuşanarak "biz" olmayı başarmış bir topluluktu. Onların işleri aralarında danışma / şûra ile yürümekteydi. Mü'minler, Allah Rasulü'nün müridleri değil arkadaşıydılar. Toplumsal ve siyasal meselelerde, Allah Rasulü'nün öncülüğünde ortak aklın arayışına yöneliyorlar ve bu ortak akla göre hareket ediyorlardı:

"Yine onlar, Rablerinin dâvetine icabet ederler ve namazı ikame ederler. Onların işleri, aralarında danışma (şûra) iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da harcarlar." (Şûra 42 / 38)

"Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever." (Âl-i imran 3 / 159)

İlk neslin hayatında istişarenin, ortak aklın belirlenmesi ve ortak hareket etme bilinci çerçevesinde son derece işlevsel bir işleyişe sahip olduğu bilinmektedir. Bu ortak akıl arayışının, yasak savma cinsinden, "Dostlar istişarede görsün" tarzı bir şekilselliğin ve bu şekilsellikle işleyen dar kadro ameliyesinin ötesinde, sözü olan tüm mü'minlerin dahil ve belirleyici olabildiği bir arayış olduğu görülmektedir.

Uhud harbi öncesinde gerçekleştirilen ve neticede Allah Rasulü'nün savunma savaşı yönündeki ferdî tercihi yerine, meydan savaşı fikrinin kabulüyle gerçekleşen istişare bu konuda önemli bir örnektir. İstişare neticesinde Allah Rasulü'nün onayıyla alınan ve mü'minlerin ortak tercihine dönüşen karar doğrultusunda savaşa çıkılmış ve Allah Rasulü öncülüğünde düşmanla çarpışılmıştır.

İslam bu şekilde yatay bir toplumsal örgütlenme biçimi öngörmesine ve Allah Rasulü öncülüğünde teşekkül eden ilk İslam toplumu da bu şekilde örgütlenmiş olmasına rağmen, sonraki dönemlerde kabileciliğe dayalı cahiliye kültürünün yeniden canlanmaya başlaması ve İslam coğrafyasının genişlemesi sonucu muhatap olunan muharref kültürlerin etkisiyle, bir kişi veya o kişiyle birlikte etrafındaki dar kadronun mutlak belirleyici olduğu, bu dar kadronun dışındaki insanların güdülenler olarak görüldüğü piramit usulü örgütlenme biçimleri Müslümanlar arasında da kendini göstermeye başlamıştır.

Siyasal alanda saltanat olarak kendini gösteren bu örgütlenme biçimi, ilerleyen dönemlerde toplumsal alanlarda da şeyh-mürid ilişkisine dayalı tarikat örgütlenmesi şeklinde görülmeye başlanmış ve giderek yaygınlaşmıştır. "Şeyhin yanında müridin durumu, gassalın elindeki meyyit gibidir" mantığıyla işleyen şeyh-mürid ilişkisi zamanla İslam toplumlarındaki en yaygın örgütlenme biçimi haline gelmiştir.

Allah'a dâvet eden, salih amel işleyen ve 'Ben Müslümanlardanım' diyen insanlardan müteşekkil İslam toplumu yerine, bu şekilde iradesi ve "ben idraki" yok edilmiş, müridleştirilmiş kalabalıklardan müteşekkil toplumsal yapılar hâkim duruma gelmiştir.

Bugüne geldiğimizde, İslam adına gerçekleştirilen örgütlenmelerde İslam'ın öngördüğü yatay örgütlenme biçimi yerine genellikle bu piramit usulünün esas alındığını görürüz. Genelde sanıldığının aksine, bu örgütlenme biçimi tarikat çevreleriyle sınırlı değildir. Tarikatlardaki şeyh-mürid anlayışını eleştiren çevrelerin çoğunda dahi, pratikte çok da farklı bir örgütlenme biçimi gözlemlenememektedir ne yazık ki.

Bugün Müslümanlar genellikle, bir kişi veya dar kadronun mutlak belirleyici olduğu, halkaya dahil olan diğer Müslümanlara ise, bu kişi veya dar kadronun aldığı kararların destekçiliği misyonunun yüklendiği bir örgütlenme biçimine sahiptir. Bu durum geleneksel cemaatlerde de böyledir, geleneksel olmayan yapıların çoğunda da böyledir. Mutlak belirleyici kişi veya dar kadro ne derse o olmakta, bu kişi veya kadroların düşünce veya kararları tartışılmaz addedilmekte, halkaya dahil olan çoğunluktan belirlenmesinde hiçbir etkilerinin olmadığı bu düşünce ve kararlara tâbi olmaları istenmektedir.

Bu tür bir örgütlenme biçimi, ölçüsüz değişim ve dönüşümleri de beraberinde getirmektedir. Piramidin en üstündeki bir veya birkaç kişi hangi istikamette karar kılarsa piramidin alt kısmında bulunanlar da o istikamette hareket etmekte, farklı düşünen veya bu durumu sorgulayanlar da zaten bünyenin dışına itilmektedir.

İslami yapıların, arzuladığımız İslam toplumunun nüvesini oluşturacak bir kıvama gelmeleri için öncelikle İslam'ın temel öğretilerine aykırı piramit usulü örgütlenme biçimini terk etmeleri gerekmektedir. Bizim örneğimiz, ilk Kur'an neslinin örgütlenme biçimi ve bu neslin öncülüğünde toplumsal ve siyasal yapının işleyişi olmak durumundadır. İman etme bilincine ulaşmış ve bu bilinçle "Müslümanlardan olmaya" karar vermiş insanların, bilinçlerini bilinçlerine, akıllarını akıllarına, emeklerini emeklerine katarak birlikte yol almaları gerekir.

Gerektiğinde Hz. ibrahim misâli tek başına ümmet vasfına sahip olabilecek kifayette Müslümanların, Rabbimizin Kur'an'da çokça vurguladığı "biz" idrâkiyle teşekkül ettiği yapılara ihtiyacımız var.

(Not: Bu yazı Basiret Dergisi'nin yeni sayısı için kaleme alınmıştır.)

905
YORUM LİSTESİ
ademoğlu 24-11-2010, 17:29:46
H.Alana içten katılıyorum sizin bu mükemmel yaklaşımınıza destek vermemek içten ve samimidir ya ümmet olmak için örgütlü çalışmanın olmazsa olmazını savunanlrdanım
fakat bilinçli hareket şartı nı hatırlatmak sizin açınızdan değil katılım açısından çok önemli isteyenlerin ve gerçeklik ilkesi olan kitabullaha gönül verenler değil İMAN edenlerle yürümek,tüm amacı BARIŞI OLMAYAN SAVAŞIN YILMAZ ERİ OLMAK desturu şartını unutmadan gelsinler.
 
hüseyin alan 22-11-2010, 14:53:36
GÜZEL BİR AÇILIM

Bayram vesile ile okuyamadığım bu güzel yazıyı ancak okuyabildim, doğrusu yazık etmişim kendime!

Bu tarz yazılara çok ihtiyacımız var, teorik düşünüş ve pratik yaşam tarzımızın uygulama alanı bulacağı ilk aşama bu ama önemi ve olmazsa olmazlığı epeydir unutulayazdı neredeyse. Oysa örgütsüz bir müslüman, korumasız ve çıplak kalmış bir vucut gibidir, her tür tehlikeye ve hastalığa açık hale gelmiş.

İnsanlar neden örgütlenirler yahut örgütlenme gereği duyarlar, örgütlenmenin genel ve özel içerik ve formu nasıl olmalıdır gibi hayati önemdeki soruların cevabı, kişinin taşıdığı fikirle, dünya hayatındaki amacı ve seçeceği yaşam tarzı ile doğrudan bağlantılıdır. Uydum kalabalığa demeyen ve ebedi hayatı düşünenler için ilk durak sanki örgütlenme. Hele ki taşıdığı düşüncenin kendisinden iktidar istediği bilincinde olanlar ve bu yönde yönelenler için.

Geçmişte yapılan teknik hatalardan veya yaşanmış bir iki acı tecrübelerden dolayı ağzı yananların hepten vaz geçtiği yoğurt yeme alışkanlığı dolayısı ile neredeyse konuşulamaz oldu bu tür ciddi konular.

Bahsetmişken bu tür işlerden, hangi amaç için örgütlenme gerekliliği duyuluyorsa, örgütlenmenin fonksiyonunu da tayin edici özellikler olarak öne çıkacaktır. Maksat üzüm yemek olunca, bu gün uzak durulan nice çekinceler de anlamını yitirecektir böylece.

Sevgili Şükrü kardeşim, devam etmelisin bu konulara, ilerisi ve gerisini de göz önünde tutarak. Örgütlenme deyince hemen akla geliveren ve uzak durulan tehlikelerden; örgüt vasıtası ile kendilerine nufüz sağlamayı, yönetecek eleman bulmayı, finanas getirisini ve iktidar teminini amaçlayanların, dolayısı ile örgütlerini kutsayanların hemen akla gelivermesi normal olabilir ama asla örgütsüzlüğün mazareti olamaz, olmamalıdır.

Taşıdığı niyetlerin ve güttüğü hedeflerin asla örgütsüz olamayacağı bilincinde olanlar için peygamberin örgütlenme modelini bir de bu gözle değerlendirmelerini salık vermek isterim. Senin de yazında bazı kesitlerini sunduğun model, bence enine boyuna araştırılmalıdır artık.

Faşist ya da leninist örgütlenme modelleri içinde İslamcılık yapmaya çalışarak gençlik zamanlarının ve enerjilerinin tüketilmesine kızarak bir daha bu tür işlere tevbe edip bir kenarda duranlar, bireysellikten kurtulup belki yeniden varlıklarını anlamlandırmak ve heyecanlarını diri tutmak için kendilerini yenileyebilirler. Neden olmasın, inşaallah.

Ağzına sağlık, Allah razı gelsin senden inşaallah.
 
Yakup Döğer 19-11-2010, 00:46:02
Kardeşçe yaşamasını,birbirimize katlanmasını öğrenmeliyiz.Karşılıklı konuşarak,fikirlerimiz dinleyerek,birbirimizi harcamadan,birbirimze sahip çıkarak aynı ormanın ağaçları gibi birlikte yaşamasını kanıksamalıyız.Kardeşlerimizle hiç bir zaman yol ayrımına gelmeden,yollarımızı ayrıştırmadan,en azından temel çizgilerdeki hassasiyetimizi gözeterek,katlanmanın yolunu bulabilmeliyiz.Benden Bize,birden beraberliğe ulaşabilmeliyiz.Bu konuda özellikle önde giden abilerimizin daha hassas olması gerektiği çok açık olarak ortadadır.Bir avuç müslümanın omuzlarına kalan devasa yükü,yine hep birlikte yüklenmenin dayanılmaz cazibesini hissetmeliyiz.Ben olmadan kimse bir şey yapamaz,benim cemaatim olmadan kimse bir yere varamaz mantığının sakıncaları geçtiğimiz yıllarda bariz şekilde ortaya çıkmış,ümmet bunun faturasını onlarca parçaya bölünerek ödemiştir.Tevhidi düşüncenin her ferdinin düşüncesi ve her fertle iştişarenin önemi çok büyüktür.Bütün müslümanlar tecrübe ederek bunun önemini görmüş,kanaat getirmiştir.Daha hassas daha dikkatli,kendi içimizde kopmadan,birbirimze sırt çevirmeden,ellerimizi kenetleyerek yola devam inşaallah.
 
Adil H. 12-11-2010, 17:02:47
Gerçekten de mü'minlerin, Allah'ın verdiği "ekin meseli" örneğinde olduğu gibi, önce tohumunu yararak filizini çıkaran, sonra gövdesi üzerinde doğrulup, vahiyle akıl, iman ve şahsiteini inşa ederek, bireysel iman ve ameliyle, adam gibi İslami şahsiyetler, adanmış dava adamları olmayı başarmaları gerekir.

Sonra da, Allah'ın belirlediği, Resulün örneklediği ölçüler içinde bütünleşip, Fatiha'daki biz bilinciyle kardeşleşip alternatif İslami yapıyı inşa etmeleri gerekir. Böylece, tek tek gövdesi üzerinde dikilmiş bu ekin fidelerinin (İslami şahsiyetlerin) bir araya geldiği ve ekincinin çok hoşuna giden bir "ekin tarlası" görünümünde ortaya çıkmayı başarmak üzere çaba sarf etmelleri imani bir sorumluluktur.

Allah'ın yardımı ve rahmeti bu sorumluluklarını getirerek ortaya çıkan bu mü'minler topluluğu, İslam cemaati üzerinde olacaktır. Onlar, şura ile karar alan, şirke, zulme ve ifsada karşı birlikte mücadele eden, alınan şeriat hudutlarındaki kararlara birlikte uyan, Allah'a ve Resulüne itaat eden ve kendilerinden olan emir sahiplerinin, şeri hudutlar içindeki kararlarına da itaat etmeyi, şeri bir sorumluluk sayan mü'minler topluluğudur.

Allah razı olsun sizden değerli kardeşim. Gerçekten de çok önemli bir konuyu işlemişsiniz. İnşallah hayata taşımak da nasip olur.
 
DİĞER YAZILARI

23/05/2012 - 04:50 UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ

07/05/2012 - 22:04 MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK

21/04/2012 - 13:21 KULLANAN - KULLANILAN!

01/04/2012 - 14:55 FE EYNE TEZHEBÛN!

23/03/2012 - 22:15 TARİH NİÇİN TEKERRÜRDEN İBARETTİR?

18/02/2012 - 00:04 İDDİALARIMIZ VARDI BİZİM

02/02/2012 - 21:40 SURİYE DİRENİŞİ VE ÂDİL ŞAHİTLİK SORUMLULUĞU

14/01/2012 - 08:01 DERGİ DEĞİL MEKTEB: İKTİBAS

30/12/2011 - 09:55 HEPİMİZ “KORSAN”IZ, HEPİMİZ “KAÇAKÇI”!

23/12/2011 - 11:21 MÜSLÜMANLARIN KURUMLAŞMAKLA İMTİHANI

13/12/2011 - 00:10 KÜRESEL NEVZAT TANDOĞAN: NATO

03/12/2011 - 00:47 FETVA

18/11/2011 - 15:37 "ÇÖZÜM İSLAM'DA" HAKİKATİNE BURUN KIVIRMAK

23/10/2011 - 12:42 "İDEOLOJİSİZ ANAYASA" TALEBİ VE MÜSLÜMANLAR

12/10/2011 - 00:17 NİÇİN CİDDE VE KAHİRE?

21/09/2011 - 20:13 SUS PAYLARI VE MÜSLÜMANLAR

16/09/2011 - 15:57 BİLGİ FETİŞİZMİ

19/08/2011 - 05:05 AÇLIK SORUNU, İNSANİ YARDIM VE İSLAMİ MÜCADELE

16/08/2011 - 05:05 YÜZDE 81 DİNDAR, YÜZDE KAÇ MÜSLÜMAN?

25/07/2011 - 22:39 UNUTULMAYA YÜZ TUTAN DİL: TEVHİDCE

20/07/2011 - 10:23 DİCLE, KURTLAR, KUZULAR VE MÜSLÜMANLAR

07/07/2011 - 12:36 NAMAZDA KUR'AN OKUDUĞUMUZUN FARKINDA OLMAK

30/06/2011 - 07:14 HUDEYBİYE İSTİSMARINDA SON NOKTA

22/06/2011 - 18:56 İSLAM COĞRAFYASI, TÜRKİYELİ MÜSLÜMANLAR VE ÜÇ TUTUM

13/06/2011 - 23:31 RAHAT KAÇIRAN ÂYETLER!

02/06/2011 - 05:58 SİSTEM İÇİ DEĞİŞİM MÜSLÜMANLARIN LEHİNE Mİ İŞLİYOR?

27/05/2011 - 17:29 İTİDAL KAVRAMI DOĞRU ANLAŞILIYOR MU?

10/05/2011 - 11:19 "MEÂL - TEFSİR" FORMU DOĞRU MU?

01/05/2011 - 13:20 "TÖRENLER CUMHURİYETİ" VE ÇOK KUTSALLILIK

15/04/2011 - 13:01 İSLAM TOPRAKLARI NİÇİN KOLAY BOMBALANIYOR?

10/04/2011 - 23:36 BDP ÇOK GEÇ UYANDI!

25/03/2011 - 11:41 SENİN QULHUN SANA, BENİM QULHUM BANA!

05/03/2011 - 00:27 BÖLGEDEKİ GELİŞMELER: "İSLAM'SIZ LÂ" NE GETİRİR?

28/02/2011 - 23:05 ÖLÜM, İLKELER, PRAGMATİZM

18/02/2011 - 18:20 ŞEHADET: ALLAH İÇİN OLMAK

12/02/2011 - 08:56 TUNUS VE MISIR DENKLEMİ

31/01/2011 - 12:11 “Tarihin sonu"ndan devrimler çağına

21/01/2011 - 22:56 BİN ALİ, NE ÖZENTİSİYDİ?

07/01/2011 - 08:58 SEYYİD KUTUB VE BİZ: GERİ DEĞİL İLERİ

11/12/2010 - 01:09 “SEYYİD KUTUB’U AŞMAK” SÖYLEMİ

27/11/2010 - 12:49 KAPİTALİST KUŞATMAYA KARŞI ÇARESİZ MİYİZ?

10/11/2010 - 23:46 BİR AĞAÇ GİBİ TEK BAŞINA, BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇE

26/10/2010 - 00:35 MÜ'MİNLER BİRBİRLERİNİN VELîSİ Mİ?

23/10/2010 - 12:46 DANİEL BEBEK

12/10/2010 - 23:28 İSLAMİ SİYASET, MUHAFAZAKÂR SİYASETTEN AYRIŞMAKLA BAŞLAR

24/09/2010 - 12:41 KUR'AN MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ?

13/09/2010 - 13:13 AHALİYİ KİMLİKSİZLEŞTİRME PARTİSİ

07/09/2010 - 11:50 SON OLARAK...

28/08/2010 - 16:48 TERAZİNİN AYARLARIYLA OYNAMAK

23/08/2010 - 14:18 PRAGMATİZM ÇIKMAZI

13/08/2010 - 11:24 ERCÜMEND ÖZKAN FARKI

06/08/2010 - 11:48 HANGİ KÜRT MESELESİ?

16/07/2010 - 10:51 DUAYI BİREYSELLEŞTİRMEK

07/07/2010 - 13:33 RASULULLAH NİÇİN HABEŞİSTAN’A HİCRET ETMEDİ?

21/06/2010 - 10:18 ZAYIFLATILAN İSLAM DEVLETİ PERSPEKTİFİ

11/06/2010 - 15:29 ŞEHİDİN ARKADAŞI OLMAK

03/06/2010 - 11:05 KAHROLUYORUM

21/05/2010 - 18:39 MÜ'MİN ZİHNİN TEMEL KODLARI

15/05/2010 - 19:46 İLİŞTİRİLMİŞ DUYARLILIKLAR VE AFGANİSTAN

27/04/2010 - 12:47 TEVHİDDEN BAĞIMSIZ ADALET SÖYLEMİ

21/04/2010 - 12:28 MÜSLÜMANLAR VE "SİSTEMİN YENİDEN İNŞASI"

19/04/2010 - 13:48 TERÖRİZMİ KINAMAK

12/04/2010 - 19:12 TEKNOLOJİ: NE MAHRUMİYET, NE MAHKÛMİYET

10/04/2010 - 13:56 PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALMAMALI

30/03/2010 - 22:35 KENDİ YERİMİZDE VE KENDİMİZ OLARAK...

26/03/2010 - 14:20 BUGÜNE KADAR HELAL MİYDİ?

12/03/2010 - 11:17 SOMALİ'DE "KORSANLAR VE İMPARATORLAR"

02/03/2010 - 17:59 MİNBERLER VE MİHRABLAR

19/02/2010 - 11:39 NATO'YA KİM "ONE MİNUTE" DİYECEK?

14/02/2010 - 19:26 SORGULANMAYAN VESAYET

06/02/2010 - 11:23 BAŞÖRTÜSÜ: ÇÖZÜM YAHUT ÇÖZÜLME

25/01/2010 - 14:13 DAVETTE YUVARLAK MASA MODELİ

19/01/2010 - 17:24 İSLAM RESTLEŞMEDİR!

09/01/2010 - 13:28 ÜÇ TARZ-I SİYASET

28/12/2009 - 20:03 BİZİM DE MUNTAZERİLERİMİZ OLMALI

17/12/2009 - 13:11 YOL AYRIMINDA İKİ PROJE

10/12/2009 - 19:02 O ZATEN KEFENİNİ GİYMİŞTİ

02/12/2009 - 09:53 İSLAM, KAPİTALİZMİN VİCDANI KILINAMAZ

26/11/2009 - 18:40 KURBAN

14/11/2009 - 17:50 GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ DİNDARLIK

08/11/2009 - 14:32 KİRLİ ÇORAP - KİRLİ MAHYA İKİLEMİNDE DİYANET

31/10/2009 - 16:11 ZİKR: RİTÜELLEŞTİRİLEN HAYAT ÖLÇÜSÜ

22/10/2009 - 14:30 İSTİKRAR

10/10/2009 - 14:19 ÇÖP İŞÇİSİNİN ÖLÜMÜ

24/09/2009 - 12:04 'DİNDARLIK ANKETLERİ'NDE SORULMAYAN SORU

06/09/2009 - 11:44 HANGİ EHL-İ SÜNNET?

26/08/2009 - 14:11 NAMAZ KILMAYANLAR NİÇİN ORUÇ TUTAR?

10/08/2009 - 10:55 RAMAZAN NİÇİN ZAM AYI OLDU?

15/07/2009 - 19:42 SEN DE Mİ ADEM!

01/07/2009 - 08:09 İSLAM İHTİLALCİ DEĞİL İNKILABCIDIR

16/06/2009 - 14:18 İRAN'DA "CUMHURİYET MİTİNGLERİ"

30/05/2009 - 08:50 DİNİ PAYANDALAŞTIRMAK

16/05/2009 - 10:19 OBAMA'DAN "CAN ALICI" MESAJLAR

04/05/2009 - 22:51 NÖBET YERLERİMİZİ NE ÇABUK TERK ETTİK

19/04/2009 - 11:34 "KUTLU DOĞUM" NE ZAMAN?

03/04/2009 - 19:56 "BEN YAPTIM OLDU" UMURSAMAZLIĞI

26/03/2009 - 11:50 BULDUĞUMUZ DEĞİL UMDUĞUMUZ

19/03/2009 - 08:16 PUTİN RUSYASI ve İSLAM

11/03/2009 - 00:16 BEN “SEÇİM”İMİ O GÜN YAPMIŞTIM

28/02/2009 - 12:05 AK PARTİ 28 ŞUBAT’IN MUSA’SI MI, ÂSÂSI MI?

19/02/2009 - 22:50 BAŞÖRTÜSÜNÜ SAVUNMAYA VAR MISINIZ?

13/02/2009 - 09:51 GAZZE'NİN KİMLİK İHRACI VE ÇOCUKLAR

30/01/2009 - 11:06 BİR AYAKKABI DA ERDOĞAN’DAN

18/01/2009 - 11:28 KAZANAN GAZZE HALKI OLDU

05/01/2009 - 22:13 İNSANLIĞIN ÖĞRETMENİ ŞEHİD GAZZE

20/12/2008 - 17:07 ALLAH’TAN KORKMUYORSAN, HİZBULLAH’TAN UTAN!

11/12/2008 - 14:49 ARABESKİN EN TEHLİKELİSİ

28/11/2008 - 10:00 KURBAN ORTAKLIĞI

20/11/2008 - 08:30 BÜYÜCÜLER VE KEMALİSTLER

08/11/2008 - 11:01 OBAMA KİMİ KURTARACAK?

08/10/2008 - 16:34 KÜRT SORUNU: ÇÖZÜMSÜZLÜK MÜ, ÇÖZÜM MÜ?

18/09/2008 - 11:05 RAMAZAN, KUR’AN VE KADINLAR

07/09/2008 - 16:03 ANNE-BABAYA "ÖF" DEMEYEN BİR TOPLUM!

27/08/2008 - 21:10 RAMAZAN DENİNCE

19/08/2008 - 08:57 AKVARYUM MÜSLÜMANLIĞI

03/08/2008 - 12:38 PUTLARIN HAKKI DEVİRİLMEKTİR, ISLAH EDİLMEK DEĞİL!

17/07/2008 - 12:07 İSLAM’IN İLK ŞARTI CİDDİYETTİR!

08/07/2008 - 18:26 MÜSLÜMANLAR CAHİLİ SİSTEME KANAT OLMAMALI!

29/06/2008 - 18:24 ÇİZGİ FİLMLER NE KADAR MASUM?

20/06/2008 - 14:25 PROVOKATÖR İTHAMI ÜZERİNE

03/06/2008 - 07:03 DOĞRU CAMİLER AÇIK, FAKAT NEYE?

24/05/2008 - 17:08 YANGINDA İLK KURTARILACAK

14/05/2008 - 22:21 BOYKOTUN ÖNEMİNİ KAVRAYAMAYANLAR İÇİN BİR HABER

03/05/2008 - 20:49 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

19/04/2008 - 19:45 NE "HOŞKÖRÜ", NE ŞİDDET KÖRÜ!

05/04/2008 - 13:58 HATİM KAMPANYALARI

11/03/2008 - 20:02 KADIN-ERKEK: REKABET Mİ, VELAYET Mİ?

01/03/2008 - 10:40 “MÜCAHİD DENKTAŞ” İSLAMİ DEĞERLERE KARŞI!

23/02/2008 - 19:13 KUR’AN İLAÇ DEĞİL REÇETEDİR

07/02/2008 - 13:09 HERKES DİNİNİN SAHİCİ ADAMI OLMALI

26/01/2008 - 19:42 BU KADAR CEHALET İÇİN "AYDIN" OLMAK ŞART MI?

20/01/2008 - 14:49 BAŞÖRTÜSÜNE KARŞI KEMALİZM-APOİZM İTTİFAKI MI?

06/01/2008 - 23:06 NAMAZLARIMIZI HIZDAN KORUYALIM

25/12/2007 - 20:03 HACCIMIZI GERİ İSTİYORUZ

04/12/2007 - 21:22 BU SENARYO, ALFRED HİTCHCOCK'A MI AİT?

19/11/2007 - 10:24 KUDÜS BULUŞMASI: RENKLER AYRI, DUYGU VE SLOGANLAR AYNI

01/11/2007 - 10:38 TOPLUM MÜHENDİSLERİNİN YENİ GÖZDELERİ: NEOMENKIBECİLER

08/10/2007 - 17:22 TV ESİR ALIYOR; ESİR OLACAK MIYIZ?

01/10/2007 - 12:44 "NİŞANLILIK DÖNEMİ NİKAHI": KİTABA UYMAK YERİNE KİTABINA UYDURMAK

11/09/2007 - 12:37 BELEDİYELER VE RAMAZAN: GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ!

01/09/2007 - 15:23 KAVRAMLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM!

07/08/2007 - 10:53 “İSLAMSIZ İSLAM” SAPTIRMALARINI BOŞA ÇIKARMAK

27/07/2007 - 17:13 ULUSALCILARIN MUMU YATSIYA KADAR YANDI!

23/07/2007 - 12:59 İSLAMİ MÜCADELE BİR BÜTÜNDÜR, PARÇALANAMAZ!

12/07/2007 - 10:35 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

02/07/2007 - 11:31 JAKOBENİZMİN YENİ MEVZİSİ, YENİ MASKESİ: ULUSALCILIK

14/06/2007 - 18:33 ÇEVRESEL İFSADIN SONUCU: "SEKÜLER KIYAMET" BEKLENTİSİ

05/06/2007 - 18:20 LAİSİZMİN MERCAYUN'U, İSLAM'IN BİNT CİBEYL'İ

25/05/2007 - 13:16 İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR

12/05/2007 - 14:29 ÇÖZÜM; MEŞAKKATLİ FAKAT İSABETLİ OLAN NEBEVİ HAREKET METODUDUR

01/05/2007 - 20:38 HAYALCİ VE ERTELEMECİ SİYASETİN SONU: "TİYATROMUZ BURAYA KADARDI!"

27/04/2007 - 15:24 PROVOKASYONLAR, TEKTİPÇİ ULUS KİMLİK KURGUSUNDA DÜĞÜMLENİYOR

18/04/2007 - 20:14 “ILIMLI MÜSLÜMAN” KİMDİR?

11/04/2007 - 19:50 KAVMİYETÇİLİK, EMPERYALİZME KUSURSUZ HİZMETİNİ SÜRDÜRÜYOR

30/03/2007 - 11:55 İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK

22/03/2007 - 18:56 ESKİDEN BAKKALLARIMIZ VARDI

12/03/2007 - 13:32 “BÜYÜK BULUŞMA"DAN BÜYÜK TAHRİBAT

23/02/2007 - 16:14 “MUHAFAZAKAR DEMOKLES”İN KILICI İLKAV’IN TEPESİNDE

07/02/2007 - 11:30 KUR'ANI TAHKİR VE TEZYİF SUÇU

22/01/2007 - 17:03 İKİ YÜZLÜ MEDYANIN “ÇILGIN TÜRKLER”İ
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat