Şimdi yeni bir sayfa zamanı, yeni bir başlangıç, sanki yeniden tanışma, yeniden birleşme zamanı. Yeniden kardeşliği tesis, toptan Allah’ın ipine sarılma zamanı. Kardeşliğimizi hatırlama, geçmişi unutma zamanı. Hedef aynı, gayretler aynı yönde, mücadele birlikte. Ne varsa karşısında duran İslam’ın ve Müslümanların topyekün mücadeleye yeniden birlikte karşı koyma zamanı, yeniden kardeş olma zamanı.
Müslüman camia olarak sıkıntılı günler geçiriyoruz, bizi üzendaraltan bunaltan günler. Uykularımızın kaçtığı gecelerin, sabahını gördük. Evetler, hayırlar havalarda uçuştu, bazı kardeşlerimiz ehven-i şer dedi, diğerleri Tevhide aykırı dedi ve günler bu sıkıntılarla akıp gitti.
Herkes üzüldü belki, kırıldı, gücendi. Bazı hesaplar mahşere bırakıldı bazıları kalplere gömüldü tekrar. Kimimiz tuzu kuru olduk, kimimiz düzene yamanan. Birileri bu konuya müdahil olalım dedi, diğerleri bizi ilgilendirmez şer odakları dedi.
Yazılar, yorumlar sayfalara sığmadı, dil de, kalem de sözünü söylemekten yılmadı. Yani kısacası herkes bir şeyler yazdı, çizdi. Mürekkepler kurusa da, yazılar hep yerinde kaldı, kalacak da.
Şimdi yeni bir sayfa zamanı, yeni bir başlangıç, sanki yeniden tanışma, yeniden birleşme zamanı. Yeniden kardeşliği tesis, toptan Allah’ın ipine sarılma zamanı. Kardeşliğimizi hatırlama, geçmişi unutma zamanı. Hedef aynı, gayretler aynı yönde, mücadele birlikte. Ne varsa karşısında duran İslam’ın ve Müslümanların topyekün mücadeleye yeniden birlikte karşı koyma zamanı, yeniden kardeş olma zamanı. Eğer iman edenlerden isek. Çünkü “Ancak iman edenler kardeştir” düsturu karşımızda kapı gibi duruyor. Husumet kırgınlık dargınlık zamanı değil. Olan oldu, söz söylendi, yazılar yazıldı, şimdi davamız için yeniden birleşme bir araya gelme, birlikteliği oluşturma zamanı. Bir birimize gelip gitme, kapılarımızı çalma, seslerimizi duyma, yeniden kucaklaşma zamanı. Kırgınlıklardan uzaklaşma, zalimlerin hevesini kursağında bırakma, andı, Milli Güvenlik derslerini kaldırma, silahları susturma, bütün bunların yanında, illaki de yeniden barışma zamanı.
Kur’ani taleplerimizi istemeye, İslam Toplumunu oluşturma, baş örtüsü eylemlerini yapma, her ilahi emri gereğince eda etme çabalarını yoğunlaştırma, bunun ilk şartı da yeniden kardeş olma zamanı. Davetlere icabet etme, ilk giden biz olma erdemiliğine erişme, dertlerimizin ortak olduğunu idrak ve anlama zamanı, ama illaki de kardeş olma zamanı.
Gelin, kırgınlıkları küskünlükleri, buruklukları, alınmışlıklarımızı ve husumetlerimizi bir gün kendimizin de gireceği toprağa gömelim, dirileceğimiz gün bize hesapsız getirisi olan kardeşliğimizi tekrar inşa edelim. Arayalım soralım tekrar kardeşlerimizi, telefon edelim, habersiz çıkıp gidelim yanlarına. Kahvelerimizi içelim birbirimizin, biz tekrar biz olalım. Çünkü biz ancak BİZ olmanın ruhuna erersek sesimiz yükselir. Biz birlik
olursak yapmak istediklerimiz yolunda gayret gösterebiliriz.
Yeniden kardeş olalım, Allah rızası için, kardeşlik hukuku için, emrolunduğumuz için. İhtilaflar bizi ebede kadar ayırmasın, hatta hiç zaman kaybettirmesin, şimdi hemen arayabileceğimiz kim varsa arayalım konuşalım, hiçbir şey olmamış gibi, yeniden kardeş olalım. Elimizle, bütün ellerler birleşsin, ellerimiz aynı
yerde olsun, darmadağınık değil, imamesiz tespih gibi değil, saflarını sık tutan iman ehli gibi olsun, gönüllerimiz yeniden kardeş olsun. Düşüncede, amelde hedefte, istikamette nereye gidilecekse Hakk adına oraya birlikte gidelim, yeniden kardeş olarak.
Büyüklerimiz, ağabeylerimiz, değerli hocalarımız, mücadele erleri, bize yol gösterin, kardeşliği gösterin örnek olun, kafirleri zalimleri korkutun,yeniden birlik olun, bir duvarın tuğlaları gibi, serhat boylarında sıra
sıra duran hakk erleri gibi yeniden kardeş olun, yeniden kardeş olalım.
Kimse kimseden özür beklemeden, kimse ilk giden ben olmam demeden, enaniyetleri, kibirleri şeytana inat içine gömen(ler) olarak, birer hürriyet savaşçılarına yakışan eda ile ve emredilen üzerine yeniden birlik olma, yeniden dirilme adına,bir amel üstünlüğünü ispatlayarak ilk ecre talip gayretiyle yeniden
kardeş olalım. Uzatalım ellerimizi birbirimize, kim ilk selam veren olmak istersen, en büyük ecri alacağı üzre,kim ilk giden olursa kardeşlik adına bir adım karşı tarafa, kardeş olma gayretiyle,cennetin talibi olarak kazananlardan olacaktır. Kazananlardan olmak, ilk tuğlayı koymak için İbrahim (as) gibi, ilk
giden biz olalım.
Emperyalistlerin, zalimlerin, şer odaklarının, zamane Firavunlarının arzularını hepimiz biliyoruz, onlar bizim asla bir araya gelmemizi istemiyorlar, bunun idrakindeler, biz de kardeşliğimizin idrakinde olarak yeniden kardeş, yeniden aynı safta,Müslümanlara karşı şefkatli kafirlere ise şiddetli tavrımızla yeniden kardeş olalım.Hayırlarda yarışalım, hayırlarda yardımlaşalım, alınlarımızda ki secde izlerinden birbirimiz tanıyalım, her şeye rağmen yeniden kardeş olalım.
Birlikte çalışalım, karşılıklı anlatalım, dinleyelim, zaman geçsin biraz demeyelim, “Zamana And olsun ki..” emrini hatırlayalım, husumet var az da olsa, diyerek kendimizi şartlamayalım, birimizin eksiğini diğerimizle tamamlamaya devam edelim.
evet her yanlıştan sonra gelin kardeş olalım, demek yapılan yanlış kadar bir yanlışlık bizler müslümanlarız attığımız her adımın hesabını vereceğimiz bilincinde olanlarız,eyer yapılan yanlıştan avf dileyip hataların farkına varılırsa elbetteki biz kardeşiz ama itikadi ve tevhidin zedelenmesi bazında yaplan yanlışlıklar kardeşlikleri zedeler tekrar bu kardeşliğin boyutu ortaya konulup üzerinde düşünülmesi gerek diyorum aziz olan Allah bizleri yanlışlardan ve hatalardan beri olan kardeşlerden etsin inşallah
matav
14-11-2010, 11:33:45
Güzel kardeşim..Yazar kardeşimize muhalif bir tavır ortaya koymadım ki ben, sadece vakıaya işaret etmeye çalıştım.Bundan kastım da işaret edilen noktalarda karşılıklı olarak bireysel fedakarlıklarda bulunmamızı salık vermekti..
Ve senin istediğin öneriler de yazılanların zımnında mevcut zaten..Sürekli farklılıklarımızı kaşımazsak, arzu edilen kardeşliğin gerçekleşeceğine inananlardan biriyim aynı zamanda. Ama dediğim gibi sanki birileri bunun önüne geçmek ister gibi bir hal içerisindeler..Düşüncelerin iktidarına soyunmak denilen şey de herhalde bu olsa gerek..Selamlar..
feda
13-11-2010, 12:34:28
sayın matav sizin bir çözüö öneriniz var mı?
arkadaş yüreğine dökülen içinden gelen samimi ve içtenlikle birşeyler ve güzel şeyler ifade etmiş.
şu sorun bu sorun demişsiniz.sunamayacaksanız bir dünya , yıkmayın kimsenin dünyasını.
Murat
02-11-2010, 13:15:45
Yakup kardeş güzel düşünüyor ve güzel sylüyorda malesef birilerinin böyle bir derdi olduğunu sanmıyorum. bakın bakalım bu çağrıya muhatap olanlar kimlerle düşüp kalkıyor. Tevhidi düşünenlerlemi yoksa bulaç gibi dilipak gibi demokrasi havarileriylemi
matav
01-11-2010, 11:53:52
Kalemine sağlık ama!
Ama deyince iş bitiyor malum..
Kimlerin ölçüsünce kardeş olunacak?
Sıkıntı burada değil mi kardeşim?
Müslüman/mü’min kavramı ortak buluşma merkezi olmadıkça daha çoook beklenir..
Herkes birbirini “öteki” görme derdinde..
Cemaatler, dernekler, vakıflar, STK’lar o amaçla kurulmuyor mu, kurulmamışlar mı?
Herkesin kendisini kuşatan ölçeklerle Kur’an’ı okuduğu vaki iken yani yaşına, aklına, aldığı eğitime, eğitimde geldiği noktaya, içinde bulunduğu kültüre, sosyal çevresine göre eşyayı okuması söz konusu iken, bütün insanlığı geçtik, bütün müslümanları kendimiz gibi, tıpkıbasım düşünmeye icbar etmemizin doğurduğu sıkıntılara kardeşlik babında çözüm istiyorsun ama zor be dostum..
Bu ara, hangi birimizin Din adına ulaştığı kaynaklar bir?
Aynı meali, aynı tefsiri, bu alanda gelişmiş aynı usulleri mi takip ediyoruz?
Bunca meal, bunca tefsir, bunca usul, bunca hadis külliyatının ve hatta İslam düşüncesi adına geliştirilmiş bir dolu külliyatın hangi birinin içinden çıkacağız?
Bugün yayımlanan kitapların, dergilerin, peşi sıra ortaya çıkan meal ve tefsirlerin her biri aslında kendi özellerinde bir anlam dünyası derdinde değiller mi?
Hangi birilerine kulak verilecek?
Bu doğrultuda her birimizin İslam düşüncesi, İslam felsefesi, İslam tarihi yani İslama dair okuduğu kitaplar farklı değil mi? En önemlisi, her birimizin fıtratı, karakteristik dokusu, akıl/zekâ yapısı, yaşımız, boyumuz posumuz bir mi?
Yani kardeşim, kendi indi mülahazalarımızla şekillenen anlam dünyamızı ,”işte Kur’an bunu söylüyor” diye insanlığa dayattıkça ortak bir noktada buluşma beklentimiz bir ütopyadan öteye gitmez..
İstişare, şura, meşveret, dayanışma meclislerinin tıpkı basım insanlardan oluşmasının şart olmadığı halde bugün istenen budur..Aykırı seslere, farklı düşüncelere, sahip olunan bilginin muhalifi veri sahiplerine tahammül edilmediği bir alemden bahsediyoruz.Anlamaktan çok yargılamaya ve kazanmaktan çok “öteki” kılıp mahkum etmeye çalışan Müslüman camiadan dem vuruyoruz..
Anlatmak, paylaşmak, birlikte eylem yapmak elbette ama hangi birimizin bilgisi ve düşüncesi kemale erdi de bütün Müslümanlardan aynı refleksleri göstermelerini bekliyoruz?
Birbirimize karşı kullandığımız dil sorunlu..Sizin değilse de benim sorunlu..
Bilmem anlatabildim mi sayın kardeşim?
Hep söylerim: Hz. Resul , etrafındaki, iman etmelerinin dışında her bir şeyi farklı insanları bir arada tutmayı başarabilmiş bir liderdi..Aksi mümkün değildi; çünkü Kur’an bunu emrediyordu..
Peki, mütemadiyen Muhammedi örneklikten dem vuran bizlere, bugünün lider geçinenlerine, akil adamlarına ne oluyor?
Kur’an’ın çağrısı şudur: “De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız ALLAH'a ibadet edelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. ALLAH'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin." Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun, biz müslümanlarız."
Hangi Müslüman hitap geçmişin kitap ehlinedir iddiasında bulunabilir ki?
“Şahit olun, biz müslümanlarız."a dikkat!