Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
ÖZELEŞTİRİYE İHTİYACIMIZ VAR
Bünyamin ZERAN - 20/09/2010 - 14:05
Bir şeyi yanlış da yapıyor, eksik de yapıyor olsak bizi tamamlayacak olan şey iman ve onun bize kattığı ahlaktır. Dünyadaki tüm fikirsel ayrılıkların temeli ahlakidir. Tevhidi müminlerin ayrılıkları da ahlakidir. Bu zamanla düşünceye de sirayet etmektedir. Ahlaki açıdan yozlaşmış bir mü'minin sınırları da giderek kaybolur.

İslam toplumu azıcık sert esen her rüzgarla heryere savrulmaya müsait bir şekilde yaşamaya devam etmektedir. Bu durum elbette çok kabul edilebilir bir durum değildir. Kendi siyasetini, kendi düşünce sistematiğini kuramamış olması onu heran savrulmaya hazır halde bekletmektedir. Müslümanlar 1979 İran devrimiyle birlikte devriminde vermiş olduğu rüzgarla hızlı bir okuma trendi yakaladı. Bu okumalar belli bir sistematik düzen içinde okumaktan ziyade samimi niyetle islam adına ne varsa okuma şeklinde oldu. Mısır’dan, İran’dan, Pakistan’dan, Sudan’dan çeşitli müslüman alim ve entellektüellerin tercümeleri büyük bir talep gördü. Ve bu kitaplarda anlatılan konular coğrafi farklılıklar ve toplumsal farklılıklar gözardı edilerek bu ülkedeki islami harekete eklemlenmeye çalışıldı. Bunu ne kadar iyi niyetle yapıyor olsanızda elbette sağlıklı bir eylem olarak tarihte yerini almıyor bu durum.

Cumhuriyetin kurulmasından 1950’lere kadar gelinen süreçte tek parti diktatörlüğü ülkeye hakim olduğundan ve hızlı bir modernleşme çalışmaları yapıldığından dini olan her düşünce ve eyleme umacı gözüyle bakılmış ve en ufak dini düşünce ve eylemlere tahammülsüzlük gösterilerek şiddetle bastırılmıştır. 1950’lerden sonra ise liberalizm yavaş yavaş ülkeye yerleşmeye başlamış toplum geleneksel olan islamı sahiplenmeye başlamış ve zamanla geleneksel olandan tevhidi olan islama doğru ufak tefek kaymalar dışında ciddi bir hareketlilik göze batmamış. Özellikle Mısır’da Hasan El Benna ve Seyyid Kutup’un eylemleri yazdıkları kitaplar ülkemizde heyecanla karşılanırken tevhidi islamda yavaş yavaş ivme kazanmaya başlamış. İran devrimi ile birlikte de okumalar ve tevhidi birliktelikler daha da çoğalmaya başlamış. Ne var ki ülkemizde müslüman toplumun yıllar süren sindirilmişliği neticesinde tevhidi mücadelede bir gelenek oluşmamıştır. 1980 ve sonrasındaki tüm hareketler el yordamıyla oluşturulmuş hareketlerdir. Yanlış yaparak doğruyu bulma yolu kullanılmıştır. Bunu elbette doğru ve haklı bir yol olarak görmek zorundayız. Çünkü kurulu bir gelenek yoktur. Yeni bir gelenek oluşturulmak zorunda olunduğu için bir yerden başlamak gerekiyordu ve elbette yanlışları ayıklaya ayıklaya gidilecekti ki öyle oldu. Tabii bunun neticesinde bir çok müslüman ağır bedeller ödediler. Kimisi şehadetle buluştu, kimileri müebbet hapis yedi kimileri ise yurt dışına hicret ederek yaşamak zorunda kaldı. Buraya kadar süreç eksiğiyle fazlasıyla normal, izlemesi gereken seyirde geçti.

Tam bir gelenek oluşuyor derken 28 şubat darbesiyle birlikte bir anda her şey toz duman oldu. Tevhide bağlı dediğimiz bir çok entelektüel safını değiştirdi. Kimisi bazı cemaatlerin adamı oldu kimisi partilere angaje oldu kimileride sessiz ve sedasız köşesine çekildi. Ortada bir avuç müslüman düşünceyi ayakta tutabilmek için elinden geleni yapmaya çalıştı. 1980’lerden bu yana devam eden hareketlilik ve o samimi ruh bir anda dağıldı. Post modern darbenin müslümanlara öğretmesi gereken elbette çok fazla dersi olmalıydı. Ama referandum sürecine baktığımızda müslümanlar bu dersi yeterince almamışa benziyor. Bir davayı üstlenmekte herşeyden önce imana ihtiyaç vardır ve imandan sonra onu besleyecek olan bir okumaya ve ardından siyasi bir bilinceihtiyaç vardır. Eğer iman ediyorda bunu vahiyden sürekli beslenmeden belli bir siyasi bilince dönüştürmeden yaşıyorsak yıllar süren bir mücadelede olmamız gereken yerde olamayacağımız açıktır. Bunun içindir ki müslümanların yaşadığı konjoktürü dikkate alarak ve de ciddiye alarak hareket etmeleri gerekmektedir. Uzun vadeli yolculuklara kendi hazırlayan bir ruh haline bürünmeleri kendilerinden sonra gelecek olan nesle de bir gelenek bırakmak zorunda hissetmeleri gerekmektedir. Maalesef bugün tevhit, şirk, adalet, mümin vs. kavramları kullanırken bu kavramların içeriğini doldurmaktan bunu karşımızdakilere net olarak anlatmaktan aciziz. Tevhit nedir? Adaletle anlatılmak istenen nedir, şirk koşmak nasıl olur ve zulüm zalim nedir kimdir? Küresel sermaye, faiz, kapitalizm, modernleşme, liberalizm ve hedonizm nedir? Yaşadığımız çağda bu kavramlar karşılığını neyde bulur ve bunlara karşı nasıl bir tavır takınılabilir? Bunlardan kaçarak mı yaşamalıyız? Yoksa bunları yeniden mi tanımlamalıyız? Kuvvetli bir eleştiriden maalesef mahrumuz. Eğer eleştiri geleneğini canlı tutmazsak (ki bunun içinde derinliğine okumak ve zanlardan uzak durmak gerek) sağlam bir gelenek oluşturmaktan ne yazık ki nasibimizi alamayız. Bugün sistemin attığı bir oltaya düşecek kadar yerimizi tespit edebilmiş değiliz. Referandum sürecinde oy kullanmayı veya kullanmamayı tevhit ve şirk olarak görmek bizim tefekkürden yoksun düşünme biçimimizdir diye düşünüyorum. Oy kullanmayan müslümanların oy kullanmama sebeplerini dile getiren gerekçeleri oldukça kayda değer ve mantıklı iken oy kullanan kardeşlerimizin oy kullanma gerekçelerinin kayda değer yanları olmamasına rağmen(ki bir çoğu iyi temenni olmaktan öte şeyler değildi) kimi kardeşlerimizin oy kullanmayanlara karşı kullandığı uslup tasvip edilemez bir düzeyde olmuştur. Böylesi bir olayda bile müslümanlar birbirlerine daha fazla sahip çıkması gerekirken bir birlerine kılıçlarını çekmiş vaziyette incitici davranmışlardır.

Öyleyse daha öğrenmemiz gereken çok dersimiz vardır. Öncelikle kabul edelim ki müslüman ahlaklı olan kimsedir. Muhammed (as)’ın buyurduğu gibi “Mümin; elinden, belinden, dilinden güvenilir olan kimsedir” yani ahlaki seviyesi en üst düzeyde olan kimsedir. Tevhidi düşünce bizi ahlaklı kılmıyorsa okuma şeklimizde problem vardır. Öyleyse en önemli sorunumuz Kur’anı nasıl okuyacağımız sorunudur. Oturup bunu tartışmamız gerekmektedir. Nasıl bir okuma yapmalıyız ki Kur’an bize hem ahlak kazandırsın hem de vahyin mesajını kalbimize nakşetsin. İslami mücadelede izlenmesi gereken yolu belirlememiz de gerekmektedir. “Her nerede olursanız olun yönünüzü kabeye çevirin” ayetini nasıl anlamamız gerekmektedir? Partisel bir mücadele mi devrimci bir mücadele mi? Nasıl bir mücadeleyle yola devam edilmesi gerekmektedir? Kısacası, güçlü bir söylev ve güçlü bir gelenek oluşturmak için kolları sıvamak gereklidir. Bunun için sistemli, derinlemesine bir okuma yani bir şeyleri kabul veya ret noktasında, bir olaya karşı alınacak evet/hayır/boykot tavrı noktasında gerekçeli, ne söylediğinden emin ne yaptığının farkında bir söylev oluşturmak zorundayız. Farklı düşünebilme zenginliğini muhafaza edebilmek ama bu düşünce zenginliğini harikulade bir ahlakla taçlandırmak zorundayız. Eğer farklı düşünme zenginliğini harikulade bir ahlakla taçlandırmadan uzak kalırsak müstağnileşme ve zalimleşme yolunuda kendimize açmış oluruz. Bu durum mü'minler arasında ayrılık ve fitne tohumları saçmaktan başkaca bir işe yaramaz.

Bir şeyi yanlış da yapıyor, eksik de yapıyor olsak bizi tamamlayacak olan şey iman ve onun bize kattığı ahlaktır. Dünyadaki tüm fikirsel ayrılıkların temeli ahlakidir. Tevhidi müminlerin ayrılıkları da ahlakidir. Bu zamanla düşünceye de sirayet etmektedir. Ahlaki açıdan yozlaşmış bir mü'minin sınırları da giderek kaybolur. Risksiz bir iman ve dünyevi anlamda rahat bir hayat dilemekten başkaca bir isteği olmaz. Ama ahlaklı mü'minin kendisi için ve kendisinden sonrakiler için yapacağı güzel şeyler ve hissettiği kaygıları vardır. Bu kaygılar onu sürekli bir şeyler yapmaya gerektiğinde riskleri omuzlamaya sevkeder. Ondan ötürü mü'minler yeni bir gelenek oluşturmak ve bunu en ahlaklı şekilde yapmak zorundadırlar. Bu kendini müslüman hisseden herkes için bir yükümlülüktür diye düşünüyorum.

728
YORUM LİSTESİ
İsmet Berat 06-10-2010, 20:31:30
Adalet ancak mülkün sahibi Allah ile kaim ve daim olur.Kafirin,müşriğin,münafıkın adalet talebi olur ama asla mutlak adaleti istemezler çünkü mayası bunu kaldırmaz..
 
Necip Karatepe 03-10-2010, 11:49:14
Rabia yorumlu kardeşim Peygamberin içinde bulunduğu organize ile bu günkü yaşanan süreç birbiriyle örtüşmüyor. En önemlisi o gün olayın içinde olan belirleyici olan bizzat peygamberdi bu gün mevcut sistemin tadilatında "Müslümanların" hiç bir katkısı yoktur ama desteği! vardır. Adalet kimden gelirse gelsin biz yanında oluruz mantığı Kurandan onay alamaz Allah adaletin sahibidir ideolojiler ise günü kurtarmanın hesabını yaparlar hiçbir zaman mutlak adalet talepleri olamaz küfür zulme,zülüm ise küfre kardeştir.biri varsa diğeri mutlaktır.
 
rabia sivas 02-10-2010, 15:11:32
Hıdful Fudul örnek olabilir mi
adalet ve daha iyi bir yaşam arayışına
örnek olarak
Hz.peygamber karşı olduğu sistemin hak arayışına destek olmuştur...
çünki ortada islami bir oluşum ve sistem yoktur.
e biz de var mı.
ben boşanacak olsam imamamı gidicem?
beni kim evlendirdiyse o otoritenin kapısını çalmak zorundayım.
bana inanç özgürlüğümü sağlayacak bir ülke
sosyalist olsa da razıyım...
yeryüzü küfürle yönetilse de zulümle yönetilmez...Allah küfre sabretse de zulme müsamaha etmez.
bizim kastımız bu.
inşallah açıklamalarım amacını aşmaz.
yanlışı savunmaktan Allaha sığınır
bize en doğruyu göstermesini dilerim
RABBİ ZIDNİ İLME...

inşallah yanılmıyorumdur.
refarandumun bir taviz olduğuna inanmıyorum.
yanılıyorsam Rabbimden doğruyu göstermsini dilerim
 
Elif Nur Eser 25-09-2010, 17:35:04
Yazarı ve yorumcuyu öncelikle tebrik ediyorum bu seviyeli eleştiri ve cevap verme noktasındaki hassasiyete... uzun zamandır bu uslup'a hasretiz Allah sizlerden razı olsun.Yazarın ahlakla ilgili kaygılarına katılıyorum gerçekten İslam ahlakını kendinde yüceltemeyen insanlar tutundukları her olguyu kirletiyorlar.Ahlakı olmayanın samimiyeti,dirayati,kaliteside olmaz önce ahlak diyorum
Saygılar
 
Bünyamin ZERAN 22-09-2010, 21:28:10
s.a coşkun bey eleştirileriniz için teşekkürler. referandumda oy verme noktasında bir eleştiri bekliyorum çünkü yazıyı gönderdiğimde bir hususu eksik bıraktığımın farkındaydım. o da oy verme sürecinde iki tavır vardı. birinci tavır acaba zulüm biraz daha hafifler daha iyi şeyler yapabilirmiyiz tavrı diğeriise ne güzel sistem islamileşiyor oy vermek salih amel vermemek ferasetsizliktir tavrı. ilk tavrı gösterenleri şirkle itham etmek biraz ağır olur hatta zulüm olur ve tefekkürden yoksun düşünmedir diyorum. evet tavır ve beklenti yanlıştır ama şirkle ithamedilecek düzeyde değildir. ne varki ikinci tavır hastalıklı bir kafa yapısının tavrıdır. şirke bulaşmış bir bakıştır. ben burda tavrı önemsiyorum. eğer referandumla herşeyi halledebileceğini düşünen sistemle uzlaşıyı bir yöntem olarak gören birileri varsa tevhidden giderek uzaklaştıklarını da görmeleri gerekecektir. bizim cenahtan insanların ayrılıkların ilk önemli sebebi ahlakidir. yazıdada belirttim bu ahlaki yozlaşma zamanla siyasi, akidevi, düşünsel alanlara da sıçrıyor ve safların yerlerini değiştiriveriyor. davayı üstlenmek için imani ve siaysibir tavırdan bahsederken sizde takdir edersinizki bu siyasi tavır elbette vahyin insana çizdiği siyasi tavırdan başkası olamaz. saygılarımı sunarım.
 
Coşkun Uzun 21-09-2010, 11:50:46
Bünyamin Kardeşim;
Yazınızın içeriğinde, muhtelif paragraflarda aşağıdaki ifadeleri kullanıyorsunuz.

“…Eğer eleştiri geleneğini canlı tutmazsak (ki bunun içinde derinliğine okumak ve zanlardan uzak durmak gerek) sağlam bir gelenek oluşturmaktan ne yazık ki nasibimizi alamayız. …”

“…Referandum sürecinde oy kullanmayı veya kullanmamayı tevhit ve şirk olarak görmek bizim tefekkürden yoksun düşünme biçimimizdir diye düşünüyorum….”

“…Bir davayı üstlenmekte her şeyden önce imana ihtiyaç vardır ve imandan sonra onu besleyecek olan bir okumaya ve ardından siyasi bir bilince ihtiyaç vardır. Eğer iman ediyor da bunu vahiyden sürekli beslenmeden belli bir siyasi bilince dönüştürmeden yaşıyorsak yıllar süren bir mücadelede olmamız gereken yerde olamayacağımız açıktır….”

“…Dünyadaki tüm fikirsel ayrılıkların temeli ahlakidir. Tevhidi müminlerin ayrılıkları da ahlakidir. Bu zamanla düşünceye de sirayet etmektedir….”

Zaten yazınızın başlığı da özeleştiri ana ekseninde olduğu için, izninizle bir iki noktanın altını çizerek eleştiri ve ikaz hakkımı kullanmak istiyorum.

Oy kullanıp kullanmama çerçevesinde gündeme gelen tartışma ve kamplaşmaların, tevhidi duruş ve bakışı, İslami mücadele ve yürüyüşü, bu çerçevede yapılan yorumları nasıl olumsuz etkilediğini, içimizde hangi çapta bir savrulmaya sebep olduğunu geçtiğimiz bu kısa süreçte hep beraber gördük.

Öncelikle belirtelim ki, oy kullanma konusu insanımız için; sistemi, rejimi tanıyıp tanımamayı, kabul veya reddetmeyi, Tevhidî ilkelere göre mi maslahat ve konjonktüre göre mi, duygu ve hislerle mi, akıl ve naslarla mı, akide ve imanın yön göstericiliğinde mi, tevil ve yorumlarla mı hareket edildiğini ortaya çıkaran bir turnusol kâğıdı oldu adeta.

Sonuçta hükmetme, kanun, yasa, ilke oluşturma, emir ve yasak, doğru ve yanlışı iyi ve kötüyü belirleme yetkisinin kimde olduğunun belirlenmesi veya kabul edilmesi şeklinde bir tezahürdü ortaya çıkan bu tavırların rengi ve içeriği. Oy kullanmayı ve Referandumu mahsurlu görmeyip tercih edenler, çeşitli bahane, yorum, istek, arzu, tevillerle hareket ediyorlar, fakat kimse kendilerini haklı çıkarıp destekleyecek, Rasülullah’ın hayatından herhangi bir pratik veya Allah(cc)’ın kitabı Kur’an’dan her hangi bir delil ve mesned getirmiyor, getiremiyor ne hikmetse.

Sonra her şeye rağmen bunu, sisteme eklemlenmeyi, onun minderinde güreşe çıkmayı, sistem içi araç ve argümanları kullanmayı reddeden veya itiraz edenleri, tefekkürden yoksun düşünmekle değerlendirmek hiçte doğru ve tutarlı bir yol değil.

Davayı üstlenmek ve sürdürmek için iman ve siyasi bilinç gerektiği doğru. Fakat bu siyası bilinç politik bir tercih, demokratik bir tavır, tavizci ve uzlaşmacı bir renk, edilgen ve belirlenen/tanımlanmış bir duruş içeremez.

O Tevhidî-Siyasi bilinçtir ki; asla beşeri değil ilahidir, Kur’anî, Nebevî esaslar ve sınırlarla kayıt altındadır. O Tevhidî-Siyasi bilinçtir ki; günübirlik, popülist politikalara meyletmez ve pabuç bırakmaz., O Tevhidî-Siyasi bilinçtir ki; sistem içi araçları gayri meşru görür ve her türlü demokratik ayartıcılık, göz kırpma, cazibe ve cilveleri karşısına alır. O Tevhidî-Siyasi bilinçtir ki; hiçbir tehdit ve bedel karşılığında ilkelerinden vazgeçmez, geri adım atmaz, taviz vermez, uzlaşmaz. O Tevhidî-Siyasi bilinçtir ki; kendi dünyasının değer ve kavramları ile hareket eder, ödünç alınan veya devşirmelerle değil, kendi rengi ve diliyle konuşur, edilgen değil etken, tanımlanan değil tanımlayan, belirlenen değil belirleyendir. O Tevhidî-Siyasi bilinçtir ki; İtikadî, Amelî, Siyasî bir bütünlük arz eder ve sadece vahiyden beslenir.

Ayrılıkların, kavga ve ayrışmaların temelinde sizin de belirtmiş olduğunuz gibi mutlaka ahlak ta vardır fakat öncelikli olan ve temel belirleyen kesinlikle siyasidir, hukukidir, otoriteye ilişkin ve yönetseldir.

Kısaca konuya ilişkin eleştiri ve görüşlerimi bu şekilde ifade ettim. Muvahhid, Tevhidî Müslümanlar arasında ciddi savrulma ve duruş bozulmalarına yol açan bu süreçten umarım hep birlikte ders alır ve kendimize bir an önce çeki düzen veririz.

Bu sitenin müdavimleri ve çoğu yazarının da durduğu yer ve takındığı tavır bellidir, açıktır. Egemenlerle uzlaşmaz, kucaklaşmaz, onlara tavizler vermezler.

Kardeşlik ve paylaşımların en üst perdeden değerlendirilmesi, Salih amellerin emin adımlarla ve kararlılıkla çoğaltılması yönünde yapıcı ve kucaklayıcı bir iradeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Çünkü bundan sonraki aşamada sisteme karşı olduğu kadar, birbirimize karşı da duruş ve tavırlarımız daha bir önem arz ediyor.

Selam ve dualarımız birbirimiz için, eleştiri ve ikazlarımız hakkı ve sabrı tavsiye sadedinden, düşmanlık, cepheleşme ve kamplaşmalarımız ise sadece sisteme ve destekçilerine, batılın taraftarlarına karşı olsun inşaAllah!
 
ilyas metin 20-09-2010, 17:50:47
Bünyamin kardeşim, sorun, vahyi kendimize söylüyor gibi degilde başkalarına söylüyor gibi okumakdan kaynaklanıyor.
selam ve dua ile
 
DİĞER YAZILARI

16/05/2012 - 22:56 ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?

12/04/2012 - 08:56 DÜŞÜNCE, KURUMLARDAN ÜSTÜN TUTULMALIDIR

15/03/2012 - 06:57 ÇAĞIN İLERİSİNDE VE GERİSİNDE OLMAK...

13/02/2012 - 22:15 MODERN DÜNYAYI İSLAM'LA YENİDEN TANIMLAMAK

13/01/2012 - 13:36 HAYATA RABB’İN ADIYLA BAKABİLMEK

22/11/2011 - 18:38 ÇAĞIN YENİ PUTÇULUĞU: MARKALAŞMA

04/11/2011 - 12:46 KUR’AN’DA İSİM KAVRAMI

26/10/2011 - 16:19 AÇLIK GÜNÜNDE YOKSULU DOYURMAK...

04/10/2011 - 06:58 BİR KUR'AN KAVRAMI OLARAK "İLİM"

05/09/2011 - 15:30 BATI’NIN DÜNÜ VE DÜNYANIN BUGÜNÜ

02/08/2011 - 12:51 MEKKE TOPLUMU VE YAŞADIĞIMIZ TOPLUM KARŞILAŞTIRMASI

20/06/2011 - 06:27 AKIL TOPLUMU

21/04/2011 - 06:17 MÜSLÜMANLARIN ZİHNİ SAVRULMALARINA DUR DENMELİDİR

24/12/2010 - 23:35 ÖLÜM ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

30/11/2010 - 22:51 AHLAKI ALLAH’LA TEMELLENDİRMEK GEREK

28/10/2010 - 22:00 KUR’AN’I TERSİNDEN OKUMAK

07/10/2010 - 11:15 DÜŞÜNCEYİ DİRİ TUTABİLMEK GEREK

20/09/2010 - 14:05 ÖZELEŞTİRİYE İHTİYACIMIZ VAR

23/08/2010 - 12:12 KULLUĞU ÖZGÜRLÜĞE TERCİH EDİYORUM

31/07/2010 - 10:40 ÇOCUKLAR NEYİN MİRASÇISIDIR?

15/07/2010 - 10:59 ZAMANIN FIRTINALARINDAN KORUNMAK GEREK

05/07/2010 - 11:53 NİTELİK Mİ NİCELİK Mİ?

21/06/2010 - 08:37 GÜNDEMLER GÜNDEM OLA

07/06/2010 - 17:55 GELİŞİM Mİ, BAŞKALAŞIM MI?

25/05/2010 - 12:37 MÜSLÜMAN OLMAK TARAF OLMAKTIR

11/05/2010 - 11:39 SALİH AMEL KÂFİRLERİ NİÇİN ÖFKELENDİRMELİDİR?

25/04/2010 - 21:44 NUH’UN GEMİSİNE BİNMEK

14/04/2010 - 12:50 SORULAR VE SORUMLULUKLARIMIZ

30/03/2010 - 18:30 DOKUNULMAZLIKLARIMIZI KALDIRALIM

18/03/2010 - 12:14 HAYATA HİKMETLE DOKUNABİLMEK GEREK

25/02/2010 - 19:09 BİZ HANGİ SINIRLARIN ADAMIYIZ?

13/02/2010 - 19:56 BEN DEĞİŞMEDEN DÜNYA NE KADAR DEĞİŞİR?

05/02/2010 - 18:52 AÇILIMDAN YANA MIYIZ HİCRETTEN YANA MI?

01/02/2010 - 08:47 AHLAK, İNSANIN KENDİNE YABANCILAŞMASINA ENGELDİR

17/01/2010 - 22:30 BİLİNCİME SAHİP MİYİM!

07/01/2010 - 18:52 FARK EDEBİLİYOR MUYUZ?

22/12/2009 - 10:55 UZUN BİR YOLCULUĞUN İMGELERİ

31/07/2009 - 15:29 İÇE DÖNÜK ŞAHİTLİK VE BİREY OLGUSU

04/02/2009 - 11:01 BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

18/01/2009 - 11:36 KUŞANMAK YA DA SLOGANLARLA DEŞARZ OLMAK

31/12/2008 - 19:46 GAZZE’DE GÖZÜ YAŞLI ÇOCUKLAR

29/11/2008 - 13:59 YAŞAMAYA DAİR...

16/11/2008 - 14:33 AYNADA KENDİMİZİ SEYRETMEK

03/11/2008 - 11:25 ŞEHADET ANCAK ŞAHİTLİK YAPANLARINDIR

07/10/2008 - 12:01 "VE SİZLER ÜÇ SINIF OLDUĞUNUZ ZAMAN..."

05/09/2008 - 10:29 KUR'AN "AYKIRI" BİR MESAJDIR
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat