Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
AHALİYİ KİMLİKSİZLEŞTİRME PARTİSİ
Şükrü HÜSEYİNOĞLU - 13/09/2010 - 13:13
“Ahaliyi Kimliksizleştirme Partisi” olmanın da ötesinde, etki alanını genişleterek giderek “Alemi Kimliksizleştirme Partisi” konumuna yürüyen Ak Partisi’nin bu misyonuna karşı, İslami kimliğimizi muhafaza etmek ve savunmak, bundan sonrasının en temel sorumluluğu olarak önümüzde durmaktadır.

Referandum geride kaldığına göre, artık bazı gerçekler daha rahatlıkla konuşulup anlaşılabilir olsa gerektir. Başından beri çok iyi kullandıkları “öcü siyaseti”yle birçok tevhidi uyanış öbeğini bile sevk ve idare edebilme becerisini referandum süreciyle zirveye taşımış bulunan muhafazakâr demokratları doğru konumlandırmadan, bağımsız ve devrimci bir İslami muhalefet çizgisi oluşturmak mümkün görünmüyor.

 

Milli Görüş gömleğini çıkardıklarını ilan edip yeni bir parti için kollarını sıvadıklarında, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) kurucu kadroları yeni kimliklerini “muhafazakâr demokrat” olarak açıklamışlardı. Muhafazakâr demokrasinin ne olduğu konusunda yapılan ilk açıklamalardan ise, halkın değerleriyle cumhuriyet rejiminin değerlerini uzlaştırmaya yönelik bir senteze gidildiği anlaşılıyordu.

 

Temelde böylesi bir kimliksizlik üzerine bina edilen yeni siyasi hareket, kurucu kadroların daha işin başında kürsel merkezlere yaptığı icazet turlarıyla da küresel efendilerle de iyi geçineceğinin işaretlerini vermiş bulunuyordu.

 

Kurulur kurulmaz girdiği ilk seçimden (Kasım 2002) galip çıkan bu yeni siyasal oluşum, o günden bu yana başlangıçta ibraz ettiği çizgisinden şaşmayan bir siyaset izledi. Kurucu ve kurmayları zaman zaman “omurgalılık”tan söz etseler de, gerçek mânada bir omurgasızlık ve çok kimlikliliğe dayalı bir kimliksizlikle bu güne kadar gelmeyi başardılar.

 

Ak Partisi’nin (Özgün bir kullanım olması için bu isimlendirme tercih edilmiştir) 8 yıllık icraatını dikkatli şekilde gözden geçiren biri, bu partide, yedi kocalı Hürmüz’ün kıvraklığını göreceklerdir. Yedi kocayı birden idare eden Hürmüz gibi, bu parti de, hem rantiyeci sermaye sahiplerini hem yoksul kesimleri, hem kâra doymayan patronları hem asgari ücrete talim eden işçileri, hem liberal siyaset taraftarlarını, hem kimi İslami siyaset taraftarlarını, hem kimi ülkücüleri hem kimi Kürt siyaseti taraftarlarını, hem AB ve ABD’yi hem İran’ı aynı anda idare etme becerisini gösterebilmektedir! Hatta Davos krizine kadar hem siyonist işgal rejimini hem Hamas’ı aynı anda idare etme becerisini de unutmamak gerekir!

 

Bir taraftan ABD ve onun savaş ve işgal örgütü NATO’yla birlikte Afganistan ve Pakistan’da kadın-çocuk ayırmadan binlerce Müslümanın katline iştirak ederken, diğer yandan sel felaketi karşısında “Gözyaşları sel olmasın” kampanyasıyla gönül almayı bilen de Ak Partisi’nden başkası değildir. 

 

Bir taraftan, Yeni Şafak gazetesi ekonomi editörü İbrahim Kahveci’nin de belirttiği gibi, cumhuriyet tarihinin en büyük faizci ekonomisini meydana getiren ve böylece sermaye sahiplerinin sermayesine sermaye katan Ak Partisi, diğer yandan da dağıttığı kömür ve kumanya yardımlarıyla yoksulların gönlünü almayı da başarabilmektedir.

 

Bu şekilde bir omurgasızlık ve çok yüzlülüğün yanı sıra, özellikle Kemalist kanat üzerinden kurguladığı cepheleşme siyasetiyle de birçok muhalif kesimi de yanına çekmeyi başaran Ak Partisi, kendi açısından başarı demek olan bu politikalarıyla, Türkiye tarihinin en büyük kimliksizleştirme süreçlerinden birinin başını çekmektedir.

 

Ak Partisi kökenli Cumhurbaşkanı Gül’ün 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı kutlamaları çerçevesinde yaptığı açıklamada dile getirdiği “Laikliğin koruyucusu ordu değil halktır” sözünde de ifadesini bulduğu üzere, Kemalist kanatla aralarında sistemin niteliklerine dair yalnızca yorum farkları bulunan bir siyasal oluşumun, birçok tevhidi uyanış öbeğini bile kendi politikaları çerçevesinde sevk edebilme becerisi başka türlü nasıl açıklanabilir ki?

 

Üstelik Ak Partisi’nin bu kimliksizliği ve kimliksizleştirme misyonu, Türkiye sınırlarını aşmış, başta Arap dünyası olmak üzere Müslüman halkları da etkiler bir konuma gelmiştir. Bu parti, Davos çıkışıyla İslam dünyasında elde ettiği prestiji, ikide bir “Bizim sorunumuz İsrail halkı ve devletiyle değil hükümetiyledir” açıklamalarıyla, siyonist rejimin varlığını takdis ederek kimliksizik ve kimliksizleştirme yönünde hoyratça kullanmaktadır.

 

Ak Partisi, yerel ve küresel çapta üzerine aldığı bu kimliksizleştirme misyonunun öneminin küresel efendiler tarafından bilindiğinin farkında olduğundandır ki, bu misyon karşılığında kendine zaman zaman bu efendileri öfkelendirebilecek manevra alanları açmaktan da geri durmamaktadır. İşte yukarıda söylediğimiz, hem AB ve ABD’yi, hem de İran’ı idare edebilme becerisinin altında da bu manevra gücü yatmaktadır.

 

“Ahaliyi Kimliksizleştirme Partisi” olmanın da ötesinde, etki alanını genişleterek giderek “Alemi Kimliksizleştirme Partisi” konumuna yürüyen Ak Partisi’nin bu misyonuna karşı, İslami kimliğimizi muhafaza etmek ve savunmak, bundan sonrasının en temel sorumluluğu olarak önümüzde durmaktadır.       

1033
YORUM LİSTESİ
nizam 24-09-2010, 06:48:01
slm yorumlara bir göz atayım dedim.Maaşallah... her biri bir makale... okuyamadım tabii... ellerinize sağlık.HAK GELDİ BATIL ZAİL OLDU...
Ve akibeti lilmuttegiyn!
 
Nureddin Zengi 23-09-2010, 10:12:53
Ak Parti özelinden hareketle,
Demokratik tercihlerin veya kimi maddi/dünyevi imkanlara ulaşıp kavuşmalarla büyüyüp beslenen sürçme ve eksen kaymalarını değerlendirirken bazı kardeşlerimiz suçluluk psikolojisiyle olsa gerek, çok alınganlık gösteriyorlar ya da (uzak bir ihtimal de olsa)meseleyi göremeyerek teyet geçiyorlar bana göre.

Ak Parti'nin islami aidiyetleri erittiği, içimizdeki ağabeyleri, kardeşleri kendi Demokratik safına çekerek etkisiz eleman haline getirdiğini, içimizden çıkan birileri olarak kan kaybetmemize sebep olduklarını ifade etmek için ne yapmak gerekiyor acaba?

Dünün redçilerini teker teker bir şekilde evetçi yapanlar, Demokrasiyi ve sistem içi mücadeleyi överek geçiş dönemi savunmaları yapanlar, bizden biraz daha zaman isteyenler, az kaldı diyenler, kadrolaşmamız lazım diyenler, bizlere radikal, aşırı uç, marjinal yaftasını vuranlar, 15-20 yıl öncesinin sivri dilini ve söylemini kullanıyorsunuz diyenler kimler sahi?

CHP'liler, MHP'liler veya BDP'liler mi yoksa?

Önemli olan çap, etki alanı, güç, imkan falan değildir. TAVIRDIR, DURUŞTUR, KİMLİKTİR, İLKELİLİKTİR!
Duruş ve misyon ibadetlerden bile daha önceliklidir dersek sanırım hata etmiş olmayız.

"İktidar olmak, öncelikli bir hedef değildir islam siyaset anlayışında. İktidarın el geçirilmesi, sağladığı nimetlerin paylaşımı, sonuçta çıkarların korunması ve geleceğin garanti altına alınması mücadelesi yoktur islam siyaset anlayışında." (Altan Murat Ünal, Nida Dergisi,142. Sayı)

"Yönetmek; sorumluluktur. Vebaldir. Emanettir. Bu emanetin, ehil olanlardan başkasına verilmesi, emanete ihanettir. Allah'ın kullarını, O'nun rızasına uygun olarak yönetmemek de emanete ihanettir." (Adil Akkoyunlu, Nida Dergisi 142. Sayı)

Sonuç olarak hepimizin amacı görünürde Hakka hizmet, fakat bir farkla!

Bazıları sistem içi denilen batıl araç ve yollarla, tarafları birbirine sentezleyerek, kendilerine truva atı gibi bir misyon biçerek hakka ulaşma ve hizmet etmenin, mümkün olduğunu savunup o yolda ilerlerken,

Bizler; açıkça ve net olarak red ve kabuller olması gerektiğini, taviz, uzlaşma, yanaşma ve anlaşmaların, eklemlenmelerin asla olamayacağını söylüyoruz o kadar.

Başka fark yok aramızda!

Bir gün yazar olursam eğer; İslamlaşma yanılgısıyla ve manipülatif atraksiyonlarla İslamizasyon zokasını daha fazla yutmayalım diye, İslamlaşma ve İslamizasyon konusunu ele alacağım. Bu kavramları ve o başlığın altına girebilecek içerikteki konuları dürüstçe masaya yatırıp, yanılgılarımızı ortaya koyacak ve kardeşlerim için enine boyuna, detaylıca anlatacağım inşaAllah!

Nasıl ki Peygamberimiz Muhammed(sav); İlah, Rabb, İbadet, Din, Salat kavramlarının içini Kur’an’a ve Tevhid akidesine göre doldurmuş ve işi kavramları düzeltmeyle başlamışsa bizlerin de yolu bu olmalıdır.

Bu yolun yolcusunun atacağı ilk adım ayrışmaktır. Zulüm sistemlerine ve işletmecilerine yağ yakmak, onları onaylamak, onlarla iyi geçinmek, örtüşmek, sürtüşmemek, onlardan medet ummak, zamana yaymak falan değildir.

Unutmayalım ki; Hz. İbrahim, Musa, İsa, Nuh, Yusuf, Salih, Şuayb….Muhammed aleyhisselamlar, içinde yaşadıkları toplumlarda ibadetlerinden önce, duruş, kimlik ve misyonlarıyla yer almışlardı. Öncelikle toplumlarının kanayan yarası neyse ona parmak basmışlardı. Gündeme müdahale etmiş, zulüm sistemlerine karşı eleştiri ve başkaldırı yükseltmiş ve mü’mince itirazlarını, tavırlarını ortaya koyuşlardı. Çünkü farzı ayn olan gündemdeki konu ve olayların yüklediği misyon ve sorumluluklardır, duyarlılıklardır. Kimlik mücadelesi duruş ve tavırla başlar.

Selametle..
 
ayhan 21-09-2010, 17:21:07
İslamcılığın doğup büyüdüğü yer yani ana kucağı sağcılıktır. Buradan kopup kendi özgün dünyasını kurmaya dönük söylemler geliştirmeye başlamıştı ki, tekrar ana kucağı çekici geldi ve döndü. Hüseyinoğlu nun anlattığı yanar dönerlik de tam sağcılıktır aslında. Patronlarla arası iyi, emperyal odaklarla arası iyi, halkı uyutabilen ... aynı demirel gibi,menderes gibi, özal gibi...

Hani kurdu asla evcilleştiremezsin ya. kurt sesi duyan kurt tekrar vahşi doğaya dönerya, öyle bişey bizim islamcıların devrimciliğide. sağcı sesi duyunca hemen döndüler vahşi batıya.

Dün tasavvufçuluğu din dışı ilan edenler bugün sarmaş dolaş iş yapıyorlar, dün küfrettikleri liberal-globalistlerle canciğerler..

Yeni dönemin genç sivilleri ve benzeri örgütlerin nerelerden beslendiğini gözardı edip sırf kemalizme saldırıyorlar diye aval aval hayranlıkla onları izler onlara aferim çekersen geldiğin yer geleceğin yer bundan daha iyi bir yer olamazdı zaten.

İsrail ABD çizgisine en iyi hizmeti sağcılık vermiştir. Bu yüzden sağcılık öyle basitce geçiştirilecek bişeyde değildir aman dikkat.
 
Burdurlu Ahmet 21-09-2010, 16:15:53
Güldürmeyin arkadaşlar sanki AK Parti öncesi Türkiye geneli tüm müslümanların özelde islami cemaatların vs. çapı neydiki. Yoksa ben mi çok tevhidi birikimli türkiye gerçeğini görememişim şu ana kadar. Yorumlar da malesef müslümanlar referndum imtihanlarnı kaybettiler gibi değerlendirmeleri okudukça şaşırıyorum.Arkadaşlar referandumun itikadi bir konu olmadığını uzun uzun yazacak değilim.Referandumda oy kullanmanın da müslümanları sisteme entekre olmanın ciddi bir adımı olarak görmek sığ bir düşünceyim.Hem sistemin nüfuz cüzdanını taşı, bankalarını kullan mahkemelerini kullan vs. sade referandumda sandığa gitmedim diye refrandumda oy kullanan müslümanlardan duruşunun daha ilkeli olduğu varsay.Ayrıca sandığa gitmeme de sistemin içinde olan sistemin izin verdiği bir seçenek. ben sandığa gitmenin ..yıl hapis veya şu kadar ciddi para cezası olsa o zaman sandığa gitmeyen kişilerin bakış açılarını anlarım.
 
Coşkun Uzun 21-09-2010, 12:15:57
Geçen bir kaç haftalık döneme damgasını vuran Referandum süreci bize göre, tercihler değil duruş ve tavırlar, kimlik ve değerler noktasından bir imtihandır.

Yaşanan savrulmaları da kabul edilebilir içtihatlar olarak değerlendirmek pek mümkün ve doğru değil sanırım.

Şunu da unutmayalım ki; bizleri ancak içimizden birileri, kendi kardeşlerimiz, kardeş bildiklerimiz, yani bizim mahallenin insanları değiştirip dönüştürüyorlar başkaları veya düşmanlarımız değil.

Muvahhid, Tevhidî Müslümanlar arasında ciddi savrulma ve duruş bozulmalarına yol açan bu süreçten umarım hep birlikte ders alır ve kendimize bir an önce çeki düzen veririz.
 
Özcan Gültekin 20-09-2010, 14:40:22
Yazıyı ve yorumları okumayı düşündüm ama eleştirmeye niyetim yoktu doğrusu. Ancak “Kimliksizleştirme” “Alemi Kimliksizleştirme Partisi” “Ahaliyi Kimliksizleştirme Partisi” vb. nitelemeler beni üzdü.
Sistemin kurucu iradesi de halka dolayısıyla Müslümanlara aynen böyle yaklaşıyor. Onlara göre toplum rüştünü ispat edememiş, sağlıklı düşünemeyen, iradi beyanda bulunacak zihinsel ve düşünsel yeterliliğe sahip olamayan özürlü bireyler yığını… sorunlarıyla baş edemeyen, karar veremeyen, kendi başına bırakılamayacak beceriksizler topluluğu… Adam olması gerekenler…! Kendileri de adam olmuş seçkinler, eğitmenler…! Hayatımızı şekillendirmek için aldıkları her karar, adam olmamız, medeni ve müreffeh milletler seviyesine ulaşmamız içindi…!? Buna karşı çıkmak bedbahtlıktı…! gericilik… yobazlıktı… Ve bu değişim dönüşüm halka rağmen olmalıydı. Güç kullanılmakta tereddüt edilmeyecekti. Çünkü halk neyin iyi neyin kötü olduğunu ayırt edemeyecek düzeyde cahildi onlara göre…
Üyesi olduğu topluma tepen bakan bu müstehzi batıcı aydın hastalığından dolayıdır ki rahmetli üstat (yada C. Meriç’te olabilir) “ Önce memleketi halaskarlardan halas etmek lazım” demek zorunda kalmış.
Bu referandum meselesinden dolayı Müslümanların yaklaşımlarına bakıyorum, aynı zihniyetin ürünü. Müslüman camiayı, “kendi başına bırakırsan ya davulcuya, yada zurnacıya varacak” basiretsiz, duygu ve dürtülerine mağlup olmuş genç kız muamelesine tabi tutuyor. Aman falan parti, filan dernek, falanca vakıf sisteme eklemlenmiş hız kesen yol bozan kurum ve kişiler onlara kanmayasınız haaa… Uyarıya teşekkür ederiz ama suçlama ve nitelemelere pes doğrusu. Kendimiz gibi düşünmeyen herkesi olaylara şaşı bakan, yanılgı içinde olan, İslamı anlamaz, yorum bilmez, nadan kişiler güruhu görmek bir nevi hastalıktır kardeşlerim. Unutmayın ki, bu gün sistemin temel mantalitesine ve argümanlarına göre biçim almış kurum ve kurullarını red eden ve her şartta itirazını vurgulayan (ki buna sizler en başta dahilsiniz) Müslüman fert ve guruplar öteden beri bütün yol kesen zorbalara, akıl çeldiren kurnazlara rağmen HADİ olanın lütf u keremiyle hep olageldi. Müslümanların tevhidi mücadelesi yüz yıllardır devam ediyor. Ve bu da tercihler noktasında bir imtihandır. Tarih gösteriyor ki Allahın yardımıyla bu topluluk rüştünü ispat etmiştir. Kimsenin endişesi olmasın. Müslümanlar dün halifelerine hangi saiklerle itiraz ediyorlar idiyse bugün de aynı ilkelerle kişi, kurum ve düşüncelere itirazlarını yapacak/yapmakta ve tarihe şerh düşmektedirler.
“Anca beraber, kanca beraber” ama birbirimize ağzı süt kokan çocuk muamelesi de yapmayalım. Endişeye mahal yok derim… Müslümanlar artık derin tecrübeleriyle pirincin içindeki taşı görebiliyorlar. Olanları, olabilir içtihatlar olarak değerlendiremez miyiz acaba.
Şunu da belirteyim ki acabalar oluşmasın inşaallah; şahsen toplumların değişim ve dönüşüm sürecinde siyasi iktidarları çözüm olarak gören bir anlayışa sahip değilim… nebevi yol ve yöntemi ilahi bir tavsiye ve tarihi bir tecrübe olarak görenlerdenim… kimseyi incitmek niyetinde değilim. Alınıp incinen kardeşlerimden af diliyorum. Selam ve dua ile…
 
nuri 20-09-2010, 09:53:03
yazınız yakın tarihte olanları yeniden anımsattı.bu süreç hakikaten her türlü kimliğe büründürmeye çalışan bir sistem ekolü.işin kötü tarafı arkasında sürüdüğü toplum bu bilinçte bile değil.daha da kötüsü bu bir islami hareket miş gibi algılayan da bir hayli çoğunlukta...
 
hüseyin Toklu 18-09-2010, 13:29:38
Yaşın 15 filan olsa sana hak veriririm.Sen herhalde uzun müddet dışarda kalmışsın.Türkiyedeki onca realiteyi bir kenara bırakıp,harici mantığıyla olayları değerlendirirsek bu haksız sonuca ulaşırız.Malum zihniyete destek mealne gelecek tutumdan vazgeçelim

EDİTÖRÜN NOTU: Hüseyin Toklu Bey, farklı düşüncelere sahip olabilirsiniz, başka bir düşünce sahibini eleştirebilirsiniz de. Lakin, tanı(ş)madığınız bir kimsenin yazısına yorum yazarken, birinci tekil şahıs hitabıyla hitap etmeye hakkınız olmasa gerektir.
 
ömer bitlis 17-09-2010, 20:11:21
Akape den önce devrimci müslümanlar olarak öyle bir yapışmıştık ki tağut TC nin boğazına, kurtuluş yolu olarak ancak Akape yi yolumuza çıkarmayı buldular...

Az daha sallasaydık omuzlarından yıkılı verecekti sistemin tüm kaleleri ayaklarımızın önüne ama Tayyeep bizi dönüştürdü ve bu hallere geldik...

Allah bizi kurtarsın, bize basiret nasip etsin. (Amin)
 
Ali Ruşen 17-09-2010, 20:09:50
Türkiye’de ve dünyada bir değişim var ve bu değişim bir şekilde bütün toplumu etkiliyor. Batı dünyada kendi güdümünde olan, sürdürülmesi mümkün olmayan ve müttefikliğinden menfaat elde edemediği sistemleri revizyona sokmuş durumda. Türkiye’deki sistem de bu çerçevede revizyondan geçiyor. Revizyonlar da doğal olarak statukocu güçler eliyle değil muhalifler eliyle gerçekleştirilir.
Türkiye’de muhalefetin ana damarı sistem kurulurken tasfiye edilen İslamcılar olmuştur. Gizli kuran kursları kurarak Kuran’ın yüzünden de olsa okunmasını sağlayan İslamcılık sonraki süreçte İktidarı talep ederek siyasete el attı. Ancak girdiği saha dönüştürme güçlerinin olduğu bir saha değildi. Demokrasi bu alanda yol alanlar için tren olmadı, onlar da vakti gelince inecek yolcu olmadılar. Mevziyi koruduğunu zannedenler davayı kendilerinin ve çocuklarının davası sandı, gömlek değiştirenler ise kurallarını ne derece yazdıkları tartışmalı bir oyunun aktörleri oldular. Eğer iddia edildiği gibi gizli bir ajandaları varsa bu onların Allah katında hesap vermelerini kolaylaştırır; yok eğer böyle bir ajandaları yok da mevcut dünya sistemi onları dönüştürdüyse hesapları zorlaşır… Toplumumuzun haktan ve hakikatten uzaklaştırılmasının hesabı da onların defterine yazılır.
İnsanlarımız eğer aklederse bugün ve yarın onlardan bunun hesabını sorar ki Şükrü Beyin yazısı bunu yarına bırakmadan bugün yapıyor. Bunu daha bu sürecin ilk demlerinde yapan yazar ve araştırmacılar oldu Bazısı değişim rüzgârının sisteme yaradığını, tıkanmakta ve çökmekte olan sistemi restore ettiğini yazdı, söyledi. . Hatta bazısı da -içerden bir lisanla bunu dile getirdikleri halde- esen rüzgârın hışmına uğradı…
Değişim statukoyu tedirgin eder, statuko dışı güçleri de heyecanlandırır. Türkiye’de de toplumun bir heyecan duyması normal. Ancak normal olmayan değişimi doğru tahlil edememek ve daha nitelikli bir değişimin mücadelesini veren yeni nesil İslamcıları anlayamamaktır.
Türkiye’de başörtüsü yasağı ilerleyen süreçte kalkacaktır. Dini özgürlükler artacaktır. Müslüman kamuoyunun çoğunu tatmin edecek özgürlükler şu veya bu kavramla sağlanacaktır. Çünkü bu taleplerin önünü kesmek imkanı yok. Dünya sosyal yasalar gereği bir dönüşüm yaşamaktadır. Batı medeniyeti iflasın eşiğini geçmiştir. Bu iflas on yıllar önce değerlerde başlamıştı ve bugün ekonomi, siyaset gibi diğer alanlarda hızla devam etmektedir. Dünya kaçınılmaz olarak bir medeniyet arayışındadır ve bu medeniyet İslam medeniyetinden başkası değil. Çünkü başka bir alternatif yok. İnsanların ürettiği tüm kavramlar ister sağ ister sol kaynaklı olsun; sadece sömürü, zulum ve fesat getirdi. Şu halde değişim kaçınılmazdır. Bunun batı da farkında ve madem islamın yeniden gelmesi mukadder şu halde bunu yavaşlatmanın veya rengini değiştirmenin yolunu aramaktadır. Muhafazakâr demokratlarımızla iş tutmalarının sebebi de işte bu çabanın ürünüdür.
Şükrü Bey ve onun gibi düşünenler önümüzdeki günlerde düşüncelerini savunmakta daha da zorlanacakları bir reel politikle karşı karşıya kalacaklar. Kimse onları anlamayacak ve kahrolacaklar. Sen aklını mı kaybettin bak başörtüsü de serbest kaldı hala konuşuyorsun ve daha birçok argümana hazır olmak gerek. Önümüzdeki süreçte başörtüsü takmanın tek başına tesettür kavramına karşılık gelmediğini anlatmamız gerekecek. Toplum değerlendirmemiz bir dönüşüm geçirecek. Firavun ve avanesine hitap eden Musa değil, Elinde Tevrat olan ve gereğini yaptığını sanan şekilci ve ruhsuz İsrailoğullarına seslenen İsa olmak gerekecek. Sahi Hz İsa neden peygamber olarak gönderildi hiç düşündük mü? Museviler dindar değil miydi? Dini özgürlükleri yok muydu? Havralarda ibadetlerini özgürce yerine getirmiyorlar mıydı? Başörtüsü serbest değil miydi? Cumartesi mübarek gün değil miydi? Domuz ve içki yasak değil miydi? Ne oldu da Allah yeni bir peygamber gönderdi.
İslamcılık fetret dönemine girmeyecek, giremez de. O karanlık günler artık geride kaldı. Nerden başlamalı? Ne yapmalı? sorularının cevabını bir nesil bedeller ödeyerek ortaya koydu. Şimdi bizim onların çabalarını bir adım ileriye götürmemizin zamanıdır.
İnsanımız onurlu bir toplumdur. Gerçeklerin farkında olanlar –ki böyle bir nesil artık var- cesaretle konuşur, yazar ve şahitlik görevlerini yerine getirirlerse bu toplum doksan yıldır içinde bulunduğu cendereden nasıl çıkmak için her on yılda bir başını kaldırdıysa, bu yeni oyundan da bir gün uyanır. Yeter ki adanmış bir kuran nesli her şeye rağmen yolda yürüsün. Bıkmasın usanmasın, bedel ödemekten korkmasın. Bugün o bedel yalnızlık ve anlaşılmamak olsa da yarın bir sonraki nesil bunun üzerine yeni şeyler koyar.
Bizim hayatta başarılı olmayı görmek gibi bir hırsımız yoksa neden üzülelim. Bu dinin sahibinin karşında kim durabilir. Hangi oyun ve strateji onun planına üstün gelebilir. Selam hidayete tabi olanlara olsun...

 
matav 16-09-2010, 11:07:54
Bu söylemler artık hayatın gerçeklerini ıskalayanlar cümlesinden sayılıyor..İslam düşüncesine has ne varsa dile getirmek slogan kabul ediliyor..Tarihin sonunu getirenin haklı olduğu bir kez daha teyid edildi ,benden söylemesi..
Bir de tarihselciliğe,modernizme,reformizme karşı çıkmazlar mı,hasta ederler insanı..
 
Ahmet Örs 15-09-2010, 16:34:20
Bundan sonra İslamcılık bir dönemdir seyrettiği problemli sulardan sonra esaslı bir fetret dönemine girecektir maalesef.
 
Ş. Hüseyinoğlu 14-09-2010, 12:35:46
Beytullah kardeşim, muhakkak ki söz konusu parti, "Ben şu insanları kimliksizleştireyim de görsünler!" diye yola çıkmış değildir, aksine kurucu ve yöneticilerinin sıkça "omurgalılık" iddiasında bulundukları da bilinmektedir. Lakin 8 yıllık pratik ortadadır ve bu, kimliksizlik ve omurgasızlığın olduğu kadar, bunun netice verdiği kimliksizleştirme misyonunun da açık tanığı durumundadır. Bu partinin omurgalılıkla ilişkilendirilebilecek tek tavrı, cuntacılara karşı belli bir duruş sergilemiş olmasıdır ve ne yazık ki neticede bu bile kamuoyu nezdinde genel omurgasızlığını perdeleyen bir işlev görmüştür.
 
beytullah emrah 13-09-2010, 23:21:14
ak parti'nin bir kimliksizlik sorunu olmasıyla birlikte, kimliksizleştirme gibi özel bir politikası olduğu kanaatinde değilim...

fakat burada yine de ciddi sorun bulunuyor, o da ak parti'nin iç ve dış kamuoyunda halen islami kimlikli bir parti olarak algılanması. zaten bugüne kadar ki tüm kutuplaşmalarda bu algının oynadığı rol ortada.

işimizi zorlaştıran durum şu: islamcılar da referandum sürecinde ortaya çıktığı gibi, ak parti'nin iktidar mücadelesinde partiyle aynı safta yer tutarak, bu algıyı haklılaştırıyor, partiyi islamiymiş gibi meşrulaştırıyor.

islamcılıkla islamsılığın birbirine girdiği bu vasatta, islamcı bir siyasetin alternatif olarak sunulabilmesinin de imkanları fazlasıyla aşınıyor. ve bu risk, küçümseniyor. yanlış angajmanlara girilerek islamcı potansiyelin heba edilmesine göz yumuluyor. bunun vebali ağırdır.

görmek isteyene çok açıktır ki; ak parti artık devlet aklıyla hareket ederken, müslüman mahallesi de giderek daha fazla hükümet gibi algılamaya, yorumlamaya ve refleks vermeye başlamıştır.

ve bu durum neye nasıl baktığımızdan, nelere baktığımıza kadar birçok konuda kendisini ifşa etmektedir. istisnaların sıfır seviyesine hayli yaklaştığı son süreçte bu tablo, pek de parlak olmasa gerek...

bunun anlamı; islamcı yapıların siyasal mücadeleden sosyal ve kültürel etkinliklere doğru daha fazla çekilmesi; kendini eğitim faaliyetlerine adaması, kimlik taleplerini ise bir potada buluştukları ak parti siyaseti üzerinden ifade etmesi ve gündeme getirmesidir.

referanduma verilen desteğin ak parti'yi vebal altına sokmuş olduğu gibi bir hisse kapılarak, hükümet'ten doğasına aykırı beklentilere girilmesi, hiç yapmayacağı açılımların istenmesidir: ak parti şunu çözsün, bunu değiştirsin, şöyle yapsın, böyle yapmasın...

onca popülist politikalara rağmen dindar kesimden başka kimseden doğru dürüst oy almayan bir partiden devrimci bir perspektifle hareket edebilecekmiş gibi taleplerde bulunmak bu sebeple anlamsız... şayet bu tür hamlelerle ak parti'yle safların farklı olduğu anlatılmak isteniyorsa, bu fırsatın referandumda tepildiği ortada. artık çok geç.

oysa ak parti'nin ne olduğu, bu yazıda da anlatıldığı gibi, hep besbelliydi...

sorun bundan sonra islamcılığın ne olacağı...

 
arzu 13-09-2010, 18:15:15
allah razı olsun şükrü bey, malesef müslümanlar referndum imtihanlarnı kaybettiler, bakın rabbimiz ne diyor "Ey iman edenler, Allah görünmezlikte kendisinden kimin korktuğunu ortaya çıkarmak için ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği avdan birşeyle andolsun sizi deneyecektir. artık kim bundan sonra haddi aşarsa, onun için acı bir azap vardr." maide94
 
ilyas metin 13-09-2010, 17:05:34
kardeşim klavyenizin tuşları da hakkı yazmaya alışmış
selamlar
 
Nureddin Zengi 13-09-2010, 14:50:20
Genelde bütün halkı özelde ise Tevhidî Müslümanları değiştirip dönüştürmek, sisteme entegre ederek direnç noktalarını ve direniş güçlerini zayıflatmak ihalesinin kendisine verilmiş olma ihtimali üzerinde düşünmek hakkımız değil mi?

..........Ak Partisi’nin bu misyonuna karşı, İslami kimliğimizi muhafaza etmek ve savunmak, bundan sonrasının en temel sorumluluğu olarak önümüzde durmaktadır.

Çok isabetli bir yorum olmuş, kaleminize yakışmış doğrusu!

 
DİĞER YAZILARI

23/05/2012 - 04:50 UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ

07/05/2012 - 22:04 MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK

21/04/2012 - 13:21 KULLANAN - KULLANILAN!

01/04/2012 - 14:55 FE EYNE TEZHEBÛN!

23/03/2012 - 22:15 TARİH NİÇİN TEKERRÜRDEN İBARETTİR?

18/02/2012 - 00:04 İDDİALARIMIZ VARDI BİZİM

02/02/2012 - 21:40 SURİYE DİRENİŞİ VE ÂDİL ŞAHİTLİK SORUMLULUĞU

14/01/2012 - 08:01 DERGİ DEĞİL MEKTEB: İKTİBAS

30/12/2011 - 09:55 HEPİMİZ “KORSAN”IZ, HEPİMİZ “KAÇAKÇI”!

23/12/2011 - 11:21 MÜSLÜMANLARIN KURUMLAŞMAKLA İMTİHANI

13/12/2011 - 00:10 KÜRESEL NEVZAT TANDOĞAN: NATO

03/12/2011 - 00:47 FETVA

18/11/2011 - 15:37 "ÇÖZÜM İSLAM'DA" HAKİKATİNE BURUN KIVIRMAK

23/10/2011 - 12:42 "İDEOLOJİSİZ ANAYASA" TALEBİ VE MÜSLÜMANLAR

12/10/2011 - 00:17 NİÇİN CİDDE VE KAHİRE?

21/09/2011 - 20:13 SUS PAYLARI VE MÜSLÜMANLAR

16/09/2011 - 15:57 BİLGİ FETİŞİZMİ

19/08/2011 - 05:05 AÇLIK SORUNU, İNSANİ YARDIM VE İSLAMİ MÜCADELE

16/08/2011 - 05:05 YÜZDE 81 DİNDAR, YÜZDE KAÇ MÜSLÜMAN?

25/07/2011 - 22:39 UNUTULMAYA YÜZ TUTAN DİL: TEVHİDCE

20/07/2011 - 10:23 DİCLE, KURTLAR, KUZULAR VE MÜSLÜMANLAR

07/07/2011 - 12:36 NAMAZDA KUR'AN OKUDUĞUMUZUN FARKINDA OLMAK

30/06/2011 - 07:14 HUDEYBİYE İSTİSMARINDA SON NOKTA

22/06/2011 - 18:56 İSLAM COĞRAFYASI, TÜRKİYELİ MÜSLÜMANLAR VE ÜÇ TUTUM

13/06/2011 - 23:31 RAHAT KAÇIRAN ÂYETLER!

02/06/2011 - 05:58 SİSTEM İÇİ DEĞİŞİM MÜSLÜMANLARIN LEHİNE Mİ İŞLİYOR?

27/05/2011 - 17:29 İTİDAL KAVRAMI DOĞRU ANLAŞILIYOR MU?

10/05/2011 - 11:19 "MEÂL - TEFSİR" FORMU DOĞRU MU?

01/05/2011 - 13:20 "TÖRENLER CUMHURİYETİ" VE ÇOK KUTSALLILIK

15/04/2011 - 13:01 İSLAM TOPRAKLARI NİÇİN KOLAY BOMBALANIYOR?

10/04/2011 - 23:36 BDP ÇOK GEÇ UYANDI!

25/03/2011 - 11:41 SENİN QULHUN SANA, BENİM QULHUM BANA!

05/03/2011 - 00:27 BÖLGEDEKİ GELİŞMELER: "İSLAM'SIZ LÂ" NE GETİRİR?

28/02/2011 - 23:05 ÖLÜM, İLKELER, PRAGMATİZM

18/02/2011 - 18:20 ŞEHADET: ALLAH İÇİN OLMAK

12/02/2011 - 08:56 TUNUS VE MISIR DENKLEMİ

31/01/2011 - 12:11 “Tarihin sonu"ndan devrimler çağına

21/01/2011 - 22:56 BİN ALİ, NE ÖZENTİSİYDİ?

07/01/2011 - 08:58 SEYYİD KUTUB VE BİZ: GERİ DEĞİL İLERİ

11/12/2010 - 01:09 “SEYYİD KUTUB’U AŞMAK” SÖYLEMİ

27/11/2010 - 12:49 KAPİTALİST KUŞATMAYA KARŞI ÇARESİZ MİYİZ?

10/11/2010 - 23:46 BİR AĞAÇ GİBİ TEK BAŞINA, BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇE

26/10/2010 - 00:35 MÜ'MİNLER BİRBİRLERİNİN VELîSİ Mİ?

23/10/2010 - 12:46 DANİEL BEBEK

12/10/2010 - 23:28 İSLAMİ SİYASET, MUHAFAZAKÂR SİYASETTEN AYRIŞMAKLA BAŞLAR

24/09/2010 - 12:41 KUR'AN MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ?

13/09/2010 - 13:13 AHALİYİ KİMLİKSİZLEŞTİRME PARTİSİ

07/09/2010 - 11:50 SON OLARAK...

28/08/2010 - 16:48 TERAZİNİN AYARLARIYLA OYNAMAK

23/08/2010 - 14:18 PRAGMATİZM ÇIKMAZI

13/08/2010 - 11:24 ERCÜMEND ÖZKAN FARKI

06/08/2010 - 11:48 HANGİ KÜRT MESELESİ?

16/07/2010 - 10:51 DUAYI BİREYSELLEŞTİRMEK

07/07/2010 - 13:33 RASULULLAH NİÇİN HABEŞİSTAN’A HİCRET ETMEDİ?

21/06/2010 - 10:18 ZAYIFLATILAN İSLAM DEVLETİ PERSPEKTİFİ

11/06/2010 - 15:29 ŞEHİDİN ARKADAŞI OLMAK

03/06/2010 - 11:05 KAHROLUYORUM

21/05/2010 - 18:39 MÜ'MİN ZİHNİN TEMEL KODLARI

15/05/2010 - 19:46 İLİŞTİRİLMİŞ DUYARLILIKLAR VE AFGANİSTAN

27/04/2010 - 12:47 TEVHİDDEN BAĞIMSIZ ADALET SÖYLEMİ

21/04/2010 - 12:28 MÜSLÜMANLAR VE "SİSTEMİN YENİDEN İNŞASI"

19/04/2010 - 13:48 TERÖRİZMİ KINAMAK

12/04/2010 - 19:12 TEKNOLOJİ: NE MAHRUMİYET, NE MAHKÛMİYET

10/04/2010 - 13:56 PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALMAMALI

30/03/2010 - 22:35 KENDİ YERİMİZDE VE KENDİMİZ OLARAK...

26/03/2010 - 14:20 BUGÜNE KADAR HELAL MİYDİ?

12/03/2010 - 11:17 SOMALİ'DE "KORSANLAR VE İMPARATORLAR"

02/03/2010 - 17:59 MİNBERLER VE MİHRABLAR

19/02/2010 - 11:39 NATO'YA KİM "ONE MİNUTE" DİYECEK?

14/02/2010 - 19:26 SORGULANMAYAN VESAYET

06/02/2010 - 11:23 BAŞÖRTÜSÜ: ÇÖZÜM YAHUT ÇÖZÜLME

25/01/2010 - 14:13 DAVETTE YUVARLAK MASA MODELİ

19/01/2010 - 17:24 İSLAM RESTLEŞMEDİR!

09/01/2010 - 13:28 ÜÇ TARZ-I SİYASET

28/12/2009 - 20:03 BİZİM DE MUNTAZERİLERİMİZ OLMALI

17/12/2009 - 13:11 YOL AYRIMINDA İKİ PROJE

10/12/2009 - 19:02 O ZATEN KEFENİNİ GİYMİŞTİ

02/12/2009 - 09:53 İSLAM, KAPİTALİZMİN VİCDANI KILINAMAZ

26/11/2009 - 18:40 KURBAN

14/11/2009 - 17:50 GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ DİNDARLIK

08/11/2009 - 14:32 KİRLİ ÇORAP - KİRLİ MAHYA İKİLEMİNDE DİYANET

31/10/2009 - 16:11 ZİKR: RİTÜELLEŞTİRİLEN HAYAT ÖLÇÜSÜ

22/10/2009 - 14:30 İSTİKRAR

10/10/2009 - 14:19 ÇÖP İŞÇİSİNİN ÖLÜMÜ

24/09/2009 - 12:04 'DİNDARLIK ANKETLERİ'NDE SORULMAYAN SORU

06/09/2009 - 11:44 HANGİ EHL-İ SÜNNET?

26/08/2009 - 14:11 NAMAZ KILMAYANLAR NİÇİN ORUÇ TUTAR?

10/08/2009 - 10:55 RAMAZAN NİÇİN ZAM AYI OLDU?

15/07/2009 - 19:42 SEN DE Mİ ADEM!

01/07/2009 - 08:09 İSLAM İHTİLALCİ DEĞİL İNKILABCIDIR

16/06/2009 - 14:18 İRAN'DA "CUMHURİYET MİTİNGLERİ"

30/05/2009 - 08:50 DİNİ PAYANDALAŞTIRMAK

16/05/2009 - 10:19 OBAMA'DAN "CAN ALICI" MESAJLAR

04/05/2009 - 22:51 NÖBET YERLERİMİZİ NE ÇABUK TERK ETTİK

19/04/2009 - 11:34 "KUTLU DOĞUM" NE ZAMAN?

03/04/2009 - 19:56 "BEN YAPTIM OLDU" UMURSAMAZLIĞI

26/03/2009 - 11:50 BULDUĞUMUZ DEĞİL UMDUĞUMUZ

19/03/2009 - 08:16 PUTİN RUSYASI ve İSLAM

11/03/2009 - 00:16 BEN “SEÇİM”İMİ O GÜN YAPMIŞTIM

28/02/2009 - 12:05 AK PARTİ 28 ŞUBAT’IN MUSA’SI MI, ÂSÂSI MI?

19/02/2009 - 22:50 BAŞÖRTÜSÜNÜ SAVUNMAYA VAR MISINIZ?

13/02/2009 - 09:51 GAZZE'NİN KİMLİK İHRACI VE ÇOCUKLAR

30/01/2009 - 11:06 BİR AYAKKABI DA ERDOĞAN’DAN

18/01/2009 - 11:28 KAZANAN GAZZE HALKI OLDU

05/01/2009 - 22:13 İNSANLIĞIN ÖĞRETMENİ ŞEHİD GAZZE

20/12/2008 - 17:07 ALLAH’TAN KORKMUYORSAN, HİZBULLAH’TAN UTAN!

11/12/2008 - 14:49 ARABESKİN EN TEHLİKELİSİ

28/11/2008 - 10:00 KURBAN ORTAKLIĞI

20/11/2008 - 08:30 BÜYÜCÜLER VE KEMALİSTLER

08/11/2008 - 11:01 OBAMA KİMİ KURTARACAK?

08/10/2008 - 16:34 KÜRT SORUNU: ÇÖZÜMSÜZLÜK MÜ, ÇÖZÜM MÜ?

18/09/2008 - 11:05 RAMAZAN, KUR’AN VE KADINLAR

07/09/2008 - 16:03 ANNE-BABAYA "ÖF" DEMEYEN BİR TOPLUM!

27/08/2008 - 21:10 RAMAZAN DENİNCE

19/08/2008 - 08:57 AKVARYUM MÜSLÜMANLIĞI

03/08/2008 - 12:38 PUTLARIN HAKKI DEVİRİLMEKTİR, ISLAH EDİLMEK DEĞİL!

17/07/2008 - 12:07 İSLAM’IN İLK ŞARTI CİDDİYETTİR!

08/07/2008 - 18:26 MÜSLÜMANLAR CAHİLİ SİSTEME KANAT OLMAMALI!

29/06/2008 - 18:24 ÇİZGİ FİLMLER NE KADAR MASUM?

20/06/2008 - 14:25 PROVOKATÖR İTHAMI ÜZERİNE

03/06/2008 - 07:03 DOĞRU CAMİLER AÇIK, FAKAT NEYE?

24/05/2008 - 17:08 YANGINDA İLK KURTARILACAK

14/05/2008 - 22:21 BOYKOTUN ÖNEMİNİ KAVRAYAMAYANLAR İÇİN BİR HABER

03/05/2008 - 20:49 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

19/04/2008 - 19:45 NE "HOŞKÖRÜ", NE ŞİDDET KÖRÜ!

05/04/2008 - 13:58 HATİM KAMPANYALARI

11/03/2008 - 20:02 KADIN-ERKEK: REKABET Mİ, VELAYET Mİ?

01/03/2008 - 10:40 “MÜCAHİD DENKTAŞ” İSLAMİ DEĞERLERE KARŞI!

23/02/2008 - 19:13 KUR’AN İLAÇ DEĞİL REÇETEDİR

07/02/2008 - 13:09 HERKES DİNİNİN SAHİCİ ADAMI OLMALI

26/01/2008 - 19:42 BU KADAR CEHALET İÇİN "AYDIN" OLMAK ŞART MI?

20/01/2008 - 14:49 BAŞÖRTÜSÜNE KARŞI KEMALİZM-APOİZM İTTİFAKI MI?

06/01/2008 - 23:06 NAMAZLARIMIZI HIZDAN KORUYALIM

25/12/2007 - 20:03 HACCIMIZI GERİ İSTİYORUZ

04/12/2007 - 21:22 BU SENARYO, ALFRED HİTCHCOCK'A MI AİT?

19/11/2007 - 10:24 KUDÜS BULUŞMASI: RENKLER AYRI, DUYGU VE SLOGANLAR AYNI

01/11/2007 - 10:38 TOPLUM MÜHENDİSLERİNİN YENİ GÖZDELERİ: NEOMENKIBECİLER

08/10/2007 - 17:22 TV ESİR ALIYOR; ESİR OLACAK MIYIZ?

01/10/2007 - 12:44 "NİŞANLILIK DÖNEMİ NİKAHI": KİTABA UYMAK YERİNE KİTABINA UYDURMAK

11/09/2007 - 12:37 BELEDİYELER VE RAMAZAN: GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ!

01/09/2007 - 15:23 KAVRAMLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM!

07/08/2007 - 10:53 “İSLAMSIZ İSLAM” SAPTIRMALARINI BOŞA ÇIKARMAK

27/07/2007 - 17:13 ULUSALCILARIN MUMU YATSIYA KADAR YANDI!

23/07/2007 - 12:59 İSLAMİ MÜCADELE BİR BÜTÜNDÜR, PARÇALANAMAZ!

12/07/2007 - 10:35 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

02/07/2007 - 11:31 JAKOBENİZMİN YENİ MEVZİSİ, YENİ MASKESİ: ULUSALCILIK

14/06/2007 - 18:33 ÇEVRESEL İFSADIN SONUCU: "SEKÜLER KIYAMET" BEKLENTİSİ

05/06/2007 - 18:20 LAİSİZMİN MERCAYUN'U, İSLAM'IN BİNT CİBEYL'İ

25/05/2007 - 13:16 İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR

12/05/2007 - 14:29 ÇÖZÜM; MEŞAKKATLİ FAKAT İSABETLİ OLAN NEBEVİ HAREKET METODUDUR

01/05/2007 - 20:38 HAYALCİ VE ERTELEMECİ SİYASETİN SONU: "TİYATROMUZ BURAYA KADARDI!"

27/04/2007 - 15:24 PROVOKASYONLAR, TEKTİPÇİ ULUS KİMLİK KURGUSUNDA DÜĞÜMLENİYOR

18/04/2007 - 20:14 “ILIMLI MÜSLÜMAN” KİMDİR?

11/04/2007 - 19:50 KAVMİYETÇİLİK, EMPERYALİZME KUSURSUZ HİZMETİNİ SÜRDÜRÜYOR

30/03/2007 - 11:55 İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK

22/03/2007 - 18:56 ESKİDEN BAKKALLARIMIZ VARDI

12/03/2007 - 13:32 “BÜYÜK BULUŞMA"DAN BÜYÜK TAHRİBAT

23/02/2007 - 16:14 “MUHAFAZAKAR DEMOKLES”İN KILICI İLKAV’IN TEPESİNDE

07/02/2007 - 11:30 KUR'ANI TAHKİR VE TEZYİF SUÇU

22/01/2007 - 17:03 İKİ YÜZLÜ MEDYANIN “ÇILGIN TÜRKLER”İ
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat