Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
REFERANDUMA BAKIŞ
Coşkun UZUN - 30/08/2010 - 16:06
Bizlere ölümü gösterip sıtmaya razı olmamıza alıştılar. O gelmezse bu gelir, bu daha zalim o daha az zalim, hiç olmazsa bizden birileri olsun vs diyerek bu günlere kadar geldik... Biz kimseyi Allah(cc)’a, Kitabına, Ahiret’e inanmaya zorlamıyor, onlara inanıp kabul etmeleri için din dayatmıyoruz! Kimsenin de bize devlet tanrısı, resmî ideoloji, din ve yaşam tarzı dayatmasını asla kabul etmiyoruz!

Seçimlerin ve referandumun aslında neyi seçmek ve oylamak olduğunun farkında olmayan, kuklaya takılıp kalan ve kuklacıyı ıskalayan, yeterince akledip düşünmeyen, müslümanlardan toplumumuzda bir hayli insan var.

 

Öndeki ağaçlardan ormanı, Parmağa bakmaktan işaret ettiği yeri, Cama çok yaklaştığı için camdaki buhardan dışarı göremeyenler var çokça. Kulluk görevleri ile devletin vatandaşlarından beklentilerini birbirine karıştıranlar, sonuç olarak Cehennem, haram, günah, deyince hiç çekinmeyip oldukça rahat davranan, fakat yasak veya hapis deyince, ceza deyince ürkenler, korkanlar, tir tir titreyenler var.

                                                                                                                                 

Bu referandum ‘Bizden ne istiyorsunuz, siz neye inanıyor, neyi kabul ediyor, neyi reddediyorsunuz, sizleri neye göre ve nasıl yönetelim’ şeklinde bir oylama falan değil. Böyle bir alternatif ve tercih sunmaya, bu meyanda bir seçim veya halk oylaması yapmaya egemenlerin asla cesaretleri yoktur. Geçmişten bu güne kadar yürekleri asla buna yetmez. Zaten öyle bir tercih ve seçim söz konusu olsa, mümkün mü iman iddiasında olan birisi buna duyarsız kalsın! Cümbür cemaat Evet’i basar geçeriz. Üstelik kimsenin egemenlerden bu meyanda bir beklentisi falan da yok.

 

Bizlere ölümü gösterip sıtmaya razı olmamıza alıştılar. Halbuki iman iddiasında olan bizler, Fısk, Zulüm, Küfür, Şirk ideolojilerini ve sistemlerini kökten ve toptan reddediyoruz! Bizler hiç kimseyi Allah(cc)’a, Kitabına, Ahiret’e iman edip inanmaya zorlamıyor, insanlara kesinlikle din dayatmıyoruz! Kimsenin de bize devlet tanrısı, resmî ideoloji, din ve yaşam tarzı dayatmasını asla kabul etmiyoruz! İnançsızlığınız ve İnkârcı Şirk Sisteminiz Size, İnancımız ve Tevhidî Tercihlerimiz Bize Diyoruz!

 

Tekrar edelim, bu referandum; ‘İslâm’a, Kur’an’a ve Sünnet’e göre mi hükmedilerek yönetilmek ve idare edilmek istersiniz, yoksa bizim inandığımız laik, seküler, tek dünyalı, inançsız, demokratik kanunlarımıza göre mi yönetilmek istersiniz’ şeklinde bir seçim veya tercih değil! Egemenler asla böyle bir riski ve halkın gerçek tercihlerinin sonuçlarına katlanmayı göze alamazlar zaten. Halkın gönlünde yatan aslanı ve yapabilecekleri doğru tercihini çok iyi biliyorlar çünkü onlar.

 

*******                        

 

Eğer, Hz. Peygamber şu zamanda, bizlerden birisi olarak aramızda yaşasaydı kime karşı nasıl davranırdı, hedefi, tavrı, gündemi, yaşayışı, ibadetleri, öncelikleri, tercihleri, mücadelesi, duruşu, tebliği, daveti ve cihadı nasıl ve kimlere karşı olurdu. Bu sorunun hakkınca cevaplanması gerekmektedir.

 

Müslümanlar; Kur’an ve Sünnet ekseninde bir var oluş mücadelesi ortaya koyup, hayatlarına geçirmek için ibadet aşkıyla çalışırlarken, aynı kendinden önceki ümmetler veya Peygamberlerin başlarından geçtiği gibi; çeşitli gaileler, musibetler, belâlar, sıkıntılar, ızdıraplar, karşı tavırlar, çile ve kederler onların da üzerlerinden hiç eksik olmamıştır. Yani sınanmak, denenmek, çeşitli badirelerle samimiyet ve duruş testinden geçirilip imtihan edilerek ayrıştırılmak, bu yolun muvahhid yolcularının paylaştıkları ortak bir kaderdir.  

 

Nasıl ki, Allah(cc)’ın Rasülü Hz. Muhammed (sav); Şenlik, Karnaval, Eğlence ve Fashing benzeri, resmî ve derin sponsorlu etkinliklerle; Mevlit Merasimleriyle, Hatimler İndirilerek, Sanatçı Açılımlarıyla, Kutlu Doğum Yemekleri, Pilavı, Helvası, Gülü, Şerbeti, Karanfili, Lokması, Lokumu, Ayranı Dağıtarak, Tasavvuf Musikisi ve Mehter Konserleriyle, Mevlevî–Sema Gösterileriyle, Fonksiyonellikten Uzak Şiir ve Bilgi Yarışmalarıyla, Hissiz, Ruhsuz,  Soğuk, Resmî Ağızlardan Konferans ve Panellerle, Devlet Dairesi-Cami Açılış Törenleriyle, Çeşitli Sergi ve Stantlarla, Kermeslerle, Kutlu Doğum (Narkozu) Vaazlarıyla,  Kan Bağışı Kampanyalarıyla,  CD’ler, Balonlar dağıtarak, Güllerle temsil ve tarif edilerek asla anlatılmaz ve anlaşılmaz ise;

 

Hayatta yapılacak o kadar iş, yürünecek epeyce yol, tutulacak onca nöbet, ulaşılacak o kadar insan, aşılacak o kadar engel, kurtarılacak o kadar masum ve zavallı, karşı durulacak o kadar fasık, müfsit, zalim, müşrik, kâfir, tağut varken, reddedilecekler mantar gibi çoğalır ve kabul edilecekler ise hızla azalırken, kavramlarımızın içi bu kadar boşaltılmışken…..

 

Bizler, Allah(cc)’ın dinine yardım eden, İslâmi/Tevhidî kimliği kuşanarak müslümanca bir hayat için canını dişine takabilecek, gözünü budaktan sözünü dudaktan esirgemeyen müslüman, muvahhid ve mücahidler olmakla, Allah(cc)’ı birlemek ve Allah(cc) için birleşmekle mükellefken;

 

Zalimleri, fasıkları, kâfirleri, tağutları ve düzenlerini asla meşrulaştıramaz, zavallı insanları bu sistemlere entegre edemez, onun oyun ve oyuncağı yapamaz, demokratlaşamaz, kimseyi demokrasi minderine, seçimlere, referandumlara, sistem içi oyun ve araçlara davet edemez, kimlik değerlerimizden taviz veremez, kavramlarımızın içini boşaltamaz, Din’e dair iskonto ve ilaveler yapamaz, yıkmakla emrolunduğumuz beşerî, tağutî rejim ve sistemlerin desteği veya koltuk değneği olamaz, reddetmemiz gereken tavizci ve uzlaşmacı elleri öpemez, onları kendi ellerimizle besleyemez, temelinden İslâm’a ve Kur’an’a göre inşa etmekle sorumlu olduğumuz, fakat sonuçta ifsat olmuş yapıların restorasyonuna, rehabilitasyonuna, iyileştirilmesine, makyajlanmasına, tedavi edilerek ömrünün uzatılmasına, İman iddiasında ve Tevhidî bilinçte olduğumuz sürece, asla ve hiçbir şart altında, neler vaâd edilirse edilsin, bizleri neyle korkuturlarsa korkutsunlar, nasıl tehdit ederlerse etsinler onlara eyvallah diyemez ve kaba gürültüye pabuç bırakamayız. Bizim asla böyle bir lüksümüz ve sorumsuzluğumuz yoktur, olamaz!

 

*******

 

Bu günlerde Kimileri; Vicdanı olan için evet, 12 Eylül’ün cuntacılarından intikam ve rövanş almak için evet, 28 Şubat’çılara karşı evet, 27 Nisan’da e-muhtıra verenlere karşı evet, Ergenekoncularla mücadele için evet, Demokrasi ve insan hakları için evet, Terörle mücadele için evet, Darbecilerin yargılanması için evet, Sivil bir anayasa için evet, Partiler kapatılmasın diye evet, Geçmişle yüzleşmek için evet, Saygın ve itibarlı bir Türkiye için evet, Yargı bağımsızlığı için evet dememizi istiyorlar bizden.

 

Kimileri; Taa Amerikalardan “Mümkünse Mezardakileri de kaldırarak” evet, “Dünyanın dört bir yanına dağılmışlar” la evet, “Milletin istikbali adına çok önemli düzenlemeler bulunduğu” için evet denilmesi gerektiğini söylüyor.

 

Kimileri; Cuma minberinden, “Bu bir referandum değil, seçim değil, bu bir hayat memat meselesidir. Bu sizin kendi iradenize sahip çıkıp çıkmama meselesidir...Sadece oy vermekle yetinirseniz bu pasifliktir diyor. Allah önünüze bir fırsat çıkardı. Allah rızası için meselenizi sahiplenin...Devleti kimlerin yönettiği önemli değildir, önemli olan adaletli mi adaletli değil mi, budur...” diyor.

 

Kimileri; "Umre’de bile olunsa sandık başına gitmemenin, referanduma katılıp evet dememenin büyük vebal olduğunu vehmediyor." 'İmkân olsa mezardakilere bile oy kullandırılmalı' sözlerine canı gönülden katılıyor. "Anayasa oylamasının sadece Türkiye'nin değil, Ortadoğu'nun ve Dünyanın geleceğini etkileyecek bir halkoylaması olduğundan, ülkenin gelişmiş ülkelerdeki standartlarda ileri bir demokrasiye kavuşmasına hizmet edeceği için referandumda 'evet' denilmesi için telkinlerde bulunuyor. "Değişimin, referansının Allah olduğunu, Kâinat sürekli değiştiğini, Kâinat değişirken, dünya değişirken direnerek, değişmeyenlerin geri kalacaklarını, Değişim ve gelişimin daha kaliteli bir hayat getireceğini müjdeliyor.

 

Görüldüğü gibi; meselenizi sahiplenin...

 

Devletin imanı, adalettir. Bu referandum, devleti adalete davet ediyor. Devleti kimlerin yönettiği önemli değildir, önemli olan adaletli mi adaletli değil mi, bu önemlidir.. meselenizi sahiplenin...
Devletin imanı, adalettir. Bu referandum, devleti adalete davet ediyor. Devleti kimlerin yönettiği önemli değildir, önemli olan adaletli mi adaletli değil mi, bu önemlidir..
meselenizi sahiplenin...
Devletin imanı, adalettir. Bu referandum, devleti adalete davet ediyor. Devleti kimlerin yönettiği önemli değildir, önemli olan adaletli mi adaletli değil mi, bu önemlidir..
Çocukların Korunması, Seyahat Hürriyeti, Pozitif Ayrımcılık, Kişisel Veriler, Sendika, Toplu Sözleşme, Grev, Parti Kapatma, Ombudsmanlık, Dokunulmazlık, Yaş Kararları, Toplu Sözleşme, Uyarma ve Kınama, Hakim ve Savcılar, Askeri Mahkemeler, Anayasa Mahkemesi ve Üyeleri, Yüce Divan, Askeri Yargıtay, HSYK, Ekonomik ve Sosyal Konsey, 12 Eylülcülerin Yargılanması gibi içeriği sebebiyle yapılacak olan Anayasa Değişikliği’nin Referandumla Oylanması, birçokları için hayat/memat, ölüm/kalım meselesi.

 

Halbuki ‘Oy vermeyelim de koymu verelim’ kolaycılığına kaçmadan, elmalarla armutları aynı sepete koymadan, sapla samanı birbirine karıştırmadan, kârla zararı aynı kasaya kilitlemeden, zehirle panzehiri aynı kapta birleştirmeden, basiret ve ferasetle hareket etmek sorumluluğunda ve zorundayız.

 

“Amentu billah, kefertu bittağut” demekle yükümlüdür Müslümanlar. Allah(cc)’a iman edip, tağutları reddetmek Kur’an’ın emridir. La ifadesi, illa’sız olmaz, illa ifadesi de La’sız olmaz. Anahtarsız kilit, kilitsiz de anahtarın bir işe yaramayacağı gibi. İman edilen ve reddedilenler açıkça bilinmeli ve önce söze dökülmeli, sonra amele yansımalıdır.

 

Uzlaşmacı, tavizci, edilgen, statükocu, ehven-i şerci(!) bir akıl ve mantığın ürünü tüm bunlar. Evet diyenler, bu yönde tercih belirterek insanları rejime ve sisteme entegre olmaya, eklemlenmeye çağıranlar, bu görüş ve çağrılarına, kesinlikle Kur’an’dan veya Sünnet’ten bir delil getirmiyor getiremiyorlar.

 

Hiç kimse Rasülullah’ın mücadele dolu mübarek hayatından, Kur’an’ın yüzlerce sayfası ve binlerce ayeti arasından herhangi bir delil, örnek ve uygulama getirmiyor. Sadece tevil, yorum, görüş, istek ve tekliflerde bulunuyorlar. Tevhidî, Kur’anî, Nebevî örnek ve uygulamalar Tefsir edilerek bu sonuca ulaşılmış değil yani. Yok böyle bir örnek. Yapılan yorum ve tercihler adetâ Rum ordusuna asker yazılma sadedinden.

 

Allah(cc)’ın emir ve hükümleri bir kenarda dururken, yasa ve anayasa olması istenen, elle tutulur bir tarafı olmayan, bu haliyle Müslümanların kesinlikle sahiplenemeyecekleri ve taraf olamayacakları bir metin için imza, onay, destek ve oy isteniyor Müslümanlardan.

 

Besmelesi olmayan, Kur’an ayeti, Peygamber sözü barındırmayan, İçeriğinde, bir kez bile olsa, Allah(cc) ve Peygamber kelimeleri geçmeyen, İslâmî kavram ve ifadelere asla yer verilmeyen, Kur’anî, ölçüler, esaslar ve kelimeler asla geçmeyen, Vahdet ve birlik gibi, Cennet, Cehennem, Ahiret gibi değerlerden, Ahlâk’tan hiç bahsetmeyen, Fakat buna karşılık; imanla çelişen, İslâm’la taban tana zıt (insanı imansızlaştırıp müşrik ve kafir yapabilecek) çok sayıda şirk unsuru ifadeler barındıran bir metne, Siyasî Tevhid bilincimize ve iman iddiamıza rağmen, kendi serbest irademizle onay vermemizi, kabul edip içeriğine katılmamızı,  ona evet diyerek desteklememizi bekliyorlar bizden.

 

Oysa biz müslümanların hayat akışı içindeki kimlik, ilke, duruş ve tavırlarımız temelde velâ ve berâ ekseninde gelişir. Kur’an ve Sünnet rehberliğinden hareketle; neyin hayr, neyin şer olduğuna, kimi dost kimi düşman tuttuğumuza, neyin iyi, neyin kötü olduğuna, kime yakın kime uzak olduğumuza göre belirginleşip şekillenir. Tam burada ‘La İlahe’ ikrarı ve manifestosunun, yaratıcımız ve Rabbimiz olan Allah(cc) ile aramızdaki kulluk sözleşmesinin içini nasıl doldurduğumuz ve hayata hangi pencereden baktığımız gerçeği girer devreye.

 

Müslümanın tavrı açıktır. Asla ‘Evet’ şeklinde olamayacağı gibi, ‘Hayır’ anlamında da değildir. Reddetmektir. İlkesel olarak, temelde oylanması istenen şeyin İslâmi olmayışını, kabul etmemeyi, Tevhidî bir teslimiyet ve karşı duruşu içerir. ‘Evet’ veya ‘Hayır’dan  ayrı, çok daha açık, net ve tutarlıdır.

 

Cellatlarımıza aşık olmamızı, onlara gülümsememizi, el uzatmamızı beklemesin kimse bizden! Bizler Tevellâ ve Teberrâ kavramlarını Kur’an’dan talim etmiş, Hz Peygamber’in siyasi-tevhidî misyonunu sürdürme azminde olan Tevhid ehli muvahhidleriz. Öyle uzatılan her eli kolay kolay sıkmaz, herkesle tokalaşmayız. Bizim kırmızı ve yeşil çizgilerimizi; Hz. Peygamber’in Sahih Sünneti ve Allah(cc)’ın Kitabı Kur’an belirler, vahiy belirler. Yolumuz Peygamberlerin Nebevî mücadele yoludur.

 

Meşruiyet anlayışımızın mercii ve kaynağı İlâhidir, beşerî ve tağutî değildir. Kulluk sözleşmemiz gereği Allah(cc)’dan gelmeyen hiç bir yasa, ilke, kanun, (doğru ve yanlış, helâl ve haram, serbest ve yasak sınırları) bizi sınırlayamaz, bağlayamaz. Ahlâk, ibadet, siyaset, ticaret, eğitim, yönetim, askerlik vb. bütün alanlarda; Allah(cc)’ın belirlediği ilke ve yasalar geçerlidir biz müslümanlar için.

 

*******                                                                                                                                      

 

Hak ve özgürlüklerin; egemen zalim yöneticiler ve tağutî şirk otoriteleri tarafından hiç kimseye durduk yerde lütfedilerek verilmeyeceği aşikârdır.  Bu uğurda müslümanca, muvahhidçe, uzun soluklu ve kapsamlı bir iman mücadelesi ve kimlik savunması vermek zorundayız. Allah tarafından belirlenip bize tanınan ve statükocu zalimler tarafından gasp edilip ele geçirilmiş haklarımız, yetkilerimiz, özgürlüklerimizin mutlaka tavizsiz bir çizgide direnerek elde edilebileceği gerçeğini şu günlerde tekrar hatırlamaya ihtiyacımız var.

 

Mevcut Laik, Demokratik, Liberal, Kapitalist, Kemalist, sistemi kimler işletiyor olursa olsun biz bununla ilgilenmiyoruz. Kur’anî ve Nebevî mirasımıza uymayan, asla taraf olmadığımız, müslümanların insiyatifi dışında ve çok ortaklı, yerli, yabancı stratejistler ve düzenbazlar tarafından kotarılan batıl bir yol, yürüyüş ve menzil oluşundan dolayı sistemin anayasasının ve rejimin kanunlarının, niçin ve ne kadar değişeceği, bizi ilgilendirmemelidir. Bu referanduma katılmamalı, Evet veya Hayır dememeli, bu cahilî, şirk çarkının işletilmesinde pay sahibi, işlenecek cürümlerde de ortak olmamalıyız! Beşerî ideolojilerden bir ideoloji, çağdaş batıl dinlerden bir din olan Demokrasinin, Müslümanların üzerinde gölge etmesine, insanımızı ilâhî olandan beşerî ve dünyevi olana doğru kimyasını değiştirerek ve kimliğinin kodların bozarak dönüştürmesine, asla destek ve katkı sağlamamalıyız. Bu öncelikle ve temelde iman iddiamızla, ‘La’ manifestosu ve irademizle çelişmek olur bizim için.

 

Neden

 

Çünkü; Referandum, Seçim veya oy diyerek oyalayacak, seçimlerden geçinerek parti malı olacak, servetlerine servet katacak, demokrasilerini ilahlaştıracak, ilahlarına istemedikleri hiçbir şeyi, hattâ Allah(cc)’ı bile asla şirk koşturmayacaklar!

 

Çünkü; Bizlere Resmi İdeolojiyi, Ilımlı-Amerikancı İslâm’ı, Devlet tanrısını, Demokrasiyi, Liberal, Modernist bir hayatı, Allahsız ve kitapsız bir ekonomiyi, eğitimi ve siyasî sistemi, dayatacaklar!

 

Çünkü; sonuçta Allah(cc)’ın indirdiği vahyin arındıran, ihya eden düsturlarıyla değil, onlarla çelişen, fıtratı reddeden, kendi yanlarından icat edip uydurdukları, zulüm, şirk, isyan ve küfür içeren, beşerî ve cahilî değer ölçüleriyle hükmedecekler! Yaratan, yaşatan, yöneten olarak, hüküm, hakem, otorite ve belirleyen olarak Allah(cc) ve Rasülü asla ağızlara bile alınmayacak!

 

Çünkü; Allah(cc) ayrı bunlar ayrı diyecek, Modern putlar, samirîler, heykeller edinecekler, sermayenin/paranın dini/imanı olmaz diyecek, putları yesin diye adaklar, çiçekler ve kurbanlar sunacaklar!

 

Çünkü; Ahiretsiz,  Allah(cc)sız, kitapsız, tek dünyalı, Liberal, Seküler, Kapitalist bir hayatı modernlik, çağdaşlık ve medeniyet adı altında, sırf bizim iyiliğimize(!) ve bir an önce meşrulaştıracaklar!

 

Çünkü; Zavallı halkımızın zalim, fasık, dinsiz sisteme ve rejime olan sadakat ve bağlılığını ölçmek için 4-5 yılda bir önüne seçim sandığını getirecek, zorla ve hile ile sanki hayırlı bir iş yapıyor gibi manipüle edilerek kandırılıp şehadet parmaklarını lekeleyerek bizim üzerimizden çıkar çarkını meşrulaştırmak için her türlü sosyal, siyasi, ekonomik, medyatik entrikayı çevirecekler!

 

Çünkü; Halkın büyük çoğunluğu açlık ve yoksulluk sınırının altında, sefalet içinde, asgari ücret tarifesiyle terbiye edildikleri bir hayata mahkûm edilirken, bir kişiye on pul, on kişiye bir pul hesabıyla, zenginlerin daha zengin, fakirlerin daha fakir oldukları bir sistem kök salacak; cepleri ve kasaları dolu, geçim sıkıntısı nedir ömründe hiç görmemiş ve bilmeyen, çerez niyetine en az asgari ücret kadar harcama yapan gamsız, tasasız, tuzu kuru müreffeh insanlar, zavallı halkımız için asgari ücreti ve çalışma şartlarını tesbit edecekler!

 

Çünkü; Türkçülük, Kürtçülük, Ulusçuluk yaparak çağdaşlık maskesi altında bunu pazarlayacak, Resmi tarih yalanlarıyla devletçilik yapacak, zavallı halkı devletin emrine amade çağdaş köleler olarak görecekler!

 

Çünkü; “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” diyecek ve (Allah(cc)’ın Rasülü Medine/toprak için savaşıp ölen cahiliye ölümü üzere ölmüştür, şehit değildir derken) kıymeti kendinden menkul kutsallar oluşturarak kabul etmemiz için karşımıza dikecek, bunları müslümanca reddedenleri marjinal görecek, sakıncalı ilan edecek, vatan hainliğiyle yaftalayacak ve sonunda da düşman ilan edecekler!

 

Çünkü; Gece gündüz, canla başla, çalışarak, biriktirdiklerimizle ve köy köy, şehir şehir, kapı kapı dolaşarak, hayırseverlerin alın teri ve helâl kazançlarından, bin bir türlü fedakârlık ve emeklerle inşa ettiğimiz bütün camilere,  oralarda kendi borularını rahatça ve itirazsız olarak öttürebilmek için abdestsizliğine, laikliğine, faşistlik ve ateistliğine bakmadan, önce el koyacak, daha sonra elimizden alarak Diyanet’e bağlayıp kendi memurunu atayacak, üstüne üstlük bir de bize din öğretmeye kalkacaklar!

 

Çünkü; Önce işgal edip sonra da el koydukları camilerimizin kürsü ve minberlerinden, küfrün önderlerine utanmadan dualar edip, methiyeler düzecek, isyana, tuğyana, zulme ve sonuçta küfre götüren sistemlerinin geleceği, bekâsı ve selâmeti için el açıp Allah(cc)’a dûalar edecek, bizlerden de bu onursuz, omurgasız şerefsiz, yalakalık ürünü şarlatanlığa amin dememizi bekleyecekler!

 

Çünkü; Bir tane yezidin hatırına, binlerce masumun ve yiğitlerin, Hüseyin’lerin kanına girmekten bir an olsun geri durmayacak ve asla çekinmeyecekler!

 

Çünkü; Ramazan’da Müslüman, Şevval’de demokrat olacak, Zilhicce’de Hacc’a giderken, Ağustos’ta sahil ve kumsallarda yarı çıplak, anadan üryan bir şekilde boylu boyunca devrilecek, yeridir diyerek diplomatik toplantılarda kadehler devirecek, ‘devlet malı deniz yemeyen keriz’ diyecek, yetim malı ile semizleşecek, utanmadan bizlere müslümanlık taslayacak, üstüne üstlük bir de çelişkiler kumkuması beyinleriyle, kalblerinin temizliğinden dem vuracaklar!

 

Çünkü; Allah(cc)’ın kitabı Kur’an’a göre içki, faiz, çeşitli şans oyunları ve millî kumar, kesinlikle men edilmiş günahlarken, bunların hepsi bireysel tercihler ve zamanın gerekleri olacak, devlet eliyle meşru ve serbest kalacak!

 

Çünkü; Allah’a ortak koşma Şirki en büyük zulüm olduğu halde, bu birilerinin kutsallarına göre inanç ve düşünce özgürlüğü olacak, isteyen istediği her şeyi arsız, hayâsız ve pervasızca, Allah(cc)’a, Kur’an’a Peygamber’e şirk koşacak ve sonuçta bunun adı da bireysel tercihler olacak!

 

Çünkü; Muhkem kaleler gibi inşa edilmiş (şehir merkezlerinde, güvenli ve risksiz bölgelerde) Askeri sosyal tesislerde, gazinolarda, golf sahalarında ayrıcalıklı ve torpilli kimi gençler vatani görevini yapacaklar ve buraların etrafında kuş dahi uçurulmayıp, yamaçlarına bile kimsecikler sokulamazken, sıradan vatan evlatlarının görev yaptıkları (terör bölgesinin, riskli ortamlarında) birlik ve karakollar adeta kâğıttan, kartondan binalar gibi inşa edilecek, kuş uçmaz kervan geçmez yamaçlarda korumasız ve savunmasız kalacaklar!

 

Çünkü; Bir kişinin bile burnu kanamaması gerektiği halde, ölen askerler hep gariban vatandaşın, Anadolu insanının torpilsiz, kıymetsiz(!) sıradan evlatları olurken, hiçbir bürokratın, rektörün, sosyetenin, vekilin, elitin, zenginin, siyasetçinin, generalin sıra dışı ve kıymetli oğlu olmayacak!

 

Çünkü; Ailesinden ocağından koparılıp alınan gençlerimizin, Peygamber ocağı(!) denilen kışlada imanına, inancına göre ibadet etmemeleri için, akla ve hayale sığmayacak türden engeller çıkararak analarından emdiği sütü fitil fitil burunlarından getirecekler!

 

Çünkü; Ömürleri boyunca değil bir günlüğüne, bir dakikalığına bile asker olmayacak, hatta kışlanın yüzünü dahi görmeyecek olan kızlarımıza, Milli Güvenlik Derslerinde dikkat çekerek/çektirerek askeri vesayet ve tahakkümü dayatıp, askerlik, rütbeler ve ordu hakkında eğitim vererek, özel bir psikolojik işkence ve ayrımcılık anlamına gelen pervasız zulümlerle, başörtüsü üzerinden din ve dindarlarla hesaplaşmaya varan Allah, Kitap ve din düşmanlığını hepimizin gözlerinin içine bakarak yapacak ve sınıflardan, derslerden atacaklar!

 

*******

 

Bizlere ölümü gösterip sıtmaya razı olmamıza alıştılar. O gelmezse bu gelir, bu daha zalim o daha az zalim, hiç olmazsa bizden birileri olsun vs diyerek bu günlere kadar geldik.

 

Uyanalım artık ve bizi seçim sandığından defalarca ısırmalarına izin vermeyelim. Biz kimseyi Allah(cc)’a, Kitabına, Ahiret’e inanmaya zorlamıyor, onlara inanıp kabul etmeleri için din dayatmıyoruz! Kimsenin de bize devlet tanrısı, resmî ideoloji, din ve yaşam tarzı dayatmasını asla kabul etmiyoruz!

 

Tekrar edelim, bu referandum ‘İslâm’a, Kur’an’a ve Sünnet’e göre mi yönetilerek idare edilmek istersiniz, yoksa bizim laik, seküler, ahreti olmayan, tek dünyalı, inançsız, demokratik kanunlarımıza göre mi yönetilmek istersiniz’ şeklinde bir seçim veya tercih değildir! Egemenlerden hiç kimse bilerek böyle bir riski asla göze alamaz zaten. Halkın gönlünde yatan aslanı ve tercihini çok iyi biliyorlar çünkü onlar.

 

Allah(cc)ı ve Rasülünü, Kur'an’ı ve Sünnet'i kendimize Dayanak, Sığınak, Yasa, İlke, Rehber, Önder, Mercî Kabul ettiğimiz için, İmanımızla ve Kendimizle Çelişmemek adına, ‘La ilahe’ Kulluk sözleşmesine ihanet etmemek için, Allah(cc)’a olan söz ve duruşumuzu bozmayalım diye, Küfre ve Şirke Karşı Tuttuğumuz Kulluk Oruçlarımızı Bozarsak Kefaretimiz Cehennem Olmasın diye; Hiçbir beşerî ideoloji ve sistemi asla EVET ya da HAYIR diyerek kabullenmeyip, toptan Reddeden’lerden olmaktır tercihimiz!

 

İnançsızlığınız ve İnkârcı Şirk Sisteminiz Size, İnancımız ve Tevhidî Tercihlerimiz Bize Diyoruz!

 

Selâm, Hidayete Tabi Olanların Üzerine Olsun!

 

830
YORUM LİSTESİ
Orhan Sezer 11-09-2010, 01:36:36
Bu net ve tertemiz yazi icin size yurekten tesekkur ve dua ettigimi bildirmek istedim. Allah yar ve yardimciniz olsun kardesim.
 
m. ocakçı 11-09-2010, 00:39:06
Bu cevap Mehmet Akgül'ün omuzları üzerinden onun gibi düşünen ve eyleyenleredir. Şahısların bu noktada kıymeti bulunmuyor; zira mesele düpedüz siyasidir.

Dana-baca örneği korunacak bir hanesi bulunanların, yani ev sahiplerinin (Kurani tabirle bahçe sahiplerinin) sınıfsal aidiyetlerinde kaynağını bulan korkularının ifadesidir. Mesele bir tağutun kurup bize vatan diye yutturduğu bu ülkeyi hanesi görenlerle o hanede, o tağuta kulluk etmeyi reddedenlerin arasındaki mücadelede safını bilmek meselesidir. Bize "durun yahu, danaya öyle saldırmayın, bacadan düşüverir" diye akıldanelik edene "bacan da, danan da senin olsun" demek bu mücadelede şiarı "la" olanların boynunun borcudur.

Bizi sürekli olarak BDP sopasıyla dövmek icadı hiçbir surette yeni değildir. Bu tağut devletinin elindeki en yıpranmış taktiklerden biri neredeyse otuz senedir Kürt isyancıları üzerinden millete ayar vermektir. Bekasını en çok tehlikeye sokan unsur Kürtler olduğundan devlet kendisi ile meselesi olanları Kürt isyancıları ile olan hukuku yönünden değerlendirir yahut bu yolla değerlendireceği zehabını yayarak muhalifliğin meşruiyet hattını belirlemek üzere korku salar, tehdit eder.

Bu tehdit, devletle bulaşık olunduğu anda Kemalistleşileceğinin en açık örneği olan, çırağına (İsmet İnönü'ye) küfredip ustasını (Mustafa Kemal'i) güzelleyen,emperyalizmin bir mevzii,onun bir uç karakolu, bir tampon bölgesi olarak kurulmuş bu ülkeyi sahiplenmekle kalmayıp emperyalizmin güdümünde alt-emperyalist rollere bile soyunan bu hükümete daha önceki hükümetlerden, bir devlet politikası olarak, miras kalmıştır.

Kürt isyanının haldeki politik temsilcilerini laik, modernist, dinsiz, şu bu diye eleştirmek eninde sonunda devletin derdine derman olmaktır. O laik, o dinsiz ve saire de sen Anıtkabir'e mihrap diye yüz sürmekle ne kadar dindarsın?

Müslümanın ancak bu devletle ve bu rejimle organik ilişkiler içinde bulunanı, yani hanesi-bacası-danası olanı, bu ülkeyi hane, bu meclisi baca, bu şirk düzeninin zulmünün hedefi Müslüman halkı da dana bileni, yani ezcümle, tağuttan şu veya bu düzeyde medet umanı bu tehdite boyun eğer yahut onu savurur.

Bize işlemez.
 
Mehmet akgül 07-09-2010, 11:56:01
Bizlere ölümü gösterip sıtmaya razı olmamıza alıştılar. O gelmezse bu gelir, bu daha zalim o daha az zalim, hiç olmazsa bizden birileri olsun vs diyerek bu günlere kadar geldik.



Uyanalım artık ve bizi seçim sandığından defalarca ısırmalarına izin vermeyelim. Biz kimseyi Allah(cc)’a, Kitabına, Ahiret’e inanmaya zorlamıyor, onlara inanıp kabul etmeleri için din dayatmıyoruz! Kimsenin de bize devlet tanrısı, resmî ideoloji, din ve yaşam tarzı dayatmasını asla kabul etmiyoruz!



Tekrar edelim, bu referandum ‘İslâm’a, Kur’an’a ve Sünnet’e göre mi yönetilerek idare edilmek istersiniz, yoksa bizim laik, seküler, ahreti olmayan, tek dünyalı, inançsız, demokratik kanunlarımıza göre mi yönetilmek istersiniz’ şeklinde bir seçim veya tercih değildir! Egemenlerden hiç kimse bilerek böyle bir riski asla göze alamaz zaten. Halkın gönlünde yatan aslanı ve tercihini çok iyi biliyorlar çünkü onlar.



Allah(cc)ı ve Rasülünü, Kur'an’ı ve Sünnet'i kendimize Dayanak, Sığınak, Yasa, İlke, Rehber, Önder, Mercî Kabul ettiğimiz için, İmanımızla ve Kendimizle Çelişmemek adına, ‘La ilahe’ Kulluk sözleşmesine ihanet etmemek için, Allah(cc)’a olan söz ve duruşumuzu bozmayalım diye, Küfre ve Şirke Karşı Tuttuğumuz Kulluk Oruçlarımızı Bozarsak Kefaretimiz Cehennem Olmasın diye; Hiçbir beşerî ideoloji ve sistemi asla EVET ya da HAYIR diyerek kabullenmeyip, toptan Reddeden’lerden olmaktır tercihimiz!



İnançsızlığınız ve İnkârcı Şirk Sisteminiz Size, İnancımız ve Tevhidî Tercihlerimiz Bize Diyoruz!



Selâm, Hidayete Tabi Olanların Üzerine Olsun!
Sizlerin bu ifadelerinizin değişik bir versiyonunuda BDP söylüyor aranızdaki fark biriniz ırkcılık yaparak bir diğerlerinizde İSLAMI kullanarak ayni safda birleşiyorsunuz bu sizce ehli iman sahibi olmak kendinize gelin dostlar iyice bir düşünün yarın huzuru hakimde bunlar sorulacakl ve unutmayınız 50 yıldır ilk defa bu halk adam yerine koyularak artık söz sende deniliyor ve bu milletin önü kısmende olsa açılıyor bu yetermi elbette yetmez ama bu bir basamaktır İNŞAAALLAH devamı gelecektir her şey birden olmuyor

 
Mehmed akgül 07-09-2010, 11:47:40
Aziz dostum, sizlerin, kime neye neden niçin nasıl hizmet ettiğinizi anlamakta zorlanıyorum ,ve beni en çok üzende, sizlerin o rahmetenlil alemin olarak gönderilen ALLAHIN habibi HZ MUHAMMED MUSTAFA efendimizide, bu kendinize göre doğru sandığınız fikirlerinize alet etmenizdir ,gerçek manada inanadığını ve ımanının gereğini yaşadığını idddi eden sizlere, şunu sorabilirmiyim , yaşadığınız ülke hangi sistemle idare ediliyor, ve sizler ona tukaka buna tukaka diyerek hangi sorunu çözebileceğinizi zannediyorsunuz, bu ülkede gelenekselleşmiş bir din dahi tamı tamına yaşanamazken ,bin bir çeşit iftiraya maruz kalırken, sizlerin her şeye burun bükerek yaşamak istediğiniz ,o şuurlu islamı sizler nasıl getireceksiniz, Önünüze çıkan siyasi fırsatları elinizin tersiyle iterekmi? bakınız aziz dostlar, bundan yıllar öncesi almanyaya gelen bir tebliğ cemaatına çevreyi gezdirirken, almanyada yaşayan müslümanların dağınıklığından şikayetle hocam şunlar şucu şunlar feşmakancı diye üç beş tane dernek camisi gösterdiğimde, hoca gülerek evladım dedi bizler henüz daha 30 40 yıl öncesine kadar türkiyede samanlıklarda bacalara nöbetciler dikerek okurduk , ne mutlu sizlereki gelmişsiniz ehli küfrün içersinde her caddeye birer dernek açmışsınız, ismler değişikde olsa hepiniz ayni KURANA ayni İMANA SAHİPSİNİZ
BU BİR NEVİ ZENGİNLİKTİR YANİ SİZLER YAYLANIN ÇİÇEKLERİ GİBİSİNİZ KOKULARINIZ DEĞİŞİK OLSA BİLE HEPİNİZ İSLAMIN ÇİÇEKLERİSİNİZ, Böylesine güzel ve birleştirici bir uslupla beni kendine hayran bırakan bu hoca efendi şu an japonyada islam merkezi kurmuş ve oradaki insanları irşad ederlerken siz sayınlar işliniz gücünüz insanların arasına acabalar hı öylemiydi nifaklarını sokmak dolayısı ilede ne kadar büyük bir vebale girdiğinizin bile farkında değilsiniz,açıkcası bir şeyler yapaym derken bir çok şeyleri yıktığınızın farkında bile değilsiniz ,bakın dostlar bizim yörede bir değim vardır dana bacadan düşecekse üzerine giderken koşma geh gılı gılı geh gılı gılı diyerek yavaş yavaş yaklaşki dana bacadan düşmesin ama sizler öyle yapmıyorsunuz ipi ortadan kırı veriyorsunuz böylece hizmet sunduğunuzu zannediyorsunuz ama yanılıyorsunuz dostlar ha referanduma gelince bdp li olduğunuzu ilan edercesine boykot uyguluyorsunuz allah onun vebalini sizlerden soracak biz gerçekten iman ehli kimseler olarak EEEEEVEEEEET CİYECEĞİZ
 
mehmet maksut 01-09-2010, 23:45:12
eyvallah aziz üstadım...birileri bizleri marjinallikle, zalimlikle, basiretsizlikle,tekfircilikle, hayata ve sorunlara bigane kalmakla vb şeylerle itham etsede biz hakkın hakkını inşallah savunanlardan olacagız...
selamlar...dualar yaralı yüreklerimize
 
nuri 01-09-2010, 11:00:54
yazılmış yazılacak olan çizilmiş çizilecek olan.artık kulpa tutunma zamanı.Emrolunana uyma zamanı...
 
Orhan Albayrak 30-08-2010, 16:58:07
Çoşkun bey Allah razı olsun.kalemine saglık ben kendi adıma yazdıklarınızı gayet yeterli buluyorum.Ayrıca islamda eminlikte önemlidir.Referandum ile kim kime emanet edilecek, emanetler ehline mi verilecek,alınan karaları uygulayacak olanlar bunu ne kadar hakkaniyet ölçüsünde uygulayacak kimden medet bekleniyor, bu insanlar nasıl böyle bir yanlışı dogrulama içine giriyorlar akıl almıyor.Konuşan olursada arkadaşlar çok ileri bir zeka seviyesine ve entellektüel birikime sahip oldukları için (Batının argümanlarıyla donanım neyin birikimi oda tartişiır ya neyse)boşa gidiyor.Okudugum yazılarda ve konuştuğum insanlarda geçmişte yapılan zulümlerin olmaması için daha rahat hareket etmek için bu oylamaya evet denmesi gerekir vurgusu öne çıkarken Allah için bir tanesi bu işi KUr anla bagdaştıramıyor yada dayandıramıyor.KUr'anda geçen hiç bir peygamberden örnek getiremiyor:zaten hepside başlangıçta çıkarken adam gibi çıkp hakkı haykırmışlar ve uyarılarını yapmışlar.başımızı kapatacaz özgürlük verin kamuda çalışacaz çalışma izni verin.üniversiteye gidecez egitim özğürlüğü verin.sen arz edeceksin ki statükoda zaman zaman seni böyle sevindirsin.
 
DİĞER YAZILARI

20/02/2012 - 19:59 ÇOCUKLARIMIZ VE MEÂL BULUŞMASI

11/02/2012 - 18:37 PAVLUS VE BİZİMKİLER

17/01/2012 - 11:33 KUR’AN’A TESLİM OLMAK

01/01/2012 - 17:01 KUR'ANİ İLKELER Mİ, ATAYASA MI?

30/10/2011 - 23:38 MUHAFAZAKÂR DEMOKRAT İNCİLER

01/10/2011 - 07:10 BİR DAMLA SU...

14/08/2011 - 06:26 "RAMAZAN ŞENLİKLERİ"

19/07/2011 - 21:19 MÜSLÜMAN OLMAK!

11/06/2011 - 21:59 SEÇİMLERİMİZ...

19/05/2011 - 10:42 İSLAM KİMİNLE VE NASIL GELECEK?

17/04/2011 - 23:36 "MÜSLÜMAN AÇILIMI" NE ZAMAN?

15/03/2011 - 09:52 GÖZ BEBEĞİ

06/02/2011 - 23:26 SIRA TÜRKİYE'DE Mİ?

30/12/2010 - 23:19 Mavi Marmara

06/12/2010 - 12:14 HİCRET: YOL ve YOLCULUĞUN ADI

19/11/2010 - 10:58 BİR NUMARA MI, ON NUMARA MI?

04/11/2010 - 18:45 DEĞİŞMEYECEK, DEĞİŞTİRECEĞİM!

18/10/2010 - 12:11 Hz. PEYGAMBER'İ UNUTMAK

06/10/2010 - 18:45 OTORİTENİN ŞAHİTLERİ ve ŞEHİDLERİMİZ

29/09/2010 - 10:20 GÖZLEMLER

11/09/2010 - 12:22 TERCİHİMİZ İSLAMİ OLMALI

30/08/2010 - 16:06 REFERANDUMA BAKIŞ

3/08/2010 - 12:50 ZALİM OTORİTEYİ REDDEDİYORUZ!

14/08/2010 - 10:08 DUYARLILIK ÇAĞRISI

14/07/2010 - 11:20 RAMAZAN'IN FESTİVALLEŞTİRİLMESİNE HAYIR!

10/07/2010 - 19:01 SÖZDE MÜSLÜMANLAR -2-

25/06/2010 - 10:43 SÖZDE MÜSLÜMANLAR -1-

09/06/2010 - 19:25 GÜLEN ÖZÜR DİLEDİ, HELALLİK İSTEDİ!

31/05/2010 - 09:29 GAZZE FİLOSU ve KÜRESEL İNTİFADA

22/05/2010 - 10:54 GAZZE GEMİLERİNE ve DİRENİŞE BİN SELÂM!

08/05/2010 - 10:57 DİNİ BİRLEMEKTEN DİLİ BİRLEMEYE!

23/04/2010 - 14:15 "KUTLU DOĞUM" KUTLAMALARI ÜZERİNE
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat