Rengimiz net olmalı, Allahın Boyası belli, belirsizlik yok bu davada. Sonuçta ön saflarda yer alan ağabeylerimiz sıradan insanlar değil, avamdan hiç değil. Yılların mücadelesini vermiş, çalışmış çabalamış, ezilmiş horlanmış bu davanın çilesini çekmiş insanlar. Konuştuklarında ve davrandıklarında kendilerini örnek alanlar var toplumda. Bu örnekliklerini İslami çizgilerindeki sadakatle gösterseler daha makbul olacaktır sanırım.
Böyle bir yazının ne kadar gereği vardı bilmiyorum, lakin bir Müslüman olarak kendi düşüncemde Tevbe Suresi 71. ayetten yola çıkarak iki satır da olsa kardeşlik görevimi yerine getirmem gerektiğine inanıyorum.
İslami Kuruluşların Anayasa paketini aktif olarak desteklemek üzere bir araya geldiğini ve bunu bir bildiriyle ilan ettiğini öğrendik. İslami kuruluşların kendileriyle uzaktan yakından herhangi bir ilişkisinin olmadığı bir platformda böyle aktif rol almaları, rol alanların Tevhidi Bilince sahip olmaları da ayrı bir üzüntü nedeni olarak gün yüzüne çıkıyor.
Uzun zamandır tartışma konusu olan bu durum birçok konuya vakıf Müslüman tarafından eleştirilmesine, bunun yanlış tarafta yer almak olduğunun belirtilmesine rağmen bu denli ısrarcı olunması anlaşılır bir durum değildir. İslami Kuruluşların, ilk ve öncelikli görevlerinden biri olması gereken hallerden Vahdet göz önünde bulundurulursa, bu vakte kadar bu kuruluşlardan kaçı bir araya geldi, ortak bir açıklama yaptılar, Müslümanlar arasındaki buz dağlarını eritmek için belli bir gayret sarfettiler düşünülmesi gereken bir konu...
Asıl ve gerçek bir gündem maddesi olan İslami Vahdetin, bunca savsaklanmasına rağmen,t amamen beşeri bir düşüncenin hakimiyeti üzerine ortak noktada buluşmaları hangi İslami endişenin bir ürünüdür? Toptan Allahın ipine sarılın ayetinin günümüzde daha çok anlam bulduğunu, buna rağmen bu konuda herhangi bir gayretin gün yüzüne çıkmadığını görüyoruz.
Bunun tam aksine ise “Sen onların heva heveslerine uyma” diyen İlahi iradenin tersi olan bu tür davranışların büyük bir gayretle gündeme gelmesi ise endişe verici bir durum. Geçmişleri Tağuti sitemleri inkar üzerine yükselen düşüncelerin zaman içerisinde rddettikleri sisteme entegre olma gayreti anlaşılabilmesi daha da zor olan ayrı bir handikap olara görülebilir.
Bazılarının Ortak metni benimsememek ama buna rağmen tam olarak destek verme girişimleri nasıl bir yaklaşım onu da anlamak mümkün değildir. Anayasa değişiklik paketinde inanç esaslarından hiç bahsedilmemiş, tamamen batının anladığı manada bir özgürlük anlayışının lanse edildiği çok net olarak görülmektedir. Bu paket hazırlanırken kendilerine fikir danışılmayan, ziyaret edilmeyen, sizin fikriniz nedir diye sorulmayan İslami kuruluşlar, nasıl oluyor da asla ve asla kendi varlığını kabul etmeyen Kemalist Laik bir sistemin anayasa değişikliğine olur deyip can hıraş böyle mücadele ediyorlar.
Şimdi daha açık olmak gerekirse, bu Kuruluş Temsilcileri, imzacılar, eğer bu düşüncelerinde samimi iseleler, geçsinler AKP saflarına, açıktan mücadele etsinler, üye olsunlar, alsınlar ellerine bayrakları sokak sokak dolaşsınlar, anlatsınlar insanlara bu değişikliğin nasıl bir iyilik getireceğini.
Rengimiz net olmalı, Allahın Boyası belli, belirsizlik yok bu davada. Yok, İslami Kuruluşların derdi bu anayasa değilse çeksinler elini eteğini İlahi davaya zarar vermesinler. İslam’a yeni girenlerin anlayışına zarar gelmesin. İslam’ın demokrasiyle, laiklikle anlaşılabilirliği gibi bir durum ortaya çıkmasın bu hallerinden. Sonuçta ön saflarda yer alan ağabeylerimiz sıradan insanlar değil, avamdan hiç değil. Yılların mücadelesini vermiş, çalışmış çabalamış, ezilmiş horlanmış bu davanın çilesini çekmiş insanlar. Konuştuklarında ve davrandıklarında kendilerini örnek alanlar var toplumda. Bu örnekliklerini İslami çizgilerindeki sadakatle gösterseler daha makbul olacaktır sanırım.
Davranışlarımızı, Allah razı mı değil mi yaklaşımıyla değerlendirirsek varacağımız sonuç daha verimli olacaktır kanaatindeyim. Kaldı ki, bugün Anayasa değişikliğini desteklediğini söyleyen bu İslami kuruluşların toplasan ülkede kaç oyu çıkar, neyi değiştirirler? Bu kadar açık bir durum varken belli bir şuura ermiş kitlenin kafasını karıştırmaya gerek var mıdır?
Şimdi bu hal böyle gidecek kanaatindeyim, çünkü bütün ikazlara rağmen dediğim dedik, çaldığım düdük misali gidiyorlar. Bu fırtına geçtikten sonra aynı kuruluşları VAHDET üzere çalışmakta bir arada görmeyi şahsen ben çok istiyorum, bunu bütün Müslümanlarda şiddetle arzu ediyorlardır kanaatindeyim. Beşeri sistemlerin bekası için bir araya gelenler, İlahi olandan yana nasıl bir tavır sergileyecekler merak konusu olacak bu noktadan sonra. Referandum meselesi bir ay sonra gündemden düşecek, gelip geçecek, ama İSLAMİ VAHDET büyük bir sorun olarak Müslümanların önünde yine duracak.
Bu anayasa değişikliğini takip eden bütün Müslüman camiaya seslensem edepsizlik etmiş olmam sanırım. Referanduma gösterilen ilginin bu kuruluşlar tarafından VAHDETe ne derece gösterileceği konusunda takipçi olsak derim. Beşeri bir sistemin tamamen kendi bekası için verdiği mücadeleye ortak olmak ve açıkça saf almak ile,bu konuda azami bir gayret göstermek hangi vasfın muhatabı yapar bizleri bilmiyorum. Ama İSLAMİ VAHDETe gösterilecek gayretin bizlerin temel görevlerinden biri olduğunu çok iyi biliyorum. Haydi bakalım özgürlükçü ağabeylerimiz, gazanız mübarek ola.
Aynı gayretin birinci sorunumuzda devam etmediğini görürsek davasında samimi olmayanlar olarak değerlendirileceksiniz. Görelim bakalım beşeri sistemle, Müslümanların vahdeti arasındaki mücadelenizde, ağır basan yönünüz hangisi olacak. Allaha emanet olun. Her ortamda, her platformda sizlerin Vahdet içi bir araya geldiğinizi, çalıştığınızı, bildiriler hazırlayıp altına böyle toluca imzalar attığınızı görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Mesela ayda bir VAHDET TOPLANTILARI, ayda zor olur derseniz, üç ayda bir, o da zor olur derseniz altı ayda bir, bir araya gelin inşallah. Bütün ümmete moral olsun bu tavrınız.Ç ünkü bu bir farzdır Müslümanların kanaat önderleri üzerine.
Kardeşlerimiz Akidevî bir soru ve tercih içermiyor deseler ve öyle sansalar da, Sistemin damarlarına taze kan pompalayacak olan bir seçim ve tercihtir önümüze konan.
Gayri adil yapının temel taşlarından bazılarının değiştirilmesinden bana ne, bize ne?
Sistemin iç işleyişinin restoresi, tamiri, tedavisi, iyileştirmesi, makyajı beni ne ilgilendirir ki?
Tağutun hükümleriyle muhakeme olmak ve hükmedilmek istemeyen Müslümanlar; sonuçta bu rejimin muhafızlarının nöbet değişiminden, damarlarında dolaşan kanın temizlenerek tazelenmesinden, temsilcilerinin sempatik ve sevecen gösterilmesinden, göz kırpması ve ayartıcılığından, işve ve cilvelerinden uzaktır!
Gasp edilmiş onlarca, yüzlerce haklarımızdan birkaçını, onlara karşı daha uslu, tavizkâr ve uzlaşmacı olalım diye, Sonuçta bizi kendilerine ısındırmak için, onlara olan buğzumuz azalsın diye, lütfedip bize vereceklermiş bu çok mu umurumuzdaydı sanki?
Zalim zalimdir, az zalim, çok zalim, ısıran zalim, koparan zalim, ezen, öldüren, süründüren, somurtan veya sırıtan zalim olması onun zalim olduğu gerçeğini örtemez, perdeleyemez!
Niçin sistemin zalim olduğunu, Hak, Adalet ve Mizan’ı gözetmediğini saklayalım ki?
Adil olmak için makyaj ve yenilenme yeterli değildir. Referandum, seçim vs atraksiyonlar bizim bakışımızı asla değiştirmemelidir. Kur’anî, İslâmî, Tevhidî olmayan, sistem, yönetim, rejim, otorite ve beşeri ideolojiler reddedilmesi gereken değersizliklerdir!
Siyasi Tevhidi ikame etmek, İtikadî Tevhidi Amelî Tevhidle şahidlik ederek desteklemenin bir şartıdır. İnancını fiil ve davranışlarına, ekonomik, siyasi, ticari, ahlaki, eğitim alanlarındaki tercihlerine, hayatının bütün alanlarına yansıtmak müslümanın olmazsa olmazıdır vesselam.
Hüseyin Vural
07-09-2010, 06:21:07
Özcan beyin açıklamasına katılıyorum.
ÖZCAN
23-08-2010, 11:34:27
Muhakkak ki Müslüman birey her şeyi imani eksende ele almalı ve bu eksenin çerçevesini de Tevhidi bakış çizer. Hayata ve eşyaya buradan bakıp değerlendirir ve karar verir. Yaşadığı ortamı iyi okur ve akidesine aykırı sosyal yapılara entegre olmadan sorunlara kendine has yaklaşımlarla çözüm önerileri sunar.Yani yaşadığı sosyal yapıya seyirci kalma lüksü yoktur Müslüman bireyin. Hele ki alınan kararlar bire bir hayatımızı bu denli etkiliyorsa… hele ki başımızın üstünde sallandırılıp duran zulüm tokmağından kurtulma imkanı doğmuşken. Yaşadığımız zamanın ve ortamın öznesi değilsek nesnesi oluruz. Başka üçüncü yol yoktur. Haa… Seyrederiz derseniz buda nesne olmaktır. Çünkü özne her daim etkindir, faildir, müdahildir, gücü nispetinde belirleyici özelliğe sahiptir. Bunun dışındaki her pasif pozisyon nesnelleştiricidir. Çevresindeki olup bitene seyirci olmakta böyledir. Karanlığa küfretmekle mum yakma aynı şey olmasa gerek. Asli unsuru olduğumuz bu coğrafyada sistemin kumpaslarına ya müdahil olur hak ve özgürlüğümüz için bir adım atmış oluruz ki bu vesileyle “la” nın sorumluluğunu taşımış ve öznelliğimizi muhafaza etmiş oluruz, yada seyreder vaziyette vahim halin devamına dolaylı katkı sağlamış oluruz. Evet bu pasif pozisyon vesayetçilerin hanesine artı değer olarak yansıyacaktır. Yani imani kaygılarla zulmün, kumpasların devamını sağlayacağız imanın zulme olan ezeli düşmanlığına rağmen. Allahın zalimlere düşmanlığına iman etmemize rağmen. Kaldi ki önümüze konan metin akidevi bir soru ve tercih içermiyor. Evet… Bize sunulan şeyler bir takım kurul ve kurumların yapısının değiştirilmesi, sistemin layuselleri ile onların aldığı ideolojik keyfi kararlarına yargı yolunun açılması gibi her izan, insaf ve şuur sahibinin asla reddedemeyeceği şeylerden ibarettir. Bize yeni bir anayasal metin sunulmuş değil. Eski metindeki yani hali hazırda devam eden gayri adil yapının temel taşlarından bazılarının değiştirilmesi istenmektedir.
Mesela; AYM ile HSYK yapısının değişmesi, YAŞ ile bu kurul ve kurumların aldığı ideolojik kararların yargı denetimine açılması, asit kuyularının sorgulanması, kadın,çocuk ve yaşlılara koruyucu manada pozitif ayrımcılık, emeğin sömürülmemesi için sendikal hakların güvence altına alınması, fişlenmenin önlenmesi ve bireysel başvuru yolunun açılması tevhidi anlayışın hangi ilkesine aykırıdır bunu anlayabilmiş değilim.
Üzerimizdeki cenderenin kalkmasına neden hayır diyelim? Ne adına seyirci kalalım? Bu Cendere adalet değil zulüm üretiyor, hak gaspını sürekli hale getiriyor. Tevhit zulme karşı koymaya yada zulmün kalkmasına yardım etmeye engelmidir? Kardeşlerimiz birde bu soruya cevap arasınlar.
Hılful fudul şimdi değilse ne zaman? Başkaca kimlerle?
Selam ve dua ile….
emin
20-08-2010, 14:07:49
allah sizden razi olsun
müslümanlarin referanduma evet demesi icimi sıkıyor
kuranı yasama niyetiyle okuyanlarin bu düsüncede olmalarini anliyami yorum