Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
KİMLİĞİN İNŞASI
Mehmed MAKSUT - 08/07/2010 - 19:40
Hayatımızı, İslami kimliğimizden, temel sabitelerimizden feragat ederek kuramayız, sürdüremeyiz. Tercihlerimizi kimliğimizden soyutlanarak yapamayız. Kimliğimizi duygusallığa, Kuran’dan uzak iyimserliğe feda edemeyiz. Konjöktürün, sürecin, reel politikaların kimliğimizi, İslami algımızı ve kişiliğimizi bölüp parçalamasına müsaade etmemeliyiz.

Biz kimiz, neyi ve kimleri temsil ediyoruz, kendimizi kimlerden sayıyoruz, hangi pencereden hayata bakıyoruz, kimleri kendimize rehber ve önder kabul ediyoruz, olmazsa olmazlarımız nedir, kaygılarımız sevinçlerimiz nelerdir vb sorular insan kimliğinin oluşumunda ve tanımlanmasında önemli sorulardır.

Sözlükte kimlik; toplumsal bir varlık olarak insana özgü olan belirti, nitelik ve özelliklerle, birinin belirli bir kimse olmasını sağlayan herhangi bir nesneyi belirlemeye yarayan özelliklerin bütünü olarak ifadelendirilmektedir.

Kimlik, insanın kim olduğuna dair verdiği cevaplardan oluşur. Kimlik, varlığın kendisini algılaması ve tanımlamasıdır. Kimlik bir aidiyet meselesidir. Kimlik elbise değiştirir gibi değiştirilecek bir şey olmadığı gibi şartların değişmesiyle değişen şeylere de kimlik denilmemeli.

Kişilerin kimliği olduğu gibi toplumların, topulukların, grupların, milletlerin, cemaatlerin, devletlerinde de kimliği vardır. Ve var olan her yapı öncelikli olarak kendisine bir kimlik bulur ve bu kimlik üzerine düşüncelerini fiiliyata geçirir.

Yaşadığımız dönemde acı bir kimlik yozlaşmasıyla üzüntü duyarak karşı karşıyayız. Bu yozlaşma herkesi etkilemektedir. Bu etkinin en fazla görüldüğü insanlar ise maalesef bize göre Müslümanlardır. Müslümanlar modernizm ve geleneğin ağır etkisiyle, vahiy dışı güçlerin baskısıyla bir kimlik bunalımı ve değişimine sürüklenmektedir.

Burada şunun altını çizmemiz gerekir ki Müslümanlarda var olan kimlik krizi fıtri değildir arızidir. Meydana gelen kriz İslam’ın kendisinden değil, müslümanım diyen insanların Kuranı, Dini, Peygamberi, hayatı algılamasından kaynaklanmaktadır. Zira İslam insanlara doğru bir kimlik kazandırma için birçok öğüt vermiş ve örnek peygamber ( Ahzab 21- Mümtehine 4) göstermiştir. Bu konuda emrolundugunuz gibi dosdoğru olun uyarılarını peygamberlerden bile kuran esirgememiştir.( Hud 112)

Kimlik yozlaşması dediğimiz şey aslında bir bakıma imanın yozlaşmasının canlı bir tezahürüdür. Çünkü müslümanın asıl kimliğini oluşturan inandığı değerlerdir. İman, hayatın nasıl yaşanılacağını; nelerin kabul, nelerin red edileceğini, kimlerin dost kimlerin düşman olarak belleneceği, kimlerin sevileceği kimlerin sevilmeyeceğine dair Allaha verilen sözün açılımıdır da. Dolayısıyla iman unsuru kimlik unsurunun beklide en önemli mihenk taşıdır.

“Ben Müslüman” diyerek kimliğindeki asıl olanı belirleyen insan; bu kimliğe uygun tavırlar ortaya koymak zorundadır. Bu da Allahın razı olmadığı kimliklerden ayrışmayı ve netleşmeyi beraberinde getirecektir. Sağlıklı ve geçerli bir imanla kurulacak olan bir kimlik inşası; zorluklara, zorbalara, konjoktürel durumlara göre kendini değiştirmeyecektir.

İnsan kimlerden olduğunu belirlerken, kimlerden olmadığını da belirlemelidir. Kişinin kimliği kimi zaman karşı olduğu, sevmediği şeylerden bile anlaşılır. Bu bağlamda tagutları ve onların düşüncelerini, bize dayattıkları kimliklerini red etmek İslami kimliğin ruhunu oluşturur. Kelimeyi Tevhid sözleşmesiyle gerçekleşen ve ilkeleşen bir kimliktir Allahın kulundan istediği. Kendilerini evrensel kabullere ve redlere alabildiğine açık tutanlar kimlik krizine uğramaktan kendilerini alamamaktadırlar.

Yanlış eğitim ve bilgi ile insanın fıtratında var olan temel İslami kimliği değiştirilmekte. Değiş(tiril)en kimlikte; liberal tonların, demokratik argümanların, hümanist duyguların baskın olduğu, ılımlı ve uyumlu bir İslami kimlik amaçlanmaktadır. Bunun için birçok güç, cemaat, kurum, kitap yazar-çizer devreye konulmuştur ve de konulmaktadır. Bu arzuladıkları kimlikleri yaygınlaştırabilmek için kıtalar ötesine okullar açılmakta, konferanslar verilmekte, basın yayın yoluyla insanlar teşvik edilmekte. Tabi oluşturulmak istenen bu yeni, homojen kimliğe “İslami” sıfatını vermemiz ne kadar doğrudur. Bu tartışılır.

İslami kimliğin değişimine yönelik araçlar, taktikler ve üsluplar her zaman aynı kalmamakta; asra, zamana ve zemine göre farklılık arz etmekte ise de amaç; küfre, zulme, taguta, ifsada dur diyecek potansiyele sahip olan İslami kimliğin yok edilmesi, yok edilemiyorsa da etkisizleştirilmesi arzulanmaktadır.

Tüm bu değişimlerin, dönüşümlerin ve kimlik krizlerinin gerçekleşmesinin en büyük sebebi bizde var olan eksikliklerin önemli bir yeri vardır. Maalesef biz Müslümanlar, çağımızı ve etrafımız değiştireceğimize ne acı ki gelinen noktada tam tersi bir seyir izlemekteyiz. Müslümanlar yer yer kendilerini bireysel olarak bile muhafaza edememekte.

Burada yürütülen propaganda, baskı veya sağdan yanaşma taktikleri Müslümanları kimlik kırılmalarına sürüklemektedir. Ama bunlardan da öte kanaatim kimlik kırılmalarının birçoğu dünyevi kaygılardan ve kurani kavramların yerli yerince hayata taşınmamasından kaynaklanmaktadır. Özellikle temel kavramlarımız olan; tewhid, tagut, şirk, küfür, ilah, rab, hükümranlık, devlet, ümmet, münafık, mümin, müşrik gibi temel kavramları çokça gündemde tutmamamız ve olayları bu kavramların içeriğine uygun bir dil ve tavır degerlendirmememız kimlik yozlaşmasını daha da artırmaktadır.

Yaşadıkları birçok sıkıntıya yeterli donanımlarla, bilinçli, tevhidi duruş sergileyemeyen Müslümanlar birçok noktada sıkıntılara düşmüş ve düştüğü yerde kimlik değişimine uğrayarak tekrar toplumun önüne çıkmıştır. Öyle ki birçok insan değişime uğramasına rağmen kendisinde var olan değişimin farkına bile varamamışlar. Bu kardeşlerimiz sürekli kendilerini değiştirerek başkalarının yanında meşruiyet kaygısına girişmeyi bile başardılar. Oysaki kimliğimizin meşruiyeti İslam’dır ve İslam’ın meşruiyetine ters olan şeylerden ve yerlerden, kimlik onaylatma meşgalesine girmek İslami kimliğin zedelenmesine kapı aralamıştır. Yaşadıkları farkı süreçler içerisinde kırılmalara uğramışlardır. Oysa hayat içerisinde bazı şeyler değişse de değişmeyecek bazı şeylere iman etmiştik. Ama maalesef yolun uzun ve çileli olmasından dolayı bazıları erken daldılar suya ve sonrası malumumuz…

Evet kardeşler, hayatımızı, İslami kimliğimizden, temel sabitelerimizden feragat ederek kuramayız, sürdüremeyiz. Tercihlerimizi kimliğimizden soyutlanarak yapamayız. Kimliğimizi duygusallığa, Kuran’dan uzak iyimserliğe feda edemeyiz. Konjöktürün, sürecin, reel politikaların kimliğimizi, İslami algımızı ve kişiliğimizi bölüp parçalamasına müsaade etmemeliyiz. Bu tür söylemlerin ahirette Rabbimizin yanında geçmediğini bilmeliyiz. Bu tarz bahanelerle kendimizi düze çıkarma arayışlarına son vermeliyiz. Bizim görevimiz, Allahın belirlediği renge kimliğimizin bürümek ve onu hayata aksettirmektir. Yoksa yeni bir kimlik ortaya koymak bizim işimiz değildir.

“Mü'minler Calut ve ordusuna karşı meydana çıktıklarında dediler ki: Rabbimiz üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” (Bakara 250)

“Şüphesiz kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra geri küfre dönenleri, şeytan kışkırtmış ve uzun emellere kaptırmıştır.” (Muhammed 25)

“De: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, ölümüm ve hayatım âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. O’nun hiçbir ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum.” (En'am 162)

Emrolundugun gibi dosdoğru ol. Ve azıtmayın. Çünkü Allah yaptıklarınızı görendir. Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allahtan başka velileriniz yoktur, sonra yardım göremezsiniz.” (Hud 112–113)

DUAMIZ: Rabbimiz üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. Yakin gelinceye kadar senin dinin üzerinde sana ibadet edebilmeyi bizlere lütfet. Rabbim senin bize verdiğin kimliğin şahitliğini yapabilme şerefini bizlere lütfet bu lütuf bizlere tüm dünya lüksünden daha değerlidir…

Selam ve dua ile

739
YORUM LİSTESİ
esra 25-07-2010, 14:34:23
kimlik hakkında güzel bir yazı olmuş. yazan dan Allah razı olsun.
 
Coşkun Uzun 21-07-2010, 10:19:15
MaşaAllah, barekAllah, eline gönlüne sağlık kardeşim.
Kimlik bilincini açık ifadelerle ve Tevhidî bir perspektifle önümüze koymuşsun.
Allah senden razı olsun, istikamet ve mücadele bilincinden, kulluk şuuru ve ibadet azminden ayırmasın.
 
alper 16-07-2010, 15:04:21
Allah yardımcımız olsun abi. çoktandır okuyamıyordum yazınızı. ne mutlu kimliğini dininden taraf inşa edenlere
 
Sait Alioğlu 10-07-2010, 13:31:21
'Sen kimsin?' sorusu insana yine insan sınıfı tarafından rulan en esaslı soru ve sorulardan olduğu şüphe gerektirmez bir hakikattir. Hele ki bizlerin 'biz' olmasında önemli katkıları bulunan geçmişin temiz karelerine baktığımızda gelenek içre sorulan 'Kimlerdensin?' sorusu ise modern zamanlarda sorulan sığ sorulara rağmen sahici bir aidiyeti de tanımlar niteliktedir!
O halde biz kimiz; İnsan mı, değilmi? aidiyetimiz neye göre şekillenmelidir; etnik unsura,kavmi unsura, maddi temelli iktisadi karakteri olan sınıf olgusuna göre mi, yoksa aynı iyi damardan beslenen, birbirinin içerisine geçen kople aidiyet olgusuna göre mi?
Kesinlikle belirtmek gerekir ki mutedil bir tarzda Allah'a, çevreye ve kendine/hefsine karşı sorumluluk duygusu ve şuuruyla iman içre hareket edip tevhidi dünya göüşüne uygun bir hayat telakkisidir söz konusudur, nihayetinde!
KEKé MINé XEQ EM DİSA BéJIN 'EM KİNIN, YAN Jİ NE KİNIN?!' BELé BERé "EM İNSANIN KU BI KURRéN ADEMIN! ŞINDA Jİ YAN EM KURDIN, YAN TIRKIN, YANJİ EREBIN;Hvd... YANJİ XELKé WELATEKé PIR DURIN..
Lé BELé ME TEREFéXA BéLLI KIRİYE; EM XWEDAPEREST IN, EM EHLé TEWHİD, EHLé MÜSELMAN!XEWEDA(hüDA/ALLAH) SAY U EMELéME BILA VALA NEKE!
SILAVU XEWEDA BIRA SERWEBA KEKéMINé EZİZ!

 
şahin özilice 10-07-2010, 10:24:01
AMİN... KEKE DİLİNE SAGLIK ALLAH RAZI OLSUN YAZILARININ DEVAMINI BEKLİYORUZ SELAMETLE
 
ahmet deliktaş 09-07-2010, 11:07:53
yüce rabbim islam aleminin kimlik inşasında hepimizi birer muhammedi işçi eylesin.amin
 
irfan 08-07-2010, 23:06:31
kimliğimize yönelik saldırıların yogun oldugu ve de kimlik kırılmalarının yogun oldugu bu süreçte kardeşimizin bu yazısı dikkate deger. emeginden dolayı teşekkürler kardeşim.
kimliklerinin kavgasını veremeyenler mücadelede fazla tutunamaz.kimliğimizi tebliğmizle ayakta tutabiliriz.
Allah razı olsun selamlar
 
mıustafa 08-07-2010, 22:19:23
allah razı olsun kardeş
 
DİĞER YAZILARI

12/05/2012 - 08:16 GEZİ VE MUHASEBE

19/04/2012 - 03:11 KUTLU DAVADAN KUTLU DOĞUMA

15/03/2012 - 07:14 NEFES ALMANIN ÖLÜM OLDUĞU YER: HALEPÇE

10/03/2012 - 06:30 ANNEME MEKTUP – PEPÛKÂ DAYÎKAN -I-

26/02/2012 - 07:31 İRAN’IN DIŞ SİYASETİ ve SURİYE’DEKİ OLAYLARA BAKIŞI

15/02/2012 - 19:50 İRAN İZLENİMLERİ -2-

09/02/2012 - 12:12 İRAN İZLENİMLERİ -1-

15/01/2012 - 00:13 MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...

09/01/2012 - 08:19 LÂ TURKİYYE, LÂ KURDİYYE, İSLÂMİYYE, İSLÂMİYYE!

30/12/2011 - 00:52 KATIRLARIN SIRTINDA UMUD'A KAN, TOPRAĞA CAN DÜŞTÜ...

20/12/2011 - 22:44 HURAFE- BİDAT’İN VAHİY VE AKILLA MÜCADELESİ

30/11/2011 - 21:59 BU NE DUYARSIZLIK, BU NE TUTARSIZLIK...

19/11/2011 - 12:35 ŞAHISLARI KUTSALLAŞTIRMA HASTALIĞI VE ELEŞTİRİ

06/11/2011 - 15:44 SENSİZLİK VE SESSİZLİK

03/11/2011 - 07:31 DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-

31/10/2011 - 21:44 DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-

30/10/2011 - 09:09 DEPREM GÜNLÜĞÜ - 2

28/10/2011 - 10:27 DEPREM GÜNLÜĞÜ -1-

17/10/2011 - 08:31 DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU

13/09/2011 - 23:49 BİR RİSALE-İ NUR DERSİ İZLENİMLERİ

08/09/2011 - 23:10 KAYIP BİR FİDAN

02/09/2011 - 10:50 UMUDUN GÜCÜ

20/08/2011 - 04:53 KÜRESEL SALDIRILAR KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR

12/08/2011 - 12:20 KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI

12/07/2011 - 22:55 ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ

23/06/2011 - 23:00 MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI

11/06/2011 - 16:46 İSLAMİ KİTLELERİ AMACINDAN SAPTIRMA SİLAHI: DEMOKRASİ

31/05/2011 - 06:14 İZZET GÖMLEĞİNİ GİYMEK

08/05/2011 - 13:33 KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR

25/04/2011 - 19:49 MİLLİYETÇİLİK TÜRLERİ VE TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİLİK

12/04/2011 - 23:21 ÇOCUK VE TAŞ (ŞİİR)

02/04/2011 - 00:55 SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ

03/03/2011 - 06:42 HAL-i PÜRMELALİMİZE DAİR HASBİHAL

02/02/2011 - 19:12 ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR...

28/12/2010 - 22:40 Dâvâ gençliksiz olmaz

09/12/2010 - 22:11 UZLAŞMA TEKLİFLERİ KARŞISINDA MUHAMMEDİ TAVIR

09/11/2010 - 12:38 İSLAMİ MÜCADELE ÜMİTSİZLİK GİRDABINA MAHKÛM EDİLMEMELİ

21/10/2010 - 16:29 SAVRULMALARIN SEBEBİ: SABIR EKSİKLİĞİ

01/10/2010 - 17:45 ÜNİVERSİTELERDEKİ İSLAMİ ÇABALAR ÜZERİNE HASBİHAL

11/09/2010 - 12:26 SABRA DAVET

26/08/2010 - 15:19 MESAJ KIVILCIMLARI

03/08/2010 - 20:09 LOKMAN (A.S.)'IN ÖĞÜTLERİNE KULAK VERMEK

08/07/2010 - 19:40 KİMLİĞİN İNŞASI

28/06/2010 - 09:48 YOL KONTROLU

10/06/2010 - 18:03 FİRAVUNİ BASKILARA KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ SIĞINAKLARIMIZ

20/05/2010 - 10:48 ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?

02/05/2010 - 15:24 MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN

17/04/2010 - 11:33 KURTULUŞ FAKAT NASIL?

30/03/2010 - 18:25 OKU: HAYATI YENİDEN İNŞA İÇİN

11/03/2010 - 10:15 İSTİKAMETİ ŞAŞMAMAK

24/02/2010 - 13:22 KAYBIN EN BÜYÜĞÜNDEN SAKINMAK İÇİN

10/02/2010 - 14:23 KURTULUŞUMUZ DAVETİ DİRİLTMEKTE

29/01/2010 - 18:43 BİLEBİLMELİYİZ…

19/01/2010 - 12:13 GENÇLER EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR

31/12/2009 - 16:50 BİRAZ DA KENDİMİZİ KONUŞALIM!

19/12/2009 - 10:15 BİZ VE SORUMLULUKLARIMIZA DAİR
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat