Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
NİTELİK Mİ NİCELİK Mİ?
Bünyamin ZERAN - 05/07/2010 - 11:53
Ali Şeriati’nin dediği gibi eğer bir kişi ya da topluluk “Hak ile Bâtılın çarpıştığı savaş alanında olmadıktan sonra; çağının şahidi, toplumunun şehidi olmadıktan sonra nerede olurlarsa olsunlar! İster namaza dursunlar, ister içki sofrasına otursunlar; ne fark eder!”

İnsan yaşadığı düzlemde başarılı olup olmamasını genellikle sayısal çokluklarla değerlendirir. Eğer ticaret yapıyorsa ne kadar çok para kazandığına bakar, eğer öğretmense ne kadar çok öğrenci yetiştirdiğine bakar. Bir tarikat veya cemaatse ne kadar çok müridi veya şakirdi olduğuna bakar ve cemaatin maddi olanaklara ne kadar sahip olup olmadığına bakarak başarısını ölçer. Eylem yapıyorsa insan, katılımın çokluğuna bakar. Hatta düğün ve cenazelerde ne kadar kalabalık varsa ona göre insan sevilip sevilmediğini değerlendirir.  Acaba başarı için kalabalıklar şart mıdır? Yani nicelik mi nitelik mi başarının ölçütüdür? Hemen cevabınızı duyar gibiyim elbette nitelik diyorsunuz. Ne var ki uzun soluklu bir mücadelede nitelik cevabı biraz değerini kaybediyor.
Allah, göndermiş olduğu vahiylerde insanı öncelikle tekil olarak ele alıyor. Yani “yaratan Rabb’in adıyla oku” en başta bireye söylenen, emredilen bir sözdür. Henüz toplum yoktur ortada. Bütün okumalarını Rabbin adıyla yapmaya başlayan insan, ancak ondan sonra “kalk ve uyar” ayetine muhatap olabiliyor. Eğer insan, en başta Rabbin terbiyesiyle okumayı, terbiye edilmeyi ve hayatını değiştirmeyi arzulamazsa o zaman onun oluşturacağı toplulukta hastalıklı oluyor. Sayısı ne kadar çok olursa olsun baştan aşağı hastalıklı bir topluluk olarak kalıyor. Uzun bir yolculukta nitelik neden değerini kaybediyor diyoruz? Çünkü en başta yaratan Rab adına okuma problemi olduğu için. Çünkü din bizzat Kur’an’ın kendisinden öğrenilmediği için. Bir fikrin savunucusu olmak demek o fikri çok iyi bir şekilde tanımak anlamına gelir. Allah 72/14’te müminler bilerek teslim olanlardır buyurur. Öyleyse bilmeden iman etmek yoktur. Neyi göze aldığını ve neye iman ettiğini bilmek zorundasın. İman ettiğin fikrin ana kaynağını okumak zorundasın. Ben marksistim diyen biri eğer marksizmin ABC’si Marks’ı ve Engels’i okumamışsa Marksist oluşu temenniden öteye geçmez. Müslüman olan bir şahsın Kur’an’ı okumadan onu anlamadan, hayatına Kur’an’la yön vermeden ben müslümanım demesi yine sadece bir temenniden ibarettir. Oysa bugün ve geçmişte topluluklar Kur’an’ı üstadların kitabından tanıyıp üstadların düşündürdükleriyle anladıkları için yaratan Rab adına okuma en başından bu yana eksik kalmaktadır. Bu eksik okuma bizi nitelikten alıp niceliğe doğru savurmaktadır. Giderek, kaliteli bireylerden örülü bir toplum inşa etmek yerine kalabalıklara hitap eden, kalabalıkları memnun etmeyi amaçlayan ve ne kadar çok olursak o kadar gösterişli oluruz mantığıyla hareket eden bir toplum inşa etme hedeflenmektedir. Sonuca götürmeyen, giderek savrulan ve hayal kırıklıkları ile dolu bir topluluklar olarak tarihe hiç yön vermeyen hatta yön verecekleri de yörüngeden saptıran kuru kalabalıklar oluşturmaktan öteye geçmemektir oluşturulan topluluklar.

Tüm bu çabaların sebebi nedir? Neden insan nitelikten daha çok niceliğe sahip olmak ister? Eğer insanın okuması eksikse onun için şan yürütmek ünsüz ama kaliteli bir topluluk olmaktan daha değerlidir. Filan fikir adamı diye anılmak yerine filanca cemaatin, filanca düşüncenin sahibi ya da adamı olarak anılmak her zaman daha tercih edilir olmaktadır. Çünkü vitrine oynamak sizi birçok kulvarda farklı kılacaktır. Taraftarlarınızı ne kadar artırırsanız siyasi iktidarlarla pazarlık şansınızı o oranda da artırmış olursunuz, yine taraftarlarınız ne kadar çok olursa maddi olanaklarınızda gelen bağışlara bağlı olarak o ölçüde artacaktır. Bunlar niteliği bırakıp niceliğe sahip olmak için yeterli sebeplerdir diye düşünüyorum. Oysa Allah ta en başta nitelikli toplum oluşturmayı vazederken insanın zaaflarını da bilmektedir. İnsanı uyarmayı da ihmal etmez. Tövbe suresi 55 ve 85 de “Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor” buyurarak nitelikten dünyevi tercihlerle vazgeçilmemesini ve kafirlere imrenmeyi ve onlara 11/113. ayette olduğu gibi her ne şekil olursa olsun meyletmeyi yasaklamıştır.

Kaliteli bir toplum oluşturma arzusunda olan bizler muhakkak ki kaliteli bir donanıma sahip olmayı kendimize şiar edinmek zorundayız. Sayısal çokluklara bağlı kalmadan sayısal çokluğu amaç haline getirmeden ne istediğini bilen duruşu sağlam ve yürüyüşünde daima dik durmayı becerebilen bir zihniyetle hareket etmek zorundayız. Elbette insan kalabalık bir kitle olmayı gönlünden geçirir. Kendisi gibi inanan nice insanlar olsun ister. Önemli olan kendi isteğimiz değildir. Önemli olan bizden yaratanın ne istediğidir. İslam öyle bir yoldur ki yürüdüğümüz yolda boşluk bırakmaz. Sağlam basarak sağlam yürümeyi hedefler. Önemli olan bir mesafeye ne kadar çabuk zamanda varılacağı değildir, önemli olan o mesafeye ne kadar doğrulukla varılacağıdır. Onun içindir ki Allah bu uğurda çalışmayı zorunlu kılar, zaferi değil. Tevhit ve adalet İslam anlayışının en önemli mihenk taşıdır. Bu iki noktadan birine halel geldiğinde nicelik ne olursa olsun yürünen yol İslam olmaktan çıkmaktadır. Allah, Enam suresi 151’de “işte bu benim dosdoğru yolumdur…” diye buyurur. Bu yola uyun diye hararetle uyarır ve devamla derki eğer ki başkaca yollara uyacak olursanız o yollar sizi Allah’ın yolundan alıkoyar. İslam dosdoğru olan yolu ister. Eğrilerek giden yolları ise kendinden saymaz. Yani yolu takip edenlerin yoldan sapmadan yola devam etmelerini şart koşar. Oysa bu durum çoğu kimselerce ihmal edilir. Yol aşındıkça illa yanında niteliğinin ne olduğu önemli olmayan bir topluluğun olmasını ister. Ve zamanla bu isteğini karşılamak adına kimi temel düşüncelerini dillendirmemeye ve uzlaşı içinde yolculuğa devam etmeye karar verir. Bu şekilde daha fazla insana ulaşabileceğini düşünür. Başlangıçta her ne kadar samimi niyetler taşısa da bu durum, zamanla yolun yörüngesi sünnetullah gereği değişir.

Allah, göndermiş olduğu vahiylerde Hak ile Bâtılın ayrılmış olduğunu kesin bir dille ilan eder. Ve hak-bâtıl mücadelesinde çok net tavır konulmasını ister. En ufak tavizi kabul etmez. Firavun’un büyücüleri gibi, vahyi işittiğinde ferdin koşulsuz teslimiyetini ister. Karşısındaki güç ne denli şedid olsa da, maddi imkanları ne kadar cazip olsa da Allah dışında hiçbir otoriteye teslim olunmaması gerekliliğini vazeder. İşte tüm bu donanımlara sahip bireylerden oluşan bir topluluk arzular. Ali Şeriati’nin dediği gibi eğer bir kişi ya da topluluk “Hak ile Bâtılın çarpıştığı savaş alanında olmadıktan sonra; çağının şahidi, toplumunun şehidi olmadıktan sonra nerede olurlarsa olsunlar! İster namaza dursunlar, ister içki sofrasına otursunlar; ne fark eder!”

715
YORUM LİSTESİ
ilyas metin 05-07-2010, 22:29:22
Ali şeriatien alıntınız mükemmel ,benzer bir alıntıylada yardımcı olak istedim.

Biz her birimiz kendimizi belirtilen kişi olarak bilmemiz gerekir, nasıl olur nasıl kabul edilirki
o kadar geçen günler,aylar,yıllar boyunca o söylediginiz fırsat çıkmaz, fırsatı hazırlamak gerekir,
hepiniz azap içindesiniz, hepiniz farklı zaruret içindesiniz, zorbalık ve baskı altındasınız,
korkudan sesiniz çıkmıyor.
Hepiniz bir kişinin öne çıkmasını bekliyorsunuz ama şunu bilmiyorsunuz ki o bahsettiginiz kişide
bir başkasının öne çıkmasını bekleyecektir, bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir.
Zulüm karşısında direniniz, Ölümden korkmayınız,Allah,a yemin ederimki kim ölümden korkarsa,
sonucu yenilgi ve zillettir.
GAYS İBNİ MUSAHHAR
 
mehmet gündüz 05-07-2010, 22:18:29
Allah razı olsun. yazıyı dahada açarsanız sevinirim. 05.07.2010 tarihinde müslümanların net olması nasıl olmalıdır. şu anda türkiyede ali şeriatinin düşüncesini bu netlik içerisinde yaşatanlar var mı.
 
Orhan Albayrak 05-07-2010, 18:57:32
Firavunun Büyücüleri iman ederken, Musa nın Rabbine imanı çok önemli.Sizinde dediğiniz gibi NET TAVIR... Musa nın Firavun un karşısındaki duruşu gibi...Şİmdi ne değişti neden asimile duruşlar sergileniyor? Musa nın rabbi bizim de rabbimiz degilmi? Bugünkü duruşların bir çogu aslında pazarlama duruşları...Önemli vurgularınız umarım değerini bulur. selam ile...
 
hikmet erturk 05-07-2010, 15:56:09
Allah razı olsun kardeşim.Malesef halkımızın durumu bu.Evlerine kapanmışlar ibadetleri ile meşguller.Sokaklarında çıkan kavga ile ilgili değiller.İnşallah bizler hak ve batılın çarpıştığı bu savaşta tenha köşelerde günümüzü geçirmeyiz.Güzel aktarımınızdan dolayı tekrar Allah razı olsun.
 
DİĞER YAZILARI

16/05/2012 - 22:56 ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?

12/04/2012 - 08:56 DÜŞÜNCE, KURUMLARDAN ÜSTÜN TUTULMALIDIR

15/03/2012 - 06:57 ÇAĞIN İLERİSİNDE VE GERİSİNDE OLMAK...

13/02/2012 - 22:15 MODERN DÜNYAYI İSLAM'LA YENİDEN TANIMLAMAK

13/01/2012 - 13:36 HAYATA RABB’İN ADIYLA BAKABİLMEK

22/11/2011 - 18:38 ÇAĞIN YENİ PUTÇULUĞU: MARKALAŞMA

04/11/2011 - 12:46 KUR’AN’DA İSİM KAVRAMI

26/10/2011 - 16:19 AÇLIK GÜNÜNDE YOKSULU DOYURMAK...

04/10/2011 - 06:58 BİR KUR'AN KAVRAMI OLARAK "İLİM"

05/09/2011 - 15:30 BATI’NIN DÜNÜ VE DÜNYANIN BUGÜNÜ

02/08/2011 - 12:51 MEKKE TOPLUMU VE YAŞADIĞIMIZ TOPLUM KARŞILAŞTIRMASI

20/06/2011 - 06:27 AKIL TOPLUMU

21/04/2011 - 06:17 MÜSLÜMANLARIN ZİHNİ SAVRULMALARINA DUR DENMELİDİR

24/12/2010 - 23:35 ÖLÜM ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

30/11/2010 - 22:51 AHLAKI ALLAH’LA TEMELLENDİRMEK GEREK

28/10/2010 - 22:00 KUR’AN’I TERSİNDEN OKUMAK

07/10/2010 - 11:15 DÜŞÜNCEYİ DİRİ TUTABİLMEK GEREK

20/09/2010 - 14:05 ÖZELEŞTİRİYE İHTİYACIMIZ VAR

23/08/2010 - 12:12 KULLUĞU ÖZGÜRLÜĞE TERCİH EDİYORUM

31/07/2010 - 10:40 ÇOCUKLAR NEYİN MİRASÇISIDIR?

15/07/2010 - 10:59 ZAMANIN FIRTINALARINDAN KORUNMAK GEREK

05/07/2010 - 11:53 NİTELİK Mİ NİCELİK Mİ?

21/06/2010 - 08:37 GÜNDEMLER GÜNDEM OLA

07/06/2010 - 17:55 GELİŞİM Mİ, BAŞKALAŞIM MI?

25/05/2010 - 12:37 MÜSLÜMAN OLMAK TARAF OLMAKTIR

11/05/2010 - 11:39 SALİH AMEL KÂFİRLERİ NİÇİN ÖFKELENDİRMELİDİR?

25/04/2010 - 21:44 NUH’UN GEMİSİNE BİNMEK

14/04/2010 - 12:50 SORULAR VE SORUMLULUKLARIMIZ

30/03/2010 - 18:30 DOKUNULMAZLIKLARIMIZI KALDIRALIM

18/03/2010 - 12:14 HAYATA HİKMETLE DOKUNABİLMEK GEREK

25/02/2010 - 19:09 BİZ HANGİ SINIRLARIN ADAMIYIZ?

13/02/2010 - 19:56 BEN DEĞİŞMEDEN DÜNYA NE KADAR DEĞİŞİR?

05/02/2010 - 18:52 AÇILIMDAN YANA MIYIZ HİCRETTEN YANA MI?

01/02/2010 - 08:47 AHLAK, İNSANIN KENDİNE YABANCILAŞMASINA ENGELDİR

17/01/2010 - 22:30 BİLİNCİME SAHİP MİYİM!

07/01/2010 - 18:52 FARK EDEBİLİYOR MUYUZ?

22/12/2009 - 10:55 UZUN BİR YOLCULUĞUN İMGELERİ

31/07/2009 - 15:29 İÇE DÖNÜK ŞAHİTLİK VE BİREY OLGUSU

04/02/2009 - 11:01 BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

18/01/2009 - 11:36 KUŞANMAK YA DA SLOGANLARLA DEŞARZ OLMAK

31/12/2008 - 19:46 GAZZE’DE GÖZÜ YAŞLI ÇOCUKLAR

29/11/2008 - 13:59 YAŞAMAYA DAİR...

16/11/2008 - 14:33 AYNADA KENDİMİZİ SEYRETMEK

03/11/2008 - 11:25 ŞEHADET ANCAK ŞAHİTLİK YAPANLARINDIR

07/10/2008 - 12:01 "VE SİZLER ÜÇ SINIF OLDUĞUNUZ ZAMAN..."

05/09/2008 - 10:29 KUR'AN "AYKIRI" BİR MESAJDIR
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat