Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN
Mehmed MAKSUT - 02/05/2010 - 15:24
Yukarıdaki ayetler Müslümanların görevlerini ifade noktasında çok açık ayetlerdir. Kurtuluşa ermenin, en hayırlı ümmet olmanın yolunun; iyiliği emretmekten kötülüğü nehy etmekten geçtiğini bize ifade ediyor. Burada iyilik nedir kötülük nedir sorusunun cevabını da bilmeliyiz. İyilik; tevhittir, şeriatın emrettiği, Kuran ve Sünnete uygun düşen şeylerdir. Kötülük; şeriatın yasakladığı, Allahın razı olmadığı ve yasakladığı şeylerdir. Şirk / tagut / küfür / nifak kötülüklerin temeli olduğu için bu kötülük temellerinden uzaklaşmamız gerektiği gibi bunlara karşı mücadele etmemiz de gerekir.

Yeryüzünde yaratılmışlar içerisinde emaneti üstlenen ve halifelik misyonu verilen mahlûk insandır. İnsan aldığı emanet çerçevesinde yeryüzüne halifelik misyonunu icra etmekle sorumlu kılınmıştır. Fakat tarihsel süreç içerisinde ilahi emirleri göz ardı ederek, şeytana esir düşen insan, hayatı inşa etmek yerine imha etmeye meyletmiş ve bu doğrultuda birçok şeyler gerçekleştirmiştir. Yeryüzü bu eksende, artık iki mücadeleye şahitlik etmeye başlamıştı: Yeryüzünü ilahi ilkelerle inşa etmek isteyenlerle, yeryüzünü kendi hevalarına göre inşa (imha)etmek isteyenler arasında bir mücadeleye şahitlik etmiştir ve etmeye de devam etmektedir…

Süreç içerisinde bazı zamanlarda yüce Allah, peygamberler göndererek insanları hakka çağırmıştır. İnsanlar birtakım güçlere veya çıkarlara kapılarak ilahi çağrıdan yüz çevirmiş ve şeytanın safında mücadelesini vermeye çalışmıştır. Bu mücadele, kimi zaman hakkın üstünlüğüne kimi zaman da batılın üstünlüğüne şahit olmuş. Peygamberler hakkın üstünlüğü için kendi dönemlerinde sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirerek Allah'a karşı sorumluluklarını ifa etmişlerdir.

Peygamberlerin yerine getirdiği en önemli görevlerin başında; iyiliğin emredilmesi ve kötülüğün nehy edilmesidir. Bütün peygamberler hayatları boyunca bu işle meşgul olmuşlardır. Hiçbir sıkıntı ve mazeret peygamberleri bu işten alıkoy(a)mamıştır. Baskı(n)lar, boykotlar, alaylar ve sürgü(n)ler bile o dönem, inananları bu görevlerinden vazgeçirememiştir. Onlar ihlâsla çalışarak / takvayla donanarak / sabırla direnerek zalimlere karşı İslamı hayat nizamını haykırmışlardır.

Fakat günümüzde, maalesef hayatımızın birçok alanında, birçok Müslüman kardeşimiz bu görevlerini ya terk etmişler ya da ertelemişlerdir. Bundan dolayıdır ki toplumumuz gün be gün Allahtan uzaklaşmakta, batıla dalmakta ve karanlıklara sürüklenmektedir. Tüm bunlardan elbette ki “halifelik misyonuna “ sahip olan bizlerde sorumluyuz. Bizler davet terk ettiğimiz anda insanlarda İslamdan uzaklaşarak batıla dalmaktadır.

“Sizden hayra davet eden, iyiliği emreden kötülüğü men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”( Ali İmran 104). Siz insanların iyiliği için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz iyiliği emreder kötülükten men eder ve Allaha inanırsızın ( Ali İmran 110)

Yukarıdaki ayetler Müslümanların görevlerini ifade noktasında çok açık ayetlerdir. Kurtuluşa ermenin, en hayırlı ümmet olmanın yolunun; iyiliği emretmekten kötülüğü nehy etmekten geçtiğini bize ifade ediyor. Burada iyilik nedir kötülük nedir sorusunun cevabını da bilmeliyiz. İyilik; tevhittir, şeriatın emrettiği, Kuran ve Sünnete uygun düşen şeylerdir. Kötülük; şeriatın yasakladığı, Allahın razı olmadığı ve yasakladığı şeylerdir. Şirk / tagut / küfür / nifak kötülüklerin temeli olduğu için bu kötülük temellerinden uzaklaşmamız gerektiği gibi bunlara karşı mücadele etmemiz de gerekir.

Müslümanlar her halükarda bu ehemmiyetli görevlerini yerine getirmekle sorumludurlar. Bunun için devletleşmeyi, siyasi güç olmayı beklememelidirler. Hz Peygamber ( a s) şöyle buyurmuşlardır: “ Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin, buna gücü yetmezse diliyle onun kötülüğünü söylesin, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu imanın en zayıf derecesidir.(Müslim, iman 78)

Eğer Müslümanlar olarak bu görevimizi hakkıyla yerine getiremezsek o zaman birçok sıkıntıya duçar olur, gücümüzü yitirir, zalimlere kolay yutulur yem oluruz. Allah Resulünün bu konuda ki uyarısı bizleri bu konuda daha da hassaslaştırmalı. “ Siz ya iyiliği emreder kötülükten alı korsunuz ya da Allah kendi katında sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz, fakat duanız kabul edilmez”( Ebu Davut melahim 16)

Bir toplumda hakkın şahitliğini yapan ve yayanlanlar olmadığı zaman insanlar ifsada uğrar. Yanlışlıklar doğru olarak telakki edilir. İyiliği emretmediğimiz zaman bizler bile toplumsal ifsada kapılırız ve olumsuzluklardan etkileniriz.

Peki, o zaman bizler bu göreve nereden başlarsak faydalı olur diye kendimize sorduğumuz zaman hemen şu ayet bize cevap olmalıdır.” Siz insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı da okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız .( Bakara 44). İnsan iyiliği yaymaya kendisinden başlamalıdır. Önce iyiliği kendi hayatına hâkim kılmalı ve kendisini münker olan tüm kirlerden temizlemelidir. Zira insan yapmadığı bir şeyi hakkıyla temsil edemez ve insanlara ulaştıramaz. Tüm peygamberler önce kendilerini sonra da etrafındaki insanları vahiyle inşa etmeye çalışmıştır. Daha sonra da” En yakın akrabalarını uyar 8(Şuara 214) aşamasına geçmiştir.

Müslümanlar olarak eğer bizler bu görevimizi yerine getirdiğimizde, Allahın mesajlarından hoşlanmayan insanlar tarafından bazı eziyetlere maruz kalabiliriz. Tüm peygamberler ve takipçileri mesajlarının bedelini bir şekilde vermişlerdir. Bu konuda Hz Lokmanın oğluna yaptığı öğüt manidardır. “ Yavrum namazı gereği üzere kıl; iyiliği emret ve fenalıktan alıkoy. Bu hususta isabet edecek eziyete katlan. Çünkü bunlar azmedilmesi gereken işlerdir.”( Lokman 17). Bu ayette de belirtildiği gibi başımıza isabet edecek sıkıntılar, bizi davet işlerinden alıkoymamalı… Daveti terk etmeye götürmemeli… Mücadeleyi bıraktırmamalı... Küfre karşı yumuşatmamalıdır… Aksine Hz Lokmanın ifade ettiği gibi bizler azmetmeliyiz, sabretmeliyiz ve Allaha güvenmeliyiz.

İnsanları Allaha davet eden, Salih ameller işleyen ve ben müslümanım diyenlerden daha güzel sözlü kim vardır.” ( Fussilet 33)  İnsanlarımızı mezhebe / meşrebe / derneğe / vâkıfa / cemaate / lidere değil; onları İslama / imana / Allahın yoluna / kitabına, hakka / hayra / kurtuluşa/ esenlik kaynağına çağırmalıyız. Yaptığımız şeye tebliğ/ irşat/vaaz/nasihat/inzar/tebşir/emri bil maruf ne dersek diyelim yeter ki bu görevimizi yerine getirelim ve davetin unutulmasıyla insanların düştüğü girdaptan insanı kurtaralım…

Mesajımızı, sistemler tarafından mağdur bırakılan insanlara götürürken hassas olalım. Kırıcı; dışlayıcı, küçümseyici ve yargılayıcı bir üslup yerine yumuşak ve itidalli bir dil kullanalım. Zira Allah Kuranı Kerimde şöyle buyurmaktadır.” Allahtan bir rahmet olarak onlara karşı yumuşak davrandın. Şayet kaba, katı yürekli olsaydın onlar etrafında dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet. Bağışlanmaları için dua et …”( Ali İmran 159) başka bir ayette “ Sen Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. “( Nahl 125)

“ İçlerinden bir topluluk Allahın helak edeceği yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz? Dedi. (Öğüt verenlerde) dediler ki: Rabbimize mazeret beyan etmek için, bir de belki sakınırlar diye ( öğüt veriyoruz). Onlar, kendilerine verilen öğütleri unutunca, Bizde kötülükten men edenleri kurtardık, zulmedenleri yapmakta oldukları kötülüklerden ötürü şiddetli bir azap ile yakaladık.” ( Araf 164–165). Bu ayette de belirtildiği gibi davet yolunda yaptığımız hiçbir şey boşuna gitmeyecektir. Ve Allah en güzel şekilde yaptıklarımızı sonuçlandıracaktır. Bize düşen “ Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmek istiyorum. Fakat başarmam Allahın yardımıyladır. “ ( Hud 88) diyen Hz Şuayb gibi mücadele etmektir.

Evet değerli kardeşler bizler her gün gündemimize birçok şeyi alıyoruz. Kurana göre gündem dışı olan birçok şey bizim gündemlerimize oturuyor. Tüm bunlardan dolayı asıl ve öncelikli gündemimiz olması gereken “daveti diriltme ve insanlara ulaştırma” konusuna yeterince eğilmiyoruz. Etrafımızda gördüğümüz İslamdan / tevhitten / nebevi hayattan uzak; çocuklar /gençler/ aileler/ mağdurlar ve mazlumların hali bizi diriltmeyecekse ne diyelim bilmem ki ?

Son olarak Resulullahın şu hadisi ile konumuza ara verelim: ” İnsanlara iyiliği emredip de kendilerini unutanlar cehennem ateşinde bağırsaklarını sürüklerler. Onlara, siz kimlersiniz? Diye sorulur, şu cevabı verirler: Biz insanlara hayrı emrettiğimiz halde kendimizi unutan kimseleriz”

"SELAM OLSUN İYİ VE GÜZEL OLAN ŞEYLERDE YARDIMLAŞIP YARIŞANLARA" (MAİDE 2)

711
YORUM LİSTESİ
muallim 29-05-2010, 18:36:15
kardeşimizden Allah razı olsun. din nasihattır ve bizler hasihat görevimizi peygamberi örnekliğin gölgesinde zikzak çizmeden yani istikamet üzere devam ettirebilmeliyiz. sabır ve namazla Allahtan yardım talep etmeli, kendi nefsimizden başlayarak hakkın yaşadığımız toplumda şahitliğini yapmalıyız. nitelikli yazıların kaleme alındığı islam ve hayat sitesi hazırlayıcılarından Allah razı olsun.
 
MıSSe 22-05-2010, 01:10:37
slm alk ALLAH RAZI OLSUN ŞUNU İYİ BİLMELİYİZ Kİ TARİTEN BU GÜNE KADAR SAMİMİ ÇALIŞANLAR KAZANMIŞLARDIR VE İYİLİKLER DE KÖTÜLÜKLERE UCUZ BİR ŞEKİLDE BERTARAF ETMEMİŞLERDİR İYİLİK HAK DAVA UĞRUNA SIKINTILAR MEŞAKATLER ÇEİLECEK Kİ İSLAM TARLAMIZDAKİ İYİYLİKLER YEŞERECEK DAVAMIZ HAKKIN DAVASI İSE MEŞAKAT VAZ GEÇİLMEZ LZZETİMİZ OLMALI VE SELLAM...
 
müslüm beden 19-05-2010, 21:32:49
Allah yolunda mücadele etmenin yollarından biri de tebliğdir.Ancak bu yol meşkatli ve uzundur aynı zamanda bedel ödenmelidir bu yüzden gevşeme söz konusudur.Onun için müslümanlara sık sık hatırlatılmalıdır bu görev bunu hatırlatan kardeşimizden Allah razı olsun selametle
 
... 14-05-2010, 14:22:00
Allah razı olsun kardeş
 
ahmet 05-05-2010, 16:06:10
malesef bizler davetin dilini okumalarını bıraktık ve bu gün bizleri bekleyen o kadar iman ve islam magduru var ki hepside bizlerin dirilmesini ve tekrar daveti kuşanmamızı bekliyor.ne yazık ki müslümanlar bu noktada yeterince çalışmıyor belkide sistemler sırf bu konulara yönelmemeiz için bizleri aslı gündemlerden alıp suni gündemlere çekiyor.bu tür yazıların bence dahada artırılması gerekir
 
hikmet erturk 05-05-2010, 13:32:42
Allah razı olsun.Allah elbette çalışana verecektir.Davet edilen bir çok kişi bu davete olumlu cevap veriyor.Günümüzde insnaların çogu hurafelerle doldurulmuş bir din anlayışına sahip.Gerçek mesajla karşılaştıklarında mutlaka kafaları karışacak ve araştırmaya yöneleceklerdir.Bize düşen uyarmaktır.Bu konu gerçekten de çok önem arz ediyor.Kardeşimin uyarıları çok önemli.Allah tekrar kendisinden razı olsun.
 
T.t 05-05-2010, 12:20:05
ALLAH RAZI OLSUN
 
Sait Alioğlu 04-05-2010, 19:15:48
Mehmet Maksut'un ele aldığı konu önemine binaen bizlere yapmamız, ama mutlaka yapmamız ve aynı zamanda da yapmamamız gerekeenler konusunda nasıl davranacağımıza işaret etmektedir. Ki, peygamberin de en belirgin görevi İslam'ı tebliğ ise bizde o sünneti uygulamak ve hayatta tatbik etmek zorundayız. Selamlar
 
SERFİRAZ U AZADİ 02-05-2010, 17:44:44
Degerli kardeşim Allah razı olsun sizden. Çoktandır tebliğ ve davet eylemliliğini kaybetmişiz. Müslümanlar toplumu tekrar inşa etmek için maalesef bu görevlerini yapmak yerine başka şeylerle ugraşmaktadır. Bir çok müslüman davetçi kimliği bırakıp hep siyasetçi dili kullanmaktadır. Eskiden herkes var güçüyle insanlara islamı götürürken ne oldu bilmiyorum müslümanlar birden bu görevlerini terk ettiler ve hep siyasi yorumlar ve mülahazalara kafa yordular
Toplum için ah u vah demek yerine artık tekrar davete yönelmeliyiz. Yeniden davetçi kimliğimizi öne çıkarmalıyız.Yenden evlerimizi ders halkalarına açmalıyız.
Hz musa tur da toplumundan ayrıldıgı zaman toplum tekrar eski cahiliyesine dönmüştür.Tıpkı bu olay gibi bizde eger toplumdan uzaklaşır ve davet görevimizi bir an dahi terk edersek o zaman toplum ifsada ugrar.
Sizlerden Allah razı olsun.Sitelerdeki siyasi yazılar yerine bu tür basit ama uyarıcı yazıların daha da artırılması gerekir.Ve siz bu tür yazılara devam edin . BAŞARILAR
 
DİĞER YAZILARI

12/05/2012 - 08:16 GEZİ VE MUHASEBE

19/04/2012 - 03:11 KUTLU DAVADAN KUTLU DOĞUMA

15/03/2012 - 07:14 NEFES ALMANIN ÖLÜM OLDUĞU YER: HALEPÇE

10/03/2012 - 06:30 ANNEME MEKTUP – PEPÛKÂ DAYÎKAN -I-

26/02/2012 - 07:31 İRAN’IN DIŞ SİYASETİ ve SURİYE’DEKİ OLAYLARA BAKIŞI

15/02/2012 - 19:50 İRAN İZLENİMLERİ -2-

09/02/2012 - 12:12 İRAN İZLENİMLERİ -1-

15/01/2012 - 00:13 MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...

09/01/2012 - 08:19 LÂ TURKİYYE, LÂ KURDİYYE, İSLÂMİYYE, İSLÂMİYYE!

30/12/2011 - 00:52 KATIRLARIN SIRTINDA UMUD'A KAN, TOPRAĞA CAN DÜŞTÜ...

20/12/2011 - 22:44 HURAFE- BİDAT’İN VAHİY VE AKILLA MÜCADELESİ

30/11/2011 - 21:59 BU NE DUYARSIZLIK, BU NE TUTARSIZLIK...

19/11/2011 - 12:35 ŞAHISLARI KUTSALLAŞTIRMA HASTALIĞI VE ELEŞTİRİ

06/11/2011 - 15:44 SENSİZLİK VE SESSİZLİK

03/11/2011 - 07:31 DEPREM GÜNLÜĞÜ -SON-

31/10/2011 - 21:44 DEPREM GÜNLÜĞÜ -3-

30/10/2011 - 09:09 DEPREM GÜNLÜĞÜ - 2

28/10/2011 - 10:27 DEPREM GÜNLÜĞÜ -1-

17/10/2011 - 08:31 DİN ADINA DİN ÜRETME SORUNU

13/09/2011 - 23:49 BİR RİSALE-İ NUR DERSİ İZLENİMLERİ

08/09/2011 - 23:10 KAYIP BİR FİDAN

02/09/2011 - 10:50 UMUDUN GÜCÜ

20/08/2011 - 04:53 KÜRESEL SALDIRILAR KARŞISINDA MÜSLÜMANLAR

12/08/2011 - 12:20 KUR'AN, RAMAZAN VE SAMİMİYET SINAVI

12/07/2011 - 22:55 ÜNİVERSİTEYE YÖNELİK İSLAMİ ÇALIŞMALARIN GEREKLİLİĞİ

23/06/2011 - 23:00 MÜSLÜMANLAR GENÇLERE SAHİP ÇIKMALI

11/06/2011 - 16:46 İSLAMİ KİTLELERİ AMACINDAN SAPTIRMA SİLAHI: DEMOKRASİ

31/05/2011 - 06:14 İZZET GÖMLEĞİNİ GİYMEK

08/05/2011 - 13:33 KÜRTLER, MUSTAZAF-DER, PKK VE SON OLAYLAR

25/04/2011 - 19:49 MİLLİYETÇİLİK TÜRLERİ VE TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİLİK

12/04/2011 - 23:21 ÇOCUK VE TAŞ (ŞİİR)

02/04/2011 - 00:55 SORUN - SORU - SORUMLULUK ÜÇGENİ

03/03/2011 - 06:42 HAL-i PÜRMELALİMİZE DAİR HASBİHAL

02/02/2011 - 19:12 ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR...

28/12/2010 - 22:40 Dâvâ gençliksiz olmaz

09/12/2010 - 22:11 UZLAŞMA TEKLİFLERİ KARŞISINDA MUHAMMEDİ TAVIR

09/11/2010 - 12:38 İSLAMİ MÜCADELE ÜMİTSİZLİK GİRDABINA MAHKÛM EDİLMEMELİ

21/10/2010 - 16:29 SAVRULMALARIN SEBEBİ: SABIR EKSİKLİĞİ

01/10/2010 - 17:45 ÜNİVERSİTELERDEKİ İSLAMİ ÇABALAR ÜZERİNE HASBİHAL

11/09/2010 - 12:26 SABRA DAVET

26/08/2010 - 15:19 MESAJ KIVILCIMLARI

03/08/2010 - 20:09 LOKMAN (A.S.)'IN ÖĞÜTLERİNE KULAK VERMEK

08/07/2010 - 19:40 KİMLİĞİN İNŞASI

28/06/2010 - 09:48 YOL KONTROLU

10/06/2010 - 18:03 FİRAVUNİ BASKILARA KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ SIĞINAKLARIMIZ

20/05/2010 - 10:48 ALLAH KİMLERİ SEVMEZ?

02/05/2010 - 15:24 MARUFUN İNŞASI, MÜNKERİN İMHASI İÇİN

17/04/2010 - 11:33 KURTULUŞ FAKAT NASIL?

30/03/2010 - 18:25 OKU: HAYATI YENİDEN İNŞA İÇİN

11/03/2010 - 10:15 İSTİKAMETİ ŞAŞMAMAK

24/02/2010 - 13:22 KAYBIN EN BÜYÜĞÜNDEN SAKINMAK İÇİN

10/02/2010 - 14:23 KURTULUŞUMUZ DAVETİ DİRİLTMEKTE

29/01/2010 - 18:43 BİLEBİLMELİYİZ…

19/01/2010 - 12:13 GENÇLER EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR

31/12/2009 - 16:50 BİRAZ DA KENDİMİZİ KONUŞALIM!

19/12/2009 - 10:15 BİZ VE SORUMLULUKLARIMIZA DAİR
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat