Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
TEKNOLOJİ: NE MAHRUMİYET, NE MAHKÛMİYET
Şükrü HÜSEYİNOĞLU - 12/04/2010 - 19:12
Üzerinde durmamız gereken mesele, kapitalizmin "teknoloji fetişizmi" üzerinden yürüttüğü sömürü ve ifsada karşı, hayat alanlarını ve kavgayı terk etmeden Müslümanca bir tutumu nasıl takıncağımız konusu olmalıdır. "Teknoloji fetişizmi"ne teslim olmamakla, teknolojinin imkânları üzerinden yürütülen küresel ve yerel ifsada karşı bu imkânlardan mahrum kalmama tutumunu telif edecek bir yaklaşımın fıkhını oluşturmamız gerekmektedir.

En ileri teknolojiye sahip ülkelerden ABD'de yaşayan Amişler adlı topluluğu hepimiz duymuşuzdur. Pensilvanya eyaletinde yaşayan ve 250 bin civarında bir nüfusa sahip olan Amişler, elektrik ve dolayısıyla elektrikle çalışan araçları kullanmıyor, motorlu araçlar yerine at arablarıyla ulaşımlarını sağlıyor, telefon kullanmayı reddediyorlar. Dini inançlarını gerekçe göstererek teknolojiye kendilerini tamamen kapatmış bulunan bu Hıristiyan topluluk, halen hayatlarını bu şekilde idame ettirmeyi sürdürüyor.

İlk bakışta bu topluluğa gıpta ile bakmamak elde değil doğrusu. Egsoz gazı ve gürültü kirliliğiyle şehirleri yaşanmaz kılan motorlu araçların, her biri sürekli yenilenmeye muhtaç şekilde tasarlanıp üretilmiş kapitalist tüketim kültürünün birer enstrümanı olan elektronik aletlerin, insanları seyircileştirip esir alan ve gerçeklikten kopararak sanallığa mahkûm eden televizyonun, insanlar arası iletişimi alabildiğince sıradan ve bayağı hale getiren cep telefonlarının, bağımlılığın yeni ve en tehlikeli biçimini ortaya çıkarmış olan internetin olmadığı bir hayatı hangimiz tercih etmeyiz? Mahremiyetin, masumiyetin ve mesafenin "teknoloji fetişizmi"nin tehdidi altında olduğu bir işleyiş hangi Müslüman için cazip olabilir?

Bu açıdan bakıldığında, kapitalist sömürü çarklarının hükümran olduğu beldeleri terk ederek, Amişler örneğinde olduğu gibi kendi gettolarımızı oluşturmak ve doğa ve doğallıkla iç içe bir hayat arayışına yönelmek akla yatkın görünmektedir. Ne var ki, omuzlarına "insanlık için adil şahitler olma" misyonu yüklenen Müslüman kimliğine sahip insanlar açısından böyle bir tercih hoş bir nostaljiden öteye geçemeyecektir. "Yeryüzünün halifeliği" misyonuna namzet olan ve bu çerçevede âlemlerin Rabbi ile sözleşmiş bulunan Müslümanlar için, Amişler gibi hakim işleyişin uzağında kalarak "gemisini kurtaran kaptan" olma seçeneği yoktur, olamaz.

Rabbani mesajın öncü şahitleri olarak görev yapmış olan Peygamberlerin mücadele çizgisine göz attığımızda bu gerçeği net olarak görürüz. Peygamberlerin, aldıkları Rabbani mesajlarla doğrudan hakim zulmün merkezine yöneldiklerini ve öncelikli olarak tuğyanın önderlerini davete muhatap kıldıklarını görürüz. Çevreyi asla ihmal etmemekle beraber, mücadelenin kalbinin hep merkezde attığı, Peygamber kıssalarında açıkça müşahade edilir. Bu itibarla, Peygamberlerin misyonuna namzet olan Müslümanlar açısından zulüm, tuğyan ve ifsadla hesaplaşmaktan kaçmak, kendi gettolarını kurarak yalancı cennetler inşa etmek seçeneği bulunmamaktadır.

Hakim küresel ve yerel zulme karşı, bu zulmün bizatihi kurgulandığı ve icra edildiği merkezlerde yaşamak ve zulümle, tuğyanla, ifsadla hesaplaşmak bizim için bir seçenek değil zorunluluktur. Dolayısıyla motorlu taşıt gürültüsünden, egsoz gazından, cebimizde zır zır çalan cep telefonlarından, insanları tam anlamıyla kontrolsüz bir iletişim bombardımanına tabi tutan televizyondan, internetten uzak, doğanın güzellikleriyle içiçe bir hayat bizim için ancak bir özlem olabilir. Salt kendi huzurumuz için insanlığın dünya ve ahiret saadeti kavgasını terk edemeyiz.

O halde üzerinde durmamız gereken mesele, kapitalizmin "teknoloji fetişizmi" üzerinden yürüttüğü sömürü ve ifsada karşı, hayat alanlarını ve kavgayı terk etmeden Müslümanca bir tutumu nasıl takıncağımız konusu olmalıdır. "Teknoloji fetişizmi"ne teslim olmamakla, teknolojinin imkânları üzerinden yürütülen küresel ve yerel ifsada karşı bu imkânlardan mahrum kalmama tutumunu telif edecek bir yaklaşımın fıkhını oluşturmamız gerekmektedir.

Soyut olarak teknoloji mefhumu üzerinde tartışmak, teknolojinin gerekliliği veya gereksizliği üzerinde fikir yürütüp tutum belirlemeye çalışmak işlevsel bir yaklaşım değildir. Teknolojinin hayatımıza soktuğu araçları ele alıp bu araçların insan ve toplum hayatı üzerindeki etkileri üzerinde değerlendirmeler yapmak ve bu çerçevede bir fıkıh üretmek lazımdır. Zira evlerimizi aydınlatan ampul de teknolojinin ürünüdür, kitle imha silahları da. Meseleyi bu somutluğu içerisinde ele almadan, “Teknolojiye evet” veya “Teknolojiye hayır” şeklinde soyut bir tutum belirlemek, bizi pratikte herhangi bir çözüme ulaştırmayacaktır.

Bu şekilde bir yaklaşımla teknolojiye tavır alıp imkânlarından mahrum kalarak hayat alanlarında var olamayacağımız ve küresel ve yerel ifsad odaklarına karşı ıslah mücadelesini ileri götüremeyeceğimiz gibi, sınırları belirlenmemiş bir ilişki de, tıpkı "Müslümanlar güçlü olmalı" denilerek çıkılan yolda kapitalist üretim ve tüketim ilişkilerine entegre olanlar örneğinde olduğu gibi, modernizme ve teknoloji fetişizmine teslimiyet sonucunu doğurabilecektir.

Teknolojiyle olması gereken irtibatımızı kısaca "ne mahrumiyet, ne mahkûmiyet" formülüyle özetleyebiliriz. Aslında temelde insanlığın ortak birikiminin sonucu olarak değerlendirilmesi gereken teknolojiyi salt Batının ürünü olarak görmek ve Batı emperyalizminin/kapitalizminin teknolojiyi bir sömürü ve ifsad aracı olarak kullanmasından yola çıkarak teknoloji mefhumuna mutlak olumsuz anlam yüklemek doğru değildir.

Bir defa teknoloji dediğimizde somut bir nesneyi kastetmiş olmuyoruz. Yukarıda ampul ve kitlesel silah örnekleriyle ifade etmeye çalıştığımız gibi, teknolojinin faydalı sonuçlarından da, zararlı sonuçlarından da söz etmek mümkündür. Dolayısıyla teknoloji adlı soyut kavramı hedef alıp bir anlamda hayalet taşlamaktansa, teknolojinin ürünü olan araçları ele almak, bu araçları hem yapısal olarak, hem de mevcut kullanım biçimleri açısından değerlendirmek gerekir. Mesela bir radyo ile televizyonu aynı kefede değerlendiremeyiz. Televizyon, sadece beraberinde taşıdığı ve henüz başı mamur bir alternatifi üretilememiş olan Batı menşeli “Tv kültürü” sebebiyle değil, yapısal olarak da sorunlu bir araç özelliği taşıyor. Televizyon göze ve kulağa aynı anda hitap ettiği için insanı esir alan bir özelliğe sahip. Oysa radyo yapısal olarak bu tür bir olumsuzluğa sahip değil. Televizyon izleyen bir kimsenin aynı zamanda kitap okuması mümkün değilken, radyo dinlemesi pekala mümkün.

Bununla birlikte, gerek kurumsal bir tebliğ aracı olarak, zulme ve tuğyana karşı mücadele aracı olarak televizyon, radyo ve interneti kullanmak, gerekse kişisel olarak bilgilenme ve gündem takibi açısından bu araçlardan faydalanmak konusunda özgün bir yaklaşım üretmek zorunluluğumuz vardır. Televizyonu, interneti, radyoyu, cep telefonunu, motorlu taşıtları, elektrikli ev aletlerini Müslümanca konumlandırmak ve Müslümanca kullanmanın fıkhını üretip pratize etmek gerekmektedir. Aksi takdirde alternatif olma iddiasıyla yola çıkıp hakim kültüre tabi ve teslim olmak kaçınılmaz olmaktadır. Ki bugün, değiştirmek için yola çıkıp kendileri değişen nice televizyon kanalı, radyo, internet portalı, gazete bunun acı örneklerini teşkil etmektedir. Davet aracı olarak yola çıkıp da, reyting canavarına teslim olan ve bunun için de kitlelere cazip gelecek pahalı yapımlara yönelip kapitalizmin toplumlara dayattığı üretim-tüketim çıkmazının katalizörü olan pahalı reklamlara muhtaç hale gelerek, izleyicilerine "sınırsız alışveriş mutluluğu" propagandası yapma konumuna düşüveren nice "alternatif" girişimlere tanık olduk. Alternatif internet sözlüğü olma iddiasıyla yola çıkıp da, diğer internet sözlükleri gibi dedikoduya, insanlar hakkında doğru-yanlış iddialara ve hatta iftiralara yer vermekle eleştirilen İHL Sözlük'ün yöneticilerinden biri geçenlerde bu eleştiriyi şöyle yanıtlıyordu: "Yapacak bir şey yok. Bu işin formatı böyle. İnsanların yazdığı maddelere müdahale ettiğinizde bir daha yazmıyorlar." Bu tam anlamıyla teknolojiye ve onun hakim kültürüne teslim olmak, dolayısıyla mahkûmiyet demektir.        

Teknolojinin, beraberinde taşıdığı Batı tandanslı kültürüyle birlikte insan ve toplum hayatını kuşattığı, bir taraftan teknolojiyi toplumları sömürmenin etkili bir aracı haline getiren kapitalizmin neredeyse aylık periyodlarla ürünlerin daha ileri modellerini piyasaya sürerek kitleleri tam anlamıyla tüketim köleleri haline getirirken, bir taraftan da sattığı bu ürünlerin kullanım biçimleri üzerinden kitlelerin düşünce kodlarını ve hayat anlayışlarını belirlediği bir dönemde, teknoloji üzerine ayakları yere basmayan  felsefi tartışmalar yapmak yerine somut çözümlere yönelmeyi, ütopik olmayan Müslümanca bir duruş üretmeyi bilmeliyiz.  

Bugün kitlelerin Batı kültürü adına sevk ve idare edilmesinde son derece etkili araçlar olarak işlev gören bir televizyon ve internet konusunda nasıl bir tutum takınmak gerekir? "Televizyon ve internete hayır" diyerek işin içinden çıkmak mümkün müdür? Şayet dünya gezegeni dışında bir yerde yaşıyor olsaydık, televizyona, internete, cep telefonuna hayır diyerek içinden çıkabilirdik. Ne var ki, bu araçların neredeyse her evde ve herkeste bulunduğu, iletişimin ve iktidar mücadelesinin bu araçlar üzerinden yürütüldüğü bir dünyada ve zaman diliminde yaşamaktayız ve dolayısıyla bu tür bir hayırcı yaklaşımla hayatın içinden bir çözüm üretilemeyeceği ortadadır. 

Hayatın içinden Müslümanca çözümler, reel olanı görmezden gelmeyen, fakat ideali, ilke ve ölçüleri reel olana kurban etmeye de asla yanaşmayan bir yaklaşımla mümkün olabilecektir. Bu açıdan, teknoloji konusunda sorgusuz sualsiz topyekun bir kabul modernizme teslimiyet ve mahkûmiyet anlamına geleceği gibi, aslında pratikte bir karşılığı da bulunmayan "Teknolojiye hayır" şeklindeki bir yaklaşım ise, teknolojinin imkânlarından mahrumiyet ve meydanı modernizme terk etmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.

Teknolojiyle, Donkişot'un yeldeğirmenleriyle savaşması misali hikmetle kuşanmayan kör bir savaşa tutuşmaktansa, tuğyan içerisinde bulunan bu mefhuma haddini bildirmeye, onu Hududullah'a tabi kılmaya ve onu süvarilikten azledip eşyanın hakkı olan bineklik konumuna mahkûm etmeye yönelik bir tutumu hayat içerisinde somutlaştırmayı bilmeliyiz.

(Bu yazı Vuslat Dergisi'nin Nisan sayısında yayınlanmıştır)

699
YORUM LİSTESİ
Mehmet maksut 17-04-2010, 10:33:26
Abi Allah razı olsun güzel ve itidalli bir yazı olmuş...Rabbim bizleri isyanın zilletinden itaatin izzetine kavuştursun...SELAW LI SER TE U MALBATA TE BE MAMOSTE
 
ömer bitlis 15-04-2010, 17:18:09
Gettolaşmak ile mücadele etmeyi neden ters orantılı kuruyorsunuz?

Hem islamcı olup hem de başakşehir de villalarda vs oturanlara meşruiyet kazandırmak için mi?

Gettolaşmak devleti talep etmenin en somut göstergelerindendir...

Not: Gettolaşmak halk yığınlarından kopmak anlamına gelmez, gelmemeli...
 
Ş. Hüseyinoğlu 15-04-2010, 15:30:30
Üstadım toplumdan ve mücadeleden kopmadıktan sonra şehirlerin belli bölgelerinde yoğunlaşmak gettolaşma olmayabilir ve dolayısıyla sakıncalı görülmeyebilir. Bunu tartışabiliriz. Fakat benim yazıda verdiğim Amişler örneği tamamen toplumdan kopmayı ve kapalı devre bir hayat kurmayı ifade ediyor. Yazıda bu tarzın bizim için model olmayacağını söylemeye çalıştım.
 
hikmet erturk 15-04-2010, 14:07:43
Şükrü kardeş bir şeyi tam anlayamıyorum.Darul erkamlaşma dediğiniz şey şimdi var mı ? Mesela insanların oturacakları yerleri belirleyen faktörler ne.İslam mı tabiki genle olmasada değil.Rızık endişeleri oturacakları apartmana kadar bunları belirliyor.Mısırda namazın ikame edileceği yada evlerininde karşılıklı olacağı emri birbirlerine yakın olmaya tekabul eder.Yada aynı şehirde bir bölgede mahalleler.Yani müslümanları kurtarılmış saklama kabları bölgeleri olmalı.Biz buna gözümüzün önündeki toplumsal alt yapı taban diyelim.Bu aynı zamnda örek prototif ailelerin oturduğu şehrin kurgusunda söz sahibi bir toprak parçasını ifade eder.Bunu gettolaşma kolanyalizm adına neden ret ediyoruz anlayamıyorum.Daveti bırakma ayrı ıssız yerlerde barınmaktan bahsedilmiyor.Neden aynı gemide aynı apartmanda aynı mahallede olmak istenilmemeside ayrı bir konu .
 
Şükrü Hüseyinoğlu 14-04-2010, 17:06:26
Değerli Ömer kardeşim, öncelikle hareket içerisnde olmak vurguna ve teknoloji konusundaki tutumumuzu İslami mücadele çerçevesinde belirleme çağrına gönülden katıldığımı belirtmeliyim.

Fakat yorumundaki iki noktaya itirazım olacak. Şunları belirtmeliyim:

1- Nuh (a. s.) gemisini kurtaran kaptandı da, 950 yıl neyin kavgasını verdi?

2- Hz. Musa'ya kendisine tabi olanlar için Mısır'da içinde namazın ikame edileceği evler hazırlaması emr-i İlahisi gettolaşmaya çağrı değil, aksine zulme karşı mücadele için o günün Darul Erkamlarının oluşturulması çağrısıdır.
 
ömer bitlis 14-04-2010, 10:58:07
Amişlere ilk bakışta da son bakışta da gıpta ediyorum...

""insanlık için adil şahitler olma" misyonu yüklenen Müslüman kimliğine sahip insanlar açısından böyle bir tercih hoş bir nostaljiden öteye geçemeyecektir."

Amişlerin metodunun Adil Şahitler olmanın önünde engel olduğunu nerden çıkardınız?
Nuh AS gemisini kurtaran kaptan değil midir?

"Peygamberlerin misyonuna namzet olan Müslümanlar açısından zulüm, tuğyan ve ifsadla hesaplaşmaktan kaçmak, kendi gettolarını kurarak yalancı cennetler inşa etmek seçeneği bulunmamaktadır."

"Biz de Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır'da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik."
Yukarıdaki ayet gettolaşmayı tavsiye etmiyor mu?

"Teknolojinin, beraberinde taşıdığı Batı tandanslı kültürüyle birlikte insan ve toplum hayatını kuşattığı, bir taraftan teknolojiyi toplumları sömürmenin etkili bir aracı haline getiren kapitalizmin neredeyse aylık periyodlarla ürünlerin daha ileri modellerini piyasaya sürerek kitleleri tam anlamıyla tüketim köleleri haline getirirken, bir taraftan da sattığı bu ürünlerin kullanım biçimleri üzerinden kitlelerin düşünce kodlarını ve hayat anlayışlarını belirlediği bir dönemde, teknoloji üzerine ayakları yere basmayan felsefi tartışmalar yapmak yerine somut çözümlere yönelmeyi, ütopik olmayan Müslümanca bir duruş üretmeyi bilmeliyiz."

On numara paragraf olmuş.

"motorlu taşıt gürültüsünden, egsoz gazından, cebimizde zır zır çalan cep telefonlarından, insanları tam anlamıyla kontrolsüz bir iletişim bombardımanına tabi tutan televizyondan, internetten uzak, doğanın güzellikleriyle içiçe bir hayat bizim için ancak bir özlem olabilir."

Hiç kendimizi kandırmayalım. Herkesin dilinde doğal olmanın özlemi ama kimsenin teknolojiden uzak hayat özlemi çektiği yok, yalan...(İstisnalar hariç, sen ve ben gibi...)

Sözün Özü: Vahşi, kapitalist, emperyalist batının savaş için ürettiği teknolojinin yansımalarını gündelik hayatta kullanıyoruz. Dolayısıyla temelde teknolojinin masum olduğunu söylemek mümkün değildir.
Bu tespit teknolojiyi kullanma zorunluluğumuzun üstünü örtmemektedir, ancak bu mecburiyetin bir fıkhını oluşturmak zorundayız.

Benim naçizane görüşüm, öncelikle islami hareketin gerekliliklerini, ihtiyaçlarını belirledikten sonra (ki bu öncelik tüm materyaller, konular için geçerlidir)teknoloji ihtiyaç kabilinden kullanılmalıdır.(Bunu da israf yapmadan(yeni modeli çıktı diye eskisini atmamalıyız), aşırıya kaçmadan yapmalıyız.)

Örneğin; islami hareket şu an için internet kullanımını ihtiyaç olarak belirlememiş ise kullanmamalıyız, ama cep telefonu kullanmayı ihtiyaç kabul etmiş ise kullanmalıyız. Demek ki öncelikle bir hareket içerisinde olmalıyız ki ihtiyaçlarımızı doğru belirleyelim...

Allah hepimize İslami hareket içinde ihtiyaçlarını belirlemiş ve bu ihtiyaçları karşılaya bilmiş kullardan olmayı nasip etsin. (Başka değişle; Allah bu dünyada ve ahirette nimetlenenlerden eylesin.) Amin...
 
hikmet erturk 13-04-2010, 12:37:04
Tam da bu noktada farkı bir konu var.Ben zaten toplumdan tamamen farklı bir yer olsun demiyorum.Müslümanlar aynı mahalledelermi aynı şehir içinde.Yoksa kopuk ve ayrı yerdelermi?Mesela türkiye ölçeğinde müslümanlar bu ülkenin daha az nufuslu bir yerinde toplansalar bu ana şehir merkezlerinden ayrılmak mı olur? Davet sekteye mi uğrar? Yada istanbulun bir semtinde daha yogun olsalar bir araya gelseler bu o şehirden uzaklaşmak mı olur? Yada o dönem 10 bin yada daha az olan şehirlerde ana merkez denilen kasıt ne? Örnek topum nesil topu olunan müslümanların topluluk olduğu yerdemi okullaşacak yoksa her bir kardeşimizi müşriklerin içerisine salıvercekmiyiz?Ben daha ayrıntılı sorgulamalar istiyorum.Bu şekli ile önerilen şey bizlerin yaşantısında o söylenen örnekle ile örtüşüyor mu? teşekkür ederim kur'ani boyuttan örnekler var.Ama benim zihnimde tam örtüşmesi için biraz daha örneklemelrin olması lazım.Yani karşılaştırmalar oturmalı.
 
Şükrü Hüseyinoğlu 13-04-2010, 12:15:42
Değerli Hikmet kardeşim, Mekke'deki ayrışmanın fiilî bir ayrışma olmadığı, Müslümanların toplumun içinde yaşamayı ve mücadelelerini bu şekilde sürdürdükleri ve fakat toplumun ilişki biçimlerinden ayrıştıkları biliniyor. Hicretin de bir gettolaşma göçü olmadığı, başka bir şehre, o şehrin sosyal ve siyasal işleyişinin tam ortasına gerçekleştirildiği de malumdur. Peygamberlerin toplumsal ve siyasal ilişkilerin merkezine yönelmeleri ve hatta Hz. Yunus örneğinde olduğu gibi toplumu terk etmenin Rabbimiz tarafından yerilmesi söz konusudur. Mısır'dan Tih çölüne geçen İsrailoğulları'nın Rabbimiz tarafından Kudüs'e yönlendirilmesi, savaş korkuları yüzünden bunu yapmayınca ceza olarak çölde yaşamaya "mahkûm" edilmeleri de bu bapta üzerinde durmamız gereken örneklerdendir.
 
hikmet erturk 13-04-2010, 08:46:37
Bu yazı benim için çok önemli konuları içeriyor.Yazıdaki bazı vurgular tartışılmalı."Amişler örneğinde olduğu gibi kendi gettolarımızı oluşturmak ve doğa ve doğallıkla iç içe bir hayat arayışına yönelmek akla yatkın görünmektedir. Ne var ki, omuzlarına "insanlık için adil şahitler olma" misyonu yüklenen Müslüman kimliğine sahip insanlar açısından böyle bir tercih hoş bir nostaljiden öteye geçemeyecektir."Neden böyle düşünelim ki? Yani bu ikisini birlikte yapabiliriz.Böyle bir topluluk oluşturmak adil şahitler olmamamızı gerektirmez.Ben tam aksini düşünüyorum.Müslümanların kendi inaçlarını hep birlikte savundukları çogunluğunu oluşturdukları beldeleri olmalı.Buralarda müslümanlar güçleri nispetince sivil itaatsizlik örnekleri serigileyebilirler.Şimdi hemen iş kolanyalizm falan işine dönüşecek ama bu konuda da ben çok abartılı buluyorum.Müslümanlar nesillerini korumak zorundalar.İsrailin şebaa çiftliklerini düşünün.Bu hareket sonunda başarılı olmuş.Çiftliklerde kendi toplumunu organize etmişler.Geleneklerini sürüdrmüşler.Osmanlıdan da güzel örnekler var.Osmanlılar yabancı toprakları feth ettiklerinde oradaki hristiyanlar ile kendi toplumlarını hemen karıştırmıyorlarmış.O şehrin karşısına ayrı şehirlerini kuruyorlarmış.Yakın bir yere tabi.Burada şükrü kardeşin dediği gibi vahyin şahitliği anladıkları kadarıile diyelim yapan bu toplumda sonraki diğer şehir etkileniyor ve müslüman oluyorlarmış.Böylelikle şehirler birleşiyor müslüman toplum oluyor.Yani topluluğun tebliği daha güçlüdür.Bu kavgadan kaçmak değildir.Kavgayı bir merkezde toplu halde sürdürmektir.Mekke örneğide aynıdır.Peygambere iananlar onun etrafında olmuş müşriklerde ayrışmışlar hicretle yine aynı şehirde buluşmuşlardır.Mekkeyide aynı kimselele feth etmişlerdir.Yaız uzamasın ama bu konuda düşüncesi olan kardeşler varsa tartışalım lütfen.Belki yanılıyorumdur beni bilgilendirebilirsiniz.
 
DİĞER YAZILARI

23/05/2012 - 04:50 UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ

07/05/2012 - 22:04 MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK

21/04/2012 - 13:21 KULLANAN - KULLANILAN!

01/04/2012 - 14:55 FE EYNE TEZHEBÛN!

23/03/2012 - 22:15 TARİH NİÇİN TEKERRÜRDEN İBARETTİR?

18/02/2012 - 00:04 İDDİALARIMIZ VARDI BİZİM

02/02/2012 - 21:40 SURİYE DİRENİŞİ VE ÂDİL ŞAHİTLİK SORUMLULUĞU

14/01/2012 - 08:01 DERGİ DEĞİL MEKTEB: İKTİBAS

30/12/2011 - 09:55 HEPİMİZ “KORSAN”IZ, HEPİMİZ “KAÇAKÇI”!

23/12/2011 - 11:21 MÜSLÜMANLARIN KURUMLAŞMAKLA İMTİHANI

13/12/2011 - 00:10 KÜRESEL NEVZAT TANDOĞAN: NATO

03/12/2011 - 00:47 FETVA

18/11/2011 - 15:37 "ÇÖZÜM İSLAM'DA" HAKİKATİNE BURUN KIVIRMAK

23/10/2011 - 12:42 "İDEOLOJİSİZ ANAYASA" TALEBİ VE MÜSLÜMANLAR

12/10/2011 - 00:17 NİÇİN CİDDE VE KAHİRE?

21/09/2011 - 20:13 SUS PAYLARI VE MÜSLÜMANLAR

16/09/2011 - 15:57 BİLGİ FETİŞİZMİ

19/08/2011 - 05:05 AÇLIK SORUNU, İNSANİ YARDIM VE İSLAMİ MÜCADELE

16/08/2011 - 05:05 YÜZDE 81 DİNDAR, YÜZDE KAÇ MÜSLÜMAN?

25/07/2011 - 22:39 UNUTULMAYA YÜZ TUTAN DİL: TEVHİDCE

20/07/2011 - 10:23 DİCLE, KURTLAR, KUZULAR VE MÜSLÜMANLAR

07/07/2011 - 12:36 NAMAZDA KUR'AN OKUDUĞUMUZUN FARKINDA OLMAK

30/06/2011 - 07:14 HUDEYBİYE İSTİSMARINDA SON NOKTA

22/06/2011 - 18:56 İSLAM COĞRAFYASI, TÜRKİYELİ MÜSLÜMANLAR VE ÜÇ TUTUM

13/06/2011 - 23:31 RAHAT KAÇIRAN ÂYETLER!

02/06/2011 - 05:58 SİSTEM İÇİ DEĞİŞİM MÜSLÜMANLARIN LEHİNE Mİ İŞLİYOR?

27/05/2011 - 17:29 İTİDAL KAVRAMI DOĞRU ANLAŞILIYOR MU?

10/05/2011 - 11:19 "MEÂL - TEFSİR" FORMU DOĞRU MU?

01/05/2011 - 13:20 "TÖRENLER CUMHURİYETİ" VE ÇOK KUTSALLILIK

15/04/2011 - 13:01 İSLAM TOPRAKLARI NİÇİN KOLAY BOMBALANIYOR?

10/04/2011 - 23:36 BDP ÇOK GEÇ UYANDI!

25/03/2011 - 11:41 SENİN QULHUN SANA, BENİM QULHUM BANA!

05/03/2011 - 00:27 BÖLGEDEKİ GELİŞMELER: "İSLAM'SIZ LÂ" NE GETİRİR?

28/02/2011 - 23:05 ÖLÜM, İLKELER, PRAGMATİZM

18/02/2011 - 18:20 ŞEHADET: ALLAH İÇİN OLMAK

12/02/2011 - 08:56 TUNUS VE MISIR DENKLEMİ

31/01/2011 - 12:11 “Tarihin sonu"ndan devrimler çağına

21/01/2011 - 22:56 BİN ALİ, NE ÖZENTİSİYDİ?

07/01/2011 - 08:58 SEYYİD KUTUB VE BİZ: GERİ DEĞİL İLERİ

11/12/2010 - 01:09 “SEYYİD KUTUB’U AŞMAK” SÖYLEMİ

27/11/2010 - 12:49 KAPİTALİST KUŞATMAYA KARŞI ÇARESİZ MİYİZ?

10/11/2010 - 23:46 BİR AĞAÇ GİBİ TEK BAŞINA, BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇE

26/10/2010 - 00:35 MÜ'MİNLER BİRBİRLERİNİN VELîSİ Mİ?

23/10/2010 - 12:46 DANİEL BEBEK

12/10/2010 - 23:28 İSLAMİ SİYASET, MUHAFAZAKÂR SİYASETTEN AYRIŞMAKLA BAŞLAR

24/09/2010 - 12:41 KUR'AN MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ?

13/09/2010 - 13:13 AHALİYİ KİMLİKSİZLEŞTİRME PARTİSİ

07/09/2010 - 11:50 SON OLARAK...

28/08/2010 - 16:48 TERAZİNİN AYARLARIYLA OYNAMAK

23/08/2010 - 14:18 PRAGMATİZM ÇIKMAZI

13/08/2010 - 11:24 ERCÜMEND ÖZKAN FARKI

06/08/2010 - 11:48 HANGİ KÜRT MESELESİ?

16/07/2010 - 10:51 DUAYI BİREYSELLEŞTİRMEK

07/07/2010 - 13:33 RASULULLAH NİÇİN HABEŞİSTAN’A HİCRET ETMEDİ?

21/06/2010 - 10:18 ZAYIFLATILAN İSLAM DEVLETİ PERSPEKTİFİ

11/06/2010 - 15:29 ŞEHİDİN ARKADAŞI OLMAK

03/06/2010 - 11:05 KAHROLUYORUM

21/05/2010 - 18:39 MÜ'MİN ZİHNİN TEMEL KODLARI

15/05/2010 - 19:46 İLİŞTİRİLMİŞ DUYARLILIKLAR VE AFGANİSTAN

27/04/2010 - 12:47 TEVHİDDEN BAĞIMSIZ ADALET SÖYLEMİ

21/04/2010 - 12:28 MÜSLÜMANLAR VE "SİSTEMİN YENİDEN İNŞASI"

19/04/2010 - 13:48 TERÖRİZMİ KINAMAK

12/04/2010 - 19:12 TEKNOLOJİ: NE MAHRUMİYET, NE MAHKÛMİYET

10/04/2010 - 13:56 PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALMAMALI

30/03/2010 - 22:35 KENDİ YERİMİZDE VE KENDİMİZ OLARAK...

26/03/2010 - 14:20 BUGÜNE KADAR HELAL MİYDİ?

12/03/2010 - 11:17 SOMALİ'DE "KORSANLAR VE İMPARATORLAR"

02/03/2010 - 17:59 MİNBERLER VE MİHRABLAR

19/02/2010 - 11:39 NATO'YA KİM "ONE MİNUTE" DİYECEK?

14/02/2010 - 19:26 SORGULANMAYAN VESAYET

06/02/2010 - 11:23 BAŞÖRTÜSÜ: ÇÖZÜM YAHUT ÇÖZÜLME

25/01/2010 - 14:13 DAVETTE YUVARLAK MASA MODELİ

19/01/2010 - 17:24 İSLAM RESTLEŞMEDİR!

09/01/2010 - 13:28 ÜÇ TARZ-I SİYASET

28/12/2009 - 20:03 BİZİM DE MUNTAZERİLERİMİZ OLMALI

17/12/2009 - 13:11 YOL AYRIMINDA İKİ PROJE

10/12/2009 - 19:02 O ZATEN KEFENİNİ GİYMİŞTİ

02/12/2009 - 09:53 İSLAM, KAPİTALİZMİN VİCDANI KILINAMAZ

26/11/2009 - 18:40 KURBAN

14/11/2009 - 17:50 GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ DİNDARLIK

08/11/2009 - 14:32 KİRLİ ÇORAP - KİRLİ MAHYA İKİLEMİNDE DİYANET

31/10/2009 - 16:11 ZİKR: RİTÜELLEŞTİRİLEN HAYAT ÖLÇÜSÜ

22/10/2009 - 14:30 İSTİKRAR

10/10/2009 - 14:19 ÇÖP İŞÇİSİNİN ÖLÜMÜ

24/09/2009 - 12:04 'DİNDARLIK ANKETLERİ'NDE SORULMAYAN SORU

06/09/2009 - 11:44 HANGİ EHL-İ SÜNNET?

26/08/2009 - 14:11 NAMAZ KILMAYANLAR NİÇİN ORUÇ TUTAR?

10/08/2009 - 10:55 RAMAZAN NİÇİN ZAM AYI OLDU?

15/07/2009 - 19:42 SEN DE Mİ ADEM!

01/07/2009 - 08:09 İSLAM İHTİLALCİ DEĞİL İNKILABCIDIR

16/06/2009 - 14:18 İRAN'DA "CUMHURİYET MİTİNGLERİ"

30/05/2009 - 08:50 DİNİ PAYANDALAŞTIRMAK

16/05/2009 - 10:19 OBAMA'DAN "CAN ALICI" MESAJLAR

04/05/2009 - 22:51 NÖBET YERLERİMİZİ NE ÇABUK TERK ETTİK

19/04/2009 - 11:34 "KUTLU DOĞUM" NE ZAMAN?

03/04/2009 - 19:56 "BEN YAPTIM OLDU" UMURSAMAZLIĞI

26/03/2009 - 11:50 BULDUĞUMUZ DEĞİL UMDUĞUMUZ

19/03/2009 - 08:16 PUTİN RUSYASI ve İSLAM

11/03/2009 - 00:16 BEN “SEÇİM”İMİ O GÜN YAPMIŞTIM

28/02/2009 - 12:05 AK PARTİ 28 ŞUBAT’IN MUSA’SI MI, ÂSÂSI MI?

19/02/2009 - 22:50 BAŞÖRTÜSÜNÜ SAVUNMAYA VAR MISINIZ?

13/02/2009 - 09:51 GAZZE'NİN KİMLİK İHRACI VE ÇOCUKLAR

30/01/2009 - 11:06 BİR AYAKKABI DA ERDOĞAN’DAN

18/01/2009 - 11:28 KAZANAN GAZZE HALKI OLDU

05/01/2009 - 22:13 İNSANLIĞIN ÖĞRETMENİ ŞEHİD GAZZE

20/12/2008 - 17:07 ALLAH’TAN KORKMUYORSAN, HİZBULLAH’TAN UTAN!

11/12/2008 - 14:49 ARABESKİN EN TEHLİKELİSİ

28/11/2008 - 10:00 KURBAN ORTAKLIĞI

20/11/2008 - 08:30 BÜYÜCÜLER VE KEMALİSTLER

08/11/2008 - 11:01 OBAMA KİMİ KURTARACAK?

08/10/2008 - 16:34 KÜRT SORUNU: ÇÖZÜMSÜZLÜK MÜ, ÇÖZÜM MÜ?

18/09/2008 - 11:05 RAMAZAN, KUR’AN VE KADINLAR

07/09/2008 - 16:03 ANNE-BABAYA "ÖF" DEMEYEN BİR TOPLUM!

27/08/2008 - 21:10 RAMAZAN DENİNCE

19/08/2008 - 08:57 AKVARYUM MÜSLÜMANLIĞI

03/08/2008 - 12:38 PUTLARIN HAKKI DEVİRİLMEKTİR, ISLAH EDİLMEK DEĞİL!

17/07/2008 - 12:07 İSLAM’IN İLK ŞARTI CİDDİYETTİR!

08/07/2008 - 18:26 MÜSLÜMANLAR CAHİLİ SİSTEME KANAT OLMAMALI!

29/06/2008 - 18:24 ÇİZGİ FİLMLER NE KADAR MASUM?

20/06/2008 - 14:25 PROVOKATÖR İTHAMI ÜZERİNE

03/06/2008 - 07:03 DOĞRU CAMİLER AÇIK, FAKAT NEYE?

24/05/2008 - 17:08 YANGINDA İLK KURTARILACAK

14/05/2008 - 22:21 BOYKOTUN ÖNEMİNİ KAVRAYAMAYANLAR İÇİN BİR HABER

03/05/2008 - 20:49 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

19/04/2008 - 19:45 NE "HOŞKÖRÜ", NE ŞİDDET KÖRÜ!

05/04/2008 - 13:58 HATİM KAMPANYALARI

11/03/2008 - 20:02 KADIN-ERKEK: REKABET Mİ, VELAYET Mİ?

01/03/2008 - 10:40 “MÜCAHİD DENKTAŞ” İSLAMİ DEĞERLERE KARŞI!

23/02/2008 - 19:13 KUR’AN İLAÇ DEĞİL REÇETEDİR

07/02/2008 - 13:09 HERKES DİNİNİN SAHİCİ ADAMI OLMALI

26/01/2008 - 19:42 BU KADAR CEHALET İÇİN "AYDIN" OLMAK ŞART MI?

20/01/2008 - 14:49 BAŞÖRTÜSÜNE KARŞI KEMALİZM-APOİZM İTTİFAKI MI?

06/01/2008 - 23:06 NAMAZLARIMIZI HIZDAN KORUYALIM

25/12/2007 - 20:03 HACCIMIZI GERİ İSTİYORUZ

04/12/2007 - 21:22 BU SENARYO, ALFRED HİTCHCOCK'A MI AİT?

19/11/2007 - 10:24 KUDÜS BULUŞMASI: RENKLER AYRI, DUYGU VE SLOGANLAR AYNI

01/11/2007 - 10:38 TOPLUM MÜHENDİSLERİNİN YENİ GÖZDELERİ: NEOMENKIBECİLER

08/10/2007 - 17:22 TV ESİR ALIYOR; ESİR OLACAK MIYIZ?

01/10/2007 - 12:44 "NİŞANLILIK DÖNEMİ NİKAHI": KİTABA UYMAK YERİNE KİTABINA UYDURMAK

11/09/2007 - 12:37 BELEDİYELER VE RAMAZAN: GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ!

01/09/2007 - 15:23 KAVRAMLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM!

07/08/2007 - 10:53 “İSLAMSIZ İSLAM” SAPTIRMALARINI BOŞA ÇIKARMAK

27/07/2007 - 17:13 ULUSALCILARIN MUMU YATSIYA KADAR YANDI!

23/07/2007 - 12:59 İSLAMİ MÜCADELE BİR BÜTÜNDÜR, PARÇALANAMAZ!

12/07/2007 - 10:35 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

02/07/2007 - 11:31 JAKOBENİZMİN YENİ MEVZİSİ, YENİ MASKESİ: ULUSALCILIK

14/06/2007 - 18:33 ÇEVRESEL İFSADIN SONUCU: "SEKÜLER KIYAMET" BEKLENTİSİ

05/06/2007 - 18:20 LAİSİZMİN MERCAYUN'U, İSLAM'IN BİNT CİBEYL'İ

25/05/2007 - 13:16 İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR

12/05/2007 - 14:29 ÇÖZÜM; MEŞAKKATLİ FAKAT İSABETLİ OLAN NEBEVİ HAREKET METODUDUR

01/05/2007 - 20:38 HAYALCİ VE ERTELEMECİ SİYASETİN SONU: "TİYATROMUZ BURAYA KADARDI!"

27/04/2007 - 15:24 PROVOKASYONLAR, TEKTİPÇİ ULUS KİMLİK KURGUSUNDA DÜĞÜMLENİYOR

18/04/2007 - 20:14 “ILIMLI MÜSLÜMAN” KİMDİR?

11/04/2007 - 19:50 KAVMİYETÇİLİK, EMPERYALİZME KUSURSUZ HİZMETİNİ SÜRDÜRÜYOR

30/03/2007 - 11:55 İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK

22/03/2007 - 18:56 ESKİDEN BAKKALLARIMIZ VARDI

12/03/2007 - 13:32 “BÜYÜK BULUŞMA"DAN BÜYÜK TAHRİBAT

23/02/2007 - 16:14 “MUHAFAZAKAR DEMOKLES”İN KILICI İLKAV’IN TEPESİNDE

07/02/2007 - 11:30 KUR'ANI TAHKİR VE TEZYİF SUÇU

22/01/2007 - 17:03 İKİ YÜZLÜ MEDYANIN “ÇILGIN TÜRKLER”İ
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat