Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
KENDİ YERİMİZDE VE KENDİMİZ OLARAK...
Şükrü HÜSEYİNOĞLU - 30/03/2010 - 22:35
Belki de 70’li yıllardaki bilinçlenme sürecinden bu yana ilk defa, tevhid akidesi sahibi Müslümanlar bu kadar sistem içi bir dil kullanıyor, muhalefet ve taraftarlıklarını sistem içi aktörler üzerinden yürütme konumuna düşüyorlar. Şu açılım, bu açılım derken, sistem içi parça iyileştirmelere çok fazla anlamlar yüklenerek, bütüncül sistem algısı zaafa uğratılıyor ve tevhidi mücadele bilinci zayıflatılıyor.

2002 seçimleri öncesinde “Kurtarıcılar kimi kurtarıyor?” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Haksöz Dergisi’nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan bu yazıda, kuruluşundan bu yana krizlerden kurtulamayan ve bunun da ötesinde çeşitli aralıklarla ölümcül krizler yaşayan  mevcut sistemin ayakta kalmayı nasıl başardığını anlatmaya çalışmıştım.

 

1950’de fiilen çok partili hayata geçilmesine kadar halkla doğrudan muhatap olan ve bu sebeple de halkın tepkisini doğrudan üzerine çeken sistemin, bu tarihten sonra her on yılda bir balans ayarı yapmakla yetindiği bir “kurtarıcı siyaseti”yle kendisini sağlama almayı nasıl başardığını ve bu “demokrasi oyunu”nun son tahlilde kimin işine yaradığını sorgulayan bir yazıydı.

 

Söz konusu yazıyı 2002 seçimlerinin bir ay öncesinde kaleme almamın sebebi, 28 Şubat süreci sonrasında memurunun maaşını ancak depremzedeler için yurtdışından gelen yardım paralarından ödeyecek kadar ciddi bir çöküş süreci yaşayan sistemin, o tarihte Tayyip Erdoğan ve Ak Parti’nin şahsında yeni bir “kurtarıcı”yı karşılamaya hazırlanıyor olmasıydı.

 

Ne o yazıda, ne de benzer şekilde Obama’nın ABD başkanı seçilmesiyle ilgili yazdığım “Obama kimi kurtaracak?” yazısında her şeyin belli merkezlerce tasarlanıp yürütüldüğü, siyasi aktörlerin de bu merkezlerin kurguladığı senaryoları oynadığını gibi bir iddiada bulunmadım. O tür kurgusal aktörlerin de zaten toplumlarda bir heyecan oluşturamayacağını, dolayısıyla kurtarıcı rolü üstlenemeyeceğini, ancak çevreden gelen ve çevreyi temsil kabiliyeti olan aktörlerin bu tür bir rol ifa edebileceğini bilirim.

 

Türkiye’nin yakın siyasi tarihini kabaca göz önüne getiren herkes, hemen her 10 yılda bir, çevrenin büyük umut ve desteğiyle devreye giren ve temel iddiası olan halka alan açma politikaları adına halktan çok sisteme alan açan, köhnemiş sistemi restore ederek ona hayatiyet kazandıran ve bu işlevini tamamlayıp tarih sahnesini terk eden aktörlerin varlığını müşahade edecektir.

 

Peki niçin kurtarıcılar her defasında halkı kurtarmak adına ve iddiasıyla yola çıkıp da neticede sistemin kurtarıcısı konumuna düşmektedirler?

Eşya ve hadisenin tabiatının gereği budur da ondan. Zira hangi sistem veya bir başka deyişle statüko söz konusu olursa olsun, o sistem veya statüko bünyesinde meydana çıkan "kurtarıcılar", neticede her türlü muhalif yaklaşımlarına veya muhalif olma iddialarına rağmen sistem içi bir duruşa sahip oldukları/sistem içi konumlandıkları, yani "içeriden" oldukları ve değişim adına ortaya koydukları ve “içeriden” olmaları/o şekilde konumlanmaları hasebiyle de "makul" bir düzeyde tutmaya mecbur oldukları açılımları mevcut statüko adına gerçekleştirdikleri içindir ki, yapıp-ettikleri neticede statükoya taze kan sağlamaktan ve onu yenileyip canlandırmaktan başka bir sonuç vermiyor. Kurtarıcıların çoğu zaman sisteme rağmen sistemi kurtarma işlevi gördüklerini de bu çerçevede sözlerimize eklemeliyiz. 

Statükonun temel çarklarına çomak sokmak bir yana temas etmesi bile söz konusu olmayan, bazı hususları “teklif dahi edemeyen” kurtarıcıların öncülük ettiği bazı değişim ve iyileştirmeler halka bazı kısa vadeli kazanımlar sağlamakla birlikte, uzun vadede statükoya hizmet eder. Kitlelerin mevcut işleyişten umudunu yitirip alternatif arayışlara yönelmesini önleme, muhaliflerin sistemin işleyişine dahil edilmesi, gerçekleştirilen açılımlarla statükonun darboğazlardan çıkarılması gibi neticeler, değişim vaadiyle kitlelerin desteğini alan kurtarıcıların gerçekleştirdikleri açılımların statükoya hediye ettiği hayati neticelerdir.

Ekim 2002’den bu yana bunca zaman geçmişken bu kurtarıcı meselesini niçin mi tekrar gündeme getirdim? Şu sebeple: En azından son yarım yüzyıldır kaç defa yaşanmış olduğu halde, toplumun her defasında geçmişi unutarak yeni bir heyecanla dahil olduğu bu kurtarıcı kısırdöngüsüne, şimdilerde farkında olmak bir yana, topluma farkındalık aşılaması gereken tevhid akidesi sahibi Müslümanlar arasında bile ciddi pirimler verilmeye başlanmış görünüyor.

Şu açılım, bu açılım derken, sistem içi parça iyileştirmelere çok fazla anlamlar yüklenerek, bütüncül sistem algısı zaafa uğratılıyor ve tevhidi mücadele bilinci zayıflatılıyor.

Tevhidi proje ile muhafazakâr proje arasındaki uzlaşmazlığı fark edemeyenler, zaten sistem içi bir renk tonu ve konumlanma olan muhafazakâr projenin kazanımlarını gereğinden çok fazla anlamlandırarak, kendi projelerini sahipsiz bırakmaya yöneliyorlar.

Belki de 70’li yıllardaki bilinçlenme sürecinden bu yana ilk defa, tevhid akidesi sahibi Müslümanlar bu kadar sistem içi bir dil kullanıyor, muhalefet ve taraftarlıklarını sistem içi aktörler üzerinden yürütme konumuna düşüyorlar.

Ben bu durumu Uhud’da savaşın kazanıldığı zannıyla yerlerini terk eden okçuların durumuna benzetiyorum. Kendi konumumuzu muhafaza ederek, mevzilerimizde kalarak sosyal ve siyasal gelişmelerle ilgilenmemiz, güncel sorunlara özgün söylem ve eylemlerimizle müdahil olmamız mümkünken, sistem içi kanat mücadelesine taraf olmak, demokratik ve liberal söylemlere alışma antrenmanları yapmak, mevzi terkinden başka ne anlama gelir?

1098
YORUM LİSTESİ
İSMİ MECHUL 07-04-2010, 12:35:01
ÇETİN YILDIRIM KARDEŞİM darbelerle debelenmek hiç kimsenin hoşuna gitmiyor/gitmez de.Ama siz yorumda ki kastedilen manayı anlamamışsınız ve hiç olmadık manada yorumlamışsınız
 
çetin yıldırım 06-04-2010, 23:32:24
"Ama şunu hatırlatalım ve tarihi tecrübedir ki rahatlamalar artıkça müslümanlar kaybediyor/güçsüzleşiyor/vasatı yitiriyor.
darbelerle debelenmek birilerinin hoşuna gidiyor herhalde...
 
mehmet maksut 06-04-2010, 12:42:14
Degerli mamoste ALLAH senden razı olsun ve ayaklarını,gönlünü,fikrini,kalbini din-i mübin üzerinde sabit kılsın...
 
necati türkoğlu 02-04-2010, 21:17:33
selamun aleykum, şükrü bey kardeşim.siz tek kelime ile takdire şayan bir islam anlayışına sahibsiniz. kendinizi güzel yetiştirmişsiniz. bunu nerden anlıyoruz yazı ve konuşmalarınızdan, insanda eksiklik olmazmı elbetteki olur insanız bazen yanılabiliriz herkeste olduğu gibi. ben bu yazınızda bir yanlışlık göremedim olayları gayet güzel aydın bir fikirle değerlendiriyorsunuz elinize dilinize yüreğinize sağlık. ALLAH'a emanet olun. NOT yormcu kardeşlerede böyle konularla ilgilendikleri için Allah zihin açıklığı versin doğruların anlaşılması zaman alabilir.
 
Şükrü Hüseyinoğlu 02-04-2010, 17:27:35
Çetin kardeşim, anayasa değişikliği tartışmalarının bizim için anlamı yok diyen yok. En azından ben böyle bir iddiada bulunmadım. Bizler bu topraklarda yaşayan insanlar olarak burada yaşanan herşey bizi alakadar eder, ilgi alanımıza girer. Fakat, bu ilgimiz İslami ilkelerden bağımsız olamaz, olmamalıdır. Mevcut anayasanın yerine sivil bir anayasa getiriliğinde bundan birçok kesim gibi Müslümanların da faydalanması muhtemeldir. Lakin, unutmamak gerekir ki, sivil anayasa dediğimiz sözleşme de sonuçta sistemin kutsallarını tazimle başlayıp, kürsel sistemin de bugün talep ettiği "demokratik laikliği" kurumsallaştıracak bir anayasa metni olacaktır. Bir Müslümanın bu tür bir toplumsa sözleşmeyi talep etmesi ve onaylaması nasıl mümkün olabilir? Ne Hz. Peygamber ne de arkadaşlarından herhangi biri, eman uğruna ilkelerinden bu tür bir ödün vermemiş, bu tür bir sapmaya yönelmemiştir. İlkelerin ve ölçülerin nasıl eman ilişkisini bitirdiği konusunda Hz. Ebuekir'in İbn Duğunne ile olan ilişkisi çok çarpıcı bir örnektir.
 
beytullah emrah 02-04-2010, 13:14:11
ayhan bey, yazılara ve yorumculara eleştiri getirirken biraz daha ufak harflerle konuşmanızda ve en azından önce muhatabbınızı tanımanızda fayda var.

mesela ahmet örs'ün yazısı içindeki şu ifadeler size birşey anlatmıyor galiba:

"İslam, adalet üzere bir dünya imar etmek ister... Rabbimizin amacı sürekli Allah’ın yüceliğini insanlara teolojik delillerle anlatmak mıdır? Müslümanlar zaten buna inanmışlar, bunda bir problem yok. İnandıkları bu temel onlar için nasıl bir dünya vaat ediyor? Mesele budur. İnandıkları bu ilkeler insanların yaşadığı birebir sıkıntıları nasıl göğüsleyecek, onlar için nasıl bir direniş haritası çıkaracak? Yoksul köylülerin, fabrikaları kapatılan işçilerin dertlerine neler söyleyecek? Kemalizmin ezdiği hayatları ayağa kaldırmak için hangi aşamaları teklif edecek? Kürt ya da Ermeni meselesinde hangi tavırları takınacak?"

ya da Şükrü Hüseyinoğlu'nun aşağıdaki arşivden "Çöp işçisinin ölümü" başlıklı yazısını okuyun. Zahmet etmediğiniz için linkini buradan veriyorum:

http://www.islamvehayat.com/yazar_424_2_COP-ISCISININ-OLUMU.html


TEKEL Mİ DEMİŞTİNİZ, BUYRUN!

tabi birçok yazı ve haberde bu perspektif işlendi ama görmeme konusunda bir ısrar söz konusu sanırım. şayet eleştirilerinizde hakkaniyeti gözetme niyetiniz varsa biraz sabır ve zamanla şunları tek tek incelemek zorundasınız:

Mesela TEKEL işçilerine ilk müdahale sitede nasıl haber olmuş, bir bakın:

http://www.islamvehayat.com/3285_Hukumet,-hak-arayanlara-sahin-kesildi.html


Tokat'ta yapılan şu eylemin haberini bir okuyun önce:

http://www.islamvehayat.com/3391_Tokat-ta-emekcilerle-dayanisma-eylemi.html


TOKAD, bu tartışmalardaki Ahmet Örs'ün kurucuları arasında bulunduğu bir dernek. Bakın işçilere yapılanlar hakkında TOKAD ne demiş:

http://www.islamvehayat.com/3288_TOKAD:-Iscilere-yapilanlar-utanc-verici.html


ya da yine Ahmet Örs'ün şu açıklamasına bir bakın:

http://www.islamvehayat.com/3745_Ogrencilerin-okuldan-atilmasina-tepki-geldi.html


mesela zahmet edip Mustafa Ömeroğlu'nun ""İNSAN"I TÜKETEN GÜNDEMLER" yazısını okuyun:

http://www.islamvehayat.com/yazar_521_65_-%22INSAN-%22I-TUKETEN-GUNDEMLER.html


Bilmiyorum, bu haberler, yorumlar size birşey anlatıyor mu?

İslam ve Hayat, 7/24 sıkı bir yayın yapan haber portalı değil maalesef. imkanlar yettiğince hayatı İslami bir perspektifle buluşturmaya çalışıyor, tabi ki bu sırada kendi perspektifine ilişkin tartışmalar da yapacak. o tartışmaları kimse laf ebeliği olsun diye yapmıyor, o zeminden bugüne bir hareket çizgisi çekilmek isteniyor.

umarım yukarıdaki linkler ve bu yorum maksadı anlaşılır kılmaya yetmiştir.
 
ayhan 02-04-2010, 11:10:27
Ne kadar ilginç. Sahaya inmekten sistem karşıtı olmaktan mazlumdan yana olmaktan devrimcilikten bahsedeceksin ama TEKEL İŞÇİLERİNİ görmeyeceksin. Haber bile yapma gereği duymayacaksın. Uhud du mekkeydi taif di tartışmaları sanırım daha zararsız.
 
İSMİ MECHUL 02-04-2010, 08:49:28
Degerli ÇETİN yıldırım kardeşim.Sizi en güzel selamlarla selamlarım...
Bu anayasa degişikliginin hiçbir anlamı yotur diyenleri MİYOPLUKLA itham etmeniz islam ahlak ve hukukuna sıgmaz.Siz durdugunuz yere/konuma/aldıgınız tavra göre faydalanıyor olabilirsiniz ama ben hiç bir fayda görmüyor hatta müslümanlar için zaralarının faydalarından daha çok olduguna inanıyorum.Bunu dah sonra inşallah birileri genişçe izah eder...
Mekke ve medinede peygamberin yaşadıgını bizimde yaşamamız gerekiyor mu ? sorunuza taklidi mantıga dayanmadan evet bizimde bazı şeyleri yaşamamız gerekiyor.Ki bunlardan kaçındıgımız için bu gün belkide bu haldeyiz.Eger peygamberle aynı davayı/sevdayı/kavgayı/aşkı/amaçı taşıyorsak elbette bazı ortak acılarımız/tecrübelerimiz/eylemlerimiz/metodlarımız olmalı.Eger bunlardan uzak isek o zaman tekrar kendimizi kuran ışıgında ve nebevi duruş ilkeleri ışıgında gözden geçirmemiz elzemdir.Siz sizden öncekilerin çektigini çekmedikçe cennete giremesiniz. diyen ayet buna bir nebze olsun işaret ediyor. Ama bu şu demek degildir onların aynısını ve taklidini yapalım...
Anayasa degişikligiyle bazı rahatlanmalar oluyor. BU kısmı mi olarak dogru.Ama şunu hatırlatalım ve tarihi tecrübedir ki rahatlamalar artıkça müslümanlar kaybediyor/güçsüzleşiyor/vasatı yitiriyor.
Bir de salt adalet düşünçeniz de yanlış kardeşim. Adaleti bir de KURANIN yükledigi anlamda degerlendirin ve sonra farkı görün
SİZLERİ en güzel selamlarla selamlarım KARDEŞİM....
 
İSMİ MEÇHUL 01-04-2010, 20:11:39
Degerli agabeyim BEYTULLAH EMRAH sizi en güzel selamlarla selamlarım.
"Müşriklerin mumunun işıgından bile faydalanmam diyen peygamber nasıl olurda beni mekke müşriklerine karşı koruyun diye eman dileyebilir" yorumumuzun kaynagını vermeden önce bir hatırlatmada bulunmayı istiyorum.Degerli agabeyim siz hem soru soruyorsunuz hemde cevap almadıgınız soru üzerinden degerlendirmeler yapıyorsunuz...Bu uygun degildir.
''böyle mantık mı olur? herşeyi aynı sepete atıp tartışınca yada herşeyi akide zannedince böyle tıkanmalar oluyor işte...'' yorumunuza kardeşim şunu hatırlatmak isterim biz her şeyi akide haline getirmiyoruz.Biz resulullahın bu ifadesinden yola çıkarak müşriklerle olan ilişkimizi belirlemiyoruz Ama KURANDA müşriklerle ilgili bir çok ayet ışıgında bizler bu ilişkileri ve düşünçeleri akide haline getiriyoruz .Onlarca müşriklerle ilgili ayettir bizim itikadi ölçülerimiz yoksa yukarıda ifade ettigim resulullahın sözü degildir.Ama siz sadece bunu görüp bunun üzerinden degerlendiriyorsunuz
Kuranda sirk büyük günah(nisa 48)şbüyük zulum (lokman 13) büyük cehalet (enbiya 24) apaçık sapıklık(nisa 116) iken ve müşrikler de tevhid inançında olanlara karşı düşmanlık yaptıkları halde(maide82) nasıl olurda bu itikadi mesele olmaz ve degerlendirmez.Ve yukarıda zikr ettimiz ve zikr edemedigimiz ayetlere ragmen nasıl olurda resulullah müşriklerden eman ister.
müşriklerin mumundan aydınlanmayınız ifadesi (suneni nesei) de geçer .Başka bir yerde ise resulullah' müşriklerin ateşinde aydınlanmayınız' der.Yine siyer kitaplarında hz ayşeden rivayetle şöyle bir hadis geçer:Bedir savaşında müşriklerden bir adam,peygambere gelerek kendisiyle beraber savaşmak istedi.Peygamber bu adama dedi ki : Geri dön .Ben müşriklerden yardım istemem...demiştir
Degerli agabeyim sizleri selamlar ve dualarımı size sunarım.İnşallah birbirimizin yüreginde yaralar açmıyoruzdur kardeşim.Eger böyle bir durum olursa hemen helallik dilerim agabey

NOT:Degerli kardeşim HÜSEYİNOGLU umarım yazınıza gölge düşürmüyoruz.Sizin yazınızın altında münazaramızı yaptıgımız için hakkınızı helal edin....

 
çetin yıldırım 01-04-2010, 19:20:31
Şimdi bu ana yasa değişikliği bizim için ne ifade eder?Hiç bir anlamı yok diyenler hakikaten işte onlarda miyopluk had safhadadır.Mekke de veya medinede,peygamberin yaşadığı tecrübeleri bizimde yaşamamız mı_gerekiyor bazılarınca? Anayasanın kişisel haklarının genişlemesi bu ülkede islamcıların rahatlaması anlamına geliyormu gelmiyormu?Psikolojik veya polisiye rahatlamanın neticesinde burada yazıyoruz.Korkuları olanlar IP numaraları tesbit olunur diye bu siteler girmekten korkan arkadaşlarımız oldu.28 Şubatı alanda karşılaya bilseydik bu kadar sıkıntıya gerek yoktu.AKP islami hiç bi,r hassasiyeti olmasa dahi salt adaleti gaye edinerek hakların iadesi için uğraş verilmasi dahi dolaylı desteği meşru kılar.Ayrıca 1960 Yılında TKP liler bile bir anayasa taslağı hazırlayıp dönemin komisyonlarına sunmuşlar.Müslümanların talep etme korkuları var.Hak arama ve almayı adaleti talep etmeyi zalimi adalete zorlamayı sultasının yıkılmasının öncülü olarak algılanamıyor ne yazıkki.Cahiliyeden ayrışma söylemi türkiyede yanlış anlaşıldı ve yanlış anlatıldı....
 
beytullah emrah 01-04-2010, 13:23:50
İsmi Meçhul'e:

"Müşriklerin mumunun işıgından bile faydalanmam diyen peygamber nasıl olurda beni mekke müşriklerine karşı koruyun diye eman dileyebilir"

bu bilginin kaynağı nedir? sonuçta yorum değil bilgi paylaşmışsınız, neye göre?

böyle mantık mı olur? herşeyi aynı sepete atıp tartışınca yada herşeyi akide zannedince böyle tıkanmalar oluyor işte...

 
Şükrü Hüseyinoğlu 01-04-2010, 13:20:36
Tartışmanın güzel bir noktaya geldiğini söyleyebilirim. Beytullah Emrah kardeşin "özetle mekke salt bir iman-akide-nesil inşası aşaması değildi. orada bizatihi somut bir iktidar mücadelesi vardı, yani söylemsel bir "lâ"dan fazlasını temsil ediyordu mekke. şayet mekke iktidarı çözülebilseydi, stratejik hamleler sonuca götürebilseydi medine diye bir tecrübe de olmayacaktı." cümlesine katılmamak mümkün değil.

Fakat sorun şu: Bu tartışmada kimse bunun aksini söylemiyor. Hatta, Mehmet Pamak ağabeyin yazısıyla bu tartışmaların gündeme geldiğini, dolayısıyla tartışmanın bağlamını hatırlarsak, bu konuda hiçbir sıkıntının olmadığını görürüz. Ne Mehmet Pamak ağabey, ne de tartışmaya katılan kimse pratik mücadele alanlarını terk edelim demiyor. Mücadelemizi, konumumuzu yitirmeden, ilkelerimizi ve söylemlerimizi sürece kurban vermeden sürdürelim deniyor. Kimse ilkelerden taviz verelim demiyorsa ne ala, fakat teorideki "cahiliyeden ayrışma" söylemleri, pratikte, cahiliyeyle bütünleşme projesinin amiral gemisi bir siyasi hareketin destekçiliğine evriliyorsa burada kimse ilkeler konusunda mesele yok diyemez.

Mehmet Pamak ağabey ve arkadaşlarının, Ankara'da NATO karşıtı eylem yaptıkları için, bazı Müslümanlarca "süreci manipüle etmekle" suçlandığını biliyoruz. Bu suçlama ilkesizliğin zirve noktası değil mi? Ne zamandan beri Müslümanlar tutumlarını sistemin aktörlerinin politikaları paraleleinde ayarlar oldular? Sonra şu anayasa tartışmalarında Müslümanlar arasında ortaya çıkan demokratik söylem ve tutumlara ne diyeceğiz? Anayasa için Hükümet'e referandum çağrıları yapan Müslümanlar, sandık önlerine konulduğunda sistemin kutsallarına evet demeye başladığında ilkeler konusunda yine de sorun olmayacak mı?
 
/* */
İSMİ MECHUL 01-04-2010, 12:43:13
askerri ocaklarına zorla götürüldügümüz de bu onları kabul etmek anlamında degerlendirilmemeli..
En silik islamcılar bile kemalizmin zihin yapısını kabul etmez diyorsunuz...Acaba öylemidir kardeşim.Toplumda hem kemalizmin ögretilerini hem de islami bazı şeyleri birleştiren ve kullana öyle insanlar çok ki sayıları belki milyonlara tekabul eder.Evet tekrar ediyorum kemalizmle islamçılı arasında gidip gelen muhafazakarlıgı sadece iktidar yapmıyor.Bunu bu gun islami bildigimiz yaygın bir çok camia /gazete/medya /yapıyor.Tabiki tevhidi bilinçten yoksun halktan bundan etkilenmiyor degil...
Yorumlarımı tekrar okudum da kardeşim hiçte BUYURGANLIK edası göremedim.Eger bunu siz böyle algılayıp uslumunuza dikkat edin diyorsanız eyvallah hatırlatmana sevindim .İnşallah bundan böyle daha dikkat etmeye çalışırım.Fakat şunu ifade edeyim ki kardeşim , biz birbirimizi ELEŞTİRMEK için DEGİL birbirimizin yanlışlarını ELEMEK için yazıyoruz. Vokumalarımızı bu yönde yaparsak veya bu yönden bakarsak yazılanlardan daha çok fayda elde edecegime inanıyorum.Umarım bu konuda hem fikiriz.
yorumlarımızı kardeşlik hukukuna riayet ederek ederek yazarsak daha iyi olur.Miyopluk agır bir ithamdır...yutturmasın agır bir sözdür ve vebal getirir
Son olarak kaygan zeminde sözünü dinden çıkarma olarak söylemedim.Kimin hak yolda daha çok sebat ettigini bilen sadece ve sadece ALLAHTIR.Ama bu tür konular ve bu konulara karşı olan yaklaşım ve tavır insanda bazı hassaiyetli degiştirebiliyor.Degişenlerde biz birden degişiyoruz demedikleri gibi gelişenlerde biz birden gelişiyoruz dememişlerdir.Her şeyi tarihden ve süreçinden okumaklazımdır
Allahın en güzel selamıyla sizi ve tüm site ailesini en güzel selam ile selamlar ALLAHIN dinini daha iyi yaşama cehdinde size ve tüm kardeşlerime başarılar dilerim....


ALLAH İÇİN BİRBİRLERİNE HAKKI SÖYLEYİP HAKTA SEBAT EDENLERE SELAM OLSUN
 
İSMİ MECHUL 01-04-2010, 12:15:39
Degerli kardeşim ÇETİN YILDIRIMIyaptıgı yorumdan dolayı selamlarımKardeşlik hukukumuzdan dolayı kendisine dua eder ,islami güzelliklerinin artmasını RABBİMDEN dilerim....
Herşeyi TEVHİD ve İTİKAD bakanları miyoplukla itham etmeniz ithamın sınırını aşmıştır.Şunu soruyorum kardeşime acaba herşeylerini bu iki unsurla degerlendiren peygamberler,sahabeler, diger muvahhidlerde miiop muydu.( HAŞA)Şunu da sormak istiyorum acaba kendisi bunlara ( tevhid ve itikat) göre meselelerini konuşmuyorsa neye göre kendisini temellendiriyor...TEVHİDİ dil/tavır/uslup/proje miminlerin en önemli hassasiyeti olmayacakta başka ne olacak.Ve müslümanlar bu eksende meselelerine çözümler aramayacakta nerelerde ve hangi kriterler refarans alınarak çözümler sunacak .Eger farklı düşünçelerin projelrini söylemlerini kullanacaklarsa biz buna ne kadar İSLAMİLİK yükleyebiliriz....
RESULULLAH taife hiç bir zaman eman dilemek için gitmemiştir.Siyer kitaplarının hangisinde resulullahın taife müşriklerden eman diledigini okumuş.Resulullahın taife gidiş sebebinin davette farklı bir mevzi kazanmak ve taifi TEVHİDE davet etmektir.Yegane amaçı bu olan resulullah nasıl olurda mücadele ettigi müşrik zihniyetinden eman dileyebilir.Eger müşriklerden eman dileyecek olsa niye mekkedeki müşriklerle ve müşrik zihniyetiyle ugraşsın...Müşriklerin mumunun işıgından bile faydalanmam diyen peygamber nasıl olurda beni mekke müşriklerine karşı koruyun diye eman dileyebilir.Zira hiçbir peygambere bu yakışmaz.Şunu da ifade edelim EBU TALİP resulullahın koruyuculugunu üstlenirken bile TEVHİDİ anlamda kendisinden hiçbir taviz koparamamıştır...Ve resulullah bu konuda ne duygusal davranıp yumuşamış ne de çıkarçı davranıp ileride olur mantıgına bürünerek taviz vermiştir.
Kendimizi soyutlamıyoruz dünyadan.Biz sadece biz olmaya çalışıyoruz.Ve ne avrupadan ne de kendi yaşadıgımız yerlerden eman diliyotuz.BİR yerlerde yaşamak (zorunlu olarak) oradakilerin emanın almak degildir.Bunu böyle bilmemiz lazımdır.Cahiliyenin okuluna gititgimiz için cahiliyeyi kabul etmedigimiz gibi,cahiliyenin
 
ayhan 01-04-2010, 11:45:21
Gerçekten bazen sıkıyor. Mekke medine rum habeşistan .... 1400 yıldır biryere oturtulamamış bütün bunlar. Ya çok karmaşık yada zihinsel bir problemimiz var.
Biz sene 2010 nisan 1 türkiyedeyiz. Durumumuzu ne mekkeyle ne medineyle açıklayabiliriz. şablonikleşme asıl bu olsa gerek. Tam bir ortadoksistlik.
 
beytullah emrah 01-04-2010, 11:10:54
ne taif'e gidiş ne de habeşistan tecrübesi, öncelikli hedefi toplumu "islamileştirmek" olan girişimlerdi. taif'i salt bir sığınma okumak da yanıltıcı olabilir. temel saik, mekke iktidarını çözecek ve dayanaklarını zayıflatacak bir kuşatmanın imkanını aramaktı. hz. peygamber kendisine ittifaklar arıyordu. siyasi basireti ve stratejik mücadeleyi görebiliyor musunuz? dönüşte "eman" isterken de yine rastgele yapmadı tercihini, o zaman bile mekke'deki dengeleri alt üst edebilmeyi hedeflemişti.

ayrıca buradaki tartışmalarda hz. peygamber'in taif'te yada dönüşte eman isterken ilkelerinden vazgeçmediğini dile getirmek anlamlı değil, çünkü defaetle vurgulandığı gibi kimse burada akideyle, imanla ilgili ilkeleri tartışmaya açmış değil. kimse sistemin ideolojisine boyun eğerek, reforme ederek, ılımlılaştırarak ya da kabul ederek direnelim demiyor ki?

sanırım çetin yıldırım, taif'e gidişte mekke oligarşisine karşı "koruma talebi"nin de olduğu bilgisini hatırlatmak istedi, taif iman etmese fakat mekke'ye karşı tavır geliştirseydi hz. peygamber de bunu "iman etmediniz" diye geri çevirmezdi, belki buna işaret etti?

özetle mekke salt bir iman-akide-nesil inşası aşaması değildi. orada bizatihi somut bir iktidar mücadelesi vardı, yani söylemsel bir "lâ"dan fazlasını temsil ediyordu mekke. şayet mekke iktidarı çözülebilseydi, stratejik hamleler sonuca götürebilseydi medine diye bir tecrübe de olmayacaktı.
 
ayhan 01-04-2010, 10:25:32
Türkiyede islamcılar sistem karşıtı devrimci bir hattı hareket olarak ortaya koyma noktasında herzaman sorunluydular. 50 lerde 'ateist rusyaya' karşı 'ehli kitap' batının yanında yer alma mantığı, sonrasında şeyh ömer lakaplı bir şahsın ''koreye asker göndermenin dini bir zaruret olduğu'' yönündeki risalesi bize ciddi ipuçları vermektedir. 69 da solcu gençlere saldıran ve cinayet işleyen nato dostu 'müslümanların' sivil gladyo içinde yeraldıkları şüphe götürmez. Ve bugün demokrasi havariliği ve darbe karşıtlığıyla ünlü çevrenin amerikada yaşayan liderinin de komünizme karşı mücadele derneklerinden gelen bir geçmişe sahip olduğu dikkate alınırsa sanırım durum biraz daha netleşir.

Bu kısa tarihçeden sonra günümüze dair, soros beslemesi yapılarla olan ilişkiler, geçmişte cinayetlere akıl hocalığı yapmış tiplerin, congar altanlar ılıcaklar gibi darbe ve abd dostu 'aydınlarla' olan yakınlık sanırım yeteri kadar içinde bulunduğumuz durumu anlatıyordur.

Tek tek bireysel çıkış ve duruşları gözardı edersek islamcıların sistem karşıtlığı sorunludur. Herşeyden önce temel sorun tespiti yanlış olunca buna bağlı olarak mücadele örgütlenme ve eylemlilikler yanlış veya eksik gelişmektedir. Bugün itibariyle kabaca tespitte bulunursak, emperyalimzle öncekileri aratmayacak ve hatta ileri düzeyde işbirliği içinde olan bir yapının ve kadronun adeta islami gibi sunulması sistem karşıtlığı konusunda daha çok fırına ve ekmeğe ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Bizlere sunulan akp ,abd batı ve israile rağmen iç dinamiklerle demokratikleşiyor tespiti değilmi? Temel sorun algımız kemalizmle değilmi? kısaca evet.

Devrimci ve sistem karşıtı olmanın en temel ilkesi emperyalizm ve işbirlikçilerine olan karşıtlıktır. Bu yoksa sonrasında doğru şeyler bulamazsınız. Uhud Mekke Rum göndermelerinide dinsel vurgularla karşı tarafı bastırmak olarak okursak durum gerçekten vahimdir.

ABD ve soros destekli genç sivillerin lüks bir otel odasından sarkıttıkları bezi büyük bir şeymiş gibi bize anlatan ve onlara aferin çeken arkadaşlarımız yanıbaşımızda ve bizlere yön veriyorlar. Daha ne söylesek boş.

 
Şükrü Hüseyinoğlu 01-04-2010, 09:39:52
Değerli Çetin kardeşim, öncelikle şunu belirteyim ki, Hz. Peygamber Taif'e sığınma talebiyle değil Taif'i İslamlaştırma talebiyle gitmişti. Bununla birlikte Taif'ten dönüşte Hira'da 3 gün geçirmiş ve neticede bir Mekekeliden eman alarak Mekke'ye dönmüştür. Yani senin söylediğine Taif'e gidişi değil Mekke'ye dönüşü örnek verilebilir. Fakat şunu kaçırmayalım: Hz. Peygamber Taif'e de ilkeleriyle gitti, Mekke'ye de ilkeleriyle döndü. Ne söylemini, ne tutumunu değiştirdi. Yalnızca, ilkelerinden milim sapmadan, Mekke'de var olan eman müessesesinden faydalanmış oldu.
 
çetin yıldırım 31-03-2010, 18:15:56
Herşeyi tevhid ve akide bağlamında bakan değerlendiren birisi zühinsel olarak MİYOP OLMUŞTUR.Bu hastalığın çaresi zor bulunur.Ama ben yinede göle yoğurt çalmaya devam edelim...Peygamberin en ufak problemleri bile TEVHİD ve AKİDE bağlamında bakan birine şunu sormak istiyorum.Taif gidipde Taif li MÜŞRİKLERDEN sığınma talep etmesi sizin ilkelerinizle ne kadar alakalı??Zorunda olarak yurt dışına çıkmak zorunda kaldığınızda hemen AVRUPA ya pupa yelken deniyor.Ben ortadoğuülkelerine sığınan bir tane bile müslüman görmedim.üLKEDEKİ siyasi gelişimin sonucunda başın sıkışınca sıvıştığımız Avrupa gibi ülkeyi şekillendirmesine destek vermeyi AKİDEDEN gören bir bakış acısı Tarihin tozlu raflarına bırakılması gerekmektedir.
Yorumlarda ahbap çavuş ilişkisi sınıf atlamış.özellikle MEÇHULun yazdıkları okuyunca...MEVLANA ve ŞEMSin radikal hallerini görür gibi oldum.Üst perdeden konuşan BUYURGANLIK var üslubunuzda.dikkat edin... Kimse kimseye kurandan çıkarımını anladığını İLKE ddiye yutturmasın.Yeşil AMBALAJDA olduğunda dokunamıyoruz AKİDE dendir korkularla bir farklı dayatma ile karşı karşıyayız.Ben anlamıyorum bu dini hale getiriliyor.Kaygan zemin BOLU DAĞInın buzundan korkma bundan kork...Hemen ciiiiivvvv diye çıkıyoruz dinden...Bu ne mantık yaa...Lafa BAK KEMALİZM İLE İSLAMCILIK ARASINDA GİDİP GELEN muhafazakarlık...Türkiye en silik geleneksel islamcı tipler bile kemalizmi zihni yapısı içinde tercih etmez.Kemalizmi törpülemeye çalışan iktidar bunu yapa bilir.
Kendinize gelin ömrün hesabı verilecek nefesin hesabı verilecek,kuran kanun KİTABI değildir.KURAN kanun yapmak için önçül kaynaktır.
 
ilyas metin 31-03-2010, 17:41:05
eline saglık kardeşim yazdıklarında hemfikirim ,tartışmayı bu kadar uzatacak birşey göremiyorum.galiba seni en iyi anlayanlardan biride benim.selamlar
 
Şükrü Hüseyinoğlu 31-03-2010, 17:10:07
Değerli Ömer kardeşim (ve Sefa Özdemir kardeşim) burada mücadelede sebat eden Müslümanlar arası bir tartışma söz konusu ve bu sebeple kimsenin kimseyi "Uhud'da ganimete koşmakla" itham etmesi söz konusu değil, olamaz da. Yalnızca, durulması gereken yerde durulmadığı şeklinde bir tesbit paylaşılmaya çalışılıyor ve Uhud meseli de bu tesbiti dile getirmeye yönelikti.

Beytullah Emrah kardeşimin eleştirisi için de şunu söyleyebilirim: Uhud meselini sistemle fiilen cepheleşildiği anlamında vermiş değilim. Kur'ani ölçülerce belirlenmiş ve yazıda "tevhidi proje" olarak ifade ettiğim "cahiliyeden ayrışma" temelli yaklaşımın her şartta muhafaza edilmesi ve mücadelenin bu düzlemde sürdürülmesi gerektiği, bununla birlikte son dönemlerde bu alanda belirginleştiğine inandığım zaafların, mevzilerin terki anlamına geldiğini anlatmaktı söz konusu meselle muradım.
 
/* */
ayhan 31-03-2010, 15:32:17
''Peki niçin kurtarıcılar her defasında halkı kurtarmak adına ve iddiasıyla yola çıkıp da neticede sistemin kurtarıcısı konumuna düşmektedirler?'' bu soruna cevap ''türkiye'deki sistemin temel çelişkisi ayrıca bu muhayyel iki proje arasında değildir, bizatihi kemalizm ise islamcılık arasındadır.'' derseniz temel çelişkiyi örtmüş ve illüzyon yapmış olursunuz.

Temel çelişki emperyalizm ve işbirlikçisi sınıflar ile emekçi türkiye halkları arasındadır. Siz eğer meseleyi HSYK da cemaatin adamları da olsuna indirgeyip başat sorun olarak da bunu koyup bu uğurdaki mücadeleyide devrimci pratik olarak adlandırısanız, emperyalistleri ve işbirlikçilerini öldürebilirsiniz ,ama gülmekten.

 
İSMİ MEÇHUL 31-03-2010, 15:00:13
Öncelikel sitede böyle verimli bir münaza ortamının oluşmasına vesile olan AHMET ÖRS ve ŞÜKRÜ HÜSEYİNOGLU ve DEGERLİ YORUMCULARA teşekkür eder onlara selm sevgi ve dualarımı sunarım..
Yorumlar yazılanlara biraz daha genişlik katarak anlaşılır oluyor.Aynı zamanda insanlar sınırlıda olsa birbirlerini yazılan yorumlardan çıkarmaya çalışıyor.
BEYTULLAH EMRAH kardeşimin yaptıgı degerlendirmelerin birkısmına katıdıgım gibi bir kısmınada katılamdıgımı ifade etmek isterim.Umarım yorumun birincil muhatabı olan HÜSEYİNOGLU kardeşim gerekli açıklamayı yapacaktır.Yorumcu kardeşim olayı oldugundan çok farklı mecralara taşımış uhud örnegini . Ve kanaatimce uhud örneginden çıkardıgı o çıkarımlar biraz olayı farklı mecralara çekmiş.
Herşeyi elbette müslümanlar TEVHİD ve AKİDE temelinden degerlendirmek zorundadır.Zira herkesin temel aldıgı vazgeçmedigi,bilgilerinin,projelerinin saglamasını yaptıgı bazı temel esasları vardır.Bu esaslar ışıgında insanlar kendilerini inşa eder ,projeler yapar,meselelerini konuşur.Peygamberler tarihine bakıldıgında peygamberlerin en ufak meselelerini bile bu temele göre konuşup halettiklerini göriyoruz.Bunu yapmadan zaten insan kendini gerçek anlamda muhafaza edemez.BİZLER konuşmalarımızı tevhid ve akaidle yaptıgımız için bir çok konuşmanın önününtıkamıyoruz.Tıkamak istedigimiz bir şey varsa o da ortaya çıkaçak yanlışlardır.
Müslümanlar evet uhud örneginde oldugu gibi toptan küfre karşı cephe aldılar.Ama bizler bu gün toptan olmasada bireusel olarak sisteme karşı güçümüz ve imkanımız nisbetinde cepheleşmek zorundayız.
Küfrün herşeyi baştan kendisine bagladıgı bu ülkede nasıl İSLAMİ bir alternatif üretilebilir.Arkadaş küfür o kadar salak mıdır ki kendisine zarar verece bir siyasi duruşa izin versin.Ya onların tekliflerini kabul edip yapacan ya da yapmayacan.İşte burada tercihler başlar.İyi niyetle ileride düzelir ve takiyye mantıgına bürünen partileri ve siyasi alternetif söylemleriyle çıkanları gördük
Tevhidi proje var da bizmi kaçırdık sorusu çok tuhap Peki KURAN projenın hakkında bilgi vermiyor mu ve resulullahın yetiştirdigi nesil bu projeyle yetişmemişmidir..
iki proje vardır:kemalizm ve islamcılık. Hayır iki proje yoktur bu gün Tüm izmler milliyetçilikler proje degilmidir. Hem kemalisz ile islamçılıgı içinde gidip gelen muhafazakarları ne yapacagız......
Dilerim bu kaygan zeminden ayagımız kaymadan çıkarız...Dua ile kardeşlerime selam
 
İSMİ MEÇHUL 31-03-2010, 14:19:07
-Evvela degerli kardeşim ŞÜKRÜ hüseyinogluna teşekkür eder kendisine başarılar dilerim...Kendisini yazılarında takip ettigim kadarıyla tevhidi bilinçi geleneğe ve moderniteye kurban etmeden, zamanımıza aktara bilirligin sancısını yüreginde taşıdıgını itiraf edeyim ve buna yazılanlarla şahit olayım.
-yorum kısmında ÖMER BİTLİS kardeşimin dile getirdigi ifadelere katılmadıgımı ifade edeyim. Zira kendisi HÜSEYİNOGLU kardeşin kendi çevresinde yaptıgı çalışmaları/fedakarlıgı/birlikteliği ya bilmiyor yada ....etmiyor. Köşesine o ne çekilmiştir ne de gökten/dogudan/batıdan bir kurtarıcı beklemektedir.Ve ne de devrimcilik havasındadır.
-Lütfen eleştirilerinizi yapın ama eleştirilerinizde ölçüyü/vasatı/sevgiyi/müminlik hukukunu kaybetmeyin
 
sefa özdemir 31-03-2010, 13:55:20
Uhud’da savaşmak,uyarılara rağmen mevziyi terk etmek ve mevziyi ganimet derdiyle terk edenlere şedit davranmamak ve en güzel sözlerle insanları yanımızda tutmaya çalışmak hayatın,mücadelenin,vakıanın bütünüdür dostlar.Dikkat edelim sonraki süreç mevziyi terk eden ama hayatta kalan ve sonrasında Hz. Resulün sözlerine itibar edip pişman olan insanlarla devam etti,sözlerin en güzeli söylenmişti çünkü onlara..Basit ama verilen mesaj dikkat çekeyim;mescide bevleden bedeviye sahabe ve resulün gösterdiği tavır farklılıkları ilgimizi çekmeli...Altını çizeyim kendimce,ne geldiyse başımıza parçalara takılıp kalmaktan geldi.
Karşımızda Mekke ve Medine’de olduğu gibi tam kadro oluşturulmuş, hiyerarşisi,tarafları ,yeri belli cephe ve düşmanlar yok. Girift bir durum içindeyiz,bunu anlayalım ve tekrar edeyim o yüzden söylüyoruz kullanılan dil önemli diye..
 
beytullah emrah 31-03-2010, 12:03:41
hüseyin alan, ahmet örs'ün yazısının altında uzunca bir yorum yazdı ama orada benim ilgimi çeken bir terkip oldu "sistem içinde ve sisteme rağmen."

müslümanlar, dünyanın çeşitli yörelerinde çeşitli sorunlar yaşıyor ve kendi çözüm pratiklerini tecrübe ediyor. türkiye de kendi yerelinde kendi şartlarında farklı tecrübeler yaşadı. fakat bugüne kadar süregelen yoğun baskı ve katı ideolojik formasyon -zalimler istemese de- çözülmeye yüz tuttu. sistem de kendini yeniden üretmek zorunda. bu onun meselesi.

sorun bizim neyi mesele ettiğimizde. gördüğüm kadarıyla hemen herşeyi tek bir zaviyeden, akide/tevhidi bilinç bağlamında tartışmaya açarak birçok konuşmanın önünü istemeden de olsa kesiyoruz.

mesela hüseyin şükrüoğlu'nun bu yazısının sonunda verdiği uhud örneğinin burada tartıştığımız konuyla ilgisi nedir? ne yani müslümanlarlar sistemle cepheleşti, topyekün bir savaş başlattı, üstelik de galip gelmeyi mi başladı ki yerlerini terk eden okçular var? ayrıca demek ki "mekke aşaması" da aşılmış, ne güzel. o zaman mekke'nin fethi de yakındır demektir, bundan güzel müjde mi olur? Oysa tartışma uhud’a nasıl çıkılacağıdır. meydana çıkmadan çıkmış gibi yapıp da bir de galip gelecekken yenilmeyelim hissine kapılmak yanıltıcı değil mi?

* * *

aslında tartışma, kısıtlı imkan ve şartlarda eldeki malzemeyle islami mücadele adına daha güçlü olarak nelerin ortaya çıkarılıp çıkarılamayacağıdır? islamcı bir siyasetin alternatif kılınıp kılınamayacağıdır? bunun için insanların kafasında islamcılığı soyut ilkeler manzumesi olmaktan "kurtarıp" hayatın içinde aktif bir mücadeleye taşıyıp taşıyamayacağımızdır? yıllardır ayrı mevzular etrafında daha ne kadar dönüp dönmeyeceğimizdir…

* * *

"Tevhidi proje ile muhafazakâr proje arasındaki uzlaşmazlığı fark edemeyenler" ifadesi de tartışmaya muhtaç. birincisi proje dediğiniz ciddi bir iddiadır, önü sonu belli bir sistematik tekliftir, böyle bir "tevhidi proje" var da biz mi kaçırdık? var diye kabul ederek konuşalım: bu ikisini uzlaştırmaya çalışan kim ve bunu nasıl yapıyor? tam tersine yıllardır bir projesizlik tartışması yapılır, her defasında da bu tartışmalar, potansiyel, merhale, halkın hali gibi tartışmanın önünü kesen analizlerle kapatılır. bu sarkaçtan kurtulmak gerekmez mi?

* * *

türkiye'deki sistemin temel çelişkisi ayrıca bu muhayyel iki proje arasında değildir, bizatihi kemalizm ise islamcılık arasındadır. dolayısıyla güçlendirilmesi gereken mücadele zemini de bu noktadadır. insanlar bu ideolojik çelişkiyi görmeye ve bu çelişkide kutuplaşmaya ya da saflaşmaya gitmelidir.

tartışmaya açılmak istenen husus da kemalist projeye karşı sahici bir alternatif olabilecek islamcı/islami bir direnişin ya da toplumsal bir muhalefetin ne şekilde örgütleneceğidir. türkiye’de ihtiyaç duyulan da böyle bir muhalefettir. Şu anki birikim ve potansiyel tabi ki iktidar için ya da sistemi dönüştürmek için yeterli değildir, o halde insanlara adil ve özgür bir gelecek için nasıl bir muhalif hareket inşa edeceğimiz tartışmaya ve pratiğe muhtaçtır.

görünen o ki uzun yıllardır idealize edilen fakat pratikteki kısır döngülerden de bir türlü çıkamayan yaklaşımlar; bugün yaşadığımız zamana şifa olmuyor. o zaman yeni bir dil kurmaktan, yeni tarzlar denemekten de çekinmeyelim. hem devrimci bir söylem, çok güçlü sloganlar kullanıp, hem de küçücük siyasal pratiklerden dahi çekinmek bir çelişki doğurmuyor mu?

* * *

İnsanız biz. Hatalarımız da olur, günahlarımız da. Yanlışa da düşeriz, tövbe eder yeniden devam ederiz hayata. Nihayetinde bu bir imtihandır. Tevhidi mücadelenin esas amacı da insanları doğruyu da yanlışı da kendi tercihiyle gerçekleştirebileceği bir özgürlük alanı açmaktır kanaatimce. Bunun için direnirsiniz, dayanışma sergilersiniz ve pratiğin içinde teorilerinizi sınarsınız, siyasetinizi üretirsiniz, ahlakınızı olgunlaştırırsınız, kulluğunuzu ifa edersiniz. Bu süreçte İslamcı bir muhalefet iddianız varsa, orada da aynı şeyler geçerlidir. Yani yanlışa da düşebilirsiniz, yenilebilirsiniz, tekrar tekrar yenilebilirsiniz. Direnmek kazanmak değil, kazanma yolundaki mücadele iradenizden vazgeçmemektir. Müslümanlar, istikameti şaşırmıyorsa ve bunu beyan ediyorsa korkacak bir şey olmamalı… Kendimize daha fazla psikolojik bariyer örerek mani olmanın bir anlamı yok. Bazı duvarlar yıkılırken dahi o duvarlar aynen kalmış gibi konuşmak doğru değildir…

Tabi ki buradaki tartışmalarda kimse veremeyeceği hesabı başkasına önerme kahramanlığı sergiliyor da değil, eldeki tecrübe ışığında yolu genişletme ve uzatmanın derdinde. Aksi takdirde bir zaman sonra yolun daralacağını ve asfaltın sonuna gelineceğini öngörebilmeliyiz. Gaybı filan taşlıyor değiliz ama siyasal mücadele önünü görme basireti gerektirir, kendimizi gönülleyeceğiz diye halimize göz yummayı değil. Evet, kimimiz işlerin iyiye gittiğini düşünüyor, kimimiz ciddi handikaplar olduğunu iddia ediyor. Kimimiz de üçüncü yolların peşine düşmüş gidiyor. Kültürel alanda üçüncü yolculuk pek sıkıntı çıkarmaz ama siyasal mücadelede sizin üçüncü yolculuğunuzun nihai tahlilde egemenlerin işine gelebileceğini de ihmal etmeyin derim.

* * *

Velhasıl, zamanın ruhunu yakalayacak siyasal bir söylem-eylem pratiğinin imkanlarını yoklamaktan ve denemekten vazgeçemeyiz.

Kazanımları koruma adına sergilenen pratiklerin zaman içinde kendi muhafazakarlığını nasıl ürettiğini gözlemlerken, direnişi bir tercih kılmanın yolunun cici söylemlerle değil riskli pratiklerle açılabileceğini unutmamak gerekir.
 
hikmet erturk 31-03-2010, 10:30:36
Yazı uyarı yüklü mesajlar iletiyor.Bu makaleyi okuyupta hiç bir şey ypmamayı anlamak biraz zorlama olmuş Ömer kardeşim.Bencelerle bu iş olmaz ki.Ortada uhudta bir ordu var.İki mücadele şekli var.Aynı ordu içinde iki kesim ve bir kesimin yapığı şey savaşın kaybedilmesine sebep oluyor.Siz diğer görevlerini yapan kesim gbi olun deniyor.Yani hem bize düşeni yapalım hemde islam dışı unsurlara destek olmadan bu işleri yaplım.Şükrü kardeşin oturduğunuda nerden çıkarıyorsun.Oturan biri olsa zaten böyle bir yazı yazmadı değil mi?
 
Murat AYDOĞDU 31-03-2010, 09:25:26
Doğru algılanmış bir ilke, vesayete girmeyen bir diyalog ve müdahane/yağcılık gerektirmeyen birliktelik. Bu sistem için, çıtamız öyle yüksek ki bizi kabul etmezler.
Yarı resmi sivil örgütlenmelerle bu ilkeleri koruyarak faaliyet göstermeye çalışan kardeşlerimize başarılar diler ve desteğimizi esirgemeyiz. Ama kazandıklarını zannettikleri yerleri ilke, vesayet ve müdahane oluşmaya başladığında elinin tersi ile itecek bir feraset istiyoruz, bir de Samiri gibi değil, gerektiğinde yakasına da yapışacağımız Harun gibi yoldaşlar.
Allah'a emanet olunuz.
 
ömer bitlis 31-03-2010, 08:24:46
Halklara zulm sisteminin tekyol olmadığını gösterme çabasına (da) sistemi kurtarmaya yapılmış girişim olarak kabul etmeyi çok doğru bulmuyorum.

Önemli olan halka içinde bulundukları kötü durumun kaynağının ne olduğunu ve çözümün kaynağının ne olduğunu doğru anlatmak. Yoksa oturduğumuz yerden devrimcilikle suçlanırız ki bu da hafife alınmayacak bir eleştiri olur.

Sizin "beni" Uhudda ganimete koşanlara benzettiğiniz gibi, ben de gelişmelere mudahil olmayanları Ah bir kurtarıcı gelsede ona tabi olsak diyip, kurtarıcı (ki kurtarıcının ne ya da kim olduğu ölünce anlaşılacak) gelince yok bu kurtarıcı olamaz biz bekleyelim, sistemimizi bozmayalım diyenlere hatta bırakın savaşta yerini terketmeyi bu kadar kişiyle savaş mı olur gibi bahanelerle savaşa hiç gitmeyenlere benzetiyorum...
 
DİĞER YAZILARI

23/05/2012 - 04:50 UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ

07/05/2012 - 22:04 MÜLK KAVRAMINI DOĞRU ANLAMAK

21/04/2012 - 13:21 KULLANAN - KULLANILAN!

01/04/2012 - 14:55 FE EYNE TEZHEBÛN!

23/03/2012 - 22:15 TARİH NİÇİN TEKERRÜRDEN İBARETTİR?

18/02/2012 - 00:04 İDDİALARIMIZ VARDI BİZİM

02/02/2012 - 21:40 SURİYE DİRENİŞİ VE ÂDİL ŞAHİTLİK SORUMLULUĞU

14/01/2012 - 08:01 DERGİ DEĞİL MEKTEB: İKTİBAS

30/12/2011 - 09:55 HEPİMİZ “KORSAN”IZ, HEPİMİZ “KAÇAKÇI”!

23/12/2011 - 11:21 MÜSLÜMANLARIN KURUMLAŞMAKLA İMTİHANI

13/12/2011 - 00:10 KÜRESEL NEVZAT TANDOĞAN: NATO

03/12/2011 - 00:47 FETVA

18/11/2011 - 15:37 "ÇÖZÜM İSLAM'DA" HAKİKATİNE BURUN KIVIRMAK

23/10/2011 - 12:42 "İDEOLOJİSİZ ANAYASA" TALEBİ VE MÜSLÜMANLAR

12/10/2011 - 00:17 NİÇİN CİDDE VE KAHİRE?

21/09/2011 - 20:13 SUS PAYLARI VE MÜSLÜMANLAR

16/09/2011 - 15:57 BİLGİ FETİŞİZMİ

19/08/2011 - 05:05 AÇLIK SORUNU, İNSANİ YARDIM VE İSLAMİ MÜCADELE

16/08/2011 - 05:05 YÜZDE 81 DİNDAR, YÜZDE KAÇ MÜSLÜMAN?

25/07/2011 - 22:39 UNUTULMAYA YÜZ TUTAN DİL: TEVHİDCE

20/07/2011 - 10:23 DİCLE, KURTLAR, KUZULAR VE MÜSLÜMANLAR

07/07/2011 - 12:36 NAMAZDA KUR'AN OKUDUĞUMUZUN FARKINDA OLMAK

30/06/2011 - 07:14 HUDEYBİYE İSTİSMARINDA SON NOKTA

22/06/2011 - 18:56 İSLAM COĞRAFYASI, TÜRKİYELİ MÜSLÜMANLAR VE ÜÇ TUTUM

13/06/2011 - 23:31 RAHAT KAÇIRAN ÂYETLER!

02/06/2011 - 05:58 SİSTEM İÇİ DEĞİŞİM MÜSLÜMANLARIN LEHİNE Mİ İŞLİYOR?

27/05/2011 - 17:29 İTİDAL KAVRAMI DOĞRU ANLAŞILIYOR MU?

10/05/2011 - 11:19 "MEÂL - TEFSİR" FORMU DOĞRU MU?

01/05/2011 - 13:20 "TÖRENLER CUMHURİYETİ" VE ÇOK KUTSALLILIK

15/04/2011 - 13:01 İSLAM TOPRAKLARI NİÇİN KOLAY BOMBALANIYOR?

10/04/2011 - 23:36 BDP ÇOK GEÇ UYANDI!

25/03/2011 - 11:41 SENİN QULHUN SANA, BENİM QULHUM BANA!

05/03/2011 - 00:27 BÖLGEDEKİ GELİŞMELER: "İSLAM'SIZ LÂ" NE GETİRİR?

28/02/2011 - 23:05 ÖLÜM, İLKELER, PRAGMATİZM

18/02/2011 - 18:20 ŞEHADET: ALLAH İÇİN OLMAK

12/02/2011 - 08:56 TUNUS VE MISIR DENKLEMİ

31/01/2011 - 12:11 “Tarihin sonu"ndan devrimler çağına

21/01/2011 - 22:56 BİN ALİ, NE ÖZENTİSİYDİ?

07/01/2011 - 08:58 SEYYİD KUTUB VE BİZ: GERİ DEĞİL İLERİ

11/12/2010 - 01:09 “SEYYİD KUTUB’U AŞMAK” SÖYLEMİ

27/11/2010 - 12:49 KAPİTALİST KUŞATMAYA KARŞI ÇARESİZ MİYİZ?

10/11/2010 - 23:46 BİR AĞAÇ GİBİ TEK BAŞINA, BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇE

26/10/2010 - 00:35 MÜ'MİNLER BİRBİRLERİNİN VELîSİ Mİ?

23/10/2010 - 12:46 DANİEL BEBEK

12/10/2010 - 23:28 İSLAMİ SİYASET, MUHAFAZAKÂR SİYASETTEN AYRIŞMAKLA BAŞLAR

24/09/2010 - 12:41 KUR'AN MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ?

13/09/2010 - 13:13 AHALİYİ KİMLİKSİZLEŞTİRME PARTİSİ

07/09/2010 - 11:50 SON OLARAK...

28/08/2010 - 16:48 TERAZİNİN AYARLARIYLA OYNAMAK

23/08/2010 - 14:18 PRAGMATİZM ÇIKMAZI

13/08/2010 - 11:24 ERCÜMEND ÖZKAN FARKI

06/08/2010 - 11:48 HANGİ KÜRT MESELESİ?

16/07/2010 - 10:51 DUAYI BİREYSELLEŞTİRMEK

07/07/2010 - 13:33 RASULULLAH NİÇİN HABEŞİSTAN’A HİCRET ETMEDİ?

21/06/2010 - 10:18 ZAYIFLATILAN İSLAM DEVLETİ PERSPEKTİFİ

11/06/2010 - 15:29 ŞEHİDİN ARKADAŞI OLMAK

03/06/2010 - 11:05 KAHROLUYORUM

21/05/2010 - 18:39 MÜ'MİN ZİHNİN TEMEL KODLARI

15/05/2010 - 19:46 İLİŞTİRİLMİŞ DUYARLILIKLAR VE AFGANİSTAN

27/04/2010 - 12:47 TEVHİDDEN BAĞIMSIZ ADALET SÖYLEMİ

21/04/2010 - 12:28 MÜSLÜMANLAR VE "SİSTEMİN YENİDEN İNŞASI"

19/04/2010 - 13:48 TERÖRİZMİ KINAMAK

12/04/2010 - 19:12 TEKNOLOJİ: NE MAHRUMİYET, NE MAHKÛMİYET

10/04/2010 - 13:56 PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALMAMALI

30/03/2010 - 22:35 KENDİ YERİMİZDE VE KENDİMİZ OLARAK...

26/03/2010 - 14:20 BUGÜNE KADAR HELAL MİYDİ?

12/03/2010 - 11:17 SOMALİ'DE "KORSANLAR VE İMPARATORLAR"

02/03/2010 - 17:59 MİNBERLER VE MİHRABLAR

19/02/2010 - 11:39 NATO'YA KİM "ONE MİNUTE" DİYECEK?

14/02/2010 - 19:26 SORGULANMAYAN VESAYET

06/02/2010 - 11:23 BAŞÖRTÜSÜ: ÇÖZÜM YAHUT ÇÖZÜLME

25/01/2010 - 14:13 DAVETTE YUVARLAK MASA MODELİ

19/01/2010 - 17:24 İSLAM RESTLEŞMEDİR!

09/01/2010 - 13:28 ÜÇ TARZ-I SİYASET

28/12/2009 - 20:03 BİZİM DE MUNTAZERİLERİMİZ OLMALI

17/12/2009 - 13:11 YOL AYRIMINDA İKİ PROJE

10/12/2009 - 19:02 O ZATEN KEFENİNİ GİYMİŞTİ

02/12/2009 - 09:53 İSLAM, KAPİTALİZMİN VİCDANI KILINAMAZ

26/11/2009 - 18:40 KURBAN

14/11/2009 - 17:50 GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ DİNDARLIK

08/11/2009 - 14:32 KİRLİ ÇORAP - KİRLİ MAHYA İKİLEMİNDE DİYANET

31/10/2009 - 16:11 ZİKR: RİTÜELLEŞTİRİLEN HAYAT ÖLÇÜSÜ

22/10/2009 - 14:30 İSTİKRAR

10/10/2009 - 14:19 ÇÖP İŞÇİSİNİN ÖLÜMÜ

24/09/2009 - 12:04 'DİNDARLIK ANKETLERİ'NDE SORULMAYAN SORU

06/09/2009 - 11:44 HANGİ EHL-İ SÜNNET?

26/08/2009 - 14:11 NAMAZ KILMAYANLAR NİÇİN ORUÇ TUTAR?

10/08/2009 - 10:55 RAMAZAN NİÇİN ZAM AYI OLDU?

15/07/2009 - 19:42 SEN DE Mİ ADEM!

01/07/2009 - 08:09 İSLAM İHTİLALCİ DEĞİL İNKILABCIDIR

16/06/2009 - 14:18 İRAN'DA "CUMHURİYET MİTİNGLERİ"

30/05/2009 - 08:50 DİNİ PAYANDALAŞTIRMAK

16/05/2009 - 10:19 OBAMA'DAN "CAN ALICI" MESAJLAR

04/05/2009 - 22:51 NÖBET YERLERİMİZİ NE ÇABUK TERK ETTİK

19/04/2009 - 11:34 "KUTLU DOĞUM" NE ZAMAN?

03/04/2009 - 19:56 "BEN YAPTIM OLDU" UMURSAMAZLIĞI

26/03/2009 - 11:50 BULDUĞUMUZ DEĞİL UMDUĞUMUZ

19/03/2009 - 08:16 PUTİN RUSYASI ve İSLAM

11/03/2009 - 00:16 BEN “SEÇİM”İMİ O GÜN YAPMIŞTIM

28/02/2009 - 12:05 AK PARTİ 28 ŞUBAT’IN MUSA’SI MI, ÂSÂSI MI?

19/02/2009 - 22:50 BAŞÖRTÜSÜNÜ SAVUNMAYA VAR MISINIZ?

13/02/2009 - 09:51 GAZZE'NİN KİMLİK İHRACI VE ÇOCUKLAR

30/01/2009 - 11:06 BİR AYAKKABI DA ERDOĞAN’DAN

18/01/2009 - 11:28 KAZANAN GAZZE HALKI OLDU

05/01/2009 - 22:13 İNSANLIĞIN ÖĞRETMENİ ŞEHİD GAZZE

20/12/2008 - 17:07 ALLAH’TAN KORKMUYORSAN, HİZBULLAH’TAN UTAN!

11/12/2008 - 14:49 ARABESKİN EN TEHLİKELİSİ

28/11/2008 - 10:00 KURBAN ORTAKLIĞI

20/11/2008 - 08:30 BÜYÜCÜLER VE KEMALİSTLER

08/11/2008 - 11:01 OBAMA KİMİ KURTARACAK?

08/10/2008 - 16:34 KÜRT SORUNU: ÇÖZÜMSÜZLÜK MÜ, ÇÖZÜM MÜ?

18/09/2008 - 11:05 RAMAZAN, KUR’AN VE KADINLAR

07/09/2008 - 16:03 ANNE-BABAYA "ÖF" DEMEYEN BİR TOPLUM!

27/08/2008 - 21:10 RAMAZAN DENİNCE

19/08/2008 - 08:57 AKVARYUM MÜSLÜMANLIĞI

03/08/2008 - 12:38 PUTLARIN HAKKI DEVİRİLMEKTİR, ISLAH EDİLMEK DEĞİL!

17/07/2008 - 12:07 İSLAM’IN İLK ŞARTI CİDDİYETTİR!

08/07/2008 - 18:26 MÜSLÜMANLAR CAHİLİ SİSTEME KANAT OLMAMALI!

29/06/2008 - 18:24 ÇİZGİ FİLMLER NE KADAR MASUM?

20/06/2008 - 14:25 PROVOKATÖR İTHAMI ÜZERİNE

03/06/2008 - 07:03 DOĞRU CAMİLER AÇIK, FAKAT NEYE?

24/05/2008 - 17:08 YANGINDA İLK KURTARILACAK

14/05/2008 - 22:21 BOYKOTUN ÖNEMİNİ KAVRAYAMAYANLAR İÇİN BİR HABER

03/05/2008 - 20:49 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

19/04/2008 - 19:45 NE "HOŞKÖRÜ", NE ŞİDDET KÖRÜ!

05/04/2008 - 13:58 HATİM KAMPANYALARI

11/03/2008 - 20:02 KADIN-ERKEK: REKABET Mİ, VELAYET Mİ?

01/03/2008 - 10:40 “MÜCAHİD DENKTAŞ” İSLAMİ DEĞERLERE KARŞI!

23/02/2008 - 19:13 KUR’AN İLAÇ DEĞİL REÇETEDİR

07/02/2008 - 13:09 HERKES DİNİNİN SAHİCİ ADAMI OLMALI

26/01/2008 - 19:42 BU KADAR CEHALET İÇİN "AYDIN" OLMAK ŞART MI?

20/01/2008 - 14:49 BAŞÖRTÜSÜNE KARŞI KEMALİZM-APOİZM İTTİFAKI MI?

06/01/2008 - 23:06 NAMAZLARIMIZI HIZDAN KORUYALIM

25/12/2007 - 20:03 HACCIMIZI GERİ İSTİYORUZ

04/12/2007 - 21:22 BU SENARYO, ALFRED HİTCHCOCK'A MI AİT?

19/11/2007 - 10:24 KUDÜS BULUŞMASI: RENKLER AYRI, DUYGU VE SLOGANLAR AYNI

01/11/2007 - 10:38 TOPLUM MÜHENDİSLERİNİN YENİ GÖZDELERİ: NEOMENKIBECİLER

08/10/2007 - 17:22 TV ESİR ALIYOR; ESİR OLACAK MIYIZ?

01/10/2007 - 12:44 "NİŞANLILIK DÖNEMİ NİKAHI": KİTABA UYMAK YERİNE KİTABINA UYDURMAK

11/09/2007 - 12:37 BELEDİYELER VE RAMAZAN: GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ!

01/09/2007 - 15:23 KAVRAMLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM!

07/08/2007 - 10:53 “İSLAMSIZ İSLAM” SAPTIRMALARINI BOŞA ÇIKARMAK

27/07/2007 - 17:13 ULUSALCILARIN MUMU YATSIYA KADAR YANDI!

23/07/2007 - 12:59 İSLAMİ MÜCADELE BİR BÜTÜNDÜR, PARÇALANAMAZ!

12/07/2007 - 10:35 YALANDAN KİM Mİ ÖLMÜŞ?

02/07/2007 - 11:31 JAKOBENİZMİN YENİ MEVZİSİ, YENİ MASKESİ: ULUSALCILIK

14/06/2007 - 18:33 ÇEVRESEL İFSADIN SONUCU: "SEKÜLER KIYAMET" BEKLENTİSİ

05/06/2007 - 18:20 LAİSİZMİN MERCAYUN'U, İSLAM'IN BİNT CİBEYL'İ

25/05/2007 - 13:16 İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR

12/05/2007 - 14:29 ÇÖZÜM; MEŞAKKATLİ FAKAT İSABETLİ OLAN NEBEVİ HAREKET METODUDUR

01/05/2007 - 20:38 HAYALCİ VE ERTELEMECİ SİYASETİN SONU: "TİYATROMUZ BURAYA KADARDI!"

27/04/2007 - 15:24 PROVOKASYONLAR, TEKTİPÇİ ULUS KİMLİK KURGUSUNDA DÜĞÜMLENİYOR

18/04/2007 - 20:14 “ILIMLI MÜSLÜMAN” KİMDİR?

11/04/2007 - 19:50 KAVMİYETÇİLİK, EMPERYALİZME KUSURSUZ HİZMETİNİ SÜRDÜRÜYOR

30/03/2007 - 11:55 İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK

22/03/2007 - 18:56 ESKİDEN BAKKALLARIMIZ VARDI

12/03/2007 - 13:32 “BÜYÜK BULUŞMA"DAN BÜYÜK TAHRİBAT

23/02/2007 - 16:14 “MUHAFAZAKAR DEMOKLES”İN KILICI İLKAV’IN TEPESİNDE

07/02/2007 - 11:30 KUR'ANI TAHKİR VE TEZYİF SUÇU

22/01/2007 - 17:03 İKİ YÜZLÜ MEDYANIN “ÇILGIN TÜRKLER”İ
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat