Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
DOKUNULMAZLIKLARIMIZI KALDIRALIM
Bünyamin ZERAN - 30/03/2010 - 18:30
Tüm vahiyler tevhit ilkesini kökleştirmek ve hayata tevhidi bir ölçekten bakabilme erdemini kazandırmak için gönderilmiştir. Bizim dokunulmaz olan yanlarımız tevhidin kökleşmesine ne denli engel olmaktadır? Olmazsa olmazlarımızı kendi iç dünyamızda hiç tartışmaya açtık mı acaba?

Her insanın hayatta dokunulmaz yanları vardır. Dokunmaya kıyamadığı ve dokunuldukça eksildiğini hissettiği yanları vardır. Hayat, insana dokunulmaz olan yanlarını tekrar düşündürecek hikmetli gözler kazandırır. Ama hayata hikmetle dokunabilmekten yoksun isek maalesef ki bu dokunulmazlıklarımızın aslında ne kadar ciddiyetle dokunulması zorunlu yanlarımız olduklarını göremeyiz.

Her birimiz hayata inandığımız, iman ettiğimiz dünya görüşüyle bakar ve sınırlarımızı ona göre belirleriz. Bu sınırlar da elbette dokunulmaz yanlarımızı inşa eder. İşte tartışmaya açtığım yer tam da burası. Müslüman bireylerin hayata bakışlarını Kur’an oluşturur. Tabii bu oldukça yuvarlak bir cümle tek başına alındığında. Çünkü her camianın ve mezhebin Kur’an’a yaklaşımı farklı. Bir konu üzerinde binlerce değişik görüş bulmak mümkün. Öyleyse Kur’an nasıl olacakta bunca değişik yaklaşım biçimlerini belli bir düzlemde toplayıp bir mecraya kanalize edecek. Kur’an Ehli Kitaba seslenirken “De ki: \"Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah\'a ibadet edelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah\'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin.\" Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: \"Şahit olun, biz müslümanlarız.\" 3/64 buyurur. Adem’den başlayıp Muhammed (as)’e kadar tüm peygamberlere tevhit dışında başka bir şey vahyetmemiştir. Tüm vahiyler tevhit ilkesini kökleştirmek ve hayata tevhidi bir ölçekten bakabilme erdemini kazandırmak için gönderilmiştir. Bizim dokunulmaz olan yanlarımız tevhidin kökleşmesine ne denli engel olmaktadır? Olmazsa olmazlarımızı kendi iç dünyamızda hiç tartışmaya açtık mı acaba?

Her insanın hassasiyetleri elbette farklıdır. Ama bu hassasiyetleri belirleyen bir merkezde olmalıdır. Eğer hayatım, ölümüm, namazım bir merkeze hasredilecekse sevgilerim öfkelerim, nefretlerimde bir merkezi güçlendirmek adına olacaktır. Kimi zaman bir insanı hadsiz severiz ve bu sevginin Allah adına olduğunu düşünürüz. Buna ikna olabilmek için vahyi bağımsız bir gözle kendi başımıza okuyor olabilmeli ve onu tüm hassasiyetimizle hayatımıza taşıyor olabilmeyiz. Bunu yapmayıp sorumluluklarımızı bir başkasına ya da başkalarına havale ettiğimizde hem vahiyden uzaklaşmış oluyor hem de başkalarının penceresinden hayata bakıyoruz. Dolayısıyla kendimiz olmaktan çıkıp başkalarının figüranı oluyoruz. Hayatı dublör olarak yaşıyoruz. Sahabeye baktığımızda “bu senin sözün müdür yoksa Allah’ın vahyi midir?” gibi hayati bir soruyu resule sorabiliyorlar ve söylenilen söz vahiy değilse belli bir edep dahilinde resule düşüncelerini açabiliyorlardı. Sahabe bu anlamıyla dublör olarak yaşamayıp (daha çok ilk dönem Mekke dönemi sahabelerini kastediyorum) hayatın bizzat başrol oyunculuğuna soyunuyorlardı. Bizim şeyhlerimiz, üstadlarımız bizim gözümüzde dokunulmaz kaldıkça tevhit çizgimizde gerileme olacaktır. Çünkü sevgilerimiz vahyi özümsemiş onu hayatın bir parçası haline getirmiş ve onun neticesinde ortaya çıkan sevgiler olmadığı için böyledir. Kendi tembelliğimizin doğurduğu sorgulamadan yoksun bir figüranın sevgisi olduğu için böyle olmaktadır.

Bir an tüm zincirlerimizden sıyrıldığımızı düşünerek bakalım hayata. Bizi hayata bağlayan gerçek bağlarımızı gözlerimizin önüne dökerek seyredelim hayatı. Ne kadarı tevhide yakın ne kadarı ondan uzak. Hangi olmazlarımız bizi tevhidi çizgiden uzaklaştırıyor? Sevdiğimiz kadın mı, ticaretimiz mi, itibarımız mı, üstadlarımız mı, meskenlerimiz mi, ailemiz mi yoksa çocuklarımız mı? Kim ya da neler bize Allah’tan daha sevgili geliyor? Allah, tevhidin bir kalpte kökleşmesi için her sevginin Allah’ın ve O’nun elçisinin gerisine atılmasını emir buyuruyor. Oysa bugün bizler bir konuyu biraz sesli düşünmek istediğimizde korkularımız ve bizi çevreleyen olmazlarımız bize susmamızı emrediyor. Ne kadar susarsak Allah o kadar incinir. Allah gibi büyük bir dostu incitmek bir müminin en büyük korkusu olmalıdır. Çünkü gerçek dost O’dur ve O dostluğunu üzerimizden çekerse hiç kimsemiz yoktur. Eğer O dostluğunu üzerimizde tutarsa o zamanda eksiğimiz yoktur. Kendimize biçtiğimiz kalıplarımız vardır bir türlü çıkamayız o kalıplardan. Aslında bir kurtarabilsek kendimizi dünyamız zenginleşecektir. Her şey sadece ismailimizi ya da İsmaillerimizi bir merkez adına kurban olarak sunabilmeyi göze almakla başlayacaktır. Ama kolay olan tercih edilir çoğu zaman sarp yokuşu tırmanmayı göze alamaz herkes. Yokuştan yukarı çıkıldıkça oksijen azalır, yol dikleşir, nefesler kesilir. Oysa düz alanda yürümek daha kolaydır. Herkes gibi yaşarsınız, herkes gibi düşünür ve herkes gibi ölürsünüz. Tıpkı bir sürü gibi.

Yaşamak demek inançların uğruna risk alabilmek demektir. Yaşamak inançların uğruna gerektiğinde hata yapabilmeyi de göz önüne alabilmek demektir. Kalıplar içinde kalarak bir hayat oluşturamayız. Sarp yokuşa kalıplar içinde de tırmanamayız. Her yükselişte yüklerimizden biraz daha kurtulmamız icap eder. Bizi bu dünyaya bağlı kılan, bize bu dünyayı sevdiren ve bizi süsüyle oyalayan, bizi görüntüsüyle aldatan ne kadar yükümüz varsa bir bir onları bırakarak sarp yokuşu tırmanabiliriz ancak. Aksi takdirde yokuşun henüz başlarında ayaklarımız tökezlerde tepe taklak kendimizi uçurumun dibinde bulabiliriz.

575
YORUM LİSTESİ
Bünyamin Zeran 31-03-2010, 20:42:59
sevgili kardeş bende tanışmaktan memnun olurum ben İstanbul'da ikamet etmiyorum. Kayseri'de yaşıyorum burada ticaretle uğraşıyorum aslen Yozgatlıyım. buralara yolunuz düşerse memnuniyetle misafir ederim Email adresimi vereyim haberleşebiliriz:
bunyaminzeran@gmail.com
Allah'a emanet olun
 
MEHMET MAKSUT 31-03-2010, 17:56:04
KARDEŞİM ALLAH RAZI OLSUN
 
ilyas metin 31-03-2010, 17:51:24
Rabbimiz razı olsun kardeşim arı duru islam anlayışın için,seninle tanışmayı istiyorum istanbuldamısınız.selamlar
 
DİĞER YAZILARI

16/05/2012 - 22:56 ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?

12/04/2012 - 08:56 DÜŞÜNCE, KURUMLARDAN ÜSTÜN TUTULMALIDIR

15/03/2012 - 06:57 ÇAĞIN İLERİSİNDE VE GERİSİNDE OLMAK...

13/02/2012 - 22:15 MODERN DÜNYAYI İSLAM'LA YENİDEN TANIMLAMAK

13/01/2012 - 13:36 HAYATA RABB’İN ADIYLA BAKABİLMEK

22/11/2011 - 18:38 ÇAĞIN YENİ PUTÇULUĞU: MARKALAŞMA

04/11/2011 - 12:46 KUR’AN’DA İSİM KAVRAMI

26/10/2011 - 16:19 AÇLIK GÜNÜNDE YOKSULU DOYURMAK...

04/10/2011 - 06:58 BİR KUR'AN KAVRAMI OLARAK "İLİM"

05/09/2011 - 15:30 BATI’NIN DÜNÜ VE DÜNYANIN BUGÜNÜ

02/08/2011 - 12:51 MEKKE TOPLUMU VE YAŞADIĞIMIZ TOPLUM KARŞILAŞTIRMASI

20/06/2011 - 06:27 AKIL TOPLUMU

21/04/2011 - 06:17 MÜSLÜMANLARIN ZİHNİ SAVRULMALARINA DUR DENMELİDİR

24/12/2010 - 23:35 ÖLÜM ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

30/11/2010 - 22:51 AHLAKI ALLAH’LA TEMELLENDİRMEK GEREK

28/10/2010 - 22:00 KUR’AN’I TERSİNDEN OKUMAK

07/10/2010 - 11:15 DÜŞÜNCEYİ DİRİ TUTABİLMEK GEREK

20/09/2010 - 14:05 ÖZELEŞTİRİYE İHTİYACIMIZ VAR

23/08/2010 - 12:12 KULLUĞU ÖZGÜRLÜĞE TERCİH EDİYORUM

31/07/2010 - 10:40 ÇOCUKLAR NEYİN MİRASÇISIDIR?

15/07/2010 - 10:59 ZAMANIN FIRTINALARINDAN KORUNMAK GEREK

05/07/2010 - 11:53 NİTELİK Mİ NİCELİK Mİ?

21/06/2010 - 08:37 GÜNDEMLER GÜNDEM OLA

07/06/2010 - 17:55 GELİŞİM Mİ, BAŞKALAŞIM MI?

25/05/2010 - 12:37 MÜSLÜMAN OLMAK TARAF OLMAKTIR

11/05/2010 - 11:39 SALİH AMEL KÂFİRLERİ NİÇİN ÖFKELENDİRMELİDİR?

25/04/2010 - 21:44 NUH’UN GEMİSİNE BİNMEK

14/04/2010 - 12:50 SORULAR VE SORUMLULUKLARIMIZ

30/03/2010 - 18:30 DOKUNULMAZLIKLARIMIZI KALDIRALIM

18/03/2010 - 12:14 HAYATA HİKMETLE DOKUNABİLMEK GEREK

25/02/2010 - 19:09 BİZ HANGİ SINIRLARIN ADAMIYIZ?

13/02/2010 - 19:56 BEN DEĞİŞMEDEN DÜNYA NE KADAR DEĞİŞİR?

05/02/2010 - 18:52 AÇILIMDAN YANA MIYIZ HİCRETTEN YANA MI?

01/02/2010 - 08:47 AHLAK, İNSANIN KENDİNE YABANCILAŞMASINA ENGELDİR

17/01/2010 - 22:30 BİLİNCİME SAHİP MİYİM!

07/01/2010 - 18:52 FARK EDEBİLİYOR MUYUZ?

22/12/2009 - 10:55 UZUN BİR YOLCULUĞUN İMGELERİ

31/07/2009 - 15:29 İÇE DÖNÜK ŞAHİTLİK VE BİREY OLGUSU

04/02/2009 - 11:01 BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

18/01/2009 - 11:36 KUŞANMAK YA DA SLOGANLARLA DEŞARZ OLMAK

31/12/2008 - 19:46 GAZZE’DE GÖZÜ YAŞLI ÇOCUKLAR

29/11/2008 - 13:59 YAŞAMAYA DAİR...

16/11/2008 - 14:33 AYNADA KENDİMİZİ SEYRETMEK

03/11/2008 - 11:25 ŞEHADET ANCAK ŞAHİTLİK YAPANLARINDIR

07/10/2008 - 12:01 "VE SİZLER ÜÇ SINIF OLDUĞUNUZ ZAMAN..."

05/09/2008 - 10:29 KUR'AN "AYKIRI" BİR MESAJDIR
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat