Humus katliamı İstanbul'da protesto edildi
Humus katliamından yürek yakan görüntüler (VİDEO)
"Dâvet aynı dâvet, insan aynı insan"
Hüseyin Alan'la "Siyerin Gölgesinde" üzerine
“Ercümend Özkan’ın Katkıları” panelinden notlar
Humus'ta büyük katliam: En az 337 ölü   |   Kenya ordusu, Somali'de 100 Müslümanı katletti   |   İskilipli Atıf Hoca mezarı başında anıldı   |   "Katiller bulunmazsa K. Irak'a göç edeceğiz"   |   Bilinç Dersleri'nde, "Şahit Peygamber" konusu işlenecek   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
TEVHİDÎ STANDART
Hüseyin ALAN - 26/02/2010 - 10:51
Zalimler arasında yerli-yabancı, doğulu-batılı ayrımı, doğru bir ayrım değildir. Zalim olmakta ortak özellikler taşıyan herkes, her devlet, her grup ve her toplum aynı tepkiyi görmelidir. Hatta zalime yardımcı olanlar, zalime destek verenler, zalimin işlerini kolaylaştıranlar ve zalime ortak olanlar da, zalim hükmünde muamele görmelidirler. Allah da mümin kullarından bunu istemekte değil midirler?

Bilindiği üzere Müslümanlar tartışarak, farklı açılımları ortaya sürerek doğrulardan daha doğruya ulaşacaklardır. Bu bağlamda fikri-teorik-pratik amaç taşıyan tartışmaları, sistematik kapsamda olanlarının, henüz açıkça da dillendirilemese de alavere dalavere çevirenleri veya görüntüye aldananları açığa çıkartması açısından da olumlu görüyorum.

ZULÜM terimi, yaygın manada,  günlük hayatta başkalarının haklarının elinden alınması olarak anlaşılsa da, terime anlam veren asıl içerik Allah ve Allah’a ait olan hakların, tuğyan etmiş birileri tarafından gasp edilerek topluca insanları, nassın dışında kurallarla yöneten ve otoritesini bu yolla meşru gösterenlerin halini tasvir eder. Kur’an buna şirk diyor ve bunu en büyük zulüm olarak niteliyor.

Müslümanlar elbet zulmün her türlüsüne başkaldıracaklar, itirazlarını dillendireceklerdir. Bir anlamda Müslümanın varlığının gerekçesi budur. Şu farkla ki; her türden başkaldırı, esasa yönelik amaç taşıdığı zaman, tüm zulümleri ürettiği ve zalimleri desteklediği için tağuta yönelik siyasi çerçeve taşımak ve bu çerçevede hareket etmek kaydıyla anlamlıdır.

Yani öncelik, Allah’a başkaldıranlara başkaldırmak, dolayısı ile insanları Allah’ın yolundan alıkoyan yetki ve otorite sahipleri ve onların yardımcıları olan zalimlere verilmelidir. Diğer zalimler, büyük zulüm ortamında zalimlik yapma fırsatı elde etmektedirler de, onun için.

“Zalime meyletmeyin yoksa size de ateş dokunur…” ayetini bir kez daha hatırlayalım.

Şimdi, buradan hareketle kısa da olsa bir siyasi tahlil yapalım: TC devleti, bir “devlet projesi” olarak kendini yenilemekte, kendi kurumlarını da bu yeniliğe destek vermesi için zorlamaktadır. Her yerde ve her zaman olduğu gibi, bu gibi toplumsal-siyasal değişikliklerde, reform hareketlerinde, eski yapı alışkanlıkları ve sahipleri ile yeni yapıyı kuracak ve sahiplenecek olanlar arasında çatışmalar olacaktır. Bazen zor bazen kolay, bazen uzun bazen kısa devrelerle bu işler olur ve biter…

Arada “mağdur” olanlar, “yetki ve statü” kaybına uğrayanlar olduğu kadar, yeni durumda “memnun” olanlar, “yetki” ve “statü” kazananlar da olacaktır. Bu da olağan bir sonuç ve durumdur. Yeni yapı da olsa, dikkat edilmesi gereken “esas” gözden kaçırıldığında, Müslüman için söylenecek en hafif söz, gaflete düştüğü, dalalete saptığıdır…

TC kurulduğundan bu yana Müslümanlar, özellikle bilinçli olarak “Allah’tan yana taraf” olanlar, “paradigma dışı duranlar”, talepleri ve eleştirileri gereği öteden beri itilip kakıldılar, horlandılar, cezalandırıldılar ve tasfiye edildiler. TC bazı dönemlerde bile isteye, rejimin bekası gereği olarak “kötü hava koşulları” oluşturarak genelde tüm dindarlara, etnik aidiyet bildirip ulusal hak talep edenlere, ideolojik olarak rejim değiştirmek isteyenlere hep göz dağı verdi, onlardan önemli bulduklarını ve ciddiye aldıklarını da sellere sulara boğarak etkisiz kıldı.

Eski durumu ile “zulüm” timsali olan TC, sahici Müslümanlar nezdinde hangi gerekçelerle reddedilmiş ise, kendini ayarlamaya çalıştığı yeni durumda da yeni bir “zulmü” temsil edecektir. Eskinin sıkı siyasi-sosyal toplumsal politikası yerine yenilenmede hedef tutulan görece “özgür” toplumsal politikaları arasında, esas olarak bir fark olacak mıdır? Düne kadar itilip kakılan toplumsal grupların artık daha rahat hareket edebilecek olmaları, bu esası değiştirecek midir?

Yapacağı her türden reforma rağmen devletin asli kimliğinde, değiştirilecek olan anayasasının referansında, yeni kurucu iradesinin dayanacağı ideolojisinde bir değişme olmayacaktır. Çünkü, devleti bir değiştirenden veya dönüştürenden değil, devletin kendini değiştirmesinden, yeni duruma dönüştürmesinden bahsediyoruz.

Bütün olup biteceklerin varacağı sonuç, “tuğyan” temelinde oluşturulacak yeni anayasa ile görece garanti altına alınacak olan toplumsal grupların “haklarıdır”. “Hak” sahibi olmanın, “haklı taleplerde” bulunmanın ve “özgürlüklere” sahip olmanın içeriği, tanımını ve kabulü, bütün bunları onaylayacak “ideolojinin” onayından geçmesine ayarlı ve bağlıdır. 

Yani Müslümanlar, kendilerini önce sisteme, sonra da diğer toplumsal gruplara kabul ettirme adına, çok temel taleplerinden ve ilkelerinden vaz geçmek zorunda kalacaklar.

Kalabalıklara sevimli gelen nedir öyleyse; dün aşağılanan halk yığınlarının yeni şartlarda kurulacak iktidar yapısı ve bloğu içinde yer alabilmeler imkanı, rant ve iktidar paylaşımı, siyaseten “eşit” hareket etme hevesi. Oysa TC, eski durumu ile dünyanın yeni oluşumunda  yer alamazdı zaten mümkün olmazdı. Yenilenmesi gerekiyordu, yeni duruma ayak uydurması gerekiyordu ve olan biten de bundan ibaretti.

Kendilerinde bir özgünlük olmayanların, paradigma dışı bir iddia taşımayanların, olup bitenleri anlamaması ne kadar normalse, kendilerine lutfedilenler karşısında selam durmaları da o kadar normal sayılabilir! Hazin değil mi? Ne diyordu şehir efsanesi, biz bu filmi çok gördük! DP dönemi Menderes, ANAP dönemi Özal. AKP de onların devamı olarak övünmüyor mu?

AKP iktidarı ve ondan medet umanlar; Neo-liberal özgürlüklerin kazanımıyla elde edilecek siyaseten “eşitlik” karşısında, küresel kapitalist Pazar ekonomi-politiğinin toplum üzerine getireceği “kölelik” yükümlülüğünü gözlerden ırak tutarken, tüketim toplumunun kendine özgü işleyişi ile insan fıtratını toptan değiştirme gücünü hesap dışı saymaktadır. Olup bitenlerden habersiz ama düne kadar itilip kakılmış olanlar, kendilerine açılan “oksijen çadırı” ortamında yaşamayı zafer sayacaklar her halde!

Bu gibiler için AKP, düne kadar “sopa” yediğini, toplumda kendini “sığıntı” gibi hissettiğini düşünenler için despotik iktidarın yıkılacağı, “özgürlükler”den payına düşeni alacağı bir ortam oluşturmaktadır. Başkaları tarafından verileceğini sandığı “umudu” için kuyruğa girenler, köhnemiş bir rejimi çağdaşlaştırmak için uğraşan “kahraman”larını bulmuş gibiler! Ne diyelim, hayırlı olsun!

Zalimler arasında yerli-yabancı, doğulu-batılı ayrımı doğru bir ayrım değildir. Zalim olmakta ortak özellikler taşıyan herkes, her devlet, her grup ve her toplum aynı tepkiyi görmelidir. Hatta zalime yardımcı olanlar, zalime destek verenler, zalimin işlerini kolaylaştıranlar ve zalime ortak olanlar da, zalim hükmünde muamele görmelidirler. Allah da mümin kullarından bunu istemekte değil midir?

Zalimleri ayırmaya başladığımızda, tevhidi standartı yitireceğimizi, ölçüyü kaybedeceğimizi, hakikatın üstünü örteceğimizi bilmeliyiz. Ayrıca ümmetin düştüğü zillet halinin devamından da sorumluluk alacağımızı hatırlamalıyız.

2015
YORUM LİSTESİ
çetin yıldırım 09-03-2010, 00:19:26
Yazıyı geç okuduğum için üzüldüm ama hiç okumamaktan yinede iyidir:).Hüseyin Abi yüreğine sağlık da neden bu kadar çok kırmızı çizgiler çiziyorsun bazen anlayamıyorum.Syasal Rejim,bir ülkede yöneten ve yönetilen diyaloğunun özelde halkın devlet karşısındaki hak ve özgürlüğünün bütünüdür.
Siyasal Rejimin ana kriteri herşeyi olmasada omurgası ANAYASA dır.Anayasa 1921 deki Teşkilatı esasiden beri ilk kez halka dönük,rejimin kurumlarını törpüler mahiyette olacakken neden bu denli sert bir eleştiri getiriyorsun ki?
Kemalizm eski haliyle dünya düzleminde var olamayacağı gibi!Klasik kuran okumalarından elli yıl önceki "kavram"çalışmalarıyla pasif siyaset geleneğiyle müslümanlar siyaset üretemezler miadını doldurmuş,zihinlerde nasır tutmuş zamanında ki yol aydınlatıcı özelliğini sadece bilgisellik üzerinde kalmış olan bu zihinsel açmazı aşmak zorundayız...Abi Allaha emanet ol..
 
Orhan Albayrak 02-03-2010, 14:26:37
'Lutfedilenler karşısında selam durmak'ya da yeni ılıtılmış islam. Vurgular ve düşüncede netlik içeren güzel bir yazı olmuş elinize saglık.
 
mehmet gündüz 28-02-2010, 14:39:12
Allah razı olsun Hüseyin abi.Allah bizleri inşallah sessiz kalarak, sizin de dediğiniz gibi zalimlerin işlerini kolaylaştıranlardan eylemez.
 
Ahmet Örs 27-02-2010, 23:37:39
Selamlarımı sunuyorum abi;

1. Zalimlerin ayırt edilmesi evet mümkündür. Bu bütün toplumlar ve insan tipleri için geçerlidir. Türkiye'deki dönüşüm süerci mutlak manada yeni zalimler üretmek zorunda değildir, illa o sonucu doğurmaz. Fıtri olanı arayış kötü değildir.

2. Müslümanların yaşadıkları zaman dilimi asr-ı saadet değildir. Bırakalım moralleri yerine gelsin. açıp bakalım 28 şubat dönemi gazetelerini, midemiz kaldırmaz; o ne iğrençlikrtir!

3. Yeni imkânları değerlendirmek zorundayız. Göreceli olsa da özgürlüklerin bazı fırsatlar sunduğunu görmeliyiz. Peygamberimizin de yaptığı gibi kimliğimizi reddetmedikten sonra her olumlu durum bizim içim nimettir.

4. Müslümanlar arasında AKP iktidarından sonra tedirgin bir ruh halini baskın görmekteyim. unutmamalıyız, imtihan sürüyor. Moralleri yükseltelim: Büyük egemen geri çekiliyor, kapıya yüklenme zamanıdır!!!
 
Mehmet Maksut 27-02-2010, 15:48:15
Degerli agabeyimin bu güzel yazısıından dolayı teşekkür ederim.
 
Şükrü Hüseyinoğlu 27-02-2010, 12:05:33
İkaz yüklü önemli bir yazı. Allah razı olsun Hüseyin abi. Bugünlerde yaşanılan eksen kaymaları ve kırılmalar, bana Uhud Savaşı sırasında ganimet için nöbet yerlerini terk eden okçuların durumunu hatırlatıyor. Bugün tevhidî mevzileri terk edip muhafazakâr siyasetlerin ardına takılan Müslümanlar mutlaka yarınlarda bu hatanın farkına varacaklar, fakat o durumda kuvvetle muhtemeldir ki atı alan Üsküdar'ı geçmiş olacaktır.
 
hikmet erturk 27-02-2010, 08:38:28
Bu gibi topumsal dönüşümlerin ana öznesi herhalde insanlardır. Özelde ise bizim insanlarımızın böylesine çabuk dönüşüme uğruyor olması üzerin de de kafa yormak gerekiyor.Temeli çok öncelere dayalı kolayına geleni yapagelen bir din (tasavvuf)anlayışına sahip bir toplum içinde yaşıyoruz.Bir şekilde birçokları bu esintiden etkilenmiş.Bunları kırmak zor oluyor.Örneklilikler örnek direnişler breysel bazda bu ve az çok birşeyleri anlamış kesim üzerinde etki yaparmı bilmiyorum.Yani onları harekete geçirirmi burası biraz muamma.Belki günümüzde yeni geleşn yeni ayartıcılarıda iyi tanımak gerekiyor.Bu konuda yeni çıkan kavramlar üzerinde de dikkatli çalışmalar yapılmalı.İsamı yada bu dinin savunucularını kendierindenmişçesine yada kendilerin savunuyormuşçasına tümden yok etmeye çalışan bu kavram sahiplerine iyimserlik gösterilmemeli.İşin özün şuanda müslümaların kafaları ekonomik yada maddi olandan ayrışmış değil.Bu kafada hüseyin alan beyin anlatmaya çalıştığı islamın özünü açık arı duru islamı anlayacak durumda değil.Çünkü toplumların ph sı bu bilgileri alacak normda değil.Bitkilerde ortam toprak çok önemlidir.Bitkiler besin maddelerini toprak ph sı yani asit yada kieç durumu 6-6,5 gibi değerde en mükemmel alır.Eğer toprak ph sı sekizlerin üzerinde dokuzlarda ise ne kadar gübre verirsenz verin gübreyi almazla toprakta öylece kalır.Yani müslümanların ph sı bu değerlede ise siz istediğiniz kadar bilgi besin aktarın onu almayacaktır.Belki şu olabilir bilgiler birikir eğer bu müslümanların ph sı düzelir yada düzeltiir ise o bilgileri ilerde kullanabilir.Allah ö yüzden demiştir belki siz uyarın ister fayda veriyor olsun ister vemesin diye.Öğer bu iş böyle ise değişim için ortamında bilgi almak için uygun olması gerekiyor.Hüseyin Alan abi çok önemli konulara değinmiş kendimiz adına birşeyler aldık inşallah.Faydalı olacağı umudundayım.Allah razı olsun.
 
bünyamin 26-02-2010, 23:05:56
zalimler ne yazıkki en büyük desteği kandırdıkları ve zülmettikleri halktan almışlardır.halklar yönlerini ve dimaglarını vahiyle doldurmadıkları ve adımlarına vahiy ekseninde yön vermedikleri taktirde kendi kendilerinin celladı olmaya mahkumdurlar. Allah razı olsun.
 
ilyas metin 26-02-2010, 17:14:30
huseyn abi sagolasın,Zulum terimine tevhidi bir açılım getirdigin için.Rabbim basiretini artırsın selamlar
 
DİĞER YAZILARI

16/01/2012 - 09:03 KENT TOPLUMU VE MÜSLÜMANLAR

24/11/2011 - 10:51 MEKKE'DE KADIN-ERKEK İLİŞKİLERİ VE AİLE

10/11/2011 - 09:46 CAHİLİYYE KAVRAMININ FARKLI KULLANIMLARI

18/10/2011 - 13:04 CAHİL-CAHİLİYYE VE MÜSLÜMAN-MİLLET (ÜMMET) İLİŞKİSİ

27/09/2011 - 11:40 İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN COĞRAFYASI -VI-

25/08/2011 - 16:15 İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN COĞRAFYASI -V-

11/08/2011 - 12:16 İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN COĞRAFYASI -IV-

16/07/2011 - 09:46 İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN COĞRAFYASI -III-

30/06/2011 - 22:44 İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN COĞRAFYASI -II-

15/06/2011 - 23:32 İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN COĞRAFYASI -I-

28/05/2011 - 08:42 İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN'DA CAHİLİYYE -VI-

13/05/2011 - 11:04 İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN'DA CAHİLİYYE -V-

23/04/2011 - 00:28 İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN'DA CAHİLİYYE -IV-

08/04/2011 - 06:34 İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN'DA CAHİLİYYE -III-

27/03/2011 - 09:53 İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN'DA CAHİLİYYE -II-

09/03/2011 - 23:46 İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN'DA CAHİLİYYE -I-

16/02/2011 - 18:19 MUCİZE KONUSU VE BİR MODERNLİK DEĞERLENDİRMESİ -II-

12/02/2011 - 13:55 MUCİZE KONUSU VE BİR MODERNLİK DEĞERLENDİRMESİ -I-

22/01/2011 - 21:59 Siyerin Gölgesinde - 5

27/12/2010 - 07:44 SİYERİN GÖLGESİNDE - 4

03/12/2010 - 18:06 SİYERİN GÖLGESİNDE-3

05/11/2010 - 11:28 SİYERİN GÖLGESİNDE - 2

19/10/2010 - 18:25 SİYERİN GÖLGESİNDE

24/09/2010 - 08:32 HALA “GÂVUR” MU İZMİR?

09/08/2010 - 16:51 KİFAYETSİZ TERCİHLER

27/05/2010 - 13:11 BİR “YILDIZ” DAHA KAYDI ARAMIZDAN

18/05/2010 - 13:13 İZMİR'İN YİĞİDİ

02/05/2010 - 23:40 ANAYASA TARTIŞMALARI ÜZERİNE

02/04/2010 - 16:55 NEYİN ŞAHİTLİĞİ?

26/02/2010 - 10:51 TEVHİDÎ STANDART

01/02/2010 - 15:57 LİBERALİZM VE MÜSLÜMANLAR

11/01/2010 - 21:00 DOĞRU OTURUP DOĞRU KONUŞMALI

03/11/2009 - 18:32 YOLA REVAN OLMAK

22/09/2009 - 19:52 BAYRAM
YAZARLAR
Ahmed Turgut ULUCAK
OSMANLI SONRASI ILIMLI İSLAM ALGISI
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
SURİYE DİRENİŞİ VE ÂDİL ŞAHİTLİK SORUMLULUĞU
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -I-
Atilla AKSU
KURTLAR VADİSİ PUSUSU!
Mükerrem BULUT
YÜKSELENLER / ALÇALANLAR
Sabiha ATEŞ ALPAT
ALLAH'IN BOYASI YETERLİDİR
Mustafa ATAV
BÂTIL İDEOLOJİLERE ÖYKÜNMEK DE NE OLUYOR?
Mehmet PAMAK
HRANT DİNK'İ KATLEDEN ZİHNİYET
Cemil ARSLAN
ALLAH'A TESLİM OLMAK!
Hakan AKSU
MÜSLÜMANLAR VE ERGENEKON GÜNDEMİ
Yakup DÖĞER
DEĞİL Mİ? (ŞİİR)
Coşkun UZUN
KUR’AN’A TESLİM OLMAK
Hüseyin ALAN
KENT TOPLUMU VE MÜSLÜMANLAR
Mehmed MAKSUT
MOLLA MANSUR GÜZELSOY'UN ARDINDAN...
Bünyamin ZERAN
HAYATA RABB’İN ADIYLA BAKABİLMEK
Şinasi ULUDOĞAN
KUR'AN'I NASIL OKUMALI
Hikmet ERTÜRK
İNFAK: EN SEVDİKLERİMİZDEN
Fatih PALA
AHLÂK SAVAŞI
Cüneyt TAŞOĞLU
ARAP BAHARI, KAFKASYA VE İRAN
Şükran TAŞDELEN
10 MUHARREM VE KERBELA HADİSESİ
Hamza ER
VAN: İZLENİMLER, SORUMLULUKLAR
Ahmed KALKAN
VAN VE ERCİŞ'TEN İZLENİMLER, İBRETLER
Yasin AYDOĞAN
HACCA DOĞRU
Muhammed Enes ÇINAR
ÜMMET VE ZİLLET
Murat KURTULDU
EVİMİZDEKİ PİSLİK YUVASI: İNTERNET
YUNUS ÇETİNKOL
DOĞRU KIBLEYE Mİ YÖNELİYORUZ?
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat