Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
DOĞRU DİN BİRDİR, DEĞİŞMEZ!
Hikmet ERTÜRK - 25/01/2010 - 15:04
"Müslümanlardanım" demek, Rabbimizin bizler için uygun gördüğü en güzel isimdir. Dolayısıyla şu anda toplumumuzda var olan cemaatleşme şekli İslam'da olmayan bir şeydir. Yani bid'attir ve İslam'ın içerisine sonradan sokulmuştur.

Rabbimiz Rum suresi 32. ayetinde inançlarının bütünlüğünü bozarak parçalara bölünen ve her grubun kendi sahip olduğu ilkelerle övündüğü bir topluluktan bahsediyor. Bu kimselere benzemememiz için bizi ikaz ediyor.

İnançlarının bütünlüğünü bozarak parçalara bölünen ve her grubun yalnız kendi sahip olduğu ilkelerle övündüğü kimselerden olma!

Tabiî ki ayetin hitap ettiği kesim müşrikler yani Allah’a ortak koşanlar. İşte Kur’an yukarıdaki ayette bahsi geçen Müşriklerin niteliklerini anlatırken; "Dinlerini parçaladılar ve bölük bölük oldular" şeklinde nitelendiriyor. Üstelik onlar bu sahip oldukları kötü niteliklerle de övünüyorlar. Burada çok kötü bir manzara ile karşı karşıyayız. Müşriklerden ayrışmamız gereken bu noktada müşriklerle aynı şeyleri yapıyor olduğumuzu her halde fark etmişsinizdir. Hâlbuki ‘’Doğru din birdir, değişmez ve kollara ayrılmaz; bağlılarını tek Allah’tan başkasına götürmez.’’ (S.Kutup) Acaba bu pratik hayatımızda da böyle mi ? Yani hangi topluluk içerisinde bulunursak bulunalım inanmış olduğumuz dini anlayış bizleri kollara ayırmadan tek olan Allah’a bağlılığa götürüyor mu? Oysa öyle bir tablo ile karşı karşıyayız ki, Allah’ın birçok emri yaşantımız içerisinde yer bulmuyor. Sahte değer yargıları ve arzular içersinde zaman gelip geçiyor. Herhangi bir grupta bulunan kardeşlerimiz diğer grupta bulunan kardeşlerinin acılarını ve sevinçlerini paylaşmıyor. Birbirlerine karşı iftira ve karalama kampanyasının tarafları konumundalar. 'Bizden olmama' düşüncesi içerisinde bu durumu kişiselleştiriyoruz. Hatta iş öyle bir noktaya geliyor ki, bir başka kardeşimize karşı artık sevgi besleyemiyoruz. 'Bizden olmama', 'İslam'dan olmama' tarzına dönüşüyor. Üstelik bu halimize karşın bağlı bulunduğumuz topluluk içerisinde bulunan kardeşlerimizden hiç itiraz gelmiyor. Hâlbuki bu şekilde tıpkı müşriklerin, Yahudilerin ve Hıristiyanların inanç ve ümmet birliğini parçalayıp çeşitli akımlara böldüğü gibi bizler de kendi dinimizi parçalara bölmüş oluyoruz.

"Dinlerinin öngördüğü inanç ve ümmet birliğini parçalayarak çeşitli akımlara bölünenler ile, senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara ilerde yaptıklarının akıbetini bildirecektir. (En’am–159)

Bu noktada korkunç bir uyarı ile karşı karşıyayız. Rabbimiz yukarıdaki sözlerinde; Ümmet ve inanç birliğini parçalayarak çeşitli akımlara bölünenler ile Peygamberimizin (S) herhangi bir ilişkisinin olamayacağını söylüyor. Aslında bu iki ayetin mesajı çok açık. Rabbimiz bizlere diyor ki; İnançlarının bütünlüğünü bozarak parçalara bölünen ve her grubun yalnız kendi sahip olduğu ilkelerle övündüğü kimselerden olma ! Çünkü ; "Dinlerinin öngördüğü inanç ve ümmet birliğini parçalayarak çeşitli akımlara bölünenler ile, senin hiçbir ilişkin yoktur. ( Rum–32,En’am–159)

Yani Peygamberimizin (S) gruplarla / fırkalarla hiçbir ilişkisi yoktur. Dolayısıyla onun yolunu takip eden bizlerin böylesi kişiler ve oluşumlarla bir bağı olmamalıdır. Eğer bu durum ümmet birliğine / bir arada olmamıza zarar veriyorsa -ki, veriyor- bu durumun içerisinde yer almamalı, kardeşlerimize yapacağımız uyarı ve ikazlarla tek ümmet olma yolunda çaba sarf etmeliyiz. Zira biz, dinimizi parçalara ayırarak, her birinin kendi topluluğunda olanla övünüp durduğu kimseler / müşrikler gibi olamayız. Birbirimize üstünlüğümüz Allah’ın emir ve yasaklarını yaşıyor olmamızdaki net duruşumuzla alakalıdır. Allah yolundaki tek üstünlük takva ile olan üstünlüktür. O halde birbirimize bakışımızı olumlu ya da olumsuz etkileyen halimiz kâfir, müşrik, Müslüman, mümin, ihsan seviyesinde olma ya da olmama durumumuzla ilgili olmalıdır. Rabbimizin bizler için uygun gördüğü isimler dışında bir ismi asla kabul etmemeliyiz. Bu bağlamda "Hangi cemaattensin ?’’ sorusu dünyadaki en saçma tanışma biçimidir.

İnsanları Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve "Ben Müslümanlardanım " diyenden daha güzel sözlü kim olabilir? (Fussilet–33)

Bu, Rabbimizin bizler için uygun gördüğü en güzel isimdir. Dolayısıyla şu anda toplumumuzda var olan cemaatleşme şekli İslam'da olmayan bir şeydir. Yani bid'attir ve İslam'ın içerisine sonradan sokulmuştur. Allah’a rağmen bu tarz cemaatler kurup birbirimizle çatışmaya giremeyiz. Bu şekliyle aramıza setler çekmek haramdır. Üstelik de hidayeti bulmuş ve gerçekleri de biliyorken.

Sakın kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra parçalanıp çatışmaya düşenler gibi olmayınız. Böyleleri için büyük bir azap vardır.(Al’i İmran–105)

Bakın, Rabbimiz asırlar öncesinden bizleri ne güzel uyarıyor. "Sakın kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra parçalanıp çatışmaya düşenler gibi olmayınız." Bu uyarılar bizler için. "Sakın ha sakın" kabilinden üstüne basa basa uyarılıyoruz. Bu öyle bir zillet içerisinde olma durumudur ki, çoğu zaman bizler ne yaptığımızın idraki içerisinde olamıyoruz. Bazen bizden farklı düşünen kardeşlerimizin başına gelen kötü olaylara yönelik olarak müşriklerin / düşmanlarımızın ağzıyla yorumlar yapabiliyoruz. Tüm bu uyarılara rağmen yine de sözü dinlemek istemiyorsak Allah’ın azabı ile karşı karşıya kalacağız demektir.

Allah (cc) dünyadaki tüm zenginliklerin harcanmasıyla bile biraraya getirilemeyecek kimseleri İslam'ın nuruyla bir araya getirip onların kardeşler olmalarını sağlamıştır. O halde bizim yine Allah’ın sözlerini kullanarak, kardeşler olmuş bu kimseleri farklı gruplara bölmemizin hiçbir mantıklı yanı yoktur.

"Ve (Allah) onların kalplerini uzlaştırdı. Sen yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile onların kalplerini uzlaştıramazdın ama Allah aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, üstün ve güçlü olandır, Hüküm ve hikmet sahibidir. Ey peygamber! Sana ve seni izleyen mü'minlere Allah yeter." (Enfal / 63–64)

Üstelik bu şekilde davranmaya devam edersek yeryüzünde çıkan fitnenin de sorumluları haline geleceğiz. Üstüne üstlük cezası çok dehşetli olacak böyle bir suçu yüklenmiş olarak Rabbimizin karşısına çıkmak durumunda kalabiliriz. Bu fitnenin sebebi ise Allah ve Resulüne duyarlılık ve bağlılık göstermememiz ve birbirimizle çekişmeye girmemizdir. Üstelik hakkı inkâra şartlanmış olanlar birbirleriyle müttefik iken ve bizler de bunu görüyorken birbirimizle müttefik olamayışımız fitnenin kaynağı / sebebi olarak gösterilmiştir.

Ve Allah'la O'nun Elçisi'ne duyarlık ve bağlılık gösterin ve sakın birbirinizle çekişmeye girmeyin, yoksa yılgınlığa düşersiniz; cesaretiniz sönüverir. Ve zor durumlarda sabır gösterin: çünkü Allah, gerçekten, zorluğa göğüs gerenlerle beraberdir. (Enfal–46)

Bundan başka daha vahim bir olay ise; Bütün bunlarla birlikte, [unutmayın ki] hakkı inkâra şartlanmış olanlar birbirleriyle müttefiktirler; siz de (birbirinizle) öyle olmadıkça yeryüzünde fitne ve büyük bir karışıklık baş gösterecektir. (Enfal–73 )

Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız ki, bizler Allah’ın emirlerine karşı duyarsız kalamayız. Allah’ın emir ve yasakları doğrultusunda gösterilen tepkiler o kişilerin Allah katında olumlu yönde değerlendirilmesine vesiledir. Rabbimiz kişilerin yapıp ettiklerine göre onlara isimler vermiştir. Allah’a teslim olan bizler Müslümanız. Ve Müslümanlar olarak kalmak istiyorsak münafıkların ya da müşriklerin yaptığı gibi duyarsız davranışlar sergilememeliyiz. İslam'da yeri olmadığı halde kardeşlerimizle aramıza 'cemaat' adı altında birtakım setler çekemeyiz. Allah’a vermiş olduğumuz bir söz var ve Rabbimizin kardeşlerimizle sürdürmemizi istediği ilişkiler var. Hüsrana uğramak istemiyorsak ve içinde bulunduğumuz topluluk bu tarz ilişkilere engel teşkil ediyorsa o topluluk içerisinde yer almamalıyız.

Onlar ki, Allah'a vermiş oldukları sözü kesin bir ahit haline getirdikten sonra bozarlar, Allah'ın sürdürülmesini emretmiş olduğu ilişkileri keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. İşte onlar hüsrana uğrayanlardır. (Bakara–27)

Görüldüğü gibi kardeşlerimizle ilişkilerimizi kesmek bize bırakılmış bir karar değil. Eğer ısrarla ilişkilerimizi kesmek istiyorsak üzerimizdeki İslam elbisesini çıkarmak zorunda kalabiliriz. Çünkü ayette sözü edilen davranışları sergileyenler münafıklardır. Yapmamız gereken şey, bu ayeti işitmişken geçmişte böyle bir şeyin içerisinde yer almışsak bu kardeşlerimizi bulup helalleşmek ve yeniden Allah’ın izin verdiği süreye kadar kardeşlik ilişkilerimizi sürdürmek olmalıdır. Eğer zorunlu bir ayrılık yaşanacaksa bu yine Allah’ın hükmü çerçevesinde vuku bulmalıdır.

O halde; Allah’ın ipine hepimiz sımsıkı sarılalım. Dağılıp ayrılmayalım ve Allah’ın bizler üzerindeki nimetlerini hatırlayalım. Hani bizler düşmanlar idik O kalplerimizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve bizler O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladık. Yine tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan bizi kurtardı. Umulur ki hidayete ereriz diye Allah bizlere ayetlerini böyle açıklıyor. ( Ali-i İmran,103 )

Bizleri kardeşlerimizden uzaklaştıran ve tek bir ümmet haline gelmemize engel teşkil eden tefrikadan uzak duralım. Şuna emin olun ki, eğer Hz. Ömer günümüzde yaşasaydı şu an ümmeti parçalara ayıran bütün oluşumları haram olarak görür ve bunları yasaklardı. Ancak bugün Hz. Ömer yok; bu sorumluluğu üslenecek olan bizler varız. Ve Vahdet'i sağlayabilmemizin tek çaresi buna sebep olan her kim var ise onları büyüklenmeleri ve hırslarıyla yüz yüze bırakıp kendilerini terk etmektir. Ayetleri hepimiz okuyup duruyoruz, fakat bu tek başına hiçbir anlam ifade etmiyor. Zira önemli olan uygulamadır ve Allah'ın ayetlerinin uygulama alanı ilkin kendi çevremizdir. Tek ve büyük bir ümmet olmak gibi yerine getirmemiz gereken önemli bir sorumluluğumuz var. Artık Rabbimizin mesajlarına gerçekten inananlar gibi hayranlık ve saygıyla sorumluluğumuzu yerine getirelim. Siz kardeşlerime yakışan da budur.

BİZİM mesajlarımıza [gerçekten] inananlar, ancak, kendilerine tebliğ edildiği zaman önünde derin bir hayranlık ve saygıyla eğilenlerdir; [onlar,] Rablerinin sınırsız ihtişamını hamd ile yüceltenler ve asla büyüklük taslamayanlardır;(Secde–15)

Selam ve dua ile…

867
YORUM LİSTESİ
ömer ali 15-06-2010, 09:28:24
islamın esas şeklini kuranı kerim ve peygaber efendimizin hadisi şerifleri oluşturur.Bugün her ne kadar böyle söylensede pek dikkete alındığını zannetmiyorum.Bugün hangi cemaate girecek olursanız kaynak olarak kuranı önümüze koymuyorlar o cemaat liderinin yazmış olduğu veya cemaat liderinin benimsemiş olduğu kitablarla yetinmemizi istiyorlar.Bugün cemaatler arası bir çatışmadan sözedebilirim.Bu tür olayların sözkonusu olmaması için yazınızda ifade ettiğniz gibi tek kaynak ALLAHın kelamı ve RESULLAHın sünneti olması lazım.bunları bize hatırlattığın için ALLAH razı olsun.
 
hikmet erturk 20-02-2010, 14:45:14
Müslüman rumuzlu kardeşm öncelikle tabi ki birbirimizi anlamak için konuşmamız gerekiyor.Sorunuzu cevap vermek isterim ama ben çok bilinçli bir şekilde hadis yada ayet ayrımı yapmıyorum.Genelde msülüman yazarlaın çoğu bir konuyu anlatırken değil hadis ayet bile kulanmazlar.Ben ayet kullanmayı Rabbimizin sözünü almayı seviyorum.Çünkü müslümanlara hitap etmeye çalışıyorum.Ayrıca diğer yazılarımda konu ile lgili hadislerede yer vermişimdir.Yani o konuda o konuyu açıklayan hadisler aklımda ise o hadislere yer veriyorum.Mesela gıybet ile ilgili yazımda çokça hadis var diğer bazı yazılarımda da.Kısacası öğrenmek istediğiniz şey benim hadisleri ret etme meselesi ise böyle bir şeyim yok.Mealci yada hasis inkarcısı değilim.Dediğim gibi konu ile ilgii hadisler buldukça onlarıda eklemeye çalışırım.Peygambersiz(sav)bir dn asla düşünülemez.Fazlurrahmanın bilerek yada bilmeyerek Peygamberi(s.a.v) hayattan dışlayan düşünce şeklini de onaylamıyorum.Bu durumun müslümanları nereye götürdüğü açık seçik ortadadır.Bu din Peygamberimizin (s.a.v) sünneti ile vardır.Ondan bize gelen sahih sözlerinede uymamız gerekir.Bu konuda lütfen yanlış bir anlam yüklemeyiniz hakkınızı da helal ediniz.daha öncede böyle bir mevzu olmuştu galiba.
 
MÜSLÜMAN 20-02-2010, 03:14:05
Uzun zamandır yazılarınızı okurum fırsat buldukça zira okumak iyidir.Bir şey sormak istiyorum cevaplarsanız sevinirim.Bir kişi kuranı meal yada arapça biliyor ise arapça okumaya kalksa 8 ile 12 saat arasında okur.Yani esasen soru şekli ve soru size basit gelebilir ama şöyle bir iddia sahibimisiniz yani peygamber bu din hakkında en fazla yarım günlük konuştu?.Allah aşkına birtane dahi hadis koymama sebebiniz acaba nedir.?
 
ahmed 05-02-2010, 10:09:41
Allah tüm müslümanım deyip değil müslümanca bir yaşam sürdürenlerden razı olsun...
 
taha 01-02-2010, 09:04:00
İnsanları Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve "Ben Müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kim olabilir? (Fussilet–33)
Allah razı olsun
 
muab 31-01-2010, 10:25:54
s.a allah razı olsun
 
ADEMOĞLU 27-01-2010, 19:36:10
Küfür tek millettir.
Küfrün tek yürek olarak saldırdığı imani değerler ve onu dosdoğru yaşayanlardır.Bunları bilen kardeşlerimiz yokmu hemen hemen tüm ben müslümanım diyenler bilir bilindiği halde de eksenlerini hala o yönde ise içinde bulundukları inanma şekline iyi baksınlar.
Eğer dünyadaki zulmün tek nedenini öğrenmek istiyorsak vahdetin olmayışıdır.
Müslümanlar bir vücudun azaları gibiyse neden zülmü yapanların çocuklarına göz yaşı dükülüyorda zülme maruz kalanlara göz yaşı dökmeyi akletmeyen sözde gurup ,cemaat liderine kimse dur sen haksızsın sen böyle diyerek islam olamazsın ve islami değerlere saygısızlık edmessin demiyor.
Müslüman kuranı anlaşılabilir şekilde okuyup resulün islami hareket metodunu anlayıp yaşamları kuran ve sünete göre dengeleyenlere selam olsun.
AMMA islami değerleri kendi gurup ve sözde cematlerine uyarlayanlara ise LANET OLSUN.
Sevgili kardeşim bu gibi konuları gündeme taşıyıp bizleri aydınlattığın için Mevla sizden razı olsun.
 
bünyamin 26-01-2010, 16:54:19
allahın birleştirilmesini emrettiği şeyi ayıranlara lanet olsun.biz tek bir ümmet iken bizi binlere bölenlere lanet olsun.bizlere müslüman kimliği ile ümmet kavramı altında birleştirmeye çalışan kardeşlerimizden de allah razı olsun ve bizleri de bu şanlı kullarından eylesin.
 
mehmet maksut 26-01-2010, 10:08:54
dogru bir dini hep birlikte yaşamak ve yaşatmak duasıyla
 
mehmet gündüz 25-01-2010, 19:46:30
Kurani bir birlikteliği hatırlattığın için Allah razı olsun hikmet kardeş. Ama öyle bir toplumda yaşıyoruz ki herkes bir şekilde bir yerlere tutulma gereği duymuş. Dünyalık çıkarlar dinin önüne geçmiş. Ve bu insanlar bulundukları ortamda kısa yoldan cennetle mücdeleniyorlar,yaptıkları küçük iyiliklerle avunuyorlar.Tek Allah , Tek Kuran ve Tek Hz. Muhammed olmasına rağmen onlara inanan degişik yüzlerce grup bulunmakta.Kurandan haberi olmayan, sadece söylemlerle hareket eden binlerce insan mevcut. Bütün bunlarla birlikte, [unutmayın ki] hakkı inkâra şartlanmış olanlar birbirleriyle müttefiktirler; siz de (birbirinizle) öyle olmadıkça yeryüzünde fitne ve büyük bir karışıklık baş gösterecektir. (Enfal–73 ) hakkı inkara şartlanmış olanlar müttefik ama, müslümanım diyen grupların birbiriyle müttefik daha doğrusu ayetin muhatapı olmak için önce hepsinin de kuran eksenli yaşamaları gerekmez mi?
 
DİĞER YAZILARI

20/04/2012 - 15:51 MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK

14/03/2012 - 07:17 SINAVA DÂHİL OLMAK

14/02/2012 - 08:11 AŞK, SEVGİ, "SEVGİLİLER GÜNÜ"

12/01/2012 - 23:27 İNFAK: EN SEVDİKLERİMİZDEN

17/11/2011 - 21:26 AMERİKAN BAHARI

06/10/2011 - 09:22 OLUMSUZ BAĞIŞIKLIKLAR

15/09/2011 - 08:31 KISKANÇLIK/HASET

20/07/2011 - 23:11 KENDİNİ BEĞENMİŞLİK

17/06/2011 - 11:17 İKİYÜZLÜLÜK

11/05/2011 - 11:18 BÜYÜKLENMEK

11/04/2011 - 13:10 DÜNYA SEVGİSİ

08/03/2011 - 01:10 "KAZA" VE "KADER"

06/02/2011 - 13:48 TUNUS VE MISIR AYAKLANMALARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

01/02/2011 - 19:25 DÜRÜST ADAM, HIRSIZ ÜLKE

11/01/2011 - 22:29 İktibas Dergisi'nin 31. Yılı

16/12/2010 - 23:02 O gün

29/11/2010 - 19:13 SULANDIRILAN KAVRAMLARIMIZ VE GÜNDEMİMİZ

12/11/2010 - 11:59 KURBAN BAYRAMINDA İSLAM COĞRAFYALARI

19/10/2010 - 18:21 TEK DİN İSLAM

20/09/2010 - 14:19 MÜSLÜMAN OLMAM NEYİ GEREKTİRİR?

23/08/2010 - 12:20 UMRE İZLENİMLERİ

27/07/2010 - 12:09 RAB VE İLAH KAVRAMLARINI YENİDEN HATIRLAMAK

25/06/2010 - 10:28 İLK GÜNKÜ GİBİ OLABİLMEK

26/05/2010 - 10:29 AZ KALSIN MÜSLÜMAN KALAMAYACAKLARDI…

29/04/2010 - 11:51 MECNUN’UN DEVESİ

12/04/2010 - 10:58 "ESKİLERİN MASALLARI"

25/03/2010 - 11:43 GÖKYÜZÜNÜN ERİMİŞ MADEN GİBİ OLACAĞI GÜN

03/03/2010 - 17:24 KAVGAYI GÖRMEK GEREK

22/02/2010 - 08:15 GERÇEK TAKVA SAHİPLERİ

25/01/2010 - 15:04 DOĞRU DİN BİRDİR, DEĞİŞMEZ!

05/01/2010 - 10:39 İMANIN HAKİKATİ

15/12/2009 - 11:36 KÖKTEKİ BİLİNÇ

01/12/2009 - 10:22 HİCRET

30/10/2009 - 13:44 AHDE VEFA

04/10/2009 - 15:45 İÇİMİZDEKİ 'BEN'

08/09/2009 - 09:51 ORUÇ, "GIYBET"İ YOK ETMELİ

13/08/2009 - 17:52 RAMAZAN AYI KUR’AN AYIDIR

14/07/2009 - 00:05 ALLAH'IN İSİMLERİNİ EZBERLEMEK

18/06/2009 - 12:32 NUH'UN GEMİSİ

19/05/2009 - 22:37 EBU LEHEB’İN ELLERİ KURUSUN!

21/04/2009 - 00:19 SAHİPLİĞİ DEĞİL ŞAHİTLİĞİ OMUZLAMAK

14/04/2009 - 11:43 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM–2

24/03/2009 - 09:44 YOL AYRIMI

16/03/2009 - 09:34 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM

26/02/2009 - 12:09 28 ŞUBAT TAMAM, YA İÇİMİZDEKİ 28 ŞUBATLAR

08/02/2009 - 21:07 MÜNAFIKLAR HAKKINDA…

14/01/2009 - 10:44 ŞEHİD GAZZE

22/12/2008 - 22:00 SABIR GÜNLERİ

29/11/2008 - 12:45 ÖZGÜVEN İÇERİSİNDE YOL ALMAK

10/11/2008 - 12:29 YUSUF KISSASI VE DAVET METODU
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat