Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
FARK EDEBİLİYOR MUYUZ?
Bünyamin ZERAN - 07/01/2010 - 18:52
Fark etme duygusu insana verilmiş bir sorumluluktur. Yola çıkmadan önce yolu fark etmek zorundayız, yola çıktıktan sonra da yolun dosdoğru olup olmadığını. Fark edebilme algımızı bir kontrol edelim, sağlıklı çalışıyor mu yoksa çalışmıyor mu...

Fark etmek duygusu üzerine hiç düşündük mü? Hayatınızda fark ettiğini sandığınız ama uzunca bir yaşamın sonunda fark edemediğinizi gördüğünüz şeyler olmadı mı? İnsan, gözüyle tüm evreni görebilir ama tümüyle fark edemez. Fark etmek psikolojik olarak algıda seçicilikle alakalı bir durum olduğunu düşündüğümüzde bizim fark edebildiklerimizde algılarımızın ne yönde çalıştığı ile ilintilidir. Bir sinemanın içine bir grup insan yerleştirelim. Sinema perdesinin önünde ani görülemeyecek kadar hızlı bir cisim hareket ettirelim ve sinemadaki insanlara ne gördünüz diye soralım. Kuşkusuz aldığımız cevaplar o an için kişinin ihtiyaç hissettiği şeyler olacaktır. Aç ise ekmek görmüştür, susuzsa suyla ilgili bir şey görmüştür. Fark edebilme duygumuz aynı zamanda bizim hayatı nasıl algıladığımızı da gösteren birer belge özelliğini taşımaktadır.

Allah, Kur’an’ın ilk suresinde insana fark etme duygusunu veriyor: “Yaratan Rabb’in adıyla okumak…” tüm evreni, insanın kendisini, yaptığı ve yapacağı eylemleri terbiye eden bir Rabb’in adıyla okuyabilmeyi fark edebilme. İşte konunun en başına dönüyoruz böylece. Bizim fark ettiklerimizle fark etmemiz gereken ama bir türlü fark edemediğimiz şeylerin ayırdımını yapabilmeye dönüyoruz. Çağımızın Müslüman portresinin sınıfta kaldığı konulardan biri de fark etme duygusudur maalesef. Modernizm, bireyi tüketim köleliği içine hapsedip değerlerinden arındırırken ve bireyde sorumluluk duygusunu yok ederken Müslüman bireylerin çoğunluğu maalesef bu savaşıma kayıtsız kalmaktadır. Allah’ın adıyla hayata gereğince bakabilme yetilerinden uzaklaşmaktadırlar. Haliyle bu durum giderek kayıtsızlığa ve çağın popüler kültürüne angaje olmaya yol açmaktadır. Oysa farkında olmak duygusu bireye ilahi sorumluluklarını hatırlatır. Çağın popüler kültürüne karşı değerlerinle ayakta durmayı, tağutlarla her kulvarda savaşım verebilmeyi zorunlu hale getirir. Farkında olmak bireye hangi safta durduğunu ve safın neresinde olduğunu hatırlatır.

Çoğu zaman kendimizi İslami bir yaşam içinde en ön safta olduğumuza ya da en azından İslamın safında olduğumuza inandırırız. Bu durum İslami belli bir ritüel kalıplarda düşünmemizden ileri gelir. İslam belli kalıplara sığmayan ve hayatın her alanında söyleyecek sözü olan bir yaşam şeklidir ki teorisini Kur’an oluşturur pratiğini ise Müslüman. Enfal suresini hemen göz önüne getirecek olursak yerinden yurdundan edilmiş hicrete zorlanmış ashab başlarında Allah’ın resulü olduğu halde bedir savaşına girişirler ki bu savaş müminlerle tağuti güçlerin ilk savaşıdır. Onca sıkıntı, onca darlıktan sonra ilk defa masaya yumruklarını sertçe vurduğu ve talihin Müslümanlardan yana döndüğü bir savaşı yaşarlar ve bilindiği gibi savaş müminlerin üstünlükleriyle son bulur. Öncelikle mümin karşısındaki gücün tağuti bir güç olduğunun ve kendilerinin de Allah’ın mümin kulları olduklarının farkındadırlar. Ne var ki fark etme duygusunu ganimet paylaşımı sırasında unutmuşlardır. Sermayeyle tanışma, refahla yüzleşme durumunda o islamın ilk çekirdeği dediğimiz, Allah resulüyle birlikte birçok işkence ve zulümden yüzünün akıyla çıkmış müminler bir anda hangi safta olduğunu unutmuşlardır. Onun içindir ki Allah müminleri ganimet konusunda uyararak ganimetlerin tamamının Allah ve Resulünün olduğunu bildirmiştir. Öyleyse farkında olmak iman ettim demekle bitmiyor aksine iman ettim demekle fark etme duyumuzu daha da keskinleştirmemiz gerekiyor ki Bedir savaşındaki müminlerin pozisyonuna düşmeyelim.

Her insan kuşkusuz hayata farklı pencerelerden bakar. Kimisi ideolojik bakar kimisi ideolojilerden arınmış yalın halde bakar. Kimisi dinsel içerikli bakar kimisi dinin halkları sürüleştirmek için bir afyon olduğunu düşünerek bakar. Birde hayata bakamayanlar vardır. Fark etme duygusunun kendilerine katacağı zenginlikten bi haber kimseler vardır. Bunlar hayatı sorumluluk almadan gündelik yaşarlar. Ne kendilerine, ne ailelerine ne de dünyaya dair hiçbir kaygıları bakış açıları yoktur. Duyularını kaybetmiş bir güruhtur.

Descartes gibi “düşünüyorum öyleyse varım” veya Camus gibi “başkaldırıyorum öyleyse varım” cümlelerini kurabilmek varlığını fark edebilmekle ilgilidir. Eğer insan hayatında bir devrim ya da hicret yapacaksa kendisini devrime veya hicrete sürükleyen unsurları fark etmesi lazım. Bir şeylerden rahatsız olmalısınız ki kendinizi rahat ve huzurlu hissedeceğiniz bir hayata adayabilesiniz. Yani çirkinlikleri fark etmelisiniz ki güzelliklerin peşine düşebilesiniz. Allah, toplumlara tevhidi deklare ederken putları ve tağutları fark ettiriyor. Onların ne kadar güçsüz, ne kadar çaresiz ne kadar kibirli, ırkçı, toplumları sınıfsal tabakalara ayıran ifsadçı, şehvet düşkünü, toplumların kanını emerek kendilerine hayat bahşeden aşağılık birer yamyam oluşlarını fark ettiriyor. Sonra da tevhidin insanı nasıl özgürleştirdiğini, toplumsal dengeyi nasıl kurduğunu, insanların etnik ve sınıfsal farklılıklarından dolayı birbirlerine hiçbir üstünlüklerinin olmadığını, olamayacağını deklare ediyor. Allah, müminlere buyuruyor ki içinde Allah’ın adının anılmadığı her şeyden uzak duracaksınız. Yani Allah’ın yüceltilmediği, Allah’ın yüceltmediği her türlü eylem haramdır. Çünkü Allah’ın adının yüceltildiği her eylemde denge unsuru söz konusudur. Vasat ümmet dediğimiz unsur söz konusudur. En ideal toplum ancak Allah’ın isminin yüceltildiği toplumdur. Her an için Allah’ın isminin eylemlerimizde ve düşüncelerimizde tarafımızca yüceltilip yüceltilmediğini görebilmemiz için fark etme duygumuzu sürekli açık tutmak zorundayız.

Fark etme duygusu insana verilmiş bir sorumluluktur. Yola çıkmadan önce yolu fark etmek zorundayız, yola çıktıktan sonra da yolun dosdoğru olup olmadığını. Fark edebilme algımızı bir kontrol edelim, sağlıklı çalışıyor mu yoksa çalışmıyor mu... Yukarıda da belirttiğimiz gibi bazen fark ettiğimizi sanırız ama fark etmemişizdir. Yolda olduğumuzu sanırız ama yoldan çıkmışızdır. Yolu fark ettiğimizi sanırız ama yolsuzuzdur.

713
YORUM LİSTESİ
gulaislame 08-01-2010, 17:47:21
Allah herhangi bir konuda yolla çıkmadan, çıkacağımız yola kuran'nın penceresinden bakabilmeyi ve bize neler kazandırıp neler kaybettireceğini farkedebilme sorumluluğunu bağışlasın.
insanların yoluna ve kalbine pusu kurup bekleyen hertürlu şeytan'dan herşeye gücü yeten Rab'bime sığınırım.

Allah razı olsun
 
Ahmet Tekin 07-01-2010, 23:25:07
farkedebiliyor muyuz? sanırım genel anlamda farketmediğimiz için böyle bir yazı kaleme alınmış. öncelikle farketme sorumluluğunu bize yeniden hatırlattığı için yazara teşekkür ederim. bazan bu duygudan o kadar uzaklaşıyoruz ki modernizmin evlerimize kadar girdiğini ve ailemizi yaktığını göremiyoruz. insanın kendini farketmesi gerekiyor, vahyi sorumluluğunu farketmesi gerekiyor. uzun bir yolculuğun imgelerinden sonra yine kaliteli ve güzel bir yazıyla devam ediyorsunuz. Allah kaleminize güç katsın.
 
DİĞER YAZILARI

16/05/2012 - 22:56 ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?

12/04/2012 - 08:56 DÜŞÜNCE, KURUMLARDAN ÜSTÜN TUTULMALIDIR

15/03/2012 - 06:57 ÇAĞIN İLERİSİNDE VE GERİSİNDE OLMAK...

13/02/2012 - 22:15 MODERN DÜNYAYI İSLAM'LA YENİDEN TANIMLAMAK

13/01/2012 - 13:36 HAYATA RABB’İN ADIYLA BAKABİLMEK

22/11/2011 - 18:38 ÇAĞIN YENİ PUTÇULUĞU: MARKALAŞMA

04/11/2011 - 12:46 KUR’AN’DA İSİM KAVRAMI

26/10/2011 - 16:19 AÇLIK GÜNÜNDE YOKSULU DOYURMAK...

04/10/2011 - 06:58 BİR KUR'AN KAVRAMI OLARAK "İLİM"

05/09/2011 - 15:30 BATI’NIN DÜNÜ VE DÜNYANIN BUGÜNÜ

02/08/2011 - 12:51 MEKKE TOPLUMU VE YAŞADIĞIMIZ TOPLUM KARŞILAŞTIRMASI

20/06/2011 - 06:27 AKIL TOPLUMU

21/04/2011 - 06:17 MÜSLÜMANLARIN ZİHNİ SAVRULMALARINA DUR DENMELİDİR

24/12/2010 - 23:35 ÖLÜM ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

30/11/2010 - 22:51 AHLAKI ALLAH’LA TEMELLENDİRMEK GEREK

28/10/2010 - 22:00 KUR’AN’I TERSİNDEN OKUMAK

07/10/2010 - 11:15 DÜŞÜNCEYİ DİRİ TUTABİLMEK GEREK

20/09/2010 - 14:05 ÖZELEŞTİRİYE İHTİYACIMIZ VAR

23/08/2010 - 12:12 KULLUĞU ÖZGÜRLÜĞE TERCİH EDİYORUM

31/07/2010 - 10:40 ÇOCUKLAR NEYİN MİRASÇISIDIR?

15/07/2010 - 10:59 ZAMANIN FIRTINALARINDAN KORUNMAK GEREK

05/07/2010 - 11:53 NİTELİK Mİ NİCELİK Mİ?

21/06/2010 - 08:37 GÜNDEMLER GÜNDEM OLA

07/06/2010 - 17:55 GELİŞİM Mİ, BAŞKALAŞIM MI?

25/05/2010 - 12:37 MÜSLÜMAN OLMAK TARAF OLMAKTIR

11/05/2010 - 11:39 SALİH AMEL KÂFİRLERİ NİÇİN ÖFKELENDİRMELİDİR?

25/04/2010 - 21:44 NUH’UN GEMİSİNE BİNMEK

14/04/2010 - 12:50 SORULAR VE SORUMLULUKLARIMIZ

30/03/2010 - 18:30 DOKUNULMAZLIKLARIMIZI KALDIRALIM

18/03/2010 - 12:14 HAYATA HİKMETLE DOKUNABİLMEK GEREK

25/02/2010 - 19:09 BİZ HANGİ SINIRLARIN ADAMIYIZ?

13/02/2010 - 19:56 BEN DEĞİŞMEDEN DÜNYA NE KADAR DEĞİŞİR?

05/02/2010 - 18:52 AÇILIMDAN YANA MIYIZ HİCRETTEN YANA MI?

01/02/2010 - 08:47 AHLAK, İNSANIN KENDİNE YABANCILAŞMASINA ENGELDİR

17/01/2010 - 22:30 BİLİNCİME SAHİP MİYİM!

07/01/2010 - 18:52 FARK EDEBİLİYOR MUYUZ?

22/12/2009 - 10:55 UZUN BİR YOLCULUĞUN İMGELERİ

31/07/2009 - 15:29 İÇE DÖNÜK ŞAHİTLİK VE BİREY OLGUSU

04/02/2009 - 11:01 BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

18/01/2009 - 11:36 KUŞANMAK YA DA SLOGANLARLA DEŞARZ OLMAK

31/12/2008 - 19:46 GAZZE’DE GÖZÜ YAŞLI ÇOCUKLAR

29/11/2008 - 13:59 YAŞAMAYA DAİR...

16/11/2008 - 14:33 AYNADA KENDİMİZİ SEYRETMEK

03/11/2008 - 11:25 ŞEHADET ANCAK ŞAHİTLİK YAPANLARINDIR

07/10/2008 - 12:01 "VE SİZLER ÜÇ SINIF OLDUĞUNUZ ZAMAN..."

05/09/2008 - 10:29 KUR'AN "AYKIRI" BİR MESAJDIR
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat