O halde bizler bilincimizi kendi haline bırakmamalıyız; çünkü bilincimizi kendi haline bıraktığımız an çevrenin kopyası oluruz. Kendimize gelmeliyiz ve kurtuluş için sağlıklı bir benlikle var oluş mücadelesine gücümüz nispetince girmeliyiz.
Hayatın bayağılaştı, zalimlerin gayrı meşru olan güçlerinin hukuk adıyla meşrulaştırıldığı dünyada her gün hayata uyanıyoruz. Tabiî ki bu uyanış bedenen gerçekleşiyor. Uyandığımız her gün bize yeni sorumluluklar yüklüyor. Elbette bu sorumluluklar ehemmiyet açısından farklılıklar arz etmekte. Hatta insanların kaygılarına ve inançlarına göre de bu farklılıklar hayata tezahür edebilmekte. Bu doğaldır. Fakat hayatın içindeki insanlarda özellikle de Müslümanlarda doğal olmayan bir şey var: Sorumluluklarıyla yüzleş(e)memek, onlarla hayata merhaba diyememek sorunu. Vahyin sorumluluklarını, vahyin önderliğinde, hayatın gündemine taşıma ve vahiyle tanışmamış insanları bu ilahi ilkelerle tanıştırma sorumluluğu.
Evet bugün böyle bir sorumluluğumuzun var olduğunu ve bunu bize bahşedenin de Allah olduğunu bilmemiz gerekir. Eğer inanmış isek( ki inanmak sorumluluk almaktır ) o zaman bu sorumluluğumuzla tekrardan tevhidi bilinç temelinde yüzleşmemiz gerekmektedir. Oysa yıllarca güçlü, organizeli ve kuşatıcı bir şekilde hakkıyla bu görevimizi yap(a)madığımızı -söylemeye dilim varmıyor- ifade etmemiz gerekmektedir. Bunun en somut delili evlerimiz, dostlarımız, akranlarımız, sokaklarımız ve toplumumuzdur.İçinde yaşadığımız toplum ve çevre, insanları Kuran’dan uzaklaştırmak isteyenlerin gücüne denk gelecek bir gayrete bizler tam olarak girişemedik ve insanımızı Kuran’la aydınlatamadık. Muhakkak bunun birçok sebebi olabilir. Bunları kendi dönemimizde gelecek adına sorgulamamız gerekmektedir. Oysa Peygamberler gibi hakkaniyet çerçevesinde, toplumla mücadele pahasına da olsa rabbani ilkeleri insanlara ulaştırma noktasında tam anlamıyla görevlerimize eğilmedik. Yapmamız gereken bu görevlerimizi ertelemek değil aksine yaşadığımız süreçte gündemleştirmek gerekir. Bunun geçici olmaması için sürekliliğin olması gerekmektedir. Bugün yaşadığımız toplumun bireyleri Kur’an’dan uzak bir yığınlar bütünü halinde hayatına devam etmekte. Üzücü olan ise Müslümanların bu vahim durum karşısındaki diğer gamlığıdır. Müslümanların, cehalet içindeki halktan bu kadar uzak kalmaları ve bildikleri ğerçeği sürekli birbirlerine aktarmaları, gerçek sorumluluklarını ifa ettiklerine kanıt olmasa gerek.
Tüm bunları gördükten sonra gelişim adına, bize dayatılan vahiyden uzak suni kalıpları kırıp hayat alanlarımızı genişletmemiz lazımdır. Bunu yapmadığımız takdirde hayatta dayatılan sınırlar içerisinde ya kayboluruz ya da birkaç kişiyle hayatın içindeki yanlışlıklara ses çıkaramayan, müdahil olamayan bireyler olup gideriz. Peki hayat alanlarımızı nasıl genişlete biliriz ve hayatın bütününü kapsayan evrensel bir İslami yapıyı küçükte olsa kendi toplumumuza nasıl intikal edebiliriz? Soru sormak çok önemlidir. Zira her gelişimin altında makul sorular vardır. Bazı sorular var ki cevaplardan daha önemlidir. O zaman işe kendimize sorular sorarak başlayalım… Sorularımızı Kuran’ı, Nebevi hayatı, yaşadığımız çağı ve zamanı dikkate alarak, cevaplamaya girişmeliyiz. Soru sormaktan korkmamalıyız; çünkü korkular insanı yıpratır ve esarete sürükler. Öyle sorular sormalıyız ki, sorularımız bizi uyandırmalı. Bizi bilinçli hale getirmeli. Çünkü kendi farkında olmayan birisi ne görevlerini ifa edebilir ne de yaşadığı zulmü, adaletsizliği görebilir. O zaman bizim acil olarak kendi öz benliğimize dönmemiz gerek. Bu da makul sorularla; samimi Müslümanlarla, ortak paylaşımlı vahiy zeminlerinde gerçekleşebilir. Güvenli ve istikrarlı bir diyalogla kendimize gelip, toplumu cahil bırakmakla ömürlerini uzatan gayri İslami kişilere karşı kenetlenmiş bir yapı oluşturma gayretine girmeliyiz. Bu da özümüzü Kuran’ın özüne uydurmakla gerçekleşebilecek bir durumdur. Kısaca bizden istenen özüne uygun bir şahitliktir. Rasulullah sorumluluklarını yerine getirdiğine dair ümmetini şahit tuttu. Acaba biz cahil bırakılmış olan ümmetin mazlum fertlerine karşı, sorumluluklarımızı yerine getirdiğimize dair kimleri şahit tutacağız?
O halde bizler bilincimizi kendi haline bırakmamalıyız; çünkü bilincimizi kendi haline bıraktığımız an çevrenin kopyası oluruz. Kendimize gelmeliyiz ve kurtuluş için sağlıklı bir benlikle var oluş mücadelesine gücümüz nispetince girmeliyiz. Etrafımızdaki savrulmaları fazla önemsemeden, yolda kalabilmenin başarı olduğu şuuruyla , yolumuza devam etmeliyiz. Bizi fazla ilgilendirmeyen veya bizi halkın dertlerinden, ümmetin sıkıntılarından uzaklaştıran, kendi sahih ve acil gündemlerimizden alıkoyan devletin kendi sorun ve sıkıntıları içinde kendimizi kaybetmemeliyiz. Unutmayalım ki bizim için hayat kutlu vahyi yaşamak ve yaşatmaktan ibarettir. Bizi bu anlayıştan uzaklaştıran, bu vahyi hayatın hakimiyyeti için engel olan her türlü saptırıcı gündemlerden uzaklaşmayı bilebilmeliyiz.
Sözün sonu olmamakla birlikte yine de son söz olarak Kuran’ı bir bilinçle hayatımızın kırık yönlerini kuranın şifa yönüyle tedavi edip , tekrardan hayatın tüm katmanlarına Kuran’ı ilkeleri götürebilme seferberliğini başlatmalıyız. Kadın-erkek, genç-yaşlı bu gayrete tüm benliğimizle dahil olabilmeliyiz. Biz üzerimize düşeni yapalım ve sonuçları en güzel değerlendiren Rabbimiz’e bırakalım. Allah’ın insanlara uzattığı kurtuluş ipini kavrayacağı şekilde halkın eline uzatalım. Davet alanında da temel görevimizin bu olduğunu unutmayalım. Hz. Ali’nin güzel bir sözüyle yazımıza ara verelim: “Bilginlere niçin öğretmediniz sorusu sorulmadan, cahillere niçin öğrenmediniz sorusu sorulmaz.”
eyvallah aziz dostum.RABBIM gayretini artırsın şahitiz ki sen mücadeleninin hakkını vermeye çalışıyorsun.Rabbim yolunu ve ufkunu açık tutsun
mustafa
26-12-2009, 22:39:25
Selamünaleyküm abe RABBİM devamını getirsin inşallah. Tüm islam ümmetine hayırlı olması dilegiyle.
Mehmet MAKSUT
24-12-2009, 16:13:40
Degerli agabeyim MEDENİYE teşekkür eder, en safi duygularımla selamlarım
medeni
24-12-2009, 09:59:32
Allah razı olsun zahmete katlanmış emek vermişsin kardeşim.Rabbim zihnine ve gönlüne açıklık versin.Rabbim yar ve yardımcın olsun.nice mutlu ve hayırlı başarılar temennisi iel Allaha emanet ol.
alper
21-12-2009, 14:38:35
Kardeşim yazılarınızın devamını bekler mücadelede göstermiş oldugunuz gayretten dolayı sizi saygıyla selamlarım.Kardeşimizin genç yaşına ragmen islami mücadelede gösterdigi gayret gerçekten takdire degerdir.Dilerim rabbim onu cennetle takdir eder
Mehmet Maksut
20-12-2009, 13:35:08
SEVGİLİ KARDEŞİM KÜÇÜK DOSTUM SERKAN ALLAH SENDEN RAZI OLSUN ...O KÜÇÜK GÜREGİNE SAGLIK ALLAH KENDİ YOLUNDAN AYIRMASIN.SELAM VE SEVGİYLE
gulaislame
20-12-2009, 08:57:50
Allah sizin gibi uyanmmaıza yardımcı olan kalemlerin sayısını artırsın.
Allah razzı olsun yazılarınızın devamını dilerim.
Şahin ÖZİLİCE
19-12-2009, 19:30:13
Kardeşim yazını okudum.Eline sağlık.İhtiyacımız olan bir yazıydı..İnşallah devamını bekliyoruz..Allaha emanet ol
Asaf SARRAF
19-12-2009, 19:26:43
S.A muhterem kardeşim.Yazınızı okudum..Bu alanda yazılmış diğer bütün klasik edebi ağırlıklı vahyin yaşanması gerektiğini bildiren ama bunun şu toplumda nasıl olabileceğinin yolunu açık seçik gösteremeyen güzel ve yaldızlı sözler okudum..Peygamber, diyorsunuz..Resulullah Vahye reel olarak muhatabdı..Onun tebliğ kudreti şu ahirzamanda bizlerle ölçülebilirmi..Biz müslümanlar hep böyle yaparız..Reeli düşünmeden uçarız..uçururuz...Kabul edemediğimiz göremediğimiz şey son fotoğraf..içinde yaşadığımız son toplum yapısı..Son aile..Son arkadaş ..Son sevgili..Son dost.. vs...Artık yeni bir peygamber yeni bir vahiy gelmeyeceğine göre 'Kurana bağlanalım..Vahiyden beslenelim..Nurdan feyz alalım' gibi sözler sadece güzel edebi yazılar olarak kalıyor..Bunlarıda düşünerek fikir hayatınızı genişletmenizi tavsiye eder Münevver olma yolunda çalışmalarınızda muvaffakiyetler dilerim...
Şükrü Hüseyinoğlu
19-12-2009, 19:13:09
Mehmet Maksut kardeşim yüreğine ve kalemine sağlık. Aramıza hoş geldin, yazıların istikrarla devam etmesini temenni ediyoruz.
serkan toprak
19-12-2009, 19:01:37
maksut abi süper yazmışsın valla daha iyi başarılar dilerim sevgilerle
Degerli kardeş hoş geldin...yazının özeti olacak o güzel sözler içinde allah razı olsun.inşallah her daim yazılarını görmek isteriz
mehmet maksut
19-12-2009, 16:38:35
DEGERLİ AGABEYİM HİKMET ERTÜRKÜN GÖSTERDİGİ İLGİDEN DOLAYI ALLAH RAZI OLSUN DER KENDİSİNİ,AİLESİNİ,SEVDİKLERİNİ VE TÜM İSLAM VE HAYAT SİTESİ TAKİPÇİLERİNİ EN SAFİ DUYGULARIMLAR SELAMLARIM...HOŞBULDUK KEKOM...İNŞALLAH BUNDAN BÖYLE HEP BERABER GÜZEL ŞEYLER YAPMAK İÇİN UGRAŞACAGIZ YETERKİ BİRBİRİMİZDEN DESTEKLERİMİZİ ESİRGEMEYELİM...HER NE KADAR BU DUNYAYI CENNETE CEVİREMEMİŞSEK BİRİLERİNİN DE CEHENNEME ÇEVİRMESİNE MÜSAADE ETMEYECEGİZ.MAMOSTE ŞÜKRÜ AGABEYEDE TEŞEKKÜRLER....RABBİM AYAKLARIMIZI SABİT KILSIN...YOL YÜRÜRKEN YOLDAN ÇIKMAMA DUASIYLA
hikmet erturk
19-12-2009, 14:52:44
hoşgeldiniz maksut kardeş.Çok verimli yazılar yazacağınıza eminim.Allah gayretlerinizi dahada artırsın ve bereketlendirsin inşallah.Güzel bir çalışma olmuş.Allah razı olsun.