Hayat bir imtihan!
Suriye'de hastanelerde katliam yaşanıyor
KNKM'de "Umre Yolculuğu" konuşulacak
Hamza Er, Edremit'te konuşacak
İktibas'ın Mayıs sayısı okuyucuyla buluştu
NATO'ya Türk sekreter konuşuluyor   |   Yürek sürgünlerinden mülteci kamplarına (Şiir)   |   Heniyye: Filistin topraklarında İsrail'e yer yoktur   |   Oğlumu iki metre toprak altından çıkardım   |   Kafkas sempozyumundan Rusya rahatsız oldu   |  
Ana Sayfa Künye İnternet Kullanma Kılavuzu Ziyaretçi Defteri İletişim
KUR'AN SİYER AKAİD FIKIH KAVRAMLAR RÖPORTAJLAR VİDEO İSLAM DÜNYASI GÜNCEL KÜLTÜR SANAT MEDYA OKUMA GÜNLÜĞÜ
Canlı Yayınlar
Kategoriler
KUR'AN
SİYER
AKAİD
FIKIH
KAVRAMLAR
RÖPORTAJLAR
VİDEO
ETKİNLİKLER
KARİKATÜR
İSLAM DÜNYASI
GÜNCEL
KÜLTÜR SANAT
SEÇME YAZILAR
MEDYA
E-KİTAP
İBRETLİK
ŞİİR
TAKVİMİMİZ
OKUMA GÜNLÜĞÜ
Şahit Olanlar
Okuma Günlügü
Kitaplar
Dergiler
Anket

Yönetici :..

Ak Parti en çok kimleri dönüştürdü?

Seçenekler
Sistemi
Sağcıları
Solcuları
Müslümanları

Sonuçları Göster

 
KÖKTEKİ BİLİNÇ
Hikmet ERTÜRK - 15/12/2009 - 11:36
Ayette görüldüğü üzere Allah, sözünü söylemiş ve yapılması gereken doğru işi yani ameli belirtmiştir. Bu nedenle önemli olan her şeyi yapabiliyormuş gibi konuşmak değil az ama bize ait olan, elde ettiğimiz kazanımları konuşup, edindiğimiz azıkla yol almaya çalışmaktır.

''… biri, olayı görür, kendini görür kendini olayı görürken görür, kendini olayı gören başkalarını görürken görür ki, bu başkaları da belki kendilerini olayı görürken görmektedirler. Demek ki icra, icracılar ve izleyiciler vardır ve insanın kendini gören bir kendisi vardır ki, bu icracı, izleyici ya da izleyicilerin izleyicisi olabilir…'' R. SCHECNER

Evet, "Kendini gören bir kendi vardır ki, bu icracı, izleyici ya da izleyicilerin izleyicisi olabilir." Olayın öznesi de bu kişi olsa gerek. Bu kişi resmin tümünü gören kişidir. Konuştuğu şeyler tutarlıdır ve gördükleri hakikate dayalıdır. Bir de işin öteki yönü var ki, kendini görmeye bir türlü yanaşmayan ve görmedikleri, gerçeği ile karşılaşmadıkları, nasıl bir tepki vereceklerini dahi bilmedikleri olayları gerçekten yapabilecekleri şeyler olarak sürekli konuşan, kendini bilmeye yanaşmayan tipler. Ya da ilahi ifade ile sürekli yapamayacakları şeyleri konuşan kimseler.

Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyi söylemek, Allah katında büyük gazaba sebep olur. Doğrusu Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlıyarak savaşanları sever. ( Saff, 2–4)

Bu, şu demek oluyor ki; önemli olan Allah adına büyük sözleri sarf etmek değil onları yaşayabilmektir. Söz söylemekle kardeşlerimizin yanında onlardan daha takvalı olduğumuzu zannettiğimiz sürece Allah’ın yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi olamaz, O’nun yolunda kardeşlerimizle saf bağlayarak savaşamayız. Böylelikle Allah’ın sevdiği topluluk içerisinde de yer almamız mümkün değildir. Ayette görüldüğü üzere Allah, sözünü söylemiş ve yapılması gereken doğru işi yani ameli belirtmiştir. Bu nedenle önemli olan her şeyi yapabiliyormuş gibi konuşmak değil az ama bize ait olan, elde ettiğimiz kazanımları konuşup, edindiğimiz azıkla yol almaya çalışmaktır. Tabii sürekli olarak nefsimizle savaş içerisinde olmalı, cihada kadar uzanacak yolda kendimize yeni yol azıkları edinmeliyiz.

Cümleyi ister başından ister sonundan okuyalım, kendimizi görmek ve başkalarını düşünmek birbiriyle ilişkili bir durumdur. Kendimiz olarak kalabildiğimiz bu süreçte, bu tanışma biçimi başkalarını da fark etmemizi sağlayacaktır. Bizlerin kendi dışımızdaki kardeşlerimizi düşünmeye başlaması, kendimizi de doğru bir biçimde tanımaya başladığımız anlamına gelecektir. Ya da bizler kendimizi doğru bir biçimde tanımaya başladığımızda, bu tanıma biçimi bizim dışımızdaki kardeşlerimizin farkına varmamızı sağlayacaktır. Artık onların üzüntülerinin, sıkıntılarının bizleri de üzen bir yanı olacaktır. Üstelik kardeşlerimizin mutlu günlerinin, onların adına oluşan iyiliklerin bizleri de mutlu ettiğini göreceğiz.

Söylenen onca iddialı söz ve hala yürünecek bir yolun olmaması, teslimiyet yolcularının da var olmadığı gibi bir sonucu ortaya çıkardı. Söylediğimiz ama hayatımıza aktarmadığımız bu sözlerle İslam’ın taraftarları olabildik belki ama, İslam’ın insanı olamadık. Çünkü İslam’la kendi aramızdaki en büyük engel yine kendimiz olduk. İşin daha da tuhaf tarafı ise kendimizde görmediğimiz onca eksik varken dilimizi de tanıdığımız her kardeşimize haksız eleştiriler yöneltmek için kullandık. Halbuki, hayat sıkı tutunamayanların baş aşağı yuvarlanıp yere çakıldığı bir dönme dolap değildir. Hepimizin boş bulunduğu, sıkı tutunamadığı, yaş tahtaya bastığı anlar olabilir. Başımıza gelen olaylar, meydana gelişleri esnasında bazen önemli, bazen önemsiz, bazen çirkin, bazen faydalı, bazen de güzel görünebilir. Başkaları hakkında hükme varırken müsamahalı olmayışımız, suçladığımız kimsenin hareketlerinin arkasındaki gerçekleri bilmeyişimizdendir. İlk sebebi bilmeden, varacağı neticeyi tahmin dahi edemeden son hükmü vermek hiç de doğru olmasa gerek. Acele hükme varmadan önce kendimize soralım. Ben de onunla aynı şartlar altında bulunsaydım onun kadar hatta daha da beter olmaz mıydım? ‘’Anlatamamaktan değil, anlayamamaktan korkun!’’(Çin Atasözü)

Bir düşünür ‘’Her mağlubu kınamayınız. Siz daha her savaşı görmediniz’’ diyor. Başkaları hakkında konuşmaya başlamadan önce kendiniz hakkında konuşmaya başlayınız. Bakın bakalım, bir başkası için söylemeyi düşündüğünüz sözlerden geriye ne kalacak? Evet, daha henüz her savaşa girmedik. Bilmediğimiz, sınanmadığımız onca şey varken sanki sınandığımız tüm şeylerde başarılı olmuşuz gibi bir dil kullanmak ancak kendimizi kandırmak olur.

Öyle ki yapılacak ilk iş uzak düşmanlara slogan atmak değildir. Şu an bizlerde görülen kararsızlık ve ikili kişilik, asr-ı saadet dönemi Müslümanlarında yoktu. Zaten ne bu tarafa, ne de o tarafa yar olmama hali görülen ve buna rağmen kendisini İslam'a mal eden kişiler de mü'minlerden İslam'a dair böyle bir onay alamamışlardı. İlk dönem Müslümanları o dönemki cahili yaşantılarından tamamen uzaklaşmışlardır. İşte bu nedenle Ebu Cehil gibi aklıyla bilse de, Abdullah b. Übeyy gibi diliyle söylese de, Ümeyye b. Ebi’s-Salt gibi aklıyla bilip, diliyle söyleyip, kalbiyle inandığını iddia etseler de söz konusu kişiler kendilerini o değere teslim etmemiş “muvahhit “olamamışlar ise, mü'min sayılmamış, aksine dışlanmışlardır.

Görünen o ki, şu an hiç birimiz, hiç kimseyi İslam adına dışlayacak bir güce sahip değiliz. Bu hesap ahirete kalsa da, uyarıda bulunulan kardeşlerimiz bu uyarıları dikkate almasa da, o gün yalvarış ve pişmanlıklarının geri dönüşü, telafisi olmayacaktır. Yine de ben, bu dünya hayatındaki kazanımlarını avantaj olarak görüp bulundukları konumu terk eden, kardeşlerini yalnız bırakıp müşriklerin rızık kapılarında dolaşan, oraları mekân edinen kardeşlerime bir şehidin diliyle uyarıda bulunmak istiyorum. Ve bu vesile ile bizlerin dünyaya dair kazanımları reddedip Rabbimizin bize gösterdiği yerlerde fakir kardeşlerimizle birarada bulunmamızın bir kayıp olmadığını belki anlarlar diye düşünüyorum.

20- Kentin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi.

21- "Sizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar."

22- "Ben niçin beni yaratana kulluk etmeyeyim? Sizde O'na döndürüleceksiniz. "

23- "Onu bırakıp da tanrılar edinir miyim? Eğer rahman olan Allah bana bir zarar vermek isterse, o tanrıların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve onlar beni kurtaramazlar."

24- "O takdirde apaçık bir sapıklık içinde olurum."

25- "Şüphesiz ben Rabb'inize inandım, beni dinleyin."

26- "O'na "cennete gir" denilince "Keşke kavmim bilseydi."

27- "Rabb'imin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını" dedi. (Yasin Suresi)

Evet, bir şehidin diliyle Rabbimizin söylediği bu sözler tüm korkularımızı yenebileceğimiz türdendir. Bu şehid, ilahi mesaja kulak tıkayan arkadaşları için endişeleniyor.

"Ona "cennete gir" denilince "Keşke kavmim bilseydi; Rabb'imin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını" (Yasin, 26–27) diyor. Tabii bizler de haklı olarak endişeleniyoruz kardeşlerimiz için. Keşke bilseniz gittiğiniz yerlerin sizleri öteki dünyada geri dönüşü mümkün olmayan bir pişmanlığa sürükleyeceğini.

Öyle anlaşılıyor ki, kök anlaşılmadan, kökteki bilinç anlaşılmayacak. Kökteki iman yaşanmadan, çiçeğe sahip çıkmaya çalışmak, dalından koparılan bir çiçeğe sahip çıkmaya veya bu çiçeği yakaya takmaya benzer ki, bu çiçek solmaya ve sararmaya mahkûmdur. Çünkü imanın yalnızca bilgisine sahibiz ve bunları pratik hayatımıza aktaramıyoruz. Yakalarımıza taktığımız bu çiçek geçici bir süre bizimmiş gibi gözükse de kalplerimizde kök salmadığı, bizlere yabancı ve bizlerden kopuk olduğu için emanet bir eşya, emanet bir duygu görüntüsü vermektedir aslında. Oysa sahiplendiğimiz veya sahipleneceğimiz hasletlerin bizlerin bir parçası olması, kalplerimizde yeşermesi gerekmez miydi? Daha da vahim olanı, sahiplendiğimiz, içselleştirmeye çalıştığımız şeylerin batının yaşam tarzına ait olduğunun farkına varamayışımızdır. Laik ve kapitalist bir yaşamın İslami bir yaşantı olabileceği ve bu halimizle kabul edilmeyi bekliyor olmamız oldukça şaşılacak bir durumdur. Bu çiçek, İslam’ın saf ve berrak kokusunu asla vermeyecektir, bu aşı hiç bir zaman tutmayacaktır. Çünkü bizlerle hiç bir şekilde akrabalık bağları bulunmamaktadır. Bu nedenle tarlayı zararlı maddelerden temizlemeden, ekilmesi gerekeni ekmeden yağmur duasına çıkmamız ve bereketli mahsuller beklememiz haliyle abes olacaktır.

Bizi yoktan var eden Rabb'im, hepimizi, hayatı Kuran’la anlamlandıran, hayata vahyin penceresinden bakan, Allah’ın bak gör dediği yerden gören, parmak ayı gösterirken parmağa değil de, Ay’a doğru bakan, yani hikmete ve manaya değer veren, eğer bir insanın yüreğine vahyin yağmuru yağarsa, orada cennet çiçeklerinin açacağını bilen, vahyi hayatına rehber edinen ve mesajı diğer insanlara taşımayı kendilerine görev bilenlerden kılsın. Şunu hiç bir zaman unutmayalım ki ;

"Kim bu dünyada (hakikate karşı) kör ise ahirette de kördür. Yol bulmadaki şaşkınlığı daha da beterdir.” (isra:72)

Selam ve dua ile…

957
YORUM LİSTESİ
leyla 25-07-2011, 08:41:09
yüreğinize sağlık.
 
mehmet gündüz 22-12-2009, 21:03:59
Allah razı olsun yazar kardeşimizden. Tarladaki toprağa daha önceleri bir çok ürün ektiğimiz için,köklerimizin hakiki manada verimli olması ancak o toprağı saf ve arı hale getirdikten sonra ekmekle mümkün olacaktır. Aksi taktirde elimizde sürekli olarak çapayla gezip ayrıkları temizlemekle meşgul oluruz. Bütün bunlar içinde bilinçli çiftçilere ihtiyaç vardır. bu çiftçiler ki ekecegi üründe gösterecegi hassasiyeti toprağı temizlemek içinde göstermelidir. ''Bir toplum kendi nefislerinde olanı degiştirmedikçe, Allah da o toplumun halini degiştirmez'' RAD-11
 
musab 22-12-2009, 10:18:35
s.a Allah razı olsun
 
ihsan aydın 20-12-2009, 20:49:24
Degerli agabeyim yüreginize saglık.Hz Osmanın dedigi' gibi çok konuşanlarla degil çok çalışanlarla yol alınır'.sözünü iyice algılamalıyız.Hayata geçirilmemiş sözlerin hiç bir ehemmiyetinin olmadını bilmemiz lazım
 
hikmet erturk 19-12-2009, 19:37:44
''Bugun hiç birimiz kimseyi islam adına dışlayacak durumda değiliz!!!dersek ve üstüne imanın yanlızca bilgisine sahibiz dersek!!!ve üstüne üstlük çin atasözü koymayı ihmal etmeyip!bir hadis bile yazma geregini kendimizde görmez isek bunun adı sadece ve sadece edebi mistizm olur ki bu kuran ve elbetteki peygamber efendimizin yaşantısına asla uymnaz.'' Kardeşimiz bazı cümleler ekleyerek konunun bütünlüğünü gözden kaçırmış gbi.Böyle yanlış anlamaya sebep olmam nedeniyle özür diliyorum kendisinden.Zaten tanıdık birisi demiş kendisi dmekki yanlış ve kusurlu olduğumuz yönlerimizide biliyordur.İnşallah bizlerde eksiklklerimizi görüp düzeltebiliriz.Uyarıları için Allah razı olsun.Ben yazıda yok ama bir kaç hadis konu ile ilgili eklemiş olayım.
"(Allah'a) Şirk / ortak koşan bir müşrik, müslüman olduktan sonra kâfirlerden ayrılıp müslümanların arasına katılmadıkça Allah onun hiçbir amelini kabul etmez."

"Ben, müşriklerle beraber yaşayan müslümanlardan berîyim / uzağım. Müslümanlarla müşriklerin ateşleri birbirini görmesin."

"Müşriklerle beraber oturmayın, onların içine girip onlara karışmayın; kim onlarla birlikte oturur veya onların içine karışırsa o da onlar gibidir. (Hadisi şerif)


 
bi kul 19-12-2009, 09:54:04
İslam’ın taraftarları olabildik belki ama, İslam’ın insanı olamadık.

kalemine saglık abi...
 
bünyamin 19-12-2009, 09:52:23
evet şapka düştü kel göründü.bize kelliğimizi hatırlattı hikmet kardeşimiz.insanlar inandıkları gibi yaşamazlarsa yaşadıkları gibi inanırlar.vahyi kuşanmayan her inanış batıldır.o halde dünyayı değil de ahireti istediğini idda eden her birey her hareketine vahyin süzgecinden geçirmek zorundadır.kendisini ölmiüş olarak düşünerek kuranda yer alan soruları kendine sormalı ve ne derece müslüman olduğunun farkına varmalıdır.mevcut düzen de din eğitimi verenler hep allahın rahman yönünü anlatmakta hiç kahhar yönünden bahsetmemektedir.oysa kuran bir bütündür.kardeşimizin dediği gibi dünyaya rest çekerek ahiret mutluluğu için yaşayan ve yürüyen kuran olalım.bunun içinde kendimizi tanıyalım ve içimizde olan batılları atarak hakla değiştirelim.allah bunları bize nasip etsin.kardeşimizden de emekleri için razı olsun ve dostları birlikte gerçek dostlar meclisinde bir kılsın.
 
TANIDIK BİRİ 18-12-2009, 03:40:49
SA.Bugun hiç birimiz kimseyi islam adına dışlayacak durumda değiliz!!!dersek ve üstüne imanın yanlızca bilgisine sahibiz dersek!!!ve üstüne üstlük çin atasözü koymayı ihmal etmeyip!bir hadis bile yazma geregini kendimizde görmez isek bunun adı sadece ve sadece edebi mistizm olur ki bu kuran ve elbetteki peygamber efendimizin yaşantısına asla uymnaz.
 
Feda 15-12-2009, 22:03:42
Ey Filistinli çocukların Rabbi! Ey cehennem gibi ölüm kusan tanklara ve uçaklara, sapan taşlarıyla karşı koyan yiğit çocukların Rabbi! Ey arka sokaklardakilerin Rabbi Ey ötekilerin Rabbi Ve ey bizim Rabbimiz!
Bizleri uyandır bu gafletten. Birleştir fakir ellerimizi, yok et içimizdeki dünya sevgisini, ahiretin var olduğu bilincini yerleştir benliğimizin en derinliklerine, yüreğimize kardeşlerimizin sevgisini muhabbetini yerleştir. hiç bir ücret talep etmeyen davetçilerle kıl bizleri, islam kokmayan çiçekleri göğsümüze takmanın fayda veremeyeceği ruhunu yerleştir.

Ona "cennete gir" denilince "Keşke kavmim bilseydi....." Keşke bilseydik dememek için bilmeyi öğret bizlere.

Gelin "Doğrusu Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlıyarak savaşanları sever" ayetinin muhattabı olalım.

Bizleri yeniden hesap yapmaya sevkeden yüreğimize sıkıntı sokan bizleri huzursuz eden fikir paylaşımınızdan dolayı rahman razı olsun.
 
Esra Kılıç 15-12-2009, 18:27:47
''Çünkü imanın yalnızca bilgisine sahibiz ve bunları pratik hayatımıza aktaramıyoruz. Yakalarımıza taktığımız bu çiçek geçici bir süre bizimmiş gibi gözükse de kalplerimizde kök salmadığı, bizlere yabancı ve bizlerden kopuk olduğu için emanet bir eşya, emanet bir duygu görüntüsü vermektedir aslında.''

Allah imanlarımızı kalplerimize indirmeyi ve bu imanı hayatımıza geçirebilmeyi bizlere nasip etsin...Allah'tan en büyük niyazım şudur ki hesap gününde biz müminlerdeniz dediğimizde hayıırr siz mümin olduk demeyin sizler müslim olduk deyin çünki iman kalplerinize yerleşmedi azarını işitmeyelim

Yazı için çok teşekkürler...Kendi adıma çok faydalı oldu.Allah razı olsun
 
gulaislame 15-12-2009, 13:59:52
bizler beşeriz ve her beşer hata yapar.önemli olan birbirimizi eleştirmek ve yargılamak yerine din kardeşlerimize yardımcı olmak Allah için birbirimizi sevmektir.hayata islam penceresinden bakabilmek için önce nefsimizi tum cahili sistemlerden ve iç hastalıklardan kurtarıp hayat nizamı olan kuran'ı kerimi hayatımızın her karesine aktarmalıyız. islama göre yaşantımıza yön vermeden vahiden yararlanmamız mumkun değildir.

Hayat bir imtihandır. ilahi imtihan ise salih niyetle birlikte ameli duzlemdedir.

Allah razı olsun.
 
DİĞER YAZILARI

20/04/2012 - 15:51 MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK

14/03/2012 - 07:17 SINAVA DÂHİL OLMAK

14/02/2012 - 08:11 AŞK, SEVGİ, "SEVGİLİLER GÜNÜ"

12/01/2012 - 23:27 İNFAK: EN SEVDİKLERİMİZDEN

17/11/2011 - 21:26 AMERİKAN BAHARI

06/10/2011 - 09:22 OLUMSUZ BAĞIŞIKLIKLAR

15/09/2011 - 08:31 KISKANÇLIK/HASET

20/07/2011 - 23:11 KENDİNİ BEĞENMİŞLİK

17/06/2011 - 11:17 İKİYÜZLÜLÜK

11/05/2011 - 11:18 BÜYÜKLENMEK

11/04/2011 - 13:10 DÜNYA SEVGİSİ

08/03/2011 - 01:10 "KAZA" VE "KADER"

06/02/2011 - 13:48 TUNUS VE MISIR AYAKLANMALARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

01/02/2011 - 19:25 DÜRÜST ADAM, HIRSIZ ÜLKE

11/01/2011 - 22:29 İktibas Dergisi'nin 31. Yılı

16/12/2010 - 23:02 O gün

29/11/2010 - 19:13 SULANDIRILAN KAVRAMLARIMIZ VE GÜNDEMİMİZ

12/11/2010 - 11:59 KURBAN BAYRAMINDA İSLAM COĞRAFYALARI

19/10/2010 - 18:21 TEK DİN İSLAM

20/09/2010 - 14:19 MÜSLÜMAN OLMAM NEYİ GEREKTİRİR?

23/08/2010 - 12:20 UMRE İZLENİMLERİ

27/07/2010 - 12:09 RAB VE İLAH KAVRAMLARINI YENİDEN HATIRLAMAK

25/06/2010 - 10:28 İLK GÜNKÜ GİBİ OLABİLMEK

26/05/2010 - 10:29 AZ KALSIN MÜSLÜMAN KALAMAYACAKLARDI…

29/04/2010 - 11:51 MECNUN’UN DEVESİ

12/04/2010 - 10:58 "ESKİLERİN MASALLARI"

25/03/2010 - 11:43 GÖKYÜZÜNÜN ERİMİŞ MADEN GİBİ OLACAĞI GÜN

03/03/2010 - 17:24 KAVGAYI GÖRMEK GEREK

22/02/2010 - 08:15 GERÇEK TAKVA SAHİPLERİ

25/01/2010 - 15:04 DOĞRU DİN BİRDİR, DEĞİŞMEZ!

05/01/2010 - 10:39 İMANIN HAKİKATİ

15/12/2009 - 11:36 KÖKTEKİ BİLİNÇ

01/12/2009 - 10:22 HİCRET

30/10/2009 - 13:44 AHDE VEFA

04/10/2009 - 15:45 İÇİMİZDEKİ 'BEN'

08/09/2009 - 09:51 ORUÇ, "GIYBET"İ YOK ETMELİ

13/08/2009 - 17:52 RAMAZAN AYI KUR’AN AYIDIR

14/07/2009 - 00:05 ALLAH'IN İSİMLERİNİ EZBERLEMEK

18/06/2009 - 12:32 NUH'UN GEMİSİ

19/05/2009 - 22:37 EBU LEHEB’İN ELLERİ KURUSUN!

21/04/2009 - 00:19 SAHİPLİĞİ DEĞİL ŞAHİTLİĞİ OMUZLAMAK

14/04/2009 - 11:43 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM–2

24/03/2009 - 09:44 YOL AYRIMI

16/03/2009 - 09:34 ÇEÇENİSTAN’I UNUTMAYALIM

26/02/2009 - 12:09 28 ŞUBAT TAMAM, YA İÇİMİZDEKİ 28 ŞUBATLAR

08/02/2009 - 21:07 MÜNAFIKLAR HAKKINDA…

14/01/2009 - 10:44 ŞEHİD GAZZE

22/12/2008 - 22:00 SABIR GÜNLERİ

29/11/2008 - 12:45 ÖZGÜVEN İÇERİSİNDE YOL ALMAK

10/11/2008 - 12:29 YUSUF KISSASI VE DAVET METODU
YAZARLAR
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
UMRE YOLCULUĞUNUN ÖĞRETTİKLERİ
Ömer KARAKAŞ
MÜTEŞABİHATA SARILMAK!
Fatih PALA
BAHADDİN YILDIZ VE KADİR KIYMET BİLMEK
Bünyamin ZERAN
ALİM OLMAK MI ENTELEKTÜEL OLMAK MI?
Mükerrem BULUT
DÜNYA; KALBİMİZDE Mİ ELİMİZDE Mİ?
Cemil ARSLAN
YENİ BİR DÜNYA KURMALIYIZ!
Mustafa ATAV
DURDURUN TRENİ, İNECEK VAR!
Mehmet PAMAK
MODERN PUTPERESTLİK: FUTBOL FANATİZMİ
Mehmed MAKSUT
GEZİ VE MUHASEBE
Hikmet ERTÜRK
MÜSLÜMAN OLARAK YAŞLANMAK
Ahmed KALKAN
4+4+4, MÜSLÜMANLAR İÇİN NE İFADE EDİYOR?
M. Kürşat GÜRSOY
BİR KONFERANSTAN İZLENİMLER
Fatma CEREN
BAŞLIKLI MASAL -3-
Şinasi ULUDOĞAN
AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMAK!
ENÇOK OKUNANLAR
MEKKE VE MEDİNE`YE SAHİP ÇIKALIM
İSLAM SADECE ANLATILMAZ, YAŞANIR
MÜSLÜMAN GENÇLERDE BURÇ SAPMASI
MÜSLÜMAN OLMAK YETMİYOR MU?
TEVHİD VE ŞİRK ÜZERİNE
İNTERNETİ MÜSLÜMANCA KULLANMAK
RADİKAL AYNA
TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK VE TABAKALAŞMA
NEYİ ANLATACAĞIZ?
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI?
GÜNÜN KONUSU
BİR AYET
BİR HADİS
BİR SÖZ
VİDEO
 
 
Copyright © 2009 İslam ve Hayat
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat